-D.1/92 Yargıtay/Ceza 11/92
(Mağusa Ağır Ceza No: 6645/91)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı.
İstinaf eden: Hasan Saitoğlu-, Mağusa
ile
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcılığı
A r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Rıza
Aleyhine istinaf edilen namına: Osman Talat N. Enginsoy.
K A R A R
N. Ergin Salâhi-: Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkeemsinde yagrılanan sanık aleyhine 5 dava getirilmiştir. 1. dava Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(a) maddesine aykırı olarak, aşağıda tafsilâtı verilen maddeler altında bir cürüm işleyen esas suçluyu bu suça teşvik etmekle ilgilidir-. 2. dava Fasıl 154 ceza Yasasının 20, 331, 333(a), 334 ve 337. maddelerine aykırı sahte evrak tanzim etmek; 3. dava Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(b) maddesi ile aşağıda değinilen ilgili maddeler altında hafif bir suç işleyen esas suçluyu bu suça teşvik etm-ek; 4. dava 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 38(7), 39(1)(a), 191(2) maddeleri ile fasıl 154 Ceza Yasasının 20. maddesine aykırı yasa dışı yollardan mal ithal etmek; 5. dava ise 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 38(7), 199(1)(b) maddeleri -ile Fasıl 154 Ceza Yasasının 20. maddesine aykırı hile yolu ile gümrük vergisinden kaçınma suçlarını içermektedir.
Sanığın Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanmasına başlandığı sırada, sanık avukatı, sanığın itham edildiği suçlara cevap vermesi safhasında- Mahkemeye 2 itirazda bulunmuştur. 1. itiraz, teşvik suçlarını ilgilendiren 1. ve 3. davalarda suçların kimin tarafından ve hangi maddeye istinaden işlendiğinin, davanın tafsilâtında yer alması gerektiği ve ithamnamenin bu şekilde düzeltilmesi ile ilgilidi-r. 2. itiraz ise Sanık aleyhine getirilen 1. ve 2. davanın özel bir yasa olan 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 188(a) maddesi altında hafif bir suç (misdemeanour) odluğu ve özel bir yasa kapsamında olduğu cihetle genel ceza yasası altında sanık al-eyhine 2. davanın getirilemeyeceği yönündedir. Keza sanık aleyhindeki 1. davada, esas suçlunun işlediği iddiae dilen suçun da 37/83 sayılı Yasanın 188(a) maddesi altında hafif bir suç (misdemeanour) teşkil ettiği cihetle sanık bir felony (ağır bir suç) içe-ren Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(a) maddesi altında değil de 370(b) maddesi altında itham edilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
Konuyu değerlendiren Muhterem Ağır Ceza Mahkeemsi sanıka vukatının bir suçun birden fazla yasa altında suç teşkil etmesi halin-de sanığın genel ceza yasası altında değil de özel yasa altında yargılanmaso gerektiği ilkesini kabul etmiş, sahtelendiği iddia edilen G.43 formalarının sadece gümrük maksatları için kullanılan evrak olduğunu da kabul etmesine rağmen 37/83 sayılı Gümrük ve- istihsal Yasasının 188(a) maddesini inceleyerek bu maddede yer alan 'tahrif' ve 'taklit' deyimlerinin 'sahte evrak düzenleme' anlamına gelemdiğini, bu nedenle sanık aleyhine getirilen 1. ve 2. davanın 37/83 sayılı Yasanın 188(a) maddesi kapsamında olmadığ-ı kararına vararak sanık avukatının 2. itirazını reddetmiştir. İlk Mahkeme bu yargıya varırken Fasıl 154 Ceza Yasasının ilgili maddelerini göz önünde bulundurarak 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 188(a) maddesindeki 'taklit'^ve 'tahrif' deyimlerin-e lûgati manasını vermeye çalışmış ve 'taklit' ve 'tahrif' deyiminin Fasıl 154 Ceza Yasasının 331 ve 33 de yer alan 'sahte evrak düzenleme' anlamına gelemdiği kararına varmıştır. Ayrıca yapılan 1. itirazı da mesnetsiz bularak reddetme yönüne gitmiştir. İlk- Mahke-menin bu husutaki değerlendirmesi aynen şöyledir:
