- Yargıtay/Aile Hukuku 1/77
(Dava No. 107/76; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti - : M.N.Münir Ertekün, Başkan, Ülfet
Emin ve Şakir Sıdkı İlkay
İstinaf Eden : Emsal Cevdet Başaran, Londra
(Davalı)
ile
Aleyhine İstinaf
Ed-ilenler : Ahmet Cevdet Başaran, Kermiya
(Davacı)
arasında
İstinaf Eden Namına : A.M.Berberoğlu ile Cebbar Niyazi
Aleyhine İstinaf Edilenler
Namına - : Kıvanç M.Riza
_________________________________________________________________
Türk Aile (Evlenme-Boşanma) Kanıınu, Fasıl 339, Madde 26 (d) Terkten
dolayı boşanma - Fasıl 339, Madde 26 (f) - Geçimsizlikten müşterek hayatın
çekilmez hale gelme-sinden dolayı boşanma.
Davanın Ertelenmesi - Mahkeme yapılan erteleme müracaatını kabııl edip
etmeme hususunda tâkdir hakkına sahiptir - Erteleme müracaatı reddolunan bir avukatın davadan çekilmesi kendiliginden davanın ertelenmesini gerekli kılmaz.
Ge-çimsizlikten dolayı boşanma verilebilmesi için geçimsizligin ciddi ve aile birliğini kökünden sarsacak nitelikte olup müşterek hayatı çekilmez hale getirmiş olması gerekir. Bu durumda boşanma geçimsizlige sebebiyet veren tarafın aleyhine verilir - Mahkeme -mukabil talebin takip edilmemesi halinde takipsizlik nedeniyle ret kararı vermesi gerekir.
Davacı Kıbrıs'ta, Davalı ise İngiltere'de ikamet etmektedirler. Taraflar, 31.12.1953 tarihinde Girne'de evlendiler. Bu evlilikten yaşları 21 ile l6 olan iki kız çoc-ukları oldu. Çocuklar halen İngiltere'de Davalı anne
ile birlikte kalmaktadırlar.
Davacı, Lefkoşa Aile Mahkemesinde açtığı davada Davalının kendisini muhik sebep olmadan terk ettiğini, aralarındaki evlilik hayatının Davalının kusuru yüzünden imkânsız ve t-ahammül edilmez hale geldiğini iddia ederek boşanma talebinde bulundu.
Davalı ise müdafaa takririnde, Davacının iddialarını reddetti, aradaki
geçimsizliğin Davacının zina ve terk sebeplerinden meydana geldiğini ve
mukabil talepte bulunarak lehine boşanma,- tazminat, nafaka ve ikinci
kızı için de nafaka talebinde bulundu.
Davanın duruşmasının yapıldığı 9.3.1977 tarihinde Davalı Mahkemeye gelmedi. Avukatı, davanın başka bir güne ertelenmesini talep etti, Davacı buna itiraz etti. Mahkeme tarafları dinledikten- sonra erteleme müracaatını reddetti. Bunun üzerine Davalı avukatı Mahkemeden izin alarak davadan çekildi, Davalının gıyabında yapılan duruşmada Davacının
şahadetine inanan Mahkeme, Davacı lehine geçimsizlikten dolayı boşanma kararı verdi. Mahkeme verdiği -hükümde Davalının mukabil talebine
değinmedi ve karar vermedi. Davalı gıyapta verilen karar aleyhine istinaf
etti. Davâcı da mukabil istinafında mukabil talebin reddedildiğine dair
karar vermemekle Mahkemenin hata ettiğini ileri sürdü.
