-D.1/83 Yargıtay / Aile Hukuku 2/83
(Güzelyurt Aile Dava No. 9/79)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
-
Mahkeme Heyeti : N.Ergin Salâhi, Niyazi F.Korkut,
Aziz Altay
-İstinaf Eden : İlksen Yeşilada, Akdeniz Sokak
- No.3 Güzelyurt
- ile
Aleyhine İstinaf Edilen : Sema Cemil namı diğerle Sema
Yeşilada, Bozaklar Sokak No.3,
Girne.
arasında
İstinaf Eden Namına : Kemal Aktay
Aleyhine İstinaf Edi-len
Namına : Kıvanç M.Rıza
______________________________________________________________
Fasıl 339, Türk Aile (Evlenme-Boşanma) Kanunu, Madde 26 (f) -
Taraflar arasındaki evlilik iliŞkisinin Davalının kusurları yüzünden gerginleşti-ğini ve çekilmez hale geldiğinden boşanma kararı verilmesi - Madde 38 - Taraflardan birinin evlilik görevlerini yerine getirmemesi halinde Mahkemenin müdahalesi.
Taraflar karı kocadırlar. 11.3.1978'de Girne'de nikahlanıp 16.4.1978 tarihinde evlendiler ve -kız tarafının ailesinin evinde ikamete başladılar. Davacı,14.8.1979 tarihinde evi terk etti. 21.8.1979'da Davalı aleyhine bir
yıldır cinsel ilişkiden kaçındığı, sevgi göstermediği, kusur ve kabahatı neticesi evlilik ilişkisinin gerginleştiğini ve müşterek -hayatın imkansız hale geldiğini, bu yüzden evi terk etmek mecburiyetinde kaldığını iddia ederek boşanma talebinde bulundu. Davalı ise Davacının son rinsel ilişkilerinin doktor tedavisinden sonra normale girdiğini, Davacının evi sebepsiz terkettiğini, i-ddialarının doğru olmadığını, evi terk ettikten sonra küçük Cemil'in nafakasını ödemediğini iddia ederek, Davacının aile yuvasına dönmesi, çocuğun velayetinin kendisine verilmesi, çocuğa 15.000 TL aylık nafaka isteminde bulundu.
İlk Mahkeme davayı dinl-edikten sonra Davalının cinsel ilişkiden bir sene kaçınmasını, Davacının affettiğine, daha sonra normal ilişkileri olduğuna, ufak tefek kavgalarııı evlilik birliğini kökünden sarsacak durumlar
olmadığına karar vererek boşanma talebini reddetti ve mukabil t-alep doğrultusunda karar verdi.
Davacı bu hükme karşı istinaf dosyaladı. İstinaf Mahkemesi tarafların argümanını dinledikten sonra Mahkemenin hükmüne müdahaleyi gerektirecek bir durum ve şahadet olmadığına karar vererek istinafı reddetti.
-------------------
HÜKÜM
N.Ergin Salâhi : Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Niyazi F.Korkut verecektir.
Niyazi F.Korkut: Taraflar karı koca olup, 11.3.1978 tarihinde Girne Evlendirme Memurluğunda nikâhlanıp 16.4.1978 tarihinde evlendile-r. Ayrı evliiik yuvası kurmayan taraflar kızın ailesi ile birlikte 14.8.1979 tarihine kadar kaldılar.14.8.1979 tarihinde evi terk eden müstenif davacı 21.8.1979 tarihinde
aleyhine istinaf edilen davalı aleyhine bir dava dosyalayarak lehine boşanma emri ver-ilmesine ilişkin bir istemde bulundu. Davacı evi terk ettiği tarihte hamile olan davalının daha sonra bir erkek çocuğu olmuştur. Dosyalamış olduğu davada davacı, sair şeyler yanında, evlendikleri günün gecesi ve ertesi gece hariç davalının bir yıl süre ile- davacı ile cinsel ilişkiden kaçındığını ve davalıya karşı olan sevgisini kaybettiğini ve davalıdan soğuduğunu ve keza davalının kusur ve kabahatları sonucu aralarındaki münasebetin ciddi surette gerginleştiğini ve müşterek hayatın imkansızlaşması nedeni i-le 14.8.1979 tarihinde evden ayrılmaya mecbur kaldığını ileri sürdü. Davalı ise dosyalamış olduğu müdafaa ve mukabil talep takririnde, sair şeyler yanında, evlendikten iki gece sonra cinsel ilişkiye karşı içine bir korku girdiğini, 3 doktora gidip tedavi g-ördüğünü ve Mart 1979'dan sonra aralarındaki cinsel ilişkinın
normale döndüğünü ve bu münasebetin 14.8.1979 tarihinde davacı evden ayrılana dek devam ettiğini, aralarında herhangi bir geçimsizlik varsa bile, bunun davalının değil de, davacının kusur ve kab-ahatları sonucu olduğunu ve keza evi terk ettikten sonra davacının kendisinin ve davacı evden ayrıldıktan sonra doğan küçük Cemil'in nafakalarını görmediği gibi evlilik vazifelerini ifadan kaçındığını da ileri sürerek Mukabil Talep yolu ile davacının aile -yuvasına dönmesine ve / veya ayrı bir evlilik yuvası kurup davalıyı davet etmesine, küçük Cemil'in velâyetinin davalıya verilmesine ve davalı ile çocuğuna ayda 15.000 TL nafaka ödemesine ilişkin bir emrin verilmesi isteminde bulundu.
