-Yargıtay/Ceza 20/78
(Dava No. 3250/77;Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Ahmet İzzet, Şakir Sıdkı İlkay, N. Ergin Salâhi.
İstinaf eden: K.T.F. Devleti Başsavcısı.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen:Sevilây Hulûsi, Şehit Ali Çakır Sokak,- Yenişehir, Lefkoşa
A rasında.
İstinaf eden namına: Talât N. Enginsoy.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
Hırsızlık mal olduğuna dair makul olarak şüphe olunan mal tasarrufu - Fasıl 154 Ceza Yasasının 309. maddesine aykırı tasarruf309. madd-eye göre Sanığın tasarrufla ilgili izahat verme zorunluluğu - Verdiği izahatın ihtimaller dengesine göre doğru olma ihtimali bulunması halinde Sanığın beraati.
Tasarruf (possession) - Müşterek tasarrufun anlamı - Fasıl 154 Ceza Yasasının 4. maddesi.
Tas-arruf - Tasarruf şartları - a) Tasarruf etme rüyeti (animus) b) Bir dereceye kadar füli kontrol (factum).
İspat külfeti - İddia Makamının hırsızlık mal tasarrufu suçunda 3 hususu makul şüpheden ari olarak ispat etme yükümlülüğü. a) Dava konusu eşyanın San-ığın tasarrufunda bulunması, b) Sanığın tasarrufunda dava konusu eşyayı bulan veya gören şahsın eşyanın çalınmış olduğuna dair şüphe etmesi c) Böyle bir şüphenin makul olması - Eşyanın tasarrufunu meşru surette elde etmiş olduğuna dair Mahkemeyi tatmin etm-esi halinde Sanığın beraat etmesi.
İspat külfeti - Sanığa düşen ispat külfeti - Hırsızlık mal olduğundan makul olarak şüphe edilen mal tasarrufu suçunda Sanığın ispat külfetinin ihtimaller dengesine göre olması - Sanığın davada yerdiği izahatın doğru olma- ihtimalinin bulunması - Sanığın eşyayı meşru surette elde ettiğine dair Mahkemeyi tatmin etmesi halinde beraat etmesi.
Beraat kararı aleyhine istinaf - Başsavcılığın beraat kararı aleyhine istinaf
OLAY: Bir olayı tahkik etmek için Sanığın evine giden- polis banyo üzerindeki sendede yedi adet araba camı gördü ve bunlarla ilgili bilgi aldıktan sonra Sanığa hırsızlık mal tasarrufu davası okudu. Sanık Yasanın 309. maddesi tahtında itham edildi. İlk Mahkeme
Ceza Yasasının 309. maddesine göre çalıntı mallarl-a ilgili Sanığın verdiği izahatın doğru olabileceğini kabul ederek Sanığı beraat etti rdi.
Başsavcılık, İlk Mahkemenin beraat kararının hatalı olduğunu iddia ederek istinaf etti.
SONUÇ: Çoğunluk kararı, çalıntı olduğu iddia edilen dava konusu yetli parça -araba camının Sanığın tasarrufunda olup olmadığını inceledi ve İddia Makamının dava konusu camların Sanığın tasarrufunda olduğu hususunu ispat edemediği kanaatine vardı.
Çoğunluk kararı, bir eşyanın Sanığın tasarrufunda olması için eşyaların Sanığın elinde- veya değebileceği bir yerde olmasının gerekmediğini belirtti. Tasarruf için bir kişinin eşya üzerinde kontrol ve nüfuzu olması ve tasarruf niyetinin var olması gerektiği görüşünü vurgulayan çoğunluk kararı, bu olayda Sanığın camlardan habersiz olduğu kanı-sına vardı ve tasarruf unsuru kanıtlanmadığı için Sanığı beraat ettirdi.
Azınlık kararı, Sanığın camları meşru bir şekilde tasarrufuna geçirmediği üzerinde durdu ve mahkûm edilmesi gerektiği görüşünü savundu.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- Ceza -İstinaf 2/73 ve 14/73.
2- Police v. Haralambous and Yanni 14 C.L.R.109. 3- Kamilaris v. The Police 18 C.L.R. 78. 4- R. v. Coventish 2 All E.R. 1961.
