-D.2/81 Yargıtay / Aile Hukuku 2/81
(Dava No. 70/80 Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti - : Ülfet Emin, Başkan, Şakir Sıdkı İlkay,
Niyazi F.Korkut
İstinaf Eden : Vedat Benzinci n/d Vedat Hüseyin,
Ortaköy (Davacı)
- ile
Aleyhine İstinaf Edilen : Ülkü Vedat n/d Ülkü Benzinci,
Ortaköy (Davalı)
arasında
İstinaf Eden Namına : Mustafa Menteş, Kemal Aktay
Aleyhine- İstinaf Edilen
Namına : Ergin Ulunay
_________________________________________________________________
H.U.M.K. Emir 33 - Davacının hazır bulunmaması halinde yargıcın davayı
iptal etmesi - Davacıya verilen emrin tebliğ edilmed-iği ve ortada yeni gelişme olmadığı halde mahkemenin davayı takipsizlikten iptal etmesi hatalıdır.
Yetki - Bir davanın tehir edilip edilmemesi Mahkemenin takdirine bağlıdır.
Mahkeme bu hakkını adlî olarak kıtllanır. Tehir taleplerinde bir tarafın
istemesi- ve diğer tarafın itiraz etmemesi tehir için yeterli sebep değildir.
Yargıcın avukattan davayı geri çekmesini istemesi doğru değildir. Her avukat davasını dilediği gibi yürütmekte serbesttir.
Herhangi bir davanın ertelenmesi istendiğinde istenilen sebebin -makûl, mantıkî, adil olup olmadıgı, iyi veya kötü niyetle yapılıp yapılmadığı, karşı tarafın haklarına zarar verip vermeyecegi, itiraz olup olmadığı, adaletin gerçekleşip gerçekleŞmeyeceği, sürüncemede bırakılıp bırakılmayacagı yargıç tarafından gözönünde -tutulmalıdır.
Davacı tarafından Lefkoşa Aile Mahkemesinde Davalı karısı aleyhine açılan boşanma davasında 10.2.1981 tarihinde Davacının istintak safhasında dava ertesi güne ertelendi. Ancak 11.2.198I'de yargıcın yakınının vefatı dolayısıyla dava dinlenmey-e devam edemedi. Ertesi gün yargıç tarafların gaybubetinde davayı 18.2.1981'e tayin etti. Ancak tayini yaparken önünde Davacı avukatının 16 Şubat ve 4 Mart tarihleri arasında bir güne tayin edilmesini isteyen dilekçesi vardı. Karşı taraf bu işleme itiraz
e-tmemişti. Buna rağmen yine de yargıç 18.2.1981 tarihini tayin etti. O gün Davacı adına başka bir avukat bulunarak tehir talep etti, karşı taraf itiraz etmedi ancak Mahkeme tehir talebini reddetti. İkinci bir tehir talebini de reddedince avukat davadan çeki-lmek istedi, Mahkeme Davacının gelmesini ve davayı ö.e.10.30'a ve daha sonra 11.30'a erteledi. Avukat, Davacıyı bulamadığını söyleyince dava ö.s. 3.30'a ertelendi ve Mukayyidin Davacıya ihbar etmesine emir verdi. Ancak gerekli tebligat yapılamadı. -Karşı taraf ö.s. davaya geldiğinde davanın takipsizlikten red edilmesi isteminde bulundu ve mukabil talebi geri çekti. Mahkeme davayı takipsizlikten reddetti.
Davacı bu kararı istinaf etti. İstinaf Mahkemesinin ekseriyetle verdiği
karar-a göre Mahkemenin bu şekilde davayı reddetmekle adli takdirini yanlış kullandığına kanaat getirerek kararı iptal etti ve davanın başka bir yargıç tarafından dinlenilip tamamlanmasına karar verdi.
--------------------------------
HÜKÜ-M
Ülfet Emin (Başkan): Bu istinafta ilk hükmü Sayın Yargıç Şakir Sıdkı İlkay verecektir.
Şakir Sıdkı İlkay: Bu istinaf Lefkoşa Aile Mahkemesinin müstenifin açtığı boşanma davasını, takipsizlik nedeni ile iptal etmesi kararından yapılmıştır.
