-D.2/82 Yargıtay/Aile Hukuku 6/81
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti : Şakir Sıdkı İlkay, Salih S.Dayıoğlu,
Niyazi F.Korkut
İstinaf Eden : Tuncer Bahadır, Yedidalga
- ile
Aleyhine İstinaf Edilen : Aysel Bahadır, Lefkoşa
arasında
İstinaf Eden Namına : Süleyman Dolmacı
Aleyhine Istinaf Edilen
Namına : Müjgân Ata
Fasıl 339, Türk Aile (Evlenme-Boşanm-a) Kanunu Madde 38,
Eşlerden birinin evlilik görevlerini savsaklaması. Madde 26 (f) geçimsizlikten dolayı boşanma.
Huzurunda Şahadet veren şahitlerin hangisine inanıp inanmayacağı hususunda karar vermek, davayı dinleyen birilk mahkemenin takdir yetkisi -dahilindedir. İstinaf Mahkemeleri ilk mahkemelerin takdir yetkisini yanlış kullanıldığı hususunda tatmin olmadıkça müdahale etmezler.
Taraflar 28.5.1967 tarihinde Larnaka'da evlendiler. Evlilik birliğini ilk orada kurdular. En son Yedidalga'da beraber yaş-adılar. Halen Davalı koca orada yalnız yaşamaktadır. Davalı halen Güzelyurt Kaymakamlığı Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak bulunmaktadır.
Taraflar arasında 1968'de bir dava açıldı. Davalının boşanma için mukabil talebi olan boşanma reddedildi ve Davalının -Davacıyı evlilik yuvasına davet etmesine ve bu emre uyana kadar da nafaka ödemesine emir verdi. Daha sonra taraflar ilkin Ortaköyde ve daha sonra Süleymaniye de ve Yedidalga da beraber yaşadılar.
En son ayrı yaşamaya başlayınca Davacı Lefkoşa Aile Mahkemes-inde bir dava açarak Davalının kendisini evden kovduğu için Mahkemenin emir vererek Yedidalga'daki eve alması ve alana kadar da nafaka ödemesi için emir talep etti.
Davalı ise bunu reddetti ve Davacının kusurları neticesi aralarındaki ilişkinin gerginleşer-ek müşterek hayatın çekilmez hale geldiğini iddia etti ve boşanma talebinde bulundu.
İlk Mahkeme, Davacının şahadetine inanarak Davalının mukabil talebini reddetti ve bir ay zarfında Davacının Yedidalga'daki aile ocağına davet edilmesine ve davet edilene k-adar ayda 6.000 TL nafaka ödemesine emir verdi. Davalı bu hükme karşı istinaf etti. İstinaf Mahkemesi mevcut şahadete göre Alt Mahkemenin verdiği karara müdahale edecek bir durum olmadığına karar vererek istinafı reddetti.
-----------------------
HÜKÜM
Şakir Sıdkı İlkay: İşbu istinaf, taraflar arasındaki aile davasında müstenifin boşanma için yaptıjı mukabil talebi reddeden Lefkoşa Aile Mahkemesinin kararından yapılmıştır.
Taraflar 28.5.1967 tarihinde Larnaka'da evlendiler ve ilkin aile- birliğini orada kurdular. Taraflar en son Yedidalga'da beraber yaşadılar. Tarafların Yedidalga'da beraber yaşadığı evde halen müstenif davalı yaşamaktadır.
Müstenif davalı evlendiğinde ilkokul öğretmeni idi ve evliliği ile 1974 Barış Harekâtı arasında mu-htelif yerlerde bu görevde çalıştı. Barış Harekâtından sonra yine bir süre öğretmen olarak görev yapan müstenif daha sonra Güzelyurt Kaymakamlığında Halkla İlişkiler Sorumlusu olarak atandı ve istinafa konu davanın duruşması sırasında bu görevde bulunmakta- idi.
Taraflar arasında 1968'de de benzeri bir dava açıldı. 1/1968 sayılı o davada da müstenif davalının boşanma için olan mukabil talebi reddedilmiş ve aleyhine istinaf edilen davacının davalı tarafından aile yuvasına davet edilmesi ve davet edilene kad-ar da ona nafaka ödenmesi için emir verilmişti. Bundan bir müddet sonra taraflar bazı fasılalar ile ilkin Ortaköy'de daha sonra da Süleymaniye'de beraber yaşadılar. Taraflar en son, daha önce de belirtildiği gibi, Yedidalga'da beraber yaşadılar.
