-D.10/92 Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza No: 13/91 ve 14/91
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Aziz Altay, Özkan Tunçağ.
Yargıtay/Ceza No: 13/91
(Ağır Ceza No: 57-5/991; Mağusa)
İstinaf eden: Niyazi Dağlı, Merkezi Cezaevi.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcılık.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Süleyman Dolmacı
Aleyhine istinaf edilen namına: Osman T. N.- Enginsoy.
Yargıtay/Ceza No: 14/91
(Ağır Ceza No: 575/91; Mağusa)
İstinaf eden: Başsavcılık.
ile
Aleyhine istinaf edilen:- Niyazi Dağlı, Merkezi Cezaevi.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Osman T. N. Enginsoy.
Aleyhine istinaf edilen namına: Süleyman Dolmacı.
K A R A R
N. Ergin Salâhi: Mağusa Ağır Ceza Mahkemesine, gü-mrük yolsuzluğu diye bilinen davada yargılanan sanık aleyhine ervak sahteleme, ervak sahtelemeye teşvik etme ve benzeri suçları içeren 7 itham getirilmişti.
Sanık aleyhindeki ithamlar özetle:
1) Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(a) maddesine aykırı 1.1.1987 -ise 22.9.1987 rtarihleri arasında iddia amakmınca tespit edilemeyen bir günde Mağusa Hasan Melekliyi bir cürüm işlemeye yani 01-03 numaralı antrepodan gümrük vergisi, istikrar fonu, GKK payı ve gelir vergisi tutarı olan miktar ödenmeden mal çıkarılmasını s-ağlamak amacıyle antrepodan mal çıkarılmasında kulalnılan G43 formu üzerinde bulunan ve yalnız resmi maksatların kullanımı için ayrılan bölümüne, harçlar ödenmemiş olduğu halde ödenmiş olduğunu göstermek amacı ile "ödenmiştir" mühürünü vurup imzalattırmak -suretiyle sahte resmi evrak tanzim etmeye teşvik etme;
2) Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(a) maddesine aykırı 27.2.1989 tarihinde Mağusada Hasan Melekliyi bir cürüm işlemeye yanı 35 karton puro Hava tampa, 85 karton tütün ve 10 karton puro Rillos'un 01-03 n-umaralı antrepodan gümrük vergisi istikrar fonu, GKK payı ve gelir vergisi payları olan miktar ödenmeden mal çıkarılmasını sağlamak amacı ile antrepodan mal çıkarılmadında kullanılan G43 formu üzerinde bulunan ve yalnız resmi maksatlaar da kullanılacak böl-ümüne ödenmiştir mühürünü vurup imzalattırmak suretiyle, sahte bir evrak tanzimi hususunda teşvik etme;
3) Fasıl 154 Ceza Yasasının 20, 331, 333(a), 334 ve 337. maddelerine aykırı dolandırmak niyeti ile, 2. davada belirtilen tarih ve yerde Erdinç Özbilge-n ve Hasan Melekliyi, tansu Co. Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan 35 karton ouro Hava tampa, 85 karton tütün ve 10 karton puro Rillos'un antrepodan çıkarılabilmesi için ödenmesi gereken gümrük vergisi, istikrar fonu, GKK payı ve gelir vergisi tut-arı gümrük veznesine ödenmediği halde numarası tespit edilemeyen F2 makbuzu ile 27.2.1989 tarihinde ödenmiş olduğunu göstermek amacıyle, atrepodan mal çıkaramak için kullanılan G43 formu üzerindeki "yalnız resmi maksatlar için" bölümünde yer alan gümrük ve-zne sıra no. kısmına numarası tespit edilemeyen bir F2 makbuzu numarası, tarih kısmına 27.2.1989 ve veznedar kısmına da ödenmiştir mühürü vurmak ve sahte bir imza atmaya teşvik etmek suretiyle sahte bir evrak düzenlemek;
4) Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(b-) maddesine aykırı 1.1.1987 ile 22.9.1987 tarihleri arasında iddia makamınca kesin olarak tespit edilmeyen bir tarihte, Mağusada Hasan Melekliyi hafif bir suç (misdemeanour) işlemesine yani 01-03 numaralı antrepoda bulunan bazı malların antrepodan çıkarıla-bilmesi için ödenmesi gerken gümrük vergisi ile sair harçlar ödenmediği halde ödenmiş olduğunu göstermeyi amaçlayan sahte bir evrak düzenleyerek antrepodan gümrük ve sair harçlar ödenmeden malalrın çıkarılmasına teşvik etme;
5) Fasıl 154 Ceza Yasasının 3-70(b) maddesine aykırı 27.2.1989 tarihinde Mağusada Hasan Melekliyi hafif bir suç (misdemenaour) işlemine yani 01-03 numaralı antrepoda bulunan 35 karton puro Hava tampa, 85 karton tütün ve 10 karton puro Rillod'un antrepodan çıkarılabilmesi için ödenmesi -gereken gümrük vergileri ile sair harçlar ödenmediği halde ödenmiş olduğunu göstermeyi amaçlayan sahte resmi ervak düzenleyerek antrepodan gümrük ve sair harçlar ödenmeden malalrın çıkarılmasına teşvik etme;
6) 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 3-8, 39(1)(a) ve 191(2) maddeleri ile Fasıl 154 Ceza Yasasının 20. maddesine aykırı 27.2.1989 tarihinde Mağusada aslında vergi alınması gerekli odluğu hadlde vergisi ödenmemiş mallarla ilgili olarak, Devleti vergi yönünden mahrum etmek amacını güden hareketl-erde bulunmak, yani Erdinç Özbilgen ve Hasan Melekliyi, 27/89 stok numarsı ile tansu Co. Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan ceman 63.999.217TL kıymetindeki 3. davada tafsilâtı verilen malların antrepodan çıkarılamsı için ödenmesi gereken ceman 14.-025.400TL vergi ödenmediği halde ödenmiş olduğunu göstermek amacıyle sahte resmi ervak düzenleyerek konu malların antrepodan çıkarılmasını teşvik etme;
7) 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 190(1)(b) maddsine aykırı 27.2.1989 tarihinde Mağusada k-onu mallarla ilgili olarak bilerek Devleti gelirden mahrum etmek için yardım etmek yani Erdinç Özbilgen ve Hasan Melekliyi 27/89 stok numarası ile Tansu Co. Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan 63.99.217TL kıymetindeki 3. davada tafsilâtı verilen ma-lalrın atrepodan çıkarılabilmesi için ödenmesi gereken 14.025.400TL vergi ödenmediği halde ödenmiş olduğunu göstermek amacı ile sahte resmi ervak düzenleyerek, malların antrepodan çıkarılması ve devleti vegriden mahrum etmeği teşvik etmek sureti ile Devlet-i 14.025.400TL gelirden mahrum etme;
suçları ile itham edilmişti.
Yargılanmak için Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi önüne çıkarılan sanık; aleyhindeki tüm davaları kabul etmemiş ve neticede İddia Makamınca çağrılan 18 tanığı ve bu arada sanığın verdiği yeminl-i şahadeti de değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi sanığı itham edildiği tüm suçlardan suçlu bulup mahkûm etmiş ve oyçokluğu ile;
1. davadan 3 sene,
2. davadan 3 sene,
3. davadan 4 sene,
6. davadan 2 sene,
hapis cezasına çarptırarak cezaların birlikte çekil-mesine,
4. dava 1. davanın alternatifi,
5. dava 2. davanın alternatifi ve
7. dava da 6. davanın alternatifi olduğu
kararına vardığından bu davalardan ceza verilmeyip sadece mahkûmiyet kaydedilmesine karar verilmiştir.
13/91 sayılı istinaf sanık tara-fından mahkûmiyet ve ceza aleyhine yapılmış, 14/91 sayılı istinaf ise Başsavcılık tarafından sanığa takdir edilen cezaların aşikâr surette az olduğu hususunda istinaf sebeplerini içeren ve ceza aleyhine dosyalanan bir istinaftır.