"... Bu nedenle de genel olan bir hüküm özel de yoksa genel özel ayırımı yapılamaz. Başka bir deyimle Fasıl 154Ceza Yasasının 333(a) maddesindeki "sahte bir evrak tanzim etmek" (Making a false docu-ment) konusu 37/83 sayılı Yasanın 188(a) maddesine yer almaktadır ve aynı konuyu kapsamaktadır. Y;M 99/78 sayılı, Tekin M. Bodamyalızade v. Maliye Bakanlığı davasında sayfa 2'de şöyle denmiştir:-
'Tefsir kurallarına göre bir yasa veya maddesi tefsir edili-rken o yasa maddesine, yani yer alan sözcüklere ilkin basit lugati anlamı verilmesi gereklidir. Yasa veya maddelerde de yer alan sözcük-lere basit veya lugati anlam verildiği takdirde bir anlam çıkarsa, veya çıkan anlam saçma veya gülünç değilse, o takdird-e çıkacak mana makul, adil, keyfi veya uygunsuz olup olmadığına bakılmaksızın mahkemeler ilgili yasa veya maddeyi olduğu gibi uygulamakla zorunludurlar.'
(Bak: Omantal Wood and Co. v. Brow (1863) 21; H.C.63)
37/83 sayılı Yasanın 188(a) madesinde yer ala-n étaklit etme veya tahrif etme" sözcüklerine taşıdığı normal ve basit lugati anlam verildiği zaman bu anlamların gülünç veya saçma olacağı söylenemz. Yasa Koyucusu istemiş olsaydı çok kolaylıkla ve sadece bir iki sözcük eklemek suretiyle müdafaa avukatını-n iddiasını yansıtır bir şekilde ilgili maddeyi düzenleyebilirdi, yani başka bir deyimle "tahrif" sözcüğüne daha da açıklık getirerek "tanzim etmek" sözcüğünü de Fasıl 154 Ceza Yasasının 333(a) maddesinde olduğu gibi ayrı bir "bend" altında düzenleyebilird-i.
Kanımızca 37/83 sayılı Yasanın 188(a) maddesi sarihtir ve taklit veya tahrif sözcükleri göründüğü ve taşıdığı anlamdan başka bir anlam verilmesine olanak yoktur. Bu durumda sdanığın 37/83 sayılı Gümrük ve istihsal Yasasının 188(a) maddesi huzurumuzdak-i konuya veya meseleye uygulanamaz.
Birinci ve ikinci davaların tafsilat kısmında belirtilen G.43 evrağı tanzim edilmiştir, yani matbu bir forma olan bu evrak üzerinde 'ödenmiştir' mühürü vurduruldu, bir yazı veya imza atıldı, diğer bir deyişle forma üze-rinden birşeyler silinmedi, kazılmadı, eklenmedi veya değiştirilmedi."
İstinaf bu karardan yapılmakta olup 4 istinaf sebebi içermektedir.
İstinafın duruşmasında müstenif avukatının 1. müracaatında haklı olduğu ilk bakışta açıkça görülüyordu. Gerçekten -bir sanığın müdafaasını yapmadan önce nasıl bir suç işlemekle itham edildiğini ayrıntılı olarak bilmesi gerekirdi. Sanığın daha fazla bilgi edinmesinde veya ithamnamede daha fazla tafsilât verilmesinde ceza usul ilkelerine aykırılık bulunmadığından İddia M-akamını temsilen bulunan Savcı da müstenif avukatının tadil talebi yönündde görüş bildirmiş ve ithamnamenin önerildiği şekilde tadil edilmesinde mutabık kalınmıştır. Ancak tadil yolu ile eklenecek tafsilâtın, ileri sürülen 2. noktanın karara bağlanmasına b-ağlı olduğundan bu hussuun karara bağlanması ve açıklık kazandıktan sonra ithamnamenin tadilâtına gidilmesi uygun görülmüştür. Bu durumda 1. ve 2. istinaf sebeplerini içeren konu başlangıçta halledilmiş olduğundan önümüzde tartışma konusu sadece 3. ve 4. i-stinaf sebepleri kalmaktadır.
