(1475 S. K. m. 14, 98)
Dava: Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararma karşı davalı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 32. Hukuk Dairesi davalı avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Taraflar arasındaki, alacak davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 21/01/2020 Sah günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat G. T. ile karşı taraf adına Avukat B. Y. geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davacının davalı şirkette genel müdür olarak çalıştığını, iş sözleşmesini haklı nedenlerle fesh ettiğini, bir kısım kıdem tazminatı ödenmiş ise de ödemenin eksik olduğunu ayrıca işyeri uygulamasına göre verilmesi gereken çıkış tazminatının da ödenmediğini ileri sürerek bakiye kıdem tazminatı ile çıkış tazminatının tahsilini, istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının davalı işyerinde iki dönem halinde çalıştığını, ilk dönem emekli olması nedeniyle kıdem tazminatı ödendiğini, ikinci dönem ise istifa ettiğini buna rağmen kıdem tazminatının ödendiğini bunun dışında çıkış tazminatı hakkı olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Yerel Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının bakiye kıdem tazminatı hakkı olmadığı ancak işverence daha önce yapılan uygulamalar ile eşitlik ilkesi gereği çıkış tazminatı alacağı olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, karar verilmiştir.
D) İstinaf:
Karara karşı davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
E) Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti:
Bölge Adliye Mahkemesince, özetle, "davalı vekilince ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kamu düzenine aykırılık teşkil edecek bir durumun bulunmadığı, ilk derece mahkemesince delillerin değerlendirilmesi ve takdirinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu" gerekçesi ile davalı vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
F) Temyiz:
Bölge Adliye Mahkemesi kararını davalı vekili temyiz etmiştir.
G) Gerekçe:
Çıkış tazminatının niteliği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık söz konusudur.
1475 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinde, “Toplu sözleşmelerle ve hizmet akitleriyle belirlenen kıdem tazminatlarının yıllık miktarı, Devlet Memurları Kanununa tabi en yüksek Devlet memuruna 5434 sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu hükümlerine göre bir hizmet yılı için ödenecek azami emeklilik ikramiyesini geçemez” şeklinde kurala yer verilmiştir. Belirtilen üst sınır, “genel tavan” olarak adlandırılabilir. En yüksek devlet memuru da Başbakanlık Müsteşarı olduğundan genel tavan, bu görevdeki kişinin emekliliği halinde Emekli Sandığınca ödenecek olan bir yıllık ikramiye oranını geçemeyecektir.
Genel tavan, iş sözleşmesinin feshedildiği andaki tavandır.
Özel tavan ise 1475 sayılı Kanunun 14/6 maddesinde öngörülmektedir. Buna göre, işçinin iş sözleşmesinin yaşlılık veya malullük aylığına hak kazanması ve T.C. Emekli Sandığına tabi olarak hizmetlerinin bulunması durumunda, son kamu kurumu işverenince Emekli Sandığına tabi hizmetleri için ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı, anılan kanun hükümlerine göre ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesi için öngörülen miktarı geçemez. Bir başka anlatımla işçiye ödenmesi gereken kıdem tazminatı tutarı o işçinin Emekli Sandığına tabi hizmetleri karşılığında kendisine ödenmesi gereken emeklilik ikramiyesini aşamaz. Bu özel tavan, işçinin yaşlılık veya malullük aylığının başlangıç tarihi esas alınarak belirlenir. Dairemizin istikrar kazanmış olan uygulaması bu doğrultudadır (Yargıtay 9.HD. 27.3.2006 gün 2005/29328 E, 2006/7379 K.).
Kıdem tazminatının tabanın 1475 sayılı yasanın 14 üncü maddesinde öngörülen her yıl için otuz günlük ücret oluşturur. Aynı maddede otuz günlük sürenin hizmet akitleri veya toplu iş sözleşmeleri ile işçi lehine olarak arttırılabileceği öngörülmüştür.
