- Yargıtay / Aile Mukuku 6/88
D.3/88 (Aile Dava No. 3/87; Lefke)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA
Mahkeme Heyeti : N.Ergin Salâhi, Niyazi F.Korkut,
Taner Erginel
İstinaf- Edenler : 1. Filiz Suphi n/d Filiz İzzet Suphi
Annesi ve en yakın arkadaşı Havva
Tuncer vasıtasıyla, 16 Yeni
Karadağ, Lefke
2. V-ehit İzzet Suphi n/d Vehit
Suphi annesi ve en yakın arkadaşı
Havva Tuncer vasıtasıyla, 16 Yeni
Karadağ, Lefke
3. Havva Tuncer şahsen, 16 Yeni
Karadağ, Lefke
(Davacılar-)
ile
Aleyhine istinaf edilen : Sevda Suphi n/d Enise Sevda Suphi
n/d Sevda Dursunoğlu, müteveffa
Lefke'li İzzet Salih Suphi
Tere-kesi, Tereke İdare Memuru
sıfatıyla, Lefke
(Davalı)
İstinaf eden namına : Av. Cahit Yılmazoğlu ve Ahmet
Kalkan
Aleyhine istinaf e-dilen
namına : Av:Serhan Çınar
Fasıl 278, Evlilik Dışı Çocuklar Yasası - Madde 8 Evlilik dışı
çocuk için anne en geç 5 sene zarfında babası oldugunu iddia ettiği Şahıs hakkında dava açabilir. Madde 9 (I), mahkeme, gayri meşru bir çoc-uğa babası tarafından nafaka verilmesi için nafaka ödeme emri (Affiliation Order) verme yetkisi verir. Madde 10 a göre mahkeme değişen şartları gözönünde bulundurarak emirnamenin kayıt ve şartını değiştirebilir.
Affiliation Order - Affiliation Order, Yasa-nın 2'nci maddesinde
-şöyle tarif ediliyor: Evlilik dışı çocuklar bakım masrafları ödeme emirnamesi. Bu yasa uyarınca Mahkemece yapılan ve evlilik dışı bir çocuğun bakım ve eğitimi için para ödemesi ve içinde emredilecek biçimde çocukla ilgili olarak başka ödemeler de ya-pmasını gerektiren emirnameyi anlatır. (AffiGation Order için görünüz Yargıtay Aile Hukuku 1/78). Aynı maddeye göıe çocuğun babası (Putative Father) "Evtilik dışı var sayılan babası evlilik dışı bir -çocuk ilr ilgili olarak mahkemece çocuğun babası olduğuna karar verilen kişiyi anlatır.
Davacılar müteveffa Lefke'li İzzet Salih Suphi'nin Davacı 3 ile evlilik dışı ilişkileri Sonucu doğan nesebi gayri sahih çocuklarıdırlar.
Davalı ise müteveffanın karıs-ı ve tereke idare memurudur. Davacılar 1 ve 2 ile müteveffa arasındaki baba evlat ilişkisinin Lefke'de oturum yapan Lefkoşa Aile Mahkemesinin 1/72 ve 3/74 tarihli kararları ile hükme bağlanmıştı. Ancak bu kararlarda yasanın aradığı nafaka mükellefiyeti kon-madı. Davacılar, Mahkemeye başvurarak çocukların yüksek tahsilleri ve iaşe ibadelerinin karşılanması için mevcut terekeden nafaka emri verilmesi isteminde bulundular.
Evvelâ iptidai itiraz dinlendi. Davalı zamanaşımı iddiasında bulundu. Alt Mahkeme kararı-nda Davacıların beş seneyi geçirdiklerinden zaman aşımına girdiğini ve Davalı olan nafaka talebine hakları olmadığına karar vererek davayı reddetti.
Davacılar kararı istinaf ettiler. İstinaf Mahkemesi, Fasıl 278, 9 (1)'i inceleyerek evvelce alınan emirler-in sadece putative father'in kim olduğunu belirttiğini, nafaka ödenmesine dair koşul belirtilmediğini, Emare I emirlerin geçerliliği bu istinafta konu edilmediğini, Emare I kararların süresinde istinaf edilmediğinden kesinleştiklerini, kararların değişt-irilmesinin artık mümkün olmadığını, terekeden nafaka ödenmesinin mümkün olmadığını belirterek, istinafın reddine karar verilmiştir.
