(4857 S. K. m. 32, 120) (1475 S. K. m. 14)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz talebinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı işyerinde 11/07/2007-09/07/2014 tarihleri arasında çalıştığı, yaş şartı hariç emeklilik şartlarını tamamlaması sebebiyle iş akdini feshettiği, fazla çalışma, hafta ve genel tatil çalışması yaptığı halde ücretinin ödenmediği, yıllık izin kullandırılmadığı, asgari geçim indirimlerinin de ödenmediği iddiası ile kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, asgari geçim indirimi, fazla çalışma, hafta ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Davacının fazla çalışma ve genel tatil ücretine hak kazanıp kazanmadığı hususunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Sosyal Güvenlik Hukukunun hem kamu hukuku, hem de özel hukuk alanında kalan özellikleri dikkate alındığında, özellikle hizmet tespiti davalarında kendiliğinden araştırma ilkesinin ağır bastığı görülür. Gerçekten hizmet tespiti davaları, taraflarca hazırlama ilkesi kapsamı dışında olup, kendiliğinden araştırma ilkesi söz konusudur.
Sigortalılık başlangıç tarihi ve hizmet tespitine yönelik davaların kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesinin icap ettiği Yargıtay’ın yerleşmiş içtihadı olduğundan, kamu düzenini ilgilendiren hizmet tespiti davalarında, hâkimin özel bir duyarlılık göstererek delilleri kendiliğinden toplaması ve sonucuna göre karar vermesi gerekir. Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı bu davalarda ispat yükü, bir tarafa yüklenemez.
Öte yandan, işçilik alacağı davalarında taraflarca hazırlama ilkesi geçerli olup, bu davalarda hizmet süresi yönünden varılacak sonuç, resen araştırma ilkesine tabi Sosyal Güvenlik Kurumunun da taraf olduğu hizmet tespit davalarında kesin hüküm teşkil etmez, sadece delil olarak göz önünde bulundurulur. Nitekim bu tür davalarda taraflara yeniden delil bildirme imkânı tanınması ya da taraflarca bildirilmeyen delillerin mahkemece resen dikkate alınması usul ve yasaya aykırılık oluşturur. Çalışma olgusunu usul hukukunun öngördüğü her türlü delille işçi kanıtlamak zorundadır.
Dava, davacının davalı işyerinde geçen çalışmalarından kaynaklı bir kısım işçilik alacaklarının tahsili istemi ile açılan alacak davası olup resen araştırma ilkesi uygulanan davalardan değildir. Taraflarca hazırlama ilkesi gereğince fazla çalışma ve genel tatil çalışması yaptığını ispat etmesi gereken davacının bildirdiği deliller ve tanıkların beyanları değerlendirilerek varılacak sonuca göre fazla çalışma ve genel tatil ücreti talepleri hakkında bir karar verilmesi gerekir iken mahkemece resen tanık belirleme yoluna gidilmesi ve bu tanıkların beyanları esas alınarak fazla çalışma ve genel tatil alacaklarının hesaplanarak hüküm altına alınması hatalıdır.
2-Davacıya ödenen aylık ücret miktarı taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
4857 sayılı İş Kanun'unda 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
İş sözleşmesinde ücretin kararlaştırılmadığı hallerde ücretin miktarı, işçinin kişisel özellikleri, işyerindeki ya da meslekteki kıdemi, meslek unvanı, yapılan işin niteliği, iş sözleşmesinin türü, işyerinin özellikleri, emsal işçiler o işyerinde ya da başka işyerlerinde ödenen ücretler, örf ve adetler göz önünde tutularak belirlenir.
İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalı, ayrıca davacının çalıştığı işyerinin faaliyet gösterdiği alanda uzman bir bilirkişiden de görüş alınarak davacının fesih tarihindeki gerçek ücreti saptanmalı ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek bir sonuca gidilmelidir.
Mahkemece, Türkiye İstatistik Kurumunun resmi internet sitesindeki “kazanç bilgisi sorgulama” kısmından da faydalanılması ve emsal ücret araştırması sonucunda elde edilen verilerle birlikte, anılan Kurumun resmi internet sitesindeki bilgiler de dikkate alınarak emsal ücretin belirlenmesi mümkündür.
