-D.1/2003 Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza 3/02 ve 8/02
(Lefkoşa Ağır Ceza Dava No: 5226/01)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti :Taner Erginel, Başkan,Gönül Erön-en,Seyit A. Bensen.
Yargıtay/Ceza 3/2002
(Lefkoşa Ağır Ceza Dava No: 5226/01)
İstina-f eden : Mehmet Sirkeci, (Sanık 1) Merkezi Cezaevi,
Lefkoşa
- ile -
Aleyhine istinaf edilen : KKTC Başsavcısı
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına : Avukat Rifat Reis
-Aleyhine istinaf edilen namına: Savcı Erdinç Akyener.
Yargıtay/ Ceza 8/2002
(Lefkoşa Ağır Ceza Dava No: 5226/01)
İstinaf eden : KKTC Başsavcısı
- ile -
Aleyhine istina-f edilen : Mehmet Sirkeci (Sanık 1) Merkezi
Cezaevi, Lefkoşa
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına : Savcı Erdinç Akyener
Aleyhine istinaf edilen namına : Avukat Rifat Reis.
Lefkoşa Ağır- Ceza Mahkemesi Başkanı Talât D. Refiker, Kıdemli Yargıç Ahmet Kalkan ve Yargıç Bahar Saner'in 5226/2001 sayılı davada 24.1.2002 tarihinde verdiği karara karşı Sanık 1 ve Başsavcılık tarafından yapılan istinaflardır.
------------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel (Başkan) : Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın yargıç Seyit A. Bensen okuyacaktır.
Seyit A. Bensen : İstinaf Eden Sanık, diğer bir Sanık ile beraber Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesinde, 16/77,54/77,36-/82, 37/89 ve 38/91 sayılı Yasalar ile tadil olunan 4/72 sayılı Uyuşturucu Maddeler Yasanın 2., 3., 24(1)(a)(2)(A)(3) maddeleri ile 63/73 sayılı Nizamname ile tadil olunan 21/73 sayılı Uyuşturucu Maddeler Nizamnamesinin 3, 5 ve 25. maddelerine aykırı olara-k 7.8.2001 tarihinde Lefkoşa'da ilgili makam tarafından genel olarak yetkilendirilmiş veya ilgili Nizam tahtında ruhsatlı olmadığı halde BG 877 plakalı araç içerisinde tasarrufunda 902 gram 900 miligram ağırlığında uyuşturucu madde yani cannabis (Hint kene-viri) türü bitki parçacıkları bulundurmakla itham edildi. Sanık, aleyhine getirilen davayı kabul etti ve Ağır Ceza Mahkemesi tarafından suçlu bulunarak 3 yıl hapse mahkûm oldu.
Sanık, Ağır Ceza Mahkemesinin davanın kendine has olgularını, müdafaa tarafı-ndan ileri sürülen hafifletici sebepleri nazara almadığını ve/veya bunlara gereken ağırlığı vermediğini, genç suçlu statüsünde bir kişi olduğu gerçeğine rağmen bu meselede Sanığın ıslahı ve yeniden topluma kazandırılması prensibine ağırlık vermesi gerekirk-en hatalı bir şekilde ve gereğinden fazla kamu yararı prensibinden hareketle kesilen 3 yıl hapislik cezasının belirgin bir şekilde çok fazla olduğunu ileri sürerek 3/2002 sayılı istinafı dosyalamıştır.
Başsavcılık ise bu davada suçun işleniş tarzı, suçu-n mahiyeti, dikkate alınan davalar da nazarı itibara alındığında kesilen cezanın suçun vehameti ile orantılı olmayıp aşikâr surette az olduğunu ileri sürerek 8/2002 sayılı istinafı dosyalamıştır.
Her 2 istinaf da ayni konuyu ilgilendirdiğinden, taraflar-ın rızası ile birleştirilerek dinlendi.