İstinafta 4. sebep üzerinde fazlaca durulmamış olup esaslı olarak üzerinde durulan tek sebep 3. istinaf sebebidir.
Bu sebep üzerinde, müstenif avukatı, Mahkemeye uzun argümanında, 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının -188(a) maddesinde yer alan suçların, esasta 'forgery', ervak sahteleme suçu olduğunu ve konu yasa altına girebileceği gibi Fasıl 154 Ceza Yasasının 331 ve 333(a) maddeleri altında tanımı yapılan benzer bir suç olduğunu ileri sürmüştür. Müstenif avukatının -iddiasına göre 37/83 sayılı Yasanın 188(a) maddesinde yer alan, 'bir dökümanın taklit veya tahrif edilmesi' söz dizisi ervak sahtelemeyi veya sahte evrak düzenlemeyi murat ettiğini ileri sürmüştür. Müstenif avukatı, İlk Mahkeemnin sözü edilen yasa maddesin-de yer alan 'taklit' ve 'tahrif' kelimelerini tefsir ederken bazı lûgatlardan yararlandığını ve yaptığı inceleme neticesinde 'tahrif' ve 'taklit'in sahte evrak düzenlemeyi' içermediği bulgusuna vardığını, ancak bu bulgunun hatalı olduğunu ileri sürmüştür. -Müstenif avukatının iddiasına göre Muhterem Ağır Ceza Mahkemesi kullandığı sözcükleri bile sathi olarak incelemiş ve sathi bir değerlendirme yapmıştır. Müstenif avukatı bu iddiasını desteklemek için İngilizceden Türkçeye ve Türkçeden İngilizceye 'Redhouse -Sözlüğü'ne atıfta bulunarak, sair şeyler yanında, sayfa 1083'de 'tahrif' sözcüğünün İngilizce manasının 'falsifying a document' anlamına geldiğini, aynı lûgatın İngilizceden Türkçeye bölümü sayfa 377'ye bakıldığında ise 'falsifying a document' tanımının 's-ahte yapmak', 'birşeyin sahtesini vücuda getirmek', 'taklit etmek' şeklinde izah edildiğinin görüldüğünü ve burada da açıklıkla bir evrağın sahtesini yapmanın bir evrağın sahtesini düzenlemek anlamına geleceğini ileri sürmüştür. Keza müstenif avukatı Musta-fa Ovacık'ın İngilizce Türkçe Hukuk Sözlüğünün 2. baskısınra forge', 'sahteleme' kelimesinin 'tahrif etme', 'sahte evrak tanzim etmek' mansında verildiğini ve bu durumda tahrifin evrak tanzim etmeyi de içerdiğini ileri sürmüştür. Müstenif abvukatının iddia-sına göre bazı sözcükler geniş kapsamlı olmadıklarından bir kelimenin sadece basit manalarını verdiğini ve bu gibi sözlüklerin konuyu açıklamak bakımından yetersiz kalcağına işaret ederek İlk Mahkeemde atıfta bulunulan bazı sözcüklerin yukarıda değinildiği- gibi tahrifin tam geniş anlamını vermesine karşın bazılarının daha basit manalarını verdiğini ancak bunların yeterli olmadığını iddia etmiştir.
Müstenif avukatı ayrıca Ceza Yasasının evrak sahteleme 'forgery'nin tarifi ile ilgili Fasıl 154 Ceza Yasası m-adde 331'e bakıldığında, 'sahte evrak yapmak' (making a fasle document) deyiminin Türkçe metninde 'sahte ervak düzenlemek' şeklinde geçtiğini, hakikatte 333. maddede ne gibi hallerin sahte evrak düzenleme manasına geldiğinin açıklandığını ve yasanın kendis-i bu açıkla- mayı yaptığını ileri sürerek bu nedenlerle İlk Mahkemenin yapmış olduğu tefsirin hatalı olduğuna değinmiştir.