4857 sayılı İş Kanununun yürürlülüğü öncesinde, 1475 sayılı Yasanın 98/D maddesi uyarınca, kıdem tazminatının yasaya aykırı olarak ödenmesi cezai yaptırıma bağlanmıştı. Sözü edilen hüküm 4857 sayılı İş Kanunu döneminde yürürlükten kaldırılmış olsa da, tavam öngören 14 üncü madde halen yürürlüktedir. Buna göre kıdem tazminatı tavanını öngören kuralın mutlak emredici olduğu kabul edilmelidir. Öğretide kıdem tazminatı tavanını bertaraf eden sözleşme hükmünün batıl olduğu görüşü ileri sürülmüştür (Akyiğit, Ercan: İş Kanunu Şerhi, 2. Baskı Ankara 2006 s. 2486; Mollamahmutoğlu, Hamdi: İş Hukuku, 3. bası, Ankara 2008, s. 838; Çelik, Nuri: İş Hukuku Dersleri, 21.bası, s. 316.; Şahlanan, Fevzi: Kıdem Tazminatı Tavanının Mutlak Emrediciliği, Sicil, Sayı 12, s. 44).
Dairemizce de kıdem tazminatı tavanının yasada emredici şekilde düzenlendiği ve işçi yararına olsa da tavanı arttıran ya da tümüyle ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerli olmadığı sonucuna varılmıştır. Ancak yasayla aksine imkan veren hallerde tavanın aşılması, geçersizlik sonucunu doğurmaz.
Somut uyuşmazlıkta, davacı "Hizmet Sözleşmesinin Feshi" başlıklı iç prosedür talimatı gereği kıdem tazminatı dışında çıkış tazminatına hak kazandığı iddiasıyla tazminat talep etmiştir.
Dosyada mevcut söz konusu prosedür talimatının A, B ve C maddelerinde, iş sözleşmesinin şirket tarafından feshedilmesi, emeklilik nedeniyle işten ayrılma hali ve kişinin kendi isteği ile ayrılma halinde kıdem tazminatı hesaplama yöntemi düzenlenmiştir. Bu düzenleme ve bahsedilen ödeme feshe bağlıdır ve yukarıda açıklandığı üzere kıdem tazminatı tavanı yasada emredici şekilde düzenlendiğinden işçi yararına da olsa tavanı arttıran hükümler geçerli değildir. Geçmiş dönemde işçilere çıkış tazminatı adı altında bu tür ödemeler yapılması da durumu değiştirir nitelik olmayıp ilk Derece Mahkemesince talebin reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kabulü ve Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurusunun reddine karar verilmesi yerinde olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
H) Sonuç:
Temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak kaldırılmasına,
İlk Derece Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepden dolayı BOZULMASINA, 6100 sayılı HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, davalı yararına takdir edilen 2.540,00 TL. duruşma avukatlık parasının davacıya yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 21/01/2020 gününde oybirliği ile karar verildi.
NOT: KONUNUN ÖNEMİ GEREĞİ YEREL MAHKEME İLAMINI AŞAĞIDA YAYIMLIYORUZ.
T.C.
MARMARAEREĞLİSİ
ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(İŞ MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ESAS NO: 2015/488
KARAR NO: 2017/75
DAVA: Alacak (İşçi İle İşveren İlişkisinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 30/12/2015
KARAR TARİHİ: 23/03/2017
İstanbul 1. İş Mahkemesinin 2013/710 esas sayılı dosyası 16/12/2015 tarih, 2015/843 sayılı yetkisizlik kararı ile mahkememize intikal etmiş olmakla, mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılmış olmakla yapılan yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 10.12.2013 harç tarihli dava dilekçesiyle: Müvekkilin davalılardan T. Elektrik Üretim ve Tic. AŞ.ne ait T. Elektrik Doğalgaz Çevrim Santralinde 27.7.1997 tarihinde işe başladığını, 4.10.2013 tarihine kadar haklı nedenle ve emeklilik sebebi ile iş akdini feshedene kadar 12.12.2002 tarihli iş sözleşmesi gereği genel müdür olarak çalıştığını, davalılardan T. Elektrik Üretim ve Tic. AŞ.nin müvekkilin çalıştığı santralin sahibi olup diğer davalı S. Enerji ve Üretim Ltd. Şti. santralin işletmecisi konumunda olduğunu, santralde çalışanlar davalılardan S. Enerji ve Üretim Ltd. Şti. bünyesinde kayıtlı olduğunu, özlük işlerin tamamının santralin sahibi T. Elektrik Üretim ve Tic. A.