(1412 S. K. m. 307, 308, 320, 322, 323, 326)
Dava: Müktesep hak düşüncesiyle vazife cihetinden bozma yapılıp yapılmıyacağı hususunda Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesinin 18.4.1946 tarih ve 3902 ve 7.12.1949 tarih ve 15089 sayılı kararlarını havi ilamları arasında meydana gelen içtihat uyuşmazlığının çözülmesi mezkur daire Başkanlığının 20.12.1949 tarihli yazısiyle istenilmesine mebni toplanan içtihadı Birleştirme Genel Kurulunca yapılan tartışma ve inceleme sonunda:
Yukarıda yazılı Dördüncü Ceza Dairesinin ilamlarında gösterildiği üzere mahkemenin görev dışında bir davayı hükme bağlamış olması halinde bu hükmün sanığın temyizi üzerine müktesep hakka halel gelmemek üzere bozulduğu halde diğer bir ilamda, davanın görev dışında hükme bağlanması halinin, aleyhe bozma sebebi sayılmadığının gösterilmesi ile iktifa edildiği anlaşılmıştır.
Karar: Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 307 nci maddesinde; "Temyiz,; ancak hükmün, kanuna muhalif olması sebebine müstenit olabilir. Hukuki bir kaidenin tatbik edilmemesi yahut yanlış tatbik edilmesi kanuna muhalefettir." denilmiştir. Hukuki kaidenin ne gibi hallerde ihlal edildiğini birer, birer saymak mümkün olmadığından kanun, bu hususun takdirini Yargıtaya terketmiş olduğundan Yargıtay ceza daireleri, kanunun herhangi bir hükmüne riayet edilmemesi halini, bozma sebebi sayıp saymamakta takdir hakkına malik bulunmakta ise de, kanuna mutlaka muhalefet sayılan behemehal hükmün bozulması zarureti vardır. Bu haller, Ceza Muhakemeleri usulü Kanununun 308 inci maddesinde sekiz bent altında gösterilmiştir. Mahkemenin kanuna muhalif olarak davayı bakmağa kendini vazifeli görmesi hali de, mezkur 308 inci maddenin dördüncü bendinde irae edilmiştir. Yargıtay ceza daireleri kendisine sevkedilen işlerde, yalnız temyiz dilekçesinde ve layihasında gösterilen noksan ve hatalara tetkikatını hasretmeyip kanun hükmünün her hangi bir surette ihlal edildiğini gördüğü surette hükmü bozma ve muayyen hallerde hükmü bozduktan sonra dava evrakını, o mahkemeye tekrar göndermek suretiyle işin intacının uzamasına mahal bırakmaksızın esas hakkında da karar vermek yetkisine malik bulunmaktadır. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu madde : (320, 322) Yargıtay ceza daireleri, mahkemenin görev dışı verilen bir hükmü bozduğu takdirde yetkili mahkemeyi tayin eder v e işi vazifeli mahkemeye gönderir. Usul Kanunu 323 ancak; sanığın temyizi üzerine bir hükmün görev cihetinden bozulmuş olması halinde; Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 326 ncı maddesiyle kabul edilen esas dairesinde evvelki hüküm ile tayin olunan cezadan daha ağır ceza tatbiki adalet kaideleri ve müktesep hak mülahazasiyle telifi mümkün olmadığından sanığın müktesep hakkının mahfuz tutulması lazımdır. Netice:
Sonuç: Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 308 inci maddesinde mutlaka muhalefet sayılan haller meyanında mahkemenin kanuna muhalif olarak davayı bakmağa kendini vazifeli görmesi hali de mevcut olmasına nazaran görev dışında verilen bir hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi halinde dahi, mezkur Usul Kanununun 326 ncı maddesiyle kabul edilen esas dairesinde müktesep hakka halel gelmemek üzere herhalde hükmün bozulması icap ettiğine, 15.2.1950 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy