-Yargıtay/Ceza 3/77
(Dava No. 1609/76; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Ahmet İzzet, Şakir Sıdkı İlkay ve Salih S. Dayıoğlu.
İstinaf eden: Ergün M. Borucu,Mağusa. (Sanık)
ile-
Aleyhine istinaf edilen: Türk Emniyet Müdürlüğü, Mağusa.
- A rasında.
İstinaf eden namına: Vedat Derviş ve Gürsel Kadri.
Aleyhine istinaf edilen namına: Osman Naim Enginsoy.
Hırsızlık - Kaza yapmış bir arabanın arka camının çalınması - İlk Mahkemenin Sanığı suçlu- bulup 4 ay hapse mahkûm etmesiSanığın mahkûmiyet kararından istinafı - Sanığın suç unsurlarının birkaçının ispat edilmediğine ve şahadetin kendisini mahkûm etmeye yeterli olmadığına dayanan istinafı - Sanığın gönüllü ifadesinde kazada ölenin arabasından c-amı başkası olmasın diye aldığını söylemesi ve dava okunduğu zaman "kabul ederim avukat koyacağım" demesi - Mal sahibinin hanımının Sanıktan şikayetçi olmaması - Yargıtayın İddia Makamının ibraz ettiği şahadette eksiklikler olabileceğini kabul etmesi - Anc-ak bunun Sanık tarafından ibraz edilen şahadetle giderildiği kanısına varması -Ölen mal sahibinin hanımının şikayeti olmamasının malın rıza ile alındığı anlamına gelmemesi.
Şahadet - İddia Makamının suçu ispat yönünden ibraz ettiği şahadette bazı eksiklik-ler olması - Bazan bu eksikliklerin Sanık tarafından giderilebileceği - Hırsızlık suçunda mal sahibinin rızası ile malın alınmadığının ispatı - Meseledeki hırsızlıkta Sanığın ibraz ettiği şahadette, ölen mal sahibinin hanımının şikayetçi olmamasının suç iş-lenirken malın mal sahibinin rızası ile alındığını göstermemesi.
OLAY: Bir araba kazasında araba sahibi öldü ve araba hasara uğradı. Oradan geçmekte olan ve ölen ile hanımının arkadaşı olan Sanık arabanın arka camını sökerek aldı. Daha sonra camı bir ar-kadaşına götürerek camı muhafaza etmesini istedi İlk Mahkeme Sanığın hırsızlık niyetiyle camı aldığı kanısına vararak Sanığı 4 ay hapse mahkûm etti.
Sanık suç unsurlarının ispat edilmediğini, verilen şahadetin mahkûmiyet için yeterli olmadığını ve verilen -cezan.ın aşikâr surette fahiş olduğunu iddia ederek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme ölen kişinin hanımının Sanıktan şikayetçi olmaması üzerinde durdu ve mal sahibinin Sanıktan şikayetçi olmamasının malın rıza ile alındzğı manaszna gelmediği kanıszna -vardı. Niyet unsurunun tüm olgulardarı çıkarılabileceğini belirten Yüksek Mahkeme meselenin olguları ve Sanığın gönüllü ifadesinde "camı saklamak için aldım", dava okunduğunda "suçumu kabul ederim avukat tutacağım" dediği de dikkate alındığında İlk Mahkeme-nin suçun ispat edildiği bulgusunun hatalı olmadığı sonucuna vardı ve Sanığa verilen cezanın fahiş olmadığı kanısına da vararak istinafı reddetti.
H Ü K Ü M
İstinaf eden (Sanık), Mağusa Kaza Mahkemesinde 15 Ağustos 1976 tarihinde Mağusa'da Salâmis yolun-da Serap Koraltay a ait F 087 plâka numaralı Subaru marka arabanın KL.3O.- değerindE ki arka camını çalmakla itham edilmiş, suçlu buluna.rak 6 Ocak l97l tarihinden itibaren dört ay hapse mahkûm edilmiştir. Sanık, Mahkeme huzurundaki şahadetin kendisini mah-kûm etmeye yeterli Olmadığınz, itham olunduğız suç unsurlarının birkaçInın isbat edilmediğini ve cezanın fahiş olduğunu iddia ederek istinaf etmiştir.
13 Ağustos 1976 tarîhinde Gazi Mağusa'nın Salâmis yolunda F 087 plâka numaralı arabanın methaldar elduğu- bir kaza meydana gelmiş, arabanın sürücüsü ölmüş ve arabaya da geniş ölçüde hasar olmuştur. Sanık 15 Ağustos 1976 tarihînde Salâmis yolunda arabası ile gezerken arkadaşı Koraltay Halil' in sürdüğü arabayı yolun kenarında görerek, arabasından çıkıp kaz,a y-apan arabanın yanzzıa gitti. Îddia Makamının ibraz ettiği şahadete göre, sanık etrafa biraz baktıktan sonra F 087 plâka numaralı arabanın kaza neticesi esneyen arka camını eli ile çıkarıp kullanmakta olduğız N 355 plâka numaralı Citroen marka arabasının ba-gajına koyarak oradan uzaklaştı. Sanık aynı gün, kaza yerinden aldığı camı Meriç'te ikamet etmekte olan arkadaşı Mehmet Gazi'nin evine götürdü ve camın kendisine ait olduğunu söyleyerek arkadaşından eamı muhafaza etmesini çünkü kendi evinde çocuklar olduğu- için camın kırılabileceğini söyledi.