Ş. tarafından yürütüldüğünüzü işyerlerinin Amerikan hissedarlarına ait iken 2013 senesi başında Rus ortaklara devir edildiğini, belli bir dönem tüm personele eski sosyal haklarının ödendiğini, son zamanlarda yeni ortakların görevlendirmiş bulunduğu Rus danışman tarafından personele karşı bir takım baskıların uygulandığını, çalışma sistemleri ağırlaştırılmaya ve sosyal haklarında kesintiye kalkılması nedeni ile iş akdini haklı nedenle 04.10.2013 tarihi itibariyle feshettiğini davalı işverenlere bildirdiğini, davalıların işverenlerce müvekkilin bu istifasını kabul ettiklerini, ancak kıdem tazminatının eksik ödendiğini, Hizmet Sözleşmesi Feshi başlıklı iç prosedür talimatının A ve C bendi gereği ve bugüne kadar işyerinden ayrılanlara ve istifa edenlere uygulanan kıdem tazminatı tavan ödemesi dışında tazminat ödemeleri gereği müvekkilin son aldığı 30 günlük ücreti nazarı itibara alınması gereken 16 yıldan fazla olan çalışması için kıdem tazminatı haricinde ödenmesi gereken tazminatların bedelinin de ödenmediğini belirterek belirterek bir kısım işçilik alacağının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili 9.1.2014 tarihli cevap dilekçesiyle; Davacının 27.7.1997 senesinde çalışmaya başladığını, 15.1.2004 tarihinde emekli olduğuna ilişkin evrak vermesi amacıyla ilgili kuruma başvurduğunu, ilgili yazının davacıya 28.1.2004 tarihinde teslim edildiğini, müvekkil tarafından davacının emekli olmasından mütevellit kıdem tazminatı ödemesi yapıldığını, davacının emekli olduktan sonra müvekkil şirkette çalışmaya devam ettiğini, istifa etmesinden mütevellit 31.262,10 TL ödeme yapıldığını, dolayışı ile davacının emekli olması ile kendisine ödenen kıdem tazminatı ile davacı açısından yeni bir çalışma süresinin başladığını, aynı döneme ilişkin kıdem tazminatı talep etmesinin mümkün olmadığını, 15.2.2006 tarihli hizmet sözleşmesi feshi başlıklı iç prosedürün A maddesinin işveren tarafından işçinin iş akdinin feshedilmesi halinde uygulanacak prosedürden bahsettiğini, istifa dilekçesi uyarınca davacının iş akdini istifa ederek sona erdirdiğini, neye dayanarak ilgili hükmü dava konusu yapabildiğinin anlaşılamadığını, C maddesinin incelenmesinde ayrılan işçiye ödenecek kıdem tazminatından bahsedildiğini, dolayısı ile kıdem tazminatından ayrı bir tazminat bedeline ilişkin düzenlemenin mevcut olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.
Davacıya ait iş yeri sicil dosyası ile sigorta sicil dosyası dosya arasındadır.
Davacı tanığı; K. Y. aynen; "Ben 1998.01.01-14.10.2013 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştım ilk önce vardiya amiriydim, daha sonra işletme uzmanı oldum, en son operasyon müdürü olarak çalıştım, davacı SII’da işletme müdürüydü, ben işten çıkartıldım, verilen işi yapmamak gibi nedenlerle çıkartıldım, bende davalı aleyhine işe iade davası açtım, dosyam derdesttir, bir de alacak davası açtım, oda derdesttir, işyerinde hisse değişimi oldu, yeni alan ruslar eski haklarımızı vermek istemediler, özellikle üst yönetimi işten ayrılmaya zorladılar davacı üst yönetimdeydi, 08.00-17.00 arasında çalışma olurdu cumartesi pazar tatildi, yöneticilere araç tahsis edilirdi yakıt karşılanırdı, yemek verilirdi, 1 saat yemek molası vardı, tanımlı çay molası yoktu, herkesin eşi ve çocukları dahil olmak üzere özel sağlık sigortası vardı, yöneticilere araç ve telefon verilirdi, yakıt verilirdi, yılda toplam yıllık maaşın %8-10'u oranında performansa göre prim verilirdi, işten ayrılma durumundan çalışılan yıl x son alınan net maaş kadar ödeme yapılacağı belirtilmişti, maaşlar bankaya yatardı, davacı 65 yalındaydı, hisse değiştiğinde çok miktarda baskı gelişmişti, bu prosedür kapsamında he ayrılana kıdem tazminatı ödemesi yapılırdı" beyanında bulunmuştur.