İstinafa kon-u dava yargıç değişikliğinden ve 1-2 tehirden sonra 10.2.1981 tarihinde duruşması yapılmak üzere Mahkeme huzuruna geldi. O gün müstenif davacının, istintak safhasına kadar, şahadeti dinlendi ve dava duruşmaya devam edilmek üzere ertesi güne ertelendi.11.2.-1981'de davayı dinleyen yargıcın yakın bir akrabasının vefatı ve Mahkemeye gelememesi nedeni ile dava dinlenmedi. Ertesi gün Mahkemeye gelen yargıç, tarafların gaybubetinde, davayı dinlenmek üzere 18.2.1981'e tayin etti. Yargıç davayı
18.2.1981'e tayin ede-rken önünde davacı avukatının yazılı bir müracaatı bulunuyordu. Davacının avukatı bu müracaatı ile kendisinin ada haricinde bulunacağı nedeni ile davanın 16 Şubat ve 4 Mart tarihleri arasında bir güne tayin edilmemesini istiyordu. Bu yazılı müracaat itiraz-ı bulunmadığına dair davalı avukatının imzasını da taşıyordu. Yargıç ise, davanın kısmen dinlenmiş olduğu cihetle uzun bir tehire tabi tutulmaması gerektiği nedenine istinaden ve kendi iş defterinin durumunu da gözönünde bulundurarak, davayı 18.2.1981 e ta-yin etti.18.2.1981 de davacı ve davacının esas avukatı Mahkemede hazır bulunmadı ve adlarına başka bir avukat bulundu. Davacıyı temsilen o gün hazır bulunan avukat davacının esas avukatının başka bir müşterisinin işi için ada haricinde bulunduğu ve davanın- da kısmeıı dinlenmiş olduğu nedenlerine istinaden tehir talep etti ve karşı taraf itiraıda bulunmadı. Mahkeme yapılan bu müracaatı reddetti. Mahkeme tehir müracaatını reddederken kararında şöyle dedi:
"Bugün yapılan bu müracaat yeni değildir.12.2.1981 ta-rihinde davayı
bugüne ertelerken, Avukat Mustafa Menteş'in bugün öne sürdüğû hususları da tezekkür etmiş ve davayı bugüne yine de tayin etmiştim. Avukatlara mümkün mertebe yardımcı olmaya çalışırım. Ancak ilk kendi Diary im gelir ve sonra avukatların kolay-lığı gelir. Ortalama olarak bu Mahkemede haftada iki gün görev yaparım. Diğer günleri dıe ya Askeri Mahkemede veya zaman zaman Güzelyurt veya Lefke bölgesinde geçiririm. Davanın bugün duruşmasına devam etmek istediğimi taraflara 3-4 gün önceden ihbar etmiş- durumdayım. Ve davacı davasını bugün yürütebilmesi için gerekli tertibatı alabilirdi. Bu durumda tehir talebi reddolunur."
Aynı gün daha sonra yapılan ikinci bir tehir talebini Mahkemenin reddetmesi üzerine avukat davadan çekilmek talebinde bulundu. Mahk-eme dedavacının Mahkemeye getirilmesi üzerine böyle bir izni verebileceğini belirtti ve davayı ilkin aynı gün ö.e. saat 10.30'a ve daha sonra da 11.30'a erteledi. Saat 11.30'da avukat davacıyı bulamadığını Mahkemeye bildirdi ve Mahkemenin bir sorusu üzerin-e de davacının davanın o güne tayinli olduğunu bildiğini fakat Mahkemeye niçin gelmediğini kendisinin bilmediğini söyledi.
Bunun üzerine Mahkeme avukata davadan çekilmek için izin verdi. Bunun akabinde de davalı tarafı davanın takipsizlik nedeni ile iptali-ni istedi. Mahkeme ise davayı ö.s. 3.30'a erteledi ve bu hususun Mukayyit tarafından davacıya ihbar edilmesini emretti. Mukayyit davacıyı bulamadığı için emrediliği şekilde kendisine ihbarda bulunamadı. Karşı taraf ise, dava ö.s. 3.30'da Mahkeme huzuruna g-eldiğinde, davanın iptalini tekrar istedi ve mukabil talebi de, davalının haklarına halel gelmeksizin geri çekti. Mahkeme, bunun üzerine, mukabil talebi geri çekildiği cihetle, davayı da takipsizlik nedenine istinaden ret ve iptal etti ve masrafların davac-ı tarafından ödenmesini emretti. Müstenif davanın iptal edilmesi kararından istinaf etmiştir.
