-D.10/91 Birleştirilmiş
Yargıtay/Cezaa 27/91, 31/91 ve 33/91
(Dava No: 6645/91; Gazi Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı.-
Yargıtay/Ceza 27/91
İstinaf eden: KKTC Başsavcısı
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Saitoğlu, Mağusa
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: osman Talat Naim Enginsoy.
Aleyhine istina-f edilen namına: Kıvanç M. Riza.
Yargıtay/Ceza 31/91
İstinaf eden: Hasan Saitoğlu, Gazi Mağusa
ile
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcısı.
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Kıvanç M. Rız-a.
Aleyhine istinaf edilen namına: Osman Talat Naim Enginsoy.
Yargıtay/Ceza 33/91
İstinaf eden: KKTC, Başsavcılığı.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Saitoğlu, Mağusa.
A r a s ı n d- a.
İstinaf eden namına: Osman Talat Naim Enginsoy.
Aleyhine istinaf edilen namına: Kıvanç M. Riza.
K A R A R
N. Ergin Salâhi: Bu istinaflarda Mahkemenin kararını Sayın Yargıç Metin A. Hakkı okuyacaktır.
Metin A. Hakkı: Yukarıda ünvan ve syısı göster-ilen istinafların 3'ü de, gazi Mağusa Kaza Mahkemesinde 6645/91 sayılı bir ceza davasının ilk tahkikatında verilen kararlardan neşet etmektedir. Mezkur dava Hasan Saitoğlu aleyhine Başsavcılık tarafından ikame edilmiş ve sözü edilen snaık, ceza Yasası fası-l 154 ve 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının mutelif maddelerine aykırı olarak 1.6.89 ile 8.6.89 tarihleri arasında 5 suç (5 counts) işlemekle itham edilmiştir.
Yargıtay/Ceza 27/91 sayılı istinafta; Mağusa Kaza Mahkemesinde İddia Makamı tanıkları G-ülden Irkad ve Başmüfettiş Aytaç Dereboylu şahadet verirken tanık Gülden Irkad tasarrufunda bulunan 132/8 numaralı antrepo stok dosyasını emare olarak Mahkemeye ibraz etmek istemiş, diğer tanık Aytaç Dereboylu da yine tasarrufunda bulunan 50 adet G.43 form-asını emare olarak ibraz etmek istemiş, ancak bunların ibrqzına ilk takhikatı yapan yargıç, Müdafaanın itirazı üzerine müsaade etmemiştir. Başsavcı yargıcın ilgili evrakları ibrazını reddeden kararının hatalı odluğundan yakıanrak bu istinafı dosyalamıştır.- ist,naf ihbarnamesi 3 istinaf sebebi içermekte olup bunlardan 1. istinaf sebebi, stok dosya No: 132/89'un ibrazını reddeden karar aelyhine, diğer 2 istinaf sebebi ise 50 adet G.43 formalarının ibrazına müsaade etmeyen karar aleyhinedir. Ancak öyle anlaşıl-ıyor ki konunun istinaf olamsıa bakılmaksızın ilk tahkikat yine devam etmiş ve 27/91 sayılı istinafa konu alan 132/89 sayılı antrepo dosyası bilâhare bir başka iddia Makamı tnaığı tarafından Mahkemeye ibraz edilmiştir. Aytaç Dereboylu'nun ibraz etmek isted-iği 50 adet G.43 formasının ise henüz emare veya tanıtması yapılmamıştır. Bu gerçekler muvacehesinde bu istinafın duruşmasında, savcı 132/89 numaralı stok dosyasının ibrazını rd kararının neticede akademik kaldığı cihetle birinci istinaf sebebini geri çekm-iştir, dolayısyle bu istinafta karar verilmesi gereken husus, iddia Makamı tanığı Aytaç Dereboylu'nun 50 adet G.43 formasının ibrazını reddeden kararın doğru olup olmadığı hususu ile sınırlıdır. Mahkeme bu hususu karara bağlarken, göz önünde buludnurulması- gereken nokta ise ihtilafsız olgular arasında olan 50 adet G.43 formalarının sanığın tasarrufunda bulunup polis tarafından müsadere edilmeisne rağmen, söz konusu evrakların sanık aleyhine getirilen ve Kaza Mahkemesinde ilk tahkikatı (preliminary enquiry) -yapılan dava ile ilgisi olmadığıdır, ancak söz konusu formalar ilgili şahit tarafından sanığın tasarrufunda bulunarak müadere edilmiş ve ibrazına müsaade edilen 2 adet G.43 formları ile birlikte bir çokum halinde sanıktan alınmıştır.
