-D.1/87 Yargıtay/Ceza 31/86
(Dava No. 6874/85; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay,Başkan, N.Ergin Sal(hi, Niyazi F.Korkut.
İstinaf eden: KKTC B-aşsavcısı.
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: Gürsel Kadri
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Osman Tal(t Enginsoy
Aleyhine istinaf edilen namına: Önder Gazi ve Mustafa İnan
Sahtekarlıkla para temin- etme - Fasıl 154 Ceza Yasasının 297 ve 298. mad- delerine aykırı olarak yalan beyanda bulunarak para temin etmek - Bir avukatın Emniyet Genel Müdürüne ve Savcıya rüşvet vereceğini söyleye- rek müvekkilinden para temin etmeye çalışması - Avukat aleyhine ge-tirilen davada müvekkilin şahadet vermekten kaçınması.
Şahadet - Bir tanığın daha önce söylediklerine bakılmaksızın kendini suçlayacak şahadet vermeyi reddetme hakkına sahip olması - Bu tanığın kendini suçlayacak bir soruya isterse cevap verebilmesi, iste-rse vermeme hakkına sahip bulunması - Sorunun tanığı suçlayıcı olup olmadığına İlk Mahkemenin karar vermesi.
OLAY: Bir avukat olan Sanığın yurt dışına çıkışı yasaklanan müvekkiline çıkış izni alabilmek için Polis Genel Müdürü ve Savcıya vermek gerektiğ-ini söylediği ve bu gerekçeyle para almaya çalıştığı iddia edildi. Sanık aleyhine sahtekârlıkla para temin etme davası getirildi. Sanık suçunu kabul etmediği için İlk Mahkemede davanın duruşması yapıldı. Duruşmada müvekkil tanık olarak dinletildi. Müvekkil-e Sanığın bu gerekçeyle para almaya teşebbüs edip etmediği soruldu, Müvekkil sorunun kendisini de suçladığını söyleyerek yanıt vemek istemedi. İlk Mahkeme tanığın aleyhine rüşvet davası gelebileceği bu nedenle yanıt vermek zorunda olmadığına karar verdi.
-Savcılık İlk Mahkeme kararının hatalı olduğunu öne sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme bir tanığın kendisini suçlayan bir soruya isterse yanıt verebileceğini, isterse yanıt vermeme hakkı bulunduğunu belirtti. Bunun için Mahkemenin sorunun suçla-yıcı olduğuna kanaat getirmesi gerektiğini vurgulayan Yüksek Mahkeme, İlk Mahkeme kararının doğru olduğu kanısına vardı ve istinafı reddetti.
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: Bu istinaf Lefkoşa Kaza Mahkemesinin vermiş olduğu bir prensip kararında-n yapılmıştır.
Bu meseledeki sanık, Fasıl 154 Ceza Yasasının 297 ve 298. maddelerine aykırı olarak Soner Kaan isimli bir kişiden sahtek(rlıkla para temin etmekle itham edilmektedir. İthamname üzerindeki tafsil(t bölümünde sanığı, 1.3.1985 tarihinde yurt -dışına çıkması Kaza Mahkemesince yasaklanmış olan Soner Kaan'a ertesi gün yurt dışına çıkabilmesi için Polis Genel Müdürü ve Savcıya 1 milyon Türk Lirası verilmesi gerektiğine dair sahte olduğunu bildiği ve doğru olduğuna inanmadığı bir beyanda bulunarak o-ndan 1 milyon Türk Lirası temin ettiği iddia edilmektedir.
Dava, duruşma için, Lefkoşa Kaza Mahkemesi huzuruna gittiğinde İddia Makamı ilk şahit olarak kendisinden sahtek(rlıkla para temin edildiği iddia edilen Soner Kaan'ı çağırdı. Şahidin sorgulanması -sırasında İddia Makamı tarafından kendisine sanıkla ne konuştuğu soruldu ve şahit, sorunun kendisini suçlayıcı mahiyette olduğu nedeni ile, cevap vermekten kaçındı. Bunun üzerine İddia Makamı sorunun suçlayıcı mahiyette olmadığını ileri sürerek şahidin cev-ap vermesini istedi. Mahkeme bunun üzerine gerekçeli bir prensip kararı verdi. Mahkeme kararında şöyle dedi:
"..... Çünkü iddia doğru ise ve bu yönde şahadet verilirse sanığa suçu işlemesi için imk(n sağlandığı, yardım ve teşvik ve tahrik ettiği ortaya çı-kar ve sanık gibi kendisi de itham edilebilir ve yasa dışı bir amacı gerçekleştirdiklerinden veya gerçekleştirmeye teşvikten tanık da sanık gibi itham edilebilir. Dolayısıyle tanık aleyhine de bir rüşvet davası gelebilir. Hatta Fasıl 154 Madde 100(b) altın-da dava gelebilir."
