-D.1/90 Yargıtay/Ceza 1/90
(Dava No. 9608/89; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Aziz Altay, Taner Erginel
İstinaf eden: Tuncel Bayramoğlu, İskel-e
-ile-
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcısı, Lefkoşa
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Özkul Özdevim
Aleyhine istinaf edilen namına: Güven Silman
H Ü K Ü M
N. Ergin Salâhi: Ma-ğusa Kaza Mahkemesi önünde yargılanmakta olan sanık aleyhine 3 itham mevcuttu. Sırası ile 64/89 sayılı Yasa ile tadil edilen Fasıl 154 Ceza Yasasının 99. maddesine aykırı italei lisand, 64/89 sayılı Yasa ile tadile edilen Fasıl 154 Ceza Yasasının 188(d) ma-desine aykırı uygunsuz hareket ve Fasıl 154 Ceza Yasasının 95. maddesine aykırı rahatsızlık. Duruşma gününde bu suçlarla itham edilen sanık, aleyhine getirilen her üç davayı da kabul etmiş ve olgular İlk Mahkemeye izah edilip, müdafaa avukatı sanık lehine -olan hususları ileri sürdükten sonra, İlk mahkeme kararını vermeyerek davayı, duruşma gününü müteakip 5 gün sonraya isabet eden 15.1.1990 tarihine karar için ertelemiş ve bu süre zarfında sanığın tutuklu kalamsına emir vermiştir.
İstinaf, sanığın karar v-erilinceye dek tutuklu kalmasına karşı yapılmıştır.
Sanığın itham edilip, kabul etmiş olduğu suçlar bir futbol karşılaşmasında cereyan etmiş, orada seyirci oalrak bulunan sanık hakeme "ibnesin be hakem ibnesin" diye küfretmiş, bu küfür için italei lisan,- bu küfürün doğruduğu uygunsuz hareket ve bağırıp çağırmadan doğan rahatsızlık için yukarıda değinilen davalar getirilmiştir.
İstinafta müstenif avukatı sanığın karar gününe kadar tutuklu kalmasını gerektircek nitelik ve ağırlıkta suçlarla itham edilmed-iğini, sabıkası bulunmadığını, tesbit edilen karar gününde ise Mahkemeye gelmemesinin söz konusu olmadığını, bu olgular ışığında sanığın karar gününe kadar kefaletle serbest bırakılması veya benzeri tedbirler yerine, İlk Mahkemece, tutuklu kalmasının emred-ilmesinin hatalı olduğunu ve İlk Mahkemenin bu olgular ışığında tutukluluk kararına varırken takdir hakkını hatalı kullandığını ileri sürmüştür.
İddia makamı tarafından bulunan savcı ise, olguların Mahkeme önünde bulunduğuna değinerek, İlk Mahkeme kararı-nın doğru olabileceği yönünde bir sav ileri sürmüş değildir.
Ceza davalarında sanıkları yargılamakta olan Mahkemelerin karar için davayı tehir etmeleri halinde sanıkalrın tutuklu kalmasına emir verme yönünde takdir hakları vardır. Ancak bu takdir hakları-nı yerleşmiş prensipleri göz önünde bulundurarak adli olarak kullanmaları gerekir.
Bu husustaki mevzuat ve içtihat kararlarına göz attığımızda Archbold Criminal Pleading Evidence & Practice 36. baskı sayfa 71 paragraf 203'de şöyle denmektedir:
"203. Th-e proper test or whether bai should be granted or refused is whther it is probable that the defendant will appear to take his trial.....
The test should be applied by reference to the following considerations:
The nature of the accusation.
The nature of- the evidence in support of the accusation.
The severity of the punishment which conviction will entail.
Whether the sureties are independent, or indemnified by the accused person."
Common Law'da neşet eden ve bizde de kullanılmakta olan bu prensipler; Ya-rgıtay/Ceza istida 2/80'de geçmiş bir içtihat kararına atıfta bulunarak kullanıl- mış ve şu iktibasa yer verilmiştir.
"Bir meselede duruşma gününe kadar, sanığın, kefaletle serbest bırakılıp bırakılmaması konusunda uygulanacak test sanığın mahkeme gününde- yargılanmasında isbatı vücut edip etmiyeceği ihtimalinin var olup olmadığıdır. Gör Archbold, 35. baskı, para.203 ve Re Robinson, 23 L.J.Q.B. sayfa 286. Bu test de aşağıda verilenlerin dikkate alınması suretiyle uygulanması gerekir.
"1" İthamın nev'i.
"2-" İthamı destekleyen şahadetin nev'i.
"3" Mahkumiyet halinde verilecek cezanın huşuneti.
"4" Kefil olarak gösterilenlerin müstakil olup olmadıkları veya sanık tarafından tazmin edilip edilmedikleri."
Genellikle çok ciddi suçlarla itham edilen ve davası- devam etmekte olan sanıkların serbest bırakılmadığı ve karar verilinceye kadar tutuklu kalmalarına emir verildii görülmektedir. Yukarıda alıntısı yapılan kriterlere Lefkios Christodoulou Rodosthenous and Another v. The Police (1961) C.L.R. sayfa 50 at 51'-de kısmen değinmekte ve şöyle denmektedir:
"Now, there is no difference between the parties as to the matters that are to be considered by a Court or by a Judge in determining whether or not bail should be granted. The primary ground is whether or not th-e accused is likely to attend and stand trial, but that is not the only matter that has to be considered and. amongst others, are the seriousness of the offence, the likelihood of another offence being committed, or the same offence being repeated while on- bail, and the possibility of witnesses being tampered with. All these are matters that may be takeb into consideration, and, in some of decided cases, one or more of these matters have been the govrning factors in deciding to refuse bail."
Yine ayni kri-terler Myrofora Theodossiou v. The Police (1963) C.L.R. Part I sayfa 93'de görülen davada da kullanılmış ve sayfa 95'de şu görüşe yer verilmiştir:
"These considerations are by no menas exhaustive. As I have alredy stated, the discreationary power of the -court to grant or refuse bail in a case, must be judicially exercised upon the relevant merits of such case: the character and reputation of the accused in the area where he lives; the character of the victim; the likelihood of provocation and disturbance -in the community; the phychological preparation of all concerned to take their part in the forthcoming trial, and such other matters are, in may opinion, factors to be taken into account in making the decision in ach case in the interests of the administra-tion of justice in the country."
-Şimdi İngilterede de bu hususlar yasal bir düzenlemeye tabi tutulmuş ve Archbold 38. baskı sayfa 91 paragraf 298 ve 299'da görüldüğü gibi detaylı bir şekilde bu prensipler Criminal Justice Act 1967 madde 18 ile düzenlenmiştir. İngiliz yasaları bizde kulla-nılmamakla beraber bu yasalardan evvelki Common law'dan neşet eden, benzeri genel prensiplerin uygulanması gerekir. Nitekim yukarıda alıntısı yapılan kararlarda da prensipler uygulanmış ve tekrarlanmıştır.
-
Bu prensipler ve içtihat kararlarını önümdeki meseleye uyguladığımızda; sanığın, itham edildiği ve kabul ettiği suçların son derece hafif bir cezayı müstelzim suçlar olduğu, bu gibi suçlarda sabıkası bulunmayan sanıklara verilen cezaların genelde hapis c-ezası olamdığı da bir gerçektir. Yine yukarıda özetlenenn prensipleri dikkate aldığımızda sanığın karar için tayin edildiği günde Mahkemede bulunmayacağı yönünde herhangi bir iddia da ileri sürülmüş değildir. Bu durumda İlk Mahkemenin adli takdirini doğru -olarak kullandığı döylenemez. Bu meselede yapılması gereken doğru ve adil işlem sanığın karar gününde Mahkemede hazır bulunması için bir kefalet bağlanması olacaktı.
Netice olarak istinaf kabul edilir. Tutukluluk emri kaldırılır ve sanığın karar gününde -Mahkemede hazır bulunması için 100.000TL şahsi kefalete bağlanmasına emir verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay) (Taner Erginel)
Yargıç Yargıç - Yargıç
12 Ocak 1990
-
-4-
-
Full & Egal Universal Law Academy