Yargıtay Asli Yetkili İstinaf Numara 2/1982 Dava No 2/1982 Karar Tarihi 15.06.1982
Karar Dilini Çevir:
Yargıtay Asli Yetkili İstinaf Numara 2/1982 Dava No 2/1982 Karar Tarihi 15.06.1982
Numara: 2/1982
Dava No: 2/1982
Taraflar: Ülfet Emin ile Yüksek Adliye Kurulu ve diğeri
Konu: Certiorari ve prohibition emri isdarı için izin verilmesi talebi
Mahkeme: AsliYetki/istinaf
Karar Tarihi: 15.06.1982

-D.2/82 Yargıtay/Asli Yetki İstinaf 1/82
(Yargıtay/Asli Yetki 5/82)

Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi, Niyazi F. Korkut.

Ülfet Emin'in Certiorari ve -Porhibition emri isdarına izin (Leave) verilmesi için yaptığı istida, Hakkında.

Yüksek Adliye Kurulu'nun 19.4.1982, 26.4.1982, 3.5.1982 tarihlerinde müstedi ile ilgili aldığı kararlar hakkında.

Müstedi: Ülfet Emin, Lefkoşa.
ile
Müstedaaleyh: 1. Yüksek- Adliye Kurulu, Mahkemeler Binası.
2. Yargıç Şakir Sıdkı İlkay, Yüksek Mahkeme.
A r a s ı n d a.

Müstedi şahsen hazır.
Müstedaaleyh No. 1 namına: Akın Sait
Müstedaale-yh No.2 namına: Ali Dana.


H Ü K Ü M

Salih S. Dayıoğlu: İşbu istinaf, istinaf eden tarafından (bundan sonra sadece müstedi olarak anılacaktır) müstenifaleyhler aleyhine getirilen (bundan sonra hale göre 1. müstedaaleyh veya 2. müstedaaleyh olarak anılaca-klardır) certiorari ve prohbition emirnamelerinin isdarını sağlamak amacıyle istida dosyalamak için izin talebinin bir Yüksek Mahkeme yargıcı tarafından reddinden yapılmıştır.

İşbu hüküm maksatları bakımından olgualrın şu şekilde özetlenmesi mümkündür:

-Müstedi Yüksek Mahkeme Başkanıdır. K.T.F. Meclisinin11.9.1981 tarihinde almış olduğu 4 numaralı karar uyarınca muhtelif tarihlerde K.T.F.D.'ye giriş yapan taksi ve kiralık araba "Z" izinleri hakkında meclis araştırmasını yapacak komitenin oluşumu kararlaş-tırılmış ve bu komite muhtelif tarihlerde onüç toplantı yapıp bulgularını, gözlem ve tavsiyelerini meclise sunmuştu. Sunulan bu rapor mecliste görüşülürken meclis araştırmasına konu olan meselede müstedi hakkında bir takım iddialar ileri sürülmüş ve bir ta-kım belgelerin fotokopileri meclise sunulmuştu.

24.3.1982 tarihinde sayın Başbakan Yüksek Adliye Kurulu başkanlığına yazdığı bir yazı ile konunun Yüksek Adliye Kurulunda (gerektiği yerlerde sadece kurul olarak anılabilecektir) görüşlerini ve gerekli işle-mlerin yapılmasını talep etti. Kurula, başkan sıfatıyle müstedi konuyu 29.3.1982 tarihinde sundu ve bazı açıklama ve görüşler ileri sürdükten sonra usulü gereği toplantıyı terketti. Konunun Kurula intikal ettirmesini Sayın Başbakandan bizzat müstedi rica e-tmişti.

Daha sonra, Kurul, başkan vekili sıfatıyle 2. müstedaaleyhin başkanlığı altında toplantılara devam etti. Bu toplantılar esnasında Sayın Başbakandan gerekenin yapılması ricası ile, 7.4.1982 tarihinde ikinci bir yazı ve ona ekli iki belge sunuldu. -Bu belgeler fotokopi olup 1978 ve 1979 yıllarında bir kaza mahkemesi yargıcına müstedi tarafından yazıldığı ve gönderidliği iddia edilen belgelerdir. Bundan sonra Kurul çalışmalarına muhtelif tarihlerde devam etti ve özetle;

(a) 19.4.1982 tarihinde ve 71-. toplantıda Sayın Başbakanın Kurula yazdığı 24.3.1982 tarihli yazısına konu olan meselede müstedi aleyhine soruşturma açılmasına,

