-D.8/2008 Yargıtay/Ceza 25/2008
(Ağır Ceza Dava No:113/2007;Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Mustafa H. Özkök, Seyit A. Bensen, Necmettin Bostancı.
İstinaf Eden: K.K.T.C. Başsavcısı - L-efkoşa
(Davayı İkame Eden)
ile -
Aleyhine İstinaf Edilen: Rüştü Kibar, Merkezi Cezaevi - Lefkoşa
(Sanık)
-
A r a s ı n d a.
Girne Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Türker, Kıdemli Yargıç
Ömer Güran ve Yargıç Şerife Kâtip Kır'ın 113/2007 sayılı davada 26.2.2008 tarihinde verdiği karara karşı Başsavcılık tarafından- yapılan istinaftır.
İstinaf Eden Namına: Savcı Erdinç Akyener
Aleyhine İstinaf Edilen Namına: Avukat Rifat Reis.
-----------------
H Ü K Ü M
Mustafa H. Özkök: İşbu istinaf, Girne Ağır Ceza Mahkemesinin
113/2007 sayılı davasında Aleyhine İstin-af Edilen Sanığı
Müştekiyi öldürmeye teşebbüs etme suçundan beraat ettiren
ve müştekiyi yaralama suçu ile ilgili vermiş olduğu 1 yıl
hapislik cezası kararına karşı yapılmıştır.
Sanık ile Müşteki Girne Kazasına bağlı Esentepe Köyünde
ikamet etmekte-dir. Bu meselenin görgü tanığı yoktur.
Dosya ve sunulan şahadet incelendikten sonra olay gecesi
olayın cereyan ediş tarzını, Sanıkla Müştekinin biraraya
gelmelerini, Sanık ile Müştekinin farklı şekilde anlattığı
görülmektedir. Her ikisinin anlatı-mından da olguların kısaca
şöyle olduğu anlaşılmaktadır:
29.6.2006 tarihinde Sanık köydeki evinde, kendi ifadesine
göre içki içtikten sonra, rahatsız olan kayınpederini ziyaret
etmek amacıyla Müştekinin evinin önündeki yoldan geçerken
Müştekinin kend-isini davet etmesi üzerine, Müştekinin evine
girmiştir. Müşteki ile Sanık arasında kaynatası hakkında
dedikodu yaptığı gerekçesi ile tartışma çıkmış, bu tartışma
sırasında Müşteki Sanığı iteklemiş, Sanık ise Müştekiye tahta
parçası ile vurmuş, bilâhare ce-binde taşıdığı bıçak ile
Müştekiyi bıçaklamıştır. Müşteki, kendi imkânları ile olay
yerinden ayrılıp Belediye Başkanı'nın evine gitmiş ve
tedavi için hastahaneye sevkedilmiştir. Sanık ise olay
yerinden ayrılıp rahatsız olan kayınpederinin evine geldik-ten
sonra, polis gelip Sanığı tutuklamış ve olay yerinde yapılan
inceleme sonucunda bazı emareler tespit edilip alınmıştır.
Keza Sanığın evinde olay gecesi içtiğini belirttiği 1 şişe
içki emare olarak müsadere edilmiştir. Sanığın olay gecesi
yapılan alko-l testinde kanında 188 miligram alkol olduğu
tespit edilmiştir.