Müstenif avukatı 3. istinaf sebebinde İlk Mahkemenin yaptığı tefsirin yukarıdaki nedenlerle yanlış olduğu iddialarını yaptıktan son-ra, Mahkemelerin bu iddianameyi tarafların yapacağı müracaat üzerine veya re'sen düzeltmek, değiştirmek veya ithamnamede yer alan bir dava yerine başka bir davayı sanık aleyghine getirmek yetkisi olup olmadığına uzun boylu değinmiştir. Müstenif avukatının -iddiasına göre, Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası madde 83 gerek şekil ve gerekse esas bakımından iddianamenin, müracaat üzerine veya re'sen, değiştiril-mesi yetkisini Mahkemeye vermektedir. Böyle bir yetkinin ise kullanılmasının davanın sonunda değil de sanığın- itham edilip ve fakat davaya cevap vermeden önce yapılmasının doğru olduğunu ileri sürerek bu husustaki İngiliz içtihat kararlarına değinmiştir. Müstenif avukatı sanık aleyhine hangi ve ne tip dava getirileceğinin Başsavcılığın yetkisine girmiş olmasına k-arşın, sanık yargılanmaya başladığı andan itibaren sanık aleyhine yanlış dava getirilmişse bunu kısmen veya tümden değiştirilmesi yetkisinin Mahkemeye verildiğini ileri sürmüştür.
Müstenif avukatı yukarıdaki iddiaları yaptıktan sonra İlk Mahkemenin sanı-ğın itham olunduğu suçun Fasıl 154 Ceza Yasasının madde 331 ve 333 tanımına giren bir suç olabileceği gibi 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 188(a) maddesi altında da suç oluşturduğunu ve her iki yasa altında suç oluştur- duğuna göre sanığın Genel -Ceza Yasası altında değil de özel bir yasa olan 37/83 sayılı Yasasının 188(a) maddesi altında itham edilmesi gerektiğini ve ithamna- menin dava ileri gitmeden düzeltilmesine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Müstenif avukatı uzun boylu argüman-ında, ayrıca, esas yasadan sonra geçirilen ve özel bir yasa olan 37/83 sayılı Yasanın, suçun cezasını ve mahiyetini büyük ölçüde değiştirildiğinden Gümrük Yasasının ilgili maddesi altında işlenen suçun Genal Ceza Yasası altındaki maddeyi ilga ettiğini iler-i sürerek bu husustaki içtihat kararlarına değinmiştir. Müstenif avukatı, ayrıca böyle bir itiraza Mahkeemce itibare dilmemesi ve sanığın özel yasa yerine Genel Ceza Yasası altında yargılanıp suçlu bulunması halinde dahi, daha sonra geçirilen özel yasa önü-müzdeki mesele açısından Ceza Yasasının bu maddesini ilga etmiş addedildiğinden sanığın beraat ettirilmesi gerekeceğine işaret etmiştir.