Tarafları-n son ayrı yaşamaya başlaması üzerine aleyhine istinaf edilen davacı Lefkoşa Aile Mahkemesi huzurunda bir dava açtı ve 3.8.1979 tarihinde ortada sebep yokken müstenif davalının kendisini evden kovduğunu ve zorla yollattığını iddia ederek davalının kendisin-i Yedidalga'daki aile ocağına kabul etmesi ve bu yapılana kadar kendisine nafaka ödemesi için emir verilmesini istedi.
Davalı ise, dosyaladığı müdafaa ve mukabil talep takririnde, davacı ile arasındaki münasebetlerin, davacının kusuru neticesi, pek gergin- olduğunu ve müşterek hayatın çekilemeyecek bir hal aldığını iddia ederek boşanma talebinde bulundu.
Lefkoşa Aile Mahkemesi tarafları ve davalının şahitlerini dinledikten sonra davacının şahadetini doğru olarak kabul etti ve bununla bağdaşmayan davalının -şahadetine inanmadı. Mahkeme, doğru olarak kabul ettiği şahadet üzerine davalının boşanmak için yaptığı mukabil talebi reddetti ve davalının davacıyı bir ay zarfında Yedidalga'daki aile ocağına davet etmesini ve davet edinceye kadar da davacıya ayda TL 6.0-00.- nafaka ödemesini emretti. Dava masraflarını da davalıya yükledi. İstinaf, Mahkemenin bu kararından yapılmıştır.
Müstenif, İlk Mahkemenin davacıya inanıp onun lehine hüküm vermekle hata ettiğini ileri sürdü.
İlk Mahkeme oldukça uzun ve gerekçeli hükm-ünde şöyle dedi:
"Davalı tarafından bu konuda verilen şahadette davacının davalıya karşı son derece saygısız olduğu, umumi yerlerde başkaları yanında aile fertlerine küfrettiği, davalıya zulüm yaptığı, kendisini zehirlemek için fırsat kolladığı hakkında s-özler söyleyip tehdit ettiği, ev işleri görmediği, temizlik yapmadığı belirtilmektedir. Bu hususları davacı gerek şahadetinde ve gerekse istintakında kabul etmemiştir...
....................................................
Davalı ...... istintakınd-a ise barıştıktan sonra en çok 3 ay beraber yaşadıklarını, yemeği kendisinin yaptığını, şahadet verdiği zamandan bir sene evveline kadar aynı şekilde evlilik hayatlarının devam ettiğini yüzüne bağırdığını, bu işin 3-4 sene sürdüjünü, bu süre zarfında çok z-orunlu şeyler içiri konuştuklarını, yine bu süre zarfında davacının en az
yüz kere evden gittiğini, her gidişinde de kendisine küfrettiğini başka evleri huzursuz ettiğini, evden her gidişinden sonra gelip avluda oturduğunu bir defa kaçtığında eve aldıjını,- daha sonra kaçtığında eve almak istemediği halde küçük düşmemek için aldığını, davanın açılmasından 3 ay önce gidip 15 gün kaldıktan sonra emekli polis Veli Efendi ile geldiğini ifade etmiştir. Davacı ise şahadetinde bütün bunları reddetmiş ve kocasına ya-lan söylemediğini, kocasının arzusu hilâfına hareket etmediğini, evi terk etmediğini, sadece kocasının kendisini senede iki defa hava tebdiline gönderdiğini, kocasına hürmet ettiğini gayet mesut olduklarını, kocasına çok bağlı olduğunu, çok memnun olduğunu-, Veli Bey ve hanımı ile Omorfo'dan ayrılıp Yedidalga'ya gittiğinin doğru olmadığını, davalıdan ayrılmak istemediğini söylediğinin de doğru olmadığını, komşusu Cemal'in evinde kalmadığını, bir defa Haziran-Ağustos 1979'da Kazafanaya gittiğinin dojru olmakl-a beraber dönüşünde kocasının kendisini eve komadığını, Arif Aziz'in evinde bir gece kaldığını,1975 yılından 3.8.1979 tarihine kadar Yedidalga'da beraber yaşadıklarını ifade etmiştir.
