-Yargıtay / Aile Hukuku 6/86
D.1 /87 (Dava No. 130/85 Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti : Salih S.Dayıoğlu, Aziz Altay,
Taner Erginel
İstinaf Eden : Harun Yeşila-da, Lefkoşa (davalı)
ile
Aleyhine İstinaf Edilen : Emel Yağız, Lefkoşa (davacı)
arasında
İstinaf Eden Namına : Kıvanç M.Rıza adına Mustafa B.Asena
Aleyhine İstinaf Edilen
Namına - : Tahir Seroydaş
Fasıl 339 - Türk Aile (Evlenme-Boşanma) Kanunu, Madde 34 (3). -
Mahkemenin evvelce vermiş olduğu nafaka emrini iptal edebilmi veya değiştirebilmesi. Madde 34 (1) Babanın çocuğıın iaşe ve tahsili için nafaka ödemesi 34. maddenin (l). f-ıkrası Ingilizce ibaresindeki fül "shall" değil "may"dir. Bu da mahkemenin nafaka emri vermede zorunlu olmadığı anlamını getirir. 3. fıkrada ise emri değiştirebileceği belirtilmektedir. Mahkeme bunu yaparken parasal durumlarına bakar. Nafakayı ödemekle- yükümlü kişinin nafaka miktarının onun kudreti dikkate alınarak saptanabilir.
Nafakaya muhtaç kişileıin geçinmeleri için yetecek miktar ile yükümlü olanların hakiki gelir ve ödeme güçlerinin gözönünde bulundurulmaları icap eder. Davalının bir baba olarak -sorumsuzluğu, anne ve babasının evinde bedava yiyip içip kalktığı, emrinde bir araba olup gezmesi için yeterli benzinin ailesi tarafından tedarik edildiği, cebine her ay 20.000 TL konduğu gözönüne alındığında 10.000 TL çocuğa nafaka ödemesi adildir.
Taraf-lar 30.4.1983'de Lefkoşa'da evlendiler. Bu evlilikten Macit isminde bir çocukları oldu.10.10.1985'de boşandılar. Çocuk Davacı annenin velâyetine verildi. Ancak Davacı o zaman nafaka istemedi. Davacı daha sonra açtığı davada Davalıdan çocuk için ayda 40-.000 TL nafaka talep etti.
Davalının o sırada geliri yoktu. Ancak şahadete göre ailesinden ayda 20.000 TL cep harçlığı almakta idi. Tüm masraflarını babası görmekte ve bir de arabası vardı. Mahkeme hükmünde çalışmamasına rağmen, çalışabilecek durumda olduğ-unu ve ayda 75.000 TL kazanabileceğini ve küçük Macit için ayda 40.000 TL nafaka ödeyebileceğine karar verdi. Davalı bu hükümden istinaf etti.
İstinaf Mahkemesi Fasıl 339, Madde 34'e göre çocuğun iaşe ve tahsili için babaya nafaka ödemesini emretme yetkisi- verdiğini, çocuğun ihtiyacı ve babanın ödeme gücü gözönüne alınarak 10.000 TL nafaka ödemesinin uygun olacağına karar vermiştir.
-------------------
HÜKÜM
Salih S.Dayıoğlu: İşbu istinaf Lefkoşa Aile Mahkemesinin davalı-ya (istinaf edene) 1.8.1986 tarihinden itibaren çocuğu küçük Macit için ayda 40.000 TL nafaka ödemesini emreden kararından yapılmış bulunmaktadır. İhtilaf konusu olmayan olgulara göre ve istinafı ilgilendirdiği oranda olgular özetle şöyledir: Davalı ile da-vacı (aleyhine istinaf edilen) 30.4.1983 tarihinde Lefkoşa'da evlendiler. 31.12.1984 tarihinde Macit isminde bir çocukları oldu. Taraflar 10.10.1985 tarihinde boşandılar. Küçük Macit'in velayeti davacıya verildi. Önümüzdeki olgulardan boşanma emri verilirk-en davacı nafaka talep etmediği cihetle Mahkeme de bu hususta herhangi bir emir vermedi.
Davacı 30.12.1985 tarihinde açmış olduğu bir dava ile davalının ticaretle meşgul olduğunu ve ayda 100.000 TL bir gelire sahip olduğunu iddia ederek küçük Macit için o-ndan ayda 40.000 TL nafaka talep etti.