İstinafın duruşamsında i-ki istinaf da birleştirilerek ele alınmış ve dinlenmiştir. Ancak belirli bir süre sonra, henüz karar verilmeden önce sanık Mahkemeye mahkûmiyet aleyhindeki istinaf sebeplerinde ısrar etmediğini bildiren bir yazı ile mahkûmiyet aleyhindeki istinafın geri çe-kilmesi müracaatında bulunmuştur. Ayrıca sanık, sözü edilen bu istidası ile itham edilmiş olduğu suçların esas itibarı ile özel bir yasa olduğunu iddia ettiği 37/83 sayılı Gümrük Yasasının 188. maddesi altında bir suç teşkil ettiğini ve bu Yasanın ilgili m-adde- leri altında yargılanması ve kendisine verilecek cezanın azami ise 2 yıl oması gerektiğini ancak bu konunun gerek İlk Mahkemede ve gerekse istinafın duruşmasında konu erdilmediği cihetle bunu esasa inen bir argüman olarak değil de hafifletici bir seb-ep olarak ileri ssürebilmesi için bu konu üzerinde yeniden Mahkemeye hitap etme fırsatının kendisine verilmesini talep etmiştir.
Başsavcılığı temsilen bulunan Savcı ise sanığın yapmış olduğu yazılı müracaat üzerine mahkûmiyet aleyhindeki istinafın geri ç-ekilemsine herhangi bir itirazı bulunmadığını ancak karra kalmış bu meselede istidada belirtilen konu üzerinde sanık avukatının hitap etmesi için Fasıl 155 Ceza Usulü Yasası altında Mahkemenin yetkisi bulunduğunu gösteren bir madde olmadığı gibi bunun aksi-ne bir maddenin de bulunmadığını ileri sürerek müstenif avukatının bu yönde Mahkemeye hitap etmesine itiraz etmiştir.
Konuyu değerlendiren Mahkememiz 9/76 sayılı Mahkemeler Yasasının 37(3) maddesinde Yargıtaya Ceza Usul Yasası ve ilgili mevzuata bakılmak-sızın ek ve geniş yetkiler verildiği ve bu meselede müstenif avukatının müracaatı dığrultusunda Mahkemeye hitap etme fırsatının ona verilmesinin adil ve doğru oalcağı kararına varmıştır. Neticede sanığın yamış olduğu müracaat züerine daha önce mahkûmiyet -ve ceza aleyhine dinlenip karara kalan davada mahkûmiyet aleyhindeki istinaf geri çekilerek iptal edilmiş ve müstenif avukatının müracaatı doğrultusunda Mahkemeye hitap etmesine fırsat verilmiştir.
Müstenif avukatı özeltle; yargıtay/Ceza 11/92 D.1/92'de -serdedilen prnsiplere değinerek 37(3 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 188. maddesi altında ihdas edilen suçlar ile sanığın itham edildiği özellikle 1., 2. ve 3. davalardaki suçlarla Fasıl 154 Ceza Yasası altıdaki suçların aynı suçlar olduğunu, bu suçlar-a verilecek hapislik cezasının 10 yıl, halbuki Özel Yasa altındaki azami cezanın ise 2 yıl hapis cezası olduğuna değinmiştir. Ayrıca işlenen suçun bir gümrük evrakının sahtelenmesi suçu olduğuna ve esasta genel yasa altında değil de Özel Yasa altında getir-ilmiş olması gerektiğine değinmekle beraber bu hususta gerek İlk Mahkemede ve gerekse istinafta bu konuya daha önce değinilmediği, şimdi ise geç kalındığı cihetle, sadece ileri sürülen bu hususun hafifletici bir sebep olarak değerlendirilip nazarı itibare -alınmasını talep etmiştir.
