-D.2/88 Yargıtay / Aile Hukuku No.3/87
(Aile Dava No.4/86; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti: N.Ergin Salâhi, Niyazi F.Korkut,
Taner Erginel
İstinaf Eden: Münevver Tahsin, Ağırdağ, Girne
(Davacı)
ile
Aleyhine İ-stinaf Edilen: Tahsin Hüseyin c/o Koop.Süt Fabrikası,
Lefkoşa (davalı)
arasında
İstinaf eden Namına: Kıvanç M.Rıza
Aleyhine istinaf edilen
Namına: Tevfik Mut
Fasıl 339, Madde 34 (3) Nafaka artış istemi - Karıya ödenen na-faka miktarının artırılmasını isteme. Mahkeme,Fasıl 339,Madde 34(3)'e göre daha önce verdiği nafaka emrini daha sonra iptal ve tadil edebilir. Kadının çalışması kocayı infak mükellefinden kurtarmaz. Nafaka saptanırken önce artış isteyen tarafın muhtaç oldu-ğu nafakayı saptaması daha sonra da nafaka istenen tarafın ne kadar nafaka ödeyebileceğinin tespiti gerekir. Taraflar arasında tekrar nafaka davası açılmasını önlemek amacı ile mahkemenin kademeli olarak nafaka saptaması en ideal yoldur.
Davalının gayıı -meşru yaşadığı kadınla çocuklarının nafakasını düşünürken Davacının nafakasını ödeyemeyeceğini söylemesi doğru değildir.
Taraflar karı koca olup 1959 yılından beri ayrı yaşamaktadırlar. Bu evlilikten tarafların şimdi reşit üç çocukları vardır. Davalı -başka bir kadınla gayri meşru olarak yaşamakta ve bu ilişkiden üç çocukları vardır.
-Davacının Davalıdan müteaddit nafakanın artırılma talepleri olmuştur. Davacı en son Girne Aile Mahkemesinde dosyaladığı davada 14.2.1980 tarihli Mahkeme emrindeki 2.500 TL'lık aylık nafakanın 50.000.- TL'ına yükseltilmesi isteminde bulundu.
-Davalı müdafaa takririnde aylık kazancının 110.000 TL olduğunu, Davacının da haftada 25.000 TL kazancı olduğunu, ilaveten hayvancılık yaptığını, artışın reddedilmesini savundu. ,
Alt Mahkeme kararında Davacının geçinebilmesi için ayda 50.000 TL na ihtiya-cı olduğuna, Davalının ise 62.080 TL geliri olduğuna dair bulgu yaptı ve Davacının talebini reddetti.Davacı bu hükme karşı istinaf eyledi.
İstinaf Mahkemesi, meseIenin bütün ahval ve şeraiti ile tarafların kazançlarındaki farklılığın nazarı itibare alınma-sı gerektiğini, kadının çalışmasının kocayı nafaka ödemekten kurtaramayacağını, buna göre Mahkemenin ayda 50.000 TL nafaka istendiği halde 50.000 TL ile geçinebileceği şeklinde yanlış yorum yaptığını, verilen şahadete göre gelirdeki değişikliğe göre kademe-li nafaka saptanması gerektiğinin en ideal yol olduğunu, buna göre Ağustos 1986'ya kadar ayda 15.000 TL ve 1.9.1986'dan sonra ayda 20.000 TL nafaka ödemesinin uygun olacağına karar verdi.
HÜKÜM
N.Ergin Salâhi: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç- Niyazi F.Korkut verecektir.
Niyaıi F.Korkut: Taraflar karı koca olup 1959 yılında evlenmiş olmalarına karşın 1960 yılından beri ayrı yaşamaktadırlar. Bu evlilikten tarafların şimdi reşit olan bir çocukları vardır. Davalı ise başka bir kadın ile gayrimeşr-u olarak yaşamakta olup bu ilişkiden 3 çocuğu vardır.