Görgü tanığı olmayan bu olayı Müşteki şu şekilde izah
etmektedir;
29.6.2006 tarihinde gece saat 09.30 - 10.00 raddelerinde
evinde olduğu bir sırada Sanığın kapıyı çaldığını, o -sırada
kapı kilitli olduğu için kim o diye seslendiğini, Sanığın
benim dediğini ve kapıyı açıp hoş geldin bacanak, kaynanan seni
çok seviyor, buyur çay içelim deyip geri döndüğü bir sırada
Sanığın odunla ensesine vurduğunu, kendisini kaybettiğini ve
bilâh-are kendine geldiğinde Sanığa bir yumruk vurduğunu
ancak Sanığı düşüremediğini, yumruğu vurduğu anda kalbine bir
bıçak darbesi aldığını, bu darbeyi alınca kalbini tutup eğil-
diğini, bu esnada Sanığın gömleğini yukarıya çekip sol koltuk
altına da iki defa -bıçakla vurduğunu, kendisini kurtarmak için
geri çekildiğini ve Sanığı iteklediğini, Sanığın düştüğünü ve kendisinin koşarak bahçe kapısından dışarıya çıktığını, Belediye Başkanı Erdal Barut'un evine kadar gidebildiğini ve orada evin merdivenlerine oturduğ-unu, Başkanın hanımının polisleri çağırması üzerine polislerin geldiğini ve bilâhare gözlerini hastahanede açtığını, yapılan tedavisini müteakip 5 gün sonra taburcu
olduğunu belirtmektedir.
Sanık ise olayın şu şekilde cereyan ettiğini ifade etmek--
tedir. Olay gecesi eşi ve çocuklarının hasta olan kayınpederinin
evinde olduğunu, kendisinin evde yalnız oturup Emare 1'de
görülen Napolyon marka konyağın takriben ¾'ünü meyve ile
birlikte içtiğini, daha sonra meyve soyduğu Emare 4 bıçakla
meyve soyup -yiyerek kayınpederine gitmek için evden çıktığını,
bu arada bıçağı cebine koyduğunu, Müştekinin evinin kayınpede-
rinin evinin güzergâhı üzerinde olduğunu, Müştekinin kapısının
açık olduğunu, Müştekiye "ne yapıyorsun, bacanak" dediğini,
Müştekinin ise ke-ndisine "gel, kaynanan da seviyor seni, çay
demledim, yemek yaptım yiyelim" dediğini, bunun üzerine
gancellinin kapısını itekleyerek içeri girdiğini ve Müştekiye
"Hamza ne için dedikodu yapıyorsun, kayınpederim zaten ölümcül
hasta, yatalak, o aylardır ko-nuşmuyor, böyle birşey konuşacak
durumda değil, nerden çıkardın" dediğini, Müştekinin ise
"ben söylemedim" dediğini ve böylece aralarında tartışma
başladığını ve dalaştıklarını, daha sonra Müştekinin çenesine
bir yumruk vurduğunu, kendisinin de gancelliy-e doğru düştüğünü,
düştüğü yerde tahta parçaları olduğunu ve bunlardan bir tanesi-
nin eline geldiğini ve tahta ile Müştekinin omuzuna vurduğunu,
Müştekinin kendisini tekrar iteklediğini ve yine düştüğünü,
kalkarken cebindeki bıçağı çıkardığını, Müştekinin- eline
daldığını, boğuştuklarını, kendisinin de elinin kesildiğini
ve ondan sonrasını sinirli ve biraz alkollü olduğu için net
hatırlamadığını ifade etmektedir.
Müşteki ile Sanığın konu ile ilgili verdikleri şahadeti
değerlendiren Girne Ağır Ceza -Mahkemesi olayın Sanığın anlattığı
şekilde olduğuna kanaat getirmiştir. Çünkü olay yerinde
yapılan incelemelerden, olayın Müştekinin evinin gancelli
tabir edilen dış kapısı ile evin kapısı arasında avluda
cereyan ettiği, avludaki izlerden, özellikle bu-lunan
kan izlerinden tespit edilmiştir.
Tüm şahadeti değerlendiren Girne Ağır Ceza Mahkemesi,
Sanığın müştekiyi bıçakladığı sırada öldürme niyeti ile
hareket ettiğinin makul şüpheden ari olarak ispatlanmadığı
sonucuna vararak, Sanığı adam öldürmeye- teşebbüs suçundan
beraat ettirmiştir.