Müstenif avukatı, ayrıca, sanığın ithamnameden görülebileceği gibi itham edildiği bu suçları direkt kendisi işlemediğini, başka birisini bu suçları işlemeye teşvik ettiği için suçlu buludnuğunu, genelde teşvik ile itham edilen- suçu işlemenin aynı anlama gelmiş olmasına rağmen geçmişteki içtihat kararlarına bakıldığında teşvik edenlere esas suçları işleyenlerden daha az cezalar verildiğinin görüldüğünü ileri sürerek; Stellios Michael Simmmadhiakos v. The Police 1961 C.L.R., p.64- ile Andreas Kleanthous Haji Georghiou v. The Police vol.22, 1957 C.L.R., p.71'deki davalara atıfta bulunulmuştur. Ayrıca müstenif avukatı, bizi bağlayıcı olmamakla beraber Michael Antoni petri v. The Police, 1968 C.L.R., part II, s.40'daki bir karar ile Y-iannis Stephanou v. The Police, 1972 C.L.R.., part II, p.114'deki karara atıfta bulunarak, daha önce atıfta bulunduğu ve özel Yasa olduğunu iddia ettiği 37/83 sayılı Gümrük Yasası altında verilmesi gerken azamı 2 yıl hapis cezası dikkate alınmasa dahi sanı-ğın yargılandığı Fasıl 154 madde 331 ve 333(a) atındaki suçlara genelde 1 yıl gibi hapis cezaları verildiğini de ileri sürmüştür. Müstenif avukatının sözünü ettiği son iki davanın Fasıl 154 Ceza Yasasının 331 ve 333(a) maddesi ile ilgili olduğunu, sanığın -bu maddelerden suçlu bulunduğunu ve sanık bu suçları bir kamu görevlisi olarak işlemiş olmasına rağmen 1 yıl hapis cezası verildiğini ve kararın İstinaf Mahkemesi tarafından da onaylandığını ileri sürmüştür. Bu kararlar bağlayıcı olmamakla beraber sanığın -bir kamu görevlisi olmadığı ve bir kamu görevlisi tarafından resmi bir evrağın sahtelenmesi durumunun basit bir vatandaş tarafından evrak sahteleme suçu iler aynı ağırlıkta olmadığını ve bu hususun da karar verilirken dikkate alınması gerektiğini ileri sür-müştür.
Son celseden önce ve daha önce ileri sürülenlere göz atıldığında müstenif avukatının azınlık kararına değinerek sanığın aleyhine toplam 177 benzer dava bulunmasına rağmen sadece istinaf konusu edilen davadan mahkûm edildiğini, halbuki aynı suçlar-dan yargılanan ve aleyhlerine bulunan 177 davanın nazarı itibare alınmasını talep eden ve neticede bu davalar nazarı itibare alındıktan sonra Hasan Melekli ile Erdinç Özbilgene ersas dava olan 3. davadan 4 sene hapis cezası veridliğini, toplam 177 davadaki- gümrükten usulsüz olarak çıkarılan emtia bedelinin 5.110.775.000TL olduğunu, Devletin vergi kaybının ise 1.175.774.735TL olduğunu, sanığın itham edilip suçlu bulunduğu davada ise gümrükten usulsüz oalrak çıkarılan emtia bedelinin 63.99.217TL Devletin verg-i kaybının ise 14.025.400TL olduğunu, sanığa İlk Mahkemece ceza takdir edilirken çoğunluk kararında sanık tüm davalardan suçlu bulunmuş gibi bir değerlendirme yapılarak sanık aleyhindeki suçların sistematik olarak işlendiği hususu ile devletin halen askıda- bulunan ve sanık aleyhinde nazarı itibare alınmasının yanlış olduğunu ileri sürmüştür.
Müstenif avukatı, azınlık kararı yapılması gereken bu ayırımı gayet iyi yaparak kendisini nazarı itibare alınmayan davaların olgularından soyutladığı gibi sadece sanı-ğın suçlu bulunduğu davanın olguları ile sınırlandırarak bir karara vardığını ve ceza prensiplerine göre azınlık kararının uygulandığı yönetimin doğru olduğunu, çoğunluk kararında uygulanan yöntemin ise ceza yargılama prensiplerine aykırı olduğunu ileri sü-rmüştür.