Davacı tanığı; A. H. A. aynen;" Ben 1997-2013 tarihleri arasında davalı S. şirketin çalıştım, davacı genel müdürdü, davacının yardımcısıydım, aynı zamanda mühendislik bölümünde bölüm müdürüydüm, davacı santral müdürüydü, çalıştığımız şirket önceleri amerikalılara aitti sonra hisseler ruslara satıldı, hisseler ruslara geçtikten sonra tüm çalışanların özlük hakları inkar edildi ödenmedi, geçerli olan prosedürler kabul edilmedi, üst kademe yöneticilerini istifaya zorladılar, baskı ve mobing yapıldı, özelikle davacıya çok baskı yapıldı, benim 65 yaşını doldurmama rağmen 1 sene daha uzatıldı, ancak ruslardan gördüğümüz baskılar neticesinde bu görevi götüremeyeceğimi anladım, 65 yaşını doldurmam nedeniyle prosedüre uygun olarak ayrıldım, davacı baskı nedeniyle istifa etmek zorunda kaldı, 08.00-17.00 arasında çalışma olurdu, cumartesi pazar tatildi, fazla mesai olursa çalışırdık, davacıya araç tahsisi vardı yakıtı karşılanırdı, yemek verilirdi, tanımlı yemek ve çay molası yoktu, telefon verilirdi sağlık sigortası vardı, sene sonunda performansa dayalı prim ödemesi vardı, maaşlar bankadan ödenirdi, işten ayrılanlara son net maaş çalışılan yılla çarpılarak ayrılış tazminatı olarak ödenirdi, ancak o kişinin hak ettiği kıdem tazminat miktarı bu rakamdan düşülür kalanı vergilendirilip o kişiye ayrılış tazminatı olarak ödenirdi" beyanında bulunmuştur.
İstanbul 1. İş Mahkemesince dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişiler 29/09/2014 tarihli raporunu dosyaya ibraz etmiştir. Tarafların bilirkişi raporuna karşı itirazları doğrultusunda dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişiler 30/09/2015 tarihli ek raporlarım dosyaya ibraz etmişlerdir.
İstanbul 1. İş Mah'nin 2013/710 esas sayılı dosyası 16/12/2015 tarih, 2015/843 sayılı yetkisizlik kararı ile mahkememize intikal etmiş olmakla, mahkememizin yukarıdaki esas sırasına kaydı yapılmıştır.
Mahkememizce dosya kapsamına göre bilirkişi heyetinden rapor aldırılmıştır. Bilirkişi heyeti 19/09/2016 tarihli raporlarında; davacının alacakları: a) Kıdem tazminatı farkından hesaplanmadı b) Hizmet sözleşmesinin feshi tazminatından: Yargıtay’ın kıdem tazminatı tavanına ilişkin uygulamasının işbu davaya konu olan olaya da uygulanabileceği görüşüne itibar edilmesi halinde, davacının davalı şirketlerden böyle bir tazminat talep edemeyeceği sonucu doğacaktır. Ancak, raporun 8.sayfasının 1. paragrafında arz edilmiş olan değerlendirmenin Mahkeme tarafından da benimsenmesi halinde, davacının talep konusu yaptığı hizmet sözleşmesinin feshi tazminatına hak kazandığı sonucuna varılacaktır. Bu durumda davacının davalı şirketlerden talep edebileceği tazminat miktarı: aa) Dosyaya 29.9.2014 tarihinde sunulan rapordaki hesaplamaya itibar edilmesi halinde 546.820,88TL olarak hesaplanmıştır. bb) Dosyaya 30.9.2015 tarihinde sunulan rapordaki hesaplamanın doğru olduğu görüşünün benimsenmesi halinde ise 329.134,98 TL olarak hesaplanmıştır.
Davacı vekili 11/11/2014 tarihinde ıslah harcını yatırmıştır.