Sanık itham olduğu ve kendisi tarafından kabul edilen
yaralama suçundan 1 yıl hapislik cezasına çarptırılmıştır.
İstinaf, beraat kararına ve verilen bu cezaya karşı
yapılmıştır.
İstinafın duruşması -sırasında İddia Makamı tarafından
hazır bulunan Savcı yaptığı hitabında özetle; Girne Ağır
Ceza Mahkemesinin Sanığa inanıp Müştekiye inanmamakla hata
ettiğini, Müştekinin aldığı yaraların doktor raporu ile
belirtildiği gibi ciddi ve ölümcül yaralar olduğ-unu ve
bu yaralar gözönünde bulundurulduğunda Sanığın Müştekiyi
öldürme niyeti ile yaraladığını makûl şüpheden ari olarak
ispat ettikleri halde Müştekinin söylediklerine değil Sanığın
söylediklerine inanarak, Sanığı adam öldürmeye teşebbüs
suçundan beraa-t ettirmekle Girne Ağır Ceza Mahkemesinin hata
ettiğini, keza Müştekinin yaralarının ciddi olduğu ve suçun
işleniş tarzı da dikkate alındığı zaman verilen 1 yıl hapislik
cezasının alenen az olduğu ve Yargıtay'ın müdahale etmesi
gerektiğini ifade etmiştir.-
Sanık Avukatı ise yaptığı hitabında Girne Ağır Ceza
Mahkemesinin Sanığı beraat ettirmekle herhangi bir hata
işlemediğini, çünkü itham edildiği suçun yani adam öldürmeye
teşebbüs suçunun ispat edilmesi için Sanığın bu fiili
işlerken niyetinin sadece- Müştekiyi öldürmek olduğunun, başka
bir niyetle hareket etmemiş olduğunun makûl şüpheden ari olarak
kanıtlanması gerekir. Halbuki sunulan şahadet ile Sanığın fiili
işlerken Müştekiyi öldürme niyeti ile hareket etmediğini, keza
Müşteki ile aralarında çıka-n tartışma ve itişme sırasında
Müştekiyi rastgele bıçakladığını ve tamamen olayın seyri
esnasında bu hadisenin gerçekleştiğini, Sanığın kesinlikle
öldürme niyeti ile bunu yapmadığını açıkça şahadetinde
belirttiğini ve bu şahadeti inceleyen Girne Ağır Ceza-
Mahkemesinin Sanığı beraat ettirdiğini, bu nedenle hatalı
davranmadığını ileri sürmüştür. Verilen cezanın ise yine
olayın cereyan ediş tarzını dikkate aldığımız zaman makûl
olduğunu ve Yargıtay'ın müdahalesini gerektiren bir ceza
olmadığını belirtmişti-r.
Sanığın itham olunduğu adam öldürmeye teşebbüs suçundan
mahkûm olabilmesi için, birçok içtihat kararında da belirtil-
diği gibi teşebbüs davalarında Sanığın niyeti en önemli
unsurdur ve İddia Makamı tarafından öldürmeye teşebbüs suçunda
Sanığın n-iyetinin ispat edilmesi gerekmektedir. Sanığın
fiilini işlediği sırada yani meselemizde Sanığın Müştekiyi
yaralama fiilini işlediği sırada niyetinin sadece öldürme
olduğunu ve öldürme niyetinin dışında bir niyetle hareket
etmediğinin makûl şüpheden ari- olarak ispatlanması
gerekmektedir. Bu prensip birçok içtihat kararlarında da belirtilmektedir. Bu hususta (Gör: Yargıtay/Ceza 36/91 D.1/91).
Sanığın niyetinin ne olduğunu ispat etmek oldukça güçtür.
Niyetin ne olduğunu her meselede kendi olguları- içerisinde
değerlendirmek gerekir. Bazen Sanığın olay anında söylediği
sözlerden bazen ise Sanığın niyeti ile ilgili herhangi bir
izahatta bulunmamasından bazen de olayın cereyan ediş
tarzından ve sunulan şahadetten tespit edilmektedir.
