-D.2/84 Yargıtay / Aile Hukuku 1/84
(Aile Dava No: 55/82; Mağusa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti : -Şakir Sıdkı İlkay, Başkan,
N.Ergin Salâhi, Niyazi F.Korkut
İstinaf Eden : Ali Ceran, Mağusa (Davalı)
ile
Aleyhine İstinaf Edilen : Gönül Ceran, Mağusa n/d- Gönül
Hüdaverdi Fürkan (davacı)
arasında
İstinaf Eden Namına : Hasan Sözmener
Aleyhine İstinaf Edilen
Namına : Güven Silman
__________________-_____________________________________________
Fasıl 339, Türk Aile (Evlenme-Boşanma) Kanunu Madde 26 (f) - Taraflar
arasında davalının kusur ve kabahatlarından, mizaç ayrılığından şiddetli geçimsizlik olduğundan boşanma.
Madde 38 - Davalının evlilik müke-llefiyetlerini yerine getirmemesinden mahkemenin müdahalesi.
Madde 32 (b) - Boşanma halinde yoksul düşecek tarafa mahkemenin yoksulluk nafakası takdiri.
Madde 30 - Boşanma davalarında yargıcın tarafların barışma ihtimallerini görmesi halinde yasal ayrıl-ığa hükmedebilmesi.
Madde 31- Boşanmada kusurlu tarafın ikinci bir evlilik yapmaktan men olunması.
Yetki - Yargıtayın İlk Mahkemelerin bulgularına müdahalede çekingen
davranması. Davayı dinleyen bir yargıcın tanıkları görüp şahadet verirlerken tavır -ve hareketlerini gözlem altında bulundurma olanağı vardır. Şahadeti inceleyerek kime inanıp inanmayacağına karar verir. Yüksek Mahkeme Yargıtay olarak genellikle yargıcın bulgularına müdahale etmez.
Nafaka - Kocanın ana nafaka istemi - Fasıl 339 uyarınca k-ocanın karısından
nafaka istemesine olanak verecek bir durum mevcut değildir. Ancak bo-
şanma halinde yoksul düşecek tarafa nafaka olarak bir miktar ödenmesi
mahkemece emredilebilir.
İkinci bir evlilik yapmaktan men - Boşanmaya hükmeden mahkemenin
kusurl-u tarafın 1 yıldan az ve 2 yıldan çok olmamak üzere ikinci bir
evlilik akdi yapmaktan men olunmasına emir vermesi gerekir.
Taraflar karı-koca olup, 29.2.1979 tarihinde Mağusa Evlendirme Memurluğunda evlendiler. Davacı Mağusa Aile Mahkemesinde açtığı dav-ada evliliğin ilk günlerinden beri Davalının kötü muamele yaptığını, affetmediğini, mizaç ve karakterlerinin uymamasından da aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu iddia ederek boşanma talebinde bulundu.
Davalı müdafaa ve mukabil talebinde Davacının iddi-alarını reddetti ve
mutlu yaşamları olduğunu belirterek Davacının evlilik yuvasına dönmesi ve kendisine dönene kadar ayda 15.000 TL nafaka ödemesini istedi.
Alt Mahkeme Davacının şahadetine inandı ve tarafların boşanmalarına karar verdi.
Davalı hükmü istin-af etti. İstinaf mahkemesi, Alt Mahkemenin bulgusunun doğru olduğunu, müdahaleyi gerektirecek bir durum olmadığını belirterek istinafı reddetti. Davalı Mahkemenin bulgusuna göre kusurlu olduğundan İstinaf Mahkemesi boşanma verildiğinde 1 sene ikinci bir e-vlilik akdi yapmaktan men olunmasına karar verdi.
------------------------------
HÜKÜM
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç
Niyazi F.Korkut verecektir.
Niyazi F.Korkut: İstinaf e-den ile aleyhine istinaf edilen karı koca idiler ve 29.2.1979 tarihinde Mağusa Evlendirme Memurluğunda evlenmişlerdi.
Aleyhine istinaf edilen davacı Mağusa Aile Mahkemesinde dosalamış olduğu davada,sair şeyler yanında, davalının evliliğin ilk günlerinden -başlayarak manevi his ve duyguları ile alay ettiğini, ksndisine kötü şekilde küfredip telıditlerde bulunduğunu ve kendısini dö,rdüğünü, davalının bu kusurlarını affetmediğini ve davalının bu kusurları sonucu aralarındaki evlilik münasebetinin birlıkte haya-tı imkansız kılacak derecede ciddi surette gerginleştiğini, alternatif olarak taraflar arasında karakter ve mizaç ayrılığı mevcut olduğunu ve son iki buçuk yıldan beri davalıdan ayrı yaşadığını ileri sürerek boşanma ve nafaka talebinde bulundu.
Davalı ise- dosyalamış olduğu müdafaa ve mukabil talep takririnde sair
şeyler yanında, davacının talep takririndeki savlarını red ve ınkâr ederek davacı ile her zaman mutlu bir yaşam sürdürdüklerini, davacı ile karakter ve mizaç bakımından büyük uyum içerisinde olduk-larını, kendisinin halen işsiz olduğunu beyanla davacının taleplerinin reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek mukabil talep yolu ile de:
(a) davacının evlilik yuvasına dönmesini ve
(b) aile yuvasına dönene dek kendisine ayda 15.000 TL ara nafaka ödemesini- istedi.
