(5521 S. K. m. 8)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının 20.01.1981 tarihinde İstanbul Bankasında çalışmaya başladığını, bu bankanın iflas etmesi üzerine davacının davalı bankada 01.01.1984 tarihinden itibaren çalıştığını, 02.01.2013 tarihinde emekli olduğunu, buna göre davacının son brüt aylık ücretinin 2013/Ocak ayı ücreti olduğunu, 2013 maaş bordrosunda görüleceği gibi davacıya: 1.000,00 TL unvan ücreti, 1.100,00 TL görev pozisyon ücreti, ayrıca 600,00 TL görev yeri tazminatı, 350,00 TL grup nakil ücreti, 231,19 TL emeksan primi ve 99,08 TL asgari geçim indirimi ödendiği anlaşıldığını, davacının ayrıca her ay 220,00 TL yemek ücreti aldığını, ayrıca yılda 4 maaş ikramiye 2 maaş brüt temettü aldığını ve bu bedellerin de giydirilmiş ücrete ilave edilmesi gerektiğini, davacının 01.01.1984 - 02.01.2013 tarihleri arasında davalı bankada çalıştığı halde kendisine 17.798,67 TL kıdem tazminatı ödendiğini, kıdem tazminatı hesaplanırken hatalı olarak vergi kesintisi yapıldığını, davacının son 10 yılda hafta içinde 09.00 ile 19.00 saatleri arasında çalıştığını, her ay 4 gün Cumartesi ve Pazar günleri de çalıştığını, ayrıca dini ve milli bayramlarda da çalıştığını, buna rağmen kendisine yemek ücreti dahil günlük 50,00 TL ödendiğini, Yargıtay Kararları uyarınca davacıya 2,5 kat günlük ücret ödenmesi gerektiği halde bunun altında ödeme yapıldığını iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 20.01.1981 - 31.12.1983 taihleri arasında İstanbul Bankası'nda çalıştığını, bu bankanın davalı bankaya devri ile 31.12.1983 tarihinde davalı bankada göreve başladığını, imzaladığı sözleşemeye göre 01.06.2002 tarihinden itibaren davalı bankada İş Kanunu kapsamında çalıştığını, davalı bankayla imzaladığı ikale sözleşmesiyle 02.01.2013 tarihinde emekli olarak işyerinden ayrıldığını, fark kıdem tazminatı talebinin yasal dayanağının bulunmadığını, davacının toplam olarak 33 yıl, 1 ay, 20 gün hizmetinin bulunduğu bunun 29 yıl, 1 aylık süresinin emeklilik ikramiyesine hak kazanılan süre olduğunu, buna göre davacıya Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından 41.959,43 TL emekli ikramiyesi ödendiğini, davalı bankada İş Kanunu hükümlerine göre çalışmış olduğu , 01.06.2002 - 02.01.2013 tarihleri arasındaki dönem için 17.798,67 TL tutarında kıdem tazminatı ödendiğini, ödemenin yapıldığı 2013/Ocak ayında kıdem tazminatı tavanının 3.129,25 TL olduğu davacıya da bu tavan üzerinden kıdem tazminatı ödendiğini, bu nedenle kıdem tazminatı hesabında hata yapılmadığını, davacının 01.06.2002 tarihine kadar işçi statüsünde olmadan görev yaptığını dönemin kıdem tazminatı hesabında dikkate alınamayacağını, davacının fazla çalışma ücreti, hafla tatili ücreti resmi ve dini bayram ücreti alacağının bulunmadığını, davacının ücrete ilişkin taleplerinin İş Kanununa göre işçi statüsünde çalıştığı 01.06.2002 - 02.01.2013 tarihleri arasındaki döneme ilişkin olduğunu ve bu taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının genel tatil, dini ve milli bayramlarda çalıştırılmadığını, davalı bankanın 24.12.2001 tarihli genelgesine ve 11.08.2005 tarihli genel mektup ekine göre bankada işçi statüsünde çalışan personelin brüt ücretlerin hafta tatili ücreti ve ulusal bayram ve genel tatil ücretlerini de kapsadığını, Yargıtay içtihatlarına göre de bu uygulamanın geçerli olduğunu, davacı ile imzalanan hizmet sözleşmesinin 9.maddesine göre, Mektup ve Genelgenin sözleşmenin parçası niteliğinde olduğunu, kaldı ki davacının ücret bordrolarını ihtirazi kayıt dermeyan etmeden kabul ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Davalı temyizi yönünden;
5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu'nun 8 inci maddesine göre iş mahkemesinden verilen kararlar tefhim ve tebliğ tarihinden itibaren 8 gün içinde temyiz olunabilir. Bu süre içinde temyiz dilekçesinin hakime havale ettirildikten sonra temyiz defterine kaydının yaptırılması ve temyiz harç ve giderlerinin mahkeme veznesine yatırılması gerekir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu geçici 3 üncü maddesinin 1 inci fıkrasında; “Bölge Adliye Mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunur.” 2 nci fıkrasında ise;"Bölge Adliye Mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/09/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunur." denmiştir.
Miktar ve değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/2 maddesi uyarınca temyiz edilemez.
Kesinlik sınırı kamu düzeni ile ilgilidir. Temyiz kesinlik sınırı belirlenirken yalnız dava konusu edilen taşınır malın veya alacağın değeri dikkate alınır. Faiz, icra (inkar) tazminatı, vekalet ücreti ve yargılama giderleri hesaba katılmaz.
Birleştirilen davalarda, temyiz sınırı her dava için ayrı ayrı belirlenir.
İhtiyari dava arkadaşlığında, temyiz sınırı her dava arkadaşının davası için ayrı ayrı belirlenir.
Karşılık davada, temyiz sınırı asıl dava ve karşılık dava için ayrı ayrı belirlenir.
Tespit davalarında, temyiz sınırı tespit davasının öncüsü olduğu eda davasının miktar ve değerine göre belirlenir.
Temyiz sınırından fazla bir alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, hükümde asıl istemin kabul edilmeyen bölümü temyiz sınırını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Kısaca temyize konu edilen miktara bakılarak kesinlik belirlenir.
Alacağın bir kısmının dava edilmesi halinde, kısmi davada kesinlik sınırı dava edilen miktara göre değil, alacağın tamamına göre belirlenir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu’nun 06.06.1975 gün ve 1975/6-8 sayılı içtihadında, “ 5521 sayılı yasada açık düzenleme olmamakla birlikte, bu yasanın 15. maddesindeki düzenleme gereği Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 maddesindeki kesinlik sınırının iş mahkemelerinde verilen kararlarda da uygulanması gerektiği, grup halinde açılan davaların salt iş mahkemelerine özgü bir dava türü olmadığı, bu nedenle seri olarak açılan davalarda her dosya için kesinlik sınırına bakılması gerektiği” açıkça belirtilmiştir.
Dosya içeriğine göre, temyize konu kabul edilen miktar 2.105,08 TL olup karar tarihi itibariyle 2.190,00 TL olan temyizde kesinlik sınırı altında kaldığından davalının temyiz talebinin Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427/2 ve 432/4. maddeleri uyarınca miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı temyizi yönünden;
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti talebinde bulunmuş, hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bu talepleri davalı banka tarafından dosyaya ibraz edilen puantaj kayıtları dikkate alınarak hesaplanmıştır. Adı geçen alacak kalemlerinin hesabı yazılı belgeye dayalı olarak yapıldığından mahkemece bu alacak kalemlerinden indirim yapılması hatalı olup bozma nedenidir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 05/10/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)