(6100 S. K. m. 297, 321)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraflar vekilleri tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı işyerinde 2006 yılından itibaren 29/04/2014 tarihine kadar çalıştığını, son aldığı maaşın net 1400,00 TL olduğunu, davalı işyerinde bir öğün yemek ve servis uygulaması olduğunu, müvekkilinin haftanın 6 günü 10 saat çalıştığını, ancak müvekkiline fazla mesai alacaklarının ödenmediğini, müvekkilinin fazla mesai, resmi tatil alacaklarının ödenmemesi ve maaşının SGK'ya asgari ücret üzerinden gösterilmesi nedeniyle iş akdini haklı nedenle fesh ettiğini, müvekkilinin ücret ve çalışma süresinde ihtilaf oluşabileceği ve sosyal yardımların hesaplanmasının tarafından tespit edilmesinin imkansız olduğundan belirsiz alacak davası olarak açtıklarını ileri sürerek, kıdem tazminatı, resmi tatil ve fazla mesai alacaklarını istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkil ... Şirketi'nden talep edebileceği hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, bu nedenle HMK'nın 114. Maddesinin (H) bendi uyarınca müvekkil ... Beton yönünden açılan davanın dava şartı eksikliği nedeniyle reddi gerektiğini, davacının müvekkili olduğu ... Beton Şirketi'nde 18/04/2014 tarihinde işe başladığı ve 09/05/2014 tarihinde işten ayrıldığının açık olduğunu, bu haliyle 1 yılı aşmayan çalışma süresine ilişkin olarak davacının kıdem tazminatı talep etmesi hukuken mümkün olmadığını, müvekkili olduğu diğer davalı ... İnş. Taah. Nak. San. Ltd. Şti yönünden de davanın reddi gerektiğini, zira müvekkili ... İnş. Taah. Nak. San. Ltd. Şti tarafından da davacının tüm haklarının ödenmiş olduğunu, davacının ... şirketinde 03/12/2010 tarihinde soğuk hava depo görevlisi olarak çalışmaya başladığını, ve yaklaşık 3 yıl kadar müvekkil şirket bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, ancak müvekkili olduğu ... şirketi 17/04/2014 tarihinde ... bünyesindeki şirketten davacının rızası ile ... Beton Şirketi bünyesine geçirildiğini, davacının 1400,00 TL ücret aldığı iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafça her ne kadar haftanın 6 iş günü 10 saat çalışıldığını ve buna ilişikin fazla mesai ücretlerinin ödenmediği iddiasının gerçek dışı olduğunu, davacının tüm yıllık izinlerini kullandığını ve davacının resmi ve dini bayramlarda çalışmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece özetle; SGK kayıtları, toplanan delillerin değerlendirilmesinde; davacının davalı ... Beton şirketinde 21/07/2006 ile 22/01/2009 tarihleri arasında 03/10/2010 ile 17/04/2014 tarihleri arasında ... şirketi ve 18/04/2014 ile 09/05/2014 tarihleri arasında ... Beton şirketi nezdinde çalışmış olsa da davacının fiilen ... Beton şirketine ait işyerinde çalışmış olduğu tanık beyanlarıyla anlaşılmış olduğu, tanık anlatımları ile sübuta erdiği üzere davacının hafta tatili, genel tatil ve fazla çalışmasının bulunmasına rağmen davalının iş bu çalışmalar karşılığını ödediğini usulüne uygun olarak ispat edemediği anlaşılmakla davacının feshinin haklı olduğu,davacının iş akdini haklı nedenle feshettiği, bu nedenle kıdem tazminatına hak kazandığı, tanık anlatımları göz önünde bulundurulduğunda fazla çalışmanın ve tatil günü çalışmasının yapılmasına rağmen ücretinin ödendiğine ilişkin davalı tarafça herhangi bir delilin ibraz edilemediği, yıllık izne hak kazanılmasına rağmen kullandırıldığının yazılı delil ile ispatlanamadığı, ücret alacağının tek taraflı indirime gidilmesi mümkün olmadığından bu alacak kaleminin yine hak edildiği anlaşılmakla dosya kapsamına uygun bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle takdiri delile dayanan alacak kalemleri olan fazla mesai, genel tatil ve hafta tatili alacağına ilişkin %25 oranında hakkaniyet indirimi yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davacı ve davalılardan ... Beton Şirketi vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Gerekçeli karar başlığında 1 numaralı davalı olarak belirtilen Şirketin ünvanının " ... İNŞAAT TAAHHÜT NAKLİYE SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞİRKETİ " olmasına rağmen " ... " olarak belirtilmesi mahallinde düzeltilebilir maddi hata kabul edilmiştir.
