-D.10/83 Yargıtay/Ceza 34/83
(Dava No.511/83, Girne)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: -Şakir Sıdkı İlkay, Başkan, Salih S. Dayıoğlu, Aziz Altay.
İstinaf eden: Bayram Dağgül, Karşıyaka, Girne.
- ile -
Aleyhine İstinaf edilen: KTFD Başsavcısı,
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: G-ürsel Kadri ve Ali Ertuğrul.
Aleyhine istinaf edilen namına: OsmanTalât Enginsoy.
Mahkûmiyet aleyhine istinaf - Ağır Ceza Mahkemesinin diğer bir davaya ilişkin Yargıtay kararında belirtilen olguları dikkate alarak Sanığı mahkûm etmesi - Hasım şahidin -şahadetine dayanarak Sanığı mahkûm etmenin doğru olmaması.
Ceza Usül - Yargıtay kararlarının kararda yer alan hukuki görüş ve prensipler açısından bağlayıcı olması - Yargıtay kararlarında belirtilen olguların bağlayıcı olmaması - Sanık aleyhindeki şahadet-in şüphe yaratacak nitelikte olması.
OLAY: Bir polis ekibi Karşıyaka'da ambar olarak kullanılan bir barakada izinsiz olarak tasarruf edildiği tesbit edilen muhtelif miktarda tahrip kalıbı ve fitil buldu. Ambar sahibi olan Sanık ve diğer Sanıklar aleyhin-e, patlayıcı maddelerin tasarrufu nedeniyle dava getirildi.
İddia Makamı o davada Sanık aleyhine getirilen davayla ilgili takipsizlik kararı dosyaladı. Diğer sanıklar aleyhine getirilen davalar ise ileriye götürülerek neticelendirildi.
Daha sonra San-ık aleyhine tekrar dava getirildi. Ağır Ceza Mahkemesi, diğer sanıklar aleyhine neticelendirilen davada Yargıtayın vermiş olduğu kararları gözönünde bulundurdu ve Sanığı 6 ay hapse mahkûm etti. Sanık mahkûmiyet aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme-, hasım bir şahidin şahadetine dayanılarak Sanığın mahkûm edilemiyeceğini ve Sanığın gaybubetinde yapılan sözlü veya yazılı ifadelerin şayia şahadet olduğunu belirtti.
Yüksek Mahkeme Sanığın taraf olmadığı bir davadaki olguların Sanığı bağlamadığını ve- aleyhine alınamayacağını, 3. şahıslarla ilgili davalarda Yargıtayın verdiği kararların alt mahkemeleri, sadece karara bağlanan hukuki noktalar ve prensipler açısından bağladığını vurguladı. Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda Sanığı mahkûm edebilecek yeterli şa-hadet mevcut olmadığını, tüm şahadetin Sanık aleyhine sadece şüphe yaratabilecek nitelikte olduğunu belirten Yüksek Mahkeme istinafı kabul ederek sanığı beraat ettirdi.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- R.v. Harris, 20 Cr. App. R.144.
2- R.v. Go-lder (1960) 45 Cr. App. R.5.
3- R.v. Birch, 18 Cr. App. R.26.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Archbold On Criminal Pleading, Evidence and Practice, 37th Ed., p.535, para.1380.
____________________
H Ü K Ü M
Şakir Sıdkı İlkay, Başkan: - Müstenif, Girne Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda, Mart 1982 ve 9 Haziran 1982 tarihleri arasında, ilgili makamdan izni olmaksızın, tasarrufunda muhtelif miktarda tahrip kapsülü, tahrip kalıbı ve fitil bulundur- makla itham edildi. Davayı dinleyen Ağır Ceza M-ahkemesi müstenifi kabahatlı bularak mahkûm etti ve 6 ay hapse gönderdi. Müstenif Ağır Ceza Mahkemesi- nin mahkûmiyet kararı aleyhine istinaf etti.
İstinaf duruşma için Mahkeme önüne 10.8.1983'te geldi ve Mahkeme, o gün her iki tarafın söylediklerini din-ledikten sonra ve hükmünün gerekçeleri ileride verilmek üzere istinafı kabul edip Ağır Ceza Mahkemesinin mahkûmiyet kararını iptal etmeyi, oybirliği ile, uygun görmüştü. Şimdi de o gün verilen hükmün gerekçelerini veriyoruz.
