-D.11/91 Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza 4/91 ve 5/91
(M/sa Ağır Ceza Dava No: 4259/90)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: N. Ergin Salâhi, Taner Erginel, Metin A. Hakkı.
Yar-gıtay/Ceza 4/91
İstinaf eden: Erdinç Özbilgen, Merkezi Cezaevi
ile
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcılığı
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz.
Aleyhine istinaf edilen namına: -Osman T. Enginsoy.
Yargıtay/Ceza 5/91
İstinaf eden: Hasan Melekli, Merkezi Cezaevi
ile
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcılığı
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Menteş Aziz.
Aleyhine i-stinaf edilen namına: Osman T. Enginsoy.
K A R A R
N. Ergin Salâhi: Birleştirilmiş olarak dinlenen işbu istinaflarda sanıklar (istinaf edenler), 4259/90 sayılı ceza davasında Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi önüne çıkarılarak yargılanmışlar ve 26.2.1991- tarihinde 1. davadan 4 yıl, 2. davadan 4 yıl, 3. davadan 3 yıl, 4. davadan 1 yıla mahkûm edilmişlerdir. Sanık 1 ayrıca 5. davadan 2 yıl, 6. davadan 3 yıl ve sanık 2 ise 7. davdan 2 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır.
Sanıklar aleyhine getirilen davalara- göz atıldığında 1. dava Fasıl 154 Ceza Yasasının 20, 331, 33(a), 334 ve 337. maddelerine aykırı olarak 6.10.1989 tarihinde Gazi Mağusada dolandırmak niyeti il aslında mevcut olmayan birşeyi göstermeyi amaçlayan sahte resmi bir evrak tanzim ederek, 267/89- stok numarası ile Agi trading Ltd. adına, Niyazi Dağlıya ait 01-03 numaralı antrepoda bulunan 90 adet org müzik setinin antrepodan çıakrılabilmesi için ödenmesi gereken gümrük vergisi ve sair vergi tutarı olan ceman 7.115.400TL'sını ödenmediği halde 90424-8 numaralı F.2 makbuzu ile 6.10.1989 tarihinde bu miktarın ödenmiş olduğunu göstermek amacı ile antrepodan mal çıkartmaak için kullanılan G43 formu üzerindeki "Ylanız resmi Maksatlar İçin" bölümünde yer alan gümrük vezne sıra numarası kısmına "MİT. 366/B 9-04248" tarih kısmına "6.10.1989" ve veznedar kısmına da "ödenmiştir" mühürü vurmak ve sahte bir imza atmak sureti ile resmi sahte bir evrak düzenlemekle itham edilmişlerdir.
Sanıklar aleyhindeki 2. dava Fasıl 154 Ceza Yasasının 20, 339 ve 337. maddelerin-e aykırı 19.6.1987 tarihinde, Gazi Mağusada bilerek ve hile ile 1. davada tafsilâtı verilen sahtelenmiş evrakı Mağusa Şubesinde görevli Ulutan Saymana ibraz etmek sureti ile tedavüle koymak.
3. dava Fasıl 154 Ceza Yasasının 21 ve 371. maddelerine aykırı- 1.1.1987 ile 19.6.1987 tarihleri arasında İddia Makamınca kesin olarak tespit edilemeyen birt tarihte Mağusada bir cürüm işlemek maksadı ile 01-02 numaralı antrepoda bulunan bazı malların, antrepodan çıkarılabilmesi için ödenmesi gereken gümrük vergisi il-e sair vergiyi ödenmediği halde ödenmiş gibi olduğunu gösteren sahte resmi evrak düzenleyerek, antrepodan gümrük vergileri ödenmeden malların çıkarılabilmesi hususunda gizli ittifak yapmak suçu ile itham edilmişlerdir.
sanıklar aleyhine olan 4. dava ise -Fasıl 154 Ceza Yassının 20. maddesi 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Yasasının 38, 39(1)(a) ve 191(2) maddelerine aykırı, 6.10.1989 tarihinde Mağusada üzerinden vergi alınması gerekli olduğu halde, vergisi ödenmemiş mallarla ilgili olark Devleti vergi yönün-den mahrum etmek amacı güden hareketlerde bulunarak, 267/89 stok numarası ile Agi trading Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan ve tutarı ceman 18.724.732TL olup 1. davada belirtilen malların antrepodan çıkarılabilmesi için ödenmesi gereken 7.115.400-TL vergiyi ödemedikleri halde, ödenmiş gibi olduğunu göstermeyi amaçlayan sahte resmi ervak düzenleyerek bu malalrı antrepodan çıkartmak ve devleti sözü edilen vergiden mahrum etmek;
Sanıklar aleyhine yukarıda müşterek oalrak getirilen davalara ilâveten -sanık 1 aleyhine ayrıca 5 ve 6 olarak aşağıda görülen davalar getirilmiştir:
Sanık 1 aleyhine getirilen 5. dava Fasıl 154 Ceza Yasasının 100(b) maddesine aykırı 6.10.1989 ile 10.11.1989 tarihleri arasında İddia Makamınca kesin olarak tespit edilemeyen bi-r günde, Mağusada Ekonomi ve Maliye Bakanlığına bağlı Gümrük Müdürlüğünün Mağusa Şubesinde veznedar olarak istihdam edilmekte olan Erdinç Özbilgene veznedarlık görevini suistimal ettiği nedeni ile menfaat temin etmek ve yukarıdaki müşterek davalarda sözü e-dilem evrakların sahte olarak tanzim edilmesine karşılık sanık 2 Erdinç Özbilgene 150.000TL nakit para vermek;
6. dava ise sanık 1'in Fasıl 154 Ceza Yasasının 37(a) maddesine aykırı, 1.1.1987 ile 19.6.1987 tarihleri arasında İddia Makamınca kesin olarak -tespit edillemeyen bir günde, Mağusada Gümrük Veznedarı Erdinç Özbilgeni cürüm işlemeye yano 01-03 numaralı antrepodan gümrük ve sair vergileri ödemeden mal çıkarılması amacı ile, antrepodan mal çıkartmakta kullanılan Form G.43 üzerinde bulunan ve "Resmi M-aksatlar İçin" bölümünde yer alan vergi yekününü ödemediği halde ödenmiş gibi olduğunu göstermeyi amaçlayan "ödenmiştir" mühürünü vurup imzalayarak sahte resmi ervak tanzim etmesi hususunda teşvik etmek;
Sanık 2 aleyhine getirilen son dava ise, Fasıl 154- Ceza Yasasının 100(a) maddesine aykırı, 6.10.1989 ile 10.11.1989 tarihleri arasında İddia Makamınca tespit edilemeyen bir günde, Mağusada Ekonomi ve Maliye Bakanlığına bağlı Gümrük Dairesinin Mağusa Şubesinde Veznedar olarak istihdam edildiği bir sırada, -veznedarlık görevini yaparken görevinde suistimal yolu ile yaptığı bir fiil nedeni ile menfaat temin etmek. Yani 260/89 stok numarası ile Agi trading Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan ve 1. davada zikrdilen malalrın antrepodan çıkarılabilmesi iç-in ödenmesi gereken gümrük vergisi ve sair vergi tutarı olan 7.115.400TL'nin gümrük veznesine ödenmediği halde, antrepodan mal çıkartmak amacı ile kullanılan Gç43 formu üzerindeki ilgili bölüme "ödenmiştir" mühürünü vurup imzaladığı nedeni ile Hasan Osman -Melekli'den 150.000TL menfaat temin etmek;
Sanıklar, yukarıda görülen davalarla itham edilip Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi önünde yargılanıp suçlarını kabul etmişlerdir. İddia Makamınca serdedilen ve ihtilâfsız olgulara göre; sanık 1 Mağusada ikamet et-mekte, Agi Trading isimli Limitedin direktörü olup, gümrük komisyonculuğu ile de iştigal etmektedir. Sanık aynı zamanda Agi lâkabı ile de tanınmaktadır. Sanık 2 ise ilgili zamanlarda Mağusa Gümrük Şubesinde veznedar olarak çalışmakta idi ve gümrük yolsuzlu-ğu nedeni ile duruşma gününde görevinden alınmıştı.
Sanık 1, 1.1.1987 ile 19.6.1987 tarihleri arasında İddia makamınca tespit edilemeyen bir günde sanık 2'yi bularak 01-03 numaralı Niyazi Dağlının antreposundan, gümrük ve sair vergileri ödenmeden mal çık-arılmasını sağlamak amacı ile, piyasaya mal çıkarılmasında kullanılan G.43 formu üzerinde, Resmi Maksatlar Bölümünde görülen vergi miktarları ödenmediği halde "ödenmiştir" mühürünü vurup, başka bir işlemde kullanılan F2 makbuz numarsını yazıp sahte imza at-mak sureti ile G.43 formunu tanzim etmesi hususunda sanığı teşvik ederek bu şekilde antrepodan mal çıkarılması için onunla gizli bir anlaşma yaptı.