Bu prensi-bi meselemize uyguladığımız zaman, yukarıda ifade
ettiğimiz gibi olayın görgü tanığı yoktur ve sadece olayı
anlatan Sanık ile Müştekidir ve yine yukarıda ifade ettiğimiz
gibi Girne Ağır Ceza Mahkemesi Müştekiye değil Sanığın verdiği
şahadete inanmıştır. -Olgular özetle yukarıya aktarıldığı
şekildedir. Sanık niyeti ile ilgili olarak vermiş olduğu
şahadetinde özetle şöyle demektedir:
"S. Vücudun belli bir noktasını hedef aldın mı?
C. Kesinlikle efendim. Öğle bir niyetim zaten
- yoktu ki, öğle bir düşünce ile ben evden
çıkmadım ben her akşam zaten kayınpederimi
ziyaret etmek için ayni mevkiden ayni yoldan
her akşam kayınpederime gidiyorum hemen
hemen haftanın 5 günü de kendisi görüy-ordu
ayni yoldan gidiyorum, bütün herkeste
biliyor kayınpederimin yatalak hasta olduğunu.
..............................................
..............................................
S. Gittin kayn-atanın evine.
C. Anlattım durumu Hamza ile kavga ettim dedim
galiba da dedim bıçak saplandı ona kendi
kayınçosu benim kayınçom eşim filan hepsi
oradaydı nerdedir dedim kahvelere doğru
gitti dedim çü-nkü normal yürüyerek gittiğini
gördüm kahvelere doğru ondan sonra gitti
polis geldi.
..............................................
..............................................
S. Bu tahkikatı yap-an Işık Çavuş burada bir şahadet
verdi sen de dinledin ve diyor ki seni ilk
kaynatanın evinde bulunduğunda onu öldüreceğim
demişsin.
C. Ben Işık Çavuş'u o akşam görmedim. Beni kayna-
ta-mın evinden Girne Akçiçek Hastahanesine alıp
götüren PM Mustafa Özügüner ve Cem Kavaz'dı
Antipolis Kilisesinde bekçidir kendisi.
Akçiçeğe aldılar geldiler orada pansumanını
ve alkol kontrolümü yaptılar dire-k nezarete
getirdiler Işık Çavuş kesinlikle beni Girne
Akçiçek Hastahanesine veya Polis Müdürlüğüne
getirmedi.
..............................................
....................................-..........
S. Öldürme niyetin var mıydı?
C. Hayır öğle bir niyetim olsa bir akşam evvel
oturduk 2-2,5 saati aşkın sohbet ettik niçin
olsun öldürme niyetim yani bana bir zararı
olmadı ki. Bana bir şey y-apmadı ki bana
sadece böyle niçin konuştun diye sordum ona
ben sadece başka bir konuşma da geçmedi.
S. Bu olay gecesi de öldürmek istesen öldürebilir
miydin?
C. Öldürmek istesem öldürürdüm tabi öğle b-ir
niyetim yoktu ki. Zaten o aralar bizim kendi
sıkıntımız bize yetiyordu zaten bizim ölümcül
hastamız vardı. Her akşam onunla ilgileniyorduk.
...............................................
..-.............................................
S. Hamza anlatırken diyor ki kapıyı çaldın ve
buyur dedi sana.
C. Hayır yaz ortası bizim Esentepe'de kimse kapısını
kapatmaz o sıcakta nasıl ben anlamıyorum ne
- bileyim yani, 29 Haziran'da kapısını kapatan
insan ben görmedim bizim Esentepe'de.
...............................................
...............................................
S. Kendisi buyur dedi sa-na.
C. Tabi kendisi hatta gel buyur çay demledim çay
içelim kaynanan da seviyor seni dedi gittim
işte ben de sinirle değil sakin sakin tartış-
mamız önce sakin sakin başladı yani sinirlenecek
hiçbir- şey olmadı sonra biraz alkollü olduğum
için sinirlendik o bana vurdu, ben ona vurdum.