HÜKÜM
Ahmet İZZET:
Sanık Fasıl 154 Ceza Yasasının 309. maddesine aykırı olarak 5 Temmuz 1977 tarihinde-, Lefkoşa'da, hırsızlık mal olduğuna makul olarak Şüphe olunan 1923TL. kıymetinde 7 araba camı, bir cam nikeli ve 3 kazma kilidini tasarrufunda bulundurmakla itham olundu. (Duruşmada cam nikeli ve kazma kilitler konu edilmedi).
5 Temmuz 1977 tarihinde P.E-.135 Fuat Çakıcı, P.Ç.791 Vedat Karakurt ve P.E.1282 sanığın evinde hint keneviri (kannavuri) olduğuna dair alınan bilgi üzerine sanığın evini araştırrnaya gittiler. Evin içınde banyo üstündeki sendede bazı araba camları gördüler. Bu camların hırsızlık old-uğuna şüphe ettiler. Camları sendeden yere indirdikten sonra P.E.135 Fuat Çakıcı sanığa camları nerede bulduğunu sordu.
Sanık şöyle cevap verdi. "1974 harekâtında dostum olan İsmet'e aittir". Camlar 7 parçadan ibaretti. Aynı yerde 3 kapı kilidi ve kannav-uri bulundu. Bu eşyaların hepsi de toz toprak içinde idi ve uzun zamandan beri ellenmemiş oldukları meydanda idi. Camlardan birinin üzerinde kırmızı yazı ile "İsmet" yazılı idi. Kanuni ihtardan sonra sanık "İsmet o zamandan getirdi buraya, duruyor" dedi.
-İddia Makamı tarafından verilen şahadete göre sanığın evi yardımcı bir evdir. Gerek yatak odası, gerekse mutfak küçüktür. Polis Çavuşu Vedat Karakurt'a göre camların sendeye konması makuldü, gizlemek maksadı ile konmamış olabilirdi. Ancak sendeye aşağıdan -bakıldığı zaman içinde ne olduğu görülemezdi.
Sanığın bahsettiği dostu İsmet Mustafa, İddia Makamı namına şahadet verdi. Şahadetinde 1973-1975 yıllarında sanıkla birlikte yaşadığını ve daha sonra kavga edip ayrıldıklarını, 1974-75 yıllarında birçok araba -alıp sattığını, sendede bulunan camların kendisine ait olmadığını, bunlar hakkında hiçbir bilgisi olmadığını, sanığın -bir bar kadını olduğunu, kendi başına çalışıp yaşadığını, ganimet toplayan bir kadın olmadığını söyledi.
Sanık savunmasında camları İsme-t'in getirdiğini, bu camları alıp sattığı araba-lara takmak için getirdiğini, kendisinin bunlara dokunmadığını, İsmet'in bunları sendeye koyduunu, camların bir tanesinin üzerine kendisinin "İsmet" yazmadığını, Ismete camları nerede bulduğunu sorduğu zaman-, İsmetin "ganimet pazarından" aldığını söylediğini, Barış Harekâtından sonra Ismet ile kavga ettiklerini, İsmetten olduğunu iddia ettiği bir çocuk hakkında davalaştıklarını, davanın açılmasından sonra İsmetin evi terkettiğini ve bir daha dönmediğini, Poli-sin camları bulduğu tarihten 1 1/2 sene önce İsmetin evi terkettiğini, İsmetle evlenmek istediğini, camları düşünmediğini, hatta İsmet ayrıldıktan sonra camların sendede olduğunun hatırına gelmediğini, İsmetin eşyalarının büyük kısmını ayrılırken aldığını -fakat bir kısmını almadığını, ganimet kelimesinden satın alınan eşyayı da kastettiğini, ambardan alınan eşyalara da genimet dendiğini, başka bir deyimle, Rumlardan kalan eşyalara ganimet dendiğini söyledi.
