-
D.2/2007 Yargıtay/Ceza 46/05
(Ağır Ceza Dava No 2075/04; Girne)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti: Nevvar Nolan, Gönül Erönen, Seyit A. Bensen.
İstinaf eden: Durmuş Belgeli, Merkezi Cezaevi, Lefkoşa -
(Sanık)
- ile -
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcısı - Lefkoşa
A r a s ı n d a.
İstinaf eden tarafından: Avukat Güneş Menteş
Aleyhine istinaf edilen tarafından: Savcı Erdinç Akyener-
Girne Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Narin Ferdi Şefik, Kıdemli Yargıç Çetin Veziroğlu ve Yargıç Ömer Güran'ın 2075/2004 sayılı davada 23.05.2005 tarihinde verdiği karara karşı Sanık tarafından yapılan istinaftır.
--------------
H Ü K Ü M
Nevvar Nola-n:Sanık Ağır Ceza Mahkemesinde ayni iddianame ile 38 suç işlemekle itham edildi; bunların onbeşi (1-15) Ceza Yasasının 331, 333, 334 ve 337. maddelerine aykırı resmi evrak sahteleme, beşi (16-20) Ceza Yasasının 337 ve 339. maddelerine aykırı sahtelenmiş r-esmi evrağı tedavüle sürme, onsekizi de (21-38) Ceza Yasasının 255 ve 267. maddelerine aykırı kamu görevlisi tarafından kamu görevinde sirkat suçudur. Sanık aleyhindeki ithamları kabul etmedi. Yapılan duruşma sonunda önündeki şahadeti değerlendiren Ağır Ce-za Mahkemesi, itham edildiği 16. suç dışında, itham edildiği diğer tüm suçlardan, sanığı suçlu buldu ve mahkum etti. Ağır Ceza Mahkemesi, birlikte çekilmeleri kaydı ile, sanığa, mahkum olduğu resmi evrak sahteleme ve sahtelenmiş resmi evrağı tedavüle sürme- suçlarının her birinden 5 yıl, kamu görevlisi tarafından kamu görevinde sirkat suçlarının her birinden 3 yıl hapis cezası takdir etti. Sanık hem mahkumiyet kararından hem de takdir edilen cezadan istinaf etti.
Ağır Ceza Mahkemesinde yapılan duruşmada s-avcılık sanığın itham edildiği suçları işlediğini kanıtlamak için 19 tanık dinletti; savcılık davasını kapattıktan sonra savunmasını yapmaya çağrılan sanık da yemin tahtında şahadet verdi.
Sunulan şahadeti değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi, değer verdiği- şahadet ışığında, sabit para cezalarının tahsili, tahsil edilen paraların Maliye Dairesine yatırımında izlenen prosedürle ilgili aşağıdaki bulgulara vardı. Sanık ithamlara konu tarihlerde (Ocak 2001 - Haziran 2001) Girne Polis Müdürlüğüne bağlı Trafik Şüb-esinde sicil bölümünde görevli üniversite mezunu bir polis memuru idi. Sabit para cezası taşıyan bir trafik suçu işleyen kişi polis tarafından rapor edilir ve kişiye ödemesi gereken ceza miktarını da belirten F121 form verilir. F121 formda belirtilen cez-a trafik şübesine ödendiğinde, ödeyen kişiye F122 makbuz verilir. Tahsil edilen para cezasına karşılık verilen F122 makbuzlar sicil bölümünde bulunan P159 kasa kayıt defterine kaydedilir. Bu tahsil edilen para cezalarına karşılık verilen F122 makbuzların p-embe suretlerinden sicil bölümü yazıcılar odasında yazıcılar tarafından bilgisayarda F12 makbuz dökümü hazırlanır, sonra F12 makbuz dökümü, F12 makbuz dökümünde gösterilen F122 makbuzların suretleri sanığın odasına gelir, bu makbuzlarla tahsil edilen para -sanık tarafından kasadan alınarak hazırlanır ve F122 makbuz suretleri, bunların dökümü olan F12 ve bunlarla tahsil edilen para miktarı, birlikte, yatırım için Maliye Dairesine götürülür. Yatırım yapılınca Maliye Dairesi yatırımı yapan polis memuruna F12 dö-kümün bir suretini ve F2 yatırım makbuzunu verir. Yatırım yapıldıktan sonra Maliye Dairesinin verdiği F2 yatırım makbuzundan yararlanılarak, orada gösterilen yatırım numarası, yatırılan meblağ ve yatırım tarihi sicil bölümündeki P159 kasa kayıt defterine, -defterde yazılı ilgili yatırıma konu son F122 makbuz numarası karşısına kaydedilir, böylece karşısına kayıt düşülen makbuza kadar defterde kayıtlı tüm makbuzlarla tahsil edilen meblağların Maliye Dairesine yatırılmış olduğu görülür veya gösterilir. F12 mak-buz dökümünün sureti ile F2 yatırım makbuzu sicil odasında bulunan yatırım dosyasına konarak muhafaza edilir.
Maliye Dairesinden yapılan kontrollerde sicil bölümündeki P159 kasa kayıt defterinde yapılmış görülen bazı yatırımların gerçekte yapılmamış oldu-kları, kasa kayıt defterinin sahtelendiği öğrenildi. Yapılmamış yatırımları yapılmış gibi gösteren kasa kayıt defterindeki kayıtların sanık tarafından yapıldığı da anlaşıldı. Ağır Ceza Mahkemesi sanığın P159 kasa kayıt defterini yapılmamış yatırımları yapı-lmış gibi göstererek sahtelediği ve bunu dolandırma niyeti ile yaptığı bulgularına vararak sanığı resmi evrak sahteleme suçlarından mahkum etti.
Yapılan araştırmada, Maliye Dairesine yapılan bazı yatırımlarda, yatırılan bazı F122 makbuzlardaki para mikt-arının, bu makbuzlardan yararlanılarak yatırım için hazırlanan F12 makbuz dökümlerinde eksik gösterildiği saptandı. Bu eksik miktar gösteren F12 makbuz dökümlerinin bir kısmında onu bilgisayarda yazıp çıkaranın imzası olmadığı da saptandı. Eksik yazılan mi-ktarlar kasada fazlalık olarak da bulunmadı. Ağır Ceza Mahkemesi F122 makbuzlardaki para miktarlarının eksik gösterildiği imzasız F12 makbuz dökümlerini bilgisayardan kimin yazıp çıkardığı sorusunu sordu ve huzurundaki şahadeti değerlendirerek imzasız F12 -makbuz dökümlerini sanığın bilgisayarda yazıp çıkardığı bulgusuna vardı ve sanığı konu imzasız F12 makbuz dökümlerini dolandırmak niyeti ile sahtelemekten mahkum etti.
Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın, sahtelenmiş resmi evrağı işlem görmesi için Maliyeye yo-lladığı bulgusuna vararak, sanığı, sahtelenmiş resmi evrağı tedavüle sürme suçlarından da mahkum etti.
Yine, Maliye Dairesinde yapılan araştırmalarda, bazı yatırımlarda, o yatırım için hazırlanan F12 makbuz dökümlerinde yer alan F122 makbuz suretlerinin -yanına F12 makbuz dökümünde yer almayan F122 makbuz suretlerinin de ilave edildiği görüldü. F12 makbuz dökümünde yer almayan F122 makbuzlarda yazılı miktarlar Maliye Dairesine yatırılmadı, bu miktarlar trafik şübesinde tahsil edilen paraların muhafaza edil-diği kasada fazlalık olarak da görülmedi. Ağır Ceza Mahkemesi, Maliye Dairesine yatırımları yapılmamış F122 makbuzların sanık tarafından yatırımları yapılan makbuzlara ilave edildikleri ve bu makbuzlarla tahsil edilen meblağların sanık tarafından sirkat ed-ildiği bulgularına vararak sanığı itham edildiği kamu görevlisi tarafından kamu görevinde sirkat suçlarından mahkum etti.
Yukarıda da ifade edildiği gibi sanık hem mahkumiyet hem de ceza aleyhine istinaf etti. İstinaf ihbarnamesinde yer alan istinaf sebe-pleri özetle aşağıdaki gibidir.
1- Ağır Ceza Mahkemesi sanığın şahadetine değer vermemekle hata etmiştir,
2- Ağır Ceza Mahkemesinin davaların makul şüphenin ötesinde kanıtlandığı bulgusu hatalıdır,
3- Ağır Ceza Mahkemesinin, paraların sanık tarafından a-lındığı, paraların sirkat edilmiş olduğu, sanığın dolandırma niyeti olduğu bulguları hatalıdır, Ağır Ceza Mahkemesi ihtimallere ve faraziyelere dayanarak bu bulgulara varmıştır,
4- Sanığa takdir edilen hapislik cezası alenen fahiştir.