Sayın Taner Erginel bıi görüşe katılmamıştır. Azınlık kararında babanın hayatta iken çocukların durumunu meşrulaştırdığı-nı, Mahkemenin daha önce verdiği kararda nafaka emri verilmediğine göre babalık kararının geçersiz olduğunu belirtmenin doğru olmayacağını çünkü daha evvel
verilmiş olan 1/78 sayılı istinaf dinlendiğinde Mahkeme nafaka eırıri vermemesine rağmen İstinaf Mah-kemesinin düzeltmeye gittiğine, nafakanın babalık emrinin sonucu olduğuna, formalite eksikliğinin mevcut kararları yok saymaması gerektiğini belirtilerek, istinafın kabul edilmesi taraftarı olduğunu belirtti.
Karar çoğunluk kararıyla verildi ve istinaf re-ddedildi.
---------------------
HÜKÜM
N.Ergin Salâhi: Sayın Yargıç Niyazi F.KorkuYun biraz sonra okuyacağı hükmü önceden okama fırsatı buldum. Hûkmûnde belirtmiş olduju görüşlerle varmış olduğu sonuca katılırım.
Niyazi F.Korkut: İstin-af eden davacı 1 ve 2 müteveffa Lefkeli İzzet Salih Suphi'nin davacı 3 ile evlilik dışı ilişkileri sonucu doğan nesebi gayri sahih ocuklarıdırlar.
Aleyhine istinaf edilen davalı ise müteveffanın karısı ve terekesinin idare memurudur.
Henüz reşit olmayan -davacı 1 ve 2, anneleri ve en yakın arkadaşları Havva Tuncer vasıtasıyla müteveffa İzzet Suphi Terekesi aleyhine bir dava açarak sair şeyler yanında, davacılar 1 ve 2 ile müteveffa arasındaki baba evlat ilişkisinin Lefke'de oturum yapan Lefkoşa Aile Mahkem-esinin sırası ile 1/72 ve 3/74 tarihli kararları ile hûkme bağlandığını, müteveffanın davacılâr 1 ve 2'nin yüksek tahsillerinin sonuna kadar ve herhalükârda rüşt yaşlarına kadar iaşe, ibade, giyim, okul masrafları ile sair tali masraflarından sorumlu olup -davacı No. 3'e nafaka ödemekle yükümlü olduğunu, ölûm tarihine dek davacılar ile birlikte yaşayan müteveffanın gelirinin %75'ini davacılar 1 ve 2'nin yukarıda belirtilen masraflarına harcadığını ve terekeden uygun bir nafaka almaya hakları olduğunu ileri s-ürerek sair şeyler yanında, Kasım 1986 tarihinden itibaren davalı tereke aleyhine uygun bir nafaka emri verilmesine ilişkin istemde bulundular.
Davalı ile dosyaladığı müdafaa takririnde iptidai itiraz olarak davacıların davasının zamanaşımına uğradığını i-leri sürdü. Bu savına halel gelmeksizin de davalı davacılara herhangi bir nafaka ödeme yükümlülüğü olmadığını, olsa bile zamanaşımı nedeni ile bugün böyle bir talepte bulunmalarına yasal olanak bulunmadığını ve davacıların müteveffadan herhangi bir nafaka -almaya hakları olsaydı bile bunu müteveffanın şahsından alabileceklerini ve onun vefatından sonra terekesinden nafaka talep edemeyeceklerini ileri sürdü.
Davalı daha sonra bir istida dosyalayarak, müdafaa takririnde ileri sürülen iptidai itirazın öncelikl-e dinlenip karara bağlanmasını istedi. Davacıların herhangi bir itirazda bulunmamaları üzerine Alt Mahkeme istida uyarınca iptidai itirazı dinledi. İptidai itirazın duruşmasında herhangi bir şahadet çağırmayan davalı hukuki argumanlar üzerinde Mahkemeye hi-tap etmekle yetindi.
