- Yargıtay / Aile Hukuku 2/77
(Dava No. 19/76; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti : M.N.Münir Ertekün, Başkan, Ül-fet Emin ve
Şakir Sıdkı İlkay
İstinaf Eden : Hüsrev Karaoğlan, Girne
ile
Aleyhine İstinaf Edilen : Müşerref Mehmet Emin Ağa, Girne
- arasında
İstinaf Eden Namına : Talât Kürşat ve Nejlâ Şenol
Aleyhine İstinaf Edilenler
Namına : Yaşar Mehmet
_________________________________________________________________
Türk Aile (Evlenme--Boşanma) Kanunu, Fasıl 339, Madde 26 (f) - Geçimsizlik sebebiyle boşanma. Madde 38 - Eşlerden birinin evlilik görevlerini savsaklaması ile Mahkemenin bu hususta emir vermesi.
Mahkemenin, ilk mahkemenin bulgularına müdahale etmeme ilkesi - Davayı
dinleyen- bir hakim şahitleri görüı, tavır ve hareketlerini müşahede eder,
kime inanıp kime inanmayacağına karar verir - İstinaf Mahkemesi davayı dinleyen hakimiıı bulgularını hakimin kat'i surette yanıldığına ve hataya düştüğüne dair tatmin olmadıkça müdahale etme-z (T.C.M. İstinaf 14/72).
Bir boşanma davasıııda boŞaııma sebebi olarak gösterilen geçimsizlige yol açan olayların mevcudiyetine hakimin vicdanen kani olması lazımdır. Mahkemenin mevcudiyetine inandığı olaylar taraflar arasındaki karakter ayrılığını göste-ımeyip Davalının, Davacıya karşı kusurlu hareketlerini göstermektedir.
Taraflar Girneli olup, 23.2.1975 tarihinde Girne'de evlendiler. Ancak
aralarında zifaf olmadı. Evlenme akdinden sonra Davalı, Davacının evine taşınarak Davacı ile aynı çatı altında, fa-kat ayrı odalarda yaşamaya ve Davacı ile birlikte Davacının babasının Belediye Çarşısı'ndaki manav dükkânında çalışmaya başladı. Davalı, 1.9.1976'da kayınpederinin evinden ayrıldı ve o tarihten beri taraflar ayrı yaşamaya başladılar.
Davacı, Girne Aile- Mahkemesinde açtığı davada, Davalı ile aralarındaki müterek hayatın mizaç ve karakter farkı ve Davalının kusurları yüzünden imkânsız ve tahümmül edilmez hale geldiğini iddia ederek boşanma talebinde bulundu.
Davalı müdafaa takririnde bu iddiaları reddede-rek, Davacının, kendisinin aile yuvası olarak temin ettiği eve uygun müddet zarfında dönmesi için karar verilmesini mukabil talep olarak ileri sürdü.
Davayı dinleyen Bidayet Mahkemesi, Davacı ve şahitlerine inanarak Davacı lehine boşanma kararı verdi. Muk-abil talebi ise reddetti.
Davalı bu karardan dolayı istinaf etti.
İstinaf Mahkemesi, Bidayet Mahkemesinin bulgularını değiştirmeye sebep görmedi ve istinafı reddetti.
-----------------------------------
HÜKÜM
M.Necati Münir Erte-kün, Başkan: İşbu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Şakir Sıdkı İlkay verecektir.
Şakir Sıdkı İlkay: İşbu istinaf Girne Aile Mahkemesinin müstenif aleyhine vermiş olduğu boşanma kararından yapılmıştır.
Taraflar Girneli olup 23.2.1975 tarihinde Gi-rne'de evlendiler fakat aralarında zifaf olmamıştır.
Mahkemeye ibraz edilen Emare I evlendirme şahadetnamesine göre
müstenif (davalı) 1944 doğumlu, aleyhine istinaf edilen (davacı) ise 1951 doğumludur. Davalı, Devlet Mühendislık ve Mimarlık Yüksek Oku-lu'nun 2. sınıfına kadar tahsil görmüş birisidir.
Taraflar arasındaki evlenme akdinden hemen sonra davalı, davacının
babasının evine taşınarak davacı ile aynı çatı altında fakat ayrı odalarda yaşamaya ve davacı ile birlikte davacının babasının Belediye- Çarşısındaki manav dükkânında çalışmaya başladı.
Davalı 1.9.1976 tarihinde kayınpederinin evinden ayrıldı ve o tarihten buraya taraflar ayrı yaşamaktadırlar.
