- Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza 29/76 ve 33/76
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ahmet İzzet, Şakir S. İlkay ve Salih S. Dayıoğlu.
- Yargıtay/Ceza 29/76-
- (Dava No. 897/76 Mağusa)
İstinaf eden: Cemil Canik, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcılık, Lefkoşa.
- a r a s ı n d a.
İstinaf eden şahsen.
Aleyhine istinaf edilen namına: Argun Korkut.
Yargıtay/Ceza 33/76-
- (Dava. No. 897/76 (Mağusa)
İstinaf eden: Başsavcılık, Lefkoşa
ile
Aleyhine istinaf edilen: Cemil Canik, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa.-
- a r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Argun Korkut.
Aleyhine istinaf edilen şahsen.
Öldürme Bkz. insan öldürme.
İnsan Öldürme - İlk Mahkemenin Maktülü tabarıca ile öldürmekten Sanığı
suçlu bulması ve 1-4 yıl hapse mahkûm etmesi.
Cezaya karşı istinaf - İddia Makamı ile Sanığın cezaya karşı
İstinafı- Suçun kabulünden sonra İddia Makamı ile Sanığın olayın cereyan tarzını farklı olarak anlatması - Sanığın olayın cereyan tarzını farklı anlatması durumunda -İlk Mahkemenin ona iddialarını kanıtlama fırsatı vermesi gerekir - Sanığa iddiasını kanıtlama fırsatı verilmemekle birlikte Sanığın Maktüle tabanca ile ateş ettikten sonra 3 şahsa daha ateş etmesi nedeniyle cezaya müdahale edilmemesi.
Sanğın suçunu kabul -ettikten sonra öldûrme olayımn oluş tarzını İddia Makamından farklı anlatması - Mahkemenin Sanığa bu hususta
iddialarını kanıtlama fırsatı vermesi gereği.
OLAY: Maktül evinde içkili bir parti düzenledi. Bu parti devam ederken
yüksek sesle türkü söylem-eğe ve küfretmeğe başlayınca Maktül ile Sanığın ailesi münakaşaya tutuştu. Sanığın ailesinden birisinin tabanca çekip ateşlemesi sonucu Sanığın annesi yaralandı.
Ertesi gün Sanıkla Maktül yolda karşılaştılar. Sanık belindenki tabancayı çekerek ateşledi. Ma-ktül isabet alarak yere düştü. Sanık bu olaydan sonra biri Maktülün kardeşi olmak üzere üç kişiye daha ateş etti.
Sanık yolda Maktülün elini ceketinin cebine soktuğunu görünce Maktülün kendisine ateş etmesinden korktuğunu ve kendini savunmak için ateş etti-ğini, Maktülü öldürme amacını taşımadığını iddia etti.
Sanık Ağır Ceza Mahkemesi tarafından ateşli bir silah ile bir şahsı öldürmek suçundan suçlu bulunarak 14 yıl hapse mahkûm edildi.
Sanık cezaya karşı istinaf dosyaladı.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, suçun San-ık tarafından kabul edilmesinden
sonra, İddia Makamı ile Müdafaanın mahkemeye yapılan hitabelerden olayın cereyanı hususunda cezayı etkileyecek şekilde esaslı bir farkın olması halinde, Mahkemenin taraflara vakanın nasıl cereya.n ettiğini ispat etme fırs-atı vermesi gerektiğini, Ağır Ceza Mahkemesinin bunu yapmamakla hatalı hareket ettiğini belirtti. Buna rağmen Sanığın Maktülden başka üç kişiye daha ateş ettiğini ve davanın tüm olgularını dikkate alan Yüksek Mahkeme kesilen cezanın aşikâr surette az veya -çok olmadığı kanaatine vararak istinafı reddetti.
___________________
HÜKÜM
-
İstinaf eden (sanık) 31 yaşında, üç çocuk babası olup, T.C. uyrukludur ve bir müddet ewel Kıbrıs'a gelerek Boğaziçi'nde iskân edilmiştir. Maktül Hamit Koç ise, 23 yaşında, T.C. uyruklu, evli ve bir çocuk babasıdır ve o da sanık gibi Boğaziçi'nde iskân edi-lmişti.
-
İstinafa konu olan davadaki olgular vlağusa Ağır Ceza Mahkemesinin hükmünde belirtildiği gibi şöyle ceryan etmiştir.
Maktül 22 Nisan 1976 tarihinde sanığın evine yakın olan kendi evinde içkili bir parti düzenleyerek yüksek sesle türkü söylemeğe ve küfret-meğe başladıktan sonra Canik ailesi ile arasında bir müna.kaşa başlamış, bunun neticesi maktül sanığın kardeşleri Davut Canik, Dursun Canik ve Cafer Canik ile kavga etmiş, ve kavga esnasında Canik ailesinden birisinin tabanca çekmesi ve tabancanın ateşlenm-esi üzerine sanığın annesi yaralanmış ve bilâhare hastahaneye kaldırılarak böbreği alınmıştır. Olay ile ilgili olarak, sanık da dahil, Canik kardeşler olay gecesi karakola celbedildiler. Fakat 22 Nisanda cereyan eden olaylar ile sanığın herhangi bir ilgisi- olmadığı gibi sanığın olay günü köyde bulunmadığı da bir gerçektir.
23 Nisan 1976 tarihinde sanık sabah saat 11.00 sularında Hikmet Hasan'ın kahvehanesine gitti. Ali Kadır, Ahmet Kadır, Hasan Hüseyin ve Kazım Mustafa isimli şahıslar orada bulunuyorlardı.- Hasan Hüseyin sanığa annesinin durumunu sorması üzerine sanık "iyidir" demiş, başka birisi, annesinin yarasının nerede olduğunu sorması üzerine de "açıp bakmadım, mühim değildir. Bir genç öleceğine bir kocakarı ölsün" şeklinde cevap vermiştir. Daha sonra -Ahmet Kadır sanığa "bizim kalemde öyle bir şey yoktur, biri türkü çağırmakla öteki çıksın da kavga etsin. Herkes evinde serbesttir" demiş, sanık da kalk bana bir tokat vur, vurayım seni" şeklinde konuşmuş, ve kahveden ayrılmıştır. Aynı gün saat 16.30 sular-ında sanık aynı kahvehaneye gitmiş ve elindeki 500TL.'sını Hikmet Eiasan'a uzatarak "bak borcumu kes" demiş ve paranın üstünü almayı beklemeden, o an yolda karşıdan, kooperatifin yanırıdan, maktül ile Alâddin Koç ve Yurdakul Kadır' ın gelmekte olduklarını -görünce, aralarında 8-10 rrıetre kaldığı bir anda, cebinden Browning tipi bir tabanca çekerek maktüle doğru bir el ateş etmiş kurşunun isabet etmesi üzerine maktül yere düşmüştür. Daha sonra sanık tabancasını Alâddin Koça çevirmiş, tetiği çekmiş, fakat sil-ah patlamamıştır. Alâddin Koç bu esnada sanığa "benim ne suçum var" diyerek kaçmıştır. Sanık tekrar kahvehaneye dönmüş, Ali Kadır'ın sanığa "ne yaptın böyle, çocukları kalacak" demesi üzerine Ali Kadır'a tetiği çekmiş, fakat silâh ateşlenmemiştir. Daha son-ra sanık, Yurdakul Kadıra da ateş etmiş fakat silâh yine patlamamıştır.
Olaydan sonra köye gelen polisler ma.ktülü alıp Mağusa hastahanesine götürdüler, fakat maktülü arabaya koyduklarında onun ölü olduğunu fark ettiler.
26 Nisan 1976 tarihinde Dr. Aytek-in Çolakoğlu tarafından yapılan otopside ölüm sebebi sol akciğer ve pulmener arter faaliyetine bağlı kanama olarak tesbit edilmiştir. Aynı gün saat 18.15 sularında köye Polis Müfettiş Muavini Adnan Hıfzıoğlu iki çavuş ve bir er gelmiş, sanığın evine gitmiş-lerdir. Sanık silâhı polislere vermek sureti ile teslim olmuştur. Ayrıca 4 canlı mermiyi de sanığın karısı polislere teslim etti.