Müstenif avukatı, ayrıca sanığın suçlu bulunduğu davalardaki suçunun esas suçluları teşvik etme olduğu dikkate alındığında yukarıda değindiğimiz içtihat kararları ışığında azınlık kararının vediği karardan daha az hapis cezaları ile cezalandırıl-ması gerektiğine değinmiştir. Müstenif avukatı geçmiş celsede azınlık kararında sanığa;
1. davadan 20 ay;
2. davadan 20 ay;
3. davadan 30 ay;
4. davadan 20 ay;
hapis cezası verdiği;
4. dava 1. davanın alternatifi;
5. dava 2. davanın alternatifi;
7. da-va 6. davanın alternatifi
olduğu dikkate alındığında bunlardan ceza verilmeyip sadece mahkûmiyet kaydedildiğine işaret etmişti. Bugünkü celsede ise ileri sürdüğü hususlaar yanında 37/83 sayılı Gümrük Yasasının 188(a) maddesinde aynı suça azami 2 sene hapi-s cezası öngörüldüğü, işlenen suçun esasta gümrük evrakının sahtelenmesi olup, 37/83 sayılı Yasa altına girmesi gereken bir suç olduğunu ancak bu konunun gerek İlk Mahkemede ve gerekse istinafın geçmiş celsesinde konu edilmediği cihetle sadece sanığa ceza -takdir edilirken göz önünde bulundurulması gereken hafifletici bir sebep olarak ileri sürülmüş olduğunu betekrar vurgulamıştır.
Başsavcılık tarafından bulunan savcı ise istinafın geçen celsesinde söylediklerini tekrarladığını beyan ederek sanığın mahkûmi-yet aleyhindeki istinafını geri çektiği cihetle, Fasıl 154 Ceza Yassının ilgili maddeleri altında suçlu bulunduğunun sabit olduğunu ve sanığa verilecek cezanın artık bu Yasanın maddeleri altında aşikâr surette fahiş veya aşikâr surette az olup olmadığının -İlk Mahkemenin verdiği karar ışığında tezekkür edilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Ayrıca bugünkü celsede yapılan argümanların sanık 37/83 saylı Yasanın 188. maddesi altında yargılanıp suçlu bulunmadığı cihetle dikkate alınmaması gerektiğini ileri sürmüş-tür.
Müstenif avukatının ileri sürdüğü iddiaları, İlk Mahkemenin gerek azınlık ve gerkse çoğunluk kararında serdettiği görüşler ile sanığın lehine alınabilecek hafifletici sebepleri de dikkatlice inceledik. Uzun süre Mahkemelerimizi meşgul eden ve gümrük- yolsuzluğu diye bilinen bu davalardaki suçlar ve neticelerinin vahim olduğu açıktır. İşleniş şekilleri dikkate alındığında ise uzun bir süre içerisinde sistematik olarak işlenmiş, Devleti epeyi zarara sokmuş ciddi cezai eylemlerdir. Ancak sanığa İlk Mahke-mece takdir edilen cezanın aşikâr surette fahiş veya az olduğu tezekkür edilirken, sanığın aleyhine varolduğu iddia edilen ancak henüz muhakemesi görülmemiş 170 kusur davayı bu meselede ceza verirken dikkate alamayız. Ayrıca sanık sadece önümüzdeki tek dav-adan yargılanıp suçlu bulunduğu cihetle, gümrük yolsuzluğu diye bilinen bu cezai eylemlerin sistematik olarak işlendiğini ve suçları ağırlaştırdığını da bu meselede pek dikkate almamamız gerekir. Keza sanık aleyhinde varolduğu iddia edilen ve önümüzde olam-ıdğı için olgularını da bilmediğimiz tüm diğer 170 kusur davayı dikkate aşmamız doru olmadığına göre bu davalardaki Devletin zararını da önümüzdeki meselede sanığa ceza takdir edilirkern sanık aleyhine dikkate almamamız gerekir. Sanığa ceza takdir edilirk-en sadece sanığın suçlu bulunduğu önümüzdeki davanın olguları ile Devletin bu davadan görmüş olduğu zararın miktarının dikkate alınması söz lonusudur.
