(4857 S. K. m. 17)
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenilmekle, temyiz taleplerinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, davanın belirsiz alacak davası olduğunu, davacının çalışması devam ederken yaptığı araştırma sonucunda sigorta primlerinin eksik ödendiğini öğrendiğini, durumun telafisini ve geçmiş dönem işçilik alacaklarının ödenmesini davalıdan istediğini, sözlü olarak reddedilince ihtar çektiğini, davalının reddettiğini, bu nedenle davacının iş aktini haklı nedenle feshettiğini, davacı ile birlikte davalıda 5 pompacı olduğunu, davacının ay içinde ilk 15 gün 7:30-15:00, son 15 gün 15:00-21:00 saatleri arasında çalıştığını, izne çıkanların yerine davacı ve diğer çalışanların çalıştıklarını, bu fazla mesailerin de ödenmediğini, haftada 1 gün izin yaptığını ama 5 haftada 1 gece 21:00-07:30 arasında aralıksız haftada 7 gün çalıştığını, çalışanlardan biri yıllık izin kullandığında diğer 4 pompacının hafta tatili kullanmadan çalıştığını, bunun da 3 aylık bir dönemi kapsadığını, ücretin bir kısmının bankadan, bir kısmının elden ödendiğini, işlerin yoğunluğu nedeni ile davacıya yıllık izin kullandırılmadığını, bir kısım işçilik alacaklarının ödenmediğini ileri sürerek kıdem tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ücreti, genel tatil ücreti alacaklarını istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı vekili, taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacı vasıfsız personel olduğundan asgari ücret aldığını, tüm sektörde pompacıların asgari ücret aldıklarını, davacının evine yakın iş bulduğunu belirterek davalıya müracaat ettiğini, davalının 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca ihbar süresi konusunda davacıya anlayış göstereceğini belirttiğini, ama davacının ısrarla kıdem tazminatı istediğini, talebi kabul edilmez ise diğer pompacılar ile birlikte işi toplu bırakacaklarını şikayette bulunacaklarını dediğini, ihtar çektiğini, ihtarnamenin yersiz olduğu hakkında davalının cevabi ihtar çektiğini, haksız talepleri yerine getirilmediğinden davacı ve arkadaşlarının işe gelmediğini, tutanak tutulduğunu, Noter ihtarı ile savunmasının istendiğini, ama bu arada davacının haksız feshinin davalıya ulaştığını, davacının sonra başka yerde işe başladığını, iş akitleri sonlandırılmamasına rağmen kıdem tazminatı istediklerini, davalı vermeyince kendi fesihlerine haklılık için gerekçe yaratmaya çalıştıklarını, , davacının iş aktini haksız feshettiğini, davacı ve arkadaşlarının girdikleri yeni işlerde de asgari ücret aldıklarını, davalıda her zaman 5ten fazla pompacı çalıştığını, vardiya sistemine göre eksik çalışılan süreler için telafi çalışması uygulamasının davalıda bulunduğunu, davacının haftada 40,8 saat çalışıp haftada 1 gün izin yaptığını, iddia ve taleplerin yersiz olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, Mahkeme’nin 23/10/2018 tarihinde verilen kararın 21/03/2019 tarihinde Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından yapılan temyiz incelemesinde '' Bozma öncesinde yıllık izin ücreti hesabında çıplak brüt 1197,16 TL esas alınmıştır. Bozma sonrasında eldeki hükme esas bilirkişi raporunda esas alınan net 770,00 TL olup, net 770,00 TL iş aktinin sona erdiği 07/08/2012 tarihindeki ücreti değil, 2009 yılı Ocak ayı için tespit edilen net ücrettir. Yıllık izin ücreti bozma öncesi esas alınan çıplak brüt 1197,16 TL esas alınarak hesaplanmalı ve Dairemizin 2015/21106 esas sayılı bozma ilamında belirtilen kesintiler de gözetilerek netleştirme yapılarak sonuca gidilmelidir. Ücret meblağı bakımından, usuli müktesep hakka aykırılık bulunmaktadır. Gerekçeli mahkeme kararında davacının son ücreti net 7.700,00 brüt 1.075,57 TL olarak belirtilmiştir. Bu miktarlar aslında 2009 yılındaki ücret olup, iş aktinin sona erdiği 07/08/2012 tarihindeki ücret brüt 1.197,16 TL olup, bu miktar bozma konusu edilmemiş usuli müktesep hakka dönüşmüştür. Bu durumun gözetilmemesi hatalıdır. Ulusal bayram genel tatil ücreti bakımından, usuli müktesep hakka aykırılık ve talep aşımı mevcuttur. Bozma konusu olmadığından bozma