Davanın duruşmasında davacı ve davalı bizzat şahadet verip herhangi bir tanık çağırmadılar.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme davacının gerek şahadetinde gerekse uzun istintakında hiç sarsılmadığı ve doğru ve inandırıcı şahadet verdiğine ilişkin bulg-u yaparak doğru olarak kabul ettiği davacının şahadetine göre de tarafların evlilik birliğinin şubat 1980 tarihine dek devam ettiği, bu süre zarfında
davalının davacı ile ailesine küfrettiği, davacının dini duyguları ile alay ettiği, davalının sürekli temb-el ve işsiz olduğu ve davacıdan sık sık para istediği, davacının evliliğinin devamı için büyük çaba ve fedakarlık göstermesine karşın yaptk birliğinin çekilmez bir hal aldığı ve kökünden sarsıldığına ilişkin de bulgu
İlk Mahkeme ayrıca davalının şahadeti-ni de eleştirerek şahadetine herhangi bir değer vermemeyi uyguri bulup davalının mukabil talebinde davacıdan ara nafakası istemesinin de davacının savlarını destekler nitelikte olduğunu belirterek sonuçta şiddetli geçimsizlik nedeniyle davacı lehine boşanm-aya ve mukabil davanın da reddine hükmetti.
Davalı bu hükme karşı istinaf etti.
İstinaf eden istinafın duruşması sırasında özetle Alt Mahkemenin davacının tenakuzların mevcut olduğu şahadetine inanmakla hata ettiğini, davalı
şahadetinde mukabil talebindeki- nafaka isteminde ısrar etmediği halde bu isteme dayanarak davalıya inanmamakla Alt Mahkemenin hata ettiğini, davacı şahadetinde bir yıllık süre zarfındaki davalının kusurlarını affettiği halde Mahkemenin bu kusurları dikkate alarak taraflar arasında geçim-sizliğin var olduğuna ilişkin bulgu yapmakla hata ettiğini ve Mahkemenin bu hususlarda hatalı olduğuna göre de davacının aile yuvasına dönmesine ilişkin emir vermesinin kaçınılmaz olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı avukatı ise davacının şahadetinde esasa il-işkin çelişkinin var olmadığını, Alt Mahkemenin davacının şahadetine inanarak adli takdir yetkisini doğru olarak kullandığını ve Mahkeme davacıya inanıp boşanma verdikten sonra davalının mukabil talebini de reddetmekle hata etmediğini belirtti.
Yargıtay -/ Aile Hukuku 1/80'de de vurgulandığı gibi davayı dinleyen bir yargıcın tanıkları görüp şahadet verirlerken, tavır ve hareketlerini gözlem altında bulundurma olanağı vardır ve bunlara dayanarak da şahadetleri inceleyerek kime inanıp kime inanmayacağına kar-ar verir. Bu nedenle Yüksek Mahkeme, Yargıtay olarak, birçok davada belirtildiği gibi davayı dinleyen yargıcın bulgularına genellikle müdahale etmez. Bu bulgulara müdahale edebilmek için yargıcın şahadeti değerlendirirken yanlış ilke ve ölçüler kullanmış o-lduğuna ve yanılıp hataya düştüğüne tatmin edilmemiz gerekir. Bu davada Alt Mahkeme Yargıcının bu şekilde bir yanılgıya düştüğüne istinaf eden tarafından ikna edilmedik. İlk Mahkeme, önündeki doğru olarak kabul ettiği şahadet uyarınca, varmış olduğu bulguy-a varabilmesi için yeterli şahadet vardı. Bu nedenle Ilk Mahkemenin şahadet ve olgulara ilişkin bulgularına müdahale etmemize neden yoktur.
İlk Mahkeme davacıya inanıp davalıya inanmadığına göre davalının mukabil talebi de ileri gidemezdi ve istinaf edeni-n bu husustaki istinaf sebebi de mesnetsizdir. Esasında Fasıl 339 uyarınca kocanın karısından nafaka istemesine olanak verecek bir durum mevcut değildir. Ancak boşanma halinde Mahkeme M.32 (b) uyarınca, yoksul düşecek tarafa nafaka olarak bir miktar ödemes-ini emredebilir ki, davalının mukabil talebinde böyle bir talep ve iddiası da mevcut değildir. Fasıl 339 m. 30 uyarınca Alt Mahkemenin boşanma yerine adli ayrılığa hükmetmek için adli takdir yetkisi vardır. Bu yetkisini Mahkeme meselenin kendine has olgula-rı ışığında kullanabilir. İstinaf edenin bu hususta da bir istinaf sebebi mevcut olmakla beraber istinafın duruşması sırasında istinaf eden bu nokta üzerinde durmamıştır. Esasında davada mevcut şahadete göre Mahkemenin böyle bir takdir hakkını kullanmasını- gerektirecek bir durum da yoktu.
Son olarak bir hususa daha değinmemiz gerekir. Bir boşanmaya hükmederken Mahkemenin Fasıl 339 m. 31 uyarınca kusurlu tarafın bir yıldan az olmamak ve 2 yılı geçmeyen bir süre için ikinci bir evlilik akdi yapmaktan men olu-nmasına ilişkin bir emir vermesi gerekmektedir. Alt Mahkeme bu hususta bir emir vermemiştir.
İstinaf eden istinafında başarılı olmayıp Alt Mahkemenin kararına göre kusurlu taraf olduğuna göre ikinci bir evlilik akdi yapmaktan bir süre için m-en edilmesi kaçınılmaıdır. Meselenin kendine has olguları ışığında bu süreyi bir yıl olarak saptamayı uygun bulduk.
Sonuç olarak istinaf reddolunur.
İstinaf edenin bir yıl için ikinci bir evlilik akdi yapmaktan men olunması
emrolunur.
İstinaf masrafları is-tinaf eden tarafından ödenecektir.
Şakir Sıdkı İlkay (Başkan)
N.Ergin Salâhi (Yargıç)
Niyazi F.Korkut (Yargıç)
22 Haziran 1984
5
Full & Egal Universal Law Academy