- Yargıtay / Aile Hukuku 1/80
(Dava No. 158/75, Lefkoşa)
D.2/80
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti : Salih S.Dayıoğlu, Niyazi F.Korkut
- Aziz Altay
İstinaf Eden : Ünal İbrahim, Lefkoşa
(Davacı)
ile
Aleyhine İstinaf Edilen : Seher Ünal veya namı diğerle Seher
- Tuncay, Türkiye
(Davalı) arasında
İstinaf Eden Namına : Ali Dana
Aleyhine İstinaf Edilen
Namına : Menteş Aziz
_____________________________-___________________________________
Fasıl 339, Türk Aiie (Evlenme-Boşanma) Kanunu Madde 26 (c) - Şerefsiz
hareketten dolayı boşanma. Madde 26 (f) Şiddetli geçimsizlikten dolayı boşanma. Madde 37 - Kocanın evliliğin yürütülmesindeki sorumluluğu (Ev reis-liği)
İstinaf - Davayı dinleyen Bidayet Mahkemesinin tanıkları görüp şahadet
verirlerken tavır ve hareketlerini gözlem altında bulundurma olanagı mevcuttur - Yüksek Mahkeme Yargıtay olarak davayı dinleyen yaıgıcın bulgularına genellikle müdahale etmez. -Meger ki yargıcın şahadeti değerendirmede anlış ilke ve ölçüleı kullanmış olsun.
Koca evlilik birliginin ıeisi olup yasa bunun korunması için kocaya bazı mükellefiyetler vermiştir. Buna göre Davacı koca Davalıyı arayıp sormadığına göre bu mükellefiyetin-i yerine getirmekten kaçınmış demektir.
Davacı Kıbrıs'lı, Davalı ise T.C. vatandaşı olup İstanbul'da ikamet etmektedir. Taraflar 1 l.l 1.1959 tarihinde İstanbul'da evlendiler. Bu evlilikten 1961 ve 1974 doğumlu iki kız çocukları oldu.
Davacı Lefkoşa Aile- Mahkemesinde açtığı davada Davalının evliliğe yakışmayan, şerefsiz hareketlerinden kusurları yüzünden evlilik bağlârının sarsıldığını ve birlikte yaşamalarının imkânsız olduğunu Nisan 1974'ten
beri ayrı yaşadıklarını ve aralarında mizaç ve karakter ayr-ılığından müşterek hayatın imkânsız hale geldiğini iddia ederek boşanma talebinde
bulundu.
Davalı ise müdafaa ve mukabil talebinde bunların doğru olmadığını,
Geçimsizlik olsa bile buna Davacının sebep olduğunu iddia ederek mukabil dava ile Davacının evl-ilik yuvasına dönmesini, dönene kadar kendisi
ve çocukları için ayda KL. 75.- nafaka ödemesini talep etmiştir.
Bidayet Mahkemesi, Davacının boşanma talebi ile Davalının evlilik yuvasına dönme talebini reddetmiş, Davacının çocuklar için nafaka ödemesine em-ir vermiştir.
Davacı hükmü istinaf etmiştir.
İstinaf Mahkemesi İlk Mahkemenin hükmüne müdahaleyi gerektirecek bir durum olmadığına kanaat getirerek istinafı reddetmiştir.
-----------------------------------
HÜKÜM
Salih S.Dayıoğlu: Bu istina-fta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Niyazi F.korkut verecektir.
Niyazi F.Korkut: Bir kamu görevlisi olan davacı müstenif aslen Kıbrıs'lı olup K.T.F.D. vatandaşıdır ve aleyhine istinaf edilen davalı ise T.C. vatandaşı olup halen İstanbul`da ikamet etmekted-ir. Karı koca olan taraflar 11.11.1959 tarihinde İstanbul'da evlendiler. Tarafların bu evlilikten 23.4.1961 doğumlu Seray ve 10.6.1974 doğumlu Miray isimli iki kızları vardır.
Davacı Lefkoşa Aile Mahkemesinde dosyaladığı 158/75 sayılı davada, davalının ev-liliğe yakışmayan ve/veya şerefsız hareketleri ve/veya sair kusurları yüzünden, aralarındaki evlilik bağlarının sarsıldığını ve birlikte yaşamalarının imkânsız olduğunu ve Nisan 1974 tarihinden itibaren ayrı yaşamaya başladıklarını ve evliliğin bundan böyl-e devamının imkânsızlaştığını ileri sürmüştür.
