- Yargıtay/Ceza 37/76
(Dava No. 702/76; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Şakir S. İlkay ve Salih S. Dayıoğlu.
İstinaf eden: K.T.F.D. Ba-şsavcısı, Lefkoşa.
ile
Aleyhine istinaf edilen: Hasan Atillâ Tevfik, Lefkoşa. arasında.
İstinaf eden namına: Yaşar C. Boran.
Aleyhine istinaf edilen namına: Şefika Durduran.
Ölüme neden olma - Öldürme kastı olmaksızın tedbirsi-z ve dikkatsiz
şekilde araba sürerek bir kişiyi basıp ölümüne neden olma ve tehlikeli sürüş suçlarından itham - İlk Mahkemenin Sanık aleyhine sadece süratli araba sürdüğüne ilişkin şahadet olması nedeniyle Sanığı itham olduğu davalarda suçsuz bularak ber-aat ettirmesi - Başsavcılığın beraat kararını istinaf etmesi - Yargıtayın çoğunluk kararı ile beraat kararını bozması ve yeniden yargılama yapılmasını emretmesi.
Şahadet - İlk Mahkemenin hükmünde sürat dışında Sanığın dikkatsiz veya
tedbirsiz veya ihmal-kâr davrandığına ilişkin şahadet olmadığını belirtmesi - Yargıtayın bunun yanlış olduğuna ilişkin görüşü - Şahadetin değerlendirilmesinde şahitlerin şahadet verirken takındıkları tavır ve hareketlerinin rol oynaması - Bu hususta İlk Mahkemenin Yargıtaya na-zaran daha avantajlı olmasıYargıtayın İlk Mahkemenin beraat kararını bozması ve meselede Mahkeme notlarına dayanarak şahadeti değerlendirmenin salim olmayacağı görüşünden hareketle yeniden davanın görülmesi için davayı İlk Mahkemeye iade etmesi.
Fasıl 155- Ceza Usulû Yasasının 145(3)(a)(ii) maddesi - Yargıtayın
dikkatsiz sürüş ile ölüme neden olmadan verilen beraat kararını bozması ve başka bir hakim tarafından yeniden görüşülmek üzere davayı İlk Mahkemeye iade etmesi.
Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 2-10. maddesi - Bu maddeye aykırı
tedbirsiz veya dikkatsiz (araç sürerek) bir hareket neticesi bir şahsın ölümüne neden olma.
1974 Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Yasası - Yasanın 7(1) maddesine
aykırı insan hayatını tehlikeye koyacak şekilde araç sürme.
-
Tehlikeli sürüş - Trafik kazası - Trafik kazası neticesi bir kişinin
ölmesi - Sanığın dikkatsiz ve tedbirsizce araç sürerek ölüme neden olma suçu yanında insan hayatını tehlikeye koyacak şekilde araç sürme suçu ile de itham edilmesi - Beraat kararıİstin-af - Yargıtayın beraat kararını iptali ile davanın yeniden görülmesini emretmesi.
Bilirkişi - Uzun süre bir işle iştigal edilmesinin bilirkişi olmak
için yeterli olmaması.
Mahkemenin, mevcut şahadetin ithamnamedeki suçlardan Sanığı mahkum
etmeye yete-rli olmaması nedeniyle, ithamnameye başka bir bent eklenmesini, Fasıl 155 Ceza Usulû Yasası 85(4) maddesine göre isteme yetkisi ve bu bentten Samğı mahkûm edebilmesi - Meselede bu husus
konu edilmediğinden Yargıtayın bu konunun incelenemeyeceğine ilişkin g-örüşü.
Fasıl 155 Ceza Usulü Yasssının 85(4) maddesi - Mahkemenin ithamnameye
yeni bent eklenmesini isteme yetkisi - Meselede Sanığın 1974 Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Yasasının 8. maddesine aykırı dikkatsiz sürüş yaptığı iddia edildiğine göre bu hususu-n tezekkür edilemeyeceğine ilişkin Yargıtayın görüşü.