Aleyhine istinaf edilen iddia makamı tarafından bulunan savcı ie, belirli sözcüklere atıfta bulunarak, 37/83 sayılı G-ümrük ve İstihsal Yasasının 188(a) madesinde yer alan 'tahrif ve 'taklit' deyimlerinin Fasıl 154 Ceza Yasasının 331. maddesinde yer alan 'sahte evrak düzenleme' deyimleri ile eş anlamda olmadığını, Fasıl 154 Ceza Yasası madde 333(a)'nın tüm bir evrağın sah-te olarak düzenlenmesini öngördüğünü ve bu nedenle 37/83 sayılı Yasanın 188. maddesinde ihdas edilen suçların tarifine uymadığını ileri sürerek bu konudaki İlk Mahkeme kararının doğru olduğunu savunmuştur. Ayrıca söz konusu G.43 formunun sadece gümrükte ku-llanılabilecek bir evrak odluğunu teslim etmesine rağmen, serdettiği görüşler uyarınca, işlenen suçun, Fasıl 154 Ceza Yasasının 331 ve 333(a) ve ilgili maddeleri kapsamında olduğunu ileri sürmüştür. Savcı ayrıca söz konusu evrağın ilk bölümlerinn sahte olm-adığını kabul etmekle beraber bu evrağa 'ödenmiştir' mühürü vurulmadan tamamlanmış sayılamaya-cağını ve bu nedenle evrağın da düzenlenmiş sayılmaması gerektiğini ileri sürdü. Savcı devamla konu evrağa yetkisiz veya sahte mühür vurlduktan sonra bu evrağın s-ahte olarak düzenlenmiş olduğunun kabul edilmesi gerektiğini ve işlediği iddia edilen suçun bu nedenle Fasıl 154 Ceza Yasası madde 333(a) altında bir suç olabileceğini, 37/83 sayılı Yasanın 138. maddesi kapsamında olmadığını ileri sürmüştür.
Yapılan argü-manlar ışığında İlk Mahkeme kararını incelediğimizde hemen şunu teslim etmek gerekir ki 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 188(a) maddesi altında ihdas edilen suç, bir evrak sahteleme suçudur. Bu fıkrada kullanılan 'taklit' ve 'tahrif' de ervağın sa-hteleme şekillerdiri. Madde 188 aynen şöyledir:
"188. Herhangi Bir kişi;
-Gümrük işlemleri ile ilgili olarak veya herhangi bir gümrük işleminde kullanılmak üzere istenen veya herhangi bir tüzük uyarınca kullanılması öngörülen herhangi bir dökümanı taklit etmesi veya tahrif etmesi; veya
Taklit edilmiş veya tahrif edilmiş herhangi- böyle bir dökümanı bilerek kabul etmesi, teslim alması veya kullanması; veya
Resmi amaçlar için kullanıldıktan sonra herhangi bir dökümanı değiştirmesi veya başka şekle sokması; veya
Herhangi bir memur tarafından bir dökümanın doğruluğunu sağlamak için ve-ya malların emniyeti veya teminatı için veya gümrük işlemleri ile ilgili herhangi bir amaç için kullanılan herhangi bir mühürü, imzayı parafeyi veya markayı taklit veya tahrif etmesi
hallerinde bir suç işlemiş sayılır ve mahkûmiyeti halinde 1,000,000.-TL-'nı aşmayan para cezasına veya 2 yılı aşmayan hapis cezasına veya her iki cezaya birden çarptırılabilir."
37/83 sayılı Yasanın yukarıa alıntısı yapılan maddesi dışında, bu maddede kullanılan 'taklit' ve 'tahrif' deyimlerine yasanın başka bir yerinde herh-angi bir tefsir konmamıştır. Ancak bu deyimlerin murat ettiği eylem ile bu yasada ihdas edilen suçun bir evrak sahteleme (forgery) suçu olduğu herhnagi bir tefsire mahal bırakmayacak şekilde açıktır. Sorun bu maddede kullanılan 'taklit' ve 'tahrif' deyimle-rinin tüm bir evrağın sahte olarak düzenlenmesini içerip içermediğidir. İlk Mahkeme bu deyimlere lûgati manalarını vererek bir sonuca ulaşmaya çalışmıştır. Hemen şunu da belitmeliyiz ki 'taklit' deyimi her iki tarafın atıfta bulunduğu sözlüklerde, bir şeyi-n aslı olmayan sahtesini yapma veya bu meselede olduğu gibi bir ervağın bir bütün olarak sahtesini düzenleme anlamına gelir. İlk Mahkeme 'tahrif' deyimi üzerinde esaslıca durmuştur. Ancak bu deyim bile kendi başına birçok sözlükte 'kazıyarak bozma' yanına -bu şekilde bir evrek sahteleme manasına geldiği gibi bu fiille bir ervağın sahtesini düzenleme anlamına geldiği de görülür. Ancak kanaatımızc bunların detayınna girmeye gerek yoktur. "Sahte belge düzenleme" deyimini kullanan esas ceza Yasamızın 331. maddes-i bu deyimin neleri kaspadığını 333. maddede gayet açık olarak belirtmektedir.