Talep takririnde Davalının şerefsiz hareketlerinin ve sair kusurlarının tafsilâtı başlığı altında da şu iddialar ileri sürülmüştür:
"a) Başka erkeklerle münasebet kurmak ve devam ettirmek ,
b) Evini, da-vacıyı ve çocuklarını ihmal etmek, annelik ve karılık vazifelerini ifa etmemek,
c) Davacıyı kaale almamak ve / veya davacıyı dinlememek,
d) Aile yuvasında sık sık huzursuzluk yaratmak ve/veya davâcı ile kavga etmek.
Davacı talep takririnde iddialarına deva-mla aralarında mevcut büyük derecede karakter ve görüş ayrılıklarından dolayı da müşterek hayatın imkânsız bir hale geldiğinı ileri sürerek, yukarıda belirtilen nedenlerle lehine bir boşanma verilmesi isteminde bulundu.
Davalı ise dosyaladığı müdafaa ve m-ukabil talepte, sair şeyler yanında, aralarında herhangi bir geçimsizlik mevcut olmadığını, olsa bile bu geçimsizliğe davacının sebep olduğunu 19 yıllık evli oldukları nedeni ile aralarında karakter ve mizaç ayrılığı bulunmadığını, ileri sürerek, "davacı-nın kusur ve/veya kabahatlerinin tafsılatı başlığı altında, sair şeyler yanında, davacının davalı ve çocuklarını ihmal ettiği, onlara karşı aile reisi yükümlülüklerini yerine getirmediği, kumarbaz oduğu, sık sık evlilik birliğini sebepsiz terk ederek üç g-ün ile 15 gün arası sürelerle evden ayrı kaldığı, Nisan 1974 tarihinde de ailesini ziyaret için Kıbrıs'a gelip geri İstanbul'a dönmediği, müsrif biri olup etrafa devamlı olarak borçlandığı iddia edildi.
Davalı yukarıda değinilen iddiaları tekrarlayarak mu-kabil talebinde:
i) davacının aile yuvasına dönmesine ilişkin bir emir;
ii) davacının evlilik birliğine dönene dek davalıya ayda KL 25.- ve çocuklarına KL 50.- nafaka ödemesine ilişkin bir emir;
iii) dava neticesine dek (ii) altında istenen miktarların ara- nafaka olarak ödenmesine ilişkin bir emir; ve
iv) dava masrafları için hüküm verilmesini talep etmiştir.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme, davacının boşanma istemi ile davalının davacının evlilik yuvasına dönmeye emrolunmasına ilişkin istemini reddederek sade-ce mukabil talebe dayanarak davacının çocuklarına nafaka ödemesine ilişkin bir hüküm verdi.
Davacı İlk Mahkemenin boşanmayı reddeden ve nafaka ödenmesini emreden kararının hatalı olduğunu ileri sürerek verilen hüküm aleyhine istinaf etmekle beraber istina-fın duruşması sırasında nafaka ile ilgili 11,12 ve 13. istinaf sebeplerinde ısrar etmedi.
Davacının boşanmayı reddeden hükümle ilgili olarak ileri sürdüğü istinaf sebepleri şöyledir:
"1. Muhterem Bidayet Mahkemesi davacının şahadetine inanmamakla ve/veya- davalının şahadetine inanmakla hataya düşmüştür.
2. Davacının davalı ile aralarındaki geçimsizliğin davalının ilk maaşını aldığı tarihten sonra başladığını iddia ettiği halde Mahkemenin Deva İlaç Şirketi'nde çalışmaya başlayıncaya kadar geçimsizlik olmad-ığı hususunda bulgu yapmakla hataya düşmüştür.
3. Muhterem Mahkemece davacı ile davalı arasında 1973 yazına kadar boşanmayı gerektirecek hiçbir geçimsizlik olmadığı hususunda bulgu yapmakla hataya düşmüştür ve/veya bu bulgu şahadetle desteklenmemektedir.
-
4. Muhterem Bidayet Mahkemesi davacı ile davalının 1973 yazından 1974 Nisan ayına kadarki siıre zarfında aralarının açık olmadığını ve geçimsizlik olmadığı hususunda bulgu yapmakla hataya düşmüştür ve/veya işbu bulgu şahadetle desteklenmemektedir.
5. Muht-erem Bidayet Mahkemesi taraflar arasında boşanmayı gerektirecek şiddetli bir geçimsizlik sebebi olmadığına kanaat getirmekle hataya düşmüştür.
6. Muhterem Bidayet Mahkemesi davalının Kıbrıs Barış Harekâtı'nda veya daha sonra davacıyı arayıp sormaması ve/ve-ya ilgilenmemesi ile ilgili davacının şahadetini kaale almamakla hataya düşmüştür.