Sûrat - İlk Mahkemenin Sanığın arabasını 30 milin üzerinde sürdüğünü
sadece fren kayma izlerine dayanarak tespit etmenin salim olmayacağına ilişkin hükmü - İstinaf - Yargıtayın Sanığa atfedilen dikka-tsiz veya tedbirsiz araba sürerek ölüme neden olma ile tehlikeli sürüş suçlarının sadece sürate bağlı olmadığından hükmü bozması ve yeniden davanın görülmesini emretmesi.
"Olay kendiliğinden konuşur" prensibi - Ceza davalarında
uygulanmaması.
OLAY: S-anık arabası ile virajlı olan inişli bir yoldan inerken bir
kişiyi basarak öldürdü Sanık tedbirsiz ve dikkatsiz bir fül ile ölüme neden olmakla ve tehlike teşkil edecek şekilde sürüş yapmakla itham edildi. Sanık isnat edilen suçları kabul etmedi.
İlk Mah-keme, Sanığın sürat dışında dikkatsiz veya ihmalkâr veya tehlikeli sürüş yaptığını gösteren şahadet olmadığı ve bu şahadetin de yetersiz olduğu, Sanığın süratinin sadece fren ve kayma izlerine dayanarak tespit edilemiyeceği kanısına vardı ve Sanığı beraat -ettirdi.
Başsavcılık İlk Mahkemenin hükmünün hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme çoğunluk kararında İddia Makamının tüm
şahitlerin iddialarını sadece sürate isnat ettirdiğinin doğru olmadığını, bunun yanında virajları dikka-tsizce veya tehlike teşkil edecek şekilde aldığının ve virajda fren yaptığının da iddia edildiğini belirtti. İlk Mahkemenin Sanığın kazanın meydana gelişine ilişkin izahatını değerlendirip bir bulguya varmamasının da büyük bir eksiklik olduğunu vurgulayan -çoğunluk kararı şahitlerin şahadetlerini sadece Mahkeme notlarına göre takdir etmenin salim olmadığını dikkate aldı ve davanın başka bir Yargıç tarafından yeniden görülmek üzere İlk Mahkemeye iadesine emir verdi.
Azınlık kararını veren yargıç ise, Sanığa a-tfedilen suçların esas unsurunun süratten ibaret olduğunu ve İlk Mahkemede süratin kanıtlanamadığını dikkate aldı ve Sanığın beraat etmesinin yerinde olduğu sonucuna vararak istinafın reddedilmesi gerektiğini belirtti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatl-ar:
R.V.Surge (1961) 2 All E.R. s.688.
2- R. v. Gurphey (1957) 41 Cr.App. R.78.
G r. L. R. s.191.
4- 34/71 sayılı Ceza İstinaf s.6.
Atıfta Bulunulan Bilimsel İçtihatlar:
1- Wilkinson's Road Traffic Offences, 7. baskı, sayfa 221 ve 222.
- __________________
H Ü K Ü M
Ülfet Emin:
Aleyhine istinaf edilen Girne Kaza Mahkemesinde, 13 Ekim 1975 tarihinde, Girne Kazasına bağlı Boğaz-Bilelle ana yolunun 4-5 milleri arasında EL346 plâkalı arabayı süre-rken cezai suç teşkil edecek ihmal derecesine varmayan tedbirsiz veya dikkatsiz bir fül neticesi öldürme kasdı olmaksızın Lefkoşalı Mustafa Mehmet'in ölümüne sebep olmakla ve aynı tarih ve mahalde yolun durumu ve kullanılışını göz önünde bulundurmaksızın i-htiyatsızca acele ile ve halka tehlike teşkil edecek bir şekilde sürüş yapmakla itham olundu.
Aleyhine istinaf edilen İlk Mahkemede suçunu kabul etmedi. İddia Makamı şahitlerini çağırdıktan ve aleyhine istinaf edilen de şahadet verdikten sonra İlk Mahkeme- aleyhine istinaf edileni kabahatsız bularak aleyhine istinaf edileni beraat ettirdi.
Başsavcılık İlk Mahkemenin hükmünün hatalı olduğunu ileri sürerek beraat kararının aleyhine istinaf eyledi.