Davalı hitabında davacıların taleplerinin Fasıl 278 Madde 8 (a) (i) ve (ii)'ye dayandığını ve bu nedenle zaman aşımına uğradığını ve keza davacıların Fasıl 278 Madde 8 (a) (i) ve (ii) tahtında mahkemeye müracaat ederek yasanın
öngördü-ğü 5 yıllık sûre içerisinde "affiliation order" emri almadıklarını ve aldıklarını ileri sürdükleri emrin ise sadece babalık emri olduğunu ileri sürerek açılan davanın zamanaşımına uğraması nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savundu.
Davacı 3 ise şahadet v-ererek, şahadetinde sair şeyler yanında, merhum Dr.İzzet S.Suphi ile evlilik dışı ilişkilerinden sırasıyla 16.12.1971'de davacı 1 olan Filiz ve 12.5.1974'de ise davacı 2 olan VehiYin dûnyaya geldiklerini ve müteveffanın davacı 1 ile 2'nin babası olduğuna i-lişkin 1/72 ve 3/74 sayılı Mahkeme kararlarını aldığını, müteveffa hayatta olduğu sûre içerisinde davacı 1 ve 2'nin bütün masraflarını karşıladığını belirtti.
Mahkemeye hitap eden davacılar avukatı ise hitabında, sair şeyler yanında, müteveffanın hayatta- iken davacıların masraflarını karşılamasının defacto bir durum yaratmış olması nedeniyle Fasıl 278 Madde 8'deki zaman aşımı süresinin işlemediğini, babalık emri ile nafaka emrinin birlikte verilmesinin şart olmadığını, çocukların masraflarını temin eden b-abanın hayatta olmaması nedeniyle Fasıl 278 Madde 10 altında münasip bir nafaka verilmesinin ve bu amaçla emare olan 1/72 ve 3/74 sayılı Mahkeme emirlerinin Fasıl 278 madde 8,9,10 tahtında nafaka emrini de kapsayacak şekilde tadil edilmesini istediklerini -ve böyle bir istemde bulunmaya yasal olarak hakları olduğunu ileri sûrerek iptidai itirazın reddedilmesini istedi.
Alt Mahkeme ise kararında, Fasıl 278 Madde 8 (a) (i)'i inceleyerek evlilik dışı bir çocuğun annesinin çocuğun doğumundan önce herhangi bir z-aman ya da doğmasından sonraki beş yıl ıçerisinde herhangi bir zaman çocuğun bakım masraflarının ödenmesi için mahkemeye başvurabileceği halbuki bu meselede davacı 3'ün 5 yıllık süre içinde yaptıjı istidaların babalık emri verilmesi ile ilgili olup emare I- emirleriri çocukların bakım masrafı için koşul içermediğini ve bu nedenle varolmayan bir emrin değişen şartlara göre tadil edilmesınin ya da bu emirlere nafaka ilave edilmesinin düşünülemeyeceğini ve davacının talep takririndeki taleplerinin de emare I Ma-hkeme emirlerinin tadil edilmesi doğrultusunda olmayıp sadece münasip bir nafaka verilmesi ile ilgili olduğunu ve davacı 3'ün davacı 1 ve 2 leyhine nafaka emri verilmesi için yasanın öngördüğü 5 yıllık süre içerisinde Mahkemeye başvurmadığı sabıt olduğunda-n bu hakkının zamanaşımına ujradığınr ve davacı 1 ve 2'nin davacı 3'den bağımsız olarak da davalıdan nafaka talep etmeye hakları olmadığı kanaatına vararak davacıların davasını red ve iptal etti.
Davacılar bu karara karşı istinaf dosyaladılar.
