-D.6/88 Yargıtay/Aile Hukuku., 4/87
(Dava No: 48/83; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti : N.Ergin Salâhi, Niyazi F.Korkut,
Celâl Karabac-ak
İstinaf Eden : Vasfiye Adil n/d Vasfiye Ertepınar,
Çatalköy
(Davalı)
ile
Aleyhine İstinaf Edilen : Mehmet Adil n/d Mehmet Ertepınar,
Çatalköy
- (Davacı)
Arasında
İstinaf eden namına : Peyman Erginel
Aleyhine istinaf edilen
namına : Ünsal Çağda
Fasıl 339, Türk Aile (Evlenme-Boşanma) Kanunu Madde 26 (f) -
Şiddetli geçi-msizlikten boşanma
Madde 34 (1) - Ç'ocukların nafakasına karar verilmesi.
Madde 35 - Çocukların velâyeti hakkında Mahkemenin karar vermesi.
Müstenif avukatınınDavalının yatak odasını ayırmasının kişisel hak olduğu iddiası bu meselede karara bağlanması ger-eksizdir. Tarafların yaşayışlarının aile varlığını kökünden sarstığı açıklıkla ortadadır.
Bu davada tarafların her ikisi-de kusurludur. Buna rağmen Davalının kusuru daha fazladır. Her iki tarafın aynı derecede kusurlu olmaları halinde dahi aile birliği kök-ünden sarsılmış ve müşterek hayat çekilmez hale gelmiş ise boşanmaya karar verilebilir. Görünüz. Hilmi Yazıcı -Hasan Atasoy (Şahıs - Aile - Miras Hukuku ile ilgili Yargıtay Tahkikatı 1952 - 1970 Sah. 277 pa 447.)
Aynı eser Sah.278, pa.448 Yargıtay H.G.K.E.-277 D-2 K: 620 T.14. l0.l964.
Aynı eserin sah. 283, pa. 46 G.G.K. 2/49 E.58 K.T.30.11.1960 T.C.M.
2/69 Yüksek Mahkeme kararı sahife 4 ve devamı. Aile reisine tahsis edilen ev hususu Mahkemede konu edilmemiştir. Aralarındaki ihtilâf Alt Mahkemede açılacak -davada halledilmelidir.
Taraflar karı-koca olup 30.1.1965 tarihinde Limasol Evlendirme Memurluğu'nda evlendiler. Bu evilikten 1.12.1966 tarihinde Ayper isimli kız ve 8.8.1969 tarihinde Tayfun isimli erkek çocukları oldu. Barış Harekâtını müteakip taraflar- Çatalköy'de iskân edildiler. Bu sırada taraflar arasında geçimsizlik başlamış ve daha önce Davacı 44/82 sayılı davayı açmış ancak 21. I .1983 tarihinde dava barışma ümidi ile geri çekilmiştir. Ancak barışma sağlanamamış, geçimsizlik had safhaya ulaşmıştır-. Taraflar birbirlerine yabancı gibi hareket etmişler. Davacı ve Davalı ayrı kapılardan eve girmeye başlamış, Davalı kadın dükkânı ile meşgul olmuş, Davacı ise aldığı gazları bile bitince yenilememiştir. Bu dava dinlenmiş ve Mahkeme her iki tarafı da su-çlu bulmuş, ancak Davalının Davacıdan daha çok suçlu olduğuna kanaat getirerek boşanmalarına, hüküm tarihinden itibaren birer sene müddetle evıenmekten men olunmalarına, küçük Tayfun'un hıfz ve siyanetinin Davalı anneye verilmesine ve 1.9.1986'dan itibaren- Davacının Davalıya 25.000 TL nafaka ödemesine emir vermiştir.
Davalı kararı istinaf etmiştir. İstinaf neticesi Alt Mahkemenin kararı haklı bulunmuş ve istinaf reddedilmiştir.
