-Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza 15/78 ve 16/78
(Ceza No. 1744/78;Lefkoşa.)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Ahmet İzzet, Şakir Sıdkı İlkay ve N. Ergin Salâhi.
Yargıtay/Ceza 15/78
İstinaf eden: K.T.F.D. Başsavcısı.
- ile-
Aleyhine istinaf edilen:- Rüstem Türkkal, Alayköy C.13, Lefkoşa.
Arasında.
Yargıtay/Ceza 16/78
İstinaf eden: K.T.F.D. Başsavcısı.
- ile - ,
Aleyhine istinaf edilen: Turan Derin, Alayköy, Lefkoşa.
A r-asında.
.
İstinaf eden namına: Akın Sait.
Aleyhine İstinaf edilenler şahsen hazır.
Suçişlemek kastıyla iksmetgâha girme - Fasıl 154 Ceza Yasasının 291, 292(a) ve 20. maddelerine aykırı olarak ev açma - Suç işleme niyeti kastının olup olmadığı hususund-a çelişkili beyanlar.
Kasti hasar - Fasıl 154 Ceza Yasasının 324(1) ve 20. maddelerine aykırı kasti hasar.
Ceza Usuln - Sanıklar İlk Mahkemede suçlarını kabul ettikten sonra, Sanık avukatının sanıkların sirkat etmek niyetiyle değil de yerleşmek niyetiyle- dava konusu eve girdiklerini iddia etmesiOrtada iki çelişkili beyan bulunması ve İlk Mahkemenin hangi beyana göre hareket ettiğinin muğlak olması - İlk Mahkemenin Sanıkların suçlarını kabul etmediklerini farzederek şahadet dinleme yönüne gitmesi gereği.
-Ceza aleyhine istinsf - Başsavcılığın Sanığa verilen cezanın az ol- duğuna dair istinafı - Sanıkların suçu kabulü ile Sanık Avukatı- nın hitabesideki beyanın bağdaşmaması - Bu çelişkiye rağmen
mahkûmiyet aleyhine istinaf olmadığından Yargıtayca incelenip- bir karara varılmaması.
OLAY: Sanıklar, geceleyin Hamdi Özkan'a ait evi açmakla ve aynı evin mutfak kilidine kasti hasar vermekle itham edildiler. Sanıkların suçlarını kabul etmeleri üzerine İlk Mahkeme Sanıkları para cezası ve tazminata mahkûm etti.
Ba-şsavcılık Sanıklara verilen cezanın az olduğunu ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, İlk Mahkemede Sanıkların avukatının suç kabulü ile bağdaşmayan bir beyan yaparak Sanıkların eve yerleşme niyetiyle girdikleri iddiası üzerinde durdu. Bu d-urumda İlk Mahkemenin onu durdurması ve beyanda ısrar etmesi halinde suçun kabul edilmediği anlamının verileceğini söylemesi gerektiğini belirtti. Ancak mahkûmiyet aleyhine istinaf olmaması nedeniyle bu konuda bir karar vermeyen Yüksek Mahkeme Sanığa veril-en cezanın az olmadığı kanısına vardı ve istinafı reddetti.
HÜKÜM
Ahmet İzzet:
İstinaf eden Başsavcılık tarafından ve sanıklar tarafından ileri sürülen iddiaları esaslıca inceledik. Ağır Ceza Mahkemesinin verdiği hükme müdahale etmemeye karar verdik. -Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Şakir Sıdkı İlkay verecektir. Ben varılan netice ile hemfikir olmakla beraber sadece şunu belirtmek isterim: Sanıklar Ağır Ceza Mahkemesinde suçlarını kabul ettikten sonra, sanıkların avukatı, sanıkların sirkat etmek niyeti -ile değil de yerleşmek niyeti ile davada konu olan evi açıp girdiklerini iddia etti. Bu beyan sanıkların davayı kabul etmeleri ile bağdaşmayan bir beyandır. Ancak hitabesinin sonuna doğru sanıkların avukatı "İddia Makamının belirttiği gibi bir cürüm işleme-k yani eşya sirkat gerekçesi ile girdiğini kabul ederiz fakat bu tahakkuk etmemiştir" şeklinde bir beyanda bulunmuştur. İlk beyanını da geri çekmediğine göre ortada birbiri ile bağdaşmayan iki beyan vardı. Mahkeme hangi beyana göre hareket ettiğine dair bi-rşey söylemedi. Eğer sanıkların sirkat gayesi ile girdiklerini kabul etmiş olsalardı şüphesiz hapislik cezası vermeleri gerekirdi. Ancak hükümde, sanıkların "bu suça günün şartları nedeni ile itildiklerini" nazarı itibara aldıkları belirtilmiştir. Bu da sa-nıkların avukatının yaptığı ilk beyana, yani ev sıkıntısı nedeniyle suçu işlediklerine yapılan bir atıftır. Bu muğlaklık nedeni ile ve bu istinafta mahkûmiyet aleyhine bir istinaf olmadığından ve bugün sadece cezanın az olup olmadığı söz konusu olduğundan -Ağır Ceza Mahkemesinin hükmüne müdahale etmemenin daha adil olacağı kanısındayım.