31/91 sayılı istinaf-ın kökeninde yatan ihtilafsız olgular ise şöyle özetlenebilir:
Müdafaa avukatı, gazi Mağusa Kaza Mahkemesinin 6645/91 sayılı davanın ilk tahkikatı sırasında, İddia Makamının tanıklarını dinledikten sonra, şahadet ibraz etmek için sıra Müdafaaya geldiğind-e, Gazi Mağusa Kaza Mahkemesi ceza davaları sorumlusu Beyzade Beysun'un tasarrufunda bulundurduğu, 902/90 sayılı ceza davasında, 6645/91 sayılı davada esas İddia Makamı tanığı Hasan Osman Melekli'nin 19.10.89, 24.10.89 ve 1.11.89 tarihlerinde polise vermiş- olduğu ifadelerin tanıtma olarak ibraz etmesini istedi. Savcı ise bu ifadelerin tanıtma yapılamsına itiraz etti. Bu itiraz üzerine tahkikatı yapan Kaza Mahkemesi Yargıcı söz konusu ifadelerin tanıtma yapılmasını reddetti. İstinaf, konu ifadelerin tanıtma -yapılmasını reddeden Kaza Mahkemesi yargıcı kararına karşı yapılmıştır. İstinafın duruşması esnasında Mahkemeye ışık tutmak ve tarafların zıt iddialarını daha iyi değerlendirmesini sağlamak amacıyla, hasan osamn melekli n/d Hasan Osman Agi'nin polise yuakr-ıdaki tarihlerde verdiği ifadelerin fotokopisi her iki tarafında muvafakatı ile Mahkemeye sunulmuştur. Yine gerek müdafaa avukatı gerekse Başsavcıyı temsil eden Başsavcı yardımcısı Muavini Osman Talat Naim Enginsoy, mutabık kalmışlardır ki 19.10.89, 24.10.-89 ve 1.1.89 tarihli söz konusu ifadeler esas İddia Makamı tanığı Hasan Osman Malekli'nin polise verdiği ilk üç ifaddir. Bunlar genel mahiyette olup, davanın kökeninde yatan gümrük yolsuzluğunun nasıl başladığını gösteren ve 6645/91 sayılı davadaki sanıkta-n da bahseder mahiyette ifadelerdir. Dolayısyle bu istinafın konusu, söz konusu üç adet ifadenin tanıtma olarak tahkikatı yürüten Mahkeme önüne sunulamayacağına yönelik kararın doğru olup olmadığıdır.
33/91 sayılı istinafın konusu ise, yine aleyhine isti-naf edilen sanığın, aynı davada ilk tahkikatın duruşması sırasında, Müdafaa tanığı olarak şahadet vren kişilerin tanıtma olarak Mahkeme önüne koyması Müdafaaca talep edilen bazı evrakların, söz konusu evrakların İddia Makamının itirazına rağmen tanıtma yap-ılmasına müsade eden İlk Mahkemenin kararıdır. İstiafın duruşmasında, İddia Makamı söz konusu ervakların tahkikatı yürüten İlk Mahkemede, emare değilde tanıtma oalrak Mahkeme önüne konduğu geçeği muvacehesinde Başsavcılık durumalrını tezekkür etmiş ve söz -konusu istinafı geri çekmiştir.