İstinaf ihbarnamesinde 8 sebep ileri sürülmüştür. Bunların bazılarında davacı namına yapılan tehir taleplerini Bidayet Mahkemesinin reddetmesinin hatalı olduğu, -diğerlerinde de Mahkemenin davayı takipsizlik nedeni ile iptal etmesinin hatalı olduğu ileri sürüldü. Bunlardan 6. sebep, tutanakların tamamlanması amacı ile 18.2.1981'de davacıyı temsil eden avukat tarafından yapılmış bir yemin verekasına istinat ettirild-i. Bu yemin verekasında yargıcın davaya bakmadan önce ve daha sonra avukata ısrarla dâvayı davacının haklarına halel gelmeksizin geri çekmesini ve bilahare yeni bir dava açmasını söylediği iddia edildi. Bu yemin verakasına dayandırılan sebep ile Bidayet Ma-hkemesi yargıcının davanın davacının haklarına halel gelmeksizin geri çekmesine ısrarda bulunmasının ve akabinde de davayı takipsizlik nedeni ile iptal etmesinin doğal adalet ilkelerine aykırı olduğu ileri sürüldü.
Davacı avukatı tarafından yapılan yemin -verakasına karşılık olarak davalı avukatı tarafından yapılan bir yemin verakası da dosyalanmıştır. Bu yemin verakasında özetle yargıcın,18.2.1981 tarihinde, davacı avukatının tehir talebini reddettiği ve bunun üzerine ne yapacağı hususunda tereddüt içinde -bulunan avukata yargıcın davacıyı getirip duruşma yapabileceğini veya davacının haklarına halel gelmeksizin davayı geri çekebileceğini söylediği fakat davanın çekilmesine yargıcın ısrar etmediği, yapılanın sadece basit bir öneriden oluştuğu iddia edildi.
-Müstenifin esas şikayeti davanın takipsizlik nedeni ile iptal edilmesidir. Bu nedenle ilkin bu hususu tezekkür etmeyi uygun gördüm.
Davanın iptal edildiği 18.2.1981'de müstenif davacı, daha önce de belirtildiği gibi, Mahkemede hazır değildi. Mahkeme, o gü-n, davacının avukatına davadan çekilmesi için izin verdi ve davayı duruşma için ö.s. 3.30'a erteleyerek bu hususun Mukayyit tarafından davacıya, kendi tabirince, tebliğ edilmesi için emir verdi. Verilen emre uygun olarak davacı duruşmadan haberdar edilemed-iği halde Mahkeme, ö.s. 3.35'de, davayı takipsizlik nedeni ile iptal etti. Mahkeme davayı iptal ederken davacının davanın duruşmâsının o gün yapılacağını bildiğine dair davacı avukatının beyanını ve davacının Mahkemeye gelmemekle davası ile ilgilenmediği h-ususunu gözönünde bulundurdu. Halbuki duruşmanın o gün yapılacağının davacının malumatı dahilinde olduğu halde Mahkemeye gelmediğini Mahkeme, davayı ö.s. 3.30'a erteleyip davacıya Mukayyit tarafından ihbar yapılması hususunda emir vermezden önce, bilmektey-di ve yine de böyle bir emir vermeyi uygun gördü. Bu böyle olduğuna ve verilen emir uyarınca davacıya ihbar yapılamadığına ve arada iptal yolunun takip edilmesi için yeni gelişmeler veya yeni olgular yer almadığına göre Mahkemenin davayı iptal etmemesi ge-rekirdi. Bidayet Mahkemesi davayı iptal etmekle, kanımca, takdir hakkını hatalı kullandı.