Durusma esnasında İddia Makamı aleyhine istinaf edilen aleyhi-ne 9 şahit çağırdı. Bunlardan birinci şahit kaza mahallini kazadan hemen sonra ziyaret eden polis çavuşudur. Polis çavuşu kaza yerinde S
şeklini teşkil eden iki keskin viraj bulunduğunu, görüş mesafesinin Bilelle'ye doğru gayet kısıtlı olduğunu, yolun üzer-inde fren ve kayma izleri bulunduğunu kendi tecrübesine dayanarak aleyhine istinaf edilenin o gün o mahalde SO mil civarında gitmekte olduğunu, kaza mahallindeki virajları 30 milden fazla bir süratle aşmanın tehlike arzettiğini, kazaya methalder olan araba-nın sağ arka lâstiği boş olduğunu, bu boş dış lâstik üzerinde birkaç kesik gördüğünü şahadetinde belirtti. 3. şahit olan Mustafa Tâlat korkmaz 13.10.1975 te saat 10.45 raddelerinde köyde kahvede bulunduğunu, aleyhine istinaf edilenin yaya olarak köye geldi-ğini, yüzünde kan olduğunu ve aleyhine istinaf edılenin daha ileride kaza yaptığını, arkadaşının arabanın altında kaldığını söylediğini, yardım istediğini, bunun üzerine köyden adam toplayıp kaza mahalline gittiğini, arabayı doğrulttuklarını, arabanın için-den ölü bir adam çıktığını, kaza mahallinden aleyhine istinaf edilenle beraber Boğaz polisine gittiklerini, aleyhine istinaf edilenin şok içinde olduğunu, aynı arabanın içinde olan Mehmet ustanın aleyhine istinaf edilene sualler sorduğunu, aleyhine istinaf- edilenin hiç bilmem kaçtı araba bana. Çok süratli değildim ve lâstiği kestim, keserim, önüme koyun sürüsü geçti" dediğini, kendisinin araba sürdüğünü, kaza yerinde yolun iniş aşağı olduğunu, yolun sathının tam düz olmadığını ve kendisi o virajda süratini -20 mile düşürdüğünü şahadetinde belirtti.
4. şahit olan Ahmet Mustafa Köroğlu ise Mahkemeye verdiği şahadetinde 13.10.1975'te köyde bulunduğunu, aleyhine istinaf edilenin üstü başı toz içinde köye geldiğini, kendisinden yardım istediğini ve "otomobil kayd-ı stoba bastım devrildi yoldan aşağı arabanın altında kaldı ve kurtaramadım kendisini" dediğini söyledi.
7. şahit olarak şahadet veren Salih Ali ise kendisinin Mehmet usta olarak çağrıldığını, kazanın olduğunu işittiğini, daha sonra bir Landrover gördüğün-ü, landroverin içerisinden Mustafa Talâtın indiğini, daha sonra Mustafa Talât ve aleyhine istinaf edilenle beraber Boğaz Polisine gittiğini, daha sonra da hastahaneye gittiğini ve yolda aleyhine istinaf edilene "nasıl oldu bu kaza süratli mi giderdiniz" di-ye sorduğunu, aleyhine istinaf edilenin de" hayır 30-35 mil süratle giderdim, önüme koyunlar çıktı" dediğini, daha sonra bir sual üzerine "çakı ile lâstikleri yırttım, lâstiği patlattım" dediğini belirtti.
9. şahit olarak çağırılan Süleyman Hasan Hüseyin -ise kendisinin 2. dünya harbinde 7 sene lâstikçi olarak işlediğini, barış harekâtından sonra yine lâstikçi olarak işlediğini, polisin kendisine mahkemeye Emare II olarak ibraz edilen lâstiği getirdiğini, lâstiği tetkik ettiğini ve lâstiğin keskin bir bıçak-la işlenip delindiğini anladığını çünkü iç lâstikte bir kabarma olduğunu, normal patlama olmadığını şahadetinde belirtti.