İstinaf Mahkemesi h-er iki tarafın beyanlarını dinledikten sonra, davanın birçok defa Davalı avukatının isteğı doğrultusunda ertelendiğini, müdafaa ve mukabil talebin Mahkemenin verdiği emre rağmen uzun süre verilmediğini, istenen ertelemenin uygun şartları içermediğini, mese-lenin uzamasına neden olduğunun gözönünde tutulduğunu, buna göre erteleme kararı vermemekle Mahkemenin hatalı hareket etmediğini de belirtti. Ayrıca avukatın Davalının avukatlığından çekilmesinden sonra davanın ertelenmesinin gerekli olmadığına, boşanma iç-in gerekli şahadetin Mahkeme huzurunda mevcut olduğuna kanaat getirerek istinafı reddetti.
Mukabil istinafta ise Davalı mukabil davasını yürütmek için hazır bulunmadığına göre takipsizlikten reddedilmesi gerektiğini belirtti ve Davalının mukabil istinafın-ı kabul etti.
-------------------------------------------
H Ü K Ü M
M.Necati Münir Ertekün, Başkan: İşbu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Şakir Sıdkı İlkay verecektir.
Şakir Sıdkı İlkay: İşbu istinaf Lefkoşa Aile Mahkemesinin m-üstenif aleyhine vermiş olduju boşanma kararından yapılmıştır.
Müstenif (davalı) İngiltere'de, aleyhine istinaf edilen (davacı) Kıbrıs'ta İkamet etmektedirler. Taraflar 31.12.1953 tarihinde Girne'de evlendiler ve bu evlilikten, davanın açıldıjı Ekim 1976'-da yaşları 21 ve 16 olan iki kız çocukları vardır. Çocuklar halen anneleri müstenif ile birlikte İngiltere'de kalmaktadır.
Aleyhine istinaf edilen davacı Lefkoşa Aile Mahkemesi huzurunda açmış olduju davada gerek davalının kendisini muhik sebep olmaksızın- terk
ettiğini, gerekse kendisi ile arasındaki müşterek hayatın davalının kusuru yüzünden ımkânsız ve tahammül edilemez bir hale geldiğini iddia ederek boşanma talebinde bulundu.
Müstenif davalı ise dosyaladığı müdafaa takririnde davacının ileri sürdüğü i-ddiaları ret ve inkâr ettı ve geçimsizlik, zina ve terk sebeplerinden ötürü kendisi lehine boşanma verilmesi mukabil talebinde bulundu. Davalı, ayrıca, kendisi için tazminat ve nafaka ve ikinci kızı Harika için de nafaka talep etti.
Davanın duruşmasının y-apıldığı 9.3.1977 tarihinde davalı Mahkemeye gelmedi ve avukatı davanın duruşmasının başka bir tarihe ertelenmesini talep etti, davacı tarafı ise buna itiraz etti. Her iki tarafı dinleyen Mahkeme davalı avukatının yapmış olduğu erteleme müracaatını reddett-i. Bunun akabinde davalının avukatı Mahkemeden izin alarak davadan çekildi. Davalının gıyabında yapılan duruşmada sadece davacınin kendisi şahadet verdi. Davayı dinleyen Mahkeme davacının şahadetini doğru olarak kabul etti ve davacı lehine geçimsizlikten ö-türü boşanma kararı verdi. Mahkeme, vermiş olduğu hükümde davalının mukabil talebine değinmedi ve bununla ilgili herhangi bir karar veya emir vermedi.
Müstenif dosyalamış olduğu istinaf ihbarnamesinde özetle Bidayet Mahkemesinin a) davalı târafından yapıl-an erteleme müracaatını reddetmekle, b) davalının avukatının davadan çekilmesine rağmen duruşmayı yürüterek davalının gıyabında davayı sonuçlandırmakla,
c) ibraz olunan şahadet ışığında boşanmaya hükmetmekle ve d) sadece davacının taleplerini hükme bağla-makla ve davalının mukabil talebi uyarınca herhangi bir karar veya emir vermemekle hata ettiğini ileri sürdü. Aleyhine istinaf edilen davacı ise dosyalamış olduğu mukabil istinaf ile Bidayet Mahkemesinin, huzurundaki şahadet muvacehesinde veya takipsizlik -nedeni ile, mukabil talebin reddedildiğine dair bir karar veya emir vermemekle hata ettiğini ileri sürdü.