Davanın duruşmasın-a gidildiğinde davacı talep takririnde ileri sürdüğü savlarını yineleyerek geçimsizliklerinde en önemli sorunun cinsel ilişki hususunda olduğunu, Mart 1979'dan sonra aralarında cinsi münasebet olmaya başladığını ancak aradan geçen bir yıl zarfında araya so-ğukluk girdiğini ve buna ek olarak evlendiklerinden hemen sonra aralarında devamlı münakaşalar olduğunu, aralarındaki geçimsizliği düzeltebilme ümidi ile Haziran 1978'de davalıyı İngiltere'ye götürdüğünü ancak gerek İngiltere'de gerekse İngiltere'den döndü-kten sonra geçmisizliğin devam ettiğini, yine Temmuz 1979'da birlikte İngiltere'ye gittiklerini ve bu defasında da gerek İngiltere'de
ve gerekse döndükten sonra aralarındaki geçimsizlikte bir düzelme olmadığını ve Londra'da iken de kendisine hakaret ettiği-ni ve bu geçimsizliğe daha fazla dayanamayıp 14.8.1979'da evden ayrıldığını beyan etti.
Davacı ayrıca, şahadeti sırasında, davalının huyu ve karakterinin iyi olmadığını, her zaman için hırçın ve huysuz olduğunu, kendisine karşı geldiğini ve saldırgan oldu-ğunu ve kendisine sövüp saydığını da il.eri sürdü. Davacı aralarındaki geçimsizlikle ilgili iddiaları teyit etmek için de ailesinden iki tanık dinletti.
Müdafaa ve Mukabil Talebi ile ilgili olarak şahadet veren davalı ise şahadetinde, sair şeyler yanında,- evlendikten sonra cinsel ilişkiye karşı içinde bir korkunun başgösterdiğini, çare bulmak için 3 doktora gittiğini ve uygulanan tedavi sonucu Mart 1979'dan sonra aralarındaki cinsel ilişkinin düzeldiğini ve hamile kalıp 11.1.1980 tarihinde doğum yaptığını -ve Cemil isimli bir oğlu olduğunu, evlilik süresince aralarında önemli sayılabilecek ayrılık ya da kavga olmadığını, davacının kendisini başka kızlar ile mukayese ederek kıskandırdığını, davacının son zamanlarda kendisi ile ilgilenmediğini, hiçbir zaman da-vacıya hakaret etmediğini ve İngiltere'den döndükten sonra davacının ki bir sebep olmadan 14.8.1979 tarihinde evi terk ettiğini ileri sürdü. İleri sürdüğü savları teyit bakımından da davalı 2 tanık dinletti.
İlk Mahkeme, hükmünde, sair şeyler yanında, dav-acının davalının cinsel ilişkiden bir sene kaçınmasını affettiğine, davalının davacı ile takriben Mart 1979 tarihinden itibaren normal cinsi ilişkiye başladığına ve bu münasebetin 14.8.1979 tarihine dek normal olarak devam ettiğine ve keza Mart 1979'dan
so-nra davacının davalı aleyhine herhangi bir şikayetle ilgili bir iddiası olmadığına, davacının talep takririnde yalnız şiddetli geçimsizliğin had safhaya vardığını ileri sürüp herhangi bir tafsilat vermediğine, talep takririnde ileri sürülmeyen bir hususta -şahadet verilse bile böyle bir şahadetin dikkate alınamayacağına ancak davalının davacıya karşı Londra'daki tavır ve hareketleri sabıt olsa bile bunların davalının hamile olması ve dolayısıyla rahatsızlığına atfedilebileceğine, davacının 1. tanığının şahad-etine itıbar etmediğine ilişkin bulgu yaptıktan sonra davacı 14.8.1979 tarihinde evden ayrılana dek olan ufak tefek kavga ve dargınlıkların evlilik birliğini kökünden sarsacak nitelikte olmadığı kanaatına vararak davacının boşanma istemini reddederek mukab-il talep uyarınca davalı lehine hüküm verdi.