-------------------
HÜKÜM
N.Ergin Salâhi: Bu istinaf, Girne Kaza M-ahkemesinin vermiş olduğu boşanmakararına karşı yapılmıştır. Tarafların geçmiş evlilik birliği tarihçesine göz attığımızda Kıbrıs'lı Müslüman olan ve 30.1.1965 tarihinde Limasol Evlendirme Memurluğunda evlenen karı kocanın ilkin Beyarmudunda ikamet etmeye -başladıkları, bu evlilikten 1.12.1966 tarihinde Ayper bir kız ve 8.8.1969 tarihinde Tayfun isimli bir erkek çocukları olduğu görülmektedir. Barış Harekâtını müteakip Çatalköye iskan ettirilen aile burada ikamet etmeye devam ettikleri sırada aralarında aşağ-ıda değineceğimiz birçok sorunlar çıkmaya başlamış ve davacı boşanmaya karar vererek ilkin 44/82 sayılı bir boşanma davası açmıştır. Davacı Gümrük Dairesinde çalışmakta davalı hanım ise Çatalköy'de kendi adına bir bakkaliye çalıştırmaktadır.
Lâyihalara- ve iddialara göz atıldığında davacı daha önce açmış olduğu 44/82 sayılı boşanma davasını 21.1.1983 tarihinde uyuşma ümidi ile ve aile birliğini devam ettirme ümidi ile geri çekmiştir. Müteakiben Çatalköy'deki aile yuvasında davacı ile beraber ikamet etmey-e başlamışlardır. Ancak davacı ikinci bir dava ile, 1982 yılından beri yatak odasını ayıran ve ayrı odalarda ikamet eden davalı hanımın kendisine yakınlık göstermediğini, aynı evde ikamet etmelerine rağmen evin normal temizlik ve sair işlerini yapmadığı gi-bi ayrı pişirip ayrı yediklerini hatta evin farklı giriş ve çıkışlarını kullandıklarını, bu ve benzeri nedenlere bağlı olarak evlilik birliğinin tahammül edilmez veya imkânsız hale geldiğini iddia ederek küçük Tayfun'un velayeti ile boşanma talebinde bulun-muştur. Davalı ise müdafaa ve mukabil talebinde tüm iddiaları reddetmekle beraber 1982 yılından beri yatak odasını ayırdığını, davalı ile karı koca ilişkileri bu yıldan beri devam etmediğini kabul etmekte ancak bunun kusur ve kabahatinin davacıda olduğunu -iddia etmektedir. Keza davalı aralarında ciddi ve aile birliğini kökünden sarsacak şekilde şiddetli geçimsizlik olmadığını, bunların zamanla düzeleceğini, yatak odasının ayrılmasının tamamen normal bir evlilik gereği olduğunu, hanımlık vazifelerini yaptığı-nı, kusurun davacıda olduğunu, aralarında önemli ölçüde mizaç ve karakter ayrılığı olmadığını, evlilığin yürüyebileceğini, davacının ev ve çocuklar ile ilgilenmediğini, tüm ev masrafları ile çocukların eğitim, yeme içme ve okul giderlerini kendisinin karşı-ladığını iddia ederek küçük Tayfun'un velayeti ile 25.000 TL ayda nafaka ödenmesi talebinde bulunmuştur.
Davacı ise müdafaa ve mukabil talebe verdiği cevapta bu iddiaları reddederek boşanma halinde küçük Tayfun'un velayetinin kendisine verilmesinde ısrar -etmiştir.
Davayı dinleyen İlk Mahkeme özetle, evlilik yuvasının yıkıldığı, tarâflar arasında şıddetli geçimsizlik olduğu, bu geçimsizlikte tarafların her ikisininde kusurlu olmasına karşın davalının kusurunun daha fazla olduğu bulgusuna vararak davacının -talebi doğrultusunda boşanma kararı vermiş ve her ikisinin de kusurlarını dikkate alarak karar gününden itibaren bir sene zarfında yeni bir evlilik akti yapmalarından men olunmalarına, küçük Tayfun'un hıfız ve siyanetinin davalı anneye verilmesine ve 1.9.1-986 tarihinden başlamak üzere 25.000TL davacının davalıya nafaka ödemesine emir vermiştir. Masraflar hususunda ise herhangi bir emir vermemiştir.
İstinaf, davalı tarafından bu karara karşı yapılmıştır. Detaylı istinaf sebepleri içeren istinaf ihbarnam-esinde üzerinde durulan noktalar aşağıdaki gibi özetlenebilir:
1. İlk Mahkeme daha önce taraflar arasında görülüp şartsız olarak geri çekilmiş olan 44/82 sayılı davanın olgularını dikkate almakla hata etmiştir.
2. İlk Mahkeme taraflar arasında ka-rakter ve mizaç ayrılığı olmadığı bulgusuna vardıktan ve tarafların aynı evde kaldıklarını da dikkate aldıktan sonra boşanma emri vermekle hata etmiştir.