İtham konusu patlayıcı maddel-er bir polis ekibi tarafında, 9.6.1982 tarihinde, Karşıyakalı Kerim Akgün'ün evinde yapılan bir araştırma sonucu evin avlusunda ambar olarak kullanılan bir barakanın içinde bulundu. Söz konusu patlayıcı maddeler bazı çantalar içinde muhafaza edilmekte idi.- Bu patlayıcı maddelerin bulunması üzerine ambarın sahibi Kerim Akgün, müstenif sanık ve bir üçüncü şahıs aleyhine konu patlayıcı maddelerin tasarrufu ile ilgili olarak dava getirldi. Dava, duruşma yapılmak üzere Ağır Ceza Mahkemesi huzuruna gittiğinde ise- İddia Makamı halihazırdaki müstenif sanık ile ilgili olarak bir takipsizlik müzekkeresi (nolle prosequi) dosyaladı ve müstenif sanık tahliye edilerek serbest bırakıldı. Dava diğer sanıklar aleyhine ileri götürülerek neticelendirildi. Ağır Ceza Mahkemesini-n o davada verdiği karardan yapılan iki istinaf da Yargıtay tarafından birleştirilerek neticelendirdildi.
Daha sonra halihazırdaki müstenif sanık aleyhine işbu istinaf konusu dava getirildi. daha önce de belirtildiği gibi, Ağır Ceza Mahkemesi sanığı kaba-hatlı bularak mahkûm etti ve istinaf bu mahkûmiyet kararından yapılmıştır.
Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda İddia Makamı tarafından çağrılan 7 şahit dinlenmiştir. Sanık ise olduğu yerden suçsuz olduğuna dair bir beyanda bulunmakla yetindi ve herhangi bir şa-hadet çağırmadı.
İddia Makamı tarafından çağırılan 1. şahit H. Beyzade mahkeme memuru olup, diğer şeyler arasında, itham konusu patlayıcı maddeleri mahkemeye ibraz etti. Sırası gelmişken şunu da belirtmek yerinde olur ki bu şahit mahkemeye sanığın aleyhi-ndeki dava ile ilgisi olmayan bazı emareler ve sanık aleyhine şahadet olarak kabul edilemeyecek olan üçüncü şahısların ifadelerini de ibraz etti.
İkinci şahit Turgut Dayer patlayıcı madde uzmanı olup mahkemeye konu patlayıcı maddelerin nitelikleri hakkın-da şahadet verdi.
Beşinci şahit Hasan Nalil Boğaç polis fotoğrafçısı olup itham konusu patlayıcı maddelerin fotoğraflarını çekip mahkemeye ibraz eden şahittir.
Yedinci şahit Salih Boran, Kerim Akgün'ün evinde araştırma yapan, itham konusu patlayıcı mad-deleri bulup teslim alan ve meselenin tahkikatını yapan polis çavuşudur. Bu şahit sanığın gönüllü ifadesini de alıp mahkemeye ibraz etmiştir. Sanık gerek gönüllü ifadesinde gerekse resmen itham edildiğinde verdiği yazılı cevapta itham konusu patlayıcı madd-elerle ilgisi olmadığını ve suçsuz olduğunu ileri sürdü.
Üçüncü şahit patlayıcı maddelerin ambarında bulunduğu Kerim Akgün ve dördüncü şahit de Kerim Akgün'ün oğlu Zihni Akgün'dür. Kerim Akgün mahkeme huzurunda verdiği şahadette ilkin patlayıcı maddeleri- kimin ambara koyduğunu veya kimin kullandığını görmediğini söyledi ve bunun üzerine mahkemenin izni ile hasım şahit muamelesine tabi tutuldu. Hasım şahit olarak kendisine tevcih edilen sorulara cevaben daha önce gerek polise verdiği ifadede gerekse ilk ta-hkikatta mahkemeye verdiği şahadette patlayıcı maddeleri ambara müstenif sanığın koyduğunu ve bunları üçüncü bir şahısla beraber kullandıklarını söylemiş olduğunu kabul etti ancak Müdafaa tarafından istintakında ve daha sonra tekrar sorgusunda patlayıcı ma-ddelerin kendine ait olduğunu, sanığın bunları ambara koyduğunu görmediğini ve gerek polise yaptığı ifadede gerekse ilk tahkikatta söylediklerini polisin teşviki ve kendisini kurtaracağına dair vaadı üzerine söylediğini beyan etti.
Zihni Akgün de hemen h-emen babası gibi şahadet verdi ve mahkemenin izni ile hasım şahit muamalesine tabi tutuldu. Hasım şahit olarak kendisine tevcih edilen sorulara cevaben daha önce polise verdiği ifadede beyan edilenleri hatırlamadığını söyledi. İlk tahkikatta mahkemeye verd-iği şahadet ile ilgili sorulara bazan "hatırlamam" bazan da "doğrudur" diye cevaplar verdi. Müdafaa tarafından yapılan istintakında ise müstenif sanığın bunları ambara koyduğunu veya kullandığını görmediğini ve daha önce ilk tahkikatta mahkemeye söyledikle-rini anne ve babasından işitmiş olduğunu beyan etti.