Davacı İlk Mahkemenin bu hükmüne. karşı istinaf dosyaladı.
İstinaf ihbarnamesinde ileri sürülen istinaf sebepleri şöyledir:
"1. Muhterem Bidayet Mahkemesi, taraflar arasında normal cinsel ilişki olmayışını p-ek fena muamele telâki edip pek fena muamelenin af ile sükut ettiği bulgusuna varması hatalıdır.
2. Tüm şahadet bir bütün olarak incelendiğinde, davalının birçok kez davacıyı küçük düşürücü davranışlarda bulunduğu ve sözler sarfettiği hususunda teferruatl-ı şahadet bulunduğu halde bu söz ve davranışların taraflar arasındaki karakter ve mizaç ayrılığını açıkça ortaya koyması bakımından yeterli bulunmayıp davacı leyhine boşanmaya hükmedilmemesi hatalıdır.
3. Muhterem Bidayet Mahkemesi, taraflar arasında Lond-ra'da geçen tartışma ve münakaşaları talep takririnde bu hususta tafsilat olmadığı münhasır gerekçesi ile nazarı itibara almaması hatalıdır.
4. Muhterem Bidayet Mahkemesinin davacının kendi şahadetinde ileri sürmediği hususların başka tanıklar tarafından -ileri sürülemeyeceği hususundaki bulgusu hatalıdır.
5. Davacının ve onun tarafından Mahkemede şahadet veren tanıkların verdikleri şahadetin davalının kusurlarından dolayı taraflar arasında şiddetli geçimsizlik ve evlilik birliğinin yıkılmış olabileceğine -dair yeterli ve geçerli şahadet sunmalarına rağmen, Bidayet Mahkemesinin ikna edici şahadet ibraz edilmediği hususundaki bulgusu hatalıdır.
6. Davalının kusurları yüzünden taraflar arasındaki karakter ve mizaç uygunsuzluğu nedeniyle şiddetli geçimsizli-k doğduğunu ve bu hususun davacı için çekılmez bir hal aldığını, davacıda bu evlilik birliğini yürütme istek ve arzusu kalmadığını, davalının kusurları olmasa dahi karakterlerinin bu evliliği yürütmeye müsait olmadığını, ibraz edilen tüm şahadet ışığında d-avacı leyhine boşanmaya hükmetmemekle Bidayet Mahkemesi hatalıdır."
İstinafın duruşması sırasında ise istinaf edenin avukatı şahadette fena muamele ile ilgili bir iddia olmadığı halde Mahkemenin davalının davacıya karşı fena muamelede bulunduğu fakat dava-cının bu fena muameleyi affettiği hususunda hatalı bir bulgu yaptığı, davacı tanığının şahadetinden davalının davacıyı küçük düşürücü hareketlerde bulunduğu sabit olduğu halde İlk Mahkemenin bu hususlarda davacı şahadet vermediği için bu şahadeti dikkate a-lmamasının hatalı olduğunu, davalının davacıya karşı Londra'daki hareketleri ile ilgili şahadeti Ilk Mahkemenin bu hususta talep takririnde iddia yok diye dikkate almamasının hatalı olduğu, geçimsizlik ile ilgili olarak yeterli şahadet olduğu halde İlk Mah-kemenin ikna edici şahadet olmadığı bulgusunun hatalı olduğu ve davacı için bu evliliğin çekilmez olduğu ve davacı bakımından evliliği devam ettirme arzusu kalmadığı hususunda şahadet olduğu halde Mahkemenin bu bulguya varmamaının hatalı olduğunu ileri sü-rdü.