Serdettiğimiz bu görüşler ışığında İlk Mahkemenin azınlık ve çoğunluk kararına göz atıldığında her iki -kararda da ceza takdir edilirken kamu yararına ağırlık verilerek bir yargıya varıldığı görülmektedir. Sanığın aleyhindeki suçlarda kamu yararına önem verilerek bir yargıya varılmasının yanlış olduğu söylenemez. Ancak çoğunluk kararına bakıldığında Mahkeme -sanığın daha önce yargılanan ve hüküm giyen Osman H. Melekli ile Erdinç Özbilgen'ı bu suçlara teşvik ettiğini dikkate almış ancak suçun işleniş şekkli ile olguların ayrıntılarına ceza takdir edilirken girilmemiştir. Azınlık kararında ise daha açık bir şeki-lde konu etüt edilerek daha önce yargılanan Osman H. melekli ile Erdinç Özbilgen'e ceza takdir edilirken 170 adet dava nazarı itibare alındığını, bu suçların sistematik işlendiğini ve sahtelenmiş G.43'lerle çıkarılmış toplam eşya dğerinin 5.110.775.000TL o-lduğunu, Devletin vergi zararının ise 1.175.775.735TL olduğu göz önünde tutularak, bu sanıklara hapislik cezası takdir edildiği, halbuki sanığın suçlu bulunduğu bu davada G.43'lerle çıkarılan eşyanın toplam değerinin 63.999.217TL Devletin vergiden zarar et-tiği miktarın ise 14.025.400TL olduğu vurgulanarak azınlık kararını kaleme alan yargıç kendisini sanığın aleyhine getirilmesi muhtemel diğer davalardan soyutlayarak sadece kendisini, görülmekte olan davanın olgularıyla sınırlandırarak sanığa ceza verme yön-ünü seçmiştir ki kanaatimizce bu yukarıda değindiğimiz prensipler ışığında en doğru ve en adil yoldur. Bu hususları ve sabığın lehine olabilecek sair değinilen hafifletici sebepleri dikkate aldığımızda İlk Mahkeemnin azınlık kararının onaylanmasının adil e-v doğru olacağı görüşünde idik.
Ancak son celsede müstenif avukatı 37/83 sayılı Gümrük Yasasının 188. maddesi altında ihdas edilen sahteleme suçları ile Fasıl 154 Ceza Yasası altında sanığın itham edildiği suçların aynı suçlar olduğunun Yargıtay/Cezaa 11-/92 de karara bağlandığını ve sanığa ceza takdir edilirken Özel Yasa durumunda olan 37/83 sayılı Gümrük Yasasının 188. maddesi altında ihdas edilen suçun öngörülen 2 sene hapislik cezasının, nazarı itibare alınması gerektiği üzerinde durmuştur. Yargıtay/Ce-za 11/92 sayılı içtihat kararında 37/83 sayılı Gümrük Yasasının 188. maddesi altında ihdas edilen evrak sahteleme suçu ile Fasıl 154 Ceza Yasasının 331 ve 333. maddeleri altında ihdas edilem evrak sahteleme suçlarının aynı suçlar odluğu karara bağlanmış ve- sözü edilen Gümrük Yasasının bu maksatlar için özel bir yasa alup olmadığı ve sanığa uygulanıp uygulanmamasının gerekip gerekmediği bir karara bağlanmmamıştır. Bu hususun karara bağlanması davayı görmekte olan Ağır ceza Mahkemesine bırakılmış olup Yargıta-y olarak bu hususlarda herhangi bir karar verilmemiştir.
Önümüzdeki meselede ise bu husus Ağır ceza Mahkemesinde konu edilmediği gibi Yargıtayda da konu edilmemiş ve sanık mahkûmiyet aleyhindeki istinafını geri çekmekle itham edildiği Fasıl 154 Ceza yasa-sının ilgili maddeleri altında suçu sabit olmuştur. Bu durumda önümüzde sadece sanık tarafından ceza aleyhine dosyalanmış istinaf ile Başsavcılığın cezanın aşikâr surette az olduğuna ilişkin mukabil istinaf kalmaktadır. fasıl 155 Veza Usul Yasasının 144. m-addesi, Yargıtayın istinaf sebepleri ile bağlı olması gerektiği ilkesini serdederken, bu meselede ciddi aaletsizliğin olması söz konusu olduğu hallerde Yargıtayın bu kurala uymamakta serbest olduğu yine aynı maddede vurgulanmaktadır. Fasıl 155 madde 144 -aynen şöyledir:
"144. The Supreme Court shall hear and determine the appeal only on the grounds set out in the notice of appeal or the order granting leave to appeal;
Provided that the provisions of this section shall not apply where, on the hearing of- the appeal, the Supreme Court is of opinion that a substantial miscarriage of justice has occurred."
