-Yargıtay/Ceza 33/77
(Dava No. 2940/77;Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Salih S. Dayıoğlu, N.Ergin Salâhi.
İstinaf eden: Hüseyin Hasan, Lefkoşa. (Sanık)
ile-
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcılık.
A rasında-.
İstinaf eden namına: Talât Kürşat.
Aleyhine istinaf edilen namına: Yaşar Boran.
Darp - Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 243. maddesine aykırı darbetmek suretiyle ciddi yaralanmaya neden olma.
Mahkumiyet aleyhine istinaf - Sanığın bir baba olarak terb-iye etme gayesiyle müştekiye (çocuğuna) tokat attığı iddiası - İIk Mahkemenin darp edip bedensel incinmesine sebep olmaktan Sanığı suçlu bulması.
Mûdafaa - Bir baba veya anne tarafından terbiye etmek gayesi ile çocuğun dövülmesi - Müdafaa olarak kabul edi-lebilmesi için darp fiilinin meselenin olguları ışığında makul olması ve hizmet edeceği gayenin gerektirdiği dereceden daha fazla bir şiddette olmaması gereği.
OLAY: Sanık darbederek kızının bedensel incinmesine neden olmakla itham edildi. İlk Mahkeme S-anığın, çocuklarını terbiye etmeğe çalışan bir baba olmadığını, karısıyla ayrılmaya çalışan ve çocukları ile kavga eden bir baba olduğunu, belirterek Sanığı itham olduğu suçtan mahkûm etti. Sanık Ilk Mahkemenin gerek olgular gerekse hukuk açısından hata iş-lediğini iddia ederek hüküm aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, bir baba veya anne tarafından terbiye etmek gayesiyle çocuğa yapılan darbın bir müdafaa teşkil edebileceğini, ancak, darbın meselenin olguları ışığında makul olması gerektiğini beli-rtti. Bu olayda Sanığın kızını terbiye gerekçesiyle darbetmediği kanısına varan İlk Mahkemenin hatalı olmadığını dikkate alan Yüksek Mahkeme İlk Mahkeme kararını onayladı.
HÜKÜM
Şakir Sıdkı İlkay: Lefkoşa Kaza Mahkemesi, müstenifi Fasıl 154 Ceza Kanunun-un 243. maddesine aykırı olarak 11 Mayıs, 1977 tarihinde, Ortaköy'de, Ortaköylü Füsun Hüseyin'i darb edip bedensel incinmesine sebep olmaktan kabahatlı bularak mahkûm etti ve cezalandırdı.
Müstenif (sanık) Kaza Mahkemesinin vermiş olduğu mahkûmiyet kararın-dan istinaf etmiştir.
Füsun Hüseyin, müstenif sanığın 6 çocuğundan en büyüğüdür. Sanık, olay tarihinden bir süre önce, karısından boşanmak için dava açtı ve bu tarihten sonra, Kaza Mahkemesinin şahadet üzerine yapmış olduğu bulgulara göre, evde sık sık mün-akaşa ve kavgalar yer almağa başladı. 10 Mayıs gecesi sanık eve geldiğinde uyumakta olan şikâyetçiyi uyandırıp ona küfürler savurdu ve evden kaçmasını söyledi. Ertesi gün sabah şikâyetçi odasında taranırken sanık odaya girdi ve odada başka taraklar bulundu-ğu halde şikâyetçinin elindeki tarağı zorla almağa kalkıştı ve aldı. Tarağı kendisine vermek istememiş olduğu için de elinin tersi ile şikâyetçinin yüzüne vurdu ve burnunu kanattı. Yediği tokat neticesi şikâyetçi oradaki yatağın içine düştü, fakat sanık ta-tmin olmayıp şikâyetçiye, bu defa kıçlarına olmak üzere, birkaç tokat daha attı.
Sanık, Kaza Mahkemesi huzurunda, şikâyetçiye terbiyesi için tokat attığını savundu. Kaza Mahkemesi ise sanığın şikâyetçiye attığı tokatları terbiyesi için atmadığı kanaatına v-ardı ve sanığı mahkûm etti. Kaza Mahkemesi hükmünde şöyle demiştir:"Olay değerlendirilince sanığın kızına terbiye etme gayesi ile vurduğu kanaatinde değilim. Boşanma davası açıldıktan sonra aile fertleri arasında sık sık münakaşa ve kavgalar oluyordu. Aile- fertleri arasındaki ilişkiler gergindi. Bu gergin hava içinde sanık kızının hareketine sinirlendi ve ona vurdu. Bu olayda şikâyetçiyi terbiye etme gayesi yoktur. Sanık çocuklarını terbiye etmeğe çalışan bir baba durumunda değildir. Karısından ayrılmaya ça-lışan ve çocukları ile kavga eden bir baba durumundadır."
Sanık, Kaza Mahkemesinin, daha önce belirtildiği gibi, aleyhine vermiş olduğu mahkûmiyet kararından istinaf etmiş ve Kaza Mahkesinin, sanık tarafından şikayetçiye atılan tokatların onun terbiyesi i-çin atılmış olmadığını bulmakla gerek olgular gerekse hukuk açısından hata işlemiş olduğunu ileri sürdü.
Bir baba veya anne tarafından terbiye etmek gayesi ile yapılmış olması bir çocuğa yapılan darba geçerli bir müdafaa teşkil eder yeter ki işlenen darb f-iili meselenin olguları ışığında makul olsun ve hizmet edeceği gayenin gerektirdiği dereceden daha fazla bir şiddette olmasn. Darb fiilinin terbiye gayesi ile ve belirtilen ölçüler içinde yapıamış olup olmadığı ancak meselenin tüm olguları ışığında kararla-ştırılabilir.
Bu meselede, hükmünden yukarıda yapılan iktibastan görüleceği gibi, davayı dinleyen Kaza Mahkemesi sanığın işlemiş olduğu darb fiilinin şikâyetçiyı terbiye gayesi ile işlenmiş olmadığı kanaatına vardı. Kaza Mahkemesinin, önündeki şahadet üz-erine, bu şekilde bir kanaata varmakla hata işlemiş olduğu gözükmemektedir. Bu böyle olduğuna göre de bizim Kaza Mahkemesinin bu husustaki kanaat ve bulgusuna müdahale etmemiz doğru olmaz.
Yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi müstenif yapmış olduğu i-stinafta muvaffak olmamıştır.
Netice itibarı ile istinaf reddolunur.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi)
Yargıç Yargıç Yargıç
10 Şubat 1978
Full & Egal Universal Law Academy