7 istinaf -sebebi içeren istinaf.ihbarnamesi ile ilgili olarak Mahkemeye hitap eden istinaf edenlerin avukatı hitabında, sair şeyler yanında, emare I emirlerin davacı 1 ve 2'nin müteveffa Dr. İzzet Suphinin çocukları olduklarına ilişkin emirler olduklarını, emirlerde- herhangi bir nafaka ödenmesine ilişkin provizyon bulunmadığını ancak bunun izahının davacı 3'ün şahadetinde
bulunduğunu ve müteveffa hayatta iken çocuklara baktığına göre emirlerde nafakaya gerek duyulmadığını, konu emirlerde ille de nafaka için emir veri-lmesi gerekir diye bir durum olmadığını ve 5 yıllık sürenin nafakayı etkilemediğini, emirler ile saptanan baba ölûnce bakımın durması üzerine koşulların değişmesi nedeni ile Fasıl 278 Madde 10 altında nafaka ödenmesi için başvurduklarını ve bu argumanları -kabul etmeyerek davacıların davasını reddetmekle Alt Mahkemenın hatalı hareket ettiğini ileri sürdü. İstinaf edenler avukatı ayrıca davacıların müteveffa hayatta iken ondan almaya hakları olan nafakanın onun ölümünden sonra da terekesine intikal ettiğini i-leri sürdü:
Aleyhine istinaf edilen avukatı ise Mahkemeye hitabında, sair şeyler yanında, "affiliation order" in bir nevi bakım emirnamesi olduğunu, Mahkemenin böyle bir emir verebilmesi için de önce babalığa hükmetmesi gerektiğini ancak sadece babalığa h-ükmetmenin olası olmadığını, emare I emirlerde ödeme emri verilmeyip sadece babalığa hükmedildiğine göre ortada bir "affiliation order" varolmadığını, böyle bır emir için başvurmanın da süre ile kısıtlı olup zamanaşımına uğradığını, kaldı ki davacıların d-avalarında sadece terekeden nafaka talep ettıklerini ve daha önce verilen bir emrin tadiline ilişkin bir istemde bulunmadıklarını, terekenin de böyle bir sorumluluğu olmadığı müdafaada ileri sürüldüğünü savundu.
Alt Mahkemenin istinaf konusu kararı ile il-gili olarak tarafların ileri sürdüğü savlar ışığında öncelikle Fasıl 278 tahtında verilen bir "affiliation order"in ne olduğunu incelemek gerekir.
Fasıl 278, Madde 9 (1 ) mahkemeye gayri meşru bir çocuğa babası tarafından nafaka verilmesi ıçin nafaka ödem-e emri (affiliation order) verme yetkisi vermektedir affiliation order Yasanın 2. maddesinde şöyle tanımlanmaktadır:
"affiliation order" means an order made by the Court under the provisions of this Law whereby the putative father of an illegitimate chi-ld is required to pay sums of money towards the maintenance and education of the child and to make such other payments in connection with the child as may be directed by the order"
Aynı maddede gayrı meşru çocuğun babası (putative father) da şöyle tanımla-nmaktadır:
"Putative father" means, in relation to an illegitimate child, a person adjudged by the Court to be the father of the child"
Yargıtay Aile Hukuk 1/78'de "affiliation order" ile ilgili şöyle dendi:
"affiliation order"in tanımına bakıldığında n-afaka emri anlamına geldiği açıktır. Ancak yasanın 9 (1) maddesine bakıldığında nafaka emri verilmezden önce mahkemenin aleyhine nafaka emri verılmesi istenen kişinin gayri meşru doğan çocuğun hakikatten babası olduğuna tatmin olması gerektiği görülür. Mah-keme aleyhine nafaka emri verilmesi istenen kişinin gayrı meşru çocuğun hakikaten babası olduğuna kanaat getirdikten sonra bu gibi kişinin gayrı meşru çocuğun babası olduğuna (putative father) hükmeder ve uygun gördüğü koşullar tahtında, onun çocuk için bi-r nafaka ödemesine emir verir. 9. maddenin (1).fıkrasının hükmüne göre mahkemenin esas yetkisi gayri
meşru olan çocuğun babasının gayri meşru çocuğa nafaka ödemesi için emir vermektir. Çocuğun babası olduğuna ilişkin verdıği hüküm ancak nafaka emrinin veri-lebilmesi için gerskli bir önlemdir. Yasa tahtında mahkemenin nafaka emri vermeden gayri meşru bir çocujun babasının kim olduğuna ilişkin hüküm vermesine olanak yoktur. Daha önce de belirtildiği gibi mahkemenin yetkisi sadece nafaka emri vermektir."