(b) 26.4.1982 tarihinde ve 72. toplantıda Sayın Başbakanın Kurula yazdığı 7.4.1982 tarihli yazısına konu olan meselede müst-edi aleyhine soruşturma açılmasına,

(c) 3.5.1982 tarihinde ve 74. toplantıda isnat belgesinin müstedinin bilgisine getirilmesine, bu belgenin bilgisine gelmesinden önce müstedinin Kuruldan izin alması halinde izinli sayılmasına, kendisinin izin almaması -halinde Kurulca izinli sayılmasına karar verdi ve soruşturma ile ilgili olarak hazırlanan isnat belgesini müstediye göndererek savunmasını yapması için onu 21.5.1982 tarihinde Kurul huzuruna davet etti.

Bu arada müstedi 13.5.1982 tarihinde Yüksek Mahkeme-ye müracaatla, yukarıda özeti verilen karaların Yüksek Mahkemeye, Yargıtay olarak, intikal ettirilmesini, bunların iptal edilmesini veya geçersiz ve hükümsüz olduğuna dair bir certiorari emrinin ve bu kararların uygulanmasını ve Yüksek Mahkeme yargıcı olan- 2. müstedaaleyhin Kurul toplantılarına katılmasını önlemek için prohibition emrinin isdarını sağlamak amacıyle bir istida dosyalamak için izin talep etti.

Mevzuat gereği olarak izin istidası ilk önce bir Yüksek Mahkeme yargıcı huzuruna getirildi. İstida-yı dinleyen Yargıç 17.5.1982 tarihinde verdiği kararla bunu reddetti. Bu istinaf müstedinin izin talep eden istidasının reddinden yapılmıştır.

Müstedi, ilkin, bizim yani bu mahkeme heyetini oluşturan Yargıçların bu istinafı dinlemeye yetkileri olmadığını- iddia ederek 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 13(2) maddesinin harekete geçirilerek Kaza Mahkemesi Yargıçlarından yapılacak atama ile yeni bir Yargıtay heyetinin oluşturulup bu istinafa bakmasını talep etti. Bu hususu bir ön itiraz niteliğinde yapan müste-dinin bu istemi heyetimizce oybirliği ile reddedilmişti. (Gör:- 1.6.1982 tarihli ara karar).

Müstedinin istinaf ihbarnamesi on istinaf sebebi içermektedir. Bunlar aynen şöyledir:

"1. Mahkemenin zorunluk ilkesi altında istidaya bakmaya yetkisi olduğu hus-usundaki bulgusu hatalıdır. Hiçbir şart tahtında hiçbir kişi kendi davasında hakim olamaz. Anayasaya ve yasalara uyularak istidaya ilgisi olmayan hakimin bakması için tayin yapılabilir. Bu nedenle zaruri hal mevzuabhis değildir.

2. Ex-parte istidaya bakm-ak için Alt Mahkemelerden Yüksek Mahkeme Yargıçlığına atanmak için aranan yasal nitelikleri haiz yeterli sayıda Yargıç bulunmadığı hakkındaki Mahkemenin bulgusu hatalıdır. 9/76 Mahkemeler Yasasının 13(2) maddesi Yüksek Mahkeme Yargıçlarının birinin geçici -olarak görevini yapamaması halinde herhangi bir istinaf, dava veya işlemin incelenip karara bağlanması için Yüksek Adliye Kurulu Kaza Mahkemesi Yargıçlarından herhangi birini atayabilir. Aranılan nitelik Kaza Mahkemesi Yargıcı olmaktır. Kaldı ki halen asal-eten dahi Yüksek Mahkemeye atanabilecek en az 2 Kaza Mahkemesi Yargıcı vardır. Ex-parte istidaya bir yargıç bakmaktadır.

3. 4/77 sayılı havalede verilen esas kararda zorunluluk ilkesinin uygulandığı görülmemektedir. Herhangi bir karar olsa dahi böyle bi-r karar farklı olgular üzerinde dayanmaktadır. Türkiye Anayasa Mahkemesinin karar sayılı 1972/1 de 27.2.1972 de verdiği karar Türkiye Cumhuriyeti Anayasa kanununa dayanmaktadır. Bu nedenle Mahkeme bu kararlara dayanmakla hata etti.