Alt Mahkeme, Polislerin evde camları buldukları z-aman bunların hırsızlık olduğunu şüphe etmelerinin makul olacağı görüşünü belirttikten sonra, sanığın camlar ile ilgili iddiasının şahadet ışığında doğru olabileceğini, bu camların gerçekten İsmet tarafından getirilmiş olabileceğini ve İsmet ayrılırken bu -camları almak fırsatı bulamadığını belirtti ve camların üzerindeki "İsmet" sözcüğünün ancak İsmet tarafından yazılmış olabileceği ve bunun da sanığın şahadetini desteklediği bulgusuna vardı. Alt Mahkeme Yargıcı şöyle dedi:"Bu genel görüşümün yanısıra bu da-vada teknik hukuk yönünden de bir hata olduğu görüşündeyim. Sanığın beraat etmesi için eşyaları tasarrufuna kanuni bir şekilde geçirdiğini ispat etmesi gerekir. Sanık bu eşyaları İsmet'ten tasarrufuna geçirmiştir, ve bunda bir kanunsuzluk yoktur. Kanunsuzl-uk iddiası İsmet'in eşyaları tasarrufuna geçirmesindedir. Sanığın eğer bir kusuru varsa İsmetin eşyaları tasarrufuna geçirmesinde bir kanunsuzluk var mı yok mu bunu araştırmamak ve eğer kanunsuzluk varsa polise ihbar etmemektir. Halbuki sanığın itham olduğ-u davada beraat etmesi için eşyayı kendi tasarrufuna geçirmesinde kanuna aykırılık olmaması yeterlidir."
Netice olarak sanığın izahatının doğru olabileceğini kabul eden Alt Mahkeme Yargıcı sanığı beraat ettirdi. Bu karardan Savcılık istinaf ederek beraat -kararının hukuken hatalı olduğunu iddia etti.
Fasıl 154 Ceza Kanununun 309. maddesi aynen şöyledir:"Any person who has in his possession any chattel, money, valuable security or other property whatsoever, which is reasonable suspected of being stolen prop-erty, is, unless he establishes to the satisfaction of a Court that he acquired the possession of it lawfully, guilty of a misdemeanour and is liable to imprisonment for six months."
Bu madde altında sanığın mahkûm edilebilmesi için İddia Makamının üç uns-uru ispatlaması gerekir:
1. Dava konusu eşyanın sanığın tasarrufunda bulunduğu,
2.Sanığın tasarrufundaki eşyayı bulan veya gören şahsın bu eş; yanın çalınmış olduğuna dair şüphe etmesi,
3. Böyle bir şüphenin makul olması.
(Bak. Ceza Istinaf 2/73 ve Ce-za İstinaf 14/74).
Eğer bu üç unsuru İddia Makamı ispat ederse, o zaman sanığın eşyanın tasarrufuna yasal bir yoldan girdiğine dair Mahkemeyi tatmin etmesi gerekir. Sanığa düşen bu külfet, İddia Makamına düşen isbat külfetinden daha hafiftir. İddia Makamı- davasını şüpheden ari bir şekilde isbatlaması gerekir. Halbuki sanığa yasa tarafından yükletilen isbat külfeti ihtimaller dengesine (balance of probabilities) dayanır.
Dava tutanaklarından görüldüğüne göre, Alt Mahkeme Yargıcı yukarıda sözü edilen üç un-surun İddia Makamı tarafından isbat edildiği kanısına vardı ve daha sonra sanığın izahatını incelemek yönüne gitti. İstinaf eden savcı da bütün iddialarını sanığın verdiği izahat üzerinde topladı. Alt Mahkeme Yargıcının vardığı netice doğru olmakla beraber-, kanımca, İddia Makamı, l. unsuru, yani dava konusu eşyaların sanığın tasarrufunda bulunduğunu isbat edememiştir.
"Tasarruf" sözcüğünün tam tanımı yapılmazsa da ması için (a) tasarruf etme niyeti ("animus") ve (b) kadar füli kontrol ("factum") olması gere-kir. Meselâ, giderken yerde kıymetli bir eşya veya para görürlerse,"tasarruf" olbir dereceye iki kişi yolda her ikisinin de
tasarruf etme niyeti vardır. Ancak birinden biri eşyayı veya parayı yerden alana kadar hiçbirinin tasarrufu yoktur.
Bir eşyanın san-ığın tasarrufunda olması için eşyaların sanığın elinde veya değebileceği bir yerde olması gerekmez. Eğer eşyalar başka bir şahsın füli tasarrufunda ise, sanığın bu şahıs üzerinde nüfuzu veya kontrolü varsa ve istediği an eşyaları geri alabilirse, eşyalar s-anığın tasarrufunda sayılır. Yine bir misal verecek olursak, eğer bir hırsız bir saatı Lefkoşa'da çalarsa ve bunu Girne'deki bir arkadaşına gönderirse, saat yine hırsızın tasarrufunda sayılır. Buna
"constructive possession" denir, (yasal yolla tasarruf).
