MAHKEMESİ : İSTANBUL 11. İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, işçilik alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kısmen kabul kararına karşı davalı ... Tel. Rek. ve Film. San. ve Tic. A.Ş. avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi davalı ... Tel. Rek. ve Film. San. ve Tic. A.Ş. avukatının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalı ... Tel. Rek. ve Film. San. ve Tic. A.Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
YARGITAY KARARI
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; müvekkilinin davalı Şirkette 15.08.2010 - 07.07.2014 tarihleri arasında kameraman olarak çalıştığını, davacının en son ücretinin net 3.000,00 TL olduğunu, 500,00 TL yemek yardımı yapıldığını, iş akdine 04.07.2014 tarihinde son verilmesi nedeni ile, İstanbul 23. İş Mahkemesi'nde işe iade davası açtıklarını, işe iade davasının lehlerine sonuçlanmasından sonra kararın Yargıtay 9. H.D. 05.11.2015 tarihli ilamı ile onandığını, davanın kesinleşmesinden sonra Üsküdar 13. Noterliğinden 17.12.2015 tarihinde gönderdikleri ihtarname ile çalışmaya hazır olduklarını bildirdiklerini, her iki davalının aynı zamanlarda müvekkilini işe kabul ettiklerini belirterek işe davet ettiklerini, müvekkilini ilk olarak ... A.Ş. işe davet ettiğini, bu davet üzerine müvekkili ile birlikte 26.01.2016 tarihinde davalı Şirkete gittiklerini, İnsan Kaynaklarının işe iade ile ilgileneceği söylenerek bekletildiklerini, fakat müvekkili ile herhangi bir görüşme yapılmadığı gibi işe de başlatılmadığını, akabinde diğer davalı ... Medyaca müvekkiline gönderilen cevabi ihtarname ile müvekkilinin işe başlatılmasının istendiğini, bu davet üzerine 02.02.2016 tarihinde davalının adresine işe başlatılmak için gidildiğini, davalının ihtarnamede belirtilen adreste "... Stüdyo Spor Hiz. Ltd. Şti." adlı firmanın olduğu, davalı Şirketin bulunmadığının yine tutanak altına alındığını, bu meyanda kesinleşen işe iade kararı doğrultusunda süresinde başvuru yapan müvekkilinin davalılar tarafından işe başlatılmadığını, müvekkili işe başlatılmadığı gibi, mahkemece karar altına alınan boşta geçen süre ücreti, işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süreye ilişkin sosyal hakları ile kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücretleri, genel tatil ücretlerinin ödenmediğini, müvekkilinin çalışma saatlerinin haftanın 6 günü 18:00 de başlayıp sabah 06:00 saatleri arasında olduğunu, yaptığı fazla çalışmaların ücretinin ödenmediğini. milli, dini ve resmi bayramlarda normal mesaisine devam ettiğini, bu çalışmalarının karşılığının kendisine ödenmediğini, hak etmiş olduğu yıllık izinlerinin kullandırılmadığını iddia ederek kıdem ve ihbar tazminatı, boşta geçen süre ücreti, iş güvencesi tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının tahsilini talep etmiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, davacının alacaklarının zamanaşımına uğradığını, işe iade davasının sonuçlarından yararlanmasının mümkün olmadığını, davacının işe iade talebinin kabul edilmesinden sonra iş yerine gelmediğini ve iş başı yapmadığını, davacının 17.12.2015 tarihinde keşide ettiği ihtarnamenin 22.12.2015 tarihinde müvekkili Şirkete tebliğ edildiğini, müvekkili Şirketin 20.01.2016 tarihinde keşide ettiği ihtarname ile süresi içinde, işe başlama daveti gönderdiğini ve 2 iş günü içerisinde müvekkili Şirkete gelerek işbaşı yapmasını ihtar ettiğini, ihtarnamenin davacıya 22.01.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, her ne kadar davacı 26.01.2016 tarihinde müvekkili şirkete geldiğini beyan etse de, davacının ne 26.01.2016 tarihinde nede daha sonrasında müvekkili Şirkete gelmediğini ve görüşme talep etmediğini, bu nedenle davacının iş akdinin geçersiz nedenle feshedildiğini tespit edildiğinden bahisle yaptığı açıklama ve iddiasına dayalı taleplerin kabulünün mümkün olmadığını, davacının 04.02.2013 başlangıç tarihli hizmet akdi ile sözleşmede kararlaştırılan 1.687,50 TL ücret ile çalışmaya başladığını, 30.07.2013 tarihi itibariyle de "İç yapımlar departmanının" kapatılması nedeniyle iş akdinin sona erdirildiğini, dolayısı ile davacının