Şakir Sıdkı İlkay: Aleyhine istinaf edilenler, Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda, Fasıl 154 Ceza Yasasının 291, 292(a) ve 20. maddelerine aykırı olarak, 1/11/1977 tarih-inde geceleyin, Alayköy'de Alayköylü Hamdi Özkan'ın evini açmakla ve 324(1) ve 20. maddelerine aykırı olarak da aynı evin mutfak kilidine 200TL. kasti hasar yapmakla itham edildiler ve suçlu olduklarını kabul etmeleri üzerine kabahatlı bulunarak mahkûm edi-ldiler. Ağır Ceza Mahkemesi, ev açma davaı üzerinden, aleyhine istinaf edilen sanıklardan her birine 4000Tı, ceza kesti, kasti hasar davası üzerinden ise kendilerine ceza kesmeyip sadece 200Tı. tazminat ödemelerini emretti.
Başsavcılık, Ağır Ceza Mahkemes-inin kestiği cezanın az olduğunu ileri sürerek istinaf etmiştir. Sanıklardan her birinin aleyhine birer istinaf -dosyalanmıştır. Her iki istinaf birleştirilerek dinlenmıştir.
Aleyhine istinaf edilen sanık Rüstem Türkkal 1975'ten beri Kıbrıs'a yerleşmiş ve- Alayköy'de ikamet etmektedir. Aleyhine istinaf edilen sanık Turan Derin de Kıbrıs'a Haziran 1977'de geldi ve Türkkal'ın evinde onun misafiri olarak ikamet etmeğe ve kendisine ayrı bir ev tahsis edilmesini beklemeğe başladı.
Sanık Türkkal, suç tarihi olan- 1/11/1977'den bir ay öncesine kadar Alayköyde imamlık yaptı. Onun imamlıktan vazgeçmesi üzerine bu vazifeyi Derin deruhte etti.
Sanık Türkkal, Polise yaptığı ifadede dava konusu eve oradan birşey almak için değil de evi işgal etmek gayesi ile girdiklerin-i söyledi. Sanık Derin'in Polise yaptığı ifade de aynı anlama alınabilecek bir niteliktedir. Esasen İddia Makamı da sanıkların mezkûr evden herhangi birşey çaldıklarını iddia etmiş değildir.
Aleyhine istinaf edilen sanıkların her ikisi de Bidayet Mahkemes-i huzurunda suçlu olduklarını kabul etmiş olmakla beraber avukatları Mahkemeye yaptığı hitabede sanık Derin'in İskân Dairesine ev tahsisi için müracaat ettiğini dairenin de kendisine boş bir ev bulduğu takdirde bunun kendisine tahsis edilebileceğini söyled-iğini, sanıkların dava konusu evin müştekiye tahsis edildiğini bilmediklerini ve eve oradan birşey çalmak için değil de tahsisini Derin için talep etmek üzere işgal gayesi ile girdiklerini ifade etti. Müdafaa avukatı bu gibi iddiâları ileri sürmüş ve sadec-e hitabesinin sonunda sanıkların itham olundukları şekilde "suçlu olduklarını kabul ettiklerine dair bir beyanda bulunmuş fakat daha önceki iddialarını geri çektiğini belirtmemiş ve son yaptığı beyan ile daha önce ileri sürdüğü iddiaları bağdaştırma yönüne- gitmemiştir.
Sanıkların avukatlarının Bidayet Mahkemesine yaptığı ve yukarıda özetlenen iddialar, kanımca, sanıkların ithamnamedeki 1. dava yani ev açma davasından suçlu olduklarına dair yaptıkları ikrar ile bağdaşmayan bir nitelik arzetmektedir. Bu duru-mda Bidayet Mahkemesinin buna müdafaanın dikkat nazarını çekmesi ve müdafaanın yapılan iddiaları geri çekmesi halinde ,bunu tutanaklara geçirmesi, müda
faanın yapılan iddialarda ısrar etmesi halinde ise sanıkların suçluolduklarını kabul etmediklerini add-ederek şahadet ' dinleme yoluna gitmesi erekirdi. Maalesef bu yol takip edilmemiş ve B,idayet Mahkemesi, Iddia Makamı ve Müdafaanın yaptığı iddialar muvacehesinde sanıkları cezalandırma yoluna gitmiştir. Bugün huzuriırrıuzda mahkûmiyet aleyhine bir istina-f olmadığı cihetle ben bu hususa sadece değinmekle yetinmekle beraber mevcut durum muvacehesinde Başsavcılığın ceza aleyhine yapmış olduğu istinafın taraflarca sunulan ve Bidayet Mahkemesince doğru olarak kabul edilen iddia ve olgulara göre kararlaştırılma-sırıın gerektiği hususuna işaret etmek isterim.