Her üç istinaf da, yargıtayın 30.10.91 tarihli oturumunda tarafların müşterek müracaatı ve yargıtayın da oybirliği ile uygun görmesi neticesi konsolide edilip 4.11.91 tarihli oturumunda birlikte dinlenmiştir. 33/91 sayılı -ceza istinaf, 4.11.91 tarihli oturum sona ermeden geri çekilmiş olduğu cihetle, red ve iptâl edilir. Bu durumda birleştirilmiş olarak dinlenen istinaflarda karar verilmesi gereken sadece tek istinaf sebebi içeren 31/91 sayılı istinafın karara bağlanması il-e Yargıtay/Ceza 27/91 sayılı davada ilk istinaf sebebi geri çekilmiş olduğundan geriye kalan ve yukarıda özetlemeye çalışılan 2 ve 3 istinaf sebeple- ridir. 27(91 sayılı davada geri kalan 2 ve 3 istinaf sebeplerini de tek başlık altında toplamak mümkündür-. Şöyle ki, o istinafı yapan Baaşsavcılığın iddiasına göre ilk mahkeme İddia Makamı tanığı Aytaç Dereboylu'nun tasarrufunda bulundurduğu ve meselenin tahkikatı sırasında sanıktan müsadere ettiği 50 adet G.43 formasının emare yapılmasını reddeden kararının -hatalı olduğuna yöneliktir.
Önce, Müdafaa'nın yaptığı 31/91 sayılı istinafı inceleyip karar bağlamayı ve bilâhare de İddia Makamının yaptığı 27/91 sayılı istinafı karara bağlamayı uygun gördük. 31/91 sayılı istinafta Müafaa, Alt Mahkemenin kararının hata-lı olduğundan yakınırken bilhassa şu iddia üzernde durmuştur. Sanık aleyhine getirilen ve ilk tahkikatı henüz neticelenmeyen 6645/91 sayılı davada esas İddia Makamı tanığı Hasan Osman Melekli'dir. Bu kişi ilk tahkikatta şahadet vermiştir. Ancak tutuklandığ-ında ve gümrük yolsuzluğu ile ilgili soruşturmaya polis tarafından tabi tutulduğunda polise kanuni ihtar altında 19.10.89, 24.10.89 ve 1.11.89 tarihli ifadeleri vermiştir. Söz konusu ifadeler genel mahiyette olup yolsuzluğun nasıl başlatıldığı bu fikrin ki-mden doğduğu ve 6645/91 sayılı davadaki sanığı da suçlayıcı ifadeler içermektedir. İddia Makamı ilk tahkikatta dinletmek istediği şahitlerin tümünü de dinletmiştir.
Müdafaa da tanıklarını dinlettikten sonra ilk tahkikatı yapan Yargıca açık 2 yol vardır: -(i) sanığı yargılamak üzere Ağır Ceza Mahkemesine havale etmek (ii) sanığın yargılanamsını gerektirecek şahadet olmadığına karar verip sanığı serbest bırakmak (disccharge). İlk Mahkeme hangi yolu seçerse seçsin, söz konusu 3 ifadenin ilgili mahkeme önünde -tanıtma olarak durması şayanı arzudur ki, gerekmesi halinde bunlardan gerek ilk tahkikatı yapan Yargıç, gerekse Ağır Ceza Mahkemesinde duruşma olması halinde bilhassa Hasan Osman Melekli'nin istintakında bunlardan, yararlanabilinsin, bu şahidsin doğruyu sö-yleyip söylemediği (veracity) veya tenakkuzlu şahadet verip vermediği görülebilsin.
Aleyhine istinaf edilen İddia Makamı bu görüşe katılmamaktadır. Doğrus hangi iddiadır, Müdafaanın iddiası mı, yoksa savcılığın iddiası mı?
Konuya şamil mevzuatın esasın-ı şüphesiz ki Fasıl 9 Şahadet Yasası teşkil etmektedir. Mezkûr Yasanın 3. maddesi bu yasada veya yürürlükte bulunan herhangi bir yasada aksine bir kural bulunmadıkça tüm Mahkemeler herhangi bir hukuk yada ceza işleminde yargı yetkisini kullanırken, doğan i-htiyacın karşılanmasına Fasıl 9'un cevap vermemesi halinde koşulların müsaade ettiği oranda 5 Kasım 1914 tarihinde İngiltere'de yürülükte bulunan mevzuatın uygulanmasını ön görmektedir. Yine buna paralel olarak tadil edilmiş şekli ile 9/76 sayılı Mahkemele-r Yasasının 38. maddesi ülkemizdeki Mahkemelerin uygulamakla yükümlü olduğu mevzuatı sıralarken Ahkamı Umumiye'nin de (Common Law) uygulanmasına amirdir. mezkur maddeyi ehemmiyetine binaen aynen aktarıyoruz:
"38. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti Mahk-emeleri aşağıdaki mevzuatı uygular:-
Anayasa:
Anayasa uyarınca konulan yasalar:
Anayasanın 1. geçici maddesinin (1). fıkrasında belirtilen ve yürürlükte kalmış olan mevzuat;
Anayasa'ya aykırı veya bağdaşmazlık halinde olmadıkça, yukarıdaki 8c) bendinde bel-irtilenler mevzuat saklı kalmak koşuluyla, Ahkamı Umumiye ve Nasfet Hukuku ilkeleri;
Anayasanın 131. maddesinde atıfta bulunulan Temel Evkaf Kuralları (Ahkamül Evkaf);
21 Aralık 1963 tarihinde yürürlükte olan deniz Hukuka ilişkin mevzuat." (underline suppl-ied).
-Ceza Yasamız Fasıl 154 ve Ceza usul yasamız Fasıl 155'in kökenini de İngiltere'deki mevzuat teşkil etmektedir. Yukarıdakiler muvacehesinde ve bilhassa Fasıl 9'un 3. maddesi hükümleri muvaceehsinde İngiltere'nin Criminal Procedure Act 1865 hükümlerinin göz -önünde bulundurulması gerekmektedir ji mezkûr Yasanın bazı maddeleri ismine rağmen hukuk davalarında da Yasa gereği uygulanmaktadır.
-
Bu istinafın karar bağlanmasında etken madde bilhassa mezkûr yasanın 5. maddesidir, ve bu madde ise aynen şöyledir:
"A witness may be cros-examined as to previous statements made by him in writing, or reduced into writing, relative to the subject matter- of the indictment or proceeding, without such writing being shown to him; but if it is intended to contradict such witness by the writing, his attention must, before such contradictory proof can be given, be called to those parts of the writing which are -to be used for the purpose of so contradicting him: Provided always, that it shall be competent for the judge, at any time during the trial, to require the production of the writing for his inspectioni, and he may thereupon make such use of it for the purp-oses of the trial as he may think fit." (Bak: halsbury's Satuted, Fourth Edition (1986) Vol. 17 sayfa 97)
Bir an için sanık aleyhine ikame edilen 6645/91 sayılı davanın ilk tahkikatının neticelendiğini ve sanığın Fasıl 155 madde 93(ı)'ye istinaden Mağusa-'da oturum yapacak olan Ağır Ceza Mahkemesine yargılanmak üzere havale olunduğunu farz edelim (Committed for trial by the Assize Court).
Bu durumda İddia Makamı tanığının ilk tahkikatta verdiği yeminli şahadet (Deposition) Ağır Ceza Mahkemesi önündeki do-syada olacaktır. esas İddia Makamı tanığı Hasan Osman Agi'nin Ağır Ceza Mahkemesi önünde de şahadet vereceğini kabul etmek normaldir. Ancak söz konusu şahidin gerek ilk tahkikatta gerekse Ağır Ceza Mahkemesi önünde vereceği şahadetin doğruluğunu test etmek- amacı ile söz konusu şahidin tutuklandıktan sonra ve olay zihinde daha taze iken polise verdiği üç ifadenin de Mahkeme önünde olması ve gerekirse bunlara atıftya bulunularak yararlanılması daha doğru olmaz mı? Söz konusu ifadelerin Mahkeme önünde olması h-alinde hem Müdafaa adı geçen şahidi daha sağlıklı bir şekilde istintak edebilecek hem de Mahkeme eğer söz konusu ifadeler Ağır Ceza Mahkemesi önünde ise söz konusu şahidin doğruyu söyleyip söylemediği hususunda daha sağlıklı karar verilebilecektir.