Bu is-tinafta da emare I olarak sunulan emirlere bakıldığında, yukarıda alıntı yapılan kararda belirtildiği gibi, verilen emirler sadece "putative father"in kim olduğuna ilişkin olup nafaka ödenmesine dair herhangi bir koşul içermemektedir. Emare I emirlerin geç-erliliği bu istinafın konusu değildir. Emare I kararlardan süresi içerisinde istinaf yapılmadığı cihetle bu kararlar kesinleşmiştir ve bu kararları değiştirmemiz.olası değildir. Bu kararlar herhangi bir nafaka emri içermemektedir. Bu nedenle Fasıl 278 Madd-e 10'u dikkate alarak değişiklik yapıp yeni bir nafaka emri verilmesi de olası değildir.
Esasında, Alt Mahkemenin kararında da belirttiği gibi, davacıların talep takririndeki istemleri konu emare emirlerin tadili olmayıp davalı terekenin davacılara nafaka- ödemesidir. Müteveffa aleyhine verilen bir nafaka emri olmadığına göre de onun vefatından sonra terekenin böyle bir sorumluluğu söz konusu olamaz.
Sonuç olarak istinafın reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Taner Erginel: Sayın Niyaıi F.Korkut'un kararı-nda anlatılan olguları tekrarlamadan görüş ayrılığı içınde olduğumuz yasal noktaya değinmek istiyorum. Daha önce Yüksek Mahkememizın dinlediği 1/78 sayılı Yargıtay Aile İstinafında evlilik dışı doğmuş bir çocuk, babası aleyhine dosyaladığı istidada babalık- kararı ve nafaka talep etmişti. İstidayı dinleyen Alt Mahkeme babalığa hükmetmesine rağmen şahadet ibraz edilmediğı için nafaka emri vermeyi reddetti. Kararın istinafında ise Yüksek Mahkeme şöyle dedi:
"Affiliation order'in tarifine bakıldığında nafaka e-mri anlamına geldiği açıktır. Ancak yasanın 9 (1) maddesine bakıldığında rıafaka emri verilmezden önce mahkemenin aleyhine nafaka emri verilmesi istenen şahsın gayrı meşru doğan çocuğun hakikaten babası olduğuna tatmin olması gerekir. Mahkeme aleyhine nafa-ka emri verilmesi istenenşahsın,gayrı meşru çocuğun hakikaten babası olduğuna kanaat getirdikten sonra gitii şâhsın gayrı meşru çocuğun babası olduğuna (putative father) hükmeder ve uygun gördüğü koşullar tahdında, çocuk için nafaka ödemesine emir verir. 9-. maddenin (1 ). fıkrasının hükmüne göre, mahkemenin esas yetkisi gayri meşru olan çocuğun babasının gayri meşru çocuğa nafaka ödemesi için emir vermektir. Çocuğun hakikaten babası olduğu hususunda verdiği hüküm ancak nafaka emrinin verilebilmesi için gere-kli bir önlemdir. Yasa tahtında mahkemenin nafaka emri vermeden gayri meşru bir çocuğun babasının kim olduğu hususunda hüküm vermesine olanak yoktur."
Yüksek Mahkemenin bu görüşünden hareketle nafaka emri verilmediği için babalık kararının da geçersiz olm-ası gerekiyordu. Ancak Yüksek Mahkeme bu kadar sert bir sonuca varmak istemedi ve Alt Mahkemede Müstedaaleyhin kazancı hususunda şahadet ibraz edilmemiş olmasına rağmen muhtemel kazancın dikkate alınabileceğini belirterek babanın nafaka ödemesini emretti. -Böylece Alt Mahkemenin verdiji emir 9 (1) maddeye uygun hale geldi.