Celpname davalıya tebliğ edildikten ve davalı tarafından isbati vücut muhtırası dosyalandıktan sonra dava ilkin zabtı davası yapılmak üzere 5.1.1977 -tarihine tayin edildi. O gün davalının avukatı müdafaa ve mukabil talep dosyalayacağını Mahkemeye bildirmiş ve bunun üzerine Mahkeme davayı, duruşması yapılmak üzere, 9.2.1977 tarihine erteleyip müdafaa ve mukabil talebin 3.2.1977 tarihine kadar dosyalanma-sını emretti. Mahkeme emrine rağmen müdafaa ve mukabil talep takriri 3.2.1977 tarihine kadar dosyalanmadı. Ancak, 9.2.1977 tarihinde memurların grevi dolayısıyle dava, görülemeyeceği cihetle,16.2.1977 tarihine ertelendi ve taraflara bildirildi. 16.2.1977 t-arihinde davalının avukatı Mahkemeye yeniden müracaatta bulunarak müvekkilinin şubatın birinci haftasında Kıbrıs'a geleceğini ve müdafaa takririni onun adaya avdet ettiği zaman verebileceğini söyleyerek kendilerine son bir fırsat verilmesini talep etti. Ma-hkeme de, davanın duruşmasını son defa olmak üzere 1.3.1977 tarihine erteledi ve durumdan davalının da Mukayyitlik tarafından yazılı olarak haberdar edilmesini emretti. Mukayyitlik Mahkemenin vermiş olduğu direktifi yerine getirdi. Hal böyle iken müdafaa v-e mukabil talep takriri ancak duruşma günü olan 1.3.1977 tarihinde dosyalandı ve karşı tarafa bir sureti verildi. Davalının avukatı o gün yapmış olduğu bir beyanla kendisinin davanın duruşmasına hazır olduğunu Mahkemeye bildirdi. Mamafih, karşı tarafın muk-abil talebe cevap verebılmesi için davanın duruşması 9.3.1977 tarihine ertelendi ve davacı Mahkeme emrine uyarak müdafaa ve mukabil talebe cevabı 4.3.1977'de dosyaladı ve bir suretini karşı tarafa verdi. 9.3.1977 tarihinde davalının avukatı, davalının aday-a gelemediği ve duruşmada hazır bulunamayacağı nedeni ile, davanın duruşmasının 28.3.1977'den sonraki bir tarihe ertelenmesini talep etti. Karşı taraf bu müracaata itiraz etti. Mahkeme de, her iki tarafı dinledikten sonra, takdir hakkını kullanarak davalın-ın yapmış olduğu erteleme talebini reddetti. Mahkeme bu talebi reddederken, şöyle demiştir:
"Bugün oturuma başlandığında Mahkeme yine davalının tehir talebiyle karşılaşmıştır.
Gerekçe olarak şunlar gösterilmektedir:
(1) 8.3.1977 tarihinde davalı sayın- avukata telefon ederek muhakkak davasında bulunmayı arzu ettiği,
(2) Mali sıkıntısı,
(3) Çalıştıjı yerden izin alamaması."