4. Prohibition ve cert-iorary emrilerinin sadece alt mahkemeler ile yargısal yetki kullanan alt kuruluşların işlmelerine karşı verileceği bulgusu hatalıdır Anayasanın 117'ci maddesi bu hususta açıktır. Madde herhangi bir Mahkemeden ve yargı niteliği yetki kullanan makamdan bash-etmektedir. Bu maddede Alt Mahkeme veya Alt Kuruluş diye bir hüküm yoktur. Anayasa hükümleri İngilterede uygulanan bu husustaki hukuk sisteminden farklıdır.

5. Yüksek Mahkemenin denetim yetkisi Kıbrısta Ağır Ceza Mahkemelerini veya yargısal yetki kullanm-akla beraber alt seviyede sayılmayan kuruluşları kapsamadığı hususundaki mahkemenin bulgusu hatalıdır ve hiçbir gerekçeye daaynmamaktadır.

6. Yüksek Adliye Kurulunun en az Yüksek Mahkeme kadar yüksek olduğu hususundaki Mahkemenin bulgusu hatalıdır. Ayni a-yarda olsa dahi Yüksek Adliye Kurulu bir Mahkeme değildir. Yüksek Adliye Kurulu yargı niteliğinde yetki kullanan bir kuruluş veya makamdır ve Anayasa ve hatta İngiltere kanunlarına göre Yüksek Mahkemenin denetimine tabidir. Yüksek Adliye Kurulu Yüksek Mahk-emenin bir şübesi (branch) değildir. Yüksek Adliye Kurulu Yüksek Mahkemenin herhangi bir yetkisini kullanmamaktadır. Yüksek Adliye Kurulu yetkisini Anayasada ve onun altında yapılan yasalardan alan bir makam veya kuruluştur. Yüksek Mahkeme Yüksek Adliye Ku-rulunun yetkilerinin herhngni birine sahip değildir.

7. Anayasanın veya ilgili yasaların Yüksek Adliye Kurulunun işlemlerinin Yüksek Mahkemenin kontrol ve denetimine tabi tutulmasını amaçlamadığının açık olduğu hususundaki mahkemenin bulgusu hatalıdır. B-ilâkis Anayasanın 27 ve 117'nci maddesi ile 9/76 sayılı yasanın 11(5) maddesi Yüksek Adliye Kurulunun işlemlerini Yüksek Mahkemenin denetimi altına almak istediği açıktır.

8. Mahkeme kararında belirttiği örneğin istida konusu ile herhangi bir ilişkisi yo-ktur. Yüksek Adliye Kurulundan alınan kararlar gizli oy ile alındığına göre kimin leyhe kimin aleyhe oy verdiği belli değildir. Anayasa ve hukuk üstünlüğü ilkesi zarar gören kişinin hakkını almasına hak vermektedir. Aksi takdirde Yüksek Adliye Kurulu yasan-ın öngördüğü ilgili kişiye verilen dinlenme ve savunma hakkını tamamen ortadan kaldırır ve ilgili kişi hakkını alamaz. Bu da doğal adalet ilkesine Anayasa ve Hukuk üstünlüğü ilkesine ve Mahkemeler Yasasının 11(5) maddesine aykırıdır.

9. Yüksek Adliye Kur-ulu üyelerinin ayrı ayrı olarak Yüksek Mahkemenin denetimine tabi tutulamayacağı hususundaki bulgusu hatalıdır. Kurulun bir üyesi tüm kurul değildir. Aksi takdirde ilgili yasaya rağmen toplantıya iştirak edemeyecek bir üye toplantıya iştirak eder ve/veya o-y kullanırsa hiçbir denetime tabi tutulamayacağından yasa açıktan açığa çiğnenecektir. Yüksek Adliye Kurulu kurul olarak Yüksek Mahkemenin denetimine tabi olmasa dahi üyeler kişi olarak Yüksek Mahkemenin denetimine tabidir.

10. Mahkeme istidada ileri sür-ülen hukuki ve diğer gerekçe ve gerekçeleri nazarı itibara aldığında certiorary ve prohibition istidası dosyalanmasına iznin vermemekle hata etti. Bu nedenle yargıtayın gereken izni vermesi talep olunur.

Yukarıya çıkarılan ilk üç istinaf sebebi daha önce- sözü edilen ön itirazla ilgili olarak verilen kararla sonuçlandırıldığı cihetle bunlar üzerinde beterkrar durmam gerekmemektedir.