müvekkili Şirkete karşı 30.07.2013 tarihli fesih işlemine karşı dava açma hakkı bulunsa da, böyle bir dava ikame etmediğini, davacının müvekkili Şirket nezdinde çalıştığı dönem itibariyle kıdem tazminatı alacak hakkının doğmadığını, davacı ile yapılan sözleşmenin 5/a. maddesinde, ücretin belirlendiğini ve çalışma günleri, genel tatil günleri, milli ve dini bayram günlerinde yapılan fazla mesailere ilişkin ücretin için olduğu ve her ay imzalanan aylık istihkak bordrosuna, hiçbir ihtirazını dermeyan etmeksizin imzaladığını, ücret bordroları incelendiğinde çalıştığı süre içerisinde davacıya fazla mesai ödendiğini ve davacının bordroları ihtirazi kayıtsız imzaladığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:
İlk Derece Mahkemesince, davacının davalı ... isimli işyerinde değişen alt işverenler nezdinde 15.08.2010-04.07.2014 tarihli çalışmasının olduğu, bu nedenle işçilik alacaklarından davalıların müteselsilen sorumlu olacağı, İstanbul 23. İş Mahkemesi 2014/40 esas -2015/359 karar sayılı dosyasında davalılara karşı davacının işe iade davası açtığı, bu dosyada davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları kabul edilerek işe başlatmama tazminatının 4 ay, boşta geçen süre ücretinin 4 ay olarak ödenmesine karar verildiği ve kararın Yargıtay tarafından 05.11.2015 tarihinde onandığı ,kesinleşen kararın 16.12.2015 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, davacının yasal 10 günlük süre içerisinde davalı işverene işe başlamak için başvurduğu, 17.12.2015 tarihli ihtarname ile davacının işe iade başvurusunda bulunulduğu, davalı ...'ye ihtarnamenin tebliğ tarihi 21.12.2015 olduğu, davalı ...'nin 20.01.2016 tarihli ihtarname ile davacıyı işe davet ettiği, davalıya bu ihtarnamenin 22.01.2016 da tebliğ edildiği, tebliğinden itibaren iki iş günü içerisinde işe başlamasının belirtildiği için tebliğden sonraki gün hafta sonuna denk gelmesi nedeni ile davacının zamanında işe davete icabet ettiği, diğer davalının da davacıyı işe davet ettiği, davalı ...'nin davetine binaen davacı avukatı ile birlikte işe gittiğinde davacının bekletildiği ancak işe başlatılmadığı, diğer davalının ihtarnamede belirttiği adrese gittiklerinde davalı firmanın adreste olmadığı ... studio isminde başka bir işverenin olduğu anlaşılması üzerine tutanak tutulduğu ,bu nedenle davalı işverenlerin işe davetinin samimi olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
D)İstinaf başvurusu:
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, Davalı ... Tel. Rek. ve Film. San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
E)İstinaf Sebepleri:
Davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Film San. ve Tic. A.Ş. vekili istinaf başvurusunda; İlk Derece Mahkemesinin, SGK kayıtlarına aykırı bir şekilde, husumetli ve süre itibarı ile sonra çalışan tanık beyanlarına itibar ederek, hizmet süresini belirlemesinin hatalı olduğunu, yine emsal ücret araştırması yapılmadan asgari ücrete gelen zam oranlanarak ücretin belirlenmesinin de doğru olmadığını, keza davacının, işe davet edilmesine rağmen, işe başlamaması ve bu nedenle, feshin geçerli hale gelmesi sebebi ile işe başlatmama tazminatı ve boşta geçen süre ücretini de hak etmediğini, yine husumetli ve süre itibarı ile sonra çalışan tanık beyanlarına itibar edilerek, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu, keza davacının hizmet süresi, 04.02.2013 - 04.07.2014 tarihleri arasında olmasına ve bu sürelerdeki yıllık izinlerini kullanmasına rağmen, hatalı olarak, hizmet süresini 4 yıl olarak belirleyip, davacı lehine, yıllık izin ücreti hesaplanmasının da doğru olmadığını, bu nedenlerle, usul ve yasaya aykırı olan, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararının kaldırılarak, davanın -tamamen- reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :
Bölge Adliye Mahkemesince, taraflar arasındaki, Yargıtay ilamı ile kesinleşmiş olan, İstanbul 23. İş Mahkemesi'nin, 2014/40 Esas - 2015/359 Karar sayılı dosyasındaki, mahkeme kabulleri dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince, SGK kayıtları, taraf ve tanık beyanları birlikte değerlendirilerek, davacının, davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Film San. ve Tic. A.Ş.'ne ait işyerinde, değişen alt işverenler nezdinde, 15.08.2010 - 04.07.2014 tarihleri arasında çalıştığının kabulünde, hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, yine, banka kayıtları incelendiğinde, davacının, en son 2.500,00-TL net ücret aldığı, bu rakamın brütünün 3.496,95-TL olduğu -davacının emsali olabilecek ve halen iş yerinde çalışan, işçi bildirimi yapılmaması sebebi ile- bu rakamın asgari ücrete oranı belirlenerek, davacının, işe başlatılmama tarihi olan, 26.01.2016 tarihindeki ücretinin tespitinde ve bulunan miktara yemek yardımı ücretinin de eklenmesinde, hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, keza, kameraman olarak çalışan davacının, işinin niteliği göz önüne alınarak ve 2013 Temmuz ayına ait, imzasız bordrodaki, fazla çalışma tahakkuku da dikkate alınarak, duruşmalarda dinlenen tanık beyanlarına itibar edilmek suretiyle, fazla mesai ile ulusal bayram ve genel tatil ücretine hükmedilmesinde, bir isabetsizlik bulunmadığı, davası olan tanığın beyanına, beyanın kısmen dahi olsa, diğer delillerle teyit edilmesi halinde, itibar edilebileceği, yine, ulusal bayram ve genel tatil ücretinin, aylık ücrete dahil olacağı yönündeki sözleşme şartının, geçerli olmayacağının, yerleşmiş Yargıtay uygulaması olduğu, keza, davacıya, işveren tarafından gönderilen, işe başlaması yönündeki ihtarnamede belirtilen adreste, farklı bir firmanın bulunması ve davacının da, bu durumu tutanakla tespit etmesi karşısında, işverenin, işe davetinin samimi olmadığının açık olduğu, davacının kabul edilen hizmet süresine göre, yıllık izin süresinin belirlenmesinde de hukuka aykırı bir yön bulunmadığı, bu nedenlerle, davalı ... Televizyon Reklamcılık ve Film San. ve Tic. A.Ş.'nin tüm istinaf itirazlarına, hukuken itibar edilemeyeceği, bu hali ile ilk derece mahkemesinin takdirinde ve delilleri değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
G)Temyiz başvurusu :
Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalı ... Tel. Rek. ve Film. San. ve Tic. A.Ş. vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.
H) Gerekçe:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacı işçinin 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanun kapsamında gazeteci olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Basın çalışanlarıyla ilgili 5953 sayılı Yasanın 1 inci maddesinde, “Bu Kanun hükümleri Türkiye'de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajanslarında her türlü fikir ve sanat işlerinde çalışan ve İş Kanunundaki işçi tarifi şümulü haricinde kalan kimselerle bunların işverenleri hakkında uygulanır. Bu Kanunun şümulüne giren fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlara gazeteci denir” şeklinde kurala yer verilerek Kanunun kapsamı ve gazeteci tanımı ortaya konulmuştur. Buna göre Kanunun kapsamında kalan işyerleri Türkiye’de yayınlanan gazete ve mevkutelerle haber ve fotoğraf ajansları olarak sıralanabilir. Kanunda bahsi geçen “gazete” ve “mevkute” gibi kavramların nesne anlamında olmadığı günlük gazete ya da daha uzun dönemsel yayınların basıldığı yer olan işletmenin anlaşılması gerektiği açıktır. Bununla birlikte gazete ve dönemsel yayının Türkiye’de yayınlanması bir başka zorunluluktur. Bahsi geçen dört tür işyerinde fikir ve sanat işlerinde ücret karşılığı çalışanlar, Kanunda gazeteci olarak adlandırılmıştır.
Günlük veya çok kısa aralıklarla yayınlanan, günlük haber ileten, nispeten büyük boyutta basılı eser olarak tanımlanabilen gazetenin umuma hitap etmesi ve devamlılık göstermesi gerekir. Gazetenin yayınlanması bir başka anlatımla basılıp çoğaltılması gerekirse de, günümüzde teknoloji ve iletişimin geldiği nokta itibarıyla, gazetenin nesne olarak basımı ve dağıtımı bir zorunluluk değildir. Gazetenin elektronik ortamda, umuma açık olarak yayınlanması ve okuyucunun yararlanmasına sunulması da mümkündür. Dairemizce elektronik gazetelerin yayın koordinatörlüğünü yapan çalışanın, 5953 sayılı Yasa kapsamında gazeteci olduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 9. HD. 17.4.2007 gün 2006/33909 E, 2007/11104 K.).