Bu anlaşmadan sonra 6.10.1989 tarihinde 01-03 numaralı Niyazi Dağlıya ait gümrük anterposunda bulunan ve s-anık 1'in direktörü bulunduğu Agi Trading Ltd.'e ait 260/89 stok numarasındaki 18.754.732TL. kıymetinde 90 adet org müzik aletinin antrepodan çıkarılabilmesi için sanık 1'in bizzat hazırlayıp imzalamış olduğu G.43 formu Gümrük Dairesinde 3135 tescil numara-sı ile tescil ettirilmiş, gerekli işlemler yapılmış ve gümrük vergisi ile sair vergilerin ödendiği ve nihai vezne işlemlerinin yapıldığı veznede görevli veznedar olan sanık 2'ye verilmiştir. Sanık 2 de daha önce anlaştıkları gibi konu müzik aletlerinin ant-repodan çıkarılabilmesi için ödenmesi gereken gümrük ve sair vergi tutarı olan 7.115.400TL.'sını gümrük veznesine ödenmediği halde 904248 numaralı olup daha önce başka bir işlem için kesilmiş ve bu işlemle hiçbir ilgisi bulunmayan F.2 makbuzu ile sahte old-uğunu gösteren G.43 formu üzerindeki "Yalnız Resmi Maksatlar İçin" bölümünde yer alan gümrük vezne sıra kısmında MİT.366/B F.2 904248, aynı bölümün tarih kısmına "6.10.1989", vezne kısmına ise "ödenmiştir" mühürünü vurup veznedar tanık Mustafa Cemmedonun i-mzasını taklit etmek sureti ile sahte bir imza atarak, sahtelediği G.43 formunu aynı gün sanık 1'e verdiği ve sanık 1 de bu formanın sahte odluğunu bildiği halde 01-03 numaralı Niyazi Dağlıya ait antrepodan görev ifa etmekte olan tanık 4 Ulutay Saymana for-mu ibraz etmek sureti ile bu evrağı tedavüle koydu ve ödenmesi gereken 7.115.400TL'lik vergiyi ödemediği halde 90 adet org müzik aletini antrepodan çıkartarak iç piyasaya sürdü. danıklar bu şekilde yaptıkalrı sahte işlemler neticesinde Devleti 7.115.400TL.- vergiden mahrum ettiler.
Sanık 1, gümrük ve sair vergiler ödenmediği halde konu edilen G.43 formunun üzerine "ödenmiştir" mühürünü vurup sahte imza attığı için sanık 2'ye 150.000TL ödedi. tahkikat sırasında polis tarafından yapılan araştırmada sahte G.4-3 formu içerisinde bulunan 267/89 numaralı dosyanın iki adet olduğu, asıl evrakların muhafaza edildiği birinci dosyanın Genel Müdürlükte, aynı dosyanın suretinin ise 01-03 numaralı Niyazi Dağlının antreposunda muhafaza edildiği tespit edilmiştir. Yapılan i-leri tahkikatta, sahte G.43 formu üzerine yazılan 904248 numaralı F.2 makbuzunun hakikatte 4.10.1989 tarihinde Mediteerranean Ltd. Şirketinin ödemiş olduğu 16.200TL. tutarındaki nezaret ücreti için kesildiği ve dava konusu G.43 formundaki mal ve vergilerle- hiçbir ilgisi olmadığı tespit edilmiştir. 6.10.1989 tarihinde sözü edilen G.43 formu üzerinde ödendiği görülen fakat hakikatte ödenmeyen 7.115.400TL. gümrük vergisi vezneye girmediği için kasaya da geçmemiş ve kasa defterinde böyle bir tahsilâtın işlenmed-iği tesbit edilmiştir. Kasa defterinde yapılan incelemede 904248 F.2 numaralı makbuz ile 16.200TL.'sının başka bir maksat için tahsil edildiği görülmektedir. Bu durumda 904248 numaralı F.2 makbuzu kullanarak 7.115.400TL. tutarındaki Devlete ödenmesi gereke-n vergi ödenmediği halde ödenmiştir gibi gösterilerek Devlet bu miktardan mahrum edilmiştir.
19.10.1989 tarihinde adli şubeye sevedilen sanık 1 ve 25.10.1989 tarihinde aynı şubeye sevkedilen sanık 2 gönüllü birer ifade vermişlerdir. Sanık 2'nin gönüllü -ifadesi ışığında evi araştırılarak ifadede belirtilen 1 adet video, 1 adet radyo kaset ve sanık 1'in ifadesinde belirtilen BV 699 plâkalı mersedes marka araba emare olarak zaptedilmiştir. Tahkikat sırasında sanık 1 BV 699 plâkalı araba için 18 Milyon TL'li-k bir ödeme yaptığını ve bu paranın da sahtelenen G.43'lerden temin edildiği hususunda itirafta bulunmuştur. Bu sanık 24.10.1989 tarihinde ikinci kez ve 1.10.1989 tarihinde ise tutuksuz bulunduğu bir sırada üçüncü gönüllü bir ifade vermiş, sanık 2 ise 25.1-0.1989 tarihinde verdiği ilk ifadeye ilâveten 31.10.1989 tarihinde ikinci bir gönüllü ifade vermiştir.
İddia makamı, tahkikat sırasında temin edilen 17 adet emareyi sırası ile Mahkemeye sunmuş ve sanıkların yazılı davalara verdiği cevaplar da 18. ve 19. -emare olarak kayıtlara geçmiştir.
Sanıkların sabıkaları yoktur. Ancak müdafaa avukatı sanıklar aleyhine Mağusa Kaza Mahkemesinde askıda bulunan 175 benzer davanın da bu dava ile birlikte nazarı itibare alınmasını talep etmiş, İddia Makamı müdafaa avukatı-nın bu talebine itiraz etmemiş ve Mahkemede bu davalarla ilgili ithamlar teker teker zabıtlara geçirilerek sanıklara bildirilmiş ve sanıklar da aleyhlerindeki zabıtlarda görülen 175 benzer davayı kabul etmişlerdir.
Sanıkların kabul ettikleri 175 adet dav-a ile ilgili 170 adet emare de Mahkemeye sunulmuştur. Bu davalar için sunulan emarelerin tafsilâtı İlk Mahkeme kararında verilmektedir.
Sanıklar tarafından yapılan müracaat üzerine bu dava ile birlikte nazarı itibare alınan davalarda tüm sahtelenmiş G.43- formları ile çıakrılan eşyanın toplam değeri 5.110.775.000TL'dir. BU mallar için ödenmesi gerken ve bu evrakalrın sahtelenmesi neticesinde ödenmeyen gümrük ve sair vergi tutarı ise 1..775.774.735TL'dir.
Sunulan olguları ve sanıklar lehine ileri sürülen -hafigletici sebepelri değerlendiren İlk Mahkeme, sanıkları suçlu bularak her iki sanık aleyhine getirilen 1. davadan 4, 2. davadan 4, 3. davadan 3 ve 4. davadan 1 sene hapse mahkum etmiştir. Ayrıca sanık 1 aleyhine getirilen 5. davadan 2 yıl, 6. davadan 3 -yıl ve sanık 2 de aleyhine getirilen 7. davadan 2 yıl hapse mahkûm edilmiştir.
Yargırat/Ceza 4/91, Ağır Ceza Mahkeemsi önünde 4259/90 sayılı ceza davasında sanık 1 olarak yarghılanan Erdinç Özbilgen, yargıtay/Ceza 5/91 ise aynı davada sanık 2 olarak yarg-ılanan Hasan Melekli tarafından dosyalanmıştır. Her iki istinaf da müstenifleri temsil eden aynı avukat tarafından dosyalanmış olup aşağıda özeti verilen 3 istinaf sebebini içermektedir.
Muhterem Ağır Ceza Mahkemesi sanıklara ceza takdir ederken cezalanır-ma prensiplerini yanlış uyguladığı gibi sanıkalr lehine alınan tüm hafifletici sebepleri yeterince dikkate almadı ve bunlara yeterince ağırlık vermedi.
Muhterem Ağır ceza Mahkemesi önümdeki olguları yeterince değerlendirmedi ve sanıklar lehine hafifletici- sebepleri dikkate almadı ve bunlara yeterince ağırlık vermemekle hata etmiştir.
Muhterem Ağır Ceza Mahkemesi önümdeki tüm şahadet, olgu ve emraeleri göz önünde buludnurmuş olmasına rağmen sanıklara verilen 4'er yıl hapis cezası aşikâr surette fahiştir.
-Yargıtay/Ceza 5/91'de sanık Hasan Melekli'ye ait olup yanlışlıkla müsadere edilen bazı mallarla ilgili 4. bir istinaf sebebi mevcuttu. istinafın duruşmasında bu istinaf sebebi geri çekilmiştir.
İstinafın duruşmasında müstenif avukatı, yukarıda özetlenen- istinaf sebeplerini birlikte ele amış ve sanıkalrı yargılayan Ağır Ceza Mahkemesinin kararında, sanıklar lehine ileri sürülen hafifletici sebepleri dikkate aldığını belirtmiş olmasına rağmen, bunlara yeterince ağırlık vermediğini ileri sürmüştür. Müstenif- avukatının iddiasına göre, Hasan Melekli namı diğerle Hsan Aginin gümrük yolsuzluğu diye bilinen ve bir seri davanın konusu olan meselelerdeki suçları işlemiş olmasına rağmen, başlangıçta aleyhine dava getirilen başka sanıklar tarafından suça itildiğini, -bu suçların işlenmesinde aktif rol aldığı görülmekle beraber başkasının telkin ve teşviki ile suçları işlediğini, belirli bir süre sonra bunlardan vazgeçmek istediğini ancak aleyhine dava ikame edilen bazı sanıklar tarafından engellendiğini söylemiştir. Yi-ne müstenif avukatının iddiasına göre sanık Erdinç Özbilgen, sanık Hasan Melekli tarafından bu suçları işlemeye teşvik edilmiş ancak külliyetli miktarda paraya baliğ olan bu gümrük yolsuzluklarında çok cüz'ı bir menfaat temin etmiş ve bu suçların ortaya çı-karılmasında Hasan melekli gibi ilk fırsatta polise ve tahkikatı yürüten ilgililere yardımcı olduğu gibi, başka suç ve suçluların meydana çıkarılmasına da yardımcı olmuştur. keza Hasan Melekli de aynı şekilde, ilk fırsatta polise doğruyu söyleyerek hangi e-vrağın sahte odluğu, nerelerde bulunabileceği konusunda beyan ve itiraflar yaparak yardımcı olmuş, kendi işlediği suçlar yanında başkalarının da be gibi suçlar işlediği hususunda geniş bilgi vermiş ve bu suçlular aleyhindeki tahkikatı kolaylaştırmış ve Mah-kemede suçunu kabul ettiği gibi başkaları aleyhine de şahadet vererek suçların yargılanmasında yardımcı olmuştur.
Müstenif avukatı ise bu hususların sanıklara ceza takdir edilirken İlk Mahkeme tarafından dikkate alınmakla beraber, Mahkemenin sanıkların l-ehine olan bu hususlarda yeterince ağırlık vermediğini ileri sürmektedir. Müstenif avukatının iddiasına göre suçunu kabul ederek polise yardımcı olan bir sanığın bu durum lehine alınması gerekmektedir. Ancak istinaf konusu mselede sanıklar sadece kendi su-çlarını itiraf etmekle kalmamışlar gümrük yolsuzluğu diye bilinen ve bir hayli suçun işlendiğini gösteren meselelerin tahkikatında, delillerin ortaya çıkarılmasında, hangi ervağın sahte olup olmadığının belirlenmesinde ve başka suçluların da adalete sevked-ilmesinde yardımcı olmuşlardır. Bu husus İlk Mahkemece lâyıkı ile değerlendirilmeden ceza takdir edilmiş olup sanıklara verilen 4'er yıl hapis cezası aşikâr surette fahiştir. Yine müstenif avukatı, her iki sanığın da nedamet getirdiğini, sanık 1 Hasan Mele-klinin bu gümrük yolsuzluk-larından elde ettiği paraları faizleri ve cezaları ile birlikte, bir program dahilinde taksitle Devlete geri ödeme yönüne gittiğini, bu hususun da İlk Mahkeme tarafından hiç dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Yine müstenif avu-katının iddiasına göre, Devletin gümrük işlerindeki ihmalkârlığı ve kontrolsuzluğunun sanıkların bu suçları işlemesine etken olmuştur. Emare olarak müsadere edilen malların satışından elde edilecek miktar göz önünde buludnurulduğunda, hakikatte Devletin za-rarı bulunmadığını ve sanıklara ceza takdir edilirken bu hususların da dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.
Son olarak müstenif avukatı, sanıklara verilen cezalar ile, aynı benzer suçu işleyen başka bir sanığa 3 yıl hapis cezası verildiğini ve cezalar a-rasında nispetsizlik olduğunu da ileri sürmüştür.
Aleyhine istinaf edilen tarafından bulunan savcı ise gerek Erdinç Özbilgen ve gerekse Hasan Melekli'nin ilk fırsatta suçlarını itiraf ettiklerini, bu suçları nasıl işlediklerini detaylı bir şekilde polise- ve ilgililere aktardıklarını teslim etmiştir. Ayrıca savcı Mahkemeye yaptığı beyanda gümrük yolsuzluğu diye bilinen ve yüzlerce suç ve suçluyu kapsayan, tahkikatı oldukça zor olan bu mesellerde sanıkların polise yardımcı oldukları gibi, sahtelenen evrakla-rın hangileri olduğunu, nerelerde bulunabileceğini, nasıl sahtelendiğini, kimler tarafından kullanıldığı yönünde geniş bilgiler verdiklerini söylemiştir. Savcı, sanıklar bu bilgileri vermeseler, polise yardımcı olmasalar tahkikatı son derece zor olan bu me-selelerin sonuçlandırılmasının ve suçluların adalete teslim edilmesinin son derece zorlaşacağını da belirtmiştir. Yine savcı Mahkemeye yaptığı beyanda, sanık Erdinç Özbilgen'in cüz'ı miktarda menfaat temin ettiğini ve kendisinden Devletçe geri ödenmesi içi-n para talep edilmediğini, Hsan Melekli'nin ise kendisine ait olan ve izah edildiği şekilde usulsüzce gümrükten çıkarttığı malların gümrük harcı olarak elde ettiği para miktarları cezası ile beraber hesaplanmış ve 64.167.175TL. para sanıktan talep edilmişt-ir. Bu paraları sanık Hasan melekli ödemeyi kabul etmiş ve taksitlerle de ödemeye başlamıştır. Şu ana kadr ise 25.756.713TL ödemiş olup geriye kalanı muntazaman ödemektedir.
İleri sürülen iddialar ışığında İlk Mahkeme kararına göz atıldığında Mah-kemenin- sanıklara ceza takdir ederken aşağıdaki görüş ve değerlendirmeleri yaptığı görülmektedir.
"Sanıkların işlemiş olduğu sahte resmi evrak tanzim etmek ve resmi sahte evrağı tedavüle sürmek suçları Yasalarımıza göre 10 sene, gizli ittifak, teşvik ve suistim-al suçları ise 7 seneye kadar hapis cezası öngörmektedir. Ceza tespit ederken dikkate alınması gereken bazı prensipler vardır. Ve bu prensiplerden birisi de Amme menfaatinin korunmasıdır. İfadelerden de görüleceği gibi Sanıklar bir sistem içerisinde hareke-t ederek uzun bir müddet Devleti büyük bir miktar Gümrük vergisnden mahrum etmek için çok büyük miktarlarda çeşitli malları kendilerine ve başkalarına sağladıkları bu menfaatleri plânlıyarak Gümrükten kaçırmaya muvaffak olmuşlardır. Sanıkların bu eylemleri-ni Mahkemeler hiçbir şekilde hafife alamaz. Bu nedenle bu tür suçlara verilecek cezanın gerek Sanıkları ve gerekse başkalarını suç işlemekten caydırıcı ve başkalarına ibret verici olması gerekir.
Ceza takdir ederken verilecek cezanın işlenen suçun vehame-ti ile orantılı olması grekir. Genç yaşta olan Sanıklar evli ve her ikisinin de küçük yaşta çocukları vardır. Yine ifadelerden Sanık 2'nin bu suça sanık 1 tarafından itildiği gözlemlenmektedir. Savcı gerek tahkikat esnasında ve tahkikat sonrasında da Sanık-ların Polise yardımcı olduklarını ve bilhassa Niyazi Dağlı''ın gizli bir ambarının Sanık 1''n polise verdiği bilgi ışığında ortaya çıkarıldığını ve bu gizli ambarda bulunan eşyaların da sahte G.43''erle Gümrükten çıkarıldığına dair Polise bilgi verdiğini b-eyan etmiştir. Bunlar Sanıklar lehine alınacak hafifletici hususlardır.
Yukarıda belirtilenleri, Sanıkların sabıkasız oluşşlarını, Avukatlarının söylediklerini, suçun işleniş tarzını, suçların ciddiyetini, Savcının, sanıkların polise yardımları hususunda-ki beyanını, kaçırılan vergi miktarını, bulunan emareleri, açık bulunan ve kabul etmiş oldukları davaları ve meselenin tüm ahval ve şeraitini nazarı itibare aldıktan sonra sanıklar mahkûm oldukları davalardan; .."
Müstenif avukatının sair argümanları in-celemeden önce aynı suçu işleyen bir başka sanığa daha az hapis cezası takdir edildiği ve sanıklara takdir edilen cezalar arasında nispetsizlik olduğu argümanları ele almağı uygun buldum.
Öncelikle belirteyim ki bu hususu içeren bir istinaf sebebi istina-f ihbarnamesinde yer almamaktadır. Ancak müstenif avuaktına bu konu üzerinde argüman yapmasına müsaade ettiğimize göre bu konuyu da incelemeyi uygun buldum.
Cezalar arasında nispetsizlik (disparity of sentence) bir istinaf sebebi olarak D.A. Thomas'ın P-rinciples of Sentencing isimli kitabında sayfa 69'da şu şekilde izah edilmektedir.
"Disparity of sentence as a ground of appeal The principal concern of the Court in determining an appeal against sentence by one of two or more joint offenders who have bee-n treared in the same manner is with the propriety of the sentence passed on him as an individual-whether it is excessive in proportion to the offence, whether proper allowance has been made for mitigating factors, and so forth. Where the Court finds that -the trial jusge has failed to give proper weight to the fact that the particulaar appellant played only a minor role in the offence, or has ignored some relevant mitigating factor, it will normally reduce the appellant's sentence accordingly, as many of th-e cases cited in this section illustrate. A more difficult problem arises when the appellant is the one who has received the most severe sentence, and complains that there is no proper ground for the distinction between himself and his co-defendenats. The -Court may take the view that his sentence is excessive when considered on its own merits, and rduce it on the ground, but a dilemma arises when the Court is of the opinion that the sentence passed on the appellant is correct and those passed on his co-def-endants are inadequate. To reduce the sentence passed on the appellant would result in a further incorrect sentence. In the face of this situation the Court will not normally reduce the longer sentence unless the disparity is particullarly gross."
Önümüz-deki meselede aynı suçlardan yargılanan bir başka sanığa 3 yıl hapis cezası takdir edidiği, sanıklara ise 4 yıl hapis cezası takdir edildiği, bu nedenle cezalar arasında nispetsizlik mevcut olduğu iddia edilmektedir. Ancak daha az hapis cezası takdir edile-n sanığa verilen ceza istinafta gündemde olup halen görüşülüp kesinleşmemiştir ve bu sanığın dosyası ve içeriği de istinafta bilgimize getirilmiştir. Ayrıca sözü edilen sanığın cezasının bir ölçü olarak alınması ve sanıkların cezalarının hafifletilmesi hal-inde ileride sözü edilen sanığın cezasının uygun bulunmaması ve artırılması halinde daha büyük anomali ve nispetsizlik yaratacaktır. Bu nedenle (disparity of sentence) prensibinin örnek alınan davanın kararının kesinleşmesinden sonra uygulanması daha doğru-dur. keza verilen cezalar arasındaki farkın azlığı durumlarında da Mahkemelerin bu prensibe itibar etmedikleri görülür.
Bu nedenlerle müstenif avukatının bu başlık altındaki iddiasının reddedilmesi gerektiği görüşündeyim.
Müstenif avukatının ileri sürm-üş olduğu sanıklar lehine mevcut olan ve İlk Mahkeme tarafından yeterince değerlendirilmediği iddia edilen hafifletici sebeplere gelince; İlk Mahkeme kararına göz atıldığında sanıklar lehine alınabilecek birçok hafifletici sebebin ceza takdir ederken dikk-ate alındığı görülmektedir. Müstenif avukatınıne sas yakınma konusu, Mahkemece dikkate alındığı ileri sürülen hafifletici sebeplere İlk Mahkemenin yeterince ağırlık vermediği yönündedir. Sanıkların lehine alınan sair hafifletici sebepler yanında en fazla a-ğırlık verilmesi grekeni iddia makamının da teslim ettiği gibi, ilk andan itibaren sanıkların suçlarını kabul ederek polise yardımcı oldukları hususudur.
Bu konuyu değerlendirmeden önce bu husustaki içtihat kararlarına göz atmak yerinde olur.
Bir mesel-ede, suçunu itiraf eden ve tahkikatı yürüten polis mensuplarına yaardımcı olan sanıklara ceza takdir ederken bu hususun dikkate alınarak belirli bir ceza indirimi yapılması gerektiği yerleşmiş bir prensiptir. Bak: Asım Mustafa v. Türk Emniyet Müdürlüğü. Ce-za/istinaf 26/72.
Durum böyle olmakla beraber ne kadar ceza indirimi yapılması gerektiği hususunun her meselenin olguları ve sanık tarafından yapılan yardım derecesine göre takdir edilmesi gerekir. R.. Aston 1967, Crim. L.R. 468'deki kararda İlk Mahkem-e, patlayıcı madde bulunduran sanığa suçunu kabul etmekle polise yardımcı olduğunu göz önünde tutarak 5 sene hapis cezası takdir etmişti. İstinafta ise sanık suçunu kabul etmekten öteye verdiği ifadesinde sair suçluların da yargılanmasına yardımcı olduğu i-leri sürülmüş ve bu durumu da dikkate alan İstinaf Mahkemesi 5 sene hapis cezasını 3 seneye indirmiştir. Aynı şekilde D. A. Thomas'ın principles of Sentencing isimli kitabının 196. sayfasında R. v. Dawson davasına atıfta bulunularak bu davada verilen 6 yı-l hapis cezasının az olacağına Mahkemenin ikna edilmesinin zor olduğu vurgulanmakla beraber sanığın polise yaptığı yardım dikkate alınarak 6 yıl hapis cezası yerine snaık ıslah okuluna (Bostal Trading) sevkedilmiştir. Yine aynı kitabın 197. sayfasında R. v-. Schindler davasına atıfta bulunarak şu görüşe yer verilmiştir.
". a man ws senetenced to seven years for a number of breaking offencess; the Court accepted that 'right from the start of the investigations into these offences, the applicant was frank, h-e admitted the offences, he was co-opperative to the police and gave assistance in recovering that part of the property'. and considered that accordingly 'some reduction in the sentence passed seemed to be appropriate in this case'. The sentence was reduc-ed to five years' imprisonment."
Ömünüzdeki meselede İlk Mahkeme, sanıklara ceza takdir ederken sanıkaların polise yardımcı olduklarını göz önünde bulundurduğuna değinmekle beraber sanıkların suçlarını kabul etmekten öteye, son derece karmaşık bir mesele- olup, yüzlerce suç ile muhtelif suçluları içeren ve gümrük yolsuzluğu diye bilinen bu meelede, sanıkların hangi evrakların sahte odluğunu, nerelerde bulunacağını, bu suçların nasıl ve kimler tarafından işlendiğine dair geniş bilgi verdiklerini lâyıkı ile -değerlendirmemiştir. İddia Makamının da istinafta teslim ettiği gibi bu sanıkların yardımı olmadan, sonderece karmaşık olan bu suçların tahkikatı imkânsız olmasa bile son derece zorlaşacaktı. Bu gerçekler karşısında İlk Mahkemenin, sanıkların, polise yaptı-pğı yardımı ceza takdir ederken lâyıkı ile değerlendirmediği veya yeterince ağırlık vermediği kanaatindeyim, bunednle takdir edilen cezaya müdahale etmemizin doğru olduğu görüşündeyim.
Ayrıca sanık Erdinç Özbilgen bir kamu görevlisidir ve kendşne takdir -edilen hapis cezası neticesind işini de kaybedecektir. Bu sanık suçların işlenmesine aktif bir rol almasına rağmen başlangıçta bu suçlara sanık Hasan Melekli'nin teşviki ile ittildiğinin de göz önünde tutulması gerekir. Keza bu sanığın elde ettiği menfaat -da oldukça cüzidir.
Sanık Hasan Melekli'ye gelince, istinafın duruşmasında bulunan savcının yaptığı beyana göre suçların işlenmesinde aktif bir rol almış olmasına rağmen o da başka sanıkların teşviki ile bu suçları işlemeye itilmiştir. Ayrıca bu suçlarda-n fiilen elde ettiği paralar cezaları ile birlikte 64.167.715TL. olarak tespit edimiş ve bu sanık taksitlerle Devlete bu paraları ödemektedir. Halen 25.167.715TL. ödemiş durumdadır. Sanık lehine alınması gereken bu son husus ise İlk Mahkemece hiç dikkate a-lınmamıştır.
İlk Mahkeme kararına göz atıldığında sanıkalrın işlemiş olduğu suçun vahim olduğu ve benzer olup nazarı itibare alınan 170 kusur dava da dikkate alındığında suçlarının daha da ağırlaşmış olduğu vurgulanmaktadır. Bu husus doğru olmakla berabe-r sanıkların belirli bir zaman süreci içerisinde bu suçları işledikleri, taraflarca teslim edildiği gibi idarenin yetersiz kontrolünün sanıkalrın bu suçları işlemesine ortam yarattığını da göz ardı edemeyiz. Diğer bir ifade ile belirli bir zaman süreci içe-risinde mükerreren işlenen ve nazarı itibare alınmakla sanıkların itham edildiği esas suçu ağırlaştıran suçların işlenmesinde bir dereceye kadar idarenin yetersiz kontrolü ile ihmalinin de katkıda bulunduğunun, ceza takdir ederken göz önünde tutulmasının a-dil olacağı kanaatindeyim.
Vahim ve yaygın suçlarda suçlulara, kamu menfaati düşünülerek etkin cezalar verilmesi gerektiği birçok içtihat kararında vurgulanmıştır. BU nedenledir ki bu gibi suçlulara pek istisnai haller dışında hapis cezaları verilmesi ka-çınılmazdır. Suçluların yargılanmasını sağlamak bir kamu menfaati olduğuna göre böyle bir yargılamanın gerek tahkikatında gerekse yargılanmasında iddia makamına yardımcı olan kişileri suç ortağı olsalar dahi korumak ve hak ettikleri düzeyde cezalarında ind-irim yapmak yine kamu menfaati gereği olduğu kanaatindeyim. Birçok ülkede polis bu denli yardımcı olan kişiler iddia makamı tanığı olarak çağrılmakta ve onlar aleyhine dava getirilmemektedir. Önümüzdeki meselede bu yapılmamıştır ve niçin yapılmadığı üzerin-de durmak da Mahkememizin görevi değildir. Biz konuyu sadece sanıkların yargılandığı suçlar ile onlar lehine sunulan hafifletici sebeplere göre incelemek durumundayız. Durum böyle olmakla beraber önümüzdeki meselede sanıkların durumunun iddia makamı tanığı-ndan farklı olmadığını, hakikatte bu sanıkların iddia makamı tarafından tanık olarak çağrıldığı ve iddia makamı tanığı olarak şahadet verdikleri, suçlu buşundukları suçlardan kendilerine ceza takdir edilirken lehlerinde hafifletici sebep olarak alınması ge-rektiğini vurgulamak isteriz.
Müstenif avukatı gümrük ylsuzluğu diye bilinen ve ardarda işlenen bu suçlardan Devletin 1 Milyar 750 Milyon kusur Tl. zarara uğradığını kabul etmiştir. Ancak müstenif avukatının iddiasına göre sanıkların yaptığı yardım ve g-österdiği gayret neticesinde gümrükten izah edildiği şekilde usulsüz olarak çıkarılan birçok mal bulunup Emare olarak zaptedilmiştir. Neticede bu malalrın tümü Devlete intikal edeceğine göre Devletin zararı tamamen ortadan kalkacaktır. Bu hususun da sanıkl-ar lehine ek bir hafifletici sebep olarak alınması gerektiği ileri sürülmüştür. İstinafta buluna savcı ise konu malların sanıkların yardımı ile tespit edilip bulunduğunu kabul etmekle beraber bu malların Devlete intikal etmesi neticesinde Devletin tüm zara-rının telâfi edileceğini kabul etmemektedir. Kanaatimce her halükârda bu hususun da sanıklara ceza takdir edilirken nazarı itibare alınması gerekirdi.
Yukarıda söylenenler ışığında İlk Mahkemece sanıklara takdir edilen cezanın müdahalemizi gerektirecek d-erecede fazla olduğu ve dörtte bir oranında azaltılması gerektiği görüşündeyim.
Netice olarak her iki istinafın da kabul edilmesine karar verilir ve İlk Mahkemenin verdiği cezalar aşağıdaki şekilde değiştirilir.
Her iki sanığın müşterek cezaya çarptırı-ldğı
1. davadan 3 yıl
2. davadan 3 yıl
3. davadan 2 yıl 3 ay
4. davadan 9 ay
Ayrıca Hasan Melekli 5. davadan 1 yıl 6 ay
6. davadan 2 yıl 3 ay
Sanık Erdinç Özbilgen'in ise 7. davdan 1 yıl 6 ay hapse mahkûm- edilmesine ve cezanın mahkûmiyet tarihinden başlamasına karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.
Taner Erginel: Sayın Yargıç N. Ergin Salâhi'nin az önce okuduğu kararda serdettiği görüşler ve vardığı netice ile hemfikirim.
Metin A. Hakkı: Bu istinafın kö-keninde yatan olgular kısaca şöyle özetlenebilir:
Sanıklar, 1. Hasan Melekli ve 2. Erdinç Özbilgen, Mağusa Ağır Ceza Mahkemesinde şu suçları işlemekle itham edilmişlerdi:
-1) Fasıl 154 Ceza Yasasının 20, 331, 333(a), 334 ve 337 maddelerine aykırı olarak 6.10.1989 tarihinde Gazi Mağusada dolandırmak niyeti ile, aslında var olmayan bir şeyi olmuş gibi göstermeyi amaçlayan sahte resmi ervak tanzim etmek yani, 267/89 satok numar-ası ile Agi trading Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan 90 adet org müzik aletinin antrepodan çıkarılabilmesi için ödenmesi gereken gümrük vergisi gelir vergisinin tutarı olan ceman 7,11,400TL'yi gümrük veznesine ödenmediği halde 904248 numaralı F.-2 makbuzu ile 6.10.1989 tarihinde ödenmiş olduğunu göstermek amacı ile, antrepodan mal çıkarmak için kullanılan Forma G.43 üzerindeki "yalnız resmi maksatlar için" bölümünde yer alan Gümrük vezne sıra no. kısmına "MİT. 366/B/904248", tarih kısmına da "6.10-.1989" ibarelerini yazmak ve veznedar kısmına da "ödenmiştir" mühürünü vurmak ve sahte bir imza atmak suretiyle resmi sahte evrak düzenlemek.
-
2) Fasıl 154 Ceza Yasasının 20, 339 ve 377. maddelerine aykırı olarak 19.6.1987 tarihinde, Gazi Mağusa'da, bilerek ve hile ile yukarıda 1. davada belirtilen sahtelenmiş evrağı Mağusa Gümrük Şubesinde görevli Ulutan Saymana ibraz etmek suretiyle tedavüle -koymak;
3) Fasıl 154 Ceza Yasasının 21 ve 371. maddelerine aykırı olarak 1.1.1987 ile 19.6.1987 tarihleri arasında İddia Makamınca kesin olarak tespit olunmayan bir günde Mağusa'da bir cürüm işlemek için gizli ittifak yapmak, yani 01-03 numaralı antrepod-a bulunan bazı malalrın antrepodan çıkarılbilmesi için ödenmesi gereken gümrük vergileri ile sair vergileri ödenmediği halde, ödenmiş gibi göstermeyi amaçlayan sahte resmi evrak düzenleyerek antrepodan gümrük vergileri ödenmeden malların çıkarılması hususu-nda ittifak yapmak;
4) Fasıl 154 ceza Yasasının 20. maddesi ve 37/83 sayılı Gümrük ve İstihsal Vergileri Yasasının 38, 39(1)(a) ve 191(2) maddelerine aykırı, 6.10.1989 tarihinde, Mağusada , üzerinden vergi alınması gerekli olduğu halde, vergisi ödenmemiş -mallarla ilgili, Devleti vergi yönünden mahrum etmek amacı güden hareketlerde bulunmak, yani 267/89 stok numarası ile Agi Trading Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan ceman 18,724,732 TL. kıymetinceki yukarıda 1. davada zikredilen malların antrepoda-n çıakrılabilmesi için ödenmesi gereken ceman 7,115,400TL. vergiyi ödenmediği halde, ödenmiş olduğunu göstermeyi amaçlayan sahte resmi ervak düzenleyerek mezkûr malalrı antrepodan çıkarmak ve Devleti 7,115,400TL. vergiden mahrum etmek.
Sanık 1 Hasan Mele-kli bunlara ilâveten aleyhine getirirlen 5. dava ile Fasıl 154 Ceza Yasasının 100(b) maddesine aykırı olarak 6.10.1989 ile 10.11.1989 tarihleri arasında İddia Makamınca kesin olarak tespit olunmayan bir günde, Mağusa Gümrük Şubesinde veznedar olarak istihd-am edilmekte olan sanık 2 Erdinç Özbilgene veznedarlık görevini sanık 1 lehine suistimal emesine karşılık menfaat temin etmekle itham edilmiştir. Sanık 1'in bu suçu 267/89 stok numarası ile Agi Trading Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan 1. davada -zikredilen malların antrepodan çıkarılabilmesi için ödenmesi gereken 7,115,400TL. tutarındaki vergilerin ödenmediği halde ödenmiş gibi olduğunu göstermeyi amaçlayan sahte G.43 tanzim ettiği nedeni ile Erdinç Özbilegne 150.000TL nakit para vermek suretiyle -işlediği İddia Makamınca iddia edilmiştir.
Aynı sanık Hasan Melekli 6. dava ile Fasıl 154 Ceza Yasasının 370(a) maddesine aykırı olarak 1.1.1987 ile 19.6.1987 tarihleri arasında İddia Makamınca kesin olarak tespit olunamayan bir günde, Mağusada Gümrük v-eznedarı (diğer sanık) Erdinç Özbilgeni yukarıdaki 3. davada belirtilen cürmü işlemeye teşvik etmekle itham olunmuştur.
Sanık 2 Erdinç Özbilgen ise aleyhine getirilen 7. dava ile Fasıl 154 Ceza Yasasının 100(a) maddesine aykırı olarak 6.10.1989 ile 10.11-.1989 tarihleri arasında İddia Makamınca tespit olunamayan bir güne, Mağusada, Mağusa Gümrük Şubesinde veznedarlık görevini yaparken görevini suistimal ederek yaptığı fiil karşılığı menfaat temin etmekle itham edilmiştir. Yani bu sanık 267/89 stok numarsı -ile Agi Trading Ltd. adına 01-03 numaralı antrepoda bulunan ve 1. davada zikredilen malların antrepodan çıkarılabilmesi için gerken gümrük vergisni ve gelir vergisi ve gelir vergisi tutrı olan ceman 7,115,400TL'nin gümrük veznesine ödenmediği halde, antrep-odan mal çekmek amacı ile kullanılan G.43 Formu üzerindeki ilgili bölüme "ödenmiştir" mühürünü vurup imzaladığı nedeni ile 1. sanık Hasan Melekliden 150.000TL maddi menfaat temin etmekle itham edilmiştir.
Sanıkların her ikisi de aleyhlerine getirilen ve -yukarıda özetlenmeye çalışan suçluları işlediklerini Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi önündeki otrumda kabul etmişler ve kendi ikrarları ile mahkûm edilmişlerdir. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, İddia makamının izah ettiği olguları dinledikten ve hafifletici ne-denler ile ilgili olarak sanıkların avukatının öne sürdüğü hususları işittikten sonra ve sanıkların yaşlarını, ailevi durumlarını, suçların işleniş tarzını, suçların vehametini, sanıkların suçlarını kabul edip özür dilediklerini, meselenin tahkikatı esnası-nda gerek savcılığa gerekse polise yardımcı oldukları gerçeğini ve benzeri suçların ortaya çıkmasına polise yardımı olduklarını ve sair ilgili hususları da kaale aldıktan sonra, ve yine sanıkların 175 benzeri suç daha işlediklerini nazarı itibare alarak (k-i mezkûr benzeri) suçların 19.6.1987 ile 15.12.1989 tarihleri arasında 2 buçuk senelik bir devrede işlendiği ilgili ithamnamelerden görülmektedir) sanıkları 26.2.1991 tarihli kararları ile 1. davadan 4 sene, 2. davadan 4 sene, 3. davadan 3 sene, 4. davadan- 1 sene, sanık 1'ı 5. davadan 2 sene, 6. davadan 3 sene, sanık 2'yi de 7. davadan 2 sene hapis cezasına çarptırmış ve cezaların birlikte çekilmesini emretmiştir.
Sanıkların her ikisi de, çarptırıldıkları cezaların ağır olduğunu veya Ağır Ceza Mahkemesini-n cezaları tespit ederken yanlış kıstas kullandığını, veya göz önünde bulundurulması gereken tüm hususları göz önünde bulundurmadığını iddia edip, çarptırıldıkları cezaların fahiş olduğunu iddia ederek Yargıtay olarak oturum yapan Yüksek Mahkemeye 4/91 ve -/91 sayılı başvurularla istinaf etmişlerdir. İstinaflar, Yüksek Mahkemenin 27.9.1991 ve 2.10.1991 tarihli oturumlarında ele alınmış ve istinaf edenlerin avukatının müracaatı, İddia Makamını temsil eden savcının rızası ve Yargıtayın da uygun görmesi netice-si istinaflar konsolide edilerek birlikte dinlenmiş ve karar için 27 Kasım 1991 tarihine ertelenmiştir. Her iki sanığın da dosyalamış oldukları istinaf ihbarları aynıdır ve 5 istinaf sebebi içermektedir. İstiaf ihbarları Ağır Ceza Mahkemesinin kararında mü-saderesi emrolunan bazı menkul mallar ile ilgili yakınmayı içeriyorsa da istinafın duruşamsında sanıkları Yüksek Mahkemede temsil eden avukat bunlar üzerinde durmamış, sanıkların bu yakınmasını geri çekmiş ve neticede sadece cezanın fahi olduğunu yakınma k-onusu yapmıştır. Bir başka deyişle, geri kalan 4 istinaf sebeini yukarıda özetlemeye çalıştığım tek başlık altında toplamak mümkündür. Duruşmada istinaf eden taraf, sanıkların çarptırıldıkları cezanın fahiş olduğu ve Yargıtay tarafından düşürülmesi gerekti-ği savı üzerinde duruken İddia Makamı, sanıkların çarptırıldıkları cezaların az olduğunu iddia etmemiş, Ağır Ceza Mahkemesinin kararına karşınn bir karşı istinaf dosyalamamış, ancak, sanıkalrın çarptırıldıkları cezaların uygun olduğunu ve Yüksek Mahkemenin-n bu cezalara müdahale etmesine bir neden olmadığını beyan etmiştir.
İstinaf edenlerin, açrptırıldıkları cezaların ne için azaltılması gerektiği yönündeki iddialarını ele alıp incelemezden önce, bu istinafın kamuyu yakından ilgilendirildiğini göz önünde -bulundurtarak, bazı ihtilâf konusu olmayan hususları vurgulamayı yararlı gördüm. Şöyle ji, sanıklar mahkûm edildikleri davalara benzer nitelikli 175 ayrı davdadan da görlebileceği gibi görülebileceği gibi takriben 2 172 sene süre ile sistematik olarak bu s-uçları işlemişlerdir. Sanık 1, Agi Trading Ltd. ismi altına halen faaliyet gösteren bir işletmenin yöneticisi ve esas hissedarıdır. İlgili zamanlarda ilâveten Gümrük Komisyonucu (clearing agent) idi. Sanık 2 ise, ilgili devrede kamu görevlisi idi ve Mağusa- Gümrüğünde veznedar olarak görev ifa ederdi. Sanıkların takriben 2 ½ sene süre ile işlemiş oldukları suçlar neticesinde devlet 1 Milyar 750 Milyon TL'lik mütecaviz vergi kaybına uğramıştır. Sanıklar çok zekice ve kurnazca düzenlenen bir plân çerçevesinde -söz konusu suçları işlemişlerdir. Sanıkların istinaf konusu ve nazarı itibara alınan benzeri suçlar neticesi kesin olarak ne kadar maddi emnfaat elde ettikleri belli olmamakla (veya ena zından Yüksek Mahkemeye bildirilmemekle) birlikte, bunun miktarının kü-çümsenecek bir miktar olmadığı anlaışlamkatdır. Sanık 1'in kendi şirketi Agi Trading Ltd.'in ilgili dervede ithaş ettiği ve vergisini ödemesi gereken ancak ödemediği bu suçları neticesi Devletin vergi kaybı 45 Milyon TL'den fazladır. Ancak bu davalardan so-nra sanık 1 ile Devletin ilgili makamları anlaştılar ve bu vergilerin zamanında ödenmemesi neticesi gecikme zammı ile birlikte 64 Milyon TL'ye baliğ olan bu vergi kaybı, uyuşulmuş taksiitler halinde Devlete ödenmekte olup ceman 25 Milyon TL. civarında bir -rakam da elan ödenmiştir. Bu böyle olmakla birlikte sanıkların işlemiş oldukları suçlar neticesi elde ettikleri şahsi maddi menfaatı Develte ödeme gibi bir girişimleri yoktur.
Yirmi seneyi aşan meslek hayatımda, gerek miktar oalrak rakamların büyüklüğü, -gerekse sanıkalrın sistematik olarak ve kurnazca işledikleri bu istinaf konusu suçlar, bu tür suçlarda karşılaştığım en ciddi davayı, teşkil etmektedir. İngiltere Baş Hakimi (Lord Chief Justice) bir davada dediği gibi (Bak: Rv William Simpson, Criminal App-eal Reports vol5, page 217 at page 218) 'The attempt to .......... in this case was as deliberae and well planned as that has been before the court, at any rate in my experience'.
İstinaf edenler, ist,nafın duruşması esnasında Yargıtayın, sanıkların çar-ptırıldıkları cezaya müdahale etmesi ve bu cezaların azaltılması için Mahkemeye hitap ederken bilhassa aşağıda özetlemeye çalışacağım iddialar üzerinde durmuştur:
1) Sanıkların avukatının iddiasına göre Sayıştay gibi, Polis gibi, Gümrük Müfettişleri gibi -Devletin ilgili görevlileri, sanıkların yaptığı usulsüzlüğü zamanında fark etmedi diye sanıklar bundan cesaret alarak işledikleri suçları tekrar tekrar işlediler ve neticede Devlet 1 Milyar 750 kusur Milyon Liralık mütecaviz vergi kaybına uğradı. İstinaf e-denler bu iddialarının, hafifletici neden olduğu savını destekler mahiyette Mahkemeye herhangi bir içtihat göstermediği gibi ben de bu iddiayı destekleyebilecek herhangi bir içtihata rastlayamadım. Bilâkis tam tersine bir suçun tekrar tekrar ve uzun bir sü-re işlenmesi sanıkların çaptırılması icap eden cezayı artırıcı bir özelliktir, hafifletici bir neden değildir. Nitekim D.A. Thomas, Principles of Sentencing isimli kitabında konu ile yakın ilişkisi olarak aynen şöyle demektedir:
". As the cases describe-d below illustrate the Court tends to favour a firm policy of deterrence for frauds in this catgory, at least where a series of offences is involved." (Bak: 1970 baskı, sayfa 154) Yine aynı eser, Large-scale organized frauds başlığı altında sayfa 152 de ay-nen şöyle demektedir: 'The general pattern of sentencing in all the property cases, in which large-scale organized offences tend to attract the heaviest sentences, is repeated for fraud..."
