MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali, takibin devamı ile %20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı; iş akdinin feshi sonrası açtığı davada İstanbul 12. İş Mahkemesi’nin 2011/59 Esas sayılı kararı ile işe iadesine ve sonuçlarına karar verildiğini, söz konusu kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleşmesi üzerine, Kadıköy 1. Noterliğinin 11.12.2012 günlü ihtarnamesi ile işe iade talebinde bulunulduğunu, ancak işverenlikçe gönderilen 25.01.2013 tarihli ihtarnamede, başka bir işyerinde çalışmaya başlamış olma ve işe iade talebinde davalı adresinin yanlış olduğu gibi, hukuka aykırı gerekçelerle işe başlatılmayacağının bildirildiğini, bunun üzerine kararda tespit edilen tazminat ve alacakların tahsili amacı ile İstanbul 1. İcra Müdürlüğünün 2013/1686 esas sayılı dosyası ile takip başlattığını, ancak davalının icra takibine yaptığı, haksız ve kötü niyetli itirazı üzerine takibin durduğunu iddia ederek davalının takibe vaki haksız itirazın iptali ile takibin devamına ve davalının takip miktarının %20’si oranında kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı; İstanbul 12. İş Mahkemesi’nde açtığı işe iade davasının Yargıtay’ca onanarak kesinleşmesi üzerine her ne kadar davacı tarafından Kadıköy 1. Noterliği aracılığı ile işe iade talebinde bulunulmuş ise de, gönderilen ihtarname 11.12.2012 tarihinde tanzim edilmesine rağmen, ihtarnamede şirket adresinin farklı bir adres olarak belirtilmesi sonucunda başvurunun süresi içinde doğru muhataba yapılamadığını, davacı vekili ile irtibata geçildiğinde yanlış adrese başvuru yapıldığının anlaşılması üzerine 11.12.2012 tanzim tarihli ihtarnamenin yasal süresi geçtikten sonra 16.01.2013 tarihinde hızlı posta suretiyle bu kez şirketin doğru adresine iletildiğini, bu nedenle Kadıköy 1. Noterliğinden ilk gönderilen ihtarname ile ikinci ihtarname tarihlerinin tespiti gerektiğini, 23.02.2007 tarihinde kuruluşu tescil edilen şirket adresinin ..... olmasına ve davacının şirket aleyhine açtığı işe iade davasında tebligatlarını bu adrese yapmasına rağmen, kesinleşen işe iade kararı sonrası yasal 10 günlük süresi içinde başvuruda bulunmadığından işverenlikçe yapılan feshin geçerli fesih haline geldiğini ve bu durumun davacıya gönderilen cevabi ihtarname ile bildirildiğini, davacı tarafından süresinde olmamasına rağmen 16.1.2013 tarihinde bir başvuru yapılmış ise de, davacının işe iade başvurusundan 20 gün önce 24.12.2012 tarihinde bir başka işyerinde çalışmaya başladığı tespit edildiğinden işe başvurusunda samimi olmadığı ve işe iadenin sonuçlarından yararlanmak için haksız ve kötü niyetli bir şekilde mesnet oluşturmaya çalıştığının açık olduğunu savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
Davacı, süresinde işe iade başvurusunda bulunduğunu iddia ederek boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ve işe iadeye bağlı fark kıdem tazminatı talebinde bulunmuş, davalı işveren davacının işe iade başvurusunun yasal 10 günlük süre içinde olmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece “adres hatalarının sonuca etkili olmadığı, notere başvurunun süresinde olup işe başvuru iradesini açıkladığı” gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacının kesinleşme şerhli işe iade kararını 10/12/2012 tarihinde tebliğ aldığı, işe iade başvurusuna ilişkin ihtarnamesini notere 11/12/2012 tarihinde verdiği, ANCAK DAVALI ŞİRKETİN ADRESİNİN DOSYADA HİÇ BAHSEDİLMEYEN FARKLI BİR ADRES OLARAK YAZILDIĞI, işe başlatma başvurusuna ilişkin tebligatın belirtilen adreste muhatap tanınmadığından iki kez iade edildiği, en son 16/01/2013 tarihinde doğru adrese çıkarılan tebligatın 17/01/2013 tarihinde davalının doğru adresinde tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda belirtildiği üzere, davalı şirketin adresinde davanın başından bugüne kadar hiçbir değişiklik olmadığı ve dosyada noter ihtarnamesindeki yanlış olan Üsküdar adresine rastlanmadığı gibi, davacı taraf bu adres yanlışlığının açıklamasını da yapmamış/yapamamıştır.
Dosyadaki SGK kaydından, davacının işe başlama sürecine giriştiği 10/12/2012 tarihinden sonra davalı taraftan herhangi bir olumlu/olumsuz yanıt gelmeden, hatta kesinleşme şerhli işe iade kararını aldıktan 14 gün sonra başka bir işyerinde işe başladığı da görülmüştür.
İşe iade sürecini başlatan işçinin yanıt dahi almadan başka bir işyerinde işe başlaması dikkat çekici olup, süreç içerisinde adresi hiç değişmeyen şirkete dosyayla hiç ilgisi olmayan adrese iki kere tebligat çıkarılıp süreç devam ederken yeni bir işe başlayan davacının işe iade başvurusunda samimi olmadığı, başından beri bilinen doğru adrese çıkarılan tebligatın 10 günlük yasal süre geçtikten sonra yapıldığı anlaşıldığından, davacının işe iade kararına dayalı taleplerinin reddi gerekirken yerinde olmayan gerekçelerle kabulü hatalıdır.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 06.10.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy