-
D.5/2002Yargıtay/Aile/Hukuk 4/2001(Lefkoşa Aile Dava No: 168/99)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti:Nevvar Nolan, Gönül Erönen, Necmettin Bostancı.
İstinaf eden: İsmet Zayımlar n/d İsmet Efe- Lefkoşa
(Davacı)
-ile-
-
Aleyhine istinaf edilen: Ömer Zayımlar, Vergi Dairesi
Güzelyurt Şubesi, Güzelyurt
(Davalı)
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Ata Dayanç
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Kıvanç M. Rıza.
Lefkoşa -Aile Mahkemesi Kıdemli Yargıcı Hüseyin Besimoğlu'nun 168/99 sayılı davada 12.4.2001 tarihinde verdiği karara karşı Davacı tarafından yapılan istinaftır.
---------------
H Ü K Ü M
Nevvar Nolan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın- Yargıç Gönül Erönen okuyacaktır.
Gönül Erönen: 168/99 sayılı aile davasını dinleyen Bidayet Mahkemesi, 6.1.2000 tarihinde Davacı lehine boşanma hükmü verirken tarafların bu evliliklerinden olma 17.8.1994 doğumlu Mustafa isimli çocuklarının velayetinin'-de Davacı anneye verilmesini uygun görmüştür.
Bidayet Mahkemesi, nafaka ile ilgili talep olmadığı için bu konu ile ilgili emir vermeyip küçük Mustafa'nın Çarşamba günleri saat 14.00'den 17.00'ye kadar, Cumartesi günleri 10.30'dan 17.00'ye kadar, dini ba-yram günleri ise sabah saat 10.30'dan 17.00'ye kadar Davalı Baba tarafından alınıp görülmesine emir vermiştir.
Bidayet Mahkemesi 3 ay sonra taraflardan herhangi birinin müracaatı üzerine küçük Mustafa'nın Davalı tarafından görülmesi hususunda yapılan düze-nlemenin yeniden gözden geçirilmesi hususunda da emir vermiştir.
Hükümden sonra Davalı-Müstedi 31.3.2000 tarihli bir istida dosyalayarak Bidayet Mahkemesinin 6.1.2000 tarihli boşanma hükmü uyarınca küçük Mustafa'yı görmesi ile ilgili yapmış olduğu düzenl-emenin yeniden gözden geçirilmesini ve küçük Mustafa'yı her hafta sonu Cumartesi saat 10.30'dan Pazar akşamı saat 17.00'ye kadar görmesi ve bu maksatla birlikte olmalarına ilişkin bir emir verilmesini talep etmiştir.
Davacı-Müstedaaleyh bu istidaya itiraz- dosyalamakla kalmadı bu istidanın görüşülmesi devam ettiği bir sırada 12.4.2000 tarihli bir başka istida daha dosyalayarak aşağıdaki şekilde taleplerde bulundu;
"a). Muhterem Mahkemenin bir emir ita eyleyerek 6.1.00 tarihinde verilmiş olan Davalının kü-çük Mustafa'yı her hafta Çarşamba günü ö.s 14.00'den 17.00'ye kadar Cumartesi günü sabah saat 10.30'dan ö.s 17.00'ye kadar Dini Bayram günlerinin ikinci günü sabah saat 10.30'dan ö.s 17.00'ye kadar görmesine ve bu maksatla birlikte olmaları doğrultusundaki- emrin değiştirilerek haftada bir defaya mahsus küçük Mustafa'nın annesi Selma Efe'nin Lefkoşada Haydar Bey sokak Efe Apt. 1.nci katta Sosyal Hizmetler Dairesi Lefkoşa bölge sorumlusunun huzurunda görüşülmesini emreylemesi;
b).Ahar surette olmak üzere küçü-k Mustafa'nın manevi yönden ruhsal bunalıma girmesini önlemek maksatları ile yukarıda mezkûr kararın yeniden tezekkür edilip küçüğün normal bir yaşam idame etmesini mümkün kılmak için Davalının küçük Mustafa'yı 4 yıl müddetle görmemesi ve/veya rahatsız etm-emesi;
c).Davalının mali durumunun incelenerek küçük Mustafa'nın öğrenim, eğitim, nafaka v.s giderleri olarak Davacıya ayda 100 milyon TL'sı nafaka ödenmesi-."
-Bidayet Mahkemesi her iki istidayı birleştirerek birlikte dinlemiştir. Gerek tarafların verdiği şahadet gerekse Sosyal Hizmetler Dairesi memurlarının sundukları raporları tezekkür eden Bidayet Mahkemesi, 12.4.2001 tarihinde vermiş olduğu kararında 12.4.20-00 tarihli istidayı red ve iptal ederek, 31.3.2000 tarihli istida gereğince Müstedinin (Davalının) küçük Mustafa'yı görmesi ile ilgili olarak 6.1.2000 tarihinde yapılan düzenlemenin değiştirilmesine ve Müstedinin küçük Mustafa'yı her hafta Cumartesi günü s-abah saat 10.30'dan Pazar sabahı saat 10.00'a kadar, yine dini bayram günlerinin 2. günü sabah saat 10.30'dan 3. günü sabah saat 10'a kadar görmesine ve bu maksatla birlikte olmalarına emir vermiştir.
Davacı bu karardan istinaf etmiştir. Davacı/İstinaf- Edenin istinaf sebepleri 6 başlık altında olmakla birlikte bunlar tek bir başlık altında şöyle özetlenebilir:
Davalının şahadetine değer vermekle ve huzurunda bulunan tüm şahadet ve emareleri doğru bir şekilde değerlendirmeyerek 6.1.2000 tarihinde küçük -Mustafa'yı babasının görmesi ile ilgili yapılan düzenlemeyi değiştirerek küçük Mustafa'yı her Cumartesi günü sabah saat 10.30'dan Pazar sabah saat 10.00'a kadar ve dini bayram günlerinde görmesi ve birlikte olmalarına emir vermekle, Bidayet Mahkemesi yanlı-ş ve hatalı bir karara varmıştır.
İstinaf dosyalandıktan sonra İstinaf Eden tarafından yapılan bir müracaat üzerine, Yargıtay, istinafın dinlenmesine değin geçerli olmak üzere Davalının küçük Mustafa'yı görmesi ile ilgili aşağıdaki şekilde geçici bir emir- vermiştir.
"1. Her Cumartesi günü saat 14.00 ile 17.00 arası küçük
Mustafa'yı babası Ömer Zayımlar Şefler Pastahanesi
veya Lefkoşa'da başka bir pastanede veya bir park
yerinde görecektir.
2.Küçük Mustafa'yı teyzesi saatinde buluşma- yerine
götürecektir.
3.İstinaf edenler eğer Şefler Pastahanesi değil de
başka bir yeri tercih ediyorlarsa bu hususu bir gün
önceden babaya bildireceklerdir. Babaya herhangi bir
bildirim yapılmaması halinde buluşma yeri Şefler
- Pastahanesi olacaktır.
Çocuğun babası ile buluşması konusunda engel çıkarılması halinde engel çıkaran tarafın bu yaklaşımı İstinaf Mahkemesi tarafından dikkate alınacaktır."
İstinafın duruşması tamamlandıktan sonra bu emir istinaf neticesine değin uzat-ılmıştır.
İstinafın duruşması safhasında İstinaf Eden adına hazır bulunan avukat hitapta bulunmuş ve aşağıdaki argümanları yapmıştır:
Bidayet Mahkemesinin, küçük Mustafa'nın babası tarafından görülmesi ile ilgili 6.1.2000 tarihli düzenlemenin değiştirilm-esi konusunda verdiği emir yanlış ve hatalıdır. Davalı (Aleyhine İstinaf Edilen) yıllar boyu küçük Mustafa'dan koparak ilgilenmemiş, küçük Mustafa'nın iaşe ve ibatesine herhangi bir katkı sağlamamıştır. Taraf avukatlarının ve Sosyal Hizmetler Dairesi memur-larının ısrarlı yaklaşımı ve uğraşlarına rağmen küçük Mustafa babasını görmek dahi istememektedir. Bu durum Aleyhine İstinaf Edilen babanın çocuk sevgisi,sosyal anlayış ve davranışlarından kaynaklanmaktadır. Bidayet Mahkemesinin 12.4.2001 tarihli emri küçü-k Mustafa'yı babasına bağlamak için anneyi cezalandırmak amacına matuf bir yargı ve yaklaşımla ve küçük Mustafa'nın menfaatlarını ön planda tutmayarak,keza küçük Mustafa'nın çocuk yaşta olduğunu kaale almayarak ve/veya layıkı ile değerlendirmeyerek verile-n bir emirdir. Bidayet Mahkemesi babasının ailevi durumunu ve imkanlarını dikkate almadan küçük Mustafa'nın hafta sonları ile bayram tatillerinde babası ile kalmasını emretmekle yanlış ve hatalı karar vermiştir.
İstinaf Eden, Bidayet Mahkemesinin bu kar-arının Sosyal Hizmetler Dairesi raporu ve gözlemleri ile bağdaşmadığını, mezkûr raporların Bidayet Mahkemesi tarafından değerlendirilmediğini veya gerektiği şekilde değerlendirilmediğini ve Bidayet Mahkemesinin bu şekilde hareket etmekle de hata ettiğini; -keza huzurunda 6.1.2000 tarihli emrin değiştirilmemesi gerektiği hususunda bulguya varması için yeterli şahadet olmasına rağmen bunun aksine hareket edip 6.1.2000 tarihli emri değiştirmekle yanlış ve hatalı davrandığını iddia etmiştir.
Aleyhine İstinaf -Edilen tarafından hazır bulunan avukat ise Bidayet Mahkemesinin 6.1.2000 tarihli emrinin verilmesinden bu yana istinafın duruşma tarihine kadar iki seneye yakın bir süre geçtiğini ve bu süre zarfında küçük Mustafa'nın babası ile birlikte kalabilmesi için d-aha yakın ilişkilere "yumuşak bir geçiş" yapıldığına değinmiştir.
Aleyhine İstinaf Edilen avukatı argümanlarını şöyle sürdürmüştür:
Bidayet Mahkemesi huzurunda emare olarak sunulmayan ancak Bidayet Mahkemesinin kararına varırken göz önünde bulundurduğu 2-9.6.2000 tarihli bir Sosyal Hizmetler Dairesi raporu bulunmakta idi. 6.1.2000 tarihli emir uyarınca küçük Mustafa'nın babası ile ilgili görüşmelerinin belirtilen aralıklarla denetlendiği ve gerekli değerlendirmelerin yapıldığı hususlarını içeren Sosyal Hiz-metler Dairesi raporlarını inceledikten sonra, Bidayet Mahkemesi, konu emri değiştirmeyi uygun görmüştür. Keza, İstinaf Eden/Davacının küçük Mustafa'ya, babasını istememesi için psikolojik ve fiili baskılar yapmakta olduğunu, Sosyal Hizmetler Dairesinin il-gili raporu teyit etmektedir. Bidayet Mahkemesi küçük Mustafa'nın babası ile olan ilişkisini değerlendirip gelişmeleri takip ettikten sonra, gerekli kanaate sahip olmuş ve 12.04.2001 tarihli emrini vererek yeni düzenlemeyi emretmiştir. Bu cihetle mevcut iç-tihat kararları doğrultusunda Bidayet Mahkemesi kararı hatalı değildir.
İstinafı incelemeye başlarken öncelikle Bidayet Mahkemesinin, 12.4.2001 tarihli kararına bir göz atmamız yerinde olacaktır. Bidayet Mahkemesi İstinaf Eden/Davacı Annenin şahadetine it-ibar etmemiş ve doğru olarak kabul etmiş olduğu Davalının şahadetine dayanarak şöyle demiştir:-
"Dinlemiş olduğum her iki istidada da görüleceği üzere küçük Mustafa ile ilgili kişisel ilişkiler düzenlenmiş olmasına karşın maalesef bu istidaların duruşması-nın yapıldığı güne kadar küçük Mustafa'nın babası ile olan ilişkilerinin arzu edilir düzeyde olmadığı görülmektedir. Küçük Mustafa'nın babası küçüğü görmek istemesine karşın uzun bir zamandan beridir bir takım engellerle karşı karşıya kalmakta ve gerektiği- gibi küçük Mustafa'yı görmemektedir. Küçük Mustafa'nın annesi M/aleyh İsmet Zayımlar meslekten öğretmen birisidir. Lefkoşa'da annesine ait ayrı bir yerde kalmaktadır. Boşandıktan sonra ve bu istidalar dinlendiği zamanlarda evlenmiştir. İşittiğim şahadette-n anladığım kadarı ile küçük Mustafa dedesini uzun bir zaman baba olarak görmüş veya küçük Mustafa'ya dedesini baba olarak tanıtmışlardır. Ve yine küçük Mustafa'nın annesinin evlenmesini müteakip küçük Mustafa'nın üvey babasını küçük Mustafa'ya baba olarak- tanıtma yönünde girişimler sözkonusudur. Bu hususlar şahadetten çıkmıştır gerek müstedi gerekse müstedaaleyh şahadeti bu yöndedir. Bu gerçekleri doğru olarak kabul etmekteyim. Küçük Mustafa'nın gerçek babası hayatta iken küçüğün menfaatlerini dikkate alma-dan ona babasının başka kişi veya şahıslar olduğu yönünde ikna yapılması veya telkinde bulunulması çok büyük bir yanlışlıktır. Büyük bir eksikliktir. Küçüğün sağlıklı bir şekilde gelişmesine ve topluma kazandırılmasında olumsuz bir davranıştır. Küçük Musta-fa'nın annesi öğretmen olup bu hususları çok iyi bilebilecek düzeyde bir eğitimci olduğu kanaatindeyim. Ancak bunların aksine hareket etmesine bir anlam vermek olası değildir. Küçük Mustafanın sosyal ve psikolojik yönden baskı altında tutulması tasvip edil-ecek bir husus değildir. Bir babanın çocuğunu görmek kadar daha doğal bir hakkı olamaz görüşündeyim.