konusu karardaki gibi %30 indirimli miktar olan 264,46 TL'ye hükmedilmesi gerekirken talebi de aşar şekilde net 865,00 TL'ye hükmedilmesi hatalıdır. Hafta tatili ücreti bakımından da usuli müktesep hakka aykırılık söz konusudur. Bozma sonrası alınan bilirkişi raporundaki açıklamalara göre, bozma öncesindeki bilirkişi raporunda “çalışılan hafta tatili sayısı x her bir hafta tatilinde çalışılan saat 9,5 x 1.5 yevmiye” şeklinde hesaplandığı, günlük ücretin 7,5 saatlik ücret olarak değil de 9,5 saatlik ücret üzerinden yazılması nedeni ile bozmanın 4. şıkkının yazıldığı anlaşılmaktadır. Bozma sonrasında alınan bilirkişi raporunda son ücretin asgari ücrete oranının 1,27 olduğundan bahis ile önceki dönemlerin günlük ücreti değiştirilmiş, genel olarak da düşürülmüştür. Ayrıca bozma öncesinde hafta tatili çalışması 1,5 yevmiye üzerinden hesaplanmasına rağmen bordrolarda 2 gün üzerinden tahakkuk göründüğünden bahis ile ve bu yönde bir bozma da bulunmamasına rağmen hafta tatili günlük ücretinin bozma öncesindeki gibi 1,5 yevmiye üzerinden hesaplanması gerekirken 2 yevmiye üzerinden hesaplanmıştır. Dairemizin 2015/21106 esas sayılı bozma ilamına uyularak tarafların oluşan usuli müktesep haklarına uygun olarak hesaplama yapılmalıdır. Yukarıda belirtilen usuli müktesep hakka aykırılıklar giderilmelidir. Buna göre, yeniden yapılacak hesaplamada, çalışılan hafta tatili gün sayısı ve çalışma dönemleri 03/09/2018 düzenleme tarihli bilirkişi raporundaki gibi kabul edilmelidir. Her bir döneme ait günlük ücret meblağı 07/03/2014 düzenleme tarihli bilirkişi raporunun 9. sayfasındaki şablonda yer alan günlük ücret meblağı olarak kabul edilmelidir. Dairemizin 2015/21106 esas sayılı bozma ilamına göre her bir çalışılan hafta tatili günü için 7,5 saat x 1,5 yevmiye yani, her bir çalışılan hafta tatili günü için 7,5 saatlik günlük normal çalışmanın 1,5 katı yevmiye üzerinden hesaplama yapılmalı, bozma öncesinde yapıldığı şekilde Sosyal Güvenlik Kurumu primi, işsizlik primi, gelir vergisi ve damga vergisi düşülerek hükmedilecek net miktar bulunmalıdır.'' şeklinde bozma ilamı yer aldığı, dosya içeriğinde yapılan incelemede en son bozma ilamı dikkate alınarak kıdem tazminatı alacağı yönünden herhangi bir bozma yapılmadığı anlaşıldığından, kıdem tazminatı alacağı yönünden aşağıdaki şekilde hüküm kurulduğu, toplanan ve değerlendirilen kanıt durumuna göre hesap bilirkişisi tarafından düzenlenen ilmi ve kazai içtihatlara uygun gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporundaki hesaplama ve miktarlara itibar edilerek ve Yargıtay Bozma ilamı da değerlendirilerek hüküm kurulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Karar süresi içinde davacı vekili tarafından katılma yolu ile ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Somut uyuşmazlıkta, fazla mesai ücreti bakımından, bozmaya ve usuli müktesep hakka aykırılık söz konusudur. Şöyle ki;
Dairemizin 2015/21106 esas sayılı ilk bozma ilamında fazla mesai ve hafta tatili ücretlerinden indirim yapılmaması gerektiği belirtilmiş, Mahkemece bozma ilanına uyularak adı geçen alacaklardan indirim yapılmadan karar verilmiştir. Dairemizin 2019/2032 esas sayılı 2. bozma ilamından sonra verilen kararda ise yeniden fazla çalışma ve hafta tatili ücretinden indirim yapılarak karar verilmiştir. Eldeki 2. bozma ilamı sonrası verilen hükümde ise indirim yapılmaması gerekir iken yapılmıştır.
Mahkemece yapılacak iş net 3.197,93 TL fazla çalışma ve net 1998,93 TL hafta tatili ücretlerini hüküm altına almakla ibarettir.
3-Ulusal bayram genel tatil ücreti bakımından, bozmaya ve usuli müktesep hakka aykırılık söz konusudur. Şöyle ki;
Dairemizin 2019/2032 Esas sayılı 2. bozma ilamında ulusal bayram genel tatil ücreti bakımından “%30 indirimli miktar 264,46 TL.na hükmedilmesi gerekir” denmesine rağmen 264,46 TL.ndan yine %30 indirim yapılması hatalıdır.
Neticeten, Mahkeme tarafından ulusal bayram genel tatil ücreti olarak doğrudan doğruya 264,46 TL.'na hükmedilmelidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, 14/12/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)