Altıncı şahit Hüseyin Akgün de 4. şahit Kerim Akgün'ün oğludur ve lise öğrencisidir. Bu şahit, iddia makamının sorularına cevaben, polisin evlerindeki ambarda yaptığı araştırmada patlayıcı madde bulduğ-unu ancak bu maddeleri ambara kimin getirdiğini veya oradan alıp gittiğini veya kullandığını görmediğini ve patlayıcı maddeleri daha önce sarılı olarak bir kutu içinde ambarda gördüğünü söyledi. Şahit ayırca müstenif sanığın bir üçüncü şahıs ile ambara gir-ip ellerinde daha sonra kırmızı diye tarif ettiği bir çanta ile çıktığını gördüğünü söyledi. Müdafaa tarafından yapılan istintakta ise kırmızı çanta içinde ne olduğunu bilmediğini söyledi.
Ağır Ceza Mahkemesinin önündeki şahadet yukarıda izah edildiği gi-bidir. Mahkeme bu şahadet üzerine sanığı kabahatlı bulup mahkûm ederken, hükmünden anlaşıldığı kadarı ile, Yargıtay/Ceza 73/82 ve 75/82 (Birleştirilmiş) sayılı istinaflarda Yargıtay tarafından verilen hükümde belirtilen olgulara, hasım şahit olarak muamele- gören Kerim Akgün ve Bayram Akgün'ün polise verdiği ifadelere, Kerim Akgün ve Hüseyin Akgün'ün şahadetlerine dayanmıştır.
Kendisinin taraf olmadığı bir davadan yapılan Yargıtay/Ceza 73/82 ve 75/82 sayılı istinaflarda Yargıtayın verdiği hükümde serdedile-n olguların müstenif sanığı bağlamadığı ve aleyhine alınamayacağı açıktır. Üçüncü şahıslar arasındaki meselelerde Yargıtayın verdiği kararları alt mahkemeler sadece karara bağlanan hukuki noktalar ve prensipler açısından izlemekle yükümlüdürler. Bu hususta- daha fazla birşey söylemeyi zait görüyoruz.
Bir şahidin daha önce sanığın gaybubetinde yaptığı yeminsiz ifadelerin içeriği, şahit yapıldığını kabul etmekle beraber doğru olmadığına yemin ettiği takdirde, şahidin mahkeme huzurunda verdiği yeminli şahade-t yerine kaim olamaz. Bu gibi sözlü ve yazılı ifadeler, sanığın gaybubetinde yapıldığı cihetle, şayia şahadettir. Bu böyle olduğuna göre de Ağır Ceza Mahkemesinin sanığı mahkûm ederken Kerim Akgün ve Zihni Akgün'ün polise verdikleri ifadelere dayanması hat-alıdır. -Gör: Archbold On Criminal Pleading, Evidence and Practice, 37th Ed., p.535 para.1380.
Ağır Ceza Mahkemesi "sanığın aleyhindeki delillere Kerim Akgün'ün şahadetinin bir bölümünü de ekleyebiliriz" diyerek Kerim Akgün'ün mahkeme önündeki şahadetin-e de dayanmıştır. Halbuki hasım bir şahidin daha önce yaptığı farklı ifadeler doğru söylemediğini gösterir ve bu ifadeler ışığında mahkmede verdiği şahadet hemen hemen değersiz kalır. -Gör: R. v. Harris, 20 Cr. App. R.144 ve R. v. Golder (1960) 45 Cr. App.- R.5. hasım muamalesi gören bir şahidin ilk tahkikatta verdiği yeminli ifade de kendi başına şahadet olarak nazarı itibara alınamaz. -Gör: R. v. Birch, 18 Cr. App. R.26. Bunun içindir ki Ağır Ceza Mahkemesi Kerim Akgün'ün şahadetine dayanmakla hatalı harek-et etmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi Hüseyin Akgün'ün şahadetine inanmıştır. Ancak bu şahidin şahadeti sanığın kabahatlı olduğunu kanıtlayıcı nitelikte bir şahadet değildir. Bu şahit polisin ambarda bulduğu patlayıcı maddeleri oraya kimin koyduğunu ve oradan- kimin alıp gittiğini veya kullandığını görmediğini ve sanığın ambardan aldığını gördüğü kırmızı çantanın içinde ne olduğunu bilmediğini söyledi. Bu şahadet yalnız başına sanığın kabahatlı olduğunu göstermeğe yeterli değildir. Bu şahadet geri kalan diğer g-eçerli şahade ile birlikte tezekkür edildiğinde dahi sanığın suçlu olduğunu kanıtlamaktan uzaktır.
Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda, yukarıda söylenenlerden anlaşılacağı gibi, sanığın kabahatlı olduğunu gösterecek yeterli şahadet mevcut değildi. Mahkeme huz-urundaki tüm şahadet sadece sanığın aleyhine şüphe yaratacak bir nitelik taşımakta idi. Bu nedenle Ağır Ceza Mahkemesi sanığı kabahatlı bulup mahkûm etmekle hata etmiştir.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu) - (Aziz Altay)
Başkan Yargıç Yargıç
15 Eylül 1983
Full & Egal Universal Law Academy