T-asarruf tek bir kişide olabileceği gibi, iki veya daha fazla kişide müşterek de olabilir. Ancak müşterek tasarrufda her şahsın tasarruf niyeti ve tasarruf üzerinde füli kontrolü olması gerekir. Meselâ, bir evde bulunan eşyalar normal olarak karının değil d-e kocanın tasarrufunda sayıldığından evde bulunan çalınmış eşya kocanın tasarrufunda sayılır, meğer ki karı bilerek tasarrufa iştirak etsin.
Fasıl 154 Ceza Yasasın 4. maddesindeki "possession"' sözcüğünün tanımı bu görüşleri izah eder mahiyettedir. l. kısı-m "constructive possession"ı 2. kısım ise müşterek tasarrufu tanımlar:"'possession'(a) 'be' or 'have in his possession' includes not only having in one's own personal possession, but also knowingly having in the actual possession or custody of any other pe-rson, or having anything in any place (whether belonging to, or occupied by oneself or not) for the use or benefit of oneself or of any other person;
(b) ifthere are two or more persons and any one or more of them with the knowledge and consent of the re-st has or have anything in his ar their custody or possession, it shall be deemed and taken to be in the custody and possession of each and all of them "
-Şahadete göre camları eve İsmet arabasında getirdi, sanığa sormadan sendeye yerleştirdi. Bunu yaparken sanık İsmete herhangi bir yardımda bulunmadı. İsmet camların bir tanesinin üzerine kırrrıızı yazı ile ismini yazdı. Sanıkla kavga ettikten sonra İsmet ev-den ayrıldı. Eşyalarının büyük bir kısmını almakla beraber elbiselerinin bazılarını ve dava konusu camları almadı. Camlar İsmet gittikten sonra bir buçuk sene toz toprak içinde sendede kaldı. Sanık kendisi ile İsmetin evleneceğini ümit ettiği için camları -düşünecek bir vaziyette olmadığır.ı ve camları da hiç aklına getirmediğini söyledi. İstintaktasorulan bir sıaale karşı sanık şu cevabı verdi "İsmet kaçtıktan sonra bu camIarın ora.da olduğu aklımın köşesinden geçmedi."
İstinafın duruşması esnasında S-avcılık, sanığın Polislerin eve gittiği gün ve daha sonra Polise ifade verdiği zaman, camların "ganimet" olduğunu söylediğini, daha sonra ise Mahkemede eşyaların
"ganimet pazarından" alındığını söylediğini iddia etmiş ve bunlardan sanığın izahatının tatmin-kâr olamayacağını iddia etmiştir.
1974 Barış Harekâtından sonra "ganimet" sözcüğünün halk arasında gerek hırsızlık eşya manasında, gerekse maliye ambarlarında satılan eşya için kullanıldığı bir gerçektir. Ben, sanığın izahatını ayrıntılı olarak incelemek -gereğini duymuyorum, çünkü başlangıçta camları sanığın da müşterek tasarruf ettiği varsayılsa bile, müşterek tasarruf İsmetin evi terkettiği zaman sona ermiştir. Sanıkla İsmet'in karı koca hayatı yaşadıkları, dava konusu camların bu devrede sendeye konduğu-, İsmetin evden ayrılmasından sonra camların sendede olduğunu sanığın tahmin bile etmemesi ve İsmetin evi terketmesinden sonra herhangi bir zaman camları alabileceği veya aratabileceği gözönünde tutulduğunda, camlar sanığın tasarrufunda değil İsmetin tasar-rufunda idi. Unutulmamalıdır ki önemli olan tarih, camların İsmet tarafından eve taşındığı tarih değil de, Polislerin sanığın evini aradıkları tarih, yani 5 Temmuz 1977 tarihidir. İsmetin evden ayrıldığı tarihten sonra sanığın İsmete ait olan ve kendisinin- hiçbir alâkası olmadığı ve sendede olduğunu bile bilmediği camları tasarruf ettiğini söylemek, kanımca yukarıda belirtilen prensipleri aşırı derecede zorlamak olur.
Bu nedenler ile suç unsurlarından birisi isbat edilmediğinden sanık mahkûm edilemezdi, ha-tta savunmasını yapmağa bile çağırılam azdı.
İstinafın reddolunması gerektiği görüşündeyim.
Şakir Sıdkı İlkay: Aleyhine istinaf edilen, Lefkoşa Kaza Mahkemesi huzurunda, Fasıl 154 Ceza Yasasının 309. maddesine aykırı olarak, 5/7/1977 tarihinde, hırsızlık- olduğu makul surette şüphe edilen 1923 TL'lık yedi adet araba camı, bir adet cam nikeli ve üç adet komple kazma kilidi tasarrufunda bulundurmakla itham edildi. Bidayet Mahkemesi aleyhine istinaf edilen sanığı kabahatlı bulmayarak beraat ettirdi. Başsavcıl-ık işbu beraat kararından istinaf etmiştir.