Davanın iptal edilmemesi gerektiği hususunda vardığım karar ışığında Bidayet Mahkemesinin daha önce davacı tarafından yapılan tehir taleplerini reddetmekle hata edip- etmediği hususunu karara bağlamaklığım gerekmemekle beraber tehirier ile ilgili bazı prensiplere, alt mahkemelere ışık tutmak amacı ile, değinmeyi uygun gördüm. Bir davanın tehir edilip edilmemesi tarafların değil de mahkemenin takdirine bağlı olup mahkem-e bu takdirini adlî olarak kullanır. Mahkemenin takdir hakkını kullanırken tarafların isteklerini de gözönünde bulundurması gerekmekle beraber sadece bir tarafın talep etmesi ve diğerinin de itiraz etmemiş olması davanın tehiri için zorunlu veya yeterli bi-r sebep değildir. Şunu da belirtmek yerinde olur ki, sadece avukata uysun diye veya onun kolaylığı için bir dava tehir edilmez ve duruşmanın sırası değiştirilmez. - Gör: Kaya Cafer v. Peyker Kaya, 24 C.L.R. 63 at p. 65 ve Y/H 8/75 s. 7.
Son olarak avukat-lar tarafından yapılan yemin verakalarına kısaca değinmek istiyorum. Bir yargıcın bir davanın geri çekilmesi için ısrar etmesinin yanlış ve hatalı bir hareket olacağı aşikârdır. Mamafih bu meselede davacı avukatının davanın geri çekilmesınde yargıcın ısrar- ettiğini söylemesine karşılık davalı avukatı, daha önce belirtildiği gibi yargıcın davacı avukatına davacıyı getirtip duruşma yapabileceğini veya davacının haklarına halel gelmeksizin davayı geri çekebıleceğini söylediğıni fakat davanın çekilmesinde ısrar- etmediğini ve yapılanın sadece basit bır öneriden oluştuğunu iddia etti. Bu hususta avukatlar dosyaladıkları yemin verakaları ile iktifa ettiler. Her iki avukatın da yemin verakalarını samimi ve dürüst olarak yaptıklarına inanmakla beraber, karşılıklı yap-ılan iddialar ışığında, davacı avukatının,18.2.1981 tarihinde içinde bulunduğu müşkil durumun etkisi altında, yargıcın bu husustaki sözlerini ve tutumunu yanlış değerlendirmiş olmasının muhtemel olduğunu belirtmekle yetinmeyi uygun gördüm.
Sonuç olarak is-tinafın kabul edilmesi, Bidayet Mahkemesinin verdiği iptal kararının bozularak davanın tekrar duruşması yapılmak üzere Bidayet Mahkemesine iade edilmesi ve meselenin tüm ahval ve şeraiti ışığında masraflar ile ilgili herhangi bir emir verilmemesi gerektiği- görüşündeyim.
Niyazi. F.Korkut: İşbu istinaf Lefkoşa Aile Mahkemesinin 70/80 sayılı aile davasını takipsizlik nedeni ile iptal eden emrinden yapılmıştır. Davanın olguları şöyledir:
İstinaf eden davacı, Lefkoşa Aile Mahkemesinde eşi aleyhine dosyaladığı -70/80 sayılı dava ile talep takririnde serdedilen nedenlerle, lehine boşanma ve tarafların müşterek sulbünden olan küçük Özlem ile Serkan'ın velayetinin kendine verilmesini istedi. Davalı davada müdafaa ve mukabil dava dosyaladı ve bazı mukabil istemlerde -bulundu. Zaptı davadan sonra dava duruşma için tayin edilmekle beraber davanın ilk tayinli olduğu 26.4.1980 tarihinde, dosyada tarafların bir müracaatı görülmemekle beraber, Mahkeme tarafların müşterek müracaat kaydı ile davayı duruşma için 12.12.1980 tari-hine erteledi.12.12.1980 tarihinde de, taraflardan herhangi birinin bir müracaatı olmadan ve hangi nedene dayanarak ertelendiği de belirtilmeden dava duruşma için 10.2.1981 tarihine ertelendi. 10.2.1981 tarihinde duruşmaya başlanarak davacı şahadet verdi. -Davacı şahadet verdikten sonra davalı avukatı istintaka başlamazdan önce kısa bir tehir isteminde bulundu ve Mahkeme de duruşmayı 11.2.1981 tarihine erteledi.
