-
Yargıtay / Aile Hukuku 3/76
(Dava No. 36/76, Lefkoşa)
TÜRK CEMAATI İSTİNAF MAHKEMESİ HUZURUND-A
Mahkeme Heyeti : M.N.Münir Ertekün, Başkan, Ahmed İzzet
ve Salih S.Dayıoğlu
Istinaf Eden : Togay Hasan Gastanbollu, Ortaköy
(dava-lı)
ile
Aleyhine İstinaf Edilenler : 1. Zehra Hüseyin, babası ve en yakın
arkadaşı Hüseyin Hasan vasıtasıyla,
- Lefkoşa
2. Hüseyin Hasan, Lefkoşa
(Davacılar)
arasında
İstinaf Eden Namına : Menteş Aziz
Aleyhine İsti-naf Edilenler
Namına : Fuat Veziroğlu
--------------------------------
Türk Aile (Evlenme-Boşanma) Kanunu, Fasıl 339, Madde 5 (1) (2) Nişanın
Haksız yere bozulmasından dolayı maddi manevi tazminat.
H.U.M. Tüzüğü E.33, N.6. Bir -davanın tayininin ve duruşmadan sonra
duruşmanın başka bir tarihe ertelenmesinin Mahkemenin adlî takdirine bağlı olması. Ertelemenin adaletin tecellisi açısından uygun olup olmamasının gözönüne alınması.
Davanın ertelenmesi - H.M.U. Tüzüğü E.33 N.6 - -Mahkeme duruşmaya
geçildikten sonra duruşmanın başka bir tarihe bırakılmasına karar verirken erteleyeceği davaya has olguları gözönüne almalıdır. - Erteleme adaletin tecellisi açısından uygun olmalıdır. Şahadetin bütününden hemen sonra avukatın davadan ç-ekilmesiyle yeni avukatın yarım veya birsaat önceden talimat alması halinde müvekkiline karşı vazifesini yapamaz - Yeni avukatın tehir talep etmesi müvekkilinin menfaati bakımından zorunludur.
Davacılar Lefkoşa Aıle Mahkemesinde ikame ettikleri bir davad-a Davalıdan nişanı bozmadan dolayı maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir. Davanın duruşma için tayin edildiği günde Davacı ile avukatı arasında ihtilâf meydana geldiği için avukat davadan çekildi ve 7.6.1976 tarihine ertelendi. Söz konusu tarihte başk-a bir avukat davayı yeni aldığını
ve hazırlanamadığını iddia ederek erteleme talebinde bulundu. Mahkeme
karşı tarafın itiraz etmemesini de gözönünde bulundurarak davayı duruşma
için 29.6.1976 tarihine erteledi. Bu tarihte Davacının avukatı Mahkemede hazır -bulunmadı. Davalı avukatı ise davanın takipsizlikten iptalini istedi. Davacılar davayı şahsen yürüteceklerini beyan ettiler. Duruşma aynı gün saat 15.00'e ertelendi. Duruşma saatinde Davacılar başka bir avukatla geldiler. Avukat hazırlanamadığını beyan ede-rek erteleme istedi. Davalı avukatı bu isteme karşı çıktı. Mahkeme adaletin tecellisi bakımından davayı 11.10.1976 tarihine erteledi. Davalı bu karardan dolayı istinaf etti.
İstinaf Mahkemesi duruşmanın ertelenmesinin Mahkemenin adli takdirine bağlı ol-duğunu, ertelemenin adaletin tecellisi bakımından uygun olması gerektiğini, yeni avukatın erteleme talebinin uygun olduğuna karar vererek istinafı reddetti.
HÜKÜM
M.Necati Münir Ertekün, Başkan:
Aleyhine istinaf edilenler (davacılar) Lefkoşa Aile Mah-kemesinde ikame ettikleri 36/70 sayılı dava ile müsteniften (davalı) nişan bozmadan ötürü maddi ve manevi tazmınat talep etmişlerdir.