Mahkeme 3.2.1977 tarihine kadar davalının müdafaa ve mukabil davâsını dosyalamasına emir verdiği halde davalı bunu yapmamış ve- ancak 1.3.1977 tarihinde duruşma günü dosyalamıştır. Ayrıca davalı Kıbrıs'a grev yüzünden gelememiş ıddiasına cevaben daha sonra uçaklar işlemeye başladığından kanaatimce 16.2.1977 tarihli duruşmaya gelebilirdi. Bu hususta herhangi bir izah yapılmamıştır.- Mamafih yine buna rağmen davalıya gerekli müdafaa hakkı sağlanmak maksadıyla bugüne kadar aradan bır ay geçmesine rağmen tehir verilmiştir. Mali sıkıntı meselesine gelince davalının Türkiye yolu ile geleceği ve grev dolayısıyla gelemediği ifadesine göre b-ağdaşmadığı gibi çalıştığı yerden izin alamadığı da bağdaşmamaktadır. Davalının 28 Mart'ta gelebileceği de hiçbir şekilde Mahkemeyi tatmin etmiş değildir. Üstelik davalı müdafaasında çalışmadığından (Müdafaa ve Mukabil Dava Madde 8) ve çocukları ile güç şa-rtlar altında yaşadığı belirtilmektedir ki, bu da diğer iddialarla tenakuz halindedir... Kanatimce davanın uzamasından başka bir durum mevcut değildir... Bu durumda davalıya uzun müddet müdafaa hakkı verilmiş ve hatta geçen celsede davanın duruşmasına haz-ır oldukları bildirildiği halde bugünkü hareket tamamen ters düşmektedir. Tehire haklı bır sebep görülmediğinden tehir talebinin reddine ve duruşmanın devamına karar verilir."
Bir mahkemenin yapılan bir erteleme müracaatını kabul edip etmeme hususunda t-akdır hakkına sahip olduğu kuşkusuzdur. Gör.- Kyriacou and Sons Ltd. v. Mouıourides, (1963) 2 C.L.R. p.l. Önümüzdeki meselede Bidayet Mahkemesi, takdir hakkını, meselenin ahval ve şeraiti muvacehesinde, doğru olarak kullanmış olup erteleme müracaatını redd-etmekle herhangi bir hata işlemiş değildir.
Müstenifin şikayet ettiği diğer bir husus davalının avukatının, erteleme müracaatının reddinden sonra ve Mahkemenin izni ile, davadan çekilmesine rağmen, Mahkemenin duruşmayı yürüterek davalının gıyabında davayı- sonuçlandırmasıdır. Erteleme müracaatının reddinden sonra Mahkemenin davayı dinleyip sonuçlandırması, meselenin tüm ahval ve şeraiti muvacehesinde, kanaatımızca, doğru bir hareket olup hatalı değildir. Erteleme müracaatı reddolunan bir avukatın davadan ç-ekilmesi kendiliğinden davanın ertelenmesini gerekli kılmaz. Aksi takdirde erteleme müracaatı reddedilen bir avukatın davadan geri çekilmesi daha önce verilen ret kararının kendiliğinden iptalini ve davanın otomatik olarak ertelenmesi gibi doğru olmayan ve- adalet mevhumu ile bağdaşmayan neticelere sebebiyet vermiş olur.
Müstenifin ileri sürmüş olduğu 3. istinaf sebebi meselenin esasına
mütedairdir. Müstenif, Mahkemenin, huzurundaki şahadet muvacehesinde, davacı lehine boşanma vermemiş olması gerektiği-ni ileri sürmüştür. Bidayet Mahkemesi, daha önce belirtildiği gibi, huzurundaki şahadete istinaden davacı lehine boşanma verdi. Geçimsizlikten ötürü boşanma verilebilmesi için sözü edilen geçimsizlijin ciddi ve aile birliğini kökünden sarsacak nitelikte ol-up müşterek hayatı çekilmez bir hale getirmiş olması gerekir. Böyle bir durumda boşanma, geçimsizliğe esas itibarı ile sebebiyet vermiş olan tarafın aleyhine verilir. Bu meselede davacı lehine boşanma verirken Lefkoşa Aile Mahkemesi hükmünde şöyle demişt-ir:
"Bu davadaki şahadeti tetkik ettiğimizde davacı, Amerikan Elçiliği'nden emekli olur olmaz Londra'ya gitmiş ve oradaki aile yuvasına iltihak etmiştir. Ancak gitmesinden sonra davalı, davacıya karşı eski karısından olan çocuklarının eve gelmemesini iste-miş, onların çalıştırdıkları Chartered Accountant yazıhanesinde çalışmasına karşı çıkmış, bu hususta her türlü baskı, kıskanma hareketlerinde bulunmuş, evde bir koca, ailenin reisi olması gerekirken ve hatta kanun bu hakkı verirken (Fasıl 339, Madde 37'yi -görünüz) onun her hareketini kontrol etmek, kıskanmak oraya dokunma, sobaya dokunma, televizyonu açma diye mani olmak, yiyecek dolaplarını kılitlemek suretiyle bir sığıntı durumuna düşürülmeğe, çocuklarını görmeğe mani olmağa ve onu bu yüzden terke zorlama-ya, davalının hakkı yoktur ve bu yönden kusurludur. Ayrıca davacı Londra'ya gittiği halde onu mazeret göstermeden eve almaması da davacıyı ıstemediğine bir karine teşkil eder.