Sanıkalrın cezalarının hafifletilmesi amacı ile sanıkların avuka-tının öne sürdüğü 2. iddia, sanıkalrın gerek polise gerekse savcılığa ve gerekse Mahke-meye, aleyhlerine getirilen suçları kabul etmekle, yardımcı olmuş olduklarıdır. Ancak istinaf edenlerin avukatının iddiasına göre Mahkeme bu hususa yeterince ağırlık ver-memiştir. Sanıkların suçlarını kabul etmeleri, Mahkemeden özür dilemeleri, ta başından polise yardımcı olmaları ve kendilerinin mahkûm olunduğu suçlara benzer başka suçların da işlendiğinin tespit edilip faillerinin bulunmasına yardımcı olmaları hakikaten -sanıkların lehlerine söylenebilecek belki de en başta gelen husustur. Bend e bu iddia ile tamamen hemfikirim. Ancak Ağır Ceza mahkeemsinin bu hususa yeterince ağırlık vermediği savını reddederim. Kanımca Mahkeme bu hususa istinaf eden sanıkların hak ettiği-nden fazla sanıkların lehine ehemmiyet vermiştir. Bu husustan ayrılamdan önce istinaf edenlerin avukatının 2.10.1991 tarihli celsede, bu iddiasına gölge düşürecek beyanlar yaptığını belirtmek isterim. Ancak bunun üzerinde bu safhada durmak istemiyorun çünk-ü bu sanıklara 'prejudicial' olabilir ve bu istinaf maksatları bakımından söz konusu beyanı yer almamış gibi kabul ediyorum.
İstinaf edenler, çarptırıldıkları cezaların gereğinden fazla ağır olduğunu öne sürerken, ayni Ağır Ceza Mahkemesinde mahkûm edile-n ve benzeri suçlar işleyen başka sanıkların daha hafif cezalara çarptırıldıkları üzerinde de durmuş ve bunun nispetsizlik teşkil etmesi nedeni ile sanıkların hapis cezalarının düşürülmesi gerektiği hususu üzerinde ısrarla durmuştur. Hukuk camiasında "disp-arity of sentence" olarak bilinen bu prensip ile ilgili olarak bizim Yargıtayımız Yargıtay/Ceza 15/87'de (D.17/87) kararın 3. sayfasında konu ile ilgili olarak aynen şöyle denmişti:
"Her ne kadar da genelde (disparity if sentence) cezaların nispetsizlik v-eya eşitsizlik prensibi aynı davadaki sanıklar arasında göz önünüde buludnurulması ve tatbik edilmesi gereken bir prensip ise de benzer veya ilgili davalardaki sanıklara jkesilen cezalar arasında da göz önünde bulundurulması gereken bir prensiptir."
Gere-k bizde gerekse bütün medeni ülkelerde bu prensibe mümkün mertebe davanın özelliği başka türlü gerektirmedikçe, uyulmaktadır. (Bak: L.O.R. vo. 86 sayfa 152). Bu istinafta Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesinin bu sanıklara verdiği hapis cezalarındaki süreye mü-dahale edecek ve bu süreyi aynı Mahkeme Heyetinin benzeri başka davalarda başka sanıkalra verdiği cezalar seviyesine düşürteceksek göz öünde bulundurmamız gereken kıstaslar arasında o davalarda mahkûm olan sanıklara hangi şartlar altında cezalar verildiğin-in bilinmesi gerkir. Ayrıca o davalarda verilen cezaların doğru olduğu hususunda da tatmin olmamız gerekir. Bu hususlar bu istinafın duruşmasında konu edilmemiştir ve bizce meçhuldur. Bu nedenle makul ve geçerli nedenler yokluğunda Ağır Ceza Mahkemesinin b-aşka davalrda başka sanıklara verdiği hapis cezalarının sürelerinin doğruluğu hususunda tatmin olmadığımdan (bu safhada) bunun bu istinaftaki cezayı düşündürücü bir faktör (etken) olamaycağını bu safhada belirtmekle yetineceğim. İngiltere'de Court of Crimi-nal Appeal'de konu ile ilgili olarak Roskil L.J., (Bak: Cr. App. R. (1977) vol.65 page 152) de aynen şöyle demişti:
"That argument pressed to its logical conclusion involves, as Scarman L.J. pointed out during the course of the appeal, that because one in-dequate sentence is wrong, the other prisoner must also get a glaringly indeequate sentence in order to produce what is said to be a proper adjustment between the two and to avoid disparity."
Ve yine aynı kararda sayfa 152, 6.ncı paragrafta şöyle demişti:--
"Thus we are faced with this disparity and we are invited to reduce Stroud's senetnce in order to bring it into line with Neighbour's inadequate sentence. That, as I have already said, involves the proposition where you have one wrong sentence and one r-ight sentence, this Court should produce two wrong sentences. That is a submission which this Court cannot accept." (Bak: Cr. App. R. (1977) col.65 page 150, Rv Stroud davası).
Netice olarak Mağusa Ağır Ceza Mahkemesinin beneri diğer davalarda başka sanı-klara verdiği hapislik cezalarının diğer hususlar yanında, doğru olduğundan bu safhada ikna olmadığım cihetle istinaf edenin avukatının bu iddiasını da benimsememe olanak yoktur. Ancak prensip olarak istisnalar dışında ve her davanın özel olguları ve mahkû-m edilen sanıkalrın hafifletici nedenleri de zihinde tutulmak koşulu ile genelde ülke çapında benzeri suç işleyen sanıklara benzeri cezaların verilmesi gerektiği Yargıtayımız tarafından daha önce de söylenmişti. (Bak: Birleitirilmiş Yargıtay/Ceza 18, 19, 2-0 ve 21/91; D.10/90). Aslında Ağır Ceza Mahkemelerini ayni heyetten oluşturmak ve tüm Ağır Cezadaki davaların ülke çapında ayni heyetin görmesini sağlamaktaki gayelerden birinin de bu olduğunu söylemek herhalde yanlış olmaz.
İstinaf edenlerin avukatı san-ıkların çarptırıldığı cezaların hafifletilmesi gerektiği savı üzerinde Mahkemeye hitap ederken son olarak da cezanın amacı ve menfaat başlığı altında toparlandığı husus üzerinde durmuştur. Bu başlık altında Yargıtaya hitap ederken, Devletin bu davalar neti-cesi müsadere ettiği malların kıymetinin, Devletin vergi kaybı olan 1 Milyar 750 Milyon TL. civarındaki vergi kaybından daha büyük bir rakama baliğ olduğunu, dolayısıyle aslında Devletin bir kaybı olmadığı iddiasında da bulunmuştur. İddia Makamı, müdafaanı-n bu iddası ile hemfikir olmamış, istinaf edenlerin avukatının bu husustaki tüm iddiaları doğru dahi kabul edilse, Devletin yine de 1 Milyar 750 Milyon TL.'yi mütecaviz zararı olduğunu beyan etmiştir. İstinaf edenlerin avukatı ilâveten sanık 2'nin kamu gör-evindeki işini mahkûmiyeti neticesi kaybettiğini, sanık 1'in de mahkûm olduğu suçlar neticesi elde ettiği maddi menfaatları geri ödemekte olduğunu söylemiştir. Bu davadaki mahkûmiyeti neticesi sanık 2 Erdinç Özbilgen''n kamu görevindeki işini kaybettiği bi-r gerçektir. Ancak bunun görevini suistimali neticesi doğduğunu ve yegâne sorumlusunun da kendisi olduğunu gözardı edemem. Sanık 1 Hasan Melekli'nin de şirketinin (Agi Trading Ltd.'in) ithal ettiği mallardan ödemesi gerektiği vergileri zamanında ödemediği -ancak Devlet yetkilileri ile bilâhare bu istinaf konusu davadan sonra anlaşarak bunları ödemeye başladığı yukarıda da vurguladığım gibi bir gerçektir. Bu böyle olmakla beraber sanıkların, bu suçlar neticesi elde ettikleri şahsi diğer maddi menfaatları Devl-ete iade ettikleri doğrultusunda önümüzde hiçbir güvenilir bilgi mevcut değildir ve bu meyanda bir iddia da yapılmamıştır.
Yine istinaf edenlerin avukatının iddiasına göre istinaf konusu bu meselelerde, sanık 2 sanık 1'in kurbanı olmuş, sanık 1 de bu da-vaya taraf olmayan bir başka davadaki sanığın kurbanı olmuştur. BU iddia üzerinde müsbet veya menfi bir yorum yapmadan bilinçli olarak kaçınmak isterim, çünkü bu husus ve bu iddia 4/91 sayılı istinaf dosyasının mavi sayfa 76 ve 77''eki 19.10.1989 tarihli s-anık 1''n gönüllü ifadesi ile bağdaşmamaktadır. Mezkûr ifadesinde sanık 1 gümrüğün girdisini çıktısını bildiği için bu istinafta suç teşkil eden eylemleri kendinin düşündüğünü ve başka kişileri (sanıkları) da suça ortak olmaya teşvik ettiğini söylemektedir-. Bu safhada ve bu istinaflarda diğer davalarda istinaf yolu ile bu Mahkeme önüne gelebilir düşüncesi ve o istinafta yapılması muhtemel iddiaları dinlemeden bu davada o istinaf hakkında yorum yapmam doğru olmaz görüşündeyim.
