(6100 S. K. m. 187)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, müvekkilinin 11.06.2009 tarihinde davalı şirkette mağaza elemanı olarak göreve başladığını, 24.07.2014 tarihinde işten çıkarıldığını, işverenin öğle yemeğini verdiğini, yol parası ve elbise yardımı yaptığını, iş yerinde fazla mesailerin ödenmediğini, mesainin sabah 08.30'da başladığını, akşam 18.00'de sona erdiğini, 10.00’da başlayanların ise 20.00'de işten çıktıklarını, ancak iş yerinden çıkmanın bir saatten fazla uzadığını, dini bayramlarda bir gün, milli bayramlarda ise sürekli çalışıldığını, müvekkilinin işten çıkarıldığını, işverenin ödemesi gereken kıdem tazminatını ödemediğini iddia ederek kıdem tazminatı ve fazla mesai ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının 11.06.2009 tarihinde işe başladığını, istifa ederek işten ayrıldığı 24.07.2014 tarihine kadar işyerinde çalıştığını, öncelikle davacının taleplerine karşı zamanaşımı itirazında bulunduklarını, iş yerindeki fiili çalışma süresinin haftada 6 gün ve günlük 7,5 saat olduğunu, öğle arası 1 saat yemek-dinlenme ve öğleden önce ve sonra 15 dakika olmak üzere toplamda 2 saat izin süresi bulunduğunu, davacının fazla mesaisinin olmadığını, fazla mesai yapması, tatil günleri çalışması durumunda fazla mesai ücretlerinin aylık ücret hesabına yatırılarak ödendiğini, ihtirazi kayıt içermeyen banka maaş ödemelerinde fazla mesai ücreti ödenmesi halinde daha fazla çalıştığının yazılı belge ile ispatı gerektiğinin Yargıtay kararları ile kabul edildiğini, davacının 24.07.2014 tarihinde yeni iş bulduğunu, helalleşerek işten ayrılacağını, istifa edeceğini söyleyerek bizzat kendi eliyle ve iradesiyle istifa dilekçesini imzaladığını, iş akdini istifa suretiyle sonlandırdığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti ve Yargılama Süreci:
Mahkemece, davacı tarafın işten ayrılma dilekçesinde neden göstermediği, dava dilekçesinde ise işten ayrılma konusunda işten çıkarıldığını ileri sürdüğü, davacı tanıklarının beyanlarında ve davacının duruşmada verdiği beyanlardan davacının çalışma şartlarının ağır olması nedeniyle işten kendisinin ayrıldığı ve devam çizelgelerinden 2013 yılından sonra fazla çalışma saatlerinin arttığı, dosya kapsamı, tanık beyanları, emsal Yargıtay kararları dikkate alınarak davacının kıdem tazminatına hak kazandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
D) Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
E) Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-6100 sayılı HMK'nın 187. maddesinde; ispatın konusunun, tarafların üzerinde anlaşamadıkları ve uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek çekişmeli vakıalardan oluştuğu ve bu vakıaların ispatı için delil gösterilebileceği, herkesçe bilinen vakıalarla, ikrar edilmiş vakıaların çekişmeli sayılmadığı hükme bağlanmıştır.
Yargılama usulü bakımından ikrar, açıklayan tarafından hasmının karara bağlanmasını istediği hakkın veya hukuki durumun meydana gelmesine esas olan ve hasmınca ileri sürülen maddi olayların tümünün veya bir bölümünün doğru olduğunun bildirilmiş olması demektir ( YHGK 09.11.1955 gün E:4-79 K:78; YHGK 25.06.1975 gün E.4/681 K.879 ).
Davada bir tarafça ileri sürülen bir vakıa iddiasının, mahkeme önünde karşı taraf ya da vekili tarafından ikrar edilmesiyle artık o vakıa, taraflar arasında çekişmeli olmaktan çıkar ve bunun sonucu olarak ispatı gerekmez. (HMK 188/1.m) İspatın gerekmediği bir halde ise, delilden söz edilemez. İkrar, tek taraflı bir usûlî işlem olarak, delil ikame faaliyetini ve ispat ihtiyacını ortadan kaldıran bir taraf beyanıdır.
Mahkeme içi ikrarın, taraflardan yada onların yetkili temsilcilerinden sadır olması ve ikrarın yargılama içinde, mahkemeye karşı yapılması gerekir. Mahkeme içi ikrar, mahkeme önünde sözlü olarak yapılabileceği gibi; bir dilekçe veya layiha ile de vakıa ikrar edilebilir. Mahkeme içi ikrar, bir kesin delildir.
Önemle vurgulanmalıdır ki; bir davada yapılan mahkeme içi ikrar, başka bir davada da geçerli olup, kesin delil teşkil eder (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Altıncı baskı, İstanbul 2001, C:2, s:2045 ).
Somut uyuşmazlıkta, davacı asilin 16.06.2015 tarihli celsedeki “…fazla çalışmanın bordroya yansıtılanları ücret olarak ödeniyordu, yansıtılmayanlar içinse izin kullandırılıyordu…” şeklindeki açık beyanı karşısında bu beyanı tevile yönelik 20.04.2016 tarihli açıklamanın sonuca etkisinin de olmayacağı gözetilerek davacının yaptığı fazla mesailerin bir kısmı için izin kullandırıldığı bakiyesi için ise bordrolarda tahakkuk yapılıp bu alacağın ödendiği kabul edilerek talep edilen fazla mesai ücret alacağı ile fazla mesaileri ödenmediği için işçinin haklı feshi kabul edilen istifaya göre dayanaksız kalan kıdem tazminatı talebinin her ikisinin de reddi gerekirken kabulü hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
F) Sonuç: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 15.06.2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)