Söz k-onusu 3 ifadenin Mahkeme önünde Müdafaa'nın talep ettiği gibi tanıtma olarak alması, şayet Ağır Ceza Mahkemesine havale yapılacaksa ve orada duruşma olacaksa İddia Makamının da lehinedir. Bunu aşağıda özetlemeye çalışacağımız olaya binen söylemekteyiz. Has-an Osman melekli aleyhine de Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda dava ikame edilmiş (Dava No. 4259/90) ve sözü edilen şahıs, aleyhine getirilen davalardan 26.2.91 tarihinde mahkûm edilip hapis cezasına çarptırılmıştı. Bilâhare, çarptırıldığı hapis ce-zasının çokluğundan yakınarak istinaf yolu ile Yargıtaya da başvurmuştur. (Bak: Yargıtay/Ceza 5/91). Bu istinafın duruşmasında Avukatı, Yargıtayı sanık lehine hapis cezasının süresine müdahaleye davet etmiş ve (inter alia), Hasan Osman Melekli'nin Ağır Cez-a Mahkemesi tarafından çaptırıldığı cezanın çok ağır olduğundan yakınırken, sözü edilen kişinin Adalet'e yardımcı olduğunu ve gümrük yolsuzluğu ile ilgisi olan diğer sanıklar aleyhine de bu kişinin polise yardımı ile davalar geldiğini beyan edip, onların d-uruşmalarında da İddia Makamı tanığı olarak şahadet vermeyi deruhte ettiğini hafifletici neden olarak (in mitigation) söylemişti.
Savcı ise, Yargıtay Ceza 5/91'in duruşmasında 2.10.91 tarihinde, kendilerinin Hasan Osman Agi'nin cezası çoğaldılsın diye m-ukabil istinaf dosyalamadıklarını, ancak Ağır Ceza Mahkeemsinin sözü edilen kişiye verdiği cezaya Yargıtayca müdahaleyede gerek olmadığını söylemesi üzerine, Hasan osman Melekli''in Avukatı ayağa kalkmış ve açık Mahkemede, o halde bundan sonra Hasan Osman -Melekli'nin gerektiği gibi adaletin yapılmasına yardımcı olmayacağı meyanında yoruma açık ve başka bir davada ihtilâf konusu olabilecek sözler sarf etmiştir. Bundan hareketle, 6645/91 sayılı davada, Kaza Mahkemesi Yargıcı tarafından havale yapılacaksa ve A-ğır Ceza Mahkemesinde duruşma yapılacaksa Hasan Osman Agi'nin İddia Makamının umduğu gibi şahadet vermemesi söz konusu olabilir ve bu ihtimale binaen Ağır Ceza Mahkemesinin daha sağlıklı bir karar verebilmesi için söz konusu üç ifadenin Mahkeme önünde olma-sı daha çok adalete yardımcı olmayacak mı?
Bu ihtimali düzenleyen mevzuat yine yukarıda sözü edilen Criminal Procedure Act 1865'in 3. maddesine yer almakta olup bu madde aynen şöyledir: (Bak: Cockle. Cases and Statutes on Evidence , 6th, sayfa 452).
"A -party producing a witness shall not be allowed to impeach his credict by general Evidence of bad character; but he may, in case the Witness shall, in the opinion of the judge, prove adverse, contradict him by other Evidence, or, by Leave of the judge, pro-ve that the has made at other Times a statement inconsistent wit his present testimony; but before such last-mentioned proof can be given the circumstances of the supposed statement, sufficient to designate the particular occasion, must be mentioned to th-e witness, and he must a asked whether or not he had made such statement". (underline supplied).
