-Yargıtay/Ceza 44/78
(Ceza Dava No. 3426/78; Lefkoşa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Ülfet Emin, Başkan, Salih S. Dayıoğlu, N. Ergin Salâhi.
İstinaf eden: Nevzat Hüseyin Karagül, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa.
ile-
Aleyhine istinaf edilen: KTFD- Başsavcısı, Lefkoşa.
A rasında.
İstinaf eden namına: Gürsel E. Kadri.
Aleyhine istinaf edilen namına: Akın Sait.
Öldürmeye teşebbüs - 3/62 sayılı Yasayla tadil edilen Fasıl 154 Ceza Yasası - Yasanın 21-4(a) ve 366. maddelerine aykırı adam öldürmeye teşebbüs suçu - Suçun oluşması için niyetin öldürme olması gerekir.
Tabanca tasarrufu - İthali yasaklanmış tabanca tasarrufu.
Niyet - Adam öldürmeye teşebbüs suçunda niyet - Bu niyetin başka herhangi bir suç-a bağlanamaması gereği.
Tabanca tssarrufu - Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasası - Yasanın 3(1) (b), 2(a), 26 ve 27. maddeleri - Fasıl 57'nin 3(1) maddesi uyarınca isdar olunan 105/60 sayılı Emirname - İthali yasaklanmış tabanca tasarrufu suçu.
Mermi tasarru-fu - Fasıl 54 Patlayıcı Maddeler Yasası - Yasanın 2, 4(1)(e) ve 4(d) maddelerine aykırı mermi tasarrufu.
Mahkûmiyet ve ceza aleyhine istinaf - Sanığın mahkûm edilirken İlk Mahkemenin şahadeti yanlış değerlendirdiğine ve 4 yıl hapis cezasının fahiş olduğu-na dayanan istinafı.
OLAY: Sanık, arabasıyle Müştekilerin evine gitti ve evlerinin önünde yemek yiyen Müştekilere sten tabancasını yöneltti. Çıkan çekişmeden Müşteki Sanığı etkisiz hale getirdi.
İlk Mahkeme Sanığa 1. suçtan 4 yıl, 2. suçtan 3 yıl, 3. su-çtan 1 yıl birlikte çekilmek üzere hapis cezası verdi.
sanık, İlk Mahkemenin 1. davada kendisini mahkûm ederken şahadeti yanlış değerlendirdiğini iddia ederek mahkûmiyet
aleyhine istinaf etti. 2. ve 3. davalarda ise ceza tespit ederken İlk Mahkemenin yanl-ış ölçü ve kriterler kullandığını ileri sürdü.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, adam öldürmeye teşebbûs suçunda suçun en önemli unsurunun niyet olduğunu belirtti. Adam öldürmeye teşebbüs suçunun işlenebilmesi için Sanığın niyetinin başka herhangi bir suça bağlamama-sı gerektiğini vurguladı. Sanığın elindeki tabancayı kullanmak istediğini ve elinde olmayan nedenlerle bunu yapamadığını dikkate alan Yüksek Mahkeme niyet unsurunun kanıtlanmış olduğu sonucuna vardı ve mahkûmiyet aleyhindeki istinafı reddetti. Farklı suçla-rın aynı olgulara dayanması halinde sanığa verilecek ceza konusunu inceleyen Yüksek ,Mahkeme diğer suçlardan verilen cezaları iptal etti.
Atıfta Bulunulan Yargısal İçtihatlar:
1- R. v. Whybrow 35 Cr. App. R. s.l4l.
2- R. v. Steane (1947) 15 K.B. s.997 at -1004.
3- Nicos Sampson Georghiades v. Regina C.L.R. Vo.22 s.128.
4- Nicolas Georghiou Kkolis v. The Republic C.L.R. (1961) s.53.
5- Ioannis Michael Pefkos and Others v. The Republic C.L.R.
( 1961 ) s. 340.
6- Ceza İstinaf 9/72 Hüseyin Hasan Mani v. Başsavc-ılık, s.ll.
HÜKÜM
Ülfet Emin, Başkan: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Salih S. Dayıoğlu verecektir.