....................................................
Bir kış gecesi -davacının saat 10.00'da bir münakaşa esnasında evi terkettiği, yarım saat veya üç çeyrek sonra da yanına emekli polis çavuşu Veli Teker ve hanımını alarak eve geldikleri ve bunların huzurunda davalıya kendisinden boşanma veya ayrılma istediğine, kıymetli v-e kişisel eşyalarını alıp küfür ettikten sonra evi terk ettiğine dair davalının şahadetine inanmadım. Çünkü böyle bir olay olmuş olsa idi davalı pekâlâ o gece orada olan ve olayı gören emekli polis çavuşu Veli Toker ve hanımını şahit olarak çağırabilirdi. -Teyid edilmeyen ve çok mühim olan suçlama mahiyetindeki bu olayın meydana geldiğine inanmamış bulunuyorum.
....................................................
Davalının şahit olarak çağırdığı polis müfettiş muavini Salih Tozan şahadetinde, 8.5.1979- tarihinde davalının tahkikat şubesine gelerek bir şikayette bulunduğunu, o sırada Kaza İdare Amirliği'nde bulunan davacıyı da çağırttığını ve her ikisinin huzurunda Başmüfettiş Varol Bey'le tarafların arasını bulmaya çalıştığını, davalının şikayetini dava-cıya söyleyince davacı, davalıııın kocası olduğunu, evin kendı evı olduğunu, eve girmeğe hakkı olduğunu, beraber yaşamak istediğini söylediğini, halbuki davalının o esnada evde kalmasına müsaade etmeyeceğini söylediğini . . . .. davacı şubeden ayrılırken d-avalıya "Utanmaz adam, bana bunları yapan" dediğini .. ... istintakında ise davacının o gün davalının da huzurunda davaıının kendisini eve koymadığından şikayette bulunduğunu, davalıya tavsiyede bulunup evde kalmasının sağlanmasını, davalının ise bunu kabu-l etmediğini, davacının kocası ile geçinmek istediğini söylediğini ve "Geçinemiyoruz" diye bir şikayette bulunmadığını ifade etmiştir.
....................................................
Salih Tozan'ın vermiş olduğu şahadete inanmış bulunuyorum. Bu şa-hadetten anlaşıldığına göre ...... davacının ortada bir sebep yokken eve alınmaması davacı bakımından değil, davalı bakımından kusurlu bir harekettir, kanısındayım. Çünkü davacı hiçbir zaman davalıdan boşanmak veya ayrılmak istediğini söylememiş, davalı i-se devamlı olarak davacıdan boşanacağını ve istemediğini söylemiştir.... Davacının polisten çıkarken, davalıya "utanmaz adam" demesi o gün şahidin belırttiği gibi sinirli halinden ileri gelmekte olduğu ......... davacının kendisine hakim olmayarak söyledığ-i kanaatine varılmıştır. Sinirli olarak söylenen sözlerin ise boşanma almak için bir sebep teşkil etmeyeceği açıktır...
....................................................
Davacının şahidi olan 2 No.lu Vedat Bener isimli polis çavuşunun şahadeti tetki-k edildiğinde hearsay birçok hususları ihtiva ettiği görülmektedir. Bu şahit şahadetinde 2.5.1979 tarihinde gece saat 11.00'e doğru davalının evine geldiğini, davacının eve girmek istemesi karşısında davalının "Seni eve alamayacağım niye geldin defol git" -şeklinde bağırarak eve girdiğini gördüğünü, davacının da "Tuncer, Tuncer" diye evin etrafında dolaştığını, kapıyı çaldığı halde açılmadığını ve davacının eve alınmadan geri gittiğini söylemiştir.
Şahit Mahkemenin sorusuna geçinemediklerine tanık olmadığı-nı da belirtmiştir.
Bu şahadet de tetkik edilecek olursa davacının davalıyı devamlı istemesine ve eve girmek istemesine rağmen davalının eve almadığı ve ortada eve almamak için haklı bir sebebin de mevcut olmadığı açıkça ortaya çıkmaktadır.