İstinaf edilen Yüksek Mahkeme Yargıcının hükmü bir bütün olarak okunduğunda certiorari ve prohibition emirnamelerinin sadec-e alt mahkemelerin ve yargı yetkisini kullanan alt kuruluşların yargısal işlemlerine karşı Yargıtayca isdar edilebileceği halbuki Yüksek Adliye Kurulunun Yargıçların disiplin konularında yargı niteliğinde işlerde bulunurken statüsünün bir alt kuruluş olmad-ığını ve bu nedenle talep edilen emirnamelerin Kurulun bu konudaki işlemlerine karşı isdar edilemeyeceğini ve keza Kurula karşı isdar edilemiyen emrinamelerin bu sefer kurul üyelerine karşı da isdar edilemiyeceği kararına vardığı ve diğer konulara girmediğ-i görülmektedir.

Yukarıda çıkarılan 4-10 kadar olan istinaf sebeplerinin bir bütün olarak okunmasıyle de anlaşılacağı gibi müstedinin esas iddiaları şunlardır:

(a) Diğer emirnameler meyanında konu emirnameler için başvurulacak yegâne merciin Yüksek Ma-hkeme olarak Yargıtayın olduğunu Anayasanın 117(3) maddesi öngörmüştür. Bu madde konu emirameler için alt mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan bir alt makam diye bir ayırım yapmamıştır. Diğer bir deyimle, müstediye göre, statüsü ne olursa olsun he-rhangi bir mahkemenin veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamın işlemlerine karşı bu gibi emirnameler isdar edilebilir.

Bu hususta müstedinin görüş ve tezi ile hemfikir olma olanağını bulamadım. Bu emirnamelerin esas doğuş yeri olan İngi-lterede bu gibi emirnamelerle denetim altında tutulmak istenen mahkemeler Yüksek Mahkemeden daha alt seviyede olan mahkeme ve yargı yetkisini kullanan makamların olduğuna şüphe yoktur. Certiorari için Halsburys Laws of England 3 rd. Ed. Vol.11 sayfa 134'de- şunlar yer almıştır.

"The order can only be directed to inferior courts of record."

Aynı esede sayfa 124'de ise şunlar yer almaktadır:

" The order of certiorary issues outof the High Court and is directed to the judge or other officer of an inferior -court of record."

Yargısal yetki kullanan makamlar için sayfa 134'de şunlar yer almaktadır:

"Certiorari will issue to quash the determination of any body of persons having legal authority to determine questions offecting the right of subjects and having -to act judicially Certiorari lies only in respect of judicial, as distinquished from administrative acts ...... the court wite order the inferior body to record its decision and then to transmit thin record to the superior court."

Prohibition emirnamesi-nin de sadece alt mahkemelere veya yargısal yetki kullanan alt kuruluşlar aleyhine isdar edilebileceği ise aynı eserin 121. sayf-asında görülmektedir;

"Prohibition issues to restrain all inferior courts .......... but prohibition does not lie against a body which though called a court is not and and does not clacin to be a court or judicial tribunal in any legal sense......"

Esas-en Anayasanın 117(3) maddesinde prohibition sözcüğünden evvel gelen "bir kararın uygulanmasını önlemek için emriname söz dizisinde certiorari'de olduğu gibi herhangi bir mahkeme ve yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamın kararı söz dizisi yok-tur. Bu da gösteriyor ki "prohibition"nın alındığı Anglo-Saxson hukuk sisteminde o sözcüğe verilen mana ve etkinliğin verilmesi gerekir. Certiorari emirnamesine gelince; Anayasamız İngiltere'den de daha ileri giderek, müstedinin savunduğu gibi, düzeyi ne o-lursa olsun bu emirname ile her düzeydeki mahkeme ve yargı niteliğinde yetki kullanan her makamı denetlemeği mi öngörmektedir? Kanımca , Anayasanın 117(3) maddesinde yer alan "herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makam" s-öz dizisi Yüksek Mahkeme düzeyinden daha alt bir seviyede olan alt mahkemeler ile yargı niteliğinde yetki kullanan, herhangi bir alt makamdan başka kuruluşlar olamazlar. "Herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makam" söz di-zisine geniş bir anlam verilmesi halinde bunun alt veya üst düzeyde mahkemeleri veya yargı niteliğinde yetki kullanan alt veya üst düzeydeki makam veya kuruluşları da kapsaması gerekir. Bu şekilde geniş bir anlam verildiği takdirde Anayasanın sair özel hük-ümlerinde münhasır yetki ile donatılmış mahkeme veya makamların bu tür yetkilerini ortadan kaldırmak anlamına gelir. Esasen bunun aksini düşünmek Anayasal yargı yapısını içinden çıkılmaz bir labirente dönüştürmek olur. Bunu birkaç örnekle daha da belirgin -bir şekilde göstermeğe çalışalım.