Tüm gerçekleri dikkate aldığım 31.3.00 tarihli istida maksatları için şahadet vermiş olan küçük Mustafanın babası Ömer Zaimlerin şahadetine itibar ediyoru-m. Bu tanığın itibar edilir şahadet verdiği kanaatindeyim. Bu tanığın itibar ettiğim şahadetinden hareketle küçük Mustafa'yı Müstedinin görmesi ve küçük Mustafa'nın yaşını dikkate alarak hafta sonları babasının yanında kalması küçük Mustafanın menfaatine -ve yararına olacağı kanaatindeyim. Aradan geçen zaman süresi içerisinde küçük Mustafanın daha çok baba sevgisine ve şefkatine ihtiyacı vardır. Küçük Mustafanın babası ile gezmesi, dolaşması, oynaması küçüğü psikolojik yönden olumlu yönde etkileyecektir. Bu-nlar küçüğün yararına olan hususlardır. Anne sevgisine ihtiyacı olan küçük Mustafanın baba sevgi ve şefkatine de ihtiyacı vardır. Küçük Mustafayı baba sevgi ve şefkatinden kimsenin mahrum etmeye hakkı olamaz..................
Doğru olarak kabul etmiş olduğ-um şahadet ışığında İsmet Zaimler ve Selma Efenin küçüğü baskı altında tuttukları, babasını sevmemesi ve birlikte olmaması için telkinde bulundukları küçüğe psikolojik baskı yapmakta oldukları açık bir şekilde ortaya çıkmıştır. Bunları doğru olarak kabul e-tmekteyim. Küçük Mustafanın dedesinin ve daha sonra üvey babasının Küçük Mustafaya baba olarak lanse ettirmek istenmesi bu hususları teyit etmektedir."
Işık tutması açısından konu ile ilgili Doç. Dr. Turgut Akıntürk'ün Aile Hukuku Dersleri Kitabının 235-'inci sayfasındaki görüşlere bakmakta fayda vardır:
"Çocuklarla şahsi münasebetler:
Çocuklar, boşanan eşlerden hangisine bırakılmışsa velâyet o eşe ait olur; diğer eşin çocuklar üzerindeki velâyet hakkı sona erer. Ancak bu onun hiçbir surette çocuklarl-a şahsî münasebetler kurmağa, yani onlarla görüşmeğe, onları alıp gezdirmeğe hakkı olmadığı mânasını tazammun etmez. Bilâkis çocuklarla şahsî münasebet tesis etmek onun hakkıdır. Nitekim kanunumuz bunu açıkça teyit etmektedir.
Gerçekten, MK. M. 148 de "-boşanma veya ayrılık vukunda hâkim, ana ve babayı dinledikten sonra ... ana baba ile çocuklar arasındaki şahsî münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler" denildikten başka, aynı maddenin ikinci fıkrasında çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan -tarafın icabı hale uygun surette çocukla şahsî münasebetlerde bulunmak hakkına sahip bulunduğu da belirtilmektedir.
O halde, hâkim, çocuk kendisine bırakılmamış olan eşin çocukla ne şekilde ve ne zaman temas edebileceğini kararlaştırmak mecburiyetindedir.- Hâkim, çocuk kendisine bırakılmamış olan eşin hangi gün ve saatlarda, nerede, ne kadar müddetle çocukla görüşebileceğini boşanma hükmünde tesbit edecektir. Hâkimin tayin edeceği gün ve saatlarda çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan eşin çocukla temas et-mesine, ezcümle onunla görüşmesine, onu gezdirmesine, yedirip içirmesine, giydirmesine diğer eş mani olamaz.
Doktrinde genellikle kabul edildiğine göre, çocukla şahsî münasebet kurmak hakkı bir ana ve babanın şahsiyet haklarına dahildir; binaenaleyh on-lardan birinin bu haktan feragatını tazammun eden her türlü anlaşmalar muteber değildir (138)."
Sn. Nihat İnal'ın E. Yargıç-Avukat Uygulamada Nafaka ve Boşanma Davaları kitabında ise şöyle denmektedir:
"Kişisel ilişkilerin düzenlenmesi:
Velâyet hakkı ke-ndisine verilmeyen eşin çocukları ile ne zaman ve ne şekilde görüşeceği boşanma kararında gösterilmelidir. Yargıç bu hususta çocuğun yaşını, ihtiyaçlarını, öğrenim durumunu, eşlerin oturdukları yerlerin mesafesini, çocuğun çıkarını göz önünde tutacaktır. - Örneğin, anaya verilen çocuğun haftanın belli bir veya iki gününde, yine belli saatlar arasında baba ile görüştürülmesine, cumartesi geceleri veya dinî ve millî bayram günlerini babanın evinde geçirmesine, yaz aylarında bir ay babanın yanında kalmasına ka-rar verebilir.
Yargıç eşler arasında anlaşmazlık olmaması için mümkün olduğu kadar çocukla baba ve ana arasındaki ilişkiyi düzenlerken eşleri mahkeme huzurunda anlaştırmaya gayret ederek, ifadeleri zabta geçer. İmzalarını alır. Taraflar anlaşamazlarsa y-argıç takdir hakkına ve vicdanî kanaatına göre, en uygun kararı verir. Yargıç kendisine bırakılmamış olan tarafın çocuğunu göreceği günü, saatleri ve yerini saptaması gerekir.
Konu ile ilgili bir Yargıtay içtihadına göre,
"... Baba ile çocuk arasında, ş-ahsî münasebet kurulurken Medenî Kanunun 148'inci maddesinin amacına uygun bir şekilde bulunması gerekir. Kanunun arzuladığı şahsî münasebet ile güdülen amaç baba tarafından çocuğun kendisine verildiği günlerde çocuğun gezdirilmesi, dinlendirilmesi, oynat-ılması ve yedirilmesidir. Bu itibarla ayrılacak zamanın buna uygun ve yeterli olması lâzımdır...".
Yukarıda alıntısını yaptığımız Bidayet Mahkemesi kararından da görüleceği gibi Bidayet Mahkemesi Davacının şahadetine itibar etmemeyi uygun görmüştür. Mahk-eme huzurunda şahadet verirken tanıkların tavır ve hareketlerini izleme fırsatına sahip olan Bidayet Mahkemesinin bu konuda hatalı davrandığı hususunda huzurumuzda herhangi bir bulguya rastlamadığımız gibi İstinaf Eden tarafından da ikna edilmedik. Bu cihe-tle İstinaf Edenin, Davalının şahadetine değer verdiği için Bidayet Mahkemesinin yanlış ve hatalı davrandığı hususundaki iddiasını reddederiz.
Bidayet Mahkemesi,gerek istidanın duruşması sırasında sunulan emareler ve şahadete gerekse küçük Mustafa'nın v-e babasının görüşmeleri ile ilgili olarak hazırlanan ancak emare olmayan 29.6.2000 tarihli raporu değerlendirerek, Davacının, küçük Mustafa'nın babası ile görüşmesi hususunda olumlu bir tutumda bulunmadığını, küçüğün babası ile görüşmesi hususunda Davacını-n yardımcı olmadığını, Davacının sinirli bir şekilde hareket ettiğini, Davalının çocuğunu ancak polis nezaretinde görebildiğini, hatta küçük Mustafa'nın babası ile görüşmesi sırasında teyzenin veya annenin de hazır bulunması halinde küçüğün babaya karşı ol-umsuz bir tavır takındığını, gözlemlemiştir.