Aleyhine istinaf edilenin avukatı ise, İlk Mahkemenin fena muameleyi ayrı bir boşanma sebebi olarak almadığını, davalının cinsi münasebetten isteyerek kaçınmadığını ve fiziksel olarak bu duruma girdiğini ve kocasının da bu durumun bilinci içinde dava-lıyı doktora götürerek tedavi ettirdiğini ve Mahkeme de bu hususları dikkate alarak davalının bu hareketleri fena muamele
olsa bile davacının hareketleri ile davalıyı affettiği kanaatına vardığını, genelde isbat için mutlaka davacının şahadeti gerekli olma-makla beraber bu davada kişisel bir durum var olup davacı şahadet verip davalı aleyhindeki şikayetlerini sıraladıktan sorira onun şikayetçi olmadığı hususlarda tanıklarının söylediklerini İlk Mahkemenin dikkate almamakla doğru hareket ettiğini, Londra'da i-ken taraflar arasında geçenlerin sadece bu hususta talep takririnde iddia olunmadığı için dikkate almamakla kalmayıp davalının Londra'da iken davacıya karşı olan hareketleri sabit olsa bile bunların davalının hamileliğine atfedilerek haklı nedene dayandığı- hususunda da bulgu yaptığını ve keza bu hususta şahadet veren davacının kızkardeşinin şahadetine de Mahkemenin itibar etmediği bir yana Mahkemenin bu bulgusuna karşı da bir istinaf yapılmadığını, taraflar arasında cinsel ilişkinin normal olarak başlamadığ-ı bır gerçek olmakla beraber daha sonra normalleştiğini ve bunun davacı tarafından da kabul edildiğini ve en önemlisi İlk Mahkeme Mart 1979'dan sonra taraflar arasında normal cinsi ilişkinin başlayıp 14.8.1979`a dek devam ettiğine ilişkin bulgu yaptığını v-e bu bulgu aleyhine de herhangi bir istinaf yapılmadığını, davacının ortada bir sebep olmadan evlilik yuvasını terkettiğinı ve bu nedenle Mahkemenin bulgusunun doğru olduğunu ve Mahkemenin vardığı sonuca varabilmesi için huzurunda yeterli şahadet var olduğ-unu ve bu nedenle Ilk Mahkemenin kararına müdahale etmeye gerek olmadığını ileri sürdü.
İstinaf sebeplerini incelemeye geçmezden önce peşinen belirtmek gerekir ki, hakikaten aleyhine istinaf edilenin ileri sürdüğü gibi İlk Mahkeme davacının kızkardeşin-ın şahadetine itibar etmediğini belirttiği halde bu hususta bir istinaf mevcut değildir.
Keza İlk Mahkeme Mart 1979 tarihinden sonra taraflar arasında normal cinsel ilişkinin başlayıp 14.8.1979 tarihine dek devam ettiğine ilişkin bir bulgu yaptığı halde M-ahkemenin bu bulgusuna karşı da bir istinaf yapılmamıştır. Bu nedenle davacının kızkardeşinın şahadetınde belirttiği bazı hususların davacı tarafından ileri sürülüp sürülmediğini ya da talep takririnde var olup olmadığını incelemeye gerek yoktur. Davacının- bu husustaki şahadetine de gelince Ilk Mahkeme davalının Londra'daki davacıya karşı olan hareketleri sabit olsa bile bunların daualının hamileliğine atfedilerek haklı nedene dayandığı hususunda bulgu yaptığına ve bu husus da istinaf konusu yapılmadığına g-öre bu istinafta Ilk Mahkemenin bu bul usu tartışma konusu yapılamaz. Ayrıca Ilk Mahkeme Mart 1979'dan sonragaraflar arasında normal ilişkinin başlayıp davacının evden ayrıldığı tarih olan 14.8.197g tarihine dek devam ettiğine ilişkin bulgu yaptı ve bu h-ususta bir istinaf olmadığına göre bu konu üzerinde bu bulgunun gerisine gitmek ya da bunun aksinı iddia etmek de olası değildir. Bu hususlar ortadan kalktıktan sonra da sadece taraflar arasında evlilik birliğini kökünden sarsacak ciddi bir geçimsizlik hus-usu ile ilgili olarak Ilk Mahkememe hükmünde davacı 14.8.1979 tarihinde evden ayrılana dek olan ufak tefek kavga ve dargınlıkların evlilik birliğini kökünden sarsacak nitelikte olmadığına ilişkin bulgu yaptı. Davadaki tüm şahadet incelendiğinde İlk Mahkeme-nin vardığı sonuca varabilmesi için huzurunda yeterli şahadet olduğu ve bu nedenle İlk Mahkemenin kararına müdahale etmeğe gerek olmadığı görüşündeyiz. Bütün bu nedenlerle istinaf reddolunur. Aleyhine istinaf edilenin masrafları istinaf eden tarafından öde-necektir.
N.Ergin Salâhi (Yargıç)
Niyazi F.Korkut (Yargıç)
Aziz Altay (Yargıç)
29.6.1983
Full & Egal Universal Law Academy