Sanığın suçlu bulunarak mahkûm edildiği suçla ilgili olgular özetle şöyledir. İstinaf Eden Sanık ile istinaf etmeyen diğer bir Sanık Gaziköy'de ayni evde ikamet etmekteydi. Sanık Flamingo Gece Kulübünde çalışan Lu-da isimli bir kıza aşık olmuştu ve kız ülkesi Moldavya'ya dönecekti. Bu kızla evlenmek isteyen Sanık, işinden ayrılır, kısa ve çabuk yoldan fazla para kazanma isteği ve çabası içerisine girerek 2001 yılının Temmuz ayı içerisinde diğer Sanıkla birlikte Tür-kiye'den uyuşturucu madde getirip KKTC'de satmaları konusunda fikir birliğine varmışlar ve 1.8.2001 tarihinde her iki Sanık da Türkiye'ye giderek orda Muhlis isimli şahıstan 350,000,000TL. karşılığında Hint keneviri türü uyuşturucu madde satın almışlar ve -bu satın almış oldukları uyuşturucuyu 3 parça halinde ambalajlayıp sarmışlardır. Sanıklar 7.8.2001 tarihinde söz konusu uyuşturucu maddeyi beraberlerinde getirerek G.Mağusa Limanından Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine giriş yapmışlar ve Gaziköy'deki ikametgâ-hlarına gitmişlerdir. Ayni gün Sanıklar, ambalajlamış oldukları ve iddianamede ağırlığı belirtilen miktardaki uyuşturucu maddeleri Sanık 1'e ait BG 877 plaka numaralı araç içerisine koyarak müşteri bulmak amacıyla Lefkoşa'ya geldiler. Ayni gün Narkotik Şub-e elemanlarının almış oldukları bilgi ışığında araç polis ekibi tarafından Lefkoşa Otobüs terminalinin kuzey istikametinde yolun sol tarafında park edili bir vaziyette ve Sanıklar da araç içerisinde oldukları bir halde tesbit edildi. Araç içerisinde yapıla-n aramada aracın arka koltuğu üzerinde siyah renk naylon poşet içerisinde şeffaf koli bandı ile jelatinlenmiş kahverengi renk kağıt içerisinde Hint keneviri bitki parçacıkları olduğuna inanılan maddeyi bulmuş, polis bulmuş olduğu madde ve aracı emare olara-k zaptedip Sanıkları tutuklamış ve ileri işlemler için şubeye celbetmiştir. Yine ayni gün Lefkoşa Kaza Mahkemesinden temin edilen arama emri müzekkeresi tahtında polis Sanıkların Gaziköy'deki ikametgâhlarını Sanıklar huzurunda aradı ve oturma odası içerisi-nde bulunan televizyonluğun alt kısmında yine bir miktar uyuşturucu olduğuna inanılan madde bulundu. Yine 20 Temmuz Fen Lisesinden sirkat edilen bilgisayar ve bilgisayar açılımları bulunarak emare olarak zaptolunmuştur. Sanıkların ikametgâhlarında bulunan -uyuşturucu ve bilgisayarlar başka davada konu edildi. Araç içerisinden alınan madde analiz edildi ve analiz neticesi maddenin 902 gram 900 miligram ağırlığında Hint keneviri türü uyuşturucu madde olduğu tesbit edildi. Bilahare İlaç ve Eczacılık Dairesi Müd-ürlüğünden Sanıkların cannabis türü uyuşturucu maddeyi ithal ve tasarruf izinleri olmadığı tesbit edildi.
16.8.2001 tarihinde teminat amacıyle Lefkoşa Kaza Mahkemesi huzuruna çıkarılan Sanıklar, teminata bağlanmış ancak teminat emrindeki şartları yerine -getirmedikleri cihetle duruşması yapılıp mahkûm oldukları 22.1.2002 tarihine dek tutuklu kalmışlardır. 15.10.1983 doğumlu olan Sanık hakkında, küçük yaşı gereği, Sosyal Tahkikat Raporu düzenlenmiştir.
İddia Makamının arkasından söz alan Sanık, halen askı-da bulunan 5227/2001, 1/2002 sayılı uyuşturucu madde davaları ve bu davalarla bağlantılı olmamakla birlikte 65/2002, 66/2002 ve 67/2002 sayılı davaların da kendisine ceza kesilirken, dikkate alınmasını talep etti. Mahkeme gerekli izni verdikten sonra Sanık- bu dosyalar altındaki davalardan itham olunmuştur. Sanık sırasıyle mezkûr davalardaki ithamları kabul etmiştir. Daha sonra söz alan Sanık avukatı Sanık lehine hafifletici sebep teşkil etmek üzere aşağıdaki hususları belirtmiştir.
