(6100 S. K. m. 371)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalılardan davacı vekili ve davalılardan T.C. ... Yüksek Öğrenim Kredi Yurtlar Kurumu Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalı kurum işyerinde 01.02.2010 tarihinde alt işveren bünyesinde işe girdiği, davalı tarafça işten çıkartıldığı 07.10.2013 tarihine kadar aralıksız güvenlik görevlisi olarak çalıştığı, değişik bahaneler gösterilerek işyeri çalışanlarının ..., ..., ... gibi yerlere görevlendirmeye çalışarak bu yerlere gitmeyen işçilerin iş akdinin feshedildiğini, çalışma dönemi içinde değişik alt işverenler bünyesinde çalışmaya devam ettiğini, alt işverenlerin kimleri işe alıp çıkaracağına, mesainin belirlenmesi ve izin hususları ile işin ve işleyiş ile ilgili hususların asıl işverenin verdiğini ve alt işverenlere müdahale ettiğini, işyerinde haftada 45 saati 3 saat aşacak şekilde çalıştığını, ulusal bayram ve genel tatil günlerinde çalıştığını, yıllık ücretli izin haklarının kullandırılmadığını, izin ücreti de ödenmediğini, en son aylık net ücretinin 1500,00.-TL olmasına karşın bordrolarda hiç gösterilmediğini, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, izin ücreti alacaklarının olduğunu ileri sürerek; davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
B) Davalı kurum Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davacının 4734 SK uyarınca anahtar teslimi esasına göre tesis edilen Hizmet Alım Sözleşmesi gereğince işi üstlenen firmanın işçisi olduğunu, davacı ile müvekkili kurum arasında iş akdi olmadığını, bu nedenle husumet itirazında bulunduklarını, müvekkili kurum Antalya Bölge Müdürlüğüne bağlı Şarkikaraağaç Yurt Müdürlüğünün güvenlik hizmet alım işleri 2010-2013 yılları arasında ... Özel Güvenlik Koruma ve Eğitim Hizm. Ltd. Şti. tarafından yerine getirildiğini, çalışma dönemi içinde çalıştığı şirketten her türlü hakkını aldığını, iş sözleşmesinde nakil yetkisi bulunduğunu, davacı ... 7 arkadaşına işverenleri şirket olan diğer davalı şirket tarafından Antalya 16. Noterliğinin 07.10.2013 tarih ve 26302 yevmiye numaralı ihtarnamesi gösterilerek davacı tarafından imzalanmış iş sözleşmesinin 1.6 maddesine istinaden ihtarnamede belirtilen 5 ayrı yurt müdürlüğünden herhangi birinde görevlendirildikleri, 3 gün içinde hangisinde çalışmak istediklerini bildirmeleri istendiğini, davacının hiçbir başvurusu olmadığını, görevlendirmenin aynı statü ve ücrette çalışmak üzere yapıldığını, Şarkikaraağaç yurt müdürlüğü ile aynı il sınırları içerisinde bulunan yurt müdürlüğünde çalışmaya başlayabilecek iken kendisi başvurmayarak iş sözleşmesini sonlandırdığını, davacının belirli süreli hizmet akdi ile çalıştığını, kıdem ve ihbar tazminatı hakkı doğmadığını, davacının alacak taleplerinden davalı şirketlerin sorumlu olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C) Davalı şirket Vekilinin Cevabının Özeti:
Davalı vekili; davalı kurum bünyesinde bulunan yurt işyerinin güvenliğinin sağlanması işi ilk defa müvekkili şirkete ihale olunan sözleşme ile başlamadığını, bu tarihten önce de yurdun güvenliğinin farklı taşeronlar tarafından aynı güvenlik personelleri tarafından sağlandığını, personel sayısının belirlenmesi, işçilerin yönetimi, sevk ve idaresinin asıl işveren olan Yurt Müdürlüğünde olması, özellikle işçilerin işe alınması, işyerine son verilmesi bakımından müdürlüğün tek yetkili insiyatife sahip olması nedeniyle dava konusu ilişkiler bakımında muvazaalı bulunduğunu ve bu anlamda alt işverenin işçilerinin baştan itibaren asıl işverenin işçisi olarak kabul edilmesi gerektiğini, müvekkilinin fesih iradesi bulunmadığını, buna rağmen davacıya kıdem ve ihbar tazminatının ödendiğini, davacının fazla çalışma iddiasının gerçek olmadığını, 5 yıldan fazla süre geçen alacak davaları yönünden zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
D) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, ihbar tazminatı ve izin ücreti alacaklarının kabulüne , fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, kıdem tazminatı alacaklarının reddine karar verilmiştir.