Somut olayda; davacı aylık 1.700,00 TL ücretle çalıştığını iddia etmiştir. Taraflarca bildirilen deliller ve tanıkların beyanlarının yanı sıra anılan ilke kararı uyarınca emsal ücret araştırması yapılması, oluşacak sonuca göre davacıya ödenen aylık ücret miktarı belirlenerek alacaklar hesaplanıp hüküm altına alınması gerekir iken, yukarıda açıklandığı şekilde mahkemece yapılan resen araştırma ile tespit edilen tanıkların beyanları esas alınarak belirlenen aylık ücretin hükme esas alınması doğru değildir.
3-Taraflar arasında asgari geçim indirim alacaklarının ödenip ödenmediği konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta; davalı işveren tarafından davacının asgari geçim indirimi ödemelerinin yapıldığı iddia edilerek ilgili ücret bordrolarının sunulduğu ileri sürülmüş ise de dosya kapsamında bu belgelerin bulunmadığı anlaşılmıştır. Söz konusu belgeler ödeme niteliğinde belgelerden olduğundan yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir. Bu nedenle davalı işveren tarafından düzenlenen ücret bordroları ve varsa banka kayıtları istenerek asgari geçim indirimi alacağının olup olmadığı belirlenmeli, oluşacak sonuca göre asgari geçim indirimi alacağı hakkında bir karar verilmelidir.
4-Taraflar arasında bir diğer uyuşmazlık konusu da kıdem tazminatına işletilecek faizinin başlangıç tarihi noktasındadır.
4857 sayılı İş Kanununun 120 maddesi hükmü uyarınca kıdem tazminatını düzenleyen 1475 sayılı yasanın 14. maddesi halen yürürlüktedir. Anılan 14. maddenin 11. fıkrası hükmüne göre kıdem tazminatının gününde ödenmemesi durumunda mevduata uygulanan en yüksek faize karar verilmelidir.
Kıdem tazminatının zamanında ödenmemesi halinde bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği 1475 sayılı Kanunun 14/11. maddesinde öngörülmüştür. O halde faiz başlangıcı fesih tarihi olmalıdır. Bu noktada, iş sözleşmesinin ölüm ya da diğer nedenlerle son bulması faiz başlangıcını değiştirmez. Ancak, yaşlılık, malullük aylığı ya da toptan ödeme almak için aylık veya toptan ödemeye hak kazanmış bulunduğunu ve kendisine aylık bağlanması veya toptan ödeme yapılması için yaşlılık sigortası bakımından bağlı bulunduğu kuruma veya sandığa müracaat etmiş olduğunu belgelemesi şarttır.
Yukarıda belirtilen belgelendirme işlemi yapılmamışsa, işverence kıdem tazminatı olarak ilk taksitin ödendiği tarih bakiye kıdem tazminatı için de faiz başlangıcı olmalıdır. Böyle bir taksit ödemesi de olmadığı durumlarda faiz başlangıcı, davanın açıldığı ya da icra takibinin başladığı tarihtir.
Dosya içeriğine göre, davacı ekinde Sosyal Güvenlik Kurumu yazısı olduğunu belirtir 09/07/2014 tarihli ihtarname ile yaş şartı hariç emeklilik sebebiyle iş akdini 15/07/2014 tarihi itibariyle feshettiğini işverene bildirmiş ise de ihtarnamenin işverene tebliğ edilip edilmediği belirli olmadığı halde kıdem tazminatına fesih tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru olmamıştır.
Davacının işverene gönderdiği ihtarnamenin işverene tebliğ edilip edilmediği belirlenmeli, tebliğ olmuş ise tebliğ tarihinden itibaren, tebliğ olmamış ise dava tarihinden itibaren kıdem tazminatına faiz işletilmesi gerekir.
Mahkemece belirtilen hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Temyiz olunan hükmün yukarıda açıklanan sebeplerle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 08/12/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)