3. İlk Mahkeme davalının ayrı odada yaşama hakkı ile davacıyı odasına kabul etmeme olgusunu birbi-rine karıştırmıştır. Evli bir kadının ayrı odada yaşaması bir haktır ancak ayrı odada yaşarken onu odasına kabul etmesi gerekir. Kabul etmiyorsa bu kusur davacıya aittir. İlk Mahkeme bu hususu
layıkı ile değerlendirmemekle hata etmiştir.
4. İlk Mahkem-e her iki tarafın şahadetlerinin bir bölümüne inanıp bir bölümüne inanmamıştır. Keza, davalının şahadetinde çelişki olduğu bulgusuna varmıştır ki, bu mevcut şahadet ışığında hatalıdır. Her halûkârda davacı ve davalının bir kısım şahadetine inanıp bir kısım- şahadetine inanmayan İlk Mahkemenin davacının şahadetrni davalının şahadetine tercih etme ve her iki tarafın kusurlu olduğu şeklindeki bulgusuna rağmen davalının daha fazla kusurlu olduğu sonucuna vararak boşanmaya hükmetmekle hata etmiştir.
İstinafın du-ruşmasında müstenif avukatı şahadete ve İlk Mahkemenin bulgularına değinerek davacının bazı yönden kusurlu olduğunu vurguladıktan sonra İlk Mahkemenin davalının kusiırlarının daha fazla olduğu bulgusuna varmakla hata ettiği üzerinde durmuştur. Ayrıca davac-ı ile davalı arasında açılan ilk davadan sonra tarafların aynı evde birlikte ikamet ettiklerini, taraflar arasında karı koca ilişkisi bulunmadığını, yatak odasının davalı tarafından ayrıldığını, bunun ise kadın hakları açısından bir hak olduğunu ve kusur s-ayılmaması gerektiğini, davacının normal bir aile ilişkisinin devam ettirebilmesi için çaba sarfetmediğini ileri sürererek Mahkeme kararındaki bazı çelişkilere değinmiştir.
1. ve 3. istinaf sebebini ele alıp Mahkeme kararını incel ediğimizde İlk Mahkemeni-n 44/82 sayılı boşanma davasını dikkate almasına rağmen buna ağırlık vermediği, ancak aile ilişkilerinin seyri içerisinde böyle bir hadisenin vukubulduğu ve tüm aile ilişkilerinin bu davanın bir parçasını oluşturduğu
şeklinde yorumladığı ve bu nedenlerle b-u davaya kararında yer verdiği görülmektedir. İlk Mahkeme kararını bu dava olgusuna dayandırmış değildir. İlk Mahkemenin bu dava ve davayı müteakip aile ilişkileri hakkındaki bulgusu şöyledir:
"Kabul edilen davacının şahadetine göre, davalı Nisan 1982 tar-ihinden beri yatak odalarını ayırmış, o tarihten beri davacıyı odasına girmeye teşebbüs etmesine rağmen koymamış, hatta 21.1.1983 tarihinde de her ikisinin hazır bulunduğu 44/82 sayılı boşanma davası barışma ümidiyle geri çekildiği halde taraflar Mahkemede-n çıktıktan sonra durumlarını değiştirmemışler, bir araya gelmemişler, aynı evde yaşamâlarına rağmen iki yabancı gibi hareket ederek hayatlarına devam etmişlerdir. Bu hususta bulgu yaparım.
Yatakların ve odaların davalı tarafından ayrılmasını haklı gös-terebilecek bir durum mevcut olmadığı gibi Mahkemeyi ikna edecek herhangi bir şahadet de yoktur. Odaların ayrılmasından sonra taraflar her bakımdan birbirinden uzaklaşmışlar, evin giriş kapıları dahi ayrı yerde kullanılmaya başlanmış, taraflar birbirlerini- görmek dahi istememiş, davacı görevi bittikten sonra evine zamanında gelmemiş, davalı ise vaktinin büyük bir kısmını bakkal dükkânında geçirmeye başlamış, evi yatmadan yatmaya kullanmışlardır. Davalı bir ara İngiltere'ye giden davacıya canı sıkılarak onun- dönüşünde eve sokmak istememiş, girişini engellemiş, evin kilitlerini dahi değiştirmiş, ancak davacı kendisine tahsisli bulunan evine ertesi gün polis zoru ile girebilmiştir. Bu durumlar ortada iken davalının davacıyı sevdiği, istediği hususunda söyledikl-erinde samimi olmadığı kanaatına varmış bulunuyorum. Bundan çıkarılan neticeye göre de bütün bu olaylar davalının ıddia ettiği gibi ehemmiyetsiz her ailede olan "ufak tefek" anlaşmazlıklar olmayıp evlilik birliğıni temelinden sarsacak mahiyettedir."
İlk M-ahkeme 44/82 sayılı davanın geri çekildiği 21.1.1983 tarihinden önceki olayları dikkate almış olmasına rağmen bulgularında bu tarihten sonra devam eden olayları değerledirme bakımından gözönünde bulundurduğu görülmektedir. Şöyle ki; Ilk Mahkeme yine kararı-nda şu bulguya yer vermiştir.
"Davalının ise yemeği dükkânda yaptığını, karısının kendisirü sevip istediği iddiasını kabul etmediğini, çünku 3 seneden beri odasını temizleyip, yemeğini pişirmediğini, daha önce yemeğin dükkânda hazırlandığını, 1983'ten ber-i buzdolabının bozuk, gaz tüpünün ise 5,6 aydan beri bittiğini, davalıya davadan ewel barışma teklifinde bulunduğu halde reddettiğini, termosifon bozulduğu için sıcak su gelmediğini, cereyan ve su parasını kendisinin ödediğıni, davayı çektiği gün davalının- kendisini dükkâna koymadığını, çamaşırını yıkamadığını, küçük Tayfun'a öğle ve gece kendısinin baktığını, 3 seneden beri çocuğun çamaşırlarını dahı kendisinin yıkadığını ifade etmiştir."
Bu şekilde davacının şahadetine yer verdikten ve sair hususlara- değindikten sonra bu hususta İlk Mahkeme şu bulguya yer vermiştir:
"Bu hususla ilgili şahadeti de esaslica inceledim. Nisan 1982'den beri karı koca beraber bir arada yemekdahi yememişler, davacı eve herhangi bir eşya getirmemiş, davalının getirmesin-i beklemiş, davalı ise evde yemek yapsa getirdiği malzemeleri yine tekrar dükkâna götürmüştür. Böylece ev evlılik yuvasından çıkmış bir otel haline gelmiştir. Bunun neticesi olarak davalı evini temizlememiş, gerek mutfak, gerekse lavabo ve tuvaletler k-ir işinde kalmıştır. Buna artık evlilik yuvası demeye imkân var mıdır? Davalı şahadetinde sık sık yuvasının yıkılmasını istemediğini söylemiş ise de bütün bu olgulara bakıldıjında bu sözlerin samimi olmadığı kanısına varmama neden olduğunu söylemekten kend-imi alamayacağım. Davacı ile davalı bu yuvayı yıkmak için ellerinden geleni yapmışlardır."
Yine İlk Mahkeme davalının çocuklarına bakmadığı yönündeki davacının iddialarına değinerek birçok zorluklara rağmen çocukları ile ilgilendiği ve çocuklarına baktığı- bulgusuna varmıştır.
Müstenif avukatı istinafın duruşmasında ısrarla davalının yatak odasını ayırmasının bir kişisel hak olduğunu ve kadın hakları açısından konuya bakıldı ında da bu hakkın teslim edilmesi gerektiği üzerinde durmuştur. Böyle bir hakkın m-evcut olup olmadığına bu meselede karar vermeyi lüzumsuz görüyoruz. Konunun olgularına bir bütün olarak bakıldığında davalının yatak odasını sıhhi nedenlerle ayırmış olmadığı, davacı ile arasında doğan ihtilaflardan ötürü ayırdığı ve bu durumun da aıle ili-şkilerinin bozulmasında büyük etken olduğu görülmektedir. Bu şekilde bozulmaya başlayan aile ilişkileri devam etmiş ve neticede davalının evin normal temizliği ve sair işlerini de ihmal ettiği açıklıkla şahadette görülmektedir. Bunlara ilaveten taraflar ar-asında büyük bir mizaç ayrılığı olmamasına rağmen kötü ilişkiler devam etmiş ve senelerce aynı evde kalmalarına rağmen karı koca ilişkilerini devam ettirmemişler, ayrı ve yabancı birer insan olarak bu evde, İlk Mahkemenin bulgularında yer verdiği gibi yaşa-maya devam etmişlerdir. Bu durumun aile varlığını kökünden sarstığı kanaatimizce açıklıkla ortadadır.