-Netice olarak Hasan Osman Agi'nin namı diğerle Hasan Osman Melekli'nin polise verdiği 19.10.89, 24.10.89 ve 1.11.89 tarihli ifadelerin her türlü ihtimale binaen tanıtma olarak ilgili Mahkeme önünde olması, hem Müdafaa, hem İddia Makamı, hem de adalete dah-a yardımcı olacaktır.
-
Bir şahidin şahadetine ne değer verileceği muhakkak ki o şahidi gören, şahadeti esnasında tavrını izleyen ve şahadetini alan Mahkemenin görevidir. 6645/91 sayılı davanın duruşmasında olması muhtemel gelişmeleri düşünerek, kesinlikle Ağır Ceza Mahkemesini-n kararına müdahale etmek gibi bir niyetimiz olmadığını belirterek ve bu görünümü de vermekten kaçınarak aşağıda özetlemeye çalıştığımız hususlara, Ağır Ceza Mahkeemsinin dikkatını çekmede fayda mülâhaza etmekteyiz. yan başlığı 'Statements in depositions a-fterwards contradicted may be considered as evidence in certain cases' olan Fasıl 9'un 11. maddesi ile aynı Yasanın 3. madde hükümleri göz önünde bulundurlarak İngiltere'deki yasal duruma da temas etmek yerinde olur. Fasıl 9'un 11. maddesi, esas duruşmada -(yani havale yapılması halinde Ağır Ceza Mahkeemsi önünde) bir tanığın o davanın ilk tahkikatı sırasında (preliminary enquiry) verdiği yeminli şahadet (deposition) hilâfına, şahadet vermesi halinde, aynı maddenin proviso kısmında ön görülen koşullarla Ağır- Ceza Mahkemesi önündeki şahadet hilâfına verilen deposition'daki şaahdet'e istianden Ağır Ceza Mahkemesinin işlem yapabilmesine olanak tanımaktadır.
İngiltere'deki yasal durum ise, bilhassa Rv Golder and Others davasının (Bak: (1960) 3 All E.R.475) olgu-ları incelendiğinde görülebileceği gibi farklıdır. Orada bizim Fasıl 9 Madde 11'in içerdiği hükümler mevzuat arasında yer aldığından, durum farklıdır. Bir başka deyişle, konuya şamil bizdeki Yasal durum, Fasıl 9 Madde 11 ile tadil edilmiş şekli ile Common -Law'dan ibarettir. Phipson on Evidence, (1982) 13th ed. page.786 ve 787 de paragraf 33-47'de 'Evidential Value of Testimony and Statement where Earlier Inconsistent Statement Proved' başlığı altında mevzuatı incelerken (ı) criminal Proceedings, ve (ii) Civ-il Proceedings diye konuyu ikiye ayırır. Bu istinafın konusu ceza davası olduğuna göre sadece ceza kısmından iktibas yapıyoruz. Paragraf 33-47'nin ilgili kısmı aynen şöyledir:
"In criminal proceedings the position is governed by the common law. The earlie-r statement does not become evidence of the facts staed in it and the inconsistency is relevant to the credibility of the witness. The law was stated by the Court of Criminal Appeal in R. v. Golder and Others to be this: When a witness is shown to have mad-e previous statements inconsistent with the evidence given by that witness at the trial, the jury should not merely be directed that the evidence given at the trial should be regarded as unreliable; they should also be directed that the previous statements-, whether sworn or unsworn, do not constitute evidence upon which they con act."
-Yine İngiltere'deki şimdiki yasal durum, ise Archbold Criminal Pleading Evidence and Practice. 41 Edition (1982) sayfa 369 paragraf 4-323'de "Evidential significance of former inconsistent statements" başlığı altında şöyle izah edilmektedir:
-
"In criminal proceedings (cf. the Civil Evidence Act 1968, s.3 (1) the inconsistency goes to credit and the earlier statement cannot be treated as evidence of the truth of its contents: se R.v. O'neill (1969) Crim. L.R.260, C.A.(s.4); R.v. Golder (1960) 3- All E.R. 457 (hostile witness, s.3 of the 1865 Act); R.v. Birch (1924) 18 Cr. App. R.26 where it was held that the proviso in section 5 with regard to the judge making such use of it as he may think fit does not entitle the judge to rule that the document- (in R.V. Birch a deposition) is evidence of the truth of its contents. "The last words of section 5 mean for example that the judge may call attention to other parts of the statement to which no reference has been made" per Avory J. in R.v. Birch (1924) 1-8 Cr. App. R.26,28."