Sanığın suç tarihi iti-barıyle 17 yaşında genç bir suçlu olduğunu, bizim mevzuatımızda yer alan Fasıl 157, Çocuk Suçluları Yasası gereğince 16 yaşına kadar olan suçluların çocuk suçlu sayıldığını, oysa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Meclisinin kabul ettiği 6/96 sayılı Çocuk Hakla-rına Dair Sözleşmenin Onaylanmasının Uygun Bulunmasına İlişkin Yasaya göre bu yaşın 18 olduğunu ve bir bakıma Sanığın çocuk suçlu sayılabileceğini, lehine sosyal tahkikat raporu düzenlendiğini, Mahkemelerin suçu değil suçluyu yargılaması gerektiğini, Sanığ-ın ilkokul mezunu olup çok çalışkan biri olduğunu, gündüzleri biletçi geceleri ise garsonluk yaparak ailesinin geçimine katkıda bulunduğunu, bu suçu gece kulübünde tanışıp sevdiği bir kızla yeni bir hayat kurabilmek için gerekli parayı kazanmak için işledi-ğini, dava konusu uyuşturucunun tümünün ele geçirildiğini, herhangi bir kimseye satılmadığını ve çok kısa bir süre için Sanıkların tasarrufunda kaldığını, suçlarını itiraf edip ifade verdiğini ve bu şekilde polise yardımcı olduğunu, Mahkemede ise suçunu ka-bul edip Mahkemeye yardımcı olduğunu, dikkate alınan 2 davanın esas davanın birer parçası olup birinin konusunun tasarruf diğerinin ise ithal olduğunu, diğer askıdaki 3 davanın konusunun sirkat, birisinin ev açma olduğunu ve bu davalarda sirkat edilen eşya-ların bulunduğunu, Sanık 1'in tahkikat amaçlı 9 gün süreyle tutuklu kaldığını, 17.8.2001 tarihinden beridir de hükümsüz tutuklu olarak Merkezi Cezaevinde olduğunu, Sanığın tutuklu olarak geçirdiği bu sürelerin Sanığın ıslahına yettiğini, Sanığın pişman old-uğunu ve Mahkemeden özür dilediğini belirterek Mahkemenin Sanık 1'e mülayim davranmasını talep etmiştir.
Davayı dinleyen Ağır Ceza Mahkemesi, Sanığı itham edildiği davadan suçlu bularak 24.1.2002 tarihinden başlamak üzere 3 yıl hapse mahkûm etmiştir. Ma-hkeme Sanığa ceza keserken askıda bulunan davaları da dikkate almıştır. Ağır Ceza Mahkemesi Sanığa kesilecek cezayı takdir ederken hükmünde şöyle demiştir.
"Sanık 1 ve 2'yi suçlu bulup mahkûm ettikten sonra Sanıklara ne gibi bir ceza tayin edilmesi gerek-tiğinin incelenmesi gerekmektedir.
Uyuşturucu ile ilgili suçlar bütün toplumun moral ve sağlık düzenini tehdit eden nitelikteki suçlardır. Ağır Ceza Mahkemesinin oturumlarından görebildiğimiz kadarıyla bu tip suçlar oldukça yaygın olup artan oranda da ya-yılma eğilimi göstermektedir. Toplumun her kesimini tehdit altında tutan hatta şu anda orta ve lise seviyesindeki gençler arasında da yayılma eğilimi gösteren uyuşturucu ile ilgili suçların yayılmasına sebebiyet veren, bu yoldan başkasının hayatını zehirle-yerek para kazanan veya para kazanmaya çalışan suçlulara kamu yararını ön planda tutarak ibret verici ağır cezalar vermek gerekmektedir.
......................................................
.....................................................-.
Askıdaki davalar da dahil tüm bu davalara konu suçlar 17 Temmuz ve 8 Ağustos 2001 tarihleri arasında yaklaşık 3 haftalık gibi kısa bir süre içerisinde işlenmiştir. Bu da bize gösteriyor ki sanıklar maddi sıkıntılarından kurtulmak için amaca hizmet eden -her yol mübahtır zihniyetinden hareketle kanunsuz yollardan, kısa yoldan para temin etmek gayesiyle bir çok suç işlemişlerdir.