Mahkeme neticede şahidin soruya cevap vermemekle haklı olduğuna karar verdi.
Mahkemenin verdiği prensip kararından sonra duruşmaya devam edildi ve bu esnada şahide sanığın kendisine telefonda ne söylediği soruldu. Şahit yine cevap v-ermeyi reddetti ve mahkeme daha önceki kararı ışığında şahidi haklı buldu. Daha sonra şahide sanığın o gün konuyu araştırıp durumu kendisine bildireceğini söyleyip söylemediği soruldu. Şahit buna da cevap vermeyi reddedince mahkeme cevap vermesi gerektiğin-e karar verdi ve bunun üzerine şahit soruyu cevaplandırdı. Daha sonraki bazı sorulara şahidin cevap vermeme- sini mahkeme destekledi. Bu sırada İddia Makamı, şahidin 12.7.1985 tarihinde polise verdiği yazılı ifadeyi, mahkemenin sorulan soruları suçlayıcı o-lmadığını takdir edebilmesi için, tanıtma olarak ibraz etmek istedi. Müdafaa itiraz etti ve mahkeme de ifadeyi alan şahidin ibraz etmesi gerektiği nedeni ile ifadenin tanıtma olarak ibrazına müsaade etmedi. Duruşmaya devam edilince şahide o gün sanığın ya-zıhanesine gidip gitmediği soruldu, şahit cevap vermeyi reddetti ve mahkeme de, yapılan itiraz üzerine, tanığı, ilk verdiği prensip kararı ışığında, haklı buldu. Bundan sonra İddia Makamının müracaatı üzerine duruşma ertelendi ve akabinde de İddia Makamı b-u istinafı yaptı.
İstinaf ihbarnamesinde ilk istinaf sebebi aynen şöyledir:
"Muhterem Bidayet Mahkemesinin, İddia Makamı tanığı Soner Kaan'ın sanıkla beraber aynı suçu işlemiş sayıldığı, sanığa suçu işlemesi için imk(n sağladığı, yardım ve teşvik ve tah-rik ettiği ve tanığın da sanık gibi itham edilebileceği ve dolayısı ile tanık aleyhine de bir rüşvet davası gelebileceği görüşünden hareketle tanığa sorulan sorulara cevap vermemekteki mazaretinin tanığın doğal ve yasal hakkı olduğu ve Mahkemenin tanığı ce-vap vermeye zorlayamıyacağı doğrultusundaki kararı hatalıdır."
Görülebileceği gibi hangi soruya şahidin cevap vermesini haklı bulmakla mahkemenin hata ettiği belirtilmemektedir. Kaza Mahkemesini aynı gerekçe ile, şahidin cevap vermemesini haklı bulduğu e-peyce soru vardır. Bunlardan hangisinin istinaf sebebine konu edildiği belirtilmemektedir. İstinaf sebeplerinin ise muğl(k olmaması, gerekçeli ve kesin olması gerekir. Bu durumda bizim Kaza Mahkemesinin hangi soru ile ilgili olarak hata ettiğini incelememe-miz ve bu hususta bir karar vermememiz gerekir. Ancak konunun önemine binaen ve Kaza Mahkemesine ışık tutmak amacı ile bu husustaki kanuni durumun ne olduğunu belirtmekte fayda mül(haza etmiş bulunuyoruz.
