-Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza 4/78 ve 5/78
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti: Şakir Sıdkı İlkay, Salih S. Dayıoğlu, N.Ergin Salâhi.
Yargıtay/Ceza 4/78
(Dava No. 4642/76;Lefkoşa)
İstinaf eden: Yekta Remzi, Müftü Ziyai Efendi Sokak, No.59, Lekoşa.-
ile-
Aleyhine istinaf edilen: Başsavcı, Lefkoşa.
A rasında.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: Güner Çakın.
Yargıtay/Ceza 5/78
(Dava No. 4642/76;Lefkoşa)
İstinaf eden: KTFD Başsavcısı, Lefkoşa.
ile-
Ale-yhine istinaf edilen: 1. Yekta Remzi, Lefkoşa.
2. Mehmet Ahmet Hoca, Boğaz - Girne.
A rasında.
İstinaf eden namına: Güner Çakın.
Aleyhine istinaf edilenler namına: Menteş Aziz.
Eski eseri ilgili makamlara süresinde b-ildirmeme - Eski Eserler Yasası - Yasanın 2, 3, 4, 50(1) ve 54(6) maddelerine aykırı olarak buldukları 14 ikonu iki gün içinde müze, Kaza İdare Amirliği veya polise bildirmemek.
Eski eser kaçakçılığını teşvik etmek - Eski Eserler Yasasının 2, 3, 52(1) ve -54(6) maddelerine aykırı olarak 14 ikonu satmak suretiyle kaçakçılığı teşvik etmek.
Beraat - İlk Mahkemenin Sanıkları eski eser ticareti yapmak ve ta- sarruflarında bulundurdukları eski eserlerin envanterini 1 ay zar- fında Bakanlığa vermemek suçlarından -beraat ettirmesi - Be- raat kararı aleyhine Başsavcılığın istinafı.
Mahkûmiyet aleyhine istinaf - Eski eserleri satmak, kaçakçılığı teş- vik etmek ve buldukları eski eserleri iki gün içinde müze, Kaza İdare Amirliği veya polise bildirmemek suçlarından Sa-nıkların mahkûm olması - 14 ikonun eski eser olup olmadığı ve suiniyetin ispat edilip edilmediği tarışması.
Eski eser deyiminin tanımı - 35/75 sayılı Yasanın 2. maddesi.
Eski eser ticareti yapma - Eski Eserler Yasasının 2, 3, 21, 26, 51(1) ve 54(6) madde-lerine aykırı eski eser ticareti yapma.
Tasarrufunda bulunan eski eser envanterini ilgili Bakanlığa vermeme. Eski Eserler Yasasının 2, 3, 51, 54(2) ve 56. maddelerine aykırı tasarrufunda bulunan 14 ikondan oluşan eski eserlerin envanterini ilgili Bakanlı-ğa bildirmeme.
Kötü niyet - Kötü niyetin çoğu kez cürüm konusu fiil ile ilgili hal ve şartlardan, bazı kez de sadece fiilin işlenmiş olmasından istihraç edilebilmesi.
OLAY: Sanık 1 ve 2 müşterek bir antikacı dükkânı sahibidirler. Birleşmiş Milletler Ba-rış Gücüne ait bir aracın gece 9.05'te Sanıkların dükkânının önünde durduğu ve bu araca bazı eşyaların yükletildiği görüldü. Araç polis tarafından durdurularak arandı ve dava konusu 14 ikondan 13'ü araçta bulundu. Daha sonra Sanıkların dükkânı kontrol edil-diğinde 14'üncü ikon ve diğer eski eserler bulundu.
İlk Mahkeme, Sanıkları, kaçakçılığı teşvik ve buldukları ikonları Yasada belirtilen mercilere bildirmemek suçlarından mahkûm etti. İlk Mahkeme, Sanıkları, eski eser ticareti yapmak ve eski eserlerin envan-terini Bakanlığa vermemek suçlarından kabahatlı bulmayıp beraat ettirdi. Savcılık beraat kararları aleyhine, Sanık 1 ise mahkûmiyet kararı aleyhine istinaf etti.
SONUÇ: Yüksek Mahkeme, istinaf sebeplerini ele alarak taşınır eski eser deyimi üzerinde durdu-. Taşınır eski eser deyiminin tarifinin Yasanın 2. maddesinde yapıldığını ve İlk Mahkemenin yasadaki tarife uygun olarak bunları eski eser saymakla hata etmediğini belirtti. Sanıkların suiniyetinin ise ispat edilip edilmediği hususunu inceleyen Yüksek Mahk-eme, Sanıkların ikonları gece 9.05'te Barış Gücü askerlerine satmış olmalarının bilinçli hareket ettiklerini ve suiniyet sahibi olduklarını gösterdiği kanısına vardı.
Başsavcılığın istinafını inceleyen Yüksek Mahkeme, eski eser ticareti yapmak suçunda, yas-anın ihlal edilen esas maddesi olan 27. maddeye atıf yapılmadığı ve bu suçla ilgili tafsilâtın birden fazla suçla ilgili itham içerdiği için mahkûmiyet kararı vermenin doğru olmayacağını belirtti.
Yüksek Mahkeme, eski eser envanterini bildirmemek suçunda- Başsavcılığın istinaf sebebini inceledi ve Eski Eserler Yasasının 54(2) maddesinin, envanter verme yükümlülüğünün Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce eski eser ticareti ruhsatnamesi almış ve izni bitmiş olanları kapsamadığını belirterek istinafı redde-tti.
HÜKÜM
Şakir Sıdkı İlkay: Müstenif Yekta Remzi, Lefkoşa Kaza Mahkemesinin, aleyhine verdiği mahkûmiyet kararından istinaf etmiştir. Başsavcılık da Mahkemenin müstenifi aynı ithamnamedeki bazı davalardan beraat kararından istinaf etmiştir. Başsavcıl-ığın istinafı hem müstenif Yekta Remzi hem de Bidayet Mahkemesi huzurundaki davada müstenif ile birlikte itham edilmiş bulunan 2. sanık Mehmet Ahmet Hoca aleyhine yapılmıştır. Her iki istinaf birleştirilerek dinlenmiştir.
Sanıkların her ikisi de müştereke-n, Lefkoşa Kaza Mahkemesi huzurunda, 35/75 sayılı Eski Eserler Yasası altında, 5 suçla itham edildiler. Davanın duruşması sırasında Savcılık ithamnamedeki 3. davayı geri çekti.
Sanıklar 1. dava tahtında Yasanın 2, 3, 4, 50(1) ve 54(6) maddelerine aykırı o-larak 8.11.1975 ile 13.1.1976 tarihleri arasında buldukları ve 14 adet ikondan oluşan eski eseri iki gün zarfında en yakın müze, Kaza İdare Amirliği veya polise bildirmemekle, 4. dava tahtında da aynı Yasanın 2, 3, 52(1) ve 54(6) maddelerine aykırı olarak -13.1.1976 tarihinde 14 adet eski ikonu harice çıkarılmaları maksadı ile Birleşmiş Milletler Barış Gücüne mensup 2 askere satmak ve bu şekilde eski eser kaçakçılığını teşvik etmekle itham edilmişlerdir. Kaza Mahkemesi, yapılan duruşma sonunda, sanıkların bu- iki davadan kabahatlı bulup mahkûm etti. 1. sânık Yekta Remzi bu mahkûmiyet kararından istinaf etmiştir.
Sanıklar 2. dava tahtında Yasanın 2, 3, 21, 26, 51(1) ve 54(6) maddelerine aykırı olarak eski eser ticareti yapmakla ve 5. dava tahtında da aynı Yasa-nın 2, 3, 51 54(2) ve 56. maddelerine aykırı olarak tasarruflarında bulundurdukları ve 14 adet ikondan oluşan eski eserlerin envanterini Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay zarfında ilgili Bakanlığa vermemekle itham edilmişlerdi. Kaza Mahkem-esi sanıkları bu iki davadan kabahatlı bulmayıp beraat ettirdi. Başsavcılık bu karardan istinaf etmiştir.
Meselenin olguları kısaca şöyledir: Sanıkların Lefkoşa'da ortaklaşa çalıştırdıkları bir antikacı dükkânı mevcuttur ve 1975'den önce eski eser ticaret-i yapmak için izinleri vardı. 1975'de izinleri yenilenmedi. 11.7.1975 tarihinde sanıkların dükkânı bir arkeolog refakatinde polis tarafından ziyaret edildi ve orada bulunan 18 adet eski eser müsadere edilip müzeye götürüldü. Bu tarihte dava konusu 14 adet -ikon sanıkların dükkânında mevcut değildi. 13.1.1976 tarihinde ise Birleşmiş Milletler Barış Gücüne ait bir arabanın gece saat 9.05'te sanıkların dükkânı önünde durduğu ve bu arabaya bazı eşyaların yükletildiği görüldü. Araba polis tarafından durdurulup ar-andığında içinde dava konusu 14 adet ikondan 13'ü bulundu. Gerek Barış Gücü askerlerinden gerekse sanıklardan gerekli ifadeler alındı ve sözü edilen ikonların KL.110.- karşılığı Barış Gücü askerlerine sanıklar tarafından satılmış olduğu öğrenildi. Daha son-ra sanıkların dükkânı polis tarafından ziyaret edildi ve aralarında dava konusu 14. ikonun da bulunduğu 4 adet eser alınıp polise götürüldü.Barış Gücüne ait arabadan ve sanığın dükkânından alınan eserler arkeolog Tuncer Bağışkan tarafından tetkik edildi ve- bunlardan dava kanusu olan 14 adet ikonun kiliselere ait eski eser olduğu tesbit edildi. Bu şahide göre bu eserlerden 4 tanei 80-100, 2 tanesi 100-120, 1 tanesi 70-80, 1 tanesi 60-70, 2 tanesi 30-40, 1 tanesi de 25-40 seneliktir. Şahit diğer 3 tanesini -de sıra ile 1869, 1900 ve 1919'da yapıldığını söyledi.
Bidayet Mahkemesi huzurundaki şahadete göre sanıklar sözü edilen 14 adet ikonun ellerine geçtiğini müze, Kaza İdare Amirliği veya polise bildirmediler ve bunlarin bir envanterini ilgili Bakanlığa
sunm-adılar.
Sanıklar, Bidayet Mahkemesi huzurunda, yemin tahtında şahadet vermediler ve herhangi bir şahit de çağırmadılar, sadece sanık makamından yeminsiz birer ifade yaparak polise verdikleri ifadelerin doğru olduğunu söylemekle yetindiler.
Meseleyi dinley-en Lefkoşa Kaza Mahkemesi, daha önce de belirtildiği gibi, sanıkları ithamnamedeki 1 ve 4. davalardan mahkûm etti, 2 ve 5. davalardan ise beraat ettirdi ve Mahkemenin hükmünden gerek 1. sanık ve gerekse Başsavcılık ayrı ayrı istinaf etmiştir.
1. sanık tar-afından dosyalanan istinaf ihbarnamesi 4 sebep içermekle beraber istinafın duruşmasında bunlar 2 başlık altında ele alınmış ve dava konusu 14 adet emarenin eski eser veya ikon olduğu ve ayrıca itham konusu suçlarla ilgili müstenifin suiniyetinin (mens rea)- mevcut bulunduğu hususlarının isbat edilmediği ileri sürülmüştür.
İlkin birinci hususu ele alalım. Müstenifin avukatı, 35/75 sayılı Yasa altında bir ikon veya sair bir eserin eski eser sayılabilmesi için bunun tarihten önceki devirlerden kalma olması ger-ektiğini savunmuştur. Müstenifin avukatına göre Yasanın tefsir maddesi olan 2. maddede "taşınır eski eser" deyimi altında zikredilen 'insan iskeletleri' ve müteakiben sıralanan eşya veya eserlerden herhangi birinin eski eser sayılabilmesi tarihten önceki d-evirlerden kalma olması koşuluna bağlanmıştır. Biz bu görüş ile hemfikir değiliz. Yasanın 2. maddesinin sözü edilen kısmı iyice okunduğunda açıkca görülecektir ki tarihten önceki devirlerden kalmı, olması koşulu sadece insan iskeletleri için geçerlidir. Ni-tekim bu kısımda sıralanan eşya ve eserlerinbir çoğu ancak tarihten sonraki devirlerde icat edilmiş veya yapılmış eşya ve eserlerden olup bunların tarihten önceki devirlerden kalmış olması olanağı mevcut değildir.
Herhangi bir eser veya eşyanın 35/75 sayı-lı Yasa tahtında eski eser sayılıp sayılamıyacağını saptayabilmek için "eski eser" deyiminin, Yasanın tefsir maddesi olan 2. maddesi altında, neyi ifade ettiğine ve ne gibi eser veya eşyaları içerdiğine bakmak lâzımdır. Yasanın 2. maddesinde şöyle denmekte-dir:-
"Eski eser tarihten önceki ve sonraki devirlere ait bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgili bulunan yer üstünde, yer altında veya su içindeki bütün yapıları, taşınır ve taşınmaz malları ve aynı nitelikteki her türlü belgeyi anlatır."