Sanıkların işlemiş oldukları bütün suçlar sonuçları itibarıyle çok ağır ve ciddi suçlardır. İlgili yasalarda bu suçlara öngörül-en cezalar da bu hususları teyit etmektedir."
Sanıklara ceza takdir etmeden Sanıkların kişisel ve ailevi durumlarını da inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi, Sanıkların ıslahı ile kamu menfaati arasındaki dengeyi sağlayabilecek bir şekilde Sanık 1'e 3 yıl, Sanı-k 2'ye de 3.5 yıl hapis cezası kesmeyi uygun buldu. Ağır Ceza Mahkemesi hükmüne devamla şöyle demiştir.
"Bir çok içtihat kararında da belirtildiği gibi, ayni suçlardan yargılanan Sanıklara verilen cezalar arasında bir nispetsizliğin olmaması gerektiği ha-tta bu prensibin ayni suçlarda farklı davalarda yargılanan sanıklara verilen cezalara da uygulanması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu prensibi bizler de benimsemekteyiz. Ancak Sanıklar arasında gerek suça katılım oranlarında gerekse kişisel durumlarında fark-lılıklar varsa Sanıklara verilecek cezalar arasında nispetsizlik olabilir. Nitekim bu davada Sanık 1, 18 yaşında olup genç suçlu kategorisinde bir kimsedir.
Mahkemeler özellikle genç suçlulara ceza verirken onların ıslahını ve tekrardan topluma kazandır-ılmasına yönelik ceza vermek yönünü seçmelidir.
Keza huzurumuzda olan ve bu davada dikkate alınan 65/02 67/02 sayılı dosyalar altındaki suçların esas itibarıyle Sanık tarafından organize edilip işlendiği Sanık 2 tarafından kabul edilmektedir. Belirtmiş -olduğumuz bu iki nedenden ötürü Sanıklara farklı cezalar vermeyi uygun ve adil gördük."
Ağır Ceza Mahkemesi suçun işleniş tarzına değinerek suçun planlanarak, planlı bir şekilde işlendiğine temas etmiş ve bunun cezayı ağırlaştırıcı bir faktör olarak değ-erlendirilmesi gerektiğine işaret etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi yine uyuşturucu madde tasarruf suçlarının ülkemizde yaygın hale geldiğine de temas etmiş ve bu tür suçların önlenmesi için kamu yararı gereği suçlulara caydırıcı, ibret verici ağır cezalar ver-ilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Ağır Ceza Mahkemesi suçun işleniş tarzını, Sanığın askıda bulunan davalarını, Sanığın durumunu ve özellikle Sanığın genç bir suçlu olduğunu da göz önünde tutarak Sanığı hapse göndermeyi uygun gördü.
Şimdi de Sanığa Ağ-ır Ceza Mahkemesi tarafından verilen cezanın alenen fahiş olup olmadığı hususunu incelememiz gerekmektedir. Birçok Yargıtay/Ceza davalarında söylendiği gibi cezayı takdir etmek İlk Mahkemelerin yetkisi dahiline girmektedir. Genellikle Yüksek Mahkeme, Yargı-tay olarak, İlk Mahkemelerin takdirlerine müdahale etmemektedir. Yüksek Mahkeme bu gibi takdire İlk Mahkemenin cezayı tesbit ederken dikkate alması gereken tüm faktörleri dikkate almaması veya dikkate almaması gereken faktörleri dikkate alması nedeni ile m-üdahale edebilir. Buna ilaveten gereken faktörleri dikkate almakla beraber İlk Mahkemenin verdiği cezanın gözle görülecek şekilde aşikar surette çok ya da az olması halinde Yargıtay müdahale edebilir. Yine Yargıtay İlk Mahkeme olarak davaya direkt bakmış o-lsaydı ve İlk Mahkemenin verdiği cezadan başka ceza verme temayülünde olsa bile, ilkelerde İlk Mahkeme herhangi bir hata işlemiş değilse İlk Mahkemelerin takdir yetkilerine müdahale etmez.