Ağır Ceza Mahkeme-si duruşma sonunda önündeki şahadeti değerlendirerek aşağıdaki temel bulgulara varmış ve bu bulgularına dayanarak sanığı aleyhindeki ithamlardan, biri dışında, suçlu bularak mahkum etmiştir.
a- Tahsil edilen cezalara karşılık kesilen F122 makbuzların ve bu- makbuzlarla tahsil edilen paraların Maliye Dairesine yatırımlarının kaydı yapılan, sicil bölümündeki P159 kasa kayıt defterinde, Maliyeye yapılmamış yatırımları yapılmış gösteren sahte kayıtlar vardır ve bu kayıtları sanık yapmıştır, sanık bu kayıtları do-landırma niyeti ile yapmıştır.
F122 makbuzlarda yazılı meblağlardan eksik meblağ gösteren, bu makbuzlarla ilgili imzasız F12 makbuz dökümleri bilgisayardan sanık tarafından yazılıp çıkarılmıştır.
c- Maliye Dairesine yatırımı yapılacak F122 makbuzlardan ya-rarlanılarak yatırım için hazırlanan F12 makbuz dökümlerinin hazırlanmasında, sanık F12 makbuz dökümlerini bilgisayarda yazıp çıkaran yazıcılara, bazı zamanlarda, F122 makbuzlardan eksik rakamlar okuyarak, yatırılacak rakamı olması gerekenden eksik göstere-n F12 makbuz dökümleri hazırlanmasına neden olmuştur.
ç- Maliye Dairesine yapılan yatırımlarda, ilgili F12 makbuz dökümlerinde gösterilmeyen ve hali ile paraları Maliyeye yatırılmayan F122 makbuzları, F12 dökümlerde gösterilen F122 makbuzlar arasına karışt-ıran, bunlara ilave eden sanıktır.
d- F122 makbuzlarla tahsil edilen paralar, Maliye Dairesine yatırılana dek, sicil şübesinde kasada muhafaza edilir; kasanın anahtarı sanıktadır, kasadan ve paralardan sanık sorumludur. Maliye Dairesine yatırılacak paralar-ın tahsil edildiği F122 makbuzlardan sicil bölümünde, yazıcılar odasında, bilgisayarda yazıcılar tarafından F12 makbuz dökümü hazırlanır, F122 makbuzların suretleri ile bunların dökümünü gösteren F12 makbuz dökümü sanığa getirilir, sanık yatırımı yapılacak- F122 makbuzlarla tahsil edilen ve F12 makbuz dökümünde gösterilen parayı kasadan hazırlar, para, yatırıma konu F122 makbuz suretleri ve F12 makbuz dökümü ile birlikte, yatırım için Maliye Dairesine gönderilir.
e- Yatırımı yapılmamış ancak kasa kayıt defte-rinde sahte kayıtlarla Maliyeye yatırılmış gösterilen F122 makbuzlarla tahsil edilmiş paralar, F12 makbuz dökümlerinde eksik gösterilen ve Maliyeye yatırılmamış paralar, Maliyeye yapılan yatırımlarda F12 makbuz dökümlerinde yer almayan ve parası Maliye dai-resine yatırılmayan ancak F12 makbuz dökümlerinde gösterilen ve tahsil edilen paraları yatırılan F122 makbuz suretleri arasına karıştırılan F122 makbuzlarla tahsil edilen paralar, kasada fazlalık olarak görülmemektedir. Tahsil edilen, kasaya giren ancak Ma-liye Dairesine yatırılmayan bu paralar kasada yoktur.
Ağır Ceza Mahkemesinde, savcılık davasını kapattıktan sonra, Mahkeme tarafından savunmasını yapmaya çağrılan sanık, yemin altında verdiği şahadette, savunmasını aşağıdaki noktalara dayandırmıştır:
a-- P159 kasa kayıt defterindeki Maliye Dairesine yapılmamış yatırımları yapılmış gösteren kayıtları kendisi yapmıştır, ancak bu kayıtları, sicil şübesinde bulunan ve ana yatırım dosyası diye bilinen dosyanın kapağındaki indekste yer alan kayıtları P159 kasa -kayıt defterine aktararak yapmıştır; bir sahteleme varsa, sahteleme ana yatırım dosyası kapağındaki kayıtlardadır, kendisi de bunları, sahte olduklarını bilmeden, kasa kayıt defterine aktarmıştır. Sanığın ana yatırım dosyası, sanığın mesai arkadaşları ile -amiri konumunda olan savcılık tanıklarının alelade yatırım dosyası diye tanımladıkları bir yatırım dosyasının varlığı doğrudur, ancak ne var ki bu dosya kayıptır.
Sanığa göre, Maliye Dairesine yatırım yapıldığında Maliye Dairesi ilgili F12 makbuz dökümünü-n bir sureti ile Maliye Dairesine yapılan yatırımı gösteren F2 yatırım makbuzunu yatırımı yapan polis memuruna verir, bu polis memuru sicil şübesine döner, şübede bulunan ana yatırım dosyasının kapağındaki indekse, kendisine verilen F2 yatırım makbuzundan -yararlanarak yatırım numarasını, tarihi ve yatırılan meblağı kaydeder; ilgili F12 makbuz dökümü sureti ile F2 yatırım makbuzu da dosyada saklanarak muhafaza edilir. Ana yatırım dosyasına işlenen bu yatırım, daha sonra, dosyadan yararlanılarak P159 kasa kay-ıt defterine kaydedilir.
Sanığın mesai arkadaşları ile amiri konumunda olan savcılık tanıklarına göre ise, Maliye Dairesine yatırım yapıldıktan sonra, Maliye Dairesinin verdiği F2 yatırım makbuzundan yararlanılarak yatırım numarası, tarihi ve yatırılan me-blağ P159 kasa kayıt defterine kaydedilir, F12 makbuz dökümünün sureti ile F2 yatırım makbuzu yatırım dosyasına konarak muhafaza edilir; yatırım dosyasının kapağına yatırımlarla ilgili yukarıdaki gibi bir kayıt yapılmaz.
b- İlgili F122 makbuzlarla tahsil- edilen meblağları eksik gösteren imzasız F12 makbuz dökümlerini bilgisayarda yazıp çıkaran kendisi değildir; F12 makbuz dökümlerinin hazırlanmasında yazıcılara herhangi bir zaman F122 makbuzları okumamıştır, bazı zamanlar F122 makbuzları yazıcılara bırakm-adığı ve F122 makbuzları, F12 makbuz dökümlerinin hazırlanması için, yazıcılara okuduğu doğru değildir.
Savcılık tanıklarının şahadetine göre, kasa kayıt defterine kaydedilen F122 makbuzların birer suretleri sicil şübesi yazıcılar odasına götürülür, orada- görevli üç yazıcı eleman bu makbuz suretlerinden bilgisayarda F12 makbuz dökümü hazırlardı. Her yazıcı bilgisayarda yazıp çıkardığı F12 makbuz dökümünü imzalar böylece her F12 makbuz dökümünün, üzerindeki imzaya göre, kimin tarafından yazılıp çıkarıldığı -anlaşılırdı. Yazıcılar dışında sadece sanığın yazıcılar odasında bilgisayarda yazdığı görülmüştür. Sanık bazı F12 makbuz dökümlerinin hazırlanmasında, F122 makbuzları yazıcılara bırakmamış, F122 makbuzları yazıcılara okumuştur.
c- Maliye Dairesine yatırı-mı yapılmayan F122 makbuzların süretlerini, Maliye Dairesine verilen yatırımı yapılmış makbuz süretleri arasına karıştıran, onlara ilave eden kendisi değildir.
ç- Kasa kayıt defterinde kayıtlı olan F122 makbuzlarla tahsil edilen paraların muhafaza edildiğ-i kasanın anahtarı sadece kendisinde değildir, mesai arkadaşı Mesut Doğan'da da kasanın anahtarı vardır.
Savcılık tanıklarının şahadetine göre ise kasadan sorumlu olan sanıktır ve kasanın anahtarı sadece sanıkta vardır.
Maliye Dairesine yapılmamış yatırı-mları yapılmış gösteren P159 kasa kayıt defterindeki kayıtlar, Polis Genel Müdürlüğü, Grafoloji ve Sahtecilik Şübesinde görevli polis memuru tanığın ifade ettiği ve sanığın da kabul ettiği gibi, sanık tarafından yapılmıştır. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın şa-hadetine itibar etmedi ve sanığın iddia ettiği gibi bir usul olduğunu, yani Maliye Dairesine yapılan yatırımların kasa kayıt defterine kaydedilmeden öncelikle yatırım dosyasının kapağına kaydedildiğini ve oradan da kasa kayıt defterine aktarıldığını, böyle- bir uygulamanın varlığını, kabul etmedi. Ağır Ceza Mahkemesi savcılık tanıklarının şahadetine itibar etti ve Maliye Dairesine yapılan yatırımların, Maliye Dairesi tarafından verilen F2 yatırım makbuzundan yararlanılarak doğrudan P159 kasa kayıt defterine -kaydedildiği, yatırım dosyasına bir kayıt düşülmediği, yatırım kayıtlarının kasa kayıt defterine yatırım dosyasından aktarılmadığı bulgularına vardı.
Ağır Ceza Mahkemesi sanığın mesai arkadaşları ve amiri konumunda olan savcılık tanıklarının şahadetine i-tibar ederek kasa kayıt defterinde kayıtlı F122 makbuzlarla tahsil edilen paraların muhafaza edildiği kasanın anahtarının sadece sanıkta bulunduğu bulgusuna vardı, sanığın, kasanın anahtarının kendisi dışında mesai arkadaşı Mesut Doğan'da da bulunduğu iddi-asına itibar etmedi.
Ağır Ceza Mahkemesi, F12 makbuz dökümlerinde bazı makbuzlarla tahsil edilen meblağların eksik gösterilmesinin anlam kazanabilmesi için bu makbuz dökümlerini hazırlayan kişinin, kasada bir fazlalık görülmediğine göre, hem F122 makbuzl-ara hem de kasaya ulaşabilen kişi olması gerektiğine de kararında yer verdi; Ağır Ceza Mahkemesine göre bu kişi de sadece sanıktır.
Ağır Ceza Mahkemesi sanığın dolandırmak niyeti ile P159 kasa kayıt defterini ve F12 makbuz dökümlerini sahtelediği, sahtel-enmiş resmi evrağı tedavüle sürdüğü, Maliye Dairesine yatırılmamış F122 makbuzlarla tahsil edilen paraları, F12 makbuz dökümünde eksik gösterilen paraları, sirkat ettiği bulgularına vararak sanığı resmi evrak sahteleme, sahtelenmiş resmi evrağı tedavüle sü-rme ve kamu görevlisi tarafından kamu görevinde sirkat suçlarından mahkum etti.
Bir ceza davasında sanığın itham edildiği suçu veya suçları işlediğini kanıtlamak iddia makamının, yani savcılığın yükümlülüğüdür. Savcılık sanığın itham edildiği suçu veya su-çları işlediğini makul şüphenin ötesinde kanıtlamakla yükümlüdür, bu yük davanın başından sonuna kadar savcılığın omuzlarındadır. Sanığın mahkum edilebilmesi için suçun tüm unsurlarının makul şüphenin ötesinde kanıtlanması gerekir. Sanık, itham edildiği su-çu işlemediğini, suçsuz olduğunu kanıtlamakla yükümlü değildir. Sanık, itham edildiği suçu işlemediğine yönelik izahat verebilir, olgusal iddialar ileri sürebilir. Sanık bir izahat ileri sürdüğünde, izahatın Mahkeme tarafından ele alınıp tezekkür edilebilm-esi için değer taşıyan şahadetle desteklenmesi gerekir. Değer taşıyan şahadet, savcılık tanıklarının çapraz sorgulanması ile, sanığın şahadet vermesi ile veya savunma tanıklarının şahadeti ile veya her üçünün birleşimi ile, Mahkemeye sunulabilir. Sanık, sa-vcılık tanıklarının çapraz sorgulanmasında veya tanık dinlettirerek veya kendisi şahadet vererek olgusal iddialar ileri sürebilir. Sanık ileri sürdüğü olguları, izahatı, makul şüphenin ötesinde kanıtlamakla yükümlü değildir. Mahkeme, sanığın ileri sürdüğü -ve değer taşıyan şahadetle desteklenen olguların, izahatın, tüm şahadet ışığında, doğru olma olasılığı olduğuna kanaat getirirse veya ileri sürülen izahat, olgular makul bir şüphe yaratırsa, sanığın suçlu olduğu makul şüphenin ötesinde kanıtlanamadığından,- sanığın beraat ettirilmesi gerekir. Duruşma sonunda, önündeki tüm şahadeti değerlendirdikten sonra, Mahkeme sanığın itham edildiği suçu veya suçları işlediği kararına salimen varamayacağı görüşünde ise, şahadetin, mahkumiyet kararına salimen varılmasına y-eterli olmadığı inancında ise, şüphenin menfaatını vererek sanığı aleyhindeki suçlamalardan beraat ettirir.