Davacı, nafaka davasını açtığı tarihte, bir kamu görevlisi idi ve ayda net 78.000 TL maaşı vardı. Duruşma tarihinde ve hükmün verildiği tarihte ise aylık net maaşı 110.470 TL idi. Buna karşın gerek davanın dosyalandı-ğı tarihte ve gerekse duruşmanın yapıldığı tarihte davalı herhangi bir yerde çalışmamakta idi ve dolayısıyla herhangi bir gelire de sahip değildi. Ancak davalının çalışmaması kendi isteği ile idi ve çalışmasına engel teşkil edecek herhangi bir bedeni veya -akli engeli yoktur. İlk Mahkeme önüne serdedilen şahadetten davalının herhangi bir yerde çalışmamasına karşın ebeveyinlerinden ayda 20.000 TL kadar cep harçlığı almakta ayrıca onların yanında kalıp herhangı bir para vermeden onların yanında hayatını idame -ettirmektedir. Yine İlk Mahkeme huzurunda serdedilen şahadetten davalı, babasına ait bir araba kullanmakta ve bu arabanın tüm masrafını da babası görmektedir. Oldukça çekişmeli geçen duruşmadan sonra İlk Mahkeme 28.7.1986 tarihinde hükmünü verdi. İlk Mahke-me hükmünde özetle, davalının çalışmamasına rağmen çalışabilecek güçte olduğunu, isterse asgari ücretle dahi olsa bir iş bulabileceğini, bunu yapması halinde ayda 75.000 TL gelir sağlayacağını ve bu durumda küçük çocuğu için ayda 40.000 TL'nı ödeyebilecek -kudrette olduğundan hareketle küçük Macit için ayda 40.000 TL nafaka ödemesini
emretti. İstinaf bu karardan yapılmış bulunmaktadır. Dosyalanan istinaf ihbarnamesi dört sebep içermekle birlikte bunları ana hatları ile iki esas başlık altında özetlemek mumkü-ndür. Şöyle ki:
1. Davalının herhangi bir işte çalışmadığı ve dolayısı ile geliri olmadığı saptandığı halde, çalışırmış gibi addedilerek farazi bir gelir üzerinden ona ayda 40.000 TL nafaka ödemesini emretmekle Ilk Mahkeme hata etti.
2. İlk Mahkemenin da-valının farazi geliri üzerinden nafaka tespit etmeye hakkı olduğu kabul edilse dahi böyle bır farazi geliri 75.000 TL olarak saptaması hatalıdır veya hatalı olmasa bıle davalıya ayda sadece 35.000 TL uygun görerek daha iki yaşına varmamış küçuk Macit'in ma-sraflarına tuta 40.000 TL nafakaya hükmetmesi hatalıdır.
Öte yandan davacı da mukabil bir istinafta bulundu ve İlk Mahkemenin nafakayı davanın açıldığı 30.12.1985 tarihinden itibaren değil de 1.8.1986 tarihinden itibaren ödemesini emretmekle hukuken hatal-ı hareket ettiğıni iddia
etti.
Önümüzdeki mesele karı kocanın boşanmalarından ve evlilik mahsülü bulunan bir çocuğun velayetinin anaya verilmesinden sonra babanın küçük için vermesi gereken nafaka ile ilgilıdir.
Fasıl 339, Türk Aile Yasasının 34. maddesi -mahkemeye çocuğun iaşesi ve tahsili için babaya nafaka ödemesini emretme yetkisi vermektedir. 34. maddenin bu husustaki ilgili kısmı aynen şöyledir:
"34. (1) The Court may -
(a) when granting a divorce or judicial separation;
............................-..............................
exercise the powers conferred upon the Court by subsection (2) of section 8 of the Turkısh Family Courts Law and may order the husband to provide for the maintenance of the wife and the maintenance and education of such chil-dren.
(2) .....................................................
(3) The Court may dıscharge of vary any order made under this section or suspend any provısion thereof temporarily and may revive the operation of any provision so suspended: in so doing the- Court shall have regard to all
the cırcumstances of the case including any increase or decrease in the means of either party to the marriage."
Dikkat edileceği gibi yukarıda alıntısı yapılan 34. maddenin (1). satırında görülen fül "shall" olmayıp "may" f-ülidir. Bu da sair şeyler yanında mahkemenin nafaka emri vermekle zorunlu olmadığı ilk nazarda göze çarpmaktadır. Aynı maddenin 3. fıkrası daha belirgin bir şekilde nafaka ile ilgili olarak verilen bir emrin mahkeme tarafından iptâl edilebileceği veya deği-ştirilebileceğinden bahsetmektedir. Mahkeme, bunu yaparken de dikkate alacağı hususlar yanında evliliğe taraf kişilerin parasal durumlarında çoğalma veya azalma olup olmadığı hususları vardır. Fasıl 339 Türk Aile Yasasının büyük ölçüde Türkiye'de meriyette- bulunan Türk Medeni Kanunundan esinlenerek alındığı bir gerçektir. Bazı hususlarda sözü edilen Türk Medeni Kanunundan kendi yasamız değişiklik arzetmesine karşın yine de bazı durumlarda özellikle yasa maddelerinin aynı veya benzer olduğu durumlarda Türkiy-e Yargıtayının vermiş olduğu kararların bıze ışık tuttuğu da bir gerçektir. Evlilik sona erdikten sonra çocuk için babadan istenen nafakayı düzenleyen madde Türk Medeni Kanununun 148. maddesidir. Bu madde aynen şöyledir:
"148. Boşanma veya ayrılık vukuund-a hakim, ana ve babayı dinledikten sonra hakkı velayetin kullanılmasına ve ana baba ile çocuklar arasındaki şahsi münasebetlere dair iktiza eden tedbirleri ittihaz eyler.