Aleyhine istinaf edilen Mahkemeye verdiği şahadette BoğazBilelle yolunun 4 ve 5. milleri arasına geldiği zaman arkadan "Cuf" diye bir- ses işittiğini, sonra arabanın arkasının yalpalanmaya başladığını, yolun toprak ve çakıllı olduğunu, ölen kişinin kendisine "sağa kes, sola kes" diye bağırdığını, arabanın kontrolundan çıktığını, arabanın yoldan dışarı çıktığını ve tarlada devrildiğini, a-raba yalpalamaya başladığı zaman fren basıp basmadığını hatırlamadığını, önünde davar olduğunu, frene bastığını ve bunun için arabanın devrildiğini kabul etmedığini, yolu bilmediği için virajı alamadığını, frene bastığını ve kayarak kaza yaptığını kabul et-mediğini, 30 mil süratle virajın dönülebileceğini, kendisinin dikkatsız sürüşünden dolayı kazanın olmadığını, kazanın lâstiğin patlamasından ileri geldiğini, kaza anında 30 mil süratle gittiğini söyledi.
İlk Mahkeme hükmünde aleyhine istinaf edilenin aley-hine ibraz edilen şahadetten İddia Makamının ileri sürdüğü dikkatsizlik veya ihmalkârlık veya tehlikeli araç sürmenin sadece aleyhine istinaf edilenin süratine bağlı olduğunu, bunun dışında dikkatsizlik veya ihmalkârlık veya tehlikeli araç sürmekle itham e-dici herhangi bir şahadet mevcut olmadığını, sürat hususunda şahadetin yegâne Polis çavuşu Altay Ulaş'ın şahadeti olduğunu, diğer tarafta aleyhine istinaf edilenin şahadetinde süratinin 30 mil civarında olduğunu ve aleyhine istinaf edilenin bu hususu Mehme-t ustaya söylediğini, sadece fren ve kayma izlerine istinat ederek aleyhine istinaf edilenin 30 mil fevkinde bir süratle sürdüğü bulgusuna varmanın kabil olamayacağını, bu yüzden aleyhine istinaf edileni her iki dava üzerinden suçlu bulmak için yeterli şah-adet mevcut olmadığını belirttikten sonra aleyhine istinaf edileni her iki davadan beraat ettirdi.
Mahkeme huzurunda İddia Makamının tüm şahitlerinin verdiği şahadette İddia Makamının iddialarını sadece süratine istinad ettirdiği doğru değildir. Tüm şahad-etten ve özellikle aleyhine istinaf edilenin istintakından açıkça görülüyor ki İddia Makamı aleyhine istinaf edilenin virajı alırken süratli gittiğini iddia etmekle beraber, bunun yanında virajları dikkatsizce veya başkalarına tehlike teşkil edecek bir şek-ilde aldığını, virajda fren yaptığını, aleyhine istinaf edilenin lâstik patlama iddiasının doğru olmadığını ileri sürdüğü açıkça görülmektedir. Iddia Makamı namına şahadet veren şahitler kazadan hemen sonra aleyhine istinaf edilenin önüne koyun geçtiğini, -kazanın nasıl olduğunu bilmediğini, arabanın elinden kaçtığını, otomobilin kaydığını, çakı ile lâstikleri yırttığını, lâstiği patladığını söylediğini iddia etmelerine rağmen İlk Mahkeme hakimi maalesef bu hususlara hiç değinmemiş, ve bu hususlar hakkında h-erhangi bir bulgu yapmamıştır.
Wilkonson's Road Traffic Offences, 7. baskı, sayfa 221'de şöyle denilmektedir:
"Requently the only evidence which the police are able to bring is evidence of the defendant leaving the road and a collision occurring with a wa-ll or a pole or the vehicle ending up in a ditch or upside down in a field. In the absence of any explanation by the defendant, if the only conclusion which it is possible to draw is that the defendant was negligent or had departed f rom what a reasonably -prudent and competent
driver would have done in thecircumstances, a court should
convict."
İzahat hususunda ise sayfa 222' de -şunlar denilmektedir:
"But if an explanation,0ther than a fanciful explanation
is given by the defendant, it is for the prosecution to disprove
it and unless it is disproved thedefendant is entitled to the
benefit of doubt. R. v. Surge (1961) 2 All E.R. s-.688."