7. Muhterem Bidayet Mahkemesi davacının boşanma talebini reddetmekle hataya düşmüştür.
8. Muhterem Bidayet Mahkemesi davacının evlilik mesuliyetini idrak eden bir koca, bir- baba gibi hareket etmediği hususunda bulgu yapmakla hataya düşmüştür.
9. Muhterem Bidayet Mahkemesi davalının davacıyı 1974 Nisan'ından sonra arayıp sormamasının bir kusur olduğu hususunda bulgu yapmakla hataya düşmüştür.
10. Muhterem Bidayet Mahkemesi da-vacının karısına ve çocuklarına nafaka,ödememekle kusurlu hareket ettiği kanısına varmakla hataya düşmüştür.
Öncelikle birinci istinaf sebebini ele almayı uygun gördük.
İlk Mahkemede davacı bizzat şahadet vermekle yetinmiştir. Davalı da bizzat şahadet ver-erek ayrıca 2 de tanık dinletmiştir. Mahkeme hükmünde davacının şahadetini eleştirdikten sonra şöyle demiştir:
-"Çelişkilerle dolu olan bu şahadete ek olarak teyit edici herhangi bir şahadet olmadığı gibi davacının bu husustaki şahadet ve istintakında verdiği cevapları tetkık fırsatı bularak davacının bu şahadetinin gerçeğe dayanmayan ve inanılmaması gereken şahadet- olduğuna kanaat getirmiş bulunuyorum.
-
Yine Mahkeme hükmünün başka bir yerinde de "davalının şahadetini
davacının şahadetine tercih etmeyi uygun gördüm" demekte ve sonuçta davacı ile davalı arasında boşanmayı gerektırecek şiddetli bir geçmisizlik sebebi olmadığı kanaatına varmaktadır. Mahkeme -ayrıca karakter ve mizaç ayrılığına ilişkın iddia ile ilgili olarak da herhangi bir şahadet mevcut olmadığı kanaatına varmıştır.
Davayı dinleyen bir yargıcın tanıkları görüp şahadet verirlerken tavır ve hareketlerıni gözlem altında bulundurma olanağı vard-ır. Bunlara dayanarak da şahadetlerıni inceleyerek kime inanıp kime inanmayacağına karar verir. Bunun içindir ki Yüksek Mahkeme, Yargıtay olarak, birçok davada belirttiği gibi davayı dinleyen yargıcın bulgularına genellikle müdahale etmez. Bu bulgulara müd-ahale edebilmek için yargıcın şahadeti değerlendirirken yanlış ilke ve ölçüler kullanmış olduğuna ve yanılıp hataya diıştüğüne kesinlıkle tatmin edilmemiz gerekir. Bu davada yargıcın bu şekilde yanılgıya düştüğüne herhangi bir surette ikna ya da tatmin edi-lmedik. İlk Mahkeme, önündeki inandığı şahadet uyarınca varmış olduğu kanaata varabilirdi. Bu nedenle ilk Mahkemenin şahadet ve olgulara ilişkin bulgularına müdahale etmemize herhangi bir neden yoktur.
İlk Mahkeme davacının şahadetine inanmadığına göre da-vacının 7. istinaf sebebi de ileri gidemez. Geriye kalan 2, 3, 4, 5, 8, 9 ve 10. istinaf sebeplerine gelince, bu sebepler Mahkemenin belirli olguların geçimsizlik sebebi olduğuna bazılarının da geçimsizlik sebebi olmadığına ilişkin bulguları ve şahadetle i-lgili bazı bulgular hususundadır. Mahkeme davalı ile şahitlerine inandığına göre 2, 3, 4, 5, 8, 9 ve 10. istinaf sebeplerinde konu edilen bulgulara varmakla hata etmemiştir.
6. istinaf sebebine gelince: Mahkeme davacının Nisan 1974'den sonra geri dönecek -gerekçesi ıle İstanbul'dan ayrılıp davacının tekrar dönmediğine ilişkin davalının şahadetine inandığına göre ve Fasıl 339 Madde 37 altında koca evlilik birliğinin reisi olup ailenin geçimi ve yürütülmesi ile sorumlu olduğuna göre de davacının davalıyı aray-ıp sorması gerekirdi. Davacı bu yönde bir çaba harcamadığına göre Barış Harekâtı'nda ya da daha sonra davalının davacıyı arayıp sormaması hususunda davacının şahadetini kaale almamakla Mahkeme hatalı hareket etmemiştir.
Sonuç olarak istinaf reddolunur. A-leyhine istinaf edilenin masraflarının istinaf eden tarafından ödenmesi emrolunur.
Salih S.Dayıoğlu (Yargıç)
Niyazi F. Korkut (Yargıç)
Aziz Altay (Yargıç)
5 Kasım 1980
Full & Egal Universal Law Academy