Bilindiği gibi yürütsel veya yönetsel bir yetki kullanan herhangi bir organ, makam veya kişinin karar veya işlemi aleyhine, meşru menfaatının olumsuz bir şekilde etkilendiğini iddia eden herhangi bir kişi böyle bir karar- veya işlemin kısmen veya tamamen hükümsüz ve etkisiz olduğuna ve herhangi bir sonuç doğurmayacağına karar verilmesi istemi ile Yüksek İdare Mahkemesine başvurabilir. Yüksek İdare Mahkemesi ise Yüksek Mahkeme Yargıçlarından oluşmaktadır ve bu gibi başvurul-arda kesin karar verme münhasır yetkisine sahiptir. Şayet müstedinin savı kabul edilecek olunursa kendisini mütezarrır addeden her başvuru sahibi, Yüksek İdare Mahkemesinin her kararını muhtelif nedenler ileri sürerek certiorari ve prohibition emirnameleri- ile yine aynı veya değişik fakat aynı düzeyde olan üç Yüksek Mahkeme Yargıcından oluşan Yargıtayın denetimine tabi tutabilir. İşin daha da enteresan tarafı müstedinin savının doğruluğu halinde bu yolla beş Yüksek Mahkeme Yargıcından oluşan Anayasa Mahkeme-sinin münhasır yetkisine giren kararları dahi üç ayni kişiden oluşan Yargıtayın denetimine tabi kılınabilir. Takdir edilebileceği veçhile bu gibi emirnamelere geniş anlam verilmesi suretiyle münhasır yargı yetkisini kullanan üst mahkemelerin veya yargı nit-eliğinde yetki kullanan makamların kararları Yargıtayca denetime tabi tutulması halinde, içinden çıkılmaz, gülünç uygulanması imkânsız ve kaotik bir durumla karşı karşıya kalırız. Böylesine çarpık bir düzenin Anayasa tarafından öngörüldüğü savını kabul etm-em olası değildir.

Öte yandan bu emirnamelerin esas amacının denetim olduğunu gözden uzak tutmamak gerekir. Sıfatları değişmekle beraber Anayasamız, Anayasa Mahkemesi, Yüksek İdare Mahkemesi ve Yargıtay üyelerini aynı kişiler olarak saptamıştır. Bu yargı-çların kendi kendilerini başka başka isimler altında denetime tabi tutmaları, bildiğim kadarıyle, dünyada varolan hiçbir medeni hukuk düzeninde görülmemişir.

Müstedinin savına itibar etmem halinde Anayasal hukuk düzeninin kökünden sarsılacağı hususu başk-a bir örnek vermekle daha da belirgin bir hal alır.

Yüksek İdare Mahkemesinin "herhangi bir mahkeme" olarak nitelendirilmesi halinde Yüksek İdare Mahkemesinin "münhasır" yetkisine giren konularda Anayasanın 118. maddesinde öngörülen kararı certiorari emi-rnamesi ile iptal edilmesi halinde, o mahkemenin "münhasır" yetkisi ile "kesin" kararından söz etmenin mümkün olamıyacağı ve böylelikle anayasal bir hükmün de ortadan kaldırlabileceği sonucuna varılır ki böylesine çarpık bir düzenin anayasa yapımcısı taraf-ından murad edildiğini dahi düşünmek istemiyorum.

Saniyen Anayasanın 117(3) maddesinde prohibition'dan söz edilirken bunun için "yanlış bir kararın uygulanmasını önlemek için emirname" tabiri kullanılmıştır. Tırnak işaretleri içinde yer alan "karar" sözc-üğüne geniş anlam verilmesi halinde bunun yargısal kararların dışında yönetsel veya yürütsel nitelikteki kararları da kapsaması gerekir. Halbuki bunun böyle olmadığı açık ve seçiktir ve esasen böyle olmuş olsaydı Anayasanın 118. maddesine gerek kalmazdı. K-onu emirnameler daha önce Yargıtay asli yetki olarak karara bağlanan birçok içtihatlarda spesifik olarak ele alınmadı ve dolayısıyle geçmiş içtihat kararlarımız bize, bu hususta, yardımcı değillerdir.