Salih S. Dayıoğlu: İstinaf eden (sanık) aleyhine (1) 14 Mayıs 1978 tarihinde Lefkoşa'da Lefkoşalı İbrahim Ahmet Mercanı 3/62 sayılı yasa i-le tadil edilen Fasıl 154, Ceza Yasasının 214(a) ve 366. maddelerine aykırı olarak bir makineli tabanca ile öldürmeğe teşebbüs etti. (2) yine aynı tarih ve mahalde 11/59 sayılı yasa ile tadil edileri Fasıl 57, Ateşli Silahlar Yasasının 3(1)(b), 2(a), 26 ve- 27. maddelerine ve aynı yasanın 3(1) maddesi uyarınca isdar olunan 105/60 sayılı Emirnameye aykırı ithali yasaklanmış E64869 nolu İngiliz yapısı sten MK.11.2 şarjörlü, 9mm. çapında bir makineli tabanca taşıdığı, (3) yine aynı tarih ve mahalde Fasıl 54 Pat-layıcı Maddeler Yasasının 2, 4(1)(e) ve 4(d) maddelerine aykırı olarak K.T.F.D. Patlayıcı Maddeler Müfettişinden ruhsatı olmaksızın tasarrufunda muhtelif çap ve tipte 179 adet canlı mermi bulundurduğu davaları ikame edilmişti.
Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesin-de yargılanan sanık, aleyhine getirilen davaları kabul etmedi ve yapılan duruşma neticesinde Mahkeme sanığı her üç davadan kabahatlı bulup mahkûm etti ve ona beraber çekilmek üzere 1. davadan 4 yıl, 2. davadan 3 yıl ve 3. davadan da 1 yıl hapse gönderdi.
-
İstinaf eden dosyaladığı istinaf ihbarnamesi ile mahkûm olduğu 1. davadaki mahkûmiyet aleyhine ve 2. ve 3. davalarda kesilen hapis cezalarının aşikâr surette fahiş olduğu gerekçesi ile kesilen ceza aleyhine istinaf etti.
Sanığın dosyaladığı istinaf ihba-rnamesi aynen şöyledir:
"l. Muhterem Ağır Ceza Mahkemesi sanığı itham olduğu 1' inci davadan mahkûm ederken huzurundaki şahadeti yanlış değerlendirdi ve sanığı yanlış ve/veya hatalı değerlendirme yüzünden itham olduğu 1'inci davadan suçlu bularak 4 yıl hap-islik cezasına mahkûm etti.
2. Muhterem Ağır Ceza Mahkemesi sanığı itham olduğu 2'nci davadan 3 yıl ve 3'üncü davadan 1 yıl hapse mahkûm ederken yanlış ölçü ve kriterler kullandı ve sanığı aşikâr surette fahiş hapislik cezalarına çarptırdı."
İddia Makamı- tarafından Ağır Ceza Mahkemesine ibraz edilen şahadete göre olay şu şekilde ceryan etmiştir:
İstinaf eden 38 yaşında bir mücahittir. Halen müşteki ile beraber nikâhsız olarak yaşamakta olan Nuriye Hasan istinaf edenin eski karısıdır. Nuriye Hasan ile ist-inaf eden tahminen 5 yıl kadar önce boşandılar. Evliliğin mahsulü olan 4 çocuktan iki tanesi Nuriye Hasan ile iki tanesi de istinaf edenin yanında kalıyorlardı. 14.5.1978 tarihinde öğleden sonra istinaf eden kendi yanında kalmakta olan çocuklarını, elbisel-erini de toplayarak yengeleri olan Afet Hüsnü'nün evine götürdü. Aynı günde müşteki ile Nuriye Hasan öğleden sonra takriben 8.00-8.30 sularında evlerinin önünde gece yemeğini yiyorlardı ve bu esnada alkollü içki içiyorlardı. İstinaf eden arabasını kullanar-ak bu evin önünde, doğudan batıya doğru geçti ve ondan sonra hemen akabinde betekrar aksi istikamete doğru arabasını sürdü. Mûşteki ile Nuriye Hasanın yemek yedikleri yerin hizasına gelince istinaf eden arabayı durdurdu ve açık olan sol ön kapı camından, a-raba yastığının üzerinde bulundurduğu sten tipi. bir otomatik tabancayı dışarı çıkarıp namlusunu müştekiye doğru yöneltti. Bunu gören müşteki masada bulunan konyak şişesini arabaya sanığa doğru fırlattı ve açık olan pencereden de istinaf edene hücum ederek- onu etkisiz bir duruma getirdi. Aralarında vukubulan çekişme neticesinde müşteki