2- 6100 sayılı HMK. nun 297/2. maddesi “ Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. “ hükmünü içermektedir.
Somut uyuşmazlıkta, Mahkemece hüküm aynen;
"1-Davanın kabulü ile
Kıdem tazminatı olarak net 13,350,18 TL'nin sözleşmenin fesih günü olan 29/04/2014 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte
Genel tatil ücret alacağı olarak, %25 hakkaniyet indirimi ile birlikte net 754,64 TL'nin 300,00 TL sinin dava tarihi olan 29/04/2015 gününden kalan kısmının ıslah tarihi olan 16/09/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte
Fazla mesai ücreti alacağı olarak, %25 hakkaniyet indirimi ile birlikte net 11.448,87 TL'nin 700,00 TL sinin dava tarihi olan 29/04/2015z gününden kalan kısmının ıslah tarihi olan 16/09/2015 tarihinden itibaren bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz oranıyla birlikte (....................!!!!!!!! ? )
2-Gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilgilisine iadesine,
3-Davanın karara bağlanması nedeniyle 492 sayılı Harçlar Kanununun madde 2, 15/1, 21/1, 28/1.a hükümleri uyarınca kabul edilen değer üzerinden alınması gereken TL harçtan peşin alınan TL harcın mahsubu ile bakiye harcın davalı taraftan alınarak hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan 71,00 TL tebligat, 300,00 TL bilirkişi ücreti, 75,00 TL tanıklık ücreti olmak üzere toplam 446,00 TL yargılama giderinin davanın tam kabul edilmesi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1 ve 326/2 hükümleri uyarınca davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan 6100 sayılı HMK'nun madde 323/1.ğ ve 326/1 hükümleri gereğince, karar tarihi itibariyle yürüklükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davanın niteliğine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzünde verilen kararın mahkememizin iş yoğunluğu ve duruşması olan dosya sayısı itibariyle hükmün gerekçesi ve detayları hazırlanamadığından 6100 Sayılı HMK'nun madde 321/2 hükmü gereğince zorunlu olarak hüküm özeti tutanağa yazılmak suretiyle tefhim edildiğinden gerekçeli kararın taraflara tebliğine, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesiyle birlikte ortaya koymayan tefhimin kanun yolu açısından süreyi başlatması mümkün olmadığından 5521 Sayılı İMK'nun madde 8 hükmü gereğince bir tefhimden bahsedilemeyeceği açık olmakla gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 8 gün içerisinde mahkememize veya bulunulan yer İş Mahkemesi'ne verilecek dilekçe veya zabıt katibine sözlü beyanın tutanağa bağlanması suretiyle Yargıtay ilgili hukuk dairesi nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 24/11/2015 " şeklinde oluşturulmuştur.
Yukarıda yazılan hükümde hüküm altına alınan kıdem tazminatı, genel tatil ücreti ve fazla mesai alacaklarının tahsiline ilişkin hüküm kurulmaması hatalıdır.
Davada birden fazla davalı olduğu halde, karar harcının kimin sorumlu olduğu açıklanmadan "...davalı taraftan..." denilerek tahsiline karar verilmesi,
Aynı şekilde yargılama gideri ve vekalet ücretinden hangi davalının sorumlu olduğu açıklanmadan "...davalıdan..." denilerek hüküm kurulması,
Davacı lehine vekalet ücretine ilişkin olarak "....TL. " denilerek miktar belirtilmeden hüküm kurulması HMK. nın 297/2. maddesine aykırıdır.
Hükmün tefhim edildiği duruşmaya ait zabıtta sadece davacı vekilinin katıldığı belirtilmiş, davalılar vekilinden söz edilmemiştir.
Davalılar vekilinin duruşmaya katıldığı yazılmadığı halde, tefhimin davalı vekilinin yüzünde yapıldığının yazılması belgelendirmeyi bozucu nitelikte olup, duruşma zaptının bu şekilde düzenlenmesi ve yasaya aykırı hüküm oluşturulması bozmayı gerektirmiştir.
F)Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı BOZULMASINA, bozma sebeplerine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgilisine iadesine, , 30.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)