-Önümüzdeki meselede ise baba birlikte yaşadığı, dolayısıyle bakıp büyüttüğü evlilik dışı çocuklarını bir ölçüde meşrulaştırmak amacıyla mahkemenin babalık kararı vermesini sağlamıştır. Karşılıklı anlaşma ve rıza beyanı üzerine mahkeme babalık kararını verm-iştir. Şimdi aradan uzurı zaman geçtikten ve baba öldükten sonra, "Mahkemeye ilk başvurulduğunda nafaka emri verilmediğine göre, babalık kararı da geçersizdir" argumanı yapılmaktadır.
-
Önce şunu belirteyim ki, 1/78 sayılı Yargıtay Aile İstinafında kabul edilen ve nafaka emri verilmeden babalığa hükmolunamayacağını ifade eden görüşe katılmıyorum. Fasıl 278 Nesebi Gayri Sahih Çocuklar Yasasının 9 (1) maddesine bir göz atalım. Tercüme hata-larından kurtulmak için yasanın Ingilizce metnini incelemekte yarar vardır.
9. (1 ) "Subject to any Rules of Court, on the date fixed in the Summons, the Court shall proceed to hear the case and, if satisfied upon the evidence that the alleged father is i-n truth and in fact the father of the child, the Court shall adjudge him to be the putative father of the child and make an affiliation order subject to such terms and conditions as the Court may deem fit to impose."
Görüleceği gibi bu maddede arka arkaya- iki karar verilmesinden söz edilmektedir. Gerçi maddenin kenar başlığı nafaka emri vermedir ve şekilci bir yorumla 1/78 sayılı karardaki görüşe varmak mümkündür. Ancak maddenin gerçek anlamını araştırdığımız ve mantık kurallarını göz önünde bulundurduğumu-z zaman sadece babalık kararı vermeye herhangi bir engel bulunmadığını, nafaka emri vermenin babalık kararının sonucu olduğunu görürüz.
1/78 sayılı Yargıtay Aile İstinafta yer alan görüşü paylaşmasam bile bu kararın bağlayıcılığına gölge düşürmemek için b-u kararda belirtilen görüşe mümkün olduğu ölçüde uymak gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle aynı koşullarda bir istinaf yapılmış olsa 1/78 deki gibi formaliteyi tamamlamayı veya formaliteyi tamamlamak üzere dosyayı Alt Mahkemeye iade etmeyi desteklemem kaçın-ılmaz olacaktı. Ancak burada 1/78'den bir adım daha ileri gidilmekte ve gçmişte verilmiş ve istinaf edilmediği için kesinleşmiş bir kararın formalite eksikliği nedeniyle yok sayılması istenmektedir. Bugüne kadar babaları belirlenmiş olan çocukların yukarıd-aki görüşüme gore gereksiz olan bir formalite yerine getirilmedi diye babasız hale gelmesi söz konusudur.
Kanımca babalık kararının nafaka emrinden müstakil olarak verilmesine yasal engel yoktur. Bir engel olsa bile 1972 ve 1974 yıllarında verilmiş ve ist-inaf edılmediği için kesinleşmiş kararların geçersiz hale gelmesi mümkün değildir. Nafaka emri, babalık kararının doğal sonucudur ve doğal olarak ihtiyaç ortaya çıktığı zaman verilmeye başlanmalı ve ihtiyaca göre zaman zaman değiştirilmelidir. "Başlangıçta- nafaka emri verilmediğine göre değiştirilebilecek bir emir de yoktur" şeklindeki görüşe katılma olanağı bulamıyorum. Madem ki babalık emri verilmiştir bunun doğal sonucu olan nafaka emri de verilmelidir. Başlangıçta bir nafaka emrine ihtiyaç duyulmamışsa -ihtiyaç duyulduğu zaman verilmesinden daha doğal birşey olamaz. Dolayısıyla istinafın bu yasal nedenle reddedilmesine katılmıyorum ve kabul edilmesine taraftarım.
N.Ergin Salâhi: Sonuç olarak istinaf oy çokluğu ile reddolunur.
Masraflarla ilgili herhang-i bir emir verilmez.
N.Ergin Salâhi Niyazi F.Korkut Taner Erginel
Yargıç Yargıç Yargıç
15.9.1988
Full & Egal Universal Law Academy