istinaf edeni altına almayı başardı. Yöneticisiz kalan araba yavaş bir hızla akmağa başladı ve biraz ilerledikten sonra bir ağaca toslayarak durdu. Nuriye Hasanın bağırması ü-zerine olay yerine gelen İddia Makamı tanığı Hasan Turgay'a müşteki polise haber vermesini istedi. Biraz sonra gelen emekli polis çavuşu Mehmet Baysal müşteki ile sanığı, daha evvel tarif edildiği şekilde arabanın içerisinde buldu. Otomobilin kapısını açtı-ğında müşteki İbrahim Mercan'ı tanıdı ve ona meselenin ne olduğunu sordu. İbrahim Mercan da "beni öldürmeye geldi" dedi. Bilâhare istinaf edeni tanıyan Mehmet Baysal istinaf edene silâhı nerede bulduğunu sordu İstinaf eden de "1974'den beri yanımda sakları-m" dedi. Bu şahit bilâhare civar evlerden birisinden
Lefkoşa Emniyet Müdürlüğüne telefon edip meseleyi bildirdi ve tekrar arabanın yanına döndü. Biraz sonra olay yerine 3 polis geldi. Gelen polislerden Raşit Çavuş sten tabancayı aldı. Bu tabancanın üzeri-nde şarjür bulunuyordu, kurma kolu da dibe düşüktü. Raşit Çavuş şarjürü tabancanın üzerinden boşa alıp kurma kolunu yukarıya çektiğinde tabancanın yatağından bir merminin yere düştüğü görüldü.
İstinaf eden tevkif edilerek Emniyete götürüldü. Olay yerinde -bulunan sten tabanca ve mermiler 16.5.1978 tarihinde şimdi emekli olan ve emekliye ayrılmazdan önce Emniyet Genel Müdürlüğünde Balistik Şube Sorumlusu bulunan Polis Müfettişi Davut Tüfekçioğlu tarafından incelendi ve stenin faal ve çalışır durumda olduğu v-e herhangi bir mekanik arızası bulunmadığı ve mermilerin de canlı ve faal durumda oldukları tesbit edildi.
15 Mayıs 1978'de sabah saat 00.20'de istinaf edenin ihtar altında ifadesi alındı. Bu ifadesine göre olay gününden takriben 15 gün kadar önce eski ka-rısı Nuriye ile konuştuğunu ve kendisine tekrar dönmek istediğini Nuriyenin ona bildirdiğini söyledi. Hadise günü Nuriyeye gitmek için yola çıktığını fakat başına herhangi bir şey gelmesinden endişe ettiği için daima arabasında tuttuğu sten tabancayı şoför- mahallinin yanındaki yastığın üzerine koyduğunu, üzerine şarjür takdığını ve namlunun içine de mermi sürdüğünü söyledi. İlk önce evin önünden geçtiğini ve eski karısı ile anlaştıkları veçhile ışık yanmadığını görünce tekrar dönüp evin önünde durmak üzere -yavaşladığı bir sırada arabaya bir şey atıldığını işittinini, bocaladığını ve hemen akabinde müştekinin açık bulunan arabanın sol ön kapı camından içeriye dalıp boğazına sarıldığını ve kendisini altına aldığını söyledi. Sten tabancayı herhangi bir şekilde -yastığın üzerine koymadığını ve bunu herhangi bir şekilde müştekinin üzerine doğrultmadığını ifadesinde belirtti.
22.5.1978 tarihinde kendisine okunan 3 davaya cevaben istinaf eden "öldürmeye teşebbüs davasını kabul etmem, sair davaları kabul ederim" ceva-bını verdi.
Ağır Ceza Mahkemesinde istinaf eden sanık kutusundan, yeminsiz şahadet verdi ve herhangi bir şahit çağırmadı. İstinaf eden verdiği şahadette özetle müştekinin evinin önünden olay günü tesadüfen geçtiğini, kendisine bir şişe atıldığını, şişenin- müştekinin evi önünden birinci defa geçerken atıldığını, şişenin niye atıldığını öğrenmek için biraz ileriye gidişten sonra geri döndüğünü, ikinci dönüşünde müştekinin arabaya girdiğini, boğazına sarıldığını, o anda elinde herhangi bir silah bulunmadığını-, silâhı müştekiye doğru çekip nişan aldığının doğru olmadığını söyledi.