Dosyada 12.2.1981 tarihinde yargıç tarafından, tarafların gıyabında, yapılan bir kayıttan anlaş-ıldığı kadarı ile 11.2.1981 tarihinde yargıcın babaannesinin vefatı nedeni ile duruşma yapılamadığından dava duruşma için 18.2.1981 tarihine ertelendi. Bu ertelemeyi yaparken de yargıç tarafların avukatlarının aynı tarihli bir müracaatını da dikkate aldığı-nı kayda geçti. Tam kayıt şöyledır:
"Bu davayı 18'ine tayin ederken,12.2.1981 tarihli bu gün dosyalanan
ve her iki tarafın avukatının da imzasını taşıyan evrağı okuduktan sonra bu tarihi bilerek veriyorum. Yarı dinlenmiş bir davayı uzun bir süre tehir etm-em, usulüme aykırıdır. Çünkü uzun bir tehir şahadeti unutmama sebeb olur. Bir dava duruşmaya başlandı mı, seri bir şekilde duruşma tamamlanmalı ve hüküm verilmesi gereklidir görüşündeyim. Avukatların, gün tayini hususunda mümkün mertebe kendilerine yardımc-ı olmaya çalışırım, ancak davalara gün tayin ederken Diary'min durumunu da göz önünde bulundurmalıyım."
18.2.1981 tarihinde ise davacı avukatının 12.2.1981 tarihli müracaatında belirttiği gibi ada haricinde olması nedeni ile yerine bulunan Avukat M.Menteş- davayı Gürsel Bey'in başlattığını ve Mahkemeye de önceden belirttiği gibi önceden ayarlanan işleri nedeniyle bir süre ada haricine gitmesi gerektiğiden o gün bulunamadığını beyanla tekrar tehir isteminde bulundu. Davalı avukatı da tehire itirazı olmadığın-ı belirtti. Mahkeme ise avukatlara mümkün mertebe yardımcı olmaya çalıştığını ancak ilk önce kendi "diary"sinin önceliği ve sonra avukatlara kolaylık söz konusu olduğunu ve 3, 4 gün önceden davanın o g.üne kaldığını taraflara bildirdiğine göre de gerekli ö-nlemlerin alınabileceğinı beyanla tehir talebini reddetti. Daha sonra Mahkeme davacı avukatı adına bulunan M.Menteş beye müvekkilinden talimat alması ya da ibraz olunan şahadeti okumak için kendisine yarım saat bir tehir verebileceğini söyledi.
Bu kez de -davacı avukatı verilen kararı istinaf edeceklerini belirterek tehir isteminde bulundu.
Mahkeme istinafın otomatik tehir verileceği anlamına gelmediğini belirterek tehir talebini yine reddetti.
Bu kez davacı avukatı bu koşullarla müvekkilini savunamayac-ağını beyanla davacının avukatlığından çekilmek üzere izin talep etti.
Mahkeme istenen izni verebileceğini ancak davacıyı Mahkemeye getirmesini ve onun önünde avukatlıktan çekilmesini belirterek davayı 10.30a erteledi.10.30'da davacı avukatı davacı ile te-mas kuramadığını belirtti ve davacıyı bulabilmesi için bir günlük bir tehir rica etti. Bu kez de Mahkeme davacı avukatının davacıyı bulması için davayı 11.30'a erteledi. Saat 11.30'da davacı avukatı yine davacıyı bulamadığını belirtti. Mahkemenin bir sorus-u üzerine de davacının davasının o güne tayinli olduğunu bildiğini ve neden gelmediğini bilmediğini beyan etti. Bunun üzerine Mahkeme bu beyan ışığında davacı avukatının davadan çekilmesine izin verdi.
Daha sonra davalı avukatı davanın takipsizlikten ipta-lini istedi. Mahkeme ise davanın duruşmasını ö.s. 3.30'a erteleyerek bu hususun usulüne uygun olarak Mukayyit tarafından davacıya bizzat tebliğ edilmesine emir verdi. Ö.s. 15.35'te oturum yapan Mahkemede şahadet veren Mahkeme Mukayyidi Emel Hansoylu, Mahke-menin talimatı üzerine davacıya tebliğ olunmak üzere bir ihbar hazırlayarak davalı avukatı, davalının kardeşi ve Mahkeme odacısına verdiğini beyan etti. Bu tanığın şayia şahadet olarak söylediği sair hususlardan anlaşıldığı kadarı ile de konu ihbar davacıy-a tebliğ edilemedi.
