-D.1/2005 Yargıtay/Ceza 11/2005
(Dava No 4270/03; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Metin A. Hakkı, Mustafa H. Özkök, Şafak Öneri.
İstinaf eden: KKTC Başsavcısı, Lefkoşa
- ile --
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Işıl, Lapta
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Savcı Yardımcısı Egemen Metay
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Pınar Ateş.
Girne Kaza Mahkemesi Yargıcı Fügen Ulutekin'in 4270/2003 sayılı davada 7.1.2005 tarihi-nde verdiği karara karşı Başsavcılık tarafından yapılan istinaftır.
--------------
H Ü K Ü M
Metin A. Hakkı: Bu istinafın kökeninde yatan olguları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür:
Sanık, 14.12.2004 tarihinde, Girne Kaza Mahkemesinde, ale-yhine getirilen yukarıda sayı ve ünvanı gösterilen bir dava ile ithamnamede teferruatı gösterilen 6 suç işlemekle itham edilmiştir. Sanığın aleyhine getirilen en ciddi dava birinci dava olup, aşağıdaki gibidir:
Sanık 10.12.2002 tarihinde, Lapta'da, -Şehit İbrahim Nidai Caddesinde, 11/97 sayılı Yasa ile tadil edilen Fasıl 154 Ceza Yasasının 210. maddesine aykırı DE 779 plâkalı aracı sürerken cezai suç teşkil edecek ihmal derecesine varmayan tedbirsizlik ve ihmalkârlık neticesi Cemil Akarsu'nun ölümüne -sebep olmakla itham edilmiştir. İkinci dava ise aynı tarih ve mahalde, halka tehlike teşkil edecek şekilde acelece ve ihtiyatsızca araç sürmek; Üçüncü dava yasa gereği tespit edilen süratten fazla süratli araç sürmek ithamı içermektedir. Diğer davalar da- aynı olgulardan neşet eden daha az ciddi ithamlardır.
Sanık 11.12.2004 tarihinde Girne Kaza Mahkemesinde avukatı tarafından temsil edilmiş ve ithamlar kendine okunduğunda aleyhine getirilen tüm davaları kabul etmiştir. Akabinde İddia Makamını temsi-l eden Savcı, davanın kökeninde yatan olguları Mahkemeye şöyle özetlemiştir:
10.12.2002 tarihinde saat 12.40 raddelerinde Lapta'da, Şehit İbrahim Nidai Caddesi üzerinde, sanık batı istikametine doğru sürmekte olduğu DE 779 plâkalı salon aracını sürat-li ve dikkatsiz bir şekilde kullanması neticesi, sağ tarafta bulunan yola dönüş yaptığı zaman direksiyon hakimiyetini kaybedip yolun sağına geçti ve bu esnada, karşı istikametten gelen yani batı-doğu istikametine doğru yürümekte olan müteveffa Cemil Akarsu-'ya aracının ön kısmı ile çarptı. Bu çarpma neticesi müteveffa Cemil Akarsu ileriye doğru savrulduktan sonra, sanık ithamnamede tanık 1 olarak gösterilen Ahmet Vurdu'ya ait evin bahçe demirlerine çarparak arabası takla attıktan sonra ters bir şekilde durd-u. Kaza anında yol kuru idi ve kaza mahallinde görüş mesafesi de iyi idi. Kaza esnasında ciddi şekilde yaralanan Cemil Akarsu, önce Girne Akçiçek Hastahanesine götürülüp orada ilk yardımda tedavisi yapıldı ve bilâhare, Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devl-et Hastahanesine sevkedilerek yoğun bakımda gerekli işlemler yapılmasına rağmen kurtarılamadı ve 12.12.2002 tarihinde saat 15.30 raddelerinde vefat etti. Sanık kendi de hafif yaralandı ve 1 gün hastahanede kalıp tedavisi yapıldıktan sonra 11.12.2002 tarih-inde taburcu edildi.
Bu arada mesele polise intikal etti. Polis kazanın olduğu gün olay yerini ziyaret edip gerekli ölçüleri alıp kroki hazırladı ve kaza yerinin resimlerini çekti (bunlar alt Mahkemeye emare olarak ibraz edilmiştir) . Sanık hastaha-neden taburcu olmasını müteakip Lapta Polis Karakoluna celp edilip gönüllü ifadesi alındı. Bu ifade de alt Mahkemeye ibraz olunan emareler arasında yer almaktadır. Müteveffa üzerinde yapılan otopside müteveffanın ölüm nedeninin kaza neticesi kafa travması-na bağlı beyin doku harabiyeti ve beyin kanaması olduğu sabit olmuştur. Otopsi raporu da alt Mahkemeye emare olarak ibraz edilmiştir.
Savcının olguları Mahkemeye aktarmasını müteakip, sanığın avukatı söz almış, sanığın hiçbir sabıkası olmadığını, e-vli olduğunu, kaza tarihinde eşinin hamile olduğunu, duruşma tarihinde de 9 aylık bir kız çocuğu sahibi olduğunu Mahkemenin bilgisine getirip, sanığın yaşlı anne ve babası ile birlikte oturduğunu onlara da baktığını, ailede tek çalışan kişinin kendisi old-uğunu, Gıda Şirketi Ltd'de şoför olarak çalıştığını söyleyip Mahkemeden özür dileyip kendine mülayım davranılmasını talep etmiştir. Mahkeme sanığın kaza tarihinde 23 yaşlarında olduğunu göz önünde bulundurarak sanık hakkında bir de Sosyal Tahkikat Raporu -temin ederek sanığı mahkûm edip kendine ceza takdir etmeden onu da değerlendirmiştir.