Ağır Ceza Mahkemesi hükmünde uyuşturucu madde tasarruf suçlarını-n ülkemizde oldukça yaygın olup artan oranda da yayılma eğilimi gösterdiğini hatta şu anda orta ve lise seviyesindeki gençler arasında da yayılma eğilimi gösterdiğini söylemiştir. Bu nedenle uyuşturucu madde taşıyanlar veya tasarrufunda bulunduranların bir-çok Yargıtay/Ceza istinaf kararlarında da söylendiği gibi istisnai sebepler dışında genellikle kamu yararını ön planda tutarak ibret verici hapis cezalarına çarptırılması gerekir.
Yargıtay/Ceza 10/84 (D.9/84) Taylan Dersev ile KKTC Başsavcılığı arasında-ki dava ve birçok Yargıtay/Ceza kararlarında vurgulandığı gibi uyuşturucu madde ile ilgili suçlarda ceza verilirken göz önünde bulundurulacak en önemli faktör kamu menfaatıdır. Toplum sağlığını tehdit eden uyuşturucu madde alışkanlığını önlemek amacı ile ö-zellikle uyuşturucu madde ticareti yapan suçlulara ağır ve etkin cezalar verilmesinde büyük kamu yararı vardır. Bu itibarla ceza verilirken Sanığın kişisel durumu ve benzeri sair hususlar gözönünde tutulması gereken genel hukuk ilkelerinden olmakla beraber- bu gibi kamu yararının çok ağır bastığı uyuşturucu madde tasarrufu ve ticareti gibi ciddi suçlarda üzerinde fazla önemle durulacak tahfif edici sebepler olmaması gerekir. Ancak bu gibi suçlarda uyuşturucu maddenin miktarı ve türü daima üzerinde durulması -ve iyi değerlendirilmesi gereken bir husustur.
Sanık 17 yaşında genç bir suçludur. Sanık avukatı Sanığın küçük yaşta olması nedeniyle cezanın indirilmesini talep etmiştir.
Önümüzdeki meselede 902 gram 900 miligram ağırlığındaki uyuşturucu maddeyi Sanı-k satmak maksadı ile tasarruf etmekteydi. Maksadı gerçekleştirmiş olsaydı onlarca kişinin zehirlenmesine vesile olacaktı.
Sanığın 17 yaşında genç bir suçlu olduğu, sabıkasız olduğu, ve sair hafifletici nedenlerin varolduğu göz önünde tutulması gereken f-aktörler olmakla beraber kamu yararının çok ağır bastığı uyuşturucu madde tasarrufu suçlarında, Sanığın işlediği suçun vehametini hafifletmez ve bundan ötürü ona hafif ceza verilmesine yeterli neden teşkil etmez.
Ağır Ceza Mahkemesi takdir yetkisini kul-lanarak Sanığın içinde bulunduğu durumu, suçun işleniş tarzını, sabıkası olmadığını, kişisel ve ailevi durumunu, özellikle genç suçlu kategorisinde bir kimse olduğunu ve genç suçlulara ceza verirken onların ıslahını ve tekrardan topluma kazandırılmasına yö-nelik ceza vermek gerektiğini, askıda bulunan davaları, tutuklu kalma sürelerini ve tüm hafifletici sebepleri dikkate alarak 3 yıl hapse göndermeyi uygun görmüştür. Özetlenen olgulardan görülebileceği gibi Ağır Ceza Mahkemesi kararında Sanığa ne gibi bir c-eza verilmesi gerektiğini incelemiştir. Ceza saptama ilkelerini uygulamakla Ağır Ceza Mahkemesi herhangi bir hata işlemediğinden, cezanın süresine müdahale etmemeyi uygun gördük. Bu nedenle Sanığın mahkûm edildiği dava ile ilgili olgular, hukuki mevzuat ve- uygulanan ceza ilkeleri ışığında Sanığa Ağır Ceza Mahkemesince takdir edilen 3 yıl hapislik cezasının müdahalemizi gerektirecek derecede fazla veya az olduğu hususunda İstinaf Edenler tarafından ikna edilmediğimiz cihetle her iki istinafın da reddine kara-r verilmesi gerekir.
Sonuç olarak 3/2002 ve 8/2002 sayılı her iki istinafın reddedilmesine, oybirliği ile, karar verilir.
Ceza, mahkûmiyet tarihinden başlayacaktır.
Taner Erginel Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Başkan - Yargıç Yargıç
24 Şubat, 2003
-
2
-
Full & Egal Universal Law Academy