Küçük Mustafa'nın babası ile görüşmesi hususunda Bidayet Mahkemesi tarafından verilmiş olan 6.1.2000 tarihli emrin üzerinden iki yıldan fazla bir süre geçmiştir. Bidayet Mahkemesi tarafları dinledikten sonra- istida mucibince vermiş olduğu 12.04.2001 tarihli emrin öngördüğü yeni düzenleme henüz hayata geçirilmemiştir ve Aleyhine İstinaf Edilen baba, Yargıtayın 23.1.2002 tarihinde tesbit etmiş olduğu görüşme şekli veya şartları tahtında küçük Mustafa ile görüşe-bilmektedir.
Yukarıda alıntılar yaptığımız içtihadi otoritelerde de ifade edildiği gibi bir ebeveynin çocuğunu görmesi onun ile yakın ilişkide bulunması, onu tanıması, sevmesi ve yetiştirilmesinde psikolojik, manevi ve maddi bir şekilde yardımda bulunmas-ı en doğal hakkıdır. Bir çocuğun gelişmesinde ebeveynlerin rolünün önemi asla yadsınamaz. Doğal anne ve doğal babasının sevgisine, şefkatine ve ilgisine bilhassa küçük Mustafa yaşında olan bir çocuğun elzem ihtiyacı bulunmaktadır. Bu konuda boşanmış olan e-beveynler ellerinden geldiği kadar müşterek çocuklarının psikolojik, duygusal, manevi ve maddi rahatlığı, huzuru ve mutluluğu için büyük gayret sarfetmek zorundadırlar. Bu gibi rolleri üstlenmeyen ebeveynlerin Mahkemelerin müdahalesi ile karşılaşmaları nor-maldir. Çünkü bir toplumun en küçük çekirdeği ailedir ve bölünmüş bir ailenin çocuğu ruhsal ve duygusal yönden olumlu etki almazsa ileriki yaşlarında psikolojik, ruhsal ve duygusal sorunlarla karşılaşması muhtemel veya kaçınılmazdır. Böyle bir durumun ise -ne küçüklere ne de topluma hiçbir faydası yoktur.
Huzurumuzdaki mesele küçük Mustafa açısından son derece üzücüdür. Yargıtay, İstinaf Edenin (Davacının) küçük Mustafa'yı babası ile görüştürmeme konusundaki ısrarlarını anlamakta zorluk çekmektedir. Bidayet- Mahkemesi huzurunda, Aleyhine İstinaf Edilen babanın, çocuğunu uzun bir süre görmeyi ihmal etmesinden başka, karakter bozukluğu veya kötü huyu veya çocuğuna karşı herhangi bir aksi davranışı olduğu şeklindeki iddialar ileri sürülmemiştir. Gerek mevcut içt-ihat kararları ışığında gerekse Mahkemenin bu konuda geniş takdir yetkisi çerçevesinde vermiş olduğu emrin yanlış veya hatalı olduğu veya küçük Mustafa'nın menfaatlerini ön planda tutmadığı hususunda herhangi bir kanıya varmadık. Bilakis Bidayet Mahkemesi -boşanma tarihinden sonraki süre içerisinde küçüğün durumunu ve babası ile olan ilişkisini ve yakınlığını izlemiş ve gerekli hassasiyet ve titizliği göstererek ve takdir yetkisini kullanarak 6.1.2000 tarihli emri değiştirmeyi uygun görmüştür.
Nerede kaldı- ki istinafın neticelendiği bugüne kadar da küçük Mustafa'nın babası ile yakınlaşması ertelenmiş ve Aleyhine İstinaf Edilen baba, 12.4.2001 tarihli emirden sonra bir yılı aşkın bir süre daha geçmiş olmasına rağmen 12.04.2001 tarihli emirden faydalanamamış -ve oğlu küçük Mustafa ile daha da yakınlaşma fırsatını elde edememiştir.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi Bidayet Mahkemesinin 12.4.2001 tarihinde vermiş olduğu kararına müdahalemizi gerektirecek nitelikte hata olmadığı görüşü ile yapılan istinaf- reddedilir.
İşbu istinaf masrafları, İstinaf Eden tarafından Aleyhine İstinaf Edilen'e ödenecektir.
Nevvar Nolan Gönül Erönen Necmettin Bostancı
Yargıç Yargıç Yargıç
20 Aralık 2002
-
11
-
Full & Egal Universal Law Academy