İstinaf eden davacının aleyhine istinaf edilenden müteaddit nafaka talepleri olmuştur. Davacı en son Girne Aile Mahkemesinde bir dava dosyalayarak, Mahkemenin 14.2.1980 tarihli emrindeki ayda 2.500 T-L olan nafakanın 50.000 TL olarak değiştirilerek davalının davacıya bundan böyle ayda 50.000 TL nafaka ödemesiııe ilişkin bir emir verilmesini istedi. Davacı dosyaladığı talep takririnde, sair şeyler yanında,1961 yılından beri birçok kez davalı aleyhine na-faka ile ilgili talepleri olduğunu ve davalının en son 10/80 sayılı davada 14.7.1980 tarıhinden itibaren ayda 2.500 TL nafaka ödemeye emrolunduğunu, o tarihten sonra hayat pahalılığının epeyi arttığını ve ayda 2.500 TL nafakanın ihtiyaçlarına yetmedığini, -buna paralel olarak davalının maaşında esaslı bir artış olduğunu ve kendi ihtiyaçlarlnı karşılamak için ayda 50.000 TL nafaka istediğinı ve davalının da bu miktarı ödeyebilecek mali gûce sahip olduğunu ileri sûrerek 14.7.1980 tarihli nafaka emrinin değişti-rilerek nafakanın ayda 50.000 TL'ye yükseltilmesine ilişkin istemde bulundu.
Davalı ile dosyalamış olduğu müdafaa takririnde, sair şeyler yanında, aylık kazancının 110.000 TL civarında olduğunu, davacının da çalışıp haftada 25.000 TL aldığını, ilaveten- hayvancılık yaptığını ve bu geliri bir yana davacının, davalının gayrimeşru olarak yaşadığı kadına ait bir evde oturmakta olup herhangi bir kira ödemediğini ve kendisinin bu eve karşılık ev sahibine ayda 25.000 TL yardımda bulunduğunu ve bu nedenle istene-n nafaka artışının reddedilmesi gerektiğini savundu.
Davacı davasını ispat için bizzat şahadet verip bir de tanık dinletti. Davacı şahadetinde, sair şeyler yanında, birkaç yıldan beri Aralsan fabrikasında çalıştığını ve haftada 18.000 TL ödendiğini, ra-hatsızlığı nedeni ile devamlı çalışamadığını, oturduğu eve herhangi bir kira ödemediğini ve geçimi için davalıdan ayda 50.000 TL nafaka istediğini belirtti.
Davacının çağırmış olduğu Kooperatif Merkez Bankası maaşlar bölümünde çalışan tanık ise davalı-nın Koop.Süt Fabrikası'nda çalışıp Eylül 1986 itibarı ile ayda 181.112.28 TL aldığını söyledi. Bu tanık istintak sırasında da davalının Ocak 1986'daki maaşının 158,251.56 TL olduğunu söyledi.
Davalı ise şahadetinde, sair şeyler yanında, eline ayda 181.-000 TL geçtiğini, işine gidip gelmek için haftada 1.500 TL harcadığını, günde 500 TL sair masrafı olduğunu, giyim için ayda 10.000 TL harcadığını ve evlilik dışı doğan üç çocuğu için ayda 70-80.000 TL harcadıjını ve davacının oturduğu ev için de ayda 25.00-0 TL ödediğini belirtti. Davalı tanığı olarak şahadet veren Erbay Ozkulaçlar ise Aralsan'da muhasebeci olduğunu, davacının şirketlerinde çalışıp haftada brüt 17.440 TL aldığını ve sosyal sigorta ve sair kesintilerden sonra eline haftada net 15.520 TL geçti-ğini belirtti.
Alt Mahkeme verdiği kararda bu davada öncelikle davacının muhtaç olduğu nafakayı saptamak gerektiğini vurgulayarak davacının talep takririnde ihtiyaçları için ayda 50.000 TL nafaka gerektiğini ileri sürüp şahadeti sırasında da ayda 50.00-0 TL ile geçinebileceğini söylediğine değinerek davacının ihtiyaçları için ayda 50.000 TL'nın makul ve uygun olduğuna ilişkin bulgu yapıp daha sonra da saptanan bu nafaka ihtiyacının ne kadarının davacıya davalı tarafından ödenmesi gerektiğini de inceleyer-ek bu hususta bir karara varabilmek için tarafların kazançlarının ne olduğunu saptamak gerektiğine değinerek ve bu husustaki şahadeti inceleyerek davacının geçimi için ayda 50.000 TL ihtiyacına karşın ayda 62.080 TL kazandığına ilişkin bulgu yaparak davacı-nın talebini reddetti.