Tüm şahadetten ve aleyhine istinafedilen tarafından polise
verilen ifadesinden de anlaşılacağı veçhilekaza esnasında, yol kuru
idi ve yolda başka herhangi bir mania olmadığı gibi karşı istikametten
gelen herhangi bir vasıta da yoktu. Diğer bir de-yişle normal bir sürü-
cünün bu gibi normal şartlar altında yoldançıkıp bir kaza yapması
için herhangi bir neden yoktu. Aleyhineistinaf edilen kazanın nasıl
meydana geldiği hususunda bir izahatta bulundu vebuna göre kazaya
esas sebep arabasıriın bir lâs-tiğinin patlaması ve bunun neticesi arabanın kontrolünü kaybetmesi olmuştur. Aleyhine istirıaf edilenin bu izahatının onun kazadan hemen sonraki ifadeleri ve İ.M.Ş. No.1 ve 9 un şahadetleri ışığı altında İlk Mahkeme hakimitarafından değerlendiri-
lip bu h-ususta bir bulguda bulunması gerekirdi. İlk Mahkeme hakimi
aleyhine istinaf edilenin kaza ile ilgili olarak verdiği yukarıdaki izahatın herhangi bir değerlendirmesini yapmamıştır. Kanaatımca bu büyük bir eksikliktir ve aleyhine istinaf edilenin verdiği iza-hatın doğru olması ihtimalinden yoksun olması halinde onun itham olunduğu suçlardan veya birinden mahkûm edilebileceğini söylemek mümkündür.
Şahitlerin doğru söyleyip söylemediğinitakdir ederken şahitlerin şahadet verirken takındıkları tavır ve hareketle-ri önemli bir rol
oynamaktadır. Yüksek Mahkeme İstinaf Mahkemesi olarak bu kadar
şahidin şahadetlerinin doğru olup olmadığınısadece Mahkeme notlarından salimen takdir edecek durumda değildir. Bu nedenle Fasıl 155, Ceza Usulü Kanunu'nun 145(3)(a)(ü)maddes-i uyarınca Yüksek Mahkeme, kendisine verilen yetkiyi kullanarak, aleyhine istinaf edilenin başka bir hakim tarafından tekrar yargılanmasına (re-tried) karar vermesi gerekir kanaatındayım.
Şakir Sıdkı İlkay: Aleyhine istinaf edilen sanık,Kaza Mahkemesi hu-zurunda, (i) Fasıl 154 Ceza Kanununun 210. maddesine aykırı tedbirsizlik veya dikkatsızca bir hareket neticesi bir şahsın ölümüne sebep olma ve (ü) 1974 Motorlu Araçlarve Yol Trafik Kanununun 7(1)
maddesine aykırı insan hayatını tehlikeye koyacak şekilde -araç sürme
suçları ile itham edilmişti.
'Olay kendiliğinden konuşur' (resipsa loquitur) prensibi ceza
davalarında uygulanmamakla beraber itham konusu dikkatsiz sürüş olan
davalarda kaza mahallindeki olgular o şekilde olabilir ki, örneğin yolda başka bir -vasıta bulunmadığı bir sırada arabanın bir köprü duvarına bindirilmiş olması, sanığın, izahı mevcut olmadığı takdirde, kabahatlı bulunup, mahkûm edilmesi gerekir. Mamafih, bir sanığın aleyhindeki itham, bu davada olduğu gibi, Ceza Kanununun 210. maddesine -aykırı tedbirsizlik veya dikkatsızca bir hareket neticesi insan öldürme veya 1974 Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Kanununun 7(1) maddesine aykırı insan hayatını tehlikeye koyacak şekilde araç sürme ise İddia Makamı itham konusu suçları oluşturan unsurları, m-akul şüpheden ari olarak, kanıtlamakla yükümlüdür, örneğin insan öldürme davasında sanığın 210. maddenin kapsamına giren bir tedbirsizlik veya dikkatsızca bir hareket veya sürüş yapmış olduğunun ve bunun bir şahsın ölümüne sebebiyet verdiğinin kanıtlanması- gerekir. -Gör. R. v. Curphey (1957) 41. Cr. A.R.78, Gr. L.R. 191; ve Ceza istinaf 34/71 s.6.