Yasaların genel tefsir ilkesine göre, bir yasada, kullanılan deyimlere yasa kendi içerisinde açıklık veya tefsir getirmişse, artık yasada kullanılan deyimlere lûgati manaların-ın verilerek bir tefsir yapılması gereği yoktur ve böyle bir tefsir yolunun seçilmesi hatalıdır.
Fasıl 154 ceza Yasası madde 331'in İngilizce metni ile Türkçe metni arasında bazı farklar olduğundan her ikisini aynen aşağıda iktibs etmeyi uygun bulduk.
-"331. Forgery is the making of a false document with intent to defraud."
"331. Sahtekârlık, dolandırmak kastıyle sahte bir belge düzenle-mektir."
Görülebileceği gibi Yasanın İngilizce metninde 'making a false document' deyimi kullanılırken Türkçe metni-nde 'sahte bir belge düzenlemek' olarak tercüme edilmiştir. Halbuki 'making a false document' deyiminin geniş bir manası vardır ve bir evrağın sahtesini yapmak yanında kanunda izah edilen eylemlerle bir evrağı sahteleme manasına da gelir ve bu deyim sadece- sahte bir belge düzenleme ile sınırlı değildir. Bunlar bir yana aşağıda alıntısı yapılan Ceza Yasamızın 333. maddesi 'making a false docment' veya Türkçe metinde kulalnılan karşıtı ile "sahte bir belge düzenleme" deyiminden neyin murat edildiğini veya b d-eyimin neyiiçerdiğini açıklamaktadır. Fasıl 154 Ceza Yasası madde 333 aynen şöyledir:
"333. Any person makes a false document who-
makes a document purporting to be what in fact it is not;
alters a document without authority in such a manner that if he a-lternation had been authorised it would have altered the effect of the document;
introduces into a document without authority whilst it is being drawn up matter which if it had been authorised would have altred the effect of the document;
signs a documen-t -
(i) in the name of any person without his authority whether such name is or is not the same as that of the person signing;
(ii) in the name of any fictitious person alleged to exist whether the fictitious person is or is not alleged to be of the sam-e name as the person signing;
(iii) in the name represented as being the name of a different person from that of the person signing it and intended to be mistaken for the name of that person;
(iv) in the name of a person personated by the person signi-ng the document provided that the effecet of the instrument depends upon the identity between the person signing the document and the person whom he professes to be."
-Yukarıdaki maddede gayet açıklıkla görülebileceği gibi bu maddenin (a), (b), (c) ve (d) bentlerinde izah edilen herhangi bir eylemin sahte evrak düzenleme tanımına girdiği vurgulanmaktadır. Bu duruda bir ervağı 'taklit' veya 'tahrif' yolu ile sahteleme de- sahte evrak düzenleme tanımına gireceğini yasanın kendisi açıklamaktadır.
Bu durumda İlk Mahkemenin 'taklit' veya 'tahrif' yolu ile ervak sahtelemenin sahte evrak düzenleme anlamına gelemeyeceği yönündeki tefsiri ve bu yöndeki yargısı hatalıdır ve bu ba-şlık altındaki istinafın kabul edilmesi gerekir.
İlk Mahkeme tarafların yapmış olduğu argümanları değerlendirdikten sorna, bir konuyu kapsayan özel bir yasanın mevcut olması halinde genel yasanın uygulanmaması gerektiğine karar vermiştir. İlk Mahkemenin -bu husustaki kararı şöyledir:
"Sanık avukatının doğru olarak ileri sürdüğü gibi, yerleşmiş hukuk prensiplerine göre, bir mevzuda özel bir kanun veya mevzuat olması halinde aynı konuyu kapsayan başka genel mahiyetteki yasaların o konuya veya o meseleye uyg-ulanmaması gerekir. (Bak: Yargıtay/Hukuk 122/87 ve Yargıtay/Hukuk 26/83.)"