Fikir ve sanat işinde çalışma ölçütü, gazetecilik mesleğinin yerine getirilmesine dair ve doğrudan doğruya söz konusu alanlarda çalışmayı ifade eder. Buna göre, yazar, muhabir, redaktör, düzeltmen, çevirmen, fotoğrafçı, kameraman, ressam, karikatürist gibi çalışanlar gazetecilik mesleği ile doğrudan doğruya ilgili olup, gazeteci olarak değerlendirilmelidir. Ancak aynı tür işyerlerinde teknik sorumlu, şoför, sekreter, muhasebe elemanı, satış ve pazarlama gibi işlerde çalışanlar gazeteci olarak değerlendirilemezler.
Öte yandan 3984 sayılı Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 38 inci maddesinde, özel radyo ve televizyonların haberle ilgili birimlerinde çalışanların da 5953 sayılı Kanunun kapsamında olduğunu açıklanmıştır. Özel radyo ve televizyonların haberle ilgili birimlerinde çalışanlar yönünden fikir ve sanat işi yapma koşulu söz konusu değildir. Ancak haberle ilgili birimde çalışma kavramı, haberin oluşumuna doğrudan katkı sağlama olarak değerlendirilmelidir. Buna göre haber müdürü, muhabir, foto muhabiri, spiker, haber kameramanı gibi çalışanlar gazeteci olarak değerlendirilmelidir. Bununla birlikte, uplink görevlisi, şoför, diğer teknik ve idari personelin, haberin oluşumuna doğrudan katkıları olmadığından gazeteci kavramına dahil değildirler.
Günlük veya çok kısa aralıklarla yayımlanan, günlük haber ileten nispeten büyük boyutta basılı eser olarak tanımlanabilen gazetenin umuma hitap etmesi ve devamlılık göstermesi gerekir. Gazetenin yayınlanması bir başka anlatımla basılıp çoğaltılması gerekirse de, günümüzde teknoloji ve iletişimin geldiği nokta itibarıyla, gazetenin nesne olarak basımı ve dağıtımı bir zorunluluk değildir. Gazetenin elektronik ortamda, umuma açık olarak yayınlanması ve okuyucunun yararlanmasına sunulması da mümkündür. Dairemizce elektronik gazetelerin yayın koordinatörlüğünü yapan bir çalışanın 5953 sayılı Basın Mesleğinde Çalışanlarla Çalıştırılanlar Arasındaki Münasebetlerin Tanzimi Hakkında Kanunun kapsamında gazeteci olduğu kabul edilmiştir (Yargıtay 9. HD. 17.4.2007 gün 2006/ 33909 E, 2007/11104 K.).
5953 sayılı Kanunun 2 nci maddesinde, “Devlet, vilayet ve belediyeler ve İktisadi Devlet Teşekkül ve müesseseleriyle sermayesinin yarısından fazlası bu teşekküllere ait şirketlerde istihdam edilen memur ve hizmetliler hakkında bu Kanun hükümleri”nin uygulanmayacağı hükme bağlanarak, gazeteci kavramı ile bağımsızlık ve tarafsızlık unsuru arasında bir bağ kurulmuştur.
Somut uyuşmazlıkta, davacının davalılardan ... Tel. AŞ.'nin asıl işveren ...'ın da alt işveren olduğu ... Tv’de 15.08.2010- 04.07.2014 tarihleri arasında kameraman olarak çalışmıştır. Davacının alacakları 4857 sayılı Kanun kapsamında hesaplanıp hüküm altına alınmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33. maddesi gereğince hakim Türk Hukukunu resen uygular. Dolayısıyla uyuşmazlığın hangi yasa kapsamında ele alınıp alınmayacağını resen araştırmak ve uygulamak zorundadır.
Bu nedenle davacının fikir ve sanat işinde gazeteci olarak çalışıp çalışmadığı tespit edilmeli, gazeteci olduğu takdirde tazminat ve alacaklarının 5953 sayılı Kanuna göre belirlenip hüküm altına alınmalıdır. Bu yönüyle eksik incelemeye dayalı verilen kararın bozulması gerekmiştir.
I) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.06.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy