- Yargıtay/Ceza 26/76
(Dava No. 3038/76; Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: M. Necati Münir Ertekün, Başkan, Ahmet İzzet ve
Salih S-. Dayıoğlu.
İstinaf eden: Mahmut Mehmet Çolak, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcılık.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz.
Aleyhine îstinaf edilen namına: Akın A. Sait.
Uyuştu-rucu madde tasarrufu - 3417 gram cannabis reçinesi, cannabis
bitkisi parçaları ve reçinesi ekstre edilmemiş cannabis bitkisi parçacıkları tasarrufu - Ağır Ceza Mahkemesinin Sanığı 3 yıl hapis cezasına çarptırması - Cezaya karşı istinaf - Yargıtayın istin-afı reddi.
Patlayıcı madde tasarrufu - İzni olmaksızın 169 a.det caMı tomson
mermisi bulundurma - Ağır Ceza Mahkemesince Sanığı bu suçtan 6 ay uyuşturucu madde tasarrufundan 3 yıl hapis cezasına çarptırması - Cezaya karşı istinaf - Sanık patlayıcı madde- tasarrufu suçuna verilen cezayı 3 yıl ceza içinde çekeceği için Sanığa ayrıca para cezası vermenin ağır olması.
İstinaf - Cezaya karşı istinaf - Sanığa İlk llahkemece uyuşturucu
madde tasarrufundan 3 yıl, patlayıcı madde tasarrufundan 6 ay hapis cezası- verilmiş olması - Yargıtayın hangi hallerde cezaya müdahale edebileceği - Bu hususlarda İlk 1Iahkemece herhangi bir hata yapılmadığından Yargıtayın istinafı reddi.
Ceza Usulü - Ceza takdiri - Sanığın bedeni sakatlığı dolayısıyle
hapishanedeki hayatının- çok müşkül olacağı iddiası - Bu konunun daha ziyade hapishane yetkililerini ilgilendirmesi - Yargıtayın İlk Mahkemenin ceza takdir ederken herhangi bir hata yapmadığı kanısına varması.
Sanığın 3417 gram gibi büyük bir miktar cannabis tasarruf etmesi ve g-eçmiş bir sabıkası olması.
Sabıka - Sanığın geçmiş benzeri sabıkası olması.
Yargıtayın cezaya mûdahale edebileceği haller ve prensipler - 1 )
Yargıtayın davaya kendi bakmış olsaydı farklı bir ceza vereceği
nedeniyle cezaya müdahale etmemesi. 2) İlk Mah-kemenin ceza keserken yaMış prensiplere dayanması veya bazı mühim faktörleri dikkate almaması durumunda cezaya müdahale etmesi. 3) Yargıtayın tüm hal ve şartları dikkate aldığında, cezayı aşikdr suıette fahiş veya çok az bulması halinde cezaya müdahale etm-esi.
Ad1i ihbar (judicial notice) - Uyuşturucu maddelerle ilgilisuçlarda
artış olduğunun adli ihbar olarak alınması - Bu tür suçlarda
artış değil düşüş olduğuna ilişkin Müstenifin iddiası - Yargıtayın Mahkemelere gelen bu tip davaların rakamsal olarak -artmış olduğunu ve bu tür suçların meydana çıkarılmasının güçlüğünü dikkate alması - Ağır Ceza Mahkemesinin endişe izhar etmesinin hatalı olmaması.
Uyuşturucu madde satışı ile tasarrufu arasındaki fark - Satışın veya
dağıtımın topluma daha çok zararlı o-lduğu gerçeğikarşısında
bu suçlara ibretamiz cezalar verilmesi - İlk Mahkemenin Sanığı
satıcı ve dağıtıcı kabul ecierek cezalandırmamış olması.
OLAY: Sanık, Lefkoşa'da tasarrufunda 3417 gram kannabis bulundurmaktan suçlu bulunarak 3 yıl hapis cezasına ç-arptırıldı. Sanık
ayrıca tasarrufunda caMı tomson mermileri bulundurmaktan 6 ay hapse mahkûm oldu.
Sanık, verilen cezaların fahiş olduğunu iddia ederek istinaf
etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, uyuşturucu maddelerin toplum açısından çok
zararlı olduğunu, Müs-tenifin tasarrufunda 3417 gram gibi külliyetli miktarda esrar bulunduğunu, esrarın halka açık bir yerde ve kolaylıkla elden çıkarılabilecek bir şekilde bulunduğunu, Müstenifin benzeri vukuatı olduğunu ve fırsatı değerlendirerek yararlanmak yoluna gitmediği-ni göz önünde bulundurarak kesilen cezanın fahiş olmadığı kanaatine vardı ve istinafı reddetti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
Hasan Mustafa Öksüz ve Mustafa Hüseyin ile Türk Emniyet Müdürlüğü arasındaki 8/75 sayılı Ceza İstinaf.
İbrahim Kasım ile- Türk Emniyet Müdürlüğü arasındaki 24/70
sayılı Ceza İstinaf.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Principle of Sentencing, D.A. Thomas sayfa 163.
____________________
H Ü K Ü M-
Müstenif, aleyhine getirilen kısaca;
6 Mayıs 1976 tarihinde Lefkoşa'da yetkilendirilmiş olmadığı
halde tasarrufunda 3417 gram uyuşturucu maddeyi yani cannabis
reçinesi, cannabis bitkisi parçacıkları ve reçinesi ekstre
edilmemiş cannabis- bitkisi parçacıkları bulundurma, ve
aynı tarih ve mahalde izni olmaksızın tasarrufunda 169 adet
caMı tomson mermisi bulundurma
davalarını Lefkoşa. Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda kabul etti ve Mahkeme de sanığı, 11 Ekim,l976 tarihinde, kendi ikrarı ve- savcının ibraz ettiği delillerle kabahatlı bulup mahkûm etti ve onu, her iki ceza birlikte çekilmek üzere, birinci davadan 3 yıl ve ikinci davadan ise 6 ay hapse gönderdi.
Müstenif 14 Ekim, 1976 tarihinde dosyaladığı istinaf ihbarnamesi ile Lefkoşa Ağır -Ceza Mahkemesinin kestiği hapis cezalarının fahiş olduğunu iddia etti.
Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda verilen bilgiye göre, sanık 56 yaşında evli olup 10 yaşında bir kız çocuğu babasıdır. Lefkoşa'da Girne Kapısı diye bilinen yerde bir büfe çalıştır-makta ve orada daha ziyade perakende sigara satıcılığı yapmaktadır. 1946 yılında geçirdiği bir ameliyat neticesi sağ ayağı ampute edildi ve o zamandan beri iptidai bir protez sayesinde yürüyebilmektedir.
6 Mayıs, 1976 tarihinde alınan bir ihbar üzerine bi-r polis ekibi müstenifin sözü edilen büfesine gitti, müstenife, büfede uyuşturucu madde bulundurup bulundurmadığını sordu, müsteniften olumsuz bir cevap alınması üzerine müstenifin de izni ile büfeyi araştırdı ve büfede sanığın oturduğu yerin önünde bir çö-p tenekesi olarak kullanılan karton bir kutu içinde naylon çanta içerisinde selefon kdğıtla ambalajlanmış bir şekilde içinde bildhare uyuşturucu madde olduğu tesbit edilen toz halinde 27 paketcik buldu. Aynı naylon çanta içinde fakat başka bir mukava kutud-a ayrı 5 adet paketçik ve rafta ise sigorta cüzdanı içinde bir paketcik daha bulundu. Uyuşturucu madde ihtiva eden paketcikler bulunduktan sonra buMar hakkında müstenife soru sorulmuŞsa da müstenif bilgisizlik dermeyan etti. Bundan sonra yine müstenifin iz-ni ile bedeni bir yoklamaya tabi tutuldu ve bunun neticesi olarak sol ayak bileği hizasında çorap içinde 2 paketcik daha bulundu. Bunun üzerine sorulan suale müstenif sükût etti.
Büfedeki aramadan sonra müstenif Emniyet Müdürlüğüne götürüldü. Aynı gün saa-t 13.25'de bir polis ekibiyle ikametgdhına giden sanık, evinin araştırılmasına izin verdi ve yapılan araştırma neticesi bir yatak içinde mukava kutuda. 20 ve yatağa yakın minder üzerinde, bez bir torba içinde, 149 adet camı tomson mermisi ve bir şilte için-de 4 naylon torbada bildhare uyuşturucu olduğu tesbit edilen kına renginde madde bulundu. Müstenif, mermilerle ilgili olarak "harbten kalmadır" dedi fakat uyuşturucu maddeler için herhangi birşey söylemedi. Müstenifin çalıştırdığı büfe ve ikamet ettiği evd-e bulunan uyuşturucu maddenin toplam ağırlığı 3417 gramdır.
13 Mayıs, 1976'da müstenife Emniyet Müdürlüğünde yetkilendirilmi olmadığı halde uyuşturucu madde ve izinsiz mermi tasarruf ettiği için dava okundu. Müstenif cevap olarak sadece "söyleyeceğimi Mah-kemede söyleyeceğim" dedi.
Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinde avukatı vasıtasıyle yaptığı beyanda müstenif, özetle:
a) evli ve bir çocuk babası olduğunu,
b) kesik bacağının kendisine çok sızı ve ızdırap verdiğini,
kesik bacağının verdiği sızıyı gidermek veya -hafifletmek
için uyuşturucu maddeyi terbiye ettikten sonra sızlayan yerlere sürdüğünü ve ildveten sadece sızıları dindirmek için içtiğini,
kesik bacağına yeni bir protez yaptırmak amacıyle İngiltere'ye
gideceğini ve
uyuşturucu maddeyi satış için ta-sarrufunda bulundurmadığını
iddia etti ve özellikle uyuşturucu maddeyi bir nevi ilaç olarak kullandığını teyid etmek babında Dr. Sezai Sezgin ile Dr. Akan Sonuç'u şahit olarak celbetti.
Gerek Dr. Sezai Sezgin ve gerekse Dr. Akan Sonuç müstenifin iddiala-rını desteklemediklerini söylemekle yetinip bu iki doktorun şahadetlerine daha fazla değinmeyi fuzuli buluruz.
Ağır Ceza Mahkemesi hükmünün bir yerinde şöyle demiştir:
"Sanığın l. dava altında işlemiş olduğu suç şimdiye kadar Mahkemelerimize intikal eden -bu tür suçların en ciddisidir. Sanığın tasarrufunda bulunan kannabis, 3417 gram gibi asla küçümsenmeyecek bir miktardır. Bu uyuşturucu maddenin bir kısmı, 289 selefon kdğıtlar içerisinde pldka şeklinde, ticari bir amaçla ambalajlandığı belli olup, 2 tanesi- sanığın üzerinde 33 tanesi de sigara v.s. sattığı büfede bulunmuştur."
Keza Ağır Ceza Mahkemesi müstenife hapis cezası kesmezden önce şuları söylemiştir:-
"Sanığa verilecek cezayı tesbit ederken suçun vehametini, yaygın oluşunu, bulunan uyuşturucu madden-in fazlalığını, topluma yapabileceği kötü etkilerini, sanığın benzeri bir sabıkası bulunduğu, sıhhi durumunu, uyuşturucu maddeyi satmadığını, müdafaa avukatının söylediği diğer tahfif edici sebepleri ve dava ile il ili bütün sair hususları nazarı itibara a-lmış, verilecek en uygun cezanın hapislik olduğu kanaatına varmış bulunuyoruz."
Müstenifin avukatı özellikle iki nokta üzerinde durdu ve Ağır
Ceza Mahkemesinin bu iki nokta üzerinde yanıldığını ve bu yanılgının tesiri altında kalarak fahiş ceza kestiğini -ileri sürdü. Bunlardan birisi Ağır Ceza Mahkemesinin uyuşturucu maddeler ile ilgili suçların arttığını adli ihbar yoluyle (judicial notice) kabul etmiş, halbuki müstenifin avukatının iddiasına göre bu tür suçlarda artış bir yana tam aksine son yıllarda bir- düşüş görülmektedir.
İddia Makamı görevlisi savcının da beyanından anaşılacağı gibi bu tür suçlar 1974 Barış Harekdtından bu yana, ayrı bir Devlet oluşumuzdan sonra, sene be sene bir artış göstermektedir. Nitekim bu tür davaların adedi 1975 yılında 6 ike-n 1976 yılında Ağır Ceza Mahkemelerine intikal eden dava adedi 13 olmuştur. Rakam olarak 13 adet dava ilk nazarda çok görülmemekle beraber, toplumumuzun nüfusu ve bu tür suçların meydana çıkarılışının güçlükleri gözönünde tutulursa bunun hiç de önemsenmiye-cek bir rakam olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu nedele uyuşturucu maddeler ile ilgili davaların artışından ötürü Ağır Ceza Mahkemesinin endişe izhar etmesi yerindedir kanaatindeyiz.
Müstenifin avukatının ileri sürdüğü ikinci nokta ise, Ağır Ceza Mahke-mesinin müstenifi uyuşturucu madde satıcısı veya dağıtıcısı olarak gördüğünü ve bu yanılgının etkisi altında kalarak müstenife fahiş ceza kestiğini ileri sürdü. Müstenifin avukatına göre Ağır Ceza Mahkemesi sanığı sadece mutasarruf olarak görüp onu o sıfat-la cezalandırmış olsaydı verilecek ceza çok daha az veya farklı olacaktı. İlgili Yasa, her ne kadar da uyuşturucu madde mutasarrıfı ile satıcısı veya dağıtıcısı arasında ceza açısından hiçbir ayırım yapmıyorsa da topluma zarar verme açısından satıcı ve dağ-ıtıcının daha zararlı ve tehlikeli olduğu gerçeği karşısında ona verilecek cezanın ibretamiz olması kaçınılmazdır. Nitekim "Principles of Sentencing", D.A. Thomas, sayfa 163'de müellif şu görüşe yer vermektedir:
"The principal distinctions made by the cour-t are between the man who has possession of drugs ....... primarily as a distributor, the person who possesses drugs for his consıımption, and the addict. The distributor invariably attracts a deterrent sentence ...... "
Ağır Ceza Mahkemesi hükmünün bazı -yerleri, kaleme alınış bakımından, pek sarih olmadığı iddia edilmekle beraber, Mahkeme Hey'etinin müstenifi uyuşturucu madde satıcısı veya tevziatçısı teldkki ettiğini veya bu etki altında kalarak ceza tesbit ettiği hususunda müstenif tarafından ileri sürü-len iddia bizi tatmin etmedi. Nedenini ise kısaca şöyle özetleyebiliriz.
Müstenifin tasarrufunda bulunan uyuşturucu madde miktarı hayli kabarıktır ve müstenif iddia edildiği gibi teldkki edilmiş olsaydı, 10 yıl hapis veya K.L.1000.- para cezası veya her i-ki cezaya müstelzim bir suç için 3 yıl hapis cezası değil de benzeri bir sabıkası olan müstenife çok daha fazla süreli hapis cezası verilecekti.
Saniyen, Ağır Ceza Mahkemesi müstenife verilecek cezayı tesbit ederken müstenifin uyuşturucu maddeyi satmadığı- hususunu nazarı itibara aldığını açıkça söylemiştir.