Ne var ki İlk Mahkeme yukarıdaki kararında prensibi doğru koymuş olmasına rağmen bu meselenin özel bir yasa kapsamına girip girmediği hususunda bir karara varmış değildir. Kanaatı-mızca daha sonra değinceğimiz gibi bu konunun yeni eklenecek davalarla birlikte dava sonunda tezekkür edilerek bir karara varılmasının daha adil ve doğru olacağı görüşündeyiz.
Şimdi de bu karara vardıldıktan sonra İlk Mahkemenin sanıka leyhine getirilen -ithamnameyi düzelterek 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 188(a) maddesi ile Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(b) maddesi altında sanık avukatı tarafından müracaat edildiği şekilde birer dava eklenmesinin ve ithamnamenin bu şekilde tadil edilip edilmemes-i hususunda İlk Mahkemenin yetkisinin olup olmadığının incelenmesi gerekir.
Ceza Usul Yasamız Fasıl 155 madde 83 aynen şöyledir:
"83. (1) Where, at any stage of a trial, it apperar to the Court that the charge or information iss defective, either in su-bstance or in form, the Court may make such order for the alternation of the charge or information either by way of amendment of the charge or information or by the substitution or addition of a new count thereon as the Court thinks necessary to meet the c-ircumstances of the case.
(2) Where a charge or information is so altered, a note of the order for the alternation shall be made on the charge or information and the charge or information shall be treated for the purpose of all proceedings in conne-ction therewith as having been filed in the altered form."
Görülebileceği gibi bu madde Mahkemeye re'sen veya taraflardan birinin müracaatı üzerine sanık aleyhindeki yanlış bir ithamı düzletmek, eklemek veya tamamen değiştirmek yetkisini vermektedir. Bun-un ne şekilde yapılabileceği ise Fasıl 155 Ceza usulü Yasası madde 84'de belirtilmektedir.
Ne zaman yapılmasının uygun olduğuna gelince; Ceza Usul Yasamızda bu hususta yön verici herhangi bir kural olmadığına göre İngiliz İçtihat kararlarından yararlanma-k gerekir. Archbold Criminal Pleading, Evidence & Practice 87. ed., p.47 paragraf 124' de şöyle denmektedir:
"The proper time to make an application to amend an indictment is before the prisoner is arranged. The responsibility for the correctness of an i-ndictment lies on counsel for the prosecution."
Böyle bir değişikliğin herhangi bir aşamada yapılması mümkün görülmemekle beraber, sanığın itham edilmeden veya ithama cevap vermesinden önce yapılması gerektiği vurgulanmkatadır.
Yukarıda alıntısı yapıl-an Fasıl 155 Ceza Usulü Yasamızın 83. maddesi Mahkemeye herhangi bir tadilat yanında sanık aleyhindeki ithamnameye yeni bir itham eklenmesi ve hatta mevcut bazı ithamların çıkarılmasını da sağlamak yetkisini verdiği görülmektedir. Önümüzdeki meselede sanığ-ın yapmış olduğu iddia edilen eylemin 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 188(a) maddesi altına girebileceği ve sanık bu madde altında bir başkasının işlediği suçu teşvik ettiği iddia edildiğine göre Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(b) maddesi altında da- itham edilebilir. Bu durumda sanık aleyhindeki ithamnamenin tadil edilerek sözü edilen bu iki eylemi içerecek iki ayrı davanın ithamnameye eklenmesine karar verilmesi gerekir.