-Bu durumda bizim bu aşamada 37/83 sayılı Gümrük Yasasının özel bir yasa olup olmadığını ve sanığın Fasıl 154 Ceza Yasasının ilgili maddeleri altında değil de bu yasa altında yargılanıp cezaya çarptırılması hususunu tartışma konusu etmemiz söz konusu olmak-la birlikte, cezanın hafifletilmesi yönünde ileri sürlen olguların veya sebeplerin dikkate alınması da bir adalet gereğidir. Yasa koyucu 37/83 sayılı Gümrük Yasasının ilgili maddesinde ihdas edilen aynı suç için azami 2 yıl hapis cezası öngördüğünü, hakika-tte işlenen suçların gümrük evrakının sahtelenmesi ile ilgili olduğunu ceza takdir ederken dikkate almamız bu meselede adalet gereği olduğu gibi bu olgular ışığında adaletin tecellisi için uygun olduğu görüşündeyiz.
-
Müstenif avukatı, sanığın direkt olarak suçlu bulunduğu suçları işlemediğini, başkalarını bu suça teşvik etme suçundan suçlu bulunduğunu, teşvik suçu ile aymı suçu işleyenlere aynı cezalar verildiğinde değinerek yuakrıda değindiğimiz içtihat kararına atı-fta bulunmuştur. Yasa koyucunun teşvik edenle suçu direkt işleyen arasında bir ayırım yapmadığı ve teşvik edenin de aynı suçu işlemiş sayıldığını öngördüğü görülmektedir. Ancak bazı davalarda yapılan teşvikin nevi ve sanığın oynadığı rol dikkate alınarak e-sas suçu işleyenle teşvik eden arasında bir ayırım söz konusu olsa dahi bu meselenin olguları ışığında böyle bir ayırım yapmanın uygun olmadığı görüşündeyiz. Müstenif avukatının bizi bağlayıcı olmamakla beraber atıfta bulunduğu kararlara gelince; bu kararl-ardan görülebileceği gibi sanığın işlemiş olduğu Fasıl 154 Ceza Yasasının 331 ve 333. maddeleri altındaki suça geçmişte 1 yıl hapis cezası verildiği görülmektedir.
Ancak ceza davalarında her meselenin olguları farklı olduğundan sanıklara ceza takdir edil-irken yargılanmakta oldukları meselenin olguları dikkate alınarak bir ceza verilmektedir. geçmişte benzer suçlar için verilen cezaların miktarı ancak genel mahiyette dikkate alınmakta; esasta bu cezalar verilirken vazedilen prensiplerin kaale alınması ddoğ-ru olduğundan atıfta bulunulan bu kararları da bu görüş ışığında dikkate almış bulunuyoruz.
Bu durumda ceza aleyhine sanık tarafından yapılan istinafın kabul edilmesine ve İlk Mahkemece verilen cezaların aşağıdaki şekilde azaltılmasına karar verilir. Tab-iatıyle bu karara vardıktan sonra Savcılık tarafından yapılmış olan 14/91 sayılı mukabil istinafın da reddedilmesi gerekir.
Netice olarak sanığın;
1. davadan 20 ay;
2. davadan 20 ay;
3. davadan 2 sene;
6. davadan 1 ½ sene;
hapis cezasına çarptırıl-masına ve cezaların birlikte çekilmesine;
aleyhine bulunan 4. dava 1. davanın alternatifi;
5. dava 2. davanın akternatifi ve
7. dava 6. davanın alternatifi olduğu cihetle sanığa 4, 5 ve 7. davalardan bir ceza verilmeyerek sözü edilen bu davalardan mah-kûmiyet kaydedilmesine, hapis cezalarının İlk Mahkemece verilen mahkûmiyet tarihinden başlamasına -
Oybirliği ile, karar verilir.
(N. Ergin Salâhi) (Aziz Altay) (Özkan Tunçağ)
Yargıç - Yargıç Yargıç
29 Haziran 1992
-
-11-
-
Full & Egal Universal Law Academy