Cezayı tesbit ederken bidayet mahkemelerinin hangi hukuki ilkeleri göz önünde bulunduracakları Ceza İstinaf No.B/75 Hasan Mustafa Öksüz ve Mustafa Hüseyin v. Türk Emniyet Müdürlüğü konsolide edilmiş is-tinaf kararında ve daha birçok istinaf kararlarında belirtilmiştir. Yüksek Mahkeme, İstinaf Mahkemesi olarak, hangi hallerde bidayet mahkemelerinin verdikleri cezalara müdahale edeceğini ise Ceza Istinaf No.24/70 İbrahim Kasım v. Türk Emniyet ,Müdürlüğü is-tinafında şöyle belirtmiştir:
"Yüksek Mahkeme, İstinaf Mahkemesi olarak, alt kademedeki mahkemenin verdiği cezayı genellikle tadil etmez ancak bazı prensipler dahilinde hareket ederek cezayı tadil edebilir. Bu prensipler genellikle şulardır:
1. İstinaf M-ahkemesi davaya direkt olarak kendisi bakmış olsaydı, sanıklara Bidayet Mahkemesinin verdiği cezadan farklı bir ceza vermek temayülünde olsa dahi, yalnız bu sebepten Bidayet Mahkemesinin kestiği cezaya müdahale etmez.
2. Bidayet Mahkemesinin ceza kesmek h-ususunda takdir hakkına İstinaf Mahkemesinin müdahale etmesi için Bidayet Mahkemesinin ceza keserken bazı yanlış prensiplere dayanarak hareket ettiğine veya bazı mühim faktörleri nazarı itibara almadığına İstinaf Mahkemesinin kanaat getirmesi ve ikna olunm-ası gerekir.
3. Davanın bütün ahval ve şeraitini göz önünde tutarak kesilen cezanın aşikdr bir surette fahiş (manifestly excessive) veya çok az olduğu halde İstinaf Mahkemesi Bidayet Mahkemesinin kestiği cezayı değiştirebilir."
Bu istinafta Lefkoşa Ağır -Ceza Mahkemesinin bu ilkeleri göz önünde bulundurmayıp hata. ettiği hususunda ikna edilmedik. Uyuşturucu maddelerin toplum açısından çok zararlı olsiuğu, müstenifin tasarrufunda 3417 gram gibi külliyetli bir miktar bulunduğu, müstenifin buları halka açık b-ir yerde ve arzu edildiği takdirde kolaylıkla elden çıkarılabilecek bir şekilde bulundurduğu, müstenifin benzeri vukuatı olduğu geçmişte ona verilen bu fırsattan yararlanmak yoluna gitmedîği hususları göz önünde bulundurulduğunda müstenife kesilen 3 yıl ha-pis cezasının fahiş olmadığı kanısındayız.
İzinsiz mermi tasarrufundan ötürü müstenife kesilen 6 aylık hapis cezasına gelince bu dava Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda yalnız başına olmuş olsaydı müdahalemizi gerektirecek bir durum meydana çıkabilirdi ancak m-üstenife uyuşturucu maddeler üzerinden kesilen 3 yıl hapis cezasına iâveten üzerinden bir de mermiler için para cezası kesmek belki de müstenife daha ağır bir ceza vermek olurdu. Bu bakımdan müstenifin menfaatı açısından 6 aylık hapis cezasına müdahale etm-emiz gerekmemektedir kanaatındayız.
Netice itibarıyle istinaf reddolunur.
Müstenifin bedeni sakatlığı dolayısıyle hapishanedeki hayatının idamesinin çok müşkül olacağı İstinaf Mahkemesinde konu edilmiştir. Bu, daha ziyade hapishane otoritelerini ilgilend-iren bir husus olmakla beraber, müstenifin özel durumu dikkate alınarak ilgililerin gerekli alâkayı göstereceklerinden şüphemiz yoktur.
(M. Necati Münir Ertekün) (Ahmet İzzet) (Salih S. Dayıoğlu)-
- Başkan Yargıç Yargıç
12 Kasım, 1976.
Full & Egal Universal Law Academy