Ceza Yasasının 309. maddesi şöyledir:
"309. Any person who has in his possession any chattel, money, valuable security or other property whatsoever, which is reasonable suspected of being stolen property, is, u-nless he establishes to the satisfaction of a Court that he acquired the possession of it lawfully, guilty of a misdemeanour and is liable to imprisonment for six months."
Görüleceği gibi bir şahıs tasarrufunda hırsızlık olduğu makul surette şüphe edilen -bir eşya bulundurduğu takdirde 309. madde al-
tındaki suçtan kabahatlı sayılır meğer ki söz konusu eşyanın tasarrufunu meşru şekilde elde etmiş olduğuna dair Mahkemeyi tatmin etmiş olsun.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi sanığın sözü edilen eşy-anın tasarrufunu meşru surette elde ettiğine dair Mahkemeyi tatmin etmesi lûzumunun zuhuru için İddia Makamının ilk nazarda bir suçun mevcut olduğunu göstermiş olması yani suçu oluşturan unsurlar hakkında gerekli şahadeti Mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Bu- durumda sanığın, eşyanın tasarrufunu meşru surette elde etmiş olduğuna dair Mahkemeyi tatmin etmesi halinde beraat etmesi aksi takdirde kabahatlı bulunup mahkûm edilmesi gerekir. Tabüdir ki sanığın Mahkemeyi şüpheden ari olarak tatmin etmesi gerekli değil-dir; sözü edilen eşyanın tasarrufunu meşru surette elde etmiş olabileceğine dair Mahkemeyi tatmin etmesi yeterlidir.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi tezekkür edilmesi gereken ilk husus İddia Makamının ibraz ettiği şahadetin itham konusu suçun il-k nazarda mevcut olduğunu gösterip göstermediğidir.
309. madde (ki bu madde eskiden Ceza Yasasında ilkin 297 sonra da 303. madde olarak yer almakta idi) altında bir suçun mevcudiyetini gösterebilmesi için İddia Makamının aşağıdaki üç hususu ispatlaması ge-rekir:
(i) Sanığın itham konusu eşyayı tasarrufunda bulundurduğu;
(ii) Sanıktan başka birinin bu eşyanın, eşyanın sanığın tasarrufunda olduğu bir sırada, hırsızlık olduğundan şüphe ettiği; ve
(iii) Bu şüphenin gerekçelerinin makul olduğu.-Gör: Police v.- Haralambous and Yanni 14 C.L.R. 109 ve Kamıl'aris v. The Polıce, 18 C.L.R.78.
İstinaf konusu meseledeki olgular kısaca şöyledir: Başka bir mesele ile ilgili bir şüphe üzerine P.E.135 Çakıcı, P.Ç.791 Karakurt ve diğer bir Polis mensubu ile birlikte sanığı-n Lefkoşa'da Yenişehir'deki evine gittiler. Orada açık bir sendeyi araştıran Polis Eri Çakıcı sende üzerinde toz toprak içinde ve birinin üzerinde "İsmet" yazılı yedi araba camı, bir cam nikeli ve üç komple kapı kilidi gördü ve camların hırsızlık olduğunu -şüphe etti ve bunları alıp bir bir aşağıya Çavuşa uzattı. Sanık camların Barış Harekâtı sırasında dostu bulunan İsmet'e ait olduğunu ve eve onun getirdiğini ve o zamandan orada durduğunu söyledi. Sanık Polise yaptığı yazılı ifadede de aynı şeyleri tekrarla-dı ve ilâveten İsmetin o zaman kendisine camların ganimet olduğunu söylediğini ifade etti. Resmen itham edildiğinde de "evde bulunduğunu kabul ederim fakat 1974 Harekâtı esnasında İsmet getirdi ganimet olarak" dedi. Sanık Mahkemede verdiği şahadetinde ise -İsmetin kendisine camları ganimet pazarından almış olduğunu söylediğini ifade etti.
Polis Eri Çakıcı şahadetinde sanığın arabası olmadığı ve camların fazla olduğu ve sende üzerinde saklı tutulduğu için hırsızlık olduğundan şüphelendiğini söyledi.