"'Taşı-nır eski eser' deyimi, her türlü hayvan ve bitki fosilleri, tarihten önceki devirlerden kalma insan iskeletleri, çakmak taşları (sleks), volkan camları(obsidien), kemik veya madeni her türlü aletler, çini, seramik, benzeri kap ve kacaklar, heykeller, figür-inler, tabletler, kesici, koruyucu veya vurucu silâhlar, putlar (ikon), cam eşyaları, süs eşyaları (hülliyat) yüzük taşları, küpeler, iğneler, askılar, miihürler, bilezik ve benzerleri, maskeler, taçlar (diademler), deri, bez, papirüs, parşomen veya maden -üzerine yazılı veya tasviri belgeler, tartı araçları, sikkeler, damgalı veya yazılı levhalar, yazma veya tezhipli kitaplar, minyatürler sanat değerini haiz gravür, yağlı veya suluboyalar, tablolar, muhal lefat (reliqueler), nişanlar, madalyonlar, çini, top-rak, cam, ağaç, kumaş ve benzerleri taşınır eşyalar ve bunların parçaları taşınır eski eserleri anlatır."
Görülebileceği gibi "taşınır eski eser"lerin nelerden oluştuğu Yasanın 2. maddesinden yukarıda yapılan iktibasın ikinci kısmında, herhangi bir eserin- eski eser olarak ise ne gibi evsafı haiz olacağı da birinci kısmında gösterilmiştir.
Yine yapılan iktibastan görüleceği gibi bir taşınır eserin eski eser sayılabilmesi için yaşının ne olması hususunda Yasa sükût kalmıştır. Bu böyle olduğuna. göre de, Yas-anın sadece lafzı değil ruhu ve amacı da gözönünde bulundurulduğunda, yukarıda yapılan iktibasın ikinci kısmında sıralanan eser ve eşyalardan olan ve birinci kısmındaki evsafı haiz bir eserin eski eser sayılabilmesi için bu eserin yaşı veya kendisine has ö-zelliği nedeni ile korunması gerekli olmalıdır. Böyle bir gerekliliğin mevcut olup olmadığı ise eser ile ilgili gerçekler ışığında karar verilebilecek bir husustur.
Söylenenlerden anlaşılacağı gibi eserin taşınır eski eser sayılabilmesi için (i) Yasanın 2-. maddesinde "taşınır eski eser" deyimi altında sıralanan eser veya eşyalardan olması, (ii) tarihten önceki veya sonraki devirlere ait bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgili bulunması ve (iii) yaşı veya kendine has özelliği nedeni ile korunması ge-rekli olmalıdır.
Bidayet Mahkemesinin doğru olarak kabul ettiği şahadet incelendiğinde sözü edilen 14 adet emarenin ikon olduğu cihetle Yasanın 2. maddesinde "taşınır eski eser" deyimi altında sıralanan eşyalardan olduğu ve bu maddede belirtilen evsafı- haiz olduğu gibi yaşları ve kendilerine has özellikleri bakımından korunması gerekli olduğu anlaşılmaktadır. Bu böyle olduğuna göre de Bidayet Mahkemesinin bunları eski eser saymakla hata ettiği söylenemez.
Şimdi de suiniyetle ilgili olarak ileri sürülen- ikinci hususu ele alalım. Bir cürmün oluşumunda gerekli bir unsur olduğu hallerde suiniyetin mevcudiyeti coğu kez cürmün konusu fül ile ilgili ahval ve şeraitten bazı kez de sadece fülin işlenmiş olmasından istihraç edilebilir. Bu meselede sanıkların uzun- süre eski eser ticareti yapmış olmaları, itham konusu ikonları sözü edilen Barış Gücü askerlerine gece saat 9.05'de satmış olmaları ve meselenin diğer ahval ve şeraiti sanıkların bilinçli hareket ettiklerini ve suiniyet sahibi olduklarını yeterli şekilde -göstermektedir.
Söylenenlerden anlaşılacağı gibi 1. sanık yapmış olduğu istinafta muvaffak olmamıştır. Mamafih, sırası gelmişken bir hususa değinmek istiyoruz. Sanıklar Barış Gücü askerlerine emare ikoniarın sadece 13'ünü sattılar; 14. ikon daha sonra pol-is tarafından sanıkların dükkânından alındı. Bu böyle olduğuna göre sanıkların 4. dava üzerinden 14 değil de 13 ikonun Barış Gücü askerlerine satışını yapmak ve bu şekilde bu eski eserlerin kaçakçılığını teşvik etmekten mahkûm edilmeleri gerekirdi. Bu nede-nle 1. sanığın 4. dava üzerinden mahkümiyetini bu söylediğimize tabi olarak tasvip ediyoruz.