Mahkemenin verdiği emre uygun gerekli tebligat davacıya yapılmadığı halde davalı avukatı yine de davanın takipsizlikten iptalini istedi ve mukabil talebi de haklarına halel gelmeksizin geri çekeceğini bildirdi.
Bu müracaat ve beyan ış-ığında Mahkeme davalının mukabil talebini iptal edip davacının da davası ile ilgilenmediğini beyanla E.33 uyarınca davacının davasını da takipsizlikten iptal etti. Bu kararı verirken de Mahkeme sabahki emrinin davacıya tebliğinin yapılamadığını kararında b-elirtti.
Bir davada taraflardan herhangi birisinin tehir talebine değer verip vermeme ilk aşamada ilk mahkemelerin takdirindedir. İlk mahkemelerin bu takdir haklarını, doğal olarak, adli bir şekilde kullanmaları gerekir. Istinaf Mahkemesi ancak ilk mahke-menin adli takdirini yanlış kullandığı ya da bu gibi takdir hakkını kullanması sonucu bir adaletsizliğin doğacağı kanaatina vardığı hallerde müdahale edebilir. Bak: Y/H 20/80. Bu meselede istinaf eden davacı davada şahadetini verdikten sonra davalı avukatı-nın istemi üzerine davanın ertesi güne ertelendiği görülür. 10.2.1981 tarihli duruşmada davacının avukatı Gürsel Kadri idi.11.2.1981 tarihinde özel nedenlerle yargıcın duruşmada bulunmaması nedeni ile davacı avukatı önceden planlı işleri nedeni ile ay sonu-na dek adada olamayacağını belirterek, davanın daha sonraki bir güne ertelenmesini istedi. Davalı avukatı da itirazı olmadığına dair imza etti. Davanın seyri incelendiğinde müteaddit tehirler olmasına rağmen bunlardan hiç biri davacının istemi üzerine deği-ldir. İki gün önce davalının istemi üzerine Mahkeme tehir verirken davacının avukatının haklı nedenlerle yaptığı tehir istemini ise, davalı avukatı itiraz etmediği halde, olumlu karşılamadı.
Daha sonra da 18.2.1981'de davacı avukatı adına bulunan Avukat
M-.Menteş'in tehir istemini de reddetti. Bu tehir istemlerinin kabul edilmeyeceğini belirtirken Mahkeme davacıya doğabilecek adaletsizliği hiçbir şekilde düşünmedi ve sadece kendi "Diary"sini düşündü ve bunu yaparken de hatalı hareket etmiştir. Yargıcın bu k-ararı kanımca adli olmayıp sadece keyfi bir karardır.
Yargıtay / Ceza 8/81'de davaların duruşması için gün ve saat saptanırken davacı iJe avukatının da görüşlerinin gözönünde tutulmasında ve mümkün ise uyumluluk içinde hareket edilmesinde yarar olduğu bel-irtilmişti. Hukuk davaları için de durum aynıdır. Duruşma için gün verilirken her iki tarafın da görüşü alınarak mümkün olduğu kadar uyum içinde hareket edilmesi gerekir. Bu meselede yargıcın özel nedenlerle gelmemesi üzerine dava duruşma için başka bir gü-ne ertelenirken, davacı avukatı önceden planladığı bir iş için ada haricinde olacağını ve davanın Şubat sonundan sonra bir güne bırakılmasını istediği ve davalı avukatı da buna itiraz etmediği halde Mahkeme tarafların gaybubetinde davayı davacı avukatının -Kıbrıs'ta oımayacağı bir güne tayin edip bu tayinini yaparken de davacı avukatının Kıbrıs'ta olmayacağını bilerek gün verdiğini kararında belirtti. Kanımca yargıcın bu tutumu sosyal adalet ilkelerine de tamamen terstir ve o şekilde hareket etmemesi gerekir-di. Bütün bunlar bir yana 18.2.1981 tarihinde 1 1.30'da davacı avukatının davadan çekilmesine izin verdikten sonra verdiği bir emir ile davanın duruşmasını ö.s. 3.30'a erteleyip bu durumun bizzat Mukayyit tarafından davacıya tebliğ edilmesine karar verdikt-en sonra, ö.s. dinlediği şahadet ile sabahki emrine uygun olarak davacıya gerekli tebliğin yapılmadığı sarih olarak ortaya çıktıktan sonra da davalı avukatının müracaatı üzerine davacının davasını iptal etmekle de hatalı hareket etmiştir.