-Netice olarak Ağır ceza Mahkemesi, icap etmesi halinde, uygun gördüğü kararı vermede serbest olamsına rağmen, kaçınılmaz gerçek şudur ki istinaf konusu 3 ifadenin tanıtma olarak Mahkeme önünde olması gerekirdi ki lüzumu halinde ilk takikatı yürüten Yargıç- söz konusu 3 ifadenin emare yapılması halinde bunlardan istifade edebilsin ve Fasıl 155 Madde 93(i)'ye istianden işlem yapacaksa, yapsın ve şayet havale yapılıp Ağır Ceza Mahkemesi önünde de duruşma olacaksa, söz konusu ifadeler o Mahkeme önünde olsun ve -Mahkeme de bunlardan gerektiği oranda yararlanabilsin. Bir başka deyişle en azından 'Credibility' açısından bunlardan gerekirse istifade edilebilsin. Nitekim Archbold Criminal Pleading Evidence and Practice, 41 Edition (1982) sayfa 370, paragraf 4-326'da '-On what credibility of a witness depends' başlığı altında atnen şöyle denmektedir.
-"The credibility of a witness depends upon (1) his knowledge of the facts to which he testifies; (2) his disinterestendness; (3) his integrity; (4) his veracity; and (5) his being bound to speak the truth by such an oath as he deems obligatory, or by such -affiramtion or declaration as may be law be substituted for an oath. The degree of credit his testimony deserves will be in proportion to the jury's assessment of these qualities."
-Netice olarak 31/91 sayılı istinaf kabul edilir ve İlk Mahkemenin, Müdafaa tanığı Beyzade Beysun'un tasrrufunda bulundurduğu 902/90 sayılı ceza davasında Hasan Osman Melekli'nin 19.10.89, 24.10.89 ve 1.11.89 tarihli daha önceden polise verdiği ifadelerin -6645/91 sayılı davada tanıtma yapılamayacağı hususunda verdiği karar, değiştirilir.
-
Yargıtay/Ceza 27/91 sayılı istinafa gelince, konuya şamil hukuki prensipleri incelemezden önce olgular ile ilgili bir hususu vurgulamakta yarar görmekteyiz şöyle ki; İddia Makamı bu istinafta alt mahkeme önünde tanıtma değilde emare olarak İddia Makamı t-anığı Aytaç Dereboylu aracılığı ile 50 adet G.43 formasını ibraz etme istemektedir. mezkûr formlar 6645/91 sayılı davadaki sanığın tasarrufundan ilgili şahit tarafından müsadere edilmelerine rağmen o davada sanık aleyhine getirilen ithamlar ile bir ilgisi -olmadığı ihtilâf konusu olmayan bir olaydır, ancak Savcılığın iddiasına göre, söz konusu 50 adet forma, ibraz edilen 2 adet başka G.43 forması ile birlikte sanığın tasarrufunda bulunmuş, ibraz edilen 2 adet G.43 sanık aleyhine getirilen davanın isbatına yö-nelik olup geri kalan 50 adet forma da suçların işleniş tarzını gösteren sistemi gösterir mahiyettedir. Bunlar sanık aleyhine çevre şahadet teşkil eder, ibrazlarına Mahkemece müsaade edilmemesi halinde İddia Makamının davası menfi yönde etkilenecektir.