Aleyhine istinaf edilen davacı Girne Aile Mahkemesi huzurunda açmış olduğu davada davalı ile ar-asındaki müşterek hayatın, gerek aralarındakı mizaç ve karakter farkı nedeni ile gerekse davalının kusurları yüzünden, imkânsız ve tahammül edilmez bir hale geldiğini iddia ederek, boşanma talebinde bulundu.
Müstenif davalı dosyaladığı müdafaa takririnde -davacının iddialarını ret ve inkâr etti ve kendisine ait bir arsa üzerine yaptırdığı bir evi kayınpederine ait bir arsa üzerine yaptırmamış olmasından ötiırü kayınpederinin kendisine darıldığını ve kendisini evden kovduğunu, davacının ise ailesinin baskısı- altında kalarak kendisi ile sık sık münakaşa ve yersiz kavga ettiğini .ve evlilik vazifelerini yerine getirmeyip evliliği tehlikeye düşürdüğünü ileri sürerek kendisinin aile yuvası olarak temin ettiği eve davacının, uygun görülecek bir müddet zarfında, dö-nmesi için emir verilmesi mukabil talebinde bulundu.
Davanın duruşmasında davacı tarafından davacının kendisi ve bir şahit, davalı tarafından davalının kendisi ve bir şahit şahadet verdi. Davayı dinleyen Mahkeme davacının şahsen vermiş olduğu şahadeti doğ-ru olarak kabul ederek taraflar arasında mizaç ve karakter ayrılığı neticesi olarak evlilik münasebetlerinin temelden sarsıldığına ve müşterek hayatın imkânsız ve tahammül edilmez bir hal aldığına kanaat getirdi ve davacı lehine boşanma kararı verdi ve muk-abil talebi de reddetti. İstinaf, Mahkemenin işbu hükmünden yapılmıştır.
Müstenif, istinaf ihbarnamesinde ileri sürmüş olduğu istinaf sebepleri
ile özetle (i) Mahkemenin davacı şahitlerine inanmak ve davalı şahitlerine
inanmamakla ve (ü) inanmış olduğu şa-hadetin tarafların boşanmasını mucip
kılacak yeterde olduğunu kabul ederek davacı lehine boşanma kararı vermekle ve davalının mukabil talebini reddetmekle hata etmiş olduğunu iddia etti.
İlkin yukarıda özetlenen istinaf sebeplerinden birincisini ele alalı-m. Davayı dinleyen bir hâkim şahitleri görür, tavrı hareketlerini müşahade eder ve şahadetlerini inceleyerek kime inanıp kime inanmayacağına karar verir. İstinaf Mahkemesi ise şahitleri görüp tavrı hareketlerini müşahade etmek avantajından mahrumdur. Bu ne-denledir ki, prensip itibarı ile bir İstinaf Mahkemesi davayı dinleyen hakimin bulgularını, hakimin kat'i surette yanıldığına ve hataya düştüği.ıne dair tatmin edilmedikçe, ihlal etmez ve etmemesi lazımdır. Bunun böyle olduğuna dair birçok içtihat kararlar-ı mevcuttur. - Gör.T.C.M. İstinaf No. 14/72
Biz istinafta söylenenleri dinledikten ve davadaki şahadeti ve verilen hükmü tezekkür ettikten sonra Bidayet Mahkemesinin şahitlerin doğru söyleyip söylemediği hususundaki bulgularını değiştirmeye yeterli sebep- göremedik.
Yukarıda özetlenen ikinci istinaf sebebi altında şahadetin taraflar arasında bir boşanma sebebi olarak geçimsizliği göstermeye yeterli olmadığı ileri sürüldü.
Bu gibi bir boşanma davasında boşanma sebebi olarak gösterilen geçimsizliğe yol aça-n hadiselerin mevcudiyetine hakimin vicdanen kani olması gerekir. Hakim, doğru olarak inandığı şahadet muvacehesinde, boşanma sebebini gösteren hadiselerin mevcudiyetine vicdanen kani olursa boşanma sebebi isbat edilmiş sayılır. Bu hususta Türkiye'deki dur-um da aynıdır.Gör. Dr. Saymen ve Dr. Elbir, Türk Medeni Hukuku, 1960 baskı, cilt 3 s. 265.