Aynı gün polis karakolunda sanık gönüllü bir ifade verdi, bu ifadede sanık özetle şunları söyledi: "Böyle yukarı döndüğümde H-amit'i ve kardeşini, ismini bilmiyorum, yeni geldi, ve Yurdu Kadiri gördüm. Üçü yolda geliyorlardı, benim tarafıma doğru. Hamit Koç ortadaydı. Yurdu beni parmağı ile Hamit'e gösterdi. Hamit o zaman ceketini çekmeden sağ elini ceketinin sol alt kısmına sokt-uğunu gördüm. Durumundan korktum ve 8 seneden beri belimde taşıdığım tabancamı çektim ve bir el Hamit'e taraf ateş ettim, ve hemen sonra koşarak ka tım ve evime gittim. Hamit'i vurmak için veya öldürmek için atmâ ım, bana birşey yaprlıasın diye korktuğumda-n yaptım."
Daha sonra sanığa dava okunduğunda, buna karşılık sanık aynı mealde cevap verdi.
Olayda kullanılan silâh Polis Baş Müfettişi Davut Tüfekçioğlu tarafından muayene edildi ve faal olduğu, ateşe engel olacak bir arızası olmadığı, mermilerin bu tab-anca ile atılabileceği ve keza boş kovan ile mermi ucunun mezkûr tabanca ile atıldığı tesbit -edildi.
Sanık Mağusa Ağır Ceza Mahkemesinde kabahatini kabul etti ve yaptığı savunmada maktülü öldürmek kastı ile ateş açmadığını, maktülü elini cebine koyarken -gördüğünü, korktuğunu ve bunun üzerine ateş açtığını iddia etti.
Ağır Ceza Mahkemesi duruşmanın hitamında vardıkları sonucu şöyle izah etti: "Huzurumuzdaki tüm olguları tetkik ettiğimizde sanığın bu hususta yapmış olduğu iddiaları teyid edici hiç bir olgu-ya rastlamadık. Aksine sanık olay günü yalnız maktüle ateş etmekle kalmamış, onun dışında ve hemen akabinde üç ayrı şahsa da elindeki tabancayı doğrultarak ateş etmeye yeltenmiştir. Bu hareketleri sanığın yapmış olduğu iddia ile bağdaşmamaktadır, ve tam bi-r çelişki içerisinde olduğu kendiliğinden ortaya çıkmaktadır. Bu bakımdan sanığın bu iddiasını kabul etmek olanağını bulamadık."
Ağır Ceza Mahkemesi sanığın sabıkası olmadığını, olaydan sonra nadim olduğunu, Polise teslim olarak tahkikatın tamamlanmasına -yardımcı olduğunu ve sanığın daha önce 6 ay tutuklu kaldığını nazarı itibara alarak kendisini 14 yıl hapse mahkûm etmiştir.
Sanık cezanın aşikâr surette fahiş olduğunu ileri sürerek bu karardan istinaf etmiştir. Diğer taraftan Savcılık da cezanın az olduğ-unu iddia ederek başka bir istinaf dosyalamıştır. Bu iki istinaf birleştirilmiş ve bugün ikisi birden işitilmiştir.
Bir suç sanık tarafından Mahkeme huzurunda kabul edildikten sonra iddia makamı ile müdafaa tarafından mahkemeye yapılan hitabelerde olayın -ceryanı hususunda cezayı etkileyebilecek şekilde esaslı bir fark varsa, o zaman Mahkemenin taraflara vak'anın nasıl ceryan ettiğini isbat etme fırsatı vermesi gerekmektedir. istinaf konusu davada Bidayet Mahkemesi bunu yapmamakla kanaatımızca hata etmiştir-. Ancak vakanın nasıl ceryan ettiğine dair sanığın iddiası doğru olarak kabul edilse bile, sanığın maktüle ateş açtıktan hemen sonra maktülün kardeşi Alâddin Koça ateş açmağa teşebbüs etmesi, bundan sonra da vak'a ile ilgisi olmayan Ali Kadır ve Yurdakul K-adıra ateş etme teşebbüsünde bulunması ve davanın tüm olguları gözönünde tutulduğunda, verilen cezanın müdahalemizi gerektirecek derecde az veya çok olmadığı kanaatına varmış bulunuyoruz.
Bu nedenle her iki istinaf da reddolunur.
(Ahmet İzzet)(Şakir -Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu)
Yargıç Yargıç Yargıç
27 Aralık, 1976.
Full & Egal Universal Law Academy