Çocuk kendisine tevdi edilmemiş olan taraf kudretine göre onun infak ve terbiye masr-aflarına iştirak ile mükelleftir.
Çocuk ile icabı hale muvafık surette şahsi münasebatta bulunmak hakkına da haizdir."
Yukarıda alıntısı yapılan 148. maddeden görülebileceği gibi nafakayı ödemekle yükümlü olan kişinin nafaka miktarının ancak onun "kudret-i" dıkkate alınmak sureti ile saptanabilir. Madde 148'in yorumu ile ilgili olarak Türkiye'de Y.H.G.K.12.1.1938 2-58/1-9 sayılı içtihadi kararında mahkeme bu konuda "nafaka tahtında, buna muhtaç olanların geçinmeleri için yetecek miktar ile beraber, bunu-nla yükümlü olanların, hakiki gelir ve ödeme güçlerinin de gözönünde bulundurulması icap eder" demiştir. Yine T.M.2H.D.E. 2331 K.3016, Karar T: 28.5.1957 sayı ve tarihli içtihat kararında 148. madde için şunlar söylendi:
"... Medeni Kanununun 148'nci m-addesine tevfikan iştirak nafakası takdir olunurken davacının, geliri ve çocukların yaşları ve bulundukları şehirdeki geçim seviyesi de izah olunmak suretiyle babanın kudretine göre infâk ve terbiye masraflarını iştirak nisbetinin tayin edilmemiş olması- da yolsuzdur..."
Yukarıda alıntıları yapılan içtihat kararlarından görülebileceği gibi kocanın ödemekle yükümlü olduğu iştirak nafakası onun kazancı ve ödeme kudreti ile orantılı olması gerekir.
İlâveten Ivory v. Ivory 19541 A.E.R. s. 898'de nafaka ödem-elerinde dikkate alınacak esas kriterlerden bir tanesi de nafakayı ödemekle yükümlü olacak kişinin ödeme kabiliyetinin varit olmasıdır.
Önümüzdeki meselede nafaka ödemesi istenen kocanın işsiz olduğu bir gerçektir. Sadece anne ve babasından ayda cep harçl-ığı olarak aldığı 20.000 TL'ndan başka bir geliri de yoktur. Devamlı olarak aldığı gözüken bu paranın nafaka maksatları bakımından bir "gelir" olarak addolunması gerekir kanısındayız. O halde davalının yemesi ve içmesi çıktıktan sonra onun ayda net olarak -20.000 TL'lık bir gelire sahip olduğunu söylemek mümkündür. İlk Mahkemenin davalının çalışmadığı halde yine de nafaka ödemekle yükümlü olduğu ve kazancının ayda 75.000 TL esası üzerinden hesaplanması gerektiği hususundaki kararı kanımızca hatalıdır ve b-unun neticesi olarak da hükmettiği nafaka miktarı iptal edilmelidir. Meselenin olguları kâfi derecede önümüzde olduğundan nafaka miktarını biz de saptayabiliriz. Davalının bir baba olarak sorumsuzluğu, anne ve babasının evınde bedava yiyip içip kalktığı, e-mrinde bir araba olduğu ve gezmesi için de yeterli benzinin dahi ailesi tarafından tedarik edildiği ve bu davaya özgü sair tüm ahval ve şerait dikkate alındığında sadece harçlık için cebine konan ayda 20.000 TL'nın 10.000
TL'nı çocuğa nafaka olarak vermesi-nin uygun ve adil olacağı görüşündeyiz.
Nafakanın ne vakit başlayacağı hususuna gelince, genel olarak nafaka, tatep edildiği yani davanın açıldığı tarihten itibaren verilir ve emrin bu doğrultuda olması gerekir. İlk Mahkeme önündeki şahadete göre davacını-rı,
nafaka açısından gelir olarak addedilen kazancı Ocak 1986 tarihinide de varitti. Bu bakımdan nafakanın davanın açıldığı tarih olan 1.1.1986 tarihinden itibarerı başlamaması için herhangi bir neden görmüyoruz.
Sonuç olarak istinaf kısmen ve mukabil ist-inaf da olduğu gibi kabul edilir ve İlk Mahkemenin nafaka miktarı hususundaki emri 40.000 TL'ndan 10.000.-TL'na iııdirilmek ve nafakanın başlangıç tarihi de 1 Ocak 1986 olarak saptanmak sureti ile değiştirilir.
İstinaf masrafları için herhangi bir emir v-erilez..
-Salih S. Dayıoğlu Aziz Altay Taner Erginel
Yargıç Yargıç Yargıç
5.3.1997
Full & Egal Universal Law Academy