Sanıktan gayrı bir şahit, kendisini suçlayabilece-k bir soruya cevap vermemek imtiyazına sahiptir. Diğer bir deyimle bir şahidin bir soruya vereceği cevap kendisini bir ceza ithamına, ceza veya müsadereye maruz bırakabilecek veya bırakmaya eğilimli nitelikte ise bu soruya cevap vermemeğe şahidin hakkı var-dır. Sorulan bu gibi bir soruya itiraz hakkı sadece şahidindir. Şahit isterse cevap verir isterse soruya itiraz edebilir. Şahit bazı suçlayıcı sorulara daha önce itirazsız cevap vermiş olmasına rağmen, kendisine bu gibi suçlayıcı bir soru tevcih edildiğind-e buna itiraz edebilir ve bu hususta mahkemenin kendisini koru- masını isteyebilir. Tabiidir ki tanığın böyle bir imtiyazdan yararlanabilmesi için mahkemenin de sorunun suçlayıcı nitelikte olduğuna tatmin olması gerekir. Mahkeme mesele ile ilgili hal ve ko-şullara ve şahidin vermesi istenen şahadetin niteliğine bakarak soruya cevap vermeye zorlanması halinde onun için yukarıda belirtildiği gibi bir tehlikenin varlığı için gerçekten makul bir neden olduğuna tatmin olması gerekir. Ancak onun için makul bir teh-like varit olduğu anlaşıldıktan sonra herhangi bir sorunun kendisine etkisinin ne olacağına karar vermek hususunda ona genişçe bir esneklik tanınması gerekir.
Bir şahidin böyle bir imtiyaza sahip olabilmesi için soruya verilecek cevabın kendisini cezai i-thama maruz bırakabilecek nitelikte olması yeterlidir ve behemahal sanığın aleyhindeki aynı suçla itham edilmeye maruz bırakabilecek nitelikte olması şart değildir. Şunu da belirtmek yerinde olur ki şahit, sorunun kendisini maruz bırakabileceği ithamla ilg-ili suçtan Yasama Meclisi tarafından affedilmiş olması ve aleyhine kovuşturma yapılamaması halinde, soruya cevap vermeğe zorlanabilir.
İstinaf ihbarnamesinde yer alan diğer 3 sebep tanığın polise yaptığı yazılı ifadenin tanıtma olarak ibrazına mahkemenin- müsaade etmemesi ile ilgilidir. İstinaf eden İddia Makamı, Kaza Mahkemesinin bu husustaki kararının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Kaza Mahkemesi ifadenin ibrazına, onu alan tarafından ibraz edilmesi gerektiği nedeni ile, müsaade etmedi. Polise yapıla-n yazılı bir ifade emare olarak usulen onu alan tarafından ibraz edilir. Bu meselede ise konu ifade o safhada emare olarak değil de tanıtma olarak ibraz edilmek istenmiştir. Bu durumda böyle bir ifade, bu meselede olduğu gibi, onu tanıyacak şahit tarafında-n ibraz edilebilir. Ne var ki bir yazı, ileride emare yapılmak üzere, tanıtma olarak ibraz edilebilir. Genelde ise ilgili meselede şahadet olarak değerlendirilebilecek bir yazı emare olarak ibraz edilebilir. Bu meselede ise şahidin polise verdiği ifadenin -sanık aleyhine şahadet olarak ibrazı söz konusu değildir. Esasen İddia Makamının amacı da bu değildi. İddia Makamının amacı tevcih edilen soruların onu suçlayıcı olup olmadığına karar verebilmesine yardımcı olmak üzere konu ifadeyi mahkemeye göstermekti. M-ahkeme, daha önce de belirtildiği gibi, mesele ile ilgili hal ve koşulların ve şahidin vermesi istenen şahadetin niteliğine bakarak ona tevcih edilen sorunun onu suçlayıcı olup olmadığına karar verir. Bu böyle olduğuna göre de Mahkemenin, böyle bir karar v-ermek üzere, şahidin polise verdiği ifadeye bakabilmesi doğaldır. Bunu sağlamak isteyen İddia Makamının ise ifadenin ibrazı yerine sadece ifadeyi görmesi için mahkemeye müracaat etmesi gerekir. Tabiidir ki bir şahide ifadenin kendi ifadesi olup olmadığı so-rulabilir.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi İddia Makamı ifadeyi mahke- meye göstermek yerine ibraz etmeğe kalkmakla hatalı hareket etti ve Kaza Mahkemesi, gerekçesi yanlış olmakla beraber, ifadenin ibrazına müsaade etme- mekle doğru hareket etm-iştir.
Sonuç olarak istinaf reddolunur.
(Şakir Sıdkı İlkay) (N. Ergin Sal(hi) (Niyazi F. Korkut)
Başkan Yargıç Yargıç
16 Ocak 1987
320
-
Full & Egal Universal Law Academy