Hukuki durum yukarıda izah edildiği merkezde olduğuna göre ilkin tezekkür edilmesi gereken husus Kaza Mahkemesi huzurundaki şahadetin sanığın itham olduğu suçla-rdan kabahatlı olup olmadığını makul şüpheden ari bir surette gösterip göstermediği veya kaza Mahkemesinin beraat kararının bu şahadetle desteklenip desteklenmediğidir.
İddia Makamı tarafından şahadet veren P.Ç.521 Altay Alagün kaza yerinin krokisini hazı-rlayan şahittir. Bu şahide göre kendisi kaza yerine gittiğinde aleyhine istinaf edilen sanığın arabasının sağ arka tekerleği patlaktı. Yine bu şahide göre aynı gün hastahanede gördüğü ve şok etkisi altında bulunan sanığa kazanın ne şekilde olduğunu sorduğu-nda sanık kendisine bir patlama sesi duyduğunu, arabanın kaymaya başladığını ve dümeni idare edemeyip arabanın devrildiğini söyledi. Bu şahidin şahadetine ve emare olarak ibraz edilen kroki ve fotoğraflara göre kaza yerinde yol toprak, bükemeçli ve sanığın- gittiği istikamette iniş aşağıya idi ve yol i.izerinde arabanın tarla içinde devrildiği yere kadar fren ve kayma izleri mevcuttu.
Sanık, polise verdiği yazılı ifadede ve Mahkemedeki şahadetinde kazayı arabanın tekerlek lâstiğinin patlamasına hamletti. İd-dia Makamı şahiti M.T. Korkmaz da şahadetinde kaza yerinde lâstik patlaması neticesi kaza olabileceğini ve ne kadar fren yapılsa arabanın yine de kayacağını söyledi.
Duruşma tutanaklarından görüleceği üzere İddia Makamı kazanın lastik patlamasına mebni ol-duğunu kabul etmeyerek patlak lastiğin sonradan kesildiğini göstermek amacı ile bazı şahitler çağırdı. Bunlardan Salih Ali, sanığın hastahaneye götürülürken kendisine korktuğu için lâstiği sonradan kestiğini ifade etmiş olduğunu söyledi. Mamafih diğer İddi-a Makamı şahadetine göre sanık hastahaneye götürülürken şok içerisinde idi. Bir diğer şahidin şahit Süleyman Hasan Hüseyin de kendisinin lastikçi olduğunu ve bahse konu lâstiğin keskin bir bıçakla patlatıldığını söyledi. Bir bilirkişi olarak çağırılan bu ş-ahit, kendi dediğine göre, İkinci Dünya savaşında bir Ermeni yanında lâstikçi olarak çalışmış ise de sonradan bu mesleği bırakarak başka işle meşgul olmuş ve ancak Barış Harekâtından sonra yine lâstikciliğe başlamıştır.
Kaza Mahkemesi hükmünde şöyle demiş-tir:
"İbraz eylenen şahadetten sanık aleyhine iddianın ileriye sürdü ü dikkatsızlık veya ihmalkârlık veya tehlikeli araç sürmesi süratine bağlı olmuştur. Bunun dışında sanığı dikkatsizlik veya ihmalkarlık veya tehlikeli araç sürmekle itham edici herhangi b-ir şahadet mevcut değiidir. Sanığın süratli araç sürmesine gelince, sanığın mezkûr kaza mahallinde ve süratle araç sürmesi lâzım gelirken hangi süratle araç sürdüğü hususunda sadece P Altay Alagün'ün şahadeti mevcuttur. Bu şahit mezkûr yerde 30 milin üzeri-nde araç kullanmanın tehlike arzettiğini söylemiş, sanığın kaza mahallinde fren ve kayma izlerine bakarak 50 mil civarında araç kullandığını ileriye sürmüştür. Gerçi bu sürati
"The Highway Code" diye bilinen trafik rehber kitabı desteklemektedır. Aneak bun-a karşı sanığın şahadeti, 30 mil civarında 25-30 mil civarında sürdüğü hususundaki şahadeti, sonra kaza günü ve kaza saatine hemen müteakip saatlerde hastahaneye iderken Mehmet Ustaya sürati ile ilgili söyledikleri mevcuttur: Sonra kaza mahallinde yol iniş- ve topraktır. PÇ Alagün de şahadetinde sadece f ren ve kayma izlerinden bahsetmektedir. Böyle bir durum muvacehesinde sadece fren ve kayma izlerine istinad ederek sanığın 30 mil fevkinde bir süratle sürdüğü bulgusuna varmanın kabil olamayaca.ğı kanaatinde-yim. Bu yüzden sanığı gerek birinci gerekse 2'inci dava üzerinden suçlu bulmam için yeterli şahadetin mevcut olmadığı inancına varırım ve sanığı her iki davasından beraat ettiririm.