G-eçmişte yasal dayanağının ne derece sağlıklı olup olmadığı kuşkusu olmakla beraber (Bak: Livesey, Judicial Discretion to Exclude Prejudicial Evidence, (1968) Camb. L.J. Vol.26 sayfa 291), Mahkemelerin ilk görevinin bitarafa ve adilane bir duruşma yürütmek -olduğu ve aalet gerektiğinde sanık aleyhine yasal olarak verilebielcek (admissible) şahadeti de almayı reddetmesi Mahkemelerin yetjkisi dahilindedir, bu tartışma konusu olmayacak bir husustur. Phipson on Evidence'den alınan kelimelerle: "The overriding con-sideration is that there should be a fair trial". (bak: Yukarıda iktibas edilen aynı eserde 13. baskı sayfa 263 paragraf 13-48). Mahkemelerin sanık aleyhine zararlı (prejudicial) olabilecek şahadeti kabul etmeme yetkisine haiz olduğu, kökeni ve yasal dayan-ağı ne olursa olsun İngiltere'deki House of Lords tarafından Selvvey v. D.P.P. vurgulanmıştı. (1968. 2 All E.R. sayfa 497) Mezkûr davada Viscount Dilhorne sayfa 510'da aynen şöyle demişti:
".. In the light of what was said in all these cases by judges of -great eminence, one is tempted to say, as Lord Hewart said in R. v. Dunkley, that it is far too late in the day even to consider the argument that a judge has no such discretion. Let it suffice for me to say that in my opinion the existence of such a dicre-tion is now clearly established."
Bu açıdan İddia Makamının istinafına bakıldığında sanığın itham edildiği suç ile İddia Makamının sanık aleyhine getirilen davaların isbata yönelik bir gaye gütmeyen mezkûr evrakı tanıtma değilde, emare yapılmasını istemes-i, ilk nazarda müdafaanınhaklı odluğunu gösterebilir ancak söz konusu evrakın ibrazına daha ilk tahkikat safhasında müsaade edilmeemsi de, tahkikatı yapan yargıç, davayı dinlemek üzere Ağır Ceza Mahkemesine havale etmesi halinde, Ağır ceza Mahkemesince İdd-ia Makamının davasını yürütmesini menfi yönde etkileyebilir. İlk tahkikatı yapılan 6645/91 sayılı dava nevi itibarı ile 'complex' bir davadır ve savcılığa da, mevzuatın müsaade ettiği oranda, iddialarını isbat için her imkan tanınmalıdır.
İddia Makamının- esas görevi her ne pahasına olursa olsun bir sanığı mahkûm ettirmek değil, adalet yapılmasına yardımcı olmadır. Bu husus tartışma kaldırmayacak kadar sarih olmakla beraber bu konuda yinede bir örnek göstermeden konuyu nokktalamayı uygun görmedik. (Rv. Oli-via (1965) 3 All E.R.). sayfa 116'da İngiltere'de Ceza İstinaf Mahkemesi aynen şöyle demişti:
"The prosecution must be exercised in a manner which is calculated to further the interest of justice, and at the same time be fair to the defence. If the prosec-ution appear to be exercising their discreation imporperly, it is open to the judge of trial to interfere."
Netice olarak bu istinafın olgularına bakıldığında, ilk tahkikatı yapan Kaza Mahkemesi Yargıcının, istinaf konusu evrakların ibrazına müsaade etme-mekle takdir hakkını bu safhada yanlış ve erken kulalndığı görüş ve kanaatindeyiz, ve Kaza Mahkemesi yargıcının kararını değiştirerek İddia Makamı tanığı Aytaç Dereboylu'nun sanıktan müsadere ettiği söz konusu 50 adet G.43 formaını ibraz etmesine izin veri-lir, ve ilk tahkikata devam edilmek üzere dosya Gazi Mağusa Kaza Mahkemesine iade edilir.
Meselenin tüm ahval ve şeraitini göz önünde bulundurarak masraflarla ilgili herhangi bir emir vermemeyi uygun gördük.
(N. Ergin Salâhi) (Taner Erg-inel) (Metin A. Hakkı)
Yargıç Yargıç Yargıç
21 Kasım 1991
-
-12-
Full & Egal Universal Law Academy