(6100 S. K. m. 176)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin 1.4.2000 tarihinde davalı şirket tarafından işletilen otelde kat görevlisi olarak çalışmaya başladığını, 1/11/2013 tarihine kadar burada çalışmaya devam ettiğini, davacının 1/11/2013 tarihinde haksız olarak işine son verildiğini, davacının davalı iş yerinde haftanın 7 günü çalıştığını, resmi ve dini bayramlarda izin kullanamadığını, davacının sabah 07:30 dan akşam 18:30 a kadar çalıştığını, bu çalışmasına karşılık ek ücret ödenmediğini, davacının her yıl 1 Nisan ile 30 Kasım tarihleri arasında sezonluk çalıştığını,2007 yılında ise davacının yaz kış çalıştığını, davacının 20/07/2007 tarihinden 10/11/2008 tarihine kadar aralıksız 1 yıldan fazla çalışmasına rağmen yıllık izinlerinin kullanılmadığını, davacının en son ücretinin 800,00 TL olduğunu iddia ederek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 2003 yılı 8.ayından 21/10/2013 tarihine kadar sezonluk çalıştığını ve kendi isteğiyle işten ayrıldığını, hiç bir alacağı bulunmadığına dair ibraname verdiğini,müvekkil şirketin kuruma beyan ettiği süreler kadar çalışmasının bulunduğunu, davacının haftada 6 gün çalışıp 1 gün izin kullandığını, saat 09:00 dan akşam 17:00 ye kadar çalıştığını, resmi tatil ve dini bayramlarda dönüşümlü olarak izin kullandıklarını, en son asgari ücret aldığını,2007-2008 yılı arasındaki yıllık iznini kullandığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan kanıtlar ve alınan bilirkişi raporuna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Dava kısmi dava olarak açılmış, yargılama sırasında davacı vekili fazla mesai ve hafta tatili talebi yönünden arttırıma gitmeden diğer alacaklar yönünden 22.09.2015 harç tarihli dilekçe ile taleplerini arttırmış, bilahare 17.02.2016 harç tarihli dilekçe ile de fazla mesai ve hafta tatili talebini ıslah ederek arttırdığını belirtmiştir.
“Aynı davada, her bir taraf ıslah yoluna ancak bir kez başvurabilir(m.176/2).......Bu hak bir defa kullanılarak tüketilmişse artık ikinci bir imkan tanınmayacaktır. İkinci kez ıslah yoluna başvurulursa mahkeme bu beyanı kendiliğinden reddeder.
....Bu hakkın kullanılması bakımından ıslah iradesinin açıklanması yeterlidir. Farklı sebeplerle ıslahın sonuç doğurmaması veya geçerli olmaması halinde dahi bu imkan tekrar kullanılamayacaktır. Islah yapan tarafın ıslahın gereklerini yerine getirmemesi ya da bu konudaki gerekli giderleri vs. vermemesi halinde dahi bu hak kullanılmış olacaktır...”(Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez/Prof. Dr. Muhammet Özekes/Doç. Dr. Mine Akkan/ Doç. Dr. Hülya Taş Korkmaz, Medeni Usul Hukuku, Cilt II, İstanbul 2017,syf 1528 vd.)
Yukarıda belirtildiği üzere HMK.nın 176/2. maddesine göre aynı davada ancak bir kez ıslah yapılabilir ve ikinci ıslaha değer verilemez.
Bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler karşısında davacının ikinci ıslah işleminin hükümsüz olduğu dikkate alınarak mahkemece ikinci ıslaha değer verilmeden hüküm kurulması gerekirken birden fazla talebin herbirini ayrı dava gibi değerlendirerek yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) SONUÇ:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre davalının esasa ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının isteği halinde ilgilisine iadesine, 10.03.2020 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Dava kısmi dava olarak açılmış ve dava dilekçesinde, kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, dini milli bayram tatil günlerinde çalışma karşılığı ücretleri ve sosyal yardım alacağının tahsili talep edilmiştir.
Mahkemece deliller toplanmış ve bilirkişi hesap raporu aldırılmıştır.
Davacı vekili 22.09.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile fazla çalışma ücreti ile hafta tatili ücretleri bakımından rapora itiraz etmiş ve bu iki alacak bakımından dava konusu miktarları arttırmamış, ihbar ve kıdem tazminatı ile bayram ve genel tatil ücreti yönünden dava konusu miktarlarda artışa gidilmiştir.
Bilirkişiden ek rapor alınmasından sonra, davacı vekili 15.02.2016 tarihli dilekçesinde hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından dava konusu miktarları arttırdığını bildirmiş ve gerekli harçları yatırmıştır.
Mahkemece, her iki dilekçede yer alan talep artışlarına göre isteklerle ilgili hüküm kurulmuştur.
Davaya konu tazminatlar ve alacakların ayrı ayrı açılabilecek davalarda talebi mümkün iken aynı dava dilekçesinde talep edilmesi, HMK'nın 110. maddesi kapsamında "davaların yığılması" olarak adlandırılmaktadır. Bu nedenle her bir alacak kalemi için ayrı ayrı ıslah veya talep artışı işleminin uygulanmasına engel bir durum yoktur.
Davaların yığılması ilkesine göre esasen birden fazla dava ve talep söz konusu olup, diğer taleplerle ilgili talep artışı ikinci ıslah olarak değerlendirilmemelidir.
Somut uyuşmazlıkta hafta tatili ile bayram ve genel tatil ücreti alacakları bakımından iki kez ıslahtan söz edilemez. Zira ilk ıslah dilekçesinde rapora itiraz edilmiş ve sözü edilen işçilik alacakları bakımından artışa gidilmemiştir.
İlk derece mahkemesinin kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ve davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, ikinci ıslaha değer verilemeyeceği gerekçesiyle Dairemiz tarafından verilen bozmaya dair çoğunluk görüşüne katılamıyorum. 10.03.2020 (¤¤)