Davayı dinleyen Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi iddia makamı tanıkları arasında teferruata ilişkin bazı tebakkuzların var olmasına rağmen bunları esasa müteallik tenakuz olarak nitelendi-rmedi ve iddia makamının şahitlerine inandı ve sanığın verdiği izahatı doğru bulmadı. Mahkeme bu hususta şunları söyledi:
"İddia Makamı tanıkları arasında teferruata ilişkin bazı tenakuzlar olmakla beraber esasa ilişkin hususlarda kanaatimizce
herhangi bi-r tenakuz mevcut değildir. Bu nedenle İddia Makamı tarafından ibraz olunan bütün şahitlerin şahadetinin tümüne Mahkeme olarak inandık. Bilhassa sanığın olay günü şikâyetçinin kapısı önünde durup silâhı eline alarak şikâyetçiye nişan almış olduğu hususundak-i şikâyetçinin verdiği şahadet hususunda herhangi bir tereddütümüz mevcut değildir. Mahkemenin tümüne inanmış olduğu İddia Makamı tarafından Mahkemeye ibraz olunan şahadetten sanığın olay günü yani 14.5.1978 tarıhinde öğleden sonra 8-8.30 sularında A 253 p-lâkalı Opel marka arabası ile şikâyetçi İbrahim Mercan ile sanığın eski karısı Nuriye Hasanın birlikte yaşamakta oldukları Göçmenköyde Şehit Mehmet Oğuz sokağına gidip şikâyetçinin kapısı önünde Doğudan Batıya doğru geçtiğini, bilâhare Batıdan Doğuya doğru- araba ile gelerek şikâyetçinin hemen kapısı önünde durduğunu, sanığın araba içerisinde elini direksiyondan kaldırarak eline üzerinde şarjür takılı bir sten aldığını ve sten ile şikâyetçi ve şikâyetçinin birlikte yaşamakta olduğu sanığın eski karısı Nuriye- Hasana doğru nişan aldığı; şikâyetçi ile Nuriye Hasanın o gece kapıları önünde kurmuş oldukları masada birlikte yemek yedikleri; bu masa üzerinde bir angliya şişesi bulunduğu sanığın sten ile kendilerine nişan alması üzerine şikâyetçinin masa üzerinde dur-makta olan şişeyi arabaya fırlatarak hemen arkasından arabanın açık olan camından arabaya atıldığı ve eli ile steni darbeleyerek düşürdüğünü ve diğer eli ile sanığı boğazından tuttuğu ve bu boğuşma esnasında arabanın gelip yolun karşı tarafında 119 ile 220- numaralı evlerin önünde bulunan bir ağaca tosladığı; bu toslamadan sonra şikâyetçinin olay yerine gelen tanık 8 ile 9' a sanığın kendini öldürmeye geldiğine ilişkin şikâyette bulunduğu 9'uncu tanığın huzurunda şikâyetçinin sanığa 'demek be puş beni öldürm-eye geldin' demesi üzerine sanığın 'evet' dediği ve aynı sanığın sorusuna cevaben de araba içerisinde sol yastık üzerinde bulunan sten tipi silâhı da 1974 harekâtında bulduğu ve o zamandan beri taşıdığını söylediğini ve bilâhare 10'uncu tanık tarafından ar-anan sanığın arabasında Emara III şarjür ve içindeki mermileri ile sair mermiler bulunduğu; bu mermiler ile silâh üıerinden çıkarılan şarjür ve içindeki mermiler ve 11'inci tanık tarafından Emare II silâh içerisinden namludan çıkarılan Emare V merminin tan-ık 14'e teslim edildikleri ve tanık 14'ün de bu şarjür ve mermiler ile silâhı tetkik için tanık 2'ye verdiğini ve Emare II silâh ile emare mermilerin yapılan kontrolunda silâhın faal oldu unu ve silâhın mekanik arızası olmadığını ve 3 adet tatbiki at ş son-ucu mermilerin de faal olduğu hususunda bulgu yaparız."
İstinaf ihbarnamesinden de görüleceği gibi istinaf eden l. davadan mahkûmiyet ve 2 ve 3. davalardan da ceza aleyhine istinaf etmiş bulunmaktadır.
İlk önce l. istinaf sebebini ele alalım. Bu istinaf -sebebinin muğlak ve sarih olmadığını hemen belirtmekte fayda görürüz. İstinaf edenin ancak istinafın duruşmasında, iddia makamının yasanın koşul
olarak aradığı "niyet" ögesini îsbat edemediğini iddia edeceği anla- şıldı. İstinaf ihbarnamesinde ileri sürül-mesi gereken sebeblerin açık ve vazıh olarak yazılması gerektiği hususunu vurgulamak isteriz.
Muğlâk olmakla beraber 1. istinaf sebebinin yazılış şekliyle istinaf edenin "niyet" ögesini de kastedebileceğini onun lehine düşünerek bunu incelemeğe karar verd-ik.
İstinaf eden Ağır Ceza Mahkemesinin bulgularının yanlış olduğunu veya bu Mahkemenin iddia makamı şahitlerine veya bir kısmına inanmakla hata ettiğine dair herhangi bir istinaf sebebi ileri sürmüş değildir. Binaenaleyh bu durumda Ağır Ceza Mahkemesinin- yaptığı bulguların doğruluğu tartışılamaz. Bu durumda olayın Ağır Ceza Mahkemesinin anlattığı şekilde cereyan ettiğinin kabul edilmesi gerekmektedi r.
Ağır Ceza Mahkemesinin de doğru olarak ifade ettiği gibi, teşebbüs davalarında İddia Makamının sanığın -işlemeye teşebbüs ettiği suçu işlemek niyetinde olduğunu ve bu niyetini icra mevküne koyduğunu isbat etmekle yükümlüdür.
İstinaf edenin niyetinin müştekiyi öldürme olduğunu ve bundan başka herhangi bir niyeti bulunmadığını her türlü makul şüpheden ari ola-rak isbat etmek yükümlülüğü daima iddia makamına aittir. Gör: R. v. Whybrow 35 Cr. App. R. 141, R. v. Steane (1947) 15 K.B.997. Nicos Sampson Georgiades v. Regina C.L.R. Vol.22 s.128. Nicolas Georghiou Kkolis v. Th Republic C.L.R. (1961) s.53. Ioannis Mich-ael Pefkos and Others v. The Republic C.L.R. (1961) s.340. Ceza İstinaf 9/72 Hüseyin Hasan Mani v. Başsavcılık.
Yukarıda iktibası yapılan içtihat kararlarından açıkça görüleceği gibi sanığın niyetinin sadece öldürme olduğunu ve bu niyetin başka herhangi- bir suça bağlanmaması gerekmektedir. Nicos Sampson Ge_or_ghides v. Regina davasında çoğunluk hükmünü veren M. Zekâ Bey sayfa 133'de şöyle dedi:
"When the presence of intent in an attempt to commit a particular offence is sought to be established the natu-re of the evidence must be such as to rule out all other inferences, inconsistent with the presence of such intent. If is not enough in ascertaining whether a particular intent is proved or not to say that this was a reasonable inference to be drawn from t-he facts but one must go further and be able to say that that was the. only reasonable inference which could be drawn from the facts as found; if there be another reasonable view or probability consistent with innocence capable to be taken on the same fact-s then the onus of proving beyond reasonable doubt the existence of the particular intent has not been discharged."
Ceza istinaf 9/72 Hüseyin Hasan Mani v. Başsavcılık davasında sayfa 11'de ise Mahkeme niyet hususunda şöyle demişti:"Niyet meselesine geli-nce sanığın suçu işlerken niyetinin yalnız maktülün malûliyet v.e vahim bedensel incinmesine sebebiyet vermek olduğunu makul şüpheden ari bir şekilde isbat edilmesi gerekir. Mahkeme huzurunda olan şahadetten maktülün niyetinin başka bir niyet olabileceği i-htimali varsa, sanığın mahkûm edildiği suçtan mahkûm edilmemesi gerekirdi."