Yukarıda belirtmeğe çalıştığım nedenlerle Anayasanın -117(3) maddesinde yer alan "herhangi bir mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makam" söz dizisinin Yüksek Mahkeme düzeyinden daha alt düzeyde olan mahkeme veya yargı niteliğinde yetki kullanan herhangi bir makamı murad ettiğine kuşkum- yoktur. İlaveten sözü edilen maddenin Anayasa hükümlerine münhasır yetki verilen ve Yüksek Mahkeme düzeyinden alt düzeyde olmayan Mahkeme veya makamlara teşmil edilemeyeceği açıktır. Bunun aksini düşünmek ve yukarıda belirtildiği gibi Anayasanın 117(3) ma-ddesine geniş bir anlam verilmesi halinde Anayasanın diğer sarih maddeleri ile bu madde çelişki içine düşmüş olacaktır.

b) Müstedinin ikinci bir savı birinci savına alternatiftir ve özetle Yüksek Adliye Kurulunun, düzey itibarıyle Yüksek Mahkemeden daha -alt düzeyde yargı yetkisini kullanan bir makam olduğu ve bundan ötürü certiorari ve prohibition gibi emirnamelerin bu Kurulun karar ve işlemlerine karşı isdar edilebileceğidir.

Anayasanın 107. maddesi kurulun oluşumu, görev ve yetkilerini düzenlemektedir-. Bu madde ise aynen şöyledir:

"Madde 107.
(1) Yüksek Adliye Kurulu; Yüksek Mahkemenin Başkan ve yargıçları, Yüksek Mahkeme emekli yargıçlarından biri, Kıbrıs Türk Federe Devleti Başsavcısı ve Kıbrıs Türk Barosunun seçilmiş başkanından oluşur. Bu fıkra a-maçları bakımından Yüksek Mahkeme emekli yargıcı, Yüksek Mahkeme tarafından seçilir ve görev süresi iki yıldır. Süresi bitince yeniden seçilebilir.
(2) Yüksek Adliye Kurulunda kararlar üye tam sayısının salt çoğunluğu ve gizli oyla alınır. Çekimser oylar -karar yeter sayısına girmez. Herhangi bir konuda salt çoğunlukla karar alınıncaya kadar oylamaya devam edilir. Yüksek Adliye Kurulu üyelerinden herhangi birini doğrudan doğruya veya dolayısıyle ilgilendiren bir konunun görüşülmesi ve karara bağlanmasında,- söz konusu üye toplantıda bulunamaz ve karara katılamaz.
(3) Yüksek Mahkeme Başkan ve yargıçları ile alt mahkeme yargıçlarının atanmaları, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine s-on verilmesi ve disiplin konuları hakkında münhasıran Yüksek Adliye Kurulu yetkilidir. Yüksek Adliye Kurulu bu yetkisini, Anayasa kurallarına ve Anayasaya uygun olarak çıkarılan yasa veya yasalara göre kullanır.
(4) Yüksek Mahkeme Başkan ve yargıçlarının -atanmaları Devlet Başkanı tarafından onaylanır."

Alıntısı yapılan 107. maddenin, Anayasnın beşinci kısmında, yargı başlığı altında Bölüm 1'de yer aldığı ve dolayısıyle bu Kurulun fonksiyonunun yargı içinde mütalâa edilmesi gerektiğini göz önünde tutmakta- yarar vardır. Yargının bağımsız bir organ olduğu, bu organın üyelerinin yargısal görevlerinde müdahalelerden uzak tutmaları, kendi iç görevlerinde bağımsız bir şekilde hareket edebilmeleri için anayasal bir güvence olarak bu Kurul öngörülmüştür.