Görüle-ceği gibi camlar sanığın tasarrufunda bulundu. Polis Eri Çakıcı bunların hırsızlık olduğundan şüphelendi ve bu şüphenin üzerine dayandığı gerekçeler makuldur. Esasen Bidayet Mahkemesi de bu mealde bulgu yapmıştır. Bidayet Mahkemesi hükmünde şöyle demiştir:-
"Kanaatimce böyle bir durumda makûl bir insan bu eşyaların hırsızlık olduğundan şüphe eder ve bu nedenle sanığın aleyhine bir davanın mevcut olduğu görüşündeyim."
Bidayet Mahkemesi sanığın beraat ettirilmesinin nedenlerini hükmünde şu şekilde izah etmi,-stir:
"Bir şahıs ganimet yani hırsızlık olan bir miktar eşyayı birlikte yaşadığı bir kadının evine getirir, eşyalar uzun süre evde kalır. Eşyaları çalan getiren ve tasarruf eden aleyhine herhangi bir itham yapılmaz fakat kadın aleyhine hırsızlık bır malı -tasarrufunda bulundurduğu için itham yapılır. Bu olayda kadının rolü adamın rolüyle kıyaslanamayacak kadar azdır. ... ... ..... .. -- ----
- - - -- Bu genel görüşümün yanısıra bu davada teknik hukuk
yönünden de bir hata olduğu görüşündeyim. Sanığın beraat- etmesi için eşyaları tasarrufuna kanuni bir şekilde geçirdiğini ispat etmesi gerekir. Sanık bu eşyaları İsmet'ten tasarrufuna geçirmiştir, ve bunda bir kanunsuzluk yoktur. Kanunsuzluk iddiası İsmet'in eşyaları tasarrufuna geçirmesindedir. Sanığın eğer bir- kusuru varsa İsmet'in eşyaları tasarrufuna geçirmesinde bir kanunsuzluk var mı yok mu bunu araştırmamak ve eğer kanunsuzluk varsa polise ihbar etmemektir. Halbuki sanığın itham olduğu davada beraat etmesi için eşyayı kendi tasarrufuna geçirmesinde kanuna -aykırılık olmaması yeterlidir.
Sanık - İsmet'e ait olduğunu bildiği eşyaları İsmet'in tasarruf etmesine göz yummuş. İsmet evden ayrıldıktan sonra ise eşyaları tasarruf etmeye devam etmiştir. . ... .... ... .. --- --- ---- --- --- -Ancak İsmet yargılanam-az diye onun yerine sanığı mahkum etmek doğru değildir. İsmet'in yararlandığı nedenlerden sanık ondan fazla yararlanmalıdır.
Bu nedenlerle sanığı itham olduğu davadan beraat ettiririm."
Görüleceği gibi Bidayet Mahkemesi İsmet'i esas hatalı şahıs olarak gö-rmüş ve onun yargılanmamasını veya yargılanamamasını
sanığın beraat etmesi için bir neden saymıştır. Halbuki İsmet'in yargılanmaması veya yargılanamaması sanığın, kabahatlı olduğu takdirde, beraati için bir neden olamaz ancak tahfif edici bir sebeb olabil-ir. İsmet'in ise kusurlu olması sarıığın masum olduğunu göstermez. Ceza Yasasının tefsir maddesi olan 4. maddesinde tasarruf ile ilgili olarak şöyle denmektedir:-
"possession"(a).
(b) if there are two or more persons and any one or more of them with the -knowledge and consent of the rest has or have anything in his or their custody or possession, it shall be deemed and taken to be in the custody and possession of each and all of them."
Yukarıdaki iktibastan görüleceğine göre, bu meselede olduğu gibi, iki- şahıs var ve bunlardan biri, diğerinin bilgi ve rızası ile, tasarrufunda bir eşya bulunduriırsa bu eşya hem ikisinin hem de ayrı ayrı her birinin tasarrufunda sayılır. Kaldı ki İsmet sanığı terkedip evden ayrıldıktan sonra eşyaları sadece sanık tasarruf e-tmeye devam etti ve tasarrufun sanıkta bulunduğu bir sırada Polis Eri Çakıcı'nın eşyaların hırsızlık olduğu hususunda şüphesi zuhur etti.