Davacının İngiltere'de bulunduğu sırada ona haber vermeden çalışması, sorduğund-a cevap vermemesı de kusurlu bir harekettir. Kanunen kocanın kadının çalıştığı yeri bilmeşi de icab eder.
Bütün bunlardan dolayı davacı ile davalı arasında davalının kusurlarından mütevellid şiddetli geçimsizlik olduğuna ve bu geçimsizlün bir seneden fazl-a bir zamandan beri devam ettiği halde bütün bu hareketler ve davalının evlilik yuvasına dönmemesi karşısında evlilik yuvasının kökünden sarsıldığına ve çekilmez hale geldiğine kanaat getirilmiştir."
Görüleceği gibi Bidayet Mahkemesi taraflar arasında, da-valının kusurlarından ötürü, evlilik birliğini kökünden sarsıp müşterek hayatı çekilmez hale getirecek nitelikte ciddi bır geçimsizliğin mevcut olduğu kanaatına vardı. Davadaki şahadet tezekkür edildiğinde Bidayet Mahkemesinin bu kanaatının huzurundaki şah-adete dayandığı ve bu şahadetle yeterli derecede desteklenmekte olduğu görülür. Bu durumda Bidayet Mahkemesinin davacı lehine boşanma kararı vermekle hata ettiği iddiası varit olamaz.
Müstenif, son olarak, Bidayet Mahkemesinin mukabil talep uyarınca herha-ngi bir karar veya emir vermemekle hata ettiğini ileri sürdü. Müstenife göre Bidayet Mahkemesinin mukabil talepteki iddiaları da değerlendirmiş olması ve bunu yaptığı takdirde de mukabil talebe uygun hüküm ve emir vermesi gerekirdi. Mahkeme huzurunda dosya-lanmış bir müdafaa ve mukabil talep mevcut olmakla beraber bu mukabil talep davanın duruşmasında takip edilmedi ve bunu destekleyici şahadet Mahkemeye ibraz edilmedi. Bu durumda Bidayet Mahkemesinın.takip edilmeyen ve huzurundaki şahadetle desteklenmeyen b-ir mukabil talebe uygun olarak hüküm veya emir vermemesi hatalı değildir. Ancak Mahkemenin bu durumda mukabil talebi, takipsizlik nedeni ile, reddetmesi gerekirdi.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi, müstenif yapmış olduğu istinafta muvaffak olmuş -değildir.
Mukabil istinafa gelince ise, yukarıda da belirtildiği gibi, Bidayet Mahkemesi, huzurundaki mukabil talebi, takipsizlik nedeni ıle reddetmeli idi. Bu durumda mukabil istinafın kabul edilmesi gerekir.
Netice itibarı ile istinaf reddolunur. Mukabi-l istinaf kabul edilir ve davadaki mukabil talebin reddi için gerekli emir verilir.
İstinaf masraflarını müstenif ödeyecektir.
M.Necati Münir Ertekün (Başkan)
Ülfet Emin (Yargıç)
- Şakir Sıdkı İlkay (Yargıç)
9 Ağustos 1977
Full & Egal Universal Law Academy