Öte yandan iddia makamı bir olguyu isbat eder ve bu olgunun doğal neticesi belli bir sonuç doğurursa ve sanık herhangi bir şahadet veya izahat vermezse mahkeme sanığı itham olundu-ğu suçu işlemek niyetinde olduğunu bulabilir. R. v. Steane (1947) K.B. 997 sayfa 1004' de Lord Goddard bu hususta şöyle dedi:
"No doubt, if the prosecution prove an act the natural consequence of which would be a certain result and no evidence or explanat-ion is given, then a jury may, on a proper direction find that the prisoner is guilty of doing the act with the intent alleged, but if on the totality of the evidence there is room for more than one view as to the intent of the prisoner, the jury should be- directed that it is for the prosecution to prove the intent to the jury's satisfaction, and if, on a review of tr.e whole evidence, they either think that the intent did not exist or they are left in doubt as to the intent, the prisoner is entitled to be -acquitted."
Hukuki durumu bu şekilde özetledikten sonra önümüzdeki istinafın olgularını betekrar gözden geçirelim.
Doğruluğu tartışılmayan Ağır Ceza Mahkemesinin bulgularına göre, 14 Mayıs 1978 tarihinde ö.s. saat 8.00-8.30 sularında istinaf eden daimi o-larak hususi arabasında bulundurduğu çalışır durumda olan sten tipi bir tabancayı faal durumda mermi ile dolu şarjürünü de üzerine taktıktan sonra bunu şöför mahallinin ittisalindeki koltuğun üzerine koydu ve kendi eski karısı ile metres hayatı yaşamakta o-lduğu müştekinin Göçmenköy'de Şehit Mehmet Oğuz No.226'da ikamet etmekte olduğu eve doğru arabasını sürdü. Arabanın sol ön kapı camı açıktı. Evin önünden Doğudan Batıya doğru geçen sanık biraz ilerledikten sonra geri döndü ve bu sefer müştekinin evi önünde- durdu. Steni eline alan istinaf eden arabanın açık bulunan sol ön kapı camından namluyu dışarı çıkardı ve evin önünde yemek yemekte ve alkollü içki almakta olan müştekiye doğrulttu. Bunu gören müşteki masadaki alkollü içki şişesini arabaya doğru fırlattı -ve sol ön kapı camından içeriye doğru daldı. Araba içinde istinaf eden ile müşteki boğuşurken araba kendiliğinden kaydı ve biraz ilerledikten sonra yolun kenarındaki bir ağaca toslayarak durdu. Müşteki istinaf edeni altına alarak onu etkisiz duruma getirdi- ve onu polisler gelene kadar o şekilde tuttu. Olay yerine gelen polisler sten tabancayı, üzerinde takılı şarjürü ve mermileri zaptettiler. Polislerden önce olay yerine gelen emekli polis çavuşunun sorusu ve müştekinin istinaf edene hitaben "demek be puşt -beni öldürmeye geldin" demesi üzerine istinaf eden "evet "' dedi.
Bilâhare bir balistik uzman tarafından yapılan inceleme sonucu sten tabanca çalışır bir durumda olduğu, mekanik herhangi bir arızası bulunmadığı, mermilerin faal ve canlı oldukları, namlu iç-ine sıkışan mermiden bu silâhla ateş açılmasına teşebbüs edildiği saptandı.
Bu durumda istinaf edenin niyetinin ne olabileceğini saptamak gerekir. Acaba istinaf eden yukarıdaki hareketleri yaparken müştekiyi korkutmak, onu ciddi surette bedensel yaralamak-, vahim surette yaralamak veya öldürmek niyetiyle mi yaptı?
Ağır Ceza Mahkemesi istinaf edenin niyetinin müştekiyi "öldürmek niyeti dışında başka bir maksat için yapılmış olamayacağı" kanaatına vardı. Üzerinde durulacak sorun Ağır Ceza Mahkemesinin varmış- olduğu bu kanaatın hatalı olup olmadığıdır.
İddia makamınca istinaf edenin öldürücü ve faal durumda otomatik bir silâhı üzerinde canlı mermi ile dolu şarjür olduğu halde çok yakın bir mesafeden kullanılmaya teşebbüs edilmesini, kendi iradesi dışında bir- etkenden dolayı hareketinin akim kalmasını ve bu hareketi akim kılmamış olsaydı neticesinin ölümle sonuçlanabileceğini isbat ettikten sonra bu hareketinin izahı artık istinaf edene düşmektedi r.