Bidayet Mahkemesinin sanığı beraat ettirmesinin ikinci nedeni onun itham konusu eşyaları tasarrufuna meşru olarak geç-irmiş olduğu kanaatına varmasıdır. Bidayet Mahkemesine göre, hükmünden anlaşıldığı kadarı ile, eşyalar sanığın tasarrufuna beraber yaşamış olduğu İsmet'teıi geçtiğine göre bunda bir kanunsuzluk yoktur, olamaz ve binaenaleyh sanığın tasarrufu meşrudur. Kanı-mca bu görüş hatalıdır. Eşyaların tasarrufunun sanığa gayri meşru surette beraber yaşadığı adamdan geçmesi bu tasarrufun meşru surette elde edildiğini göstermez. Sanık kendi ifadesinde ve resmi ithama verdiği cevapta bu eşyaları İsmet'in eve ganimet olarak- getirdiğini söyledi. Gerçi şahadetinde bunu değiştirerek İsmet'in bunları ganimet pazarından aldığını söylemiş ise de Bidayet Mahkemesi kendine bu hususta inanmamış olmalıdır ki yukarıda iktibas edilen hükmünde eşyaları hırsızlık olarak telâkki etmiştir. -Bu durumda sanığın eşyaların tasarrufunu meşru olarak elde ettiği söylenemez.
Sırası gelmişken söylemek yerinde olur ki hırsızlık olduğuna şüphe edildiği hususundaki şahadet sadece camlar ile ilgilidir. Gerek İddia Makamının esas şahidi Polis Eri Çakıcı g-erekse Çavuş Karakurt camların hırsızlık olduğunu ' şüphe ettiklerini söylediler fakat nikel ve kilitlerin hırsızlık olduğundan şüphelendiklerini söylemediler. Binaenaleyh sanığın ancak araba camları ile ilgilî olarak suçlu bulunması gerekirdi. -
Son ola-rak bir hususa daha değinmekte fayda görüyorum. Bidayet Mahkemesi eşyaların müsaderesini emretmiştir. Bidayet Mahkemesi, sanığın eşyaları tasarrufuna meşru olarak geçirdiği kanaatına vardığı ve sanığı beraat ettirdiği cihetle böyle bir emri, kanımca, verem-ezdi ve vermemeli idi.
Sonuç olarak istinafın kabul olunarak sanığın hırsızlık olduğu makul olarak şüphe edilen 7 parça araba camını tasarrufunda bulundurmaktan kabahatlı bulunarak mahkûm edilmesi gerektiği görüşündeyi m.
N. Ergin Salâhi: Bu istinafta üz-erinde durulması gereken başlıca iki husus mevcuttur. Birincisi dava konusu camların sanığın tasarrufunda bulunup bulunmadığı; ikincisi ise "ganimet" sözcüğüne verilebilecek anlam dı r.
Bir davada tasarruf hususunda karara varırken davanın olgularını dikk-atlice değerlendirip o dava olguları çerçevesinde bir karara varılması gerekir. Bir eşyanın tasarrufu direkt ve tek başına bir şahsın elinde bulunabileceği gibi dolaylı olarak veya müştereken de 2 veya daha fazla şahısların elinde de bulunabilir.
Bu mesel-ede sabit olan olgulara göz attığımızda camların polis tarafından bulunduğu 5.7.1977'den önce sanık Yenişehir'de kendisine tahsisli evde ileride evlenmeğe niyetli bulunduğu İsmet isimli bir şahısla ikâmet etmekte idi. 5.7.1977'den önce sanığın beraberce ik-âmet ettikleri eve camları getirmiş ve bilâhare sanığın kendi deyimine göre ganimet pazarından aldığını söyleyerek bu camları evin bir bölümü olan sendenin üst kısmına yerleştirmişti. Aradan bir süre geçtikten sonra sanıkla İsmet kavga etmişler ve İsmet sa-nığın evinde bulunan birçok eşyaları da alarak evden ayrılmıştır. Daha sonra 5.7.1977 tarihinde emniyet mensupları başka bir maksat için sanığın evinde araştırma yaparken sendenin üzerinde tozlanmış vaziyette ve üzerinde Ismet diye yazılı olan bu camları b-ulmuş ve sanığa sorulduğunda sanık bu camların nasıl getirildiğini izah ederek İsmet ayrıldıktan sonra bu camların orada olup olmadığından bihaber olduğunu, İsmet' in kendisi ile evlenmekten vazgeçtiği için üzüntülü olduğunu ve bunlarla hiç ilgilenmediği ş-ekilde polise izah vermiştir.