Bidayet Mahkemesi sanıklara verilecek cezayı takdir ederken hükmünde şöyle demiştir:
"Böyle olmakla beraber bu davadaki olgular ve hafifletici sebep olarak belirtilen hususlar dikkate alındığında bu davada k-esilecek cezanın sanığın ıslahını ve cemiyetine faydalı bir insan olarak iadesini temin etmek hususunda olan 3'üncü ilkeyi uygulamanın daha uygun olacağı kanaatine varmış bulunyoruz. Bu kanaata varırken de sanıkların her ikisinin din görevlisi oluşları her-hangi bir sabıkaları bulunmayışı her ikisinin de evli oluşları ve bu suça günün şartları nedeni ile itildiklerini ve her ikisinin de iyi karakterli temiz geçmişli kişiler oluşudur. Bu nedenle bu davadaki sanıklara son bir fırsat vermek bakımından her ikisi-ne de hapislik cezası dışında bir ceza vermeyi uygun gördük. , Bu cezaya da varırken de verilecek cezanın işlenen suçla orantılı olması gerektiği ilkesini dikkate alarak sanıkların aleyhlerindeki 1'inci davadan 4000TL para cezası ödemelerinin uygun olacağı- kanaatine vardık. Diğer dava '1'inci davanın bir bağlantısı olduğu cihetle bu davadan tekrar bir ceza kesmemeyi de uygun gördük. Yalnız bu dava ile ilgili olarak şikâyetçiye yapılan kasti hasarın tazmini hususunda bir emir verilmesinin uygun olacağı kanaa-tine vardık."
Meselenin kendine has olguları ve Bidayet Mahkemesinin hükmünden yukarıda yapılan iktibasta belirtilenler ışığında aleyhine istinaf edilen sanıklara kesilen cezanın az olmadığı ve binaenaleyh istinafın reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
N-. Ergin Salâhi: Sayın Yargıç Şakir Sıdkı İlkay'ın verdiği karar ve varılan netice ile hemfikirim. Ancak sanıkların itham olundukları suçları kabul ettikten sonra yaptıkları ve ikrarları ile çelişkili beyanlar hususunda vazedilen prensiplere değinmek isteri-m.
Ceza davalarında sanıklar suçlarını kabul ettikten sonra gerek kendileri ve gerekse avukatları ikrarları ile çelişkili beyanlarda bulunamazlar. Böyle çelişkili beyanlarda bulunmaları halinde Mahkemelerin derhal müdahale ederek bu beyanlarda ısrar edip e-tmemeleri hususunu vuzuha kavuşturması gerekir. Bu hususta takip edilmesi gereken usul hakkında Sayın Yargıç Şakir Sıdkı İlkay'ın söyledikleri ile de tamamen henfikirim. Ancak bazı hallerde bu gibi çelişkili beyanlar kesin olarak geri çekilmemekle beraber -bilâhare yapılan ve çelişkili beyanları ortadan kaldıran 2. bir beyanla da durumun vuzuha kavuşturulması veya bertaraf edilmesi mümkündür. Mahkemelerin müdahale ederek çelişkili beyanlar hususunda sanıkları ikaz edip konuyu açıklığa kavuşturmaları en ideal- çare olmakla beraber bazı hallerde bu yapılmadan da 2. bir beyanla ewelce yapılan çelişkili beyanların ortadan kaldırılması mümkündür. Ancak yine de bu gibi hallerde yargıçların kararlarında konuya eğilerek açıklık getirmeleri ve durumu muğlak bırakmamala-rı, çelişkili beyanları kaale alıp almadıklarının ve neden-lerinin belirlenmesi gerekir. .
Önümüzdeki meselede sanıklar kabul ettikleri suçların niyet unsuru ile bağdaşmayan beyanlarda bulunmuşlardır. Bilâhare avukatları konu eve çalmak. maksadı ile girdi-kleri hususunda beyanda bulunmuştur. Son yapılan beyan ilk yapılan beyan ile ileri sürülen iddiaları ortadan kaldırmış olabilir veya muhtemelen kaldırmamış olabilir. Önümüzdeki mesele bir ceza davası olduğu için çok şüpheli ve muğlak durumlara yer verilmem-esi, tefsire muhtaç durum varsa tefsirin sanık leyhine yapılması gerekir. Bu meselede zabıtlarda sarahat olmadığı gibi, kararda da çelişkili beyanlara hiç temas edilmemiştir.
. Bn nedenlere ve esas hükümde değinilen ve hemfikir olduğum gerekçelere binaen i-stinafın reddolunması görüşünü paylaşırım.
Ahmet İzzet:
Netice itibarı ile istinaf oybirliği ile reddolunur.
(Ahmet İzzet)(Şakir Sıdkı İlkay)(N. Ergin Salâhi)
Yargıç Yargıç Yargıç
3 Temmuz 1978
Full & Egal Universal Law Academy