Yukarıdakiler muvacehesinde h-er iki istinafın da reddedilmesi gerekir görüşündeyim. Sanıklar mahkum edildikleri 1. davadan çarptırılabilecekleri azami hapislik cezaı 10 sene hapisliği müstelzimdir. Bu meselede sdanıkların zekice bir plân bneticesi takriben 2 ½ sene süre ile 175 kadar -benzer suç işledikleri de göz önünde bulundurulursa Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kendilerne verilen hapislik cezasının alenen az olduğu görüş ve kanaatindeyim ve bu davada adalet yapılması için ve verilecek cezanın suçların vehameti ile orantılı o-labilmesi için, bu denli büyük rakamlara baliğ olan bu suçlarda sanıkalrın çaptırılmaları gereken ceza bence çaptırıldıkları hapislil cezasının daha uzun süreli olması gerekir. Bir başka deyişle davayı dinleyen Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklara gerekti-ğinden fazla hafig davranmış ve sanıkların çarptırılmaları icap eden hapislik cezasının süresini tespit ederken sanıklar lehine hata yapmıştır. Bu hatayı düzeltmek Yargıtayın görev ve yetkisindedir. Konu ile ilgili olarak, Halsbury's 'aws of England, 3rd e-d. vol. 10, sayfa 541'de, paragraf 995 de 'Principles on which the Court acts' başlığı altında aynen şöyle denmektedir:
"The Court is not prevented from acting when the appellant has pleaded guilty. The Court will not alter the sentence passed at the tria-l merely because the members of the Court think they might have passed a different one, but only where the sentence is manifestly excessive or wrong in principle.
The substituted sentence may be more or less severe than that passed at the trial."
Bu is-tinafta enteresan olan bir başka husus da savcılığın da cezanın azlığı nedeni ile mukabil istinaf dosyalamadığı gerçeğinden kaynaklanmaktadır. Bu husus göz önünde bulundurularak, Yargıtayın cezayı artırma yönünde yetkisi var mıdır? Mahkemelerin yetkileri -Yasalar ile sınırlıdır. Bu meseleye şamil olan Yasa metni ise Ceza usul Yasası fasıl 155'in 145(2) maddesidir. mezkûr madde aynen şöyledir:
"In determining an appeal against sentence, the Supreme Court may increase, reduce or modify the sentence."
Mezkû-r maddenin kökenini ise İngilterenin Criminal Appeal Act, 1907, teşkil etmektedir. Sözü edilen İngiliz Yasasının, bizim Fasıl 155 madde 14582)'ye tekabül eden benzeri maddesi ise 4(3) maddesidir ve mezkûr madde aynen şöyledir:
"4.(3) On an appeal against -sentence the Court of Criminal Appeal shall, if they think that a different sentence should have been passed, quash the sentence passed at the trial, and pass such other sentence warranted in law by the verdict (whether more or less severe) in substitution- therefor as they think ought to been passed, and in any other case shall dismiss the appeal."
(Bak: Law Reports, Statutes, 1907, sayfa 99 ve 101).
Şunu hemen ilâve etmeliyim ki İngilteredeki yasal durum, bilhassa 1960'dan sonra İngilterede geçirilen Y-asalar neticesi çok değişmiştir. (Misal olark bak: Criminal Appeal Acts, 1966 ve 1968, ve, Power of Criminal Courts Act, 1973). 1960'dan sonraki İngiliz yasaları bize şamil olmadığı gerçeğinden hareketle 1907 ile 1960 arası İngilteredeki tatbikat ne idi? İ-lgili İngiliz içtihatları göstermektedir ki bu devrede ceza aleyhine istinaf eden sanıkların cezalarının uygun olması halinde, artırılması Court of Criminal Appeal'ın yetkisi dahilinde idi ve sözü edilen Mahkemenin uygun görmesi halinde cezayı artırması hu-susu İddia Makamının mukabil istinaf dosyalaması ile sınırlı değildir. Bir başka deyişle Court of Criminal Appeal'in uygun görmesi halinde cezayı artırdığı olaylar ceza aleyhine İddia Makamının da istinaf dosyalaması ön koşuluna bağlı değildir. Court of Cr-iminal Appeal'in uygun görüp cezayı artırdığı bazı davalarda sadece sanık istinaf etmiş ve İddia Makamı, İngiliz Yüksek Mahkemesi önünde temsil bile edilmemişti. İddia Makamının Court of Criminal Appeal önünde temsil bile edilmeden ve İddia Makamının cezan-ın azlığı iddiası ile mukabil istinaf dosyalamazken, sadece sanığın aleyhine yaptığı istinafı Mahkeme dinlerken, resen hapislik cezasının süresini artırdığı olaylar ile ilgili olarak Rv Harris, 26 Cr. App. R. (1937) p.22 ve Rv Taylor, 27 Cr. App. R. (1939)- p.42 misal olarak gösterilebilir. Şu davalarda da aynı İngiliz Mahkemesi, İddia Makamının temsil edildiği ancak mukabil istinaf dosyalanmadığı hallerde, ceza aleyhine sadece sanığın istinafını dinledikten sonra, cezayı, istinaf edenin iddialarının tam ter-sine hapislik cezasının süresini az görüp artırmıştır.
Bak: Rv Martimer, 1 Cr. App. R. (1908) p.20
Rv Simpson, 5 Cr. App. R. (1910) p.217
Rv Massey, 16 Cr. App. R. (1921) p.85
Rv Reade, 20 Cr. App. R. (1927) p.60
Bu konsolide edilerek dinlenen- istinafların karara bağlanmaı için Yargıtay'da heyette yer alan diğer Yargıç kardeşlerimle istinafı görüşürken, onların ve çoğunluk kararı teşkil edecek olan görüşü paylaşmama olanak görmediğimden bu ayrı, neticede azınlık kararını yazma ihtiyacını hisset-tim. Bilhassa istinaf konusu suçların çok iyi organize dildiğini, 2 ½ sene civarında uzun bir süre tekrar tekrar işlendiğini, Devletin kaybının çok büyük rakamlara ulaştığını, ve başka medeni ve hukuk sistemi bize benzeyen ülkelerde bu tip suçları işleyenl-ere çok ağır cezalar verildiğini de göz önünde bulundurarak, bu davalarda sanıkalrın çarptırıldığı hapislik cezalarının sürelerini yüzde 50 oranında artırmayı uygun gördüm. (Misal olarak bak: Rv Wilson others (1964) 3 All E.R. 269) sentences of up to 30 ye-ars imprisonment for highly organized armed robbery of a mail train).
Netice olarak bence sanıklar Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından mahkûm edildikleri:
1.davdan 6 sene
2. davadan 6 sene
3. davadan 4 sene 6 ay
4. davadan 18 ay
Sanık 1 Hasan Me-lekli 5. davadan 3 sene
Sanık 1 Hasan Melekli 6. davadan 4 sene 6 ay
Sanık Erdinç Özbilgen 7. davadan 3 sene hapislik cezasına çarptırılmalı idiler. Cezaların birlikte çekilmesi uygun olup, Ceza Usul Yasamız'ın 147. madde hükümleri de göz önünde bulundurul-arak hapislik cezalarının, istinafın karar tarihinden başlamasını emretmemiz bence daha doğru olurdu. Sanıklar çaptırıldıkları cezalar aleyhine istinaf ederken, davalarını ve yasal durumlarını iyi etüt etmeli ve işola ve haksız istinaf dosyalamadan da kaçı-nmalıdırlar.
N. Ergin Salâhi: Az önce okunan kararlarda serdedilen görüşler ışığında birleştirilerek ele alınan Yargıtay/Ceza 4/91 ve 5/91'in kabul edilmesine Yargıç Metin A. Hakkı'nın karşıoyu ve oyçokluğu ile karar verilir ve İlk Mahkemenin sanıkalra ta-kdir ettiği cezalar aşağıdaki şekilde değiştirilir.
Her iki sanık aleyhine getirilen
-1.davada İlk Mahkemece verilen 4 yıl hapis cezasının 3 yıla indirilme-sine;
-
2. davada İlk Mahkemece verilen 4 yıl hapis cezasının 3 yıla inndirilme- sine;
-3. davadan İlk Mahkemece verilen 3 yıl hapis cezasının 2 yıla indirilme- sine;
-
-4. davada İlk Mahkemece verilen 1 yıl hapis cezasının 9 aya indirilme- sine;
-
Sadece sanık 1 Hasan Melekli aleyhine getirilen ve sanığa İlk Mahke-mece 5. davada takdir edilen 2 yıl hapis cezasının 1 yıl 6 aya indirilmesine;
6. davada İlk Mahkemece takdir edilen 3 yıl hapis cezasının 2 yıl 3 aya indirilmesine; ve
Sadece sanık -2 Erdinç Özbilgen aleyhine getirilen 7. davada İlk Mahke-mece 2 yıl hapis cezası verilen cezanın 1 yıl 6 aya indirilmesine,
hapis cezalarının mahkûmiyet tarihinden başlayıp birlikte çekilmesine Yargıç Metin A. hakkı'nın karşıoyu ve oyçokluğu ile karar ver-ilir.
(N. Ergin Salâhi) (Taner Erginel) (Metin A. Hakkı)
Yargıç Yargıç Yargıç
27 Kasım 1991
-
25
-
Full & Egal Universal Law Academy