Kurul ü-yelerinin tüm Yüksek Mahkeme Yargıçları, Yüksek Mahkeme emekli yargıçlarından biri - ki onu da Yüksek Mahkeme yargıçları seçer - Başsavcı ve Baronun seçilmiş başkanından oluşması hayli ilgi çekicidir. Bu kişilerin tümü yargı organının ayrılmaz parçalarıdır- ve birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Anayasaya evet diyerek ona hayatiyet veren Kıbrıs Türk Toplumu bu kişileri mesleklerinin zirvesinde görmüşlerdir ki bunlara, yargı organında yargısal görev yapan tüm yargıçların atanmaları, meslekte ilerlemeleri, göre-vlerinin veya görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, görevlerine son verilmesi ve disiplin koşulları hakkında karar verme hususunda münhasır yetki vermiştir. Diğer bir deyimle, Anayasa, yargıçlara özel bir anayasal güvence vermiştir. B-u güvenceyi ise görevleri ile ilgili konularda ilk ve son merci olarak haklarında karar vermeği ülkenin en üst düzeydeki mahkemesi olan Yüksek Mahkeme yargıçlarının tümünün tabii üyesi bulunduğu ve Başsavcı, Baronun seçilmiş başkanı ve emekli Yüksek Mahkem-e Yargıcı ile takviye edilen Kurula, münhasıran vermekle sağladığı görülmektedir. Anayasa yapımcısı, karakteri itibarıyle ayrı bir bünyeye sahip olan yargı organı mensuplarını diğer kamu görevlileri düzeyinde görmüş olsaydı onların da bu konudaki hakların-ın düzenlenmesini Kamu Hizmetleri Komisyonu gibi bir kuruluşa verir ve ondan sonra üç kişilik Yüksek İdare Mahkemesi heyeti vasıtasıyle bu komisyonu denetleyebilirdi. Bunun öngörülmemesi ve tam aksine konunun tüm Yüksek Mahkeme Yargıçları ve diğer üç mümta-z hukukçunun takviyesi ile oluşturulan Yüksek Adliye Kuruluna münhasıran verilmesi kat'ilik veya gaiyet (Finality) prensibine de uygun olarak bu Kurulun seviyesinin en yüksek düzeyde tutulmak istenmesinin en belirgin bir işaretidir.

Kurul anayasal bir ku-ruluştur. Oluşumu, yetki ve görevleri ve karakteri icabı nev'i şahsına mahsus bir Kuruldur. Özellikle disiplin konularında aleyhine soruşturma açılmasına karar verilen yargıç hakkında isnat belgesini bizzat Kurulun hazırlaması ve gerekli göreceği tüm bilgi-leri bizzat toplaması, gerektiğinde Yüksek Mahkemenin bir bütün olarak, bir yargıcı, gerekenin yapılması için Kurula sevketmesi ve ondan sonra ayni Yüksek Mahkeme Yargıçlarının bu sefer Kurulda görev alıp konu hakkında kararlara iştirak etmesi Yüksek Adliy-e Kurulunun nev'i şahsına mahsus karakterini açıklıkla ortaya koymağa yeterlidir.

(c) Müstedi, Türkiye Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bazı içtihat kararlarına değindi ve Anayasanın 27. maddesine atıfta bulunarak kişinin kendisine gösterilen mahkeme-ye müracaat etme hakkından mahrum edilemiyeceğini savunarak ve bundan hare

Paket Özellikleri

Programların tamamı sınırsız olarak açılır. Toplam 9 program ve Fullegal AI Yapay Zekalı Hukukçu dahildir. Herhangi bir ek ücret gerektirmez.
Veri tabanı yeni özellik güncellemeleri otomatik olarak yüklenir ve işlem gerektirmez. Tüm güncellemeler pakete dahildir.
Ek kullanıcılarda paket fiyatı üzerinden % 30 indirim sağlanır. Çalışanların hesaplarına tanımlanabilir ve kullanıcısı değiştirilebilir.
Sınırsız Destek Talebine anlık olarak dönüş sağlanır.
Paket otomatik olarak aylık yenilenir. Otomatik yenilenme özelliğinin iptal işlemi tek butonla istenilen zamanda yapılabilir. İptalden sonra kalan zaman kullanılabilir.
Sadece kredi kartları ile işlem yapılabilir. Banka kartı (debit kart) kullanılamaz.

Tüm Programlar Aylık Üyelik

9 Program + Full&Egal AI
Ek Kullanıcılarda %30 İndirim
Sınırsız Destek
500
349
Kazancınız 151₺
Aboneliği Başlat Şimdi abone olmanız halinde indirimli paket ile özel fiyatımızdan sürekli yararlanırsınız.