Davanın ilk duruşması 31.3.1976'ya tayin edilmiş ve o gün müstenifin müdafaa ve mukabil talep dosyalamasına müsaade edild-iği cihetle davanın duruşması 30.4.1976 tarıhine ertelenmişti.
30.4.1976'da davanın duruşmasına geçildi ve ilkin davacı (1) şahadet
verdi. Şahadeti esnasında avukatı ile ihtilâfa düştü ve bunun üzerıne davacıların avukatı Mahkemenin de müsaadesiyle davada-n geri çekildi. Bunun üzerine davacılar başka avukat tutabilmek için erteleme talebinde bulundular. Davalı avukatının da itiraz etmemesi üzerine Mahkeme talebi uygun buldu ve duruşmayı 7.6.1976'ya erteledi.
7.6.1976 tarihinde, davacılar, Avukat Cebbar Niya-zi adına Avukat Işılay Enver tarafından temsil edildiler ve Işılay Enver davayı yeni aldıkları için davanın ertelenmesini talep etti. Davalının avukatı Bay Menteş Aziz adına Avukat Bayan Necla Ahmet ise erteleme istemine itiraz etmedi ve dava dinlenmek üze-re 29.6.1976'ya ertelendi.
29.6.1976 tarihinde ise istinaf konusu davaya bakan hakim, Lefkoşa Kaza Mahkemesinde görevli olduğu için davaya ancak 13.20'de bakabildi. Zabıtlardan görüleceği gibi bilinmeyen sebeplerden ötürü Avukat Cebbar Niyazi duruşmada haz-ır bulunmadı. Davalı avukatı Menteş Aziz, davanın takipsizlikten iptalini talep etmesi üzerine davacılar davalarını şahsen yürüteceklerini beyan ettiler ve Mahkeme de davanın duruşmasını aynı gün saat 15.00'e erteledi.
Duruşma saatinde davacılar, Mahkemey-e avukat Fuat Veziroğlu tarafından temsil edilerek geldiler ve Bay Veziroğlu, davayı çok geç aldığını ve gerekli bilgiyi edinebilmesi ve hazırlanabilmesi için davanın ertelenmesini talep etti. Avukat Menteş Aziz tarafından yapılan itiraza rağmen Mahkeme "a-daletin tecellisi için ve avukatları Cebbar beyin gelmemesinden dolayı bu davada nişan bozulmasından dolayı haklarını kaybetme durumuna gelen ve ellerinde olmayan bir sebepten ötürü zarar görmelerini önlemek maksadıyla davacı tarafa son bir tehir vermeyi" -uygun bularak davanın dinlenmesini 11.10.1976 tarihine erteledi.
Davalı Bidayet Mahkemesinin son tehir kararından özetle,
a) 29.6.1976 tarihinde davanın dinlenmesi öğleden sonraya ertelendiği halde dinlenmeyip 11.10.1976 tarihine ertelenmesinin hatalı old-uğunu,
b) Yeni bir avukatın davaya duhul etmesinin, kendi başına bir erteleme sebebi olamıyacağını,
c) Bidayet Mahkemesinin davayı ertelerken takdir hakkını yanlış kullandığını iddia ederek istinaf etti.
Bir davanın duruşmasının ertelenmesi ile ilgili mevz-uat E.33, N.6'da yeralmaktadır. Sözü edilen nizam aynen şöyledir:
"The Court may, if it thinks it expedient for the interests of justice, postpone or adjourn a trial for such time, and to such place and upon such terms (if any), as it may think fit."
Duruş-ması yapılmak üzere bir davanın tayin edilmesi veya duruşmaya geçildikten sonra duruşmanın bir başka tarihe erteienmesi davaya bakan Mahkemenin adli takdirine bağlıdır. Tabiidir ki, Mahkeme de bu adli takdirini erteleyeceği davaya has olgular çerçevesinde -kullanmalıdır. Fakat bütün erteleme kararlarında Mahkemenin gözönünde bulunduracağı bir husus vardır ki, o da ertelemenin adaletin tecellisi açısından uygun olup olmayacağıdır.