E) Temyiz:
Karar süresinde davacı ... davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
F) Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, delillerin taktirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı kurumun tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davacı işçi, iş sözleşmesinin işveren tarafından haklı neden olmaksızın fesih edildiğini belirterek ihbar ve kıdem tazminatı isteklerinde bulunmuş, davalı alt işveren cevap dilekçesinde şirketin fesih iradesinin bulunmadığını zorunlu olarak yapılan görevlendirmeyi kabul etmediği için davacının iş sözleşmesinin fesih edildiğini ve 10.10.2013 tarihinde 9.451,94 TL kıdem tazminatı, 2.212,51 TL ihbar tazminatı ödediğini ve davacının ücretinin ise net brüt 1459,98 TL olduğunu savunmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacının çalışma süresi olan 3 yıl 9 ay 6 gün için 1859,83 TL brüt tazminata esas ücret ile yapılan hesaplamada kıdem tazminatı 6.907,10 TL, ihbar tazminatı ise 2.924,58 TL olarak hesaplanmış, tediye makbuzunda yer alan ödemenin mahsubu ile ihbar tazminatı farkı belirlenmiştir. Davacı işçi rapora itirazında makbuzda geçen ödemenin kendisine yapılmadığını, çok öncesinde çalışırken boşa imzaların alındığını belgenin geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
Mahkemece, makbuzda yer alan ödemenin mahsubu ile kıdem tazminatının reddine, 712,07 TL bakiye ihbar tazminatının kabulüne karar verilmiştir.
Davacının iş yerinde 3 yıl 9 ay 6 gün çalıştığı davalının savunduğu ücrete göre veya dosya içinde ispatlanan ücret dikkate alındığında iddia edilen ödeme tutarının hak kazanılan miktarın çok üzerinde olduğu anlaşılmaktadır. İhbar ve kıdem tazminatı tahakkuk bordrolarında da çalışma süresi ve ücreti bu dosyadaki süre ve ücretten farklı şekilde hesaplamaya esas alınmış olup bu durumda tahakkuk ve tediye belgelerinin gerçek olmadığı sonucunu ortaya koymaktadır. Her ne kadar tahakkuk bordrosu ve tediye makbuzunda davacı işçinin imzası bulunsada belge içeriğinin dosya ile uyumlu olmadığı hak kazanılan tutarın çok üzerinde ödeme rakamlarının yazıldığı, matbu ve boşluk doldurma şeklinde düzenlendiği tediye makbuzunda teslim alan imzası yerine sayfanın alt kısmına davacının imzasının alındığı, yapılan ödeme tutarlarının banka kaydı ya da ticari defterlerle doğrulanmadığı anlaşılmakla tahakkuklar ile tediye makbuzunda geçen ödemelerin yapılmadığı sonucuna varılmalı ve herhangi bir mahsuba gidilmeksizin ihbar ve kıdem tazminatının kabulüne karar verilmelidir.
Aynı işverenlere karşı aynı hukuki sebebe dayalı olarak açılan davacısı ... olan davada işçinin imzasını taşıyan ve tamamen aynı miktarları içeren tahakkuk bordrolarına mahkemece değer verilmemiş, kararı davalı alt işveren temyiz etmemiş ve sadece asıl işverenin husumet yönünden temyizi üzerine Dairemiz tarafından 08.06.2020 tarihinde yapılan inceleme sonucunda 2017/18857 E., 2020 /4990 K. sayılı ilam ile kararın onanmasına karar verilmiştir. Dairemizce aynı gün temyiz incelemesi yapılan dosyalardaki deliller dikkate alındığında yukarıda açıklandığı gibi davacı işçinin imzasını taşıyan ve dosya içeriği ile örtüşmeyen ödeme belgelerine değer verilmesi mümkün değildir.
Mahkemece mahsup yoluna gidilmeksizin ihbar ve kıdem tazminatı istekleri ile ilgili karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
G)SONUÇ:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 08/06/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)