Görüleceği gibi Kaza Mahkemesi sanığa atfedilen suçların esas unsurunun s-üratten ibaret ol.uğu ve bunun ise kanıtlanmadığı kanaatına vararak sanığı beraat ettirmiştir.
İstinafın duruşmasında, Kaza Mahkemesinin, sanığın lâstik patlaması ile ilgili izahatını kabul edip etmediğine veya ne dereceye kadar kabul ettiğine dair herhan-gi bir şey söylememiş olduğuna ve diğer şahitlerin hangilerinin şahadetinin ve ne dereceye kadar doğru olarak Hakikaten Kaza Mahkekabul ettiğini belirtmediğine değinilmiştir. Hakikaten Kaza Mahkemesinin bu hususlar hakkında ne gibi bir görüş ve kanaata var-mış olduğunu belirtmesi, bilhassa meselenin istinafa gelebileceği gözönünde bulundurulduğunda, daha iyi olurdu. Mamafih, sözü edilen eksikliklerin bu istinafı karara bağlama yönünden etkili olmadığı kanısındayım.
Bu meselede eğer hakikaten, Kaza Mahkemesi-nin dediği gibi, İddia Makamının sanığa yüklemek istemiş olduğu tedbirsizlik veya dikkatsizlik unsuru sadece süratten ibaret idi ise ve bunu kanıtlayamamış ise sanığın beraat etmesi gerekli idi.
Sanığın kendisine yöneltilen bazı sorulara cevaben vermiş ol-duğu şahadet şöyledir:
"Benim süratli gittiğimi kabul etmiyorum. 30 mil süratle gidiyordum. Süratli gittiğimi, yolu bilmediğim için virajı alamadığımı frene bastığımı ve kayarak kaza yaptığımı kabul etmem. 30 mil süratle dönülebilecek virajdı bu viraj kaza-nın olduğu yerdeki viraj."
Tutanaklara göre İddia Makamının Mahkemeye yapmış olduu hitabede de şu iddialar yer almaktadır:
"Yolun vaziyetine göre ve yerde bırakılan izler neticesi sanığıtı fazla süratle gittiği sonucuna varmamız lâzımdır. Bu dikkatsizli-ktir ve sanığın suçlu bulunması lâzımdır."
İddia Makamı, yukarıda yapılan iktibaslardan anlaşılacağı gibi, kazanın sürate mebni olduğunu kesinlikle ileri sürmüştür. İstinafın duruşmasında da müstenifi temsil eden sayın Savcı sanığın aleyhine getirilen dav-alardaki tedbirsizlik veya dikkatsizliğin süratten ibaret olduğunu savunmuştur.
Şimdi de Mahkeme huzurundaki şahadetin sanığın arabasını süratli sürmüş olduğunu kanıtlayıp kanıtlamadığının tezekkür edilmesi gerekir.
Polis Çavuşu Alagün kaza yerinde 30 mil-in fevkinde bir süratin tehlikeli olacağını söyledi. Çavuşun bu husustaki görüşü Mehmet Usta tarafından zımnen desteklenmektedir. Mehmet Usta'ya göre kaza yerinde 30-35 millik bir sürat kazaya sebebiyet verecek bir sürat değildir. Çavuşun görüşü aynı şekil-de M.T. Korkmaz tarafından da desteklenmektedir. Bu şahadet kaza yerinde 30-35 milden fazla bir süratin tehlikeli olacağını açıkça göstermektedir. Mamafih, bu hususun kanıtlanmış olması sanığın itham konusu suçlardan kabahatlı olduğunu göstermeğe yeterli d-eğildir. Sanığın kaza yerinde arabasını 30-35 milin fevkinde bir süratle sürmüş olduğu hususunun da kanıtlanmış olması gerekir.