Bu meseledeki olguları değerlendirdiğimizde aşikâr olarak görülebileceği gibi sanığın dava konusu camlar üzerindeki tasarrufu İsmet'le ancak müşterek ve constructive (dolaylı) bir tasarruf olabilir.
R. v. Cavendish 2 All E.R-. 1961'deki içtihadi kararın tasarrufla ilgili bölümünde Lord Parker şöyle demektedir:
" ............ .......................... .. ıt is quite clear, without referring to authority, that for a man to be found to have possession, actual or constructive,- of goods, something more must be proved than that, the goods have been found on his
premises. It must be shown either, if he was absent, that on his return he has become aware of them and exercised some control over them or-and this was the case sought -to be made here-that the goods had come, albeit in his absence, at his invitation or by arrangement."
Görülebileceği gibi bir e-şyanın sanığın tasarrufunda olması için eşyaların sanığın elinde veya değebileceği bir yerde olması gerekmez. Eğer eşyalar başka bir şahsın füli tasarrufunda ise ve sanığın bu şahıs üzerinde veya eşyaların bulunduğu bina üzerinde kontrolu varsa ve eşyalar -bilgisi dahilinde o binaya getirilmişse esas tasarrufunda bulunan şahıs ile birlikte o şahsın da eşyalar üzerinde tasarrufu olması gerekir. Olgulara baktığımızda sarih olarak görülebileceği gibi dava konusu camların bulunduğu ev sanığın üzerine tahsisli ol-up sanık bu evde İsmet ile birlikte ikâmet etmekte idi. Eşyalar getirilirken de verdiği izahattan görülebileceği gibi bilgisi dahilinde getirilerek evin belirli bir yerine yerleştirilmiştir. Bu nedenlerle camların getirilip yerleştirildiği gün bu camların -tasarrufu müştereken sanık ve İsmet'e geçmiş olması gerekir. Durum böyle olmakla beraber beni asıl düşündüren konu sanığın camlar üzerindeki müşterek ve constructive tasrrufun esas alınması gereken 5.7.1977 tarihine kadar devam edip etmediğidir. Sabit ola-n olgulara göre 5 Temmuz'dan çok önce eşyaları fülen tasarrufunda bulunduran İsmet birçok eşyaları alarak bu evden ayrılmış ve sanığın verdiği izahata göre bu camlar halen sendede bulunduğundan bihaberdi ve sendede olup olmadıklarını bilmiyordu. İsmet'in a-yrılmasının üzüntüsü ile bunlarla hiç ilgilenmemiştir. Bu izahatın aksine herhangi bir şahadet de mevcut değildir.
Görülebileceği gibi sanığın camlar üzerindeki tasarrufu evin kendisine ait olması ve orada ikâmet etmesi ve bilgisi dahilinde oraya konması -nedeni ile doğmaktadır. Ancak esasta kendine ait olmayan ve oradan alınıp alınmadığı veya orada olup olmadığı hususunda bihaber olan sanığın dava konusu camlar üzerindeki tasarrufunun devam ettiği söylenemez. Evin kontrolunun sanıkta olmasına rağmen eşyala-r üzerinde sanığın bir kontrolu olabilmesi için dava konusu camların mevcudiyetinin sanık tarafından halen bilinmesi gerekirdi. Bu olmadığına göre de sanığın bu eşyalar üzerindeki müşterek tasarrufu İsmet ayrıldıktan sonra sona ermiştir kanaatindeyim. İddi-a Makamı davanın esas unsurlarından birisi olan tasarrufu isbat edemediğine göre de sanığın beraat etmesi gerekir.
"Ganimet" sözcüğüne verilecek anlama gelince ganimetin lugâti manası yanında 1974 Barış Harekâtından sonra "ganimet" sözcüğü halk arasında g-erek hırsızlık eşya manasında gerekse Devlet Maliye ambarlarında satılan eşyalar için de kullanıldığı bir vakıadır. Ancak bu yönde geniş bir tefsir yaparak bu davada kullanılan ganimet deyimine ne gibi bir anlam verileceği karara etkisi olmayacağı ve akade-mik kalacağı nedeni ile lî,ızumsuz bulunmaktadır.
Ahmet İZZET:
Sonuç olarak istinaf oy çokluğu ile reddolunur.
(Ahmet İzzet)(Şakir Sıdkı İlkay)(N. Ergin Salâhi)
Yargıç Yargıç Yargıç
15 Eylül 1978
Full & Egal Universal Law Academy