20 Ağustos 1976 tarihinde P.E.1344 Hüseyin Recep Lefkoşa'ya gelerek sanığın çalıştığı Gelirler Dairesine giderek adı geçen camı çaldığına dair bir ihbar olduğunıı sanığa söyledi. Sanık da "cam Mağusadadır,size gidip v-ereyim" dedi. Bilahare mağusaya gidildi ve Mağusa'ya vardıkları zaman sanık, camın kızkardeşi Fatma Önay'da olduğunu söyledi. Aşağı Maraş ta oturan Fatma Önay'ın evine gidildiği zaman, sanık kızkardeşi ile bîrşeyler konuştuktan sonra cam,burda değil, Mora -(Meriç) köyündedir, oraya gidelim size vereyim" dedi. Aynı gün Sanık P.E.1344 Recep Hüseyin ile Moraya gidip camı Mehmet Gazi'den alarak Polise teslim etti.
Sanık Polise verdiği gönüllü ifadede şöyle dedi:
"Arabaya bakarken arka camının çıkık olduğunu ve -yerde arabanın üzerine dayalı olduğunu gördüm. Ben camı başkası almasın diye camı aldım ve arabanın içine arka oturağa koydum. Ben camı almadan önce Koraltay'ın ailesine camı alacağımı söylemedim. Camı aldim ve doğru Meriç Köyüne götürdüm. Ben camı köye gi-dince akrabam Mehmet Gazi'nin evine götürdüm. Onun büyük garajı vardır ve kırılma ihtimali olmadan muhafaza edilebilirdi. Ona camın yanında kalmasını, benim olduğunu ve gelip alacağımı bildirdim. O da bana 'madem senindir burda kalsın istediğin zaman gel a-l' dedi. Ben camı eve götürmerriemdeki gaye evin dar oluşu ve yer olmayışı ile küçük çocuğun kırma ihtimali olmasındandır. Ben camı Mehmet Gazi'nin evine aynı gün götürdüm. Ben camı aldıktan sonra Koraltay'ın hanımına camı aldığımı söylemedim. Ben kazada v-efat eden Koraltay'ın hanımını çok iyi tanırım ve Magosa'da annemin komşusu ve aile dostudur. 17.8.1976 tarihinde ben başın sağolsun için Koraltay'ın hanımının evine gittim. Çok kalabalık olduğu için camı arabanın yanından aldığımı söyliyemedim."
Sanığa 2-2 Ağustos 1976 tarihinde dava okunduğu zaman sanik şu cevabı verdi: - "Kabul ederim, avukat koyacağım."
Bidayet Mahkemesi, suçun unsurlarından olan 'niyetin' her zaman doğrudan doğruya ispat edilemeyeceğini ancak bunun ispatlanan bulgulardan istihraç edile-bileceğini söyledikten sonra, ibraz olunan ,sahadetten İddia Makamının her türlü makul şüpheden ari bir şekilde sanığın suçunu ispat ettiği kanaatına vardı. Bidayet Mahkemesi hakimi hükmünde bunun gerekçelerini şöyle izah etti:"İddia makamının şahadeti ile- sanığın şahadet ve ifadesinin mukayeseli bir değerlendirmesini yaptıktan sonra sanığın ifade ettiklerinin doğruluğuna inanma olanağını bulamadım. İ.M.Ş.No.l Aziz Hulusi tam bir dürüstlük ve tarafsızlık içinde şahadet vermiş ve müdafaa bu şahidin yalan söy-lediğini ima yönüne dahi gitmiş değildir. Aziz Hulusi Sanığın, etrafa bakındıktan sonra camı çıkarıp kendi arabasının bagajına koyduğunu söylerken sanık camın yerde olduğunu ve onu alıp arabasının içine koyduğunu söylemiştir. Şayet sanığın camı esas sahibi-ne iade etmek niyeti var idiyse niye onu arabanın bagajına koymuştur? Sanık kendi ifadesinde de belirttiği gibi 17.8.76 tarihinde Serap Koraltayın evine gittiğinde camı aldığını niye bu şahide söylememiştir: Sanığın evde kalabalık olduğu için söylemediği h-ususundaki iddiasını makul bir izah olarak kabul etmeyip kesinlikle reddettiğimi belirtmek isterim. Sanık 20.8.76 tarihine kadar dava konusu cam ile ilgili kimseye birşey söylememiş ancak polis tarafından sorgulandığı vakit itiraf etmek mecburiyetinde kalm-ıştır. Buna rağmen polise ilkin camın kızkardeşi Fatma Öney'ın evinde olduğunu söyleyerek gerçek dışı bir beyanda bulunmuş, bilâhare yanlışlık yapıp camın Meriç'te olduğunu ifade etmiştir. Bu kadar açık bir durum karşısında sanığın yanlışlık yaptığı iddias-ına katılmak olanağı söz konusu değildir. Meriç köyünde camı Mehmet Gazi'ye teslim ederken de sanık iddia ettiği hakiki niyeti hakkında bile bu şahide herhangi birşey söylemiş değildir ve en sonunda da sanık emare 4'te kendisine okunan davaya vermiş olduğu- cevabında "kabul ederim" şeklinde cevap vermek suretiyle suçunu da kabul etmiş bulunmaktadır."