Alagün, kaza yerindeki fren ve kayma izlerine istinaden sanığın süratinin 50 mil kadar olduğunu söyledi. Bunu söyleyebilmesi iç-in şahidin bir bilirkişi olması gerekir. Halbuki şahidin bu hususta bir bilirkişi olduğuna dair şahadet mevcut değildir. Şahit, sadece 18 seneden beri trafik işleri ile meşgul olduğunu söyledi; fakat bir polis mensubunun uzun bir süre trafik işleri ile meş-gul olması böyle bir konuda bilirkişi olduğunu göstermeye yeterli değildir. Saniyen şu da var ki sanığın bu süratte sürdüğüne dair başka herhangi bir şahadet mevcut değildir. Buna karşın ise sanığın gerek polise yaptığı ifadede gerekse kazadan sonra şahitl-ere ve duruşma sırasında da yemin tahtında mahkemeye süratinin saatte 30-3S mil olduğuna dair söyledikleri vardır.
Görüleceği gibi şahitleri görüp dinleyen Kaza Mahkemesinin, yukarıda özetlenen şahadet muvacehesinde, sanığın arabasını kaza sırasında 30-35- milden fazla ve binaenaleyh tehlikeli bir süratte sürmüş olduğuna şüpheden ari olarak kanaat getirmemesine ve binaenaleyh, sanığı itham edildiği suçlardan kabahatlı bulmamasına makul surette olanak mevcuttu. Bu durumda bizim bir istinaf Mahkemesi olarak K-aza Mahkemesinin ithamnamede konu edilen suçlara ilişkin kaxarına müdahale etmemizin doğru olmayacağı görüşündeyim.
Son olarak tezekkür edilmesi gereken husus sanığın, mevcut ahadet muvacehesinde, 1974 Motorlu Araçlar ve Yol Trafik Kanunu'nun 8. maddesine -aykırı olarak dikkatsiz sürüş suçundan kabahatlı bulunup bulunamayacağıdır. Kaza Mahkemesi, şahadetin sanığın dikkatsiz sürüş suçunu işlemiş olduğunu kanıtladığı görüşünde idı ise Fasıl 155 Ceza Usulü Kanunu m.85(4) altındaki yetkisini kullanarak sanığı bö-yle bir suçtan mahkûm edebilirdi. Bu meselede sanığın böyle bir suçtan kabahatlı bulunup mahlcûm edilebilmesi için kanımca, Mahkemenin kazanın lâstik patlamasına mebni olmadığına makul şüpheden ari olarak kanaat getirmiş olması gerekirdi.
Kaza Mahkemesi, s-anığın dikkatsiz sürüş suçundan kabahatlı bulunup bulunamayacağı hususunu tezekkür etmiş. olduğunu hükmünde belirtmiş değildir. Mamafih, sanığın böyle bir suçtan kabahatlı bulunup mahkûm edilmiş olması gerektiğıne daır bir istina sebebi Başsavcılık tarafı-ndan ileri sürülmüş değildir. Böyle bir istinaf sebebi ileri sürülmediğine göre de bizim bu hususu inceleyip bir karara varmamızın veya bu husus üzerinde bir karar vermesi için meseleyi Kaza Mahkemesine iade etmemizin, tüm ahval ve şerait ışığında, uygun v-e doğru olmayacağı kanısındayım.
Netice itibarı ile istinafın reddedilmesi getektiği görüşündeyim.
Salih S. Dayıoğlu: Sayın yargıç Ülfet Emin beyin okuduğu hükmü ile tamamen hemfıkırim ve buna ekliyecek herhangi bir şeyim yoktur.
Ülfet Emin: Sonuç olara-k istinaf oyçokluğu ile kabul edilir, ilk mahkemenin beraat kararı oyçokluğu ile iptal edilir ve aleyhine istinaf edilenin başka bir hakim tarafından tekrar yargılanmasına oyçokluğu ile karar verilir.
(Ülfet Emin)(Şakir Sıdkı İlkay)(Salih S. Dayıoğlu) -YargıçYargıçYargıç
16 Mart, 1977.
Full & Egal Universal Law Academy