Tüm şahadet t-etkik edilecek olursa davalı daha ewel verilen Mahkemenin "eve dön" kararına rağmen uzun müddet uymadığı, ancak çok sonra uyduğu görülmektedir. Ancak bir araya geldıkten sonra davacının kusurlarından dolayı taraflar arasında şiddetli geçimsizlik meydana ge-ldiğine ve evlilik yuvasının yıkıldığına dair Mahkemeyi ikna edici bir şahadet ibraz edilmiş değildir. Davalı şahadetinde birçok şeylerden bahsetmiş ise de hemen hemen hepsi teyid edilmemiş iddia olarak kalmağa mahkûm iddialar otduğu göze çarpmaktadır. Dav-alının şahadet verirken ayrıca Mahkeme olarak şahadetini en ince noktasına kadar tetkik etmek fırsatını buldum. Sorulara verdiği cevapları değerendirdikten sonra davacının şahadetiyle bağdaşmayan kısmına inanmamayı daha uygun buldum. Davalının çağırdığı şa-hıtler de bunu teyid etmemişlerdir.
Bu böyle olduğuna göre davalının gerek davacının kusurlarından ve gerekse mizaç ve karakter uygunsuzluğundan aralarında şiddetli geçimsizlik olduğu ve evlilik yuvasının bu yüzden kökünden sarsıldığı hususundaki şahadeti- isbat edilmemiş olmaktadır. Buna göre de davalının boşanma talebinin is atlanmamı olması nedeniyle boşanma almağa hakkı yoktur, kanısındayım.
Huzurunda şahadet veren şahitlerden hangisine inanıp inanmayacağı hususunda karar vermek davayı dinleyen bir -ilk mahkemenin takdir yetkisi dahilindedir. İlk mahkemeler şahitleri şahit makamında görüp şahadet verirken tavır ve hareketlerini müşahade etmek fırsatını haizdirler. Bunun içindir ki böyle bir avantajdan mahrum olan istinaf mahkemeleri ilk mahkemelerin b-u takdir yetkisine, gerçekten yanlış kullanıldığı hususunda tatmin olmadıkça müdahale etmezler. Bu meselede, yapılan iktibastan görüleceği gibi, İlk Mahkeme davacıya niçin inandığını ve davalının şahadetıni niçin doğru olarak kabul etmediğini izah etmiştır-. Müstenifin avukatı davacının şahadeti ile
Mahkemenin kendilerine inandığı Salih Tozan ve Vedat Bener'in şahadetleri arasında bazı tenakuzlar olduğunu ileri sürdü. İlk Mahkeme ise yine yapılan ikibastan görüleceği gibi, bu iki şahidin söylediklerinin dava-cının şahadetini teyit ettıği kanısına vardı. Davacının söylediği ile sözü edilen iki şahidin söylediklerı arasında tenakuz olarak gösterilenler, bağdaştırılıp bağdaştırılamayacağı bir tarafa, İlk Mahkemenin takdir hakkına müdahalemizi gerektirecek nitelik- ve yeterlikte değildir. Huzurundaki tüm şahadet ışığında Ilk Mahkemenin davacıya inanmak ve davalıya inanmamakla hata ettiğıne ikna edilmiş değilizdir. İnandığı şahadet ışığında ise İlk Mahkeme mukabil talebi reddetmek ve davacı lehine hüküm vermekle doğr-u hareket etti.
Söylenenlerden anlaşılacağı gibi müstenif yaptığı istinafta muvaffak olmuş değildir.
Müstenifin yaptığı istinafta muvaffak olmadığıriı, aleyhine istinaf edilenin de ek şahadet dinletmek için istida yaptığı ve bu hususta verilen izni daha -sonraki bir safhada takip etmekten vazgeçtiğini gözönünde tutarak istinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
Sonuç olarak istinaf reddolunur.
İstinaf masrafları ile ilgili herhangi bir emir verilmez.
Şakir S-ıdkı İlkay (Yargıç)
Salih S.Dayıoğlu (Yargıç)
Niyazi F.Korkut (Yargıç)
25.3.1982
Full & Egal Universal Law Academy