Bu nedenlerle İl-k Mahkemenin 18.2.1981 tarihinde vermiş olduğu emrin iptal edilmesi gerektiği görüşündeyim ve geriye kalan istinaf sebeplerine değınmeğe gerek görmuyorum. Sadece 6'ncı istinaf sebebi ile ilgili olarak birkaç söz söylemede yarar vardır.
İstinaf eden bu ist-inaf sebebinde yargıcın davacı avukatına davayı geri çekmesine ısrar ettiğini ileri sürmüştür. Davacı avukatı bu hususa istinafa ekli olarak dosyalanan 24.2.1981 tarihli yemin belgesinde de değinerek 18.2.1981 tarihinde yargıcın kendisine davayı haklarına -halel gelmeksizin geri çekmesini ve bilahare tekrar dava açmasını söylediğini ileri sürmüştür. Aleyhine istinaf edilenin avukatı da 13.3.1981 tarihli yemın belgesinde 18.2.1981 tarihinde yargıcın davacı avukatına davacıyı Mahkemeye getirme niyetinde değils-e davasını haklarına halel gelmeksizın geri çekebileceğini söylediğini belirtmiştir.
Her iki yemin belgesinden de görüleceği gibi ortada bir gerçek var ki
yargıç davacı avukatından davayı geri çekmesini istemiştir. Her avukat davasını dilediği gibi yürütm-ede serbest olduğuna göre yargıcın yukarıda belirtildiği şe ıldeki hareketi kanımca hiç de doğru değildır. Hiç bir yargıcın bu şekilde hareket ederek avukatın işine karışmasının uygun olmadığını da sırası gelmişken vurgulamak isterim.
Bütün bu koşullar so-nucu davanın duruşmasının başka bir yargıç tarafından yeniden yapılmasında yarar görmekteyim.
Masraflar hususunda da herhangi bir emir verilmemesi uygun olur.
Ülfet Emin, Başkan: Yargıç Niyazi F.Korkut'un az önce vermiş olduğu hükmünde belirttiği görüşle-re katılırım. Ancak konunun önemine binaen yargıçların takdir yetkileri hususunda birkaç söz söylemeyi uygun gördüm. Dava duruşmalarının taraflardan herhangi birinin müracaatı üzerine ertelenip ertelenmeyeceği hususu yargıçların takdirine bağlıdır. Ancak y-argıçların bu takdir yetkısi mutlak ve sınırsız değildir. Yargıçlar takdir yetkilerini adlî olarak kullanmak zorunluğundadır. Adlî takdirin kavramı gayet geniştir. Adlî takdir demek karara bağlanacak konu hakkında makul ve adil bir karer vermek demektir. M-akul ve adil bir karar vermek için de mantık ve adalet kurallarına uygun bir şekilde hareket etmek gerekir. Sadece iyilikseverlik yapmak için bır duruşma ertelenmeı. Herhangı bir duruşmanın ertelenmesi için bir istem yapıldığında bu istemin dayandırıldığı -sebeplerin makul, mantıki ve adil olup olmadığı, istemin iyi veya kötü niyetle yapılıp yapılmadığı, karşı tarafın haklarına zarar verici nitelıkte olup olmadığı, karşı tarafın itirazı olup olmadığı, istemin kabul edilmemesi halinde istemi yapan kişinin zar-ar görüp görmeyeceği, istemin kabul edilmesi ile adaletin gerçekleşmesine yardımcı olup olmayacağı, adaletin yerine getirilmesinin gerçekleşip gerçekleşmeyeceği, sürüncemede bırakılıp bırakılmayacağı, daha önce istemi yapanın isteği ile duruşmanın erteleni-p ertelenmediği hususlarının gözöründe tutulması gerekir. İstinaf konusu duruşmanın ertelenme isteminin sebeplerine bakıldığında istemin ertelenme sebeplerinin makul, mantıki, ve adil olduğu, iyi niyete dayandığı, karşı taraf-ın haklarına zarar verici nitelikte olmadığı, karşı tarafın itiraz etmediği, istem kabul edilmediği takdirde, istemi yapan kişiye zarar verileceği istemin kabul edilmesi ile adaletin gerçekleşmesine yardımcı olunacağı, istemin kabul edilmesi ile adaletin y-erine getirilmesinin gerçekleşeceği, duruşmanın sürüncemede bırakılmayacağı, daha önce istemi yapan kişinin isteği ile herhangi bir erteleme yapılmadığı açıklıkla görülmektedir.