Davalı vekili 26/12/2016 tarihli dilekçesi ile; S. Enerji ve Üretim Ltd. Şti'nin hukuki varlığının sona erdiğini, T. Elektrik ve Üretim Tic. A.Ş. İçerisinde birleşmiş olduğunu bildirmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı şirketlerin iş yerinde 27/07/1997 - 04/10/2013 tarihleri arasında 16 yıl 2 ay 7 gün çalıştığı tespit edilmiştir. Tarafların bu konuda itirazları bulunmamaktadır. Davacı dava konusu iş yerinde ara vermeden 04/10/2013 tarihine kadar çalışmıştır. Davacı hizmet akdini 04/10/2013 tarihinde haklı nedenle ve emeklilik sebebiyle sona erdirdiği, kendisine ödenen kıdem tazminatının hesabında iş veren tarafından sağlanan sosyal yardımlar dikkate alınmadan kıdem tazminatının eksik ödendiğinden kıdem tazminatı farkını talep etmiştir. Dosyadaki belgelere göre 04/10/2013 tarihinde iş yerinden ayrılan davacıya 31.262,10 TL tutarında kıdem tazminatı ödendiği, bu miktar yasal kıdem tavanı üzerinden hesaplanmıştır. Belirtilmiş olan çalışma sürecinde davacının 27/01/2004 tarihinde emekliye ayrıldığı, bu nedenle kendisine 29/01/2004 tarihinde 9.619,61 TL tutarında kıdem tazminatı ödenmiştir. 27/01/2004 tarihinde emekli olan davacının dava konusu iş yerinde ara vermeden 04/10/2013 tarihine kadar çalıştığı dikkate alınarak davacıya 29/01/2004 tarihinde yapılmış olan kıdem tazminatı ödenmesinin bir ara ödemesi olduğu kabul edilmiştir. Bu duruma göre tüm hizmet süresinin göre hizmet akdinin sona erdiği 04/10/2013 tarihinde geçerli olan yasal kıdem tazminatı tavanı esas alınarak davacının kıdem tazminatı hesaplanmış ve hesaplanan miktardan davacıya ödenmiş olan ara ödemesi ve hizmet akdinin sona erdiği 04/10/2013 tarihine kadar olan süreye ilişkin faizi düşüldüğünde davacının davalı iş verenlerden kıdem tazminatı farkı alacağı bulunmamaktadır.
Dosyaya sunulan tahakkuk belgelerine göre dava konusu işyerinde çalışan bir çok işçiye işyerinden ayrıldıkları tarihlerde yasal kıdem tazminatı tavanı aşacak şekilde en son aldıkları ücret esas alınarak tazminat ödendiği, bu ödemenin bir işyeri uygulaması haline geldiği, her ne kadar kıdem tazminatı tavanının emredici olduğu Yargıtay tarafından kabul edilmekte ise de; esasen burada işverenin bizzat kendisi tarafından benimsenmiş bir uygulamanın bulunduğu, daha önce gerçekleştirilen fesihlerde dava konusu işyerinde çalışan bir çok işçiye kıdem tazminatı tavanı üzerinde tazminat ödemeleri yapıldığı, işçide bu konuda bir güven uyandırıldığı ve işçinin bu güven duygusuyla işyerinde çalıştığı, bu noktada M.K 2.bakımından da işçinin korunmaya değer bir alacağının mevcut olduğu, ancak bu ödemenin kıdem tazminatından farklı bir ödeme olması nedeniyle giydirilmiş ücret üzerinden değil işçinin son aldığı çıplak ücret üzerinden hesaplama yapan 30.09.2015 tarihli bilirkişi raporundaki hesaplamanın hukuka uygun olduğu, iş hukukunun temel ilkelerinden olan ve eşit davranma ilkesi dikkate alındığında da davacı işçiye en son aldığı çıplak ücrete göre hesaplanan 329.134,98 TL hizmet sözleşmesinin feshi tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kıdem tazminatı alacak farkı bulunmaması nedeni ile bu talebinin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİNE,
-Kıdem tazminatı talebinin reddine,
-329.134,98 TL hizmet sözleşmesinin feshi tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Fazlaya ilişkin talebin reddine,
-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 34,20TL peşin harç, 9.321,30TL ıslah harcı toplamı 9.355,50 TL harçtan davacı tarafından yatırılması gereken 5.620,80 TL harcın mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 3.734,70 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya iadesine,
-Değişen Harçlar Kanununa göre karar tarihi itibarıyla dava değeri üzerinden alınması gereken 22.483,21 TL harç için davacı tarafından yatırılan 5.620,80 TL harcın mahsubu ile bakiye 16.862,41 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
-Davacı tarafından yapılan toplam 9.757,60TL yargılama giderinin kabul oranına göre 6.440,00 TL sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre kabul edilen kısım üzerinden hesaplanan 25.698,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 19.011,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, tefhimden itibaren 8 gün içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu usulen anlatıldı. 23/03/2017