İstinaf edenin avukatı yukarıdaki pasaja değinerek sanığın camı bagaja koymasının normal olduğunu, başsağlığında aıkadaşının karısını üzmemek için camdan bahse-tmemesinin makul olduğunu, Polis sanığa konuşana kadar geçen beş gün zarfında sanığın cam hakkında kimseye birşey söylememesinin normal olduğunu ve camın Meriç te olduğunu bildiği halde kızkardeşinde olduğunu söylemesinin hiçbir sebebi olmadığını iddia etm-iştir. Bidayet Mahkemesinin bulguları ayrı ayrı ele alındığında, istinaf edenin avukatının iddiaları ilk nazarda doğru olabilir. Ancak sanığın tüm hareketleri ve kendisine dava okunduğu zaman "kabul ederim, avukat koyacağım" demesi de nazarı itibara alındı-ğında, kanaatımızca Bidayet Mahkemesinin bulguları hatalı değildir.
İstinaf edenin av2.zkatının ileri sürdüğü diğer bir nokta da, ithamnamede F 087 plâka numaralı arabanın Serap Koraltay'a ait olduğu belirtildiği halde camın Serap Koraltay'ın izni olmadan- alındığına dair İddia Makamı tarafından herhangi bir şahadet sunulmadığı ve bu nedenle de suç unsurlarından biri ispat edilmediğidir.
Gayet iyi bilindiği gibi hırsızlık suçunun unsurlarından biri de çalınan malın mal sahibinin rızası olmadan alınmasıdır.- ("without the consent of the owner"). Bunun her davada İddia Makamı tarafından makul şüpheden ari olarak isbat edilmesi gerekmektedir. Suçu isbat yönünden İddia Makamının ibraz ettiği şahadette bazı eksiklikler olabilir. Fakat bazan bu eksiklikler sanık t-arafından daha sonra ibraz edilen şahadet ile giderilebilir.
İstinaf konusu davada İddia Makamının ibraz ettiği şahadete bakacak olursak, camın mal sahibinin rızası olmadan alındığına dair şahadet verilmiş değildir. Ancak müdafaa mal sahibi Serap Korlatay-'ı şahit olarak çağırmıştır. Serap Koraltay'ın şahadeti kısadır ve bu şahadetin ilgili kısmı aynen şöyledir:- .
"Ergünle kocam iyi görüşürdü. Benimle de iyi görüşürdü. Bu camın bana haber verilmeden alındığı hususunda bir şikâyet yoktur. Bu camın gizli ol-arak çalınabileceği hususunda bir şikayet yoktur. İtimadım vardır. İyi görüşürüz. Bizi ziyarete geldi, dolayısıyle şikâyetçi değilim. Poliste söyledim şikâyetçi olmadığımı."
İstinaf edenin avukatı, Serap Koraltay'ın şahadetinde camın mü- saadesi olmadan a-lındığını söylemediğini, sanığa itimadı olduğunu ve camın alınmasından herhangi bir şikâyeti olmadığını söylediğini, bu sebeple mal sahibinin rızası ile ilgili suş unsurunun isbat edilmediğini iddia otmiştir.
Görüleceği gibi Serap Koraltay'ın şahadeti pek- düzgün değildir. şahit camın alındığı hususunda "şikâyetim yoktur" dememiş, bu hususta "bir şikâyet yoktur" demiştir. Aynı şekilde camın çalınabileceği hususunda da "biz şikâyet yoktur" demiştir. Bu şahadet makul olarak tefsir edildiğinde şahidin, camın k-endisinden izinsiz olarak a.lındığını fakat bu hususta bir şikâyeti olmadığını söylemek istediği aşikârdır. ,şahidin camın alınması hususunda herhangi bir şikâyeti olmaması kanaatımızca suçun işlendiği tarihte camın şahidin rızası ile alındığı manasına gel-mez. Şahit "camın bana haber verilmeden alındığı hususurida bir şikâyetim yoktur" derken camın kendisine haber verilmeden alındığını dolaylı olarak kabul etmiştir. Aksi takdirde carnın rızası ile alındağını söylememesine hiçbir sebep yoktu.
Yukarıdaki sebe-plerden dolayı mahkûmiyet ile ilgili istinaf reddolunur.
Kesilen cezanın fahiş olmadığı kanaatında olduğumuzdan ceza ile ilgili istinaf da reddolunur.
Hapislik, mahkûmiyet tarihinden başlayacaktır.
( Ahmet İzzet)(Şakir ,Sıdkı İlkay)(Salih S. Dayıoğl-u) Yargıç Yargıç Yargıç
11 Mart 1977
Full & Egal Universal Law Academy