İstinaf konusu davanın 30.4.1976, 7.6.1976 ve 29.6.1976 tarihlerinde üç defa t-ehire uğradığı zabıtlardan görülmektedir. Fakat ne kadar kayda değer bir husustur ki aynı zabıtlar 30.4.1976 ve 7.6.1976 tarihlerinde davacıların erteleme isteminde bulundukları zaman müstenifi temsil eden avukatın bu isteme karşı çıkıp itiraz etmediğini d-e göstermektedir. Sözü edilen tarihlerde erteleme istemine itiraz etmediği halde bilâhare bu tehirlerden ötürü davanın ertelenmesinden şikayet etmenin manasını anlayamadık. Müstenif ilk defa 29.6.1976 tarihinde yapılan erteleme istemine karşı itirazda bulu-ndu ve 13.20'de yapılan celsede ertelemenin, davalıya sadece adaletsizlik olacağı iddiasında bulundu fakat adaletsizliğin nelerden ibaret olduğunu beyan etmedi. Saat 15.20'deki celsede ise müstenif avukatı itirazını desteklemek amacıyla ilk defa olarak dav-alının memleketten gideceği imasında bûlundu. Bu hususa ise sadece dolaylı bir şekilde değindi ve hakikaten bu çok önemli sebep üzerinde ne doğrudan doğruya durdu ve ne de bununla ilgili tafsilât verdi. Kanaatımızca Bidayet Mahkemesi Hakimi de bu hususa de-ğinmemekle
ve dolayısıyla bunu nazarı dikkate almamakla hatalı bir harekette bulunmuş
değildir.
Saniyen, erteleme emri verildikten sonra davanın duruşma tarihi olarak tesbit edilen 11.10.1976'dan evvel harice gitme niyetinin gerçekleşmesi ihtimali olmuş ol-saydı, yaz tatili esnasında davanın dinlenmesini sağlamak maksadıyla gerekli müsaadenin verilmesi için müstenif ilgili merciye müracaat edebilirdi.
Davacı (1) şahadetini henüz bitirmeden esas avukatının davadan çekilmesiyle yenı bir avukatın yarım veya bi-r saat önceden talimat alarak devreye girmesi son avukatın müvekkiline karşı vazifesini lâyıkı veçhile yapmasını hiç olmazsa büyük ölçüde kısıtlayacağı tabiidir. Bu durumda yeni avukatın tehir talep etmesi normal ve hatta müvekkillerinin menfaatlarını koru-ması açısından zorunludur. İlk nazarda zabıtlardan da anlaşılacağı gibi davacıların sık sık avukat değiştirme taktiğine başvurduğu söylenemez. Birinci avukatları ile anlaşmazlığa düştükleri ıkincisinin ise hiç mazeret göstermeden duruşma gününde Mahkemeye -gelmeyişi hakikatı karşısında ve bunun neticesi olarak da bir üçüncü avukat tutmak mecburiyetinde bırakılmaları, alacaklı olduğu iddiasında bulunan davacıların avukat değiştirme taktiğine başvurarak davanın devamlı ertelenmesini sağlamak istedik!eri söylen-emez. Bidayet Mahkemesinin kendi deyişiyle davacılara "son bir tehir" vermesiyle, davacıların taleplerinin meseleye vakıf bir avukat tarafından yürütüleceği adaletin tecellisine yardımcı olunacağı ve erteleme sonucu davalının duçar olabileceği zararın masr-aflarla telafı edildiği hakikatı karşısında, adli takdirini hatalı olarak kullandığına ikna edilmedik.
Netice itibarıyla istinaf reddolunur. Masrafların müstenif tarafından aleyhine istinaf edilenlere ödenmesi emrolunur.
-M.Necati Münir Ertekün (Başkan)
Ahmed İzzet (Yargıç)
Salih S.Dayıoğlu (Yargıç)
26 Ekim, 1976
Full & Egal Universal Law Academy