(2709 S. K. m. 141) (6100 S. K. m. 31, 194)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan ... Turizm ... A.Ş. vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket nezdinde 01.12.2009-04.08.2014 tarihleri arasında davalı şirketin acentası olan diğer davalıda yurtdışı turlar operatörü olarak en son aylık 3.650,00-TL net ücretle çalıştığını, yıllık izinlerini kullanmadığını ileri sürerek, fazla çalışma ücreti, genel tatil ücreti ve yıllık izin ücretinin davalılardan tahsilini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı ... Turizm ... Ticaret A.Ş vekili, davacının işe giriş tarihinin 16.01.2010 olduğunu, davacının işe giriş-çıkış kayıtlarından fazla çalışma yapmadığının anlaşıldığını, davacının yurt dışı çalışması olduğu takdirde günlük 150 Euro yevmiye verildiğini, davacının yıllık ücretli izin alacağı olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılardan ... Turizm ... A.Ş vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, belgelere ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ... ... A.Ş.'nin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında, davacının yıllık izin ücreti alacağının miktarı noktasında uyuşmazlık vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 31. maddesinde hâkim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir, soru sorabilir, delil gösterilmesini isteyebilir şeklinde düzenleme yapılarak hakime yargılama sonunda doğruya ulaşma görevini yüklemiştir. Anayasamızın 141. maddesine göre, yargı basit, çabuk ve ucuz gerçekleşmelidir. Devlet yargının basit, ucuz ve çabuk gerçekleşmesi için gerekli düzenlemeleri yapmak durumundadır. Zira hakkın tanınması ve korunmasındaki gecikmeler, hukuk devleti ilkesi ile uyumlu değildir, adil yargılanma hakkını ihlâl eder. Bu sebeple yargılama sonucunda ulaşılacak hüküm, doğru, gecikmemiş ve kendisinden beklenen etkiyi gösteren bir niteliğe sahip olmalıdır. Bundan dolayı belirsiz vakıaların açıklattırılmasına, eksikliklerin hâkim tarafından işaret edilerek taraflarca giderilerek yargılamanın uzatılmasının önüne geçilmesine ilişkin hâkimin davayı aydınlatma yükümlülüğü bulunmaktadır. Usul hukukunda bu yükümlülüğün anlamı, doğru hüküm kurulmasıdır. Bu hususta yapılacak bir inceleme içinse, tarafların iddialarını eksiksiz ve zaman, yer gibi somut unsurlarıyla tam bir açıklık içinde yargılamaya getirmeleri gerekmektedir.
Somut olayda davacı vekili süre belirtmeksizin müvekkilinin yıllık izin haklarının kullandırılmadığını ve ücretinin ödenmediğini iddia etmiştir. Dosyada mevcut 04.12.2015 tarihli kök bilirkişi raporunda davacının yıllık izinlerini kullandığına dair yıllık izin kaydının davalı işveren tarafından dosyaya sunulmadığı ve fesih esnasında karşılığı ücretin ödendiğine dair yazılı belge sunulmadığı belirtilerek 56 gün üzerinden yıllık izin ücreti hesaplanmıştır. Davalı işveren bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi ekinde yıllık izinlerin kullanıldığına ilişkin 2013-2014 yıllarına ait mail yazışmalarını sunmuştur. Mahkemece davalı işverenin rapora itirazları üzerine alınan ek bilirkişi raporunda 04 Şubat 2013 tarihli mail yazışmasındaki geçen bazı ifadeler belirtilerek davalı işverenin bu yöndeki itirazlarına iştirak edilmediği görüşü benimsenmiştir. Mahkemece, bilirkişi kök ve ek raporlarına itibarla yıllık izin ücreti talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bahsi geçen mail yazışmalarının davacı tarafından inkar edildiğine ilişkin bir bilgi dosya kapsamında mevcut olmayıp, bir kısım yazışmalarda davacının “kaç gün nereye kullanmışım” şeklinde ifadeler kullandığı görülmektedir. Bu itibarla Mahkemece, davacının davayı somutlaştırma yükü (HMK m.194), hakimin de davayı aydınlatma yükümlülüğü (HMK m. 31) bulunduğu göz önüne alınarak, mail yazışmalarında geçen ifadelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi ve bu konuda davacının beyanı alındıktan sonra sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 09/12/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)