2. ve 4. istinaf sebeplerine gelince, İlk Mahkemenin şahadeti dikkatlice incelediği ve aile varlığının sarsılmasında her iki tarafın da kusurlu olduğu bu-lgusuna vardığı görülür. Bu bulguya varırken davacının bazı iddialarını kanıtlamadığı, davalının ise birçok iddialarının şahadetle ve gerçek bağdaşmadığı bulgusuna varmıştır. Tüm bu değerlendirmelerden sonra ise tarafların her ikisınin de kusurlu olmasına -rağmen davalının kusurunun daha büyük olduğu bulgusuna varmış ve bu nedenle boşanma emrini vermiştir. Şahadeti tetkik ettiğimizde İlk Mahkemenin bu bulgulara varmasına yetecek düzeyde şahadet mevcut olduğu gibi önündeki şahadeti de yanlış değerlendirmediği- kanaatindeyiz. Müstenif avukatının bu başlıklar altında ileri sürdüğü istinaf sebeplerinin reddedilmesi gerektiği görüşündeyiz.
İlk Mahkeme tarafların her ikisinin de kusurlu olduğu ancak olguların değerlendirilmesi neticesinde davalının daha fazla kusur-lu olduğu bulgusuna vardığına yukarıda değinmiştik. Bu durumda verilen boşanrıia kararında İlk Mahkemenin hata ettiği söylenemez. Saniyen her iki tarafın eşit oranda kusurlu olması halinde dahi aile birliği kökünden sarsılmış ve müşterek hayat çekilmez hal-e gelmişse geçimsizlik nedenine bağlı olarak boşanmaya karar verilmesi söz konusudur. İlk Mahkeme bu konu ile ilgili olarak şu görüşlere yer vermiştir:
"Görünüz: Hilmi Yazıcı - Hasan Atasoy "Şahıs Aile ve Miras Hukuku ile ilgili Yargıtay Tahkikatı 1952-19-70 sah. 277. pa. 447)
Aynı eserin sahife 278, pa: 448 de, Yargıtay H.G.K. E.277/D-2 K:620 T, 14.10.1964 sayılı karar da şöyledir:
"İki tarafın da eşit derecede kusurlu bulunmaları halinde taraflardan herbiri boşanma davası açabilir. Bu takdirde M.K.nun 1-34. maddesinin 2. fıkrasının dayandığı hukuki temel söz konusu olamaz."
Yine aynı eserin, sah: 283, Pa: 460, da G.G.K. 2/49 E.58 K.T.: 30.11.1960 sayılı kararda şunları bulmak kabildir:
"Geçimsizlik yaratmakta karı ve kocanın aynı derecede kabahatli olma-ları halinde eşlerin boşanmalarına karar verilebilir."
Buna benzer, geçimsizlik üzerine açılan boşanma ile ilgili T.C.M. istinaf 2/69 sayılı Yüksek Mahkeme kararı incelendiğinde sahife 4'den itibaren bu dava ile benzerlik arzetmesi bakımından aşağıda ayne-n almayı uygun buldum."
Bu durumda tüm istinaf sebeplerinin reddedilmesi gerekir.
Önümüzdeki istinafta bir hususa daha değinmeyi uygun buluyoruz. Müşterek aile yuvasını oluşturan ve aile reisine tahsis edilen bu evin boşanma verilmesi halinde hangi taraf-a bırakılacağı konusu sorun olabilir. Ancak bu husus İlk Mahkemede konu edilmemiş ve bu doğrultuda da herhangi bir talep olmadığı gibi iddia da yapılmamıştır. Bu durumda bizim de bu yönde bir karar vermemiz olanaksızdır. Tarafların bu hususta aralarındaki -ihtilafı Alt Mahkemede açacakları bir davada halletmeleri gerekmektedir.
Netice olarak istinaf reddolunur ve İlk Mahkemenin vermiş olduğu karar aynen tasvip edilir. İstinaf masraflarının ise istinaf eden tarafından aleyhine istinaf edilene ödenmesi emrolu-nur.
N.Ergin Salâhi Niyazi F.Korkut Celâl Karabacak
Yargıç Yargıç Yargıç
20.12.1988
-356-
Full & Egal Universal Law Academy