8/81 sayılı Yargıtay Ceza istinafında davaların duruşmasının saptanmasında gü-n verirken davada bulunan ilgili avukatların görüşlerinin de alınmasında ve gün tesbitinde bir uyum içinde bulunmanın büyük yararı olduğu belirtildi. O görüşlerin hukuk davalarında da aynen uygulanması gerektiğini bu istinafta belirtmekte yarar görürüm. Yü-ksek Mahkeme dahi gerek Anayasa Mahkemesi oiarak, gerekse Yargıtay olarak ve gerekse Yüksek İdare Mahkemesi olarak duruşmaların ertelenmesi için herhangi bir istem yapıldığı hallerde daima adaletin tecellisini düşünerek hareket eder. Herhangi bir duruşmanı-n ertelenip ertelenmeyeceğine karar verirken, mahkeme daima adaletin yerine getirilip getirilmeyeceğıni göz önünde tutar. Yüksek Mahkemenin, birçok istinaf ve başvurularda karşı tarafın itiraz etmediği hallerde adaletin tecellisi için erteleme emri verdiği- bilinmektedir. En son örnek Yüksek İdare Mahkemesinin 242/80 sayılı başvuruda yaptığı ertelemedir. O başvuruda müstedi avukatı namına 6.4.1981 tarihli bır yazı ile Mahkemeye bir müracaat yapıldı ve bu müracaat ile başvurunun duruşmasının tayinli bulunduğu- 9.4.1981 tarihinden, avukatın o gün Türkiye'de bulunacağı nedeni ile 2-3 hafta sonraya tehir edilmesi istenildi. Müracaat Mahkeme Heyetine 8.4.1981 tarihinde götürüldü. O gün müstedinin avukatının Kıbrıs'ta bulunmasına ve başvurudaki ilgili tarafa haber v-erilmemesine rağmen müstedaaleyhin itiraz etmediği gözönünde tutularak Mahkeme duruşmayı 9.4.1981'den 29.4.1981 tarihine erteledi. Aynı başvuru daha önce 12.3.1981 tarihinde müstedaaleyhin istemi ve ilgili tarafın itirazına rağmen ertelenmiş bulunmakta idi-. Yüksek İdare Mahkemesi erteleme kararını verirken elbette adaletin yerine getirilmesi için ertelemenin gerekli olduğuna kanaat getirerek erteleme kararını verdi. Bı,inen bir gerçektır ki, Yüksek İdare Mahkemesi huzurunda duruşma için bulunan başvuruların- miktarı Aile Mahkemesi huzurunda duruşma için bulunan davalardan kat kat fazladır.
Sonuç olarak istinaf oybirliği ile kabul edilir ve İlk Mahkemenin 18.2.1981 tarihli hükmü iptal edilir. Tüm koşul ve olup bitenler gözönünde tutularak davanın duruşmasının- başka bir yargıç tarafından yeniden yapılmasına emir verilir.
Masraflar için herhangi bir emir verilmez.
Ülfet Emin (Başkan)
Şakir Sıdkı İlkay (Yargıç)
Niyazi F.Korkut (Yargıç)
15 Nisan 198-1
Full & Egal Universal Law Academy