Şimdi de Başsavcılığın yaptığı istinafın incelenmesi gerekir. Başsavcılık daha önce de belirtildiği gibi, Bidayet Mahkemesinin sanıkları 2. ve 5. davalar üzerinde-n beraat kararından istinaf etmiştir. Ba.şsavcılık, Bidayet Mahkemesinin, huzurundaki şahadet ışığınâa sanıkların bu davalar üzerinden kabahatlı bulup mahkûm etmiş olması gerektiğini ve bunun yerine kendilerini bu davalardan beraat ettirmekle hata ettiğini- iddia. etti.
İthamnamedeki 2. dava tetkik edildiğinde Yasanın ihlâl edilen esas ma.ddesi olan m.27'ye atıf yapılmadığı, tafsilât kısmına bakıldığında ise bunun birden fazla suçla ilgili ithamı içerdiği görülür. Bu durumda 2. dava üzerinden bizim herhangi- bir mahkûmiyet kararı vermemizin doğru ve adil olma.yacağı görüşündeyiz.
Sanıklar, 5. dava tahtında, daha önce de belirtildiği gibi tasarruflarında bulundurdukları ve 14 adet ikondan oluşan eski eserin envanterini I'asanın yürürlüğe girdiği tarihten itiba-ren 1 ay zarfında ilgili Bakanlığa vermemekle itham edilmişlerdi. Bidayet Mahkemesi, sanıklarııı bu davadan kabahatlı bulunup mahkûm edilebilmeleri için Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte eski eser ticareti yapmak için izin sahibi olmalarının gerekli olduğu- kanaatına vardı ve bu nedenle sanıkları bu davada.n kabahatlı bulmayıp beraat ettirdi.
Yasanın 54(2) maddesi aynen şöyledir:
"54(2). Bu Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce eski eser ticareti ruhsatnamesi almış olanlar bir ay içinde kendilerinde bulu-ııan eski eserlerin envanterlerini Bakanlığa vermekle yükümlüdürler. Bu yükümlülüğü yerine getirmeyenler bir suç işlemiş olurlar ve onlar hakkında bu Yasanın 51. maddesinde belirtileıı cezalara çarptırılabilirler."
Görüleceği gibi envanter vermek yükümlül-üğü Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten önce eski eser ticareti ruhsatnamesi almış olanlar içindir. Sanıkların 1975'den önce eski eser ticareti yapmak için izinleri vardı, fakat 1975'de izinleri yenilenmedi. Binaenaleyh sanıkların yasanın yürürlüğe girdiği- tarihte eski eser ticareti yapmak için izinleri yoktu. Kanaatımızca Yasanın 54(2) maddesinin koymuş olduğu yükümlülük Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte eski eser ticareti iznine sahip olanlar içindir. Eski eser kolleksiyonu yapanların envanter verme y,ükü-mlülüğü Yasanın başka bir kuralı altında hükme bağlanmış olduğu ve izinsiz eski eser ticareti yapanların da Yasanın diğer bir kuralına aykırı suç işlemiş oldukları göz önünde tutulduğunda 54(2j maddesinin Yasanın yürürlüğe girdiği tarihte eski eser ticaret-i yapmaktan vazgeçmiş ve izni olmayan kişilere envanter verme yükümlülüğü koymuş olmasının bir anlamı olmaz. Bu nedenle Bidayet Mahkemesi sanıkları S. dava üzerinden kabahatlı bulmayıp beraat ettirmekle hata etmemiştir.
Son olarak bir hususa değinmek isti-yoruz. Bu dava, tutanaklardan görüldüğüne göre, taraflardan birinin veya diğerinin müracaatı ve karşı tarafın muvafakatı ile birçok kez ertelenmiştir. Ceza davalarının seri olarak neticelendirilmesi gerektiği halde bu şekilde ertelenmesi dûğru değildir. Sa-dece tarafların istemiş olması bir ceza davasının ertelenmesi için yeterli bir neden değildir. Bir ceza davası, pek istisnai haller dışında, ancak zorunlu nedenlere istinaden ertelenebilir ve bu nedenlerin de tutanaklarda açıkça görülmesi gereklidir.
Son-uç olarak gerek 1. sanığın yapmış olduğu 4/78 sayılı istinaf gerekse Başsavcılığın yapmış olduğu 5/78 sayılı istinaf reddolunur.
(Şakir Sıdkı İlkay) (Salih S. Dayıoğlu) (N. Ergin Salâhi)
Yargıç Yargıç Yargıç
26 M-ayıs 1978
Full & Egal Universal Law Academy