Netice olarak alt Mahkeme sanığın kendi ikrarı ve İddia Makamının Mahkeme önünde ibraz ettiği olgular ve emareler ile tüm davalardan mahkûm edip sanığa 1. davada-n 2 ay hapis cezası vermiş, 2,3,4,5 ve 6. davalar, 1. davanın olgularından neşet ettiğini göz önünde bulundurarak sanığa bu davalardan ilave herhangi bir ceza vermemiştir. Başsavcılık sanığa takdir olunan cezanın alenen az olduğunu öne sürerek Yüksek Mahk-emeye istinaf etmiştir. İstinaf ihbarnamesi 6 istinaf sebebi içermektedir ki bunları iki ana başlık altında özetlemek mümkündür: şöyle ki;
Alt Mahkemenin sanığa takdir ettiği 2 ay hapislik süresi
mahkûm olduğu suçun vahameti ile orantılı değildir ve alt -Mahkeme sanığa daha uzun hapislik süresi takdir etmemekle hata etti.
Alt Mahkeme sanığın kaportacılık mesleği ile uğraştığını
dikkate almayarak ve şoför olduğunu dikkate alarak sanığa, hapis cezasına ilâveten ehliyetten men cezası vermemekle hata etmiştir-.
Önce 2. ana başlık altındaki istinaf nedenini tezekkür etmek yerinde olacaktır. Bu istinaf nedeni ele alındığında, zabıtlara göre sanığın alt Mahkemede davasının görüldüğü gün mesleğinin Gıda Şirketi Limited'de şoför olduğu ve o tarihte kaportacıl-ık mesleğini icra etmediği görülmektedir. Savcının dikkati bu husuusa çekildiğinde, savcı kanımızca yerinde bir hareket ile bu istinaf nedeni üzerinde ısrar etmeyip, bunu geri çekmiştir. Bu durumda bu istinaf nedeni iptal edilir. Ancak şunu belirtmekte -fayda görürüz ki 11/77 sayılı Ceza (Değişiklik) Yasasının 210 madde hükümlerine göre bir sanığın bu madde altında mahkûm edilmesi halinde uygun meselelerde çarptırılabileceği hapislik veya para cezasına ilâveten araç sürmekten men olunabileceği ve kendine -böyle bir ceza verilebileceğini vurgulamak isteriz. Tadil olunmuş şekli ile Fasıl 210'un "proviso" maddesi aynen şöyledir:
"Yukarıdaki suç herhangi bir araç sürücüsü
tarafından işlendiği durumda Mahkeme ayrıca
yukarıda belirtilen cezala-ra ek olarak araç
sürücüsünü belli bir süre ile veya süresiz
olarak sürüş ehliyeti almaktan veya sürüş
ehliyeti sahibi olmaktan men edebilir."
Muhakkak ki Mahkeme burada takdir hakkını kullanırken yerleşmiş içtihadi prensipleri de -göz önünde bulundurmuştur. (Misal olarak Bak: Yusuf Suleiman v The Police CLR 1963 vol I, page 106)
istinaf sebebi ile ilgili olarak istinaf tezekkür
edildiğinde Fasıl 154 madde 210 tahtında mahkûm olan bir sanığa azami olarak 50.000.000TL para cezası v-erebileceğini, hapis cezası olarak da 3 yıla kadar hapis cezası verebileceğini veya bu suçtan mahkûm olan bir sanığın her iki cezaya birden çarptırılabileceği görülmektedir. Bundan da anlaşılmaktadır ki bu suçu işleyen ve bir vatandaşın ölümüne sebep olan- bir sürücü ciddi bir suç işlemektedir ve prensip olarak alt Mahkemenin bu meselede yaptığı gibi hapis cezası ile cezalandırılmalıdır. Ancak bunun süresi takdir edilirken suçun vahameti ile orantılı olmasına da dikkat edilmelidir. Son zamanlarda bu tip s-uçların çok arttığını maalesef üzülerek görmekteyiz. Bu suçlardan mahkûm olan şahıslara daha ağır cezalar verilmesi uygundur. Nitekim son zamanlarda İstinaf Mahkemesi (Bak: Yargıtay/Ceza 30/2004 (D.9/2004)), Hamitköy'de, yaya olarak yolu kullanan bir va-tandaşa bir sanığın yolun kenarında aracı ile çarpıp ölüme sebep olmasından ötürü yayanın katkısal kusuru olmasına rağmen 6 ay hapis cezası takdir etmişti. Dolayısıyla alt Mahkemenin bu meselede sanığa takdir edilen hapis cezasının süresi alenen azdır ve -bu Mahkemenin müdahalesini gerektirecek niteliktedir. Bu durumda istinaf kabul edilir ve sanığın çarptırıldığı hapislik cezasının süresi 2 aydan 4 aya çıkartılır. Ceza alt Mahkemece verilen mahkûmiyet tarihinden başlayacaktır.
Metin A. Hakkı Mus-tafa H. Özkök Şafak Öneri
Yargıç Yargıç Yargıç
11 Şubat 2005
-
6
Full & Egal Universal Law Academy