Önümüzdeki meselede Bidayet Mahkemesi kendisine inandığı davacının şahadetini doğru olarak şu şskilde özetledi:
"Davacının şahadetine göre daha başlangıçtan davalı- ile arasında muhabbet olmamıştır. Davalının elini tutmaya veya koluna girmeye teşebbüs ettiğinde davalının kendisine mani olduğunu, bunun modası geçtiğini söylediğini, ne zaman düğün yapıp evleneceklerini kendisine sorduğunda "küçüğüz, büyüyelim de ondan -sonra" dediğini, yine ne zaman evleneceğiz, çok uzadı, bu gidişle babam bizi evden kovacak şeklinde konuştuğu zaman da davalının, "mağaraya gideriz, ekşi ağacının altına gideriz" şeklinde davacının gururunu rencide edecek cevaplar verdiğini iddia etmiştir.- Davalı ile düğünlere gittiklerinde tebrikten sonra davacı etrafı seyretmek için oturduğu halde onu yalnız bırakıp dışarı çıktığını, canının sıkıldığını, kadınlarla oturmayı sevmediğini söylediğini ileri sürmüştür. Dükkânda da davalının müşterilerin önünde- ona hakaret ettiğini, dövmeye kalkıştığını onu dükkândan kovduğunu ifade eden ve bütün bu sebeplerden ötürü mutsuz olduğunu söyleyen davacı ileride düzelir ümidiyle her şeyi içine atıp kimseye birşey söylemediğini, aralarındaki soğukluğa rağmen evliliği d-evam ettirmek niyetinde olduğunu anlatmıştır. Buna rağmen, davacı daha sonra davalının kendisine "sana sıcağım yoktur" söylemesi üzerine kendisini sevmediğini anladığını ve bunun üzerine aralarındaki esas soğukluğun başladığını iddia etmiştir. Bu sözlerin -sarfedilmesinden sonra küsüştükleri tarihe kadar geçen 3-4 ay zarfında babası dışarıda tedavi görmekte olan annesinin yanında olduğu için ve dükkân yalnız kalmasın diye mecburen ses çıkarmadığını ve bu sebepten aralarında başka münakaşa olmadığını izah ett-i.
Haber vermeden ve nereye gideceğini söylemeden evden ayrılmayı adet edinen davalının bu tutumundan da şikayetçi olan davacı, son küsüştükleri 1 Eylül 1976 akşam da davalının yine haber vermeden arabayı alıp evden ayrıldığını, nereye gittiğini bilmediğ-i için merakta kaldığını, dönünce de bu yüzden aralarında çıkan münakaşa sonunda onu evden kovduğunu anlatmıştır. Davacı bu münakaşanın davalının yapmayı deruhte ettiği evi davacının babasının arsası yerine kendi annesinin arsasında yaptığı için çıktığını -kesinlikle reddetti. Bu hususta sıkı bir istintaka tabi tutulduğu halde münakaşanın ev yüzünden olduğunu kabul etmedi.
Bidayet Mahkemesi yukarıda özetlenen şahadete istinaden taraflar arasındaki evlilik münasebetlerinin temelden sarsıldığına ve müşterek h-ayatın imkansız ve tahammül edilmez bir hal aldığına kanaat getirdi ve taraflar arasında zifaf olmadığını ve çocukları da bulunmadığını göz önünde tutarak boşanmalarına karar verdi. Görülüyor ki, Bidayet Mahkemesi taraflar arasındaki müşterek hayatın imkân-sız ve tahammül edilemez olduğuna vicdanen kani oldu ve bu nedenle tarafların boşanmasına karar verdi. Bu böyle olduğuna ve hakimin varmış olduğu kanaat huzurundaki şahadetle desteklendiğine göre bizim bir İstinaf Mahkemesi olarak bunu değiştimemiz doğru o-lmaz. Mamafih, şunu belirtmek yerinde olur ki, Bidayet Mahkemesi evlilik münasebetlerini temelden sarsan ve müşterek hayatı imkânsız ve tahammül edilmez bir hale sokmuş olan hadiselerin taraflar arasındaki karakter ve mizaç ayrılığını göstermekte olduğu gö-rüşüne varmıştır. Kanımızca bu görüş hatalıdır. Bidayet Mahkemesinin mevcudiyetine inanmış olduğu hadiseler taraflar arasındaki karakter ayrılığını göstermeyip, davalının davacıya karşı kusurlu hareketlerini göstermektedır. Bidayet Mahkemesinin bu görüş ha-tası ise davanın neticesini olumsuz şekilde etkılememektedir. Çünkü Bidayet Mahkemesi yukarıdaki hususta hatalı bir görüşe varmış olmakla beraber boşanma kararını doğru olarak geçimsizliğe binaen vermiştir.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi müsten-if yapmış olduğu istinafta muvaffak olmuş değildir. Bu böyle olmakla beraber müstenifin işsiz birisi olduğunu ve istinafla ılgili tüm ahval ve şeraiti göz önünde tutarak masraflarla ılgili herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
Netice itibarı ile is-tinaf reddolunur. İstinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
M.Necati Münir Ertekün (Başkan)
Ülfet Emin (Yargıç)
Şakir Sıdkı İlkay (Yargıç)
15 Ağustos, 1977
Full & Egal Universal Law Academy