Sanık aleyhindejki 1. davanın konusunu teşkil eden 370(a) maddesi ile 2. davan-ın dayandığı 331, 333(a), 334 ve 337. maddelerine gelince, yukarıda alıntısını yaptığımız Fasıl 155 madde 83 bazı hallerde mevcut davaların çıkarılmasını ve onun yerine yeni davaların eklenmesini de öngörürken bunun her meselede yapılması gerektiğinin zaru-ri olduğu söylenemez. Diğer bir ifade ile sanık aleyhine sözüe dilen yeni itham eklenirken halen mevcut bulunan 1 ve 2. davanın da bırakılmasında bir sakınca olmayabilir. Ancak sanık aleyhindeki davalar dinlend,kten sonra karar verilme safhasına gelindiğin-de, İlk Mahkemenin özel yasa hususunda doğru olarak koymuş olduğu prensipleri dikkatea larak 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının özel bir yasa olup olmadığına karar vermesi ve sanığın suçlu bulunması halinde bu hususu dikkate alarak bir karara varmas-ı gerekecektir.
Bir ithamnamenin tedil yolu ile düzeltilip düzeltilmemesine, Mahkeme tarafından karar verilmesi gerekmekle beraber, yanlış veya eksik ithamnamelerin düzeltilmesi ve icabı halinde yeni ithamlar eklenmesini sağlama görevi iddia makamına düş-mektedir. Bu durumda biz Yargıtay olarak konunun her iki yasa altına girebileceğine ve 37/83 sayılı Yasanın 188(a) ve Fasıl 154'ün 370(b) maddesine istinaden 2 yeni dava eklenmesine karar vermiş bulunyoruz. Tabiatıyle İlk Mahkemenin konuyu dava sonunda tez-ekkür ederek özel yasa hususundaki iddialarını belirlenen olgular ışığında bu meseleye de uygulanıp uygulanmayacağına karar vererek bir sonuca varması gerekecektir.
Yukarıda söylenenler ışığında istinafın kabul edilerek sanık aleyhindeki ithamnameye, 37/-83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 188(a) maddesine istinaden yeni bir dava ve yine 37/83 sayılı Yasanın 188(a) maddesi ile Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(b) maddesine aykırı teşvik suçu ile ilgili 2. bir itham eklenmesi hususunda karar verilir. Keza san-ık aleyhindeki Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(b) maddesine aykırı cürtüm ilemeye teşvik ile ilgili 1. dava Fasıl 154 Madde 331, 333(a), 334 ve 337. maddelerinin eklenmesi ve suçun tafsilatında ise sanık tarafından işlenmesine teşvik edildiği cürümün kimin ta-rafından, ne şekilde ve hangi tarihte işlendiğinin tafsilâtının eklenmesine, ayrıca sanık aleyhinde suç işlemeye teşvik ile ilgili davaların tafsilatına da aynı şekilde bu davaların kimin tarafından, hangi tarihte işlendiği hakkında tafsilât eklenmesine em-ir verilir.
Önümüzdeki istinaf konusu İlk Mahkemenin verdiği bir ara karardan yapılmıştır ve bu istinaf görülünceye kadar İlk Mahkeme önündeki davanın duruşması durdurulmuştur. Bu meseleye özgü koşullar içerisinde davanın duruş- masının durdurulmasının u-ygun olduğu düşünülebilir. Ancak İlk Mahkemenin ara kararından istinaf yapılmsı halinde davaların duruşmasının durdurulması ve istinafa gelinmesi diğer bir ifade ile (piecemeal appeal) yapılmasının uygun olmadığı geçmiş birçok kararda vurgulanmıştır. Özell-ikle serian görülmesi gereken Ağır Ceza Mahkemelerinde duruşmaları ara kararlarından istinafa gelindiği nedeniyle durdurulmasının son derece sakıncalı olduğunu ve yapılan istinaflara rağmen mümkün mertebe Ağır Ceza Mahkemesi önündeki davaların serian görül-erek bir karara varılması ve karar neticesinde istinafa başvurulmasının daha uygun olduğu görüşünü betekrar belirtmek istiyoruz.
(N. Ergin Salâhi) (Taner Erginel) (Metin A. Hakkı)
Yargıç - Yargıç Yargıç
24 Mart 1992
-
-
12
-
Full & Egal Universal Law Academy