Davacı bu hükme karşı istinaf dosyaladı.
İstinaf ihbarnamesinde özetle, davacı Alt Mahkemenin leyhine herhangi bir miktar nafakaya hükmetmemekle, davacının nafaka ihtiyacı ile gerçek ihtiyacını birbirine karıştırmakla, taraflar-ın kazançlarını davanın ikame tarihi olan 24 Ocak 1986 yerine Eylül 1986 itibariyle esas almakla hatalı hareket edip davacıya ödenecek nafaka miktarını saptarken mevcut yerleşmiş ilkeleri yanlış uyguladığını ve keza davacının şahadetini yanlış değerlendire-rek 50.000 TL ile geçinebileceği şeklinde hatalı bir kanaata vardığını ve davacının aylık ihtiyacının hangi tarih itibarıyle 50.000 TL olduğu hususunda da bulgu yapmadığını ileri sürdü.
İstinafın duruşması sırasında ise istinaf eden avukatı, sair şeyler- yanında, Alt Mahkemenin hükmünde atıfta bulunduğu T.C.M. 2/70 sayılı kararı yanlış yorumladığını, kadının çalışıp para kazanmasının kocayı nafaka ödeme yükümlülüğünden kurtarmadığını, ancak nafaka kesilirken kadının da geliri olduğunun dikkate alınabilece-ğini, Alt Mahkemenin davalının evlilik dışı çocuklarına ayda 70-80.000 TL harcadığını dikkate alırken meşru karısına nafaka verilmesini emretmemekle hata ettiğini Alt Mahkemenin nafaka ihtiyacı ile gerçek ihtiyacı karıştırdığını, bir kişinın geçimi için ge-rekli miktar ile nafaka katkısının farklı olduğunu, Alt Mahkemcnin tarafların aylık kazançlarını saptarken hatalı tarihleri dikkate aldığını, dava 24.1.1986 da açıldığı halde Mahkemenin Eylül 1986 tarihi itibarı ile varolan kazançları dikkate aldığını, dav-acının şahadetini de yanlış değerlendirdiğini, davacı aylık 50.000 TL nafakaya ihtiyacı
olduğu şeklirıde şahadet verdiği halde Mahkemenin ayda 50.000 TL ile geçinebileceğine ilişkin bulgusunun hatalı olduğunu, kaldı ki davacı bu meblağ ile geçinebilse bil-e davalının bu miktara karşı bir ödeme yükümlülüğü bulunduğunu ileri sürdü.
Aleyhine istinaf edilen avukatı ise Mahkemeye hitabında, sair şeyler yanında, yasa uyarınca koca aile reisi olup ailenin ınfakından sorumlu olmasına karşın kadının da geliri o-ranında kocaya yardım etme yükümlülüğü bulunduğunu, Alt Mahkemenin önce davacının geçimi için muhtaç olduğu miktarı saptayıp daha sonra da davacının bu miktardan fazla bir kazancı olduğuna göre davalı aleyhine herhangi bir nafakaya hükmetmemekle hata etmed-iğini savundu.
Davacının nafaka artışı istemi Fasıl 339 Madde 34 (3)'e dayanmaktadır. Bu maddeye göre Mahkeme daha önce verdiği bir nafaka emrini daha sonra iptal veya tadil edebilir. Bunu yaparken mahkeme meselenin bütün ahval ve şeraitini, tarafları-n kazançlarında ya da mali güçlerinde meydana gelen herhangi bir artışı ya da indirimi nazarı itibare alır. Ancak kadının çalışıp para kazanması kocayı infak mükellefiyetinden kurtarmaz. Birleştirilmiş Yargıtay/Aile Hukuku 3/80 ve 4/80'de vurgulandığı gibi- mahkeme verılecek nafakayı saptarken önce artış isteyen tarafın muhtaç olduğu nafakayı saptaması ve daha sonra da bu nafakanın ne kadarının kendisınden nafaka istenen tarafından ödenebileceğine karar vermesi gerekir.
Bu meselede Alt Mahkemenin kararın-a bakıldığında ilkenin doğru olarak konduğu ancak şahadeti değerlendirirken Mahkemenin yanılgıya düştüğü ve davacının davalıdan istedıği nafaka ile davacının gerçek ihtıyacını karıştırdığı görülmektedir. Davacının şahadeti bir tüm olarak incelendiğinde dav-acı kendi kazancına ilaveten geçınebilmek için davalıdan da ayda 5O.QOQ TL nafaka istediği halde Alt Mahkeme davacının bu husustaki şahadetini yanlış değerlendirdi ve davacının ayda 50.000 TL ile geçinebileceği şeklinde yorumladı.1987 yılında saptanan 90.0-00 TL asgarı ücret dikkate alındığında davacının ayda 50.000 TL ile geçinebileceği şeklindeki Mahkemenin bulgusunun ne kadar hatalı olduğu ortaya çıkar. Davalının bu dava maksatları bakımından dikkate alınacak geliri hususunda da Alt Mahkeme yanılgıya düşt-ü. Şahadete göre dava açıldığı tarihte davalının aylık geliri 158.251 TL ve duruşma tarihinde ise 181.112 TL olduğu halde Alt Mahkeme kararında davalının sadece duruşma tarihindeki gelirinden bahsetmektedir. Yargıtay/Aile Hukuk 3/80 ve 4/80 sayılı kararda -belirtildiği gibi böyle bir durumda taraflar arasında tekrar nafaka davası açılmasını önlemek amacı ile Mahkemenin kademeli olarak nafaka saptaması en ideal yoldur.
Alt Mahkeme davacının ayda 50.000 TL ile geçinebileceğine ilişkin bir bulguya vardıktan -sonra da davacının gelirini inceleyerek sonuçta aylık kazancı geçimi için ihtiyacı olan miktardan fazla olduğuna göre de davalıya herhangi bir nafaka kesmemeyi uygun görerek davacının davasını reddetti.
Mevcut şahadetten davacının geçimi için ayda ne k-adar paraya ihtiyacı olduğu sarih olarak belli olmamakla beraber 1987 yılındaki ayda 90.000 TL asgari ücreti dikkate aldığımızda davacının geçimi için en azından bu miktara ihtyacı olduğu kanaatına varabiliriz.
Davacının kendi kazancı, oturduğu eve kir-a ödemediği ve davalının dava tarihi ile duruşma tarihindeki geliri ve geçimi için harcadığı para dikkate alındığında davalının davacıya 1 Şubat 1986'dan Ağustos 1986'ya kadar ayda 15.000 TL ve 1 Eylül 1986'dan itibaren ayda 20.000 TL nafaka ödernesınin uy-gun olacajı görüşündeyiz.
Bu nedenlerle istinaf kabul edilerek Alt Mahkemenin davacının talebini reddeden kararı iptal edilir ve l0/80 sayılı davadaki nafaka emri değiştirilerek davalının 1.2.1986'dan 31.8.1986'ya dek ayda 15.000 TL ve 1.9.1986'dan iti-baren ayda 20.000 TL nafaka ödemesine ilişkin emir verilir.
İstinaf edenin Alt Mahkeme ile İstinaf Mahkemesindeki masrafları aleyhine istinaf edilen tarafından ödenecektir.
Bu istinafın konusu olmamakla beraber davanın olgularından yararlanarak bir- hususa değinmeyi yararlı gördük. Olgulardan görülebileceği gibi taraflar 1960 yılından beri ayrı yaşamaktadırlar. Aleyhine istinaf edilen davalı başka bir kadınla gayrimeşru bir hayat sürdürmekte olup bu ilişkiden evlilik dışı üç çocukları vardır.
T-ürkiye'de kısa bir süre önce Medeni Kanunda yapılan değişiklik sonucu topluma yararı olmayan bu tür evliliklerin sona erdirilmesine olanak tanındığını hatırlatarak K.K.T. Cumhuriyetinde de Yasama Meclisinin ilgili yasaya aynı mealde bir değişiklik getirere-k topluma yararı olmayan müzminleşmiş bu tür evliliklere son verilmesine olanak tanınmasının gerekliliğini vurgulamak isteriz.
N.Ergin Salâhi Niyazi F.Korkut Taner Erginel-
- Yargıç Yargıç Yargıç
28.6.1988
Full & Egal Universal Law Academy