Yukarıda ifade ettiğimiz, ceza davalarında ispat yükümlülüğü ve ölçüsü, şüphenin menfaatinin sanığa tanınması gibi ilkeler Yüksek Mahkemenin Ceza/-İstinaf 29/73 sayılı kararında yer almış, Ağır Ceza Mahkemesi de, kararında, Ceza/İstinaf 29/73 sayılı karardan bu ilkeleri aktaran alıntılara yer vermiştir.
Alt Mahkemenin, önünde şahadet veren tanıkları ve şahadeti değerlendirmesine, şahadetten kaynakla-nan bulgularına, Yargıtayın yaklaşımı birçok Yargıtay kararında açıkça ifade edilmiş ve uygulamada kökleşmiştir. Bir tanığı ve şahadetini değerlendirmek, tanığın önünde şahadet verdiği Mahkemeye düşen ciddi bir görevdir. Mahkeme, önünde şahadet veren tanı-ğı dinler, izler ve bunlar ışığında o tanığı ve şahadetini değerlendirir. Yargıtayın önünde sadece ilgili tutanaklar vardır; tanığı dinlemeyen, izlemeyen Yargıtay, o tanığı dinleme ve izleme avantajına sahip olan Alt Mahkemenin, o tanık ve şahadeti ile ilg-ili değerlendirmesine genellikle müdahale etmez. Tanığın önünde şahadet verdiği Mahkemenin, tanık ve şahadeti ile ilgili değerlendirmesine müdahale edebilmesi için, Yargıtayın, böyle bir müdahaleyi haklı kılacak, açıkça görünen iyi nedenleri olması gerekir-; güvenilir bululan, değer verilen şahadetin ciddi çelişkiler içerdiğinin açıkça görülmesi gibi. Alt Mahkemenin, önünde şahadet veren tanıkları ve bu tanıkların şahadetini değerlendirmesi sonucu vardığı bulgulara, önündeki şahadetten bu bulgulara varabilme-si makul olduğu sürece, Yargıtayın müdahale etmeyeceği yerleşmiş bir ilkedir. Alt Mahkemenin vardığı bir bulguya, önündeki şahadetten o bulguya varılamayacağı, bulgu ile şahadetin örtüşmediği, tutanaklardan görülmedikçe, Yargıtay müdahale etmez.
Alt Mahke-menin, önünde şahadet veren tanıkları ve şahadetlerini değerlendirmesi sonucu vardığı bulgulara Yargıtayın müdahale edebilmesi için, bu bulguların hatalı olduğu hususunda, bu bulguların hatalı olduğunu iddia eden tarafından tatmin edilmesi gerekir. Alt Mah-keme savcılık tanıklarına inanmış, sanığa ve savunma tanıklarına inanmamışsa, Alt Mahkemenin savcılık tanıklarına inanmak, sanığa ve savunma tanıklarına inanmamakla hata ettiği hususunda Yargıtayı ikna etme yükü karardan istinaf eden ve bunu ileri süren sa-nıktadır. (Bak: Ceza/istinaf 23/72; Bir. Yargıtay/Ceza 28 ve 35/02, D.2/06; Yargıtay/Ceza 83/05, D.7/06)
Yapılan duruşma sonunda önündeki şahadeti değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın mesai arkadaşları ve amiri konumunda olan savcılık tanıklarına i-nanmış, savcılık tarafından sunulan şahadete itibar etmiş, doğruyu söylemediği kararına vararak sanığın şahadetine itibar etmemiştir. Önündeki şahadeti titizlikle incelediği görülen Ağır Ceza Mahkemesinin, şahadeti değerlendirmesine, şahadetten kaynaklanan- bulgularına, sanığın şahadetine itibar etmemesine müdahale edebilmek için herhangi bir neden göremedik. Ağır Ceza Mahkemesi değer verdiği şahadet ışığında sanığın itham edildiği tüm suçları, itham edildiği 16. suç dışında, işlediğinin makul şüphenin ötesi-nde kanıtlandığı kararına vararak sanığı bu suçlardan mahkum etti.
Ağır Ceza Mahkemesi sanığın itham edildiği her suçun unsurlarını inceledi ve suçların tüm