...............................................
...............................................
S. Ve bu Bilici'yi yaraladı-ğını kabul eden ama
öldürme niyetin olmadığını.
C. Kesinlikle öldürme gibi bir niyetim yoktu, ben
zaten kavga ettiğim yaralandığını kabul ediyorum,
etmiyorum değil ama benim öldürme gibi bir
niye-tim yoktu efendim."
Sanığın niyeti ile ilgili Mahkeme huzurunda somut başka
şahadet mevcut değildir. Sanığı şahadet verirken izleme
fırsatı bulan Girne Ağır Ceza Mahkemesi, Sanığın şahadetini
doğru olarak kabul etmiştir.
Girne Ağır Ceza Mahkeme-si tüm şahadeti ve sunulan emareleri
değerlendirdikten sonra, inandığı şahadet ışığında Sanığın
niyetinin Müştekiyi münhasıran öldürme olmadığını, Sanığın
eylemlerinin sarahaten müştekiyi öldürmeye teşebbüs olmadı-
ğını, makul olarak Sanığın eylemlerinin M-üştekiyi öldürme niyeti dışında ihtimallere açık kapı bıraktığı kesindir şeklinde bir
bulguya varmıştır.
Yukarıda aktarılan Sanığın şahadetinden de anlaşılacağı
gibi, Sanık niyetinin öldürme olmadığını ve olayın nasıl cereyan
ettiğini açık ve kesi-n bir dille ifade etmektedir. Tanıkları
dinleyen Girne Ağır Ceza Mahkemesi şahadete ne değer vereceği
hususunda Yargıtay'dan daha şanslıdır, çünkü tanıkları yakından
izleme fırsatı bulunmaktadır. Sanığın şahadetinin yanlış
olduğunu ispat etme külfeti İdd-ia Makamına düşmektedir.
İddia Makamı yapmış olduğu hitabında da Mahkemenin hata ettiği
hususunda bizi ikna etmiş değildir. Girne Ağır Ceza Mahkemesinin yapmış olduğu bulguya varabilmesi için önünde yeterli şahadet
olduğu görülmektedir. Bu nedenle Sa-nığın şahadetini Müştekinin
şahadetine tercih etmekle Girne Ağır Ceza Mahkemesinin hata
ettiği hususunda, İstinaf Eden, Mahkememizi ikna etmiş değildir.
Sanığı, adam öldürmeye teşebbüs suçundan beraat ettirmekle
Girne Ağır Ceza Mahkemesinin hata et-mediği sonucuna varmış
bulunmaktayız. Varılan bu bulgu ışığında istinafın reddedil-
mesi gerektiği kanaatindeyiz.
Ceza ile ilgili istinafa gelince, Sanığın itham edildiği
yaralama suçunun cezası 3 yıla kadar hapislik öngörmektedir.
Tüm olgula-rı değerlendiren Girne Ağır Ceza Mahkemesi, Sanığa
1 yıl hapislik cezası takdir etmiştir. Mahkemeye gelen
Sanığın sabıkasız olduğu ve diğer tüm olgular dikkate alındığı
zaman Girne Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu 1 yıl
hapislik cezasının müdahalemiz-i gerektirecek derecede az
olduğuna ikna edilmiş değiliz. Bu nedenle ceza ile ilgili
yapılan istinafın da reddedilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Netice itibarıyle, İstinaf Eden istinafında başarılı
olmadığı cihetle istinaf ret ve iptal olunur.
- Sanığa verilen cezalar mahkûmiyet tarihinden başlayıp
birlikte çekilecektir.
Mustafa H. Özkök Seyit A. Bensen Necmettin Bostancı
Yargıç Yargıç Yargıç
24 Eylül 2008
-
9
-
Full & Egal Universal Law Academy