İstinaf eden ise silâhı taşıması ve müştekiye doğru doğrult-ması ile ilgili olarak herhangi bir izahatta bulunmadı.
İstinaf eden polise verdiği ifadede silâhı üzerine koyduğu yastıktan eline almadığını söyledi. Duruşmasında ise verdiği yeminsiz şahadetinde de elinde hiçbir zaman silâh bulunmadığını beyanla niyeti -hakkında da tamamen sükût kaldı. Bu durumda Ağır Coza Mahkemesinin silâhı eline aldığını dahi inkâr eden istinaf edenin niyetinin müştekiyi öldürmekten başka bir niyet olamayacağına kanaat getirmesi kanımızca hatalı değildir. Bu nedenle 1. istinaf sebebini-n reddolunması gerekir.
Şimdi de 2. istinaf sebebini ele alalım. İstinaf eden mahkûm olduğu 2 ve 3. davalar için kendisine verilen sırasıyle 3 ve 1 yıl hapis cezalarının Ağır Ceza Mahkemesince yanlış ölçü ve kriter kullanılması sonucu aşikâr surette fahiş- olduğunu ileri sürdü. Sten tipi otomatik tabanca gibi öldürücü bir silâhı sadece tasarruf maksadıyle değil de istenildiği takdirde her an kullanılabilecek şekilde taşımak muhakkak ki ağır bir suçtur. Özellikle 1974 Barış Harekâtının getirdiği güvenlik ort-amı içinde her tür ateşli silâhın izinsiz olarak tasarrufu veya taşınması suçun vehametini artırmaktadır. Bilhassa geçmişte muhtelif tarihlerde yetkililer bu tür izinsiz silâhların ilgili mercilere teslimi için birçok kez çağırıda bulunmuşlardı. İstinaf ed-en bu çağırılara hiç kulak asmadığı gibi dava konusu silâhı pervasızca arabasında taşımağa devam etmiştir. Mahkemelerin bu tür suçları hapis cezasıyle cezalandırmaları doğrudur ve istisnai durumlar dışında, kaçınılmazdır. Verilen hapis süreleri ise, 1. dav-a olmamış olsaydı, aşikâr surette fazla olduğu söylenemez. Ancak istinaf eden 1. davadan mahkûm olduğu ve cezalandırıldığı için ve 2 ve 3. davalar da l. tiavanın olgularından ibaret olduğu cihetle 2 ve 3. davalarda herhangi bir ceza verilemez. Nitekim daha- ewel sözü edilen Pefkos davasında sayfa 352'de hakim M. Zekâ Bey şöyle demişti:
"Regarding the convictions and sentences imposed by the Court of five other offences, I would like to say that when compent parts of an offence constitute other offences of l-ess gravity the correct way is to record convictions on such subsidiary offences but not to pass any sentence otherwise a Court might be taken to have punished twice a person for the same act or omission, a fact which is expressly prohibited by the Crimina-l Law and Constitution."
Yukarıda söylenenler ışığında bu davada olduğu gibi, aynı olgular birden fazla suç oluşturması ve sanı-ğın hepsinden kabahatlı bulunması halinde, Alt Mahkemelerin, sanığa esas suçtan ceza verdikten sonra diğer daha hafif suç veya suçlardan sadece mahkûmiyeti kaydetmekle kalmayıp, esas suçtan mahkûmiyet aleyhine istinaf edilmesi ve istinafın kabulû ihtimalin-e karşı, Yargıtayın ceza verilmeyen daha hafif suçlar için ceza saptanmasında daha iyi bir değerlendirme yapabilmesi için bunlara ne gibi ceza vermeği düşündüklerini belirtmelerinde fayda vardır görüşündeyiz.
Netice itibarıyle 1. dava için yapılan istinaf- reddolunur. Ağır Ceza Mahkemesinin 2 ve 3. davalar için kestiği 3 ve 1 yıl hapis cezaları iptal edilir. İstinaf edenin hapis cezası mahkûmiyet tarihinden itibaren başlayacaktır.
(Ülfet Emin)(Salih S. Dayıoğlu)(N. Ergin Salâhi)
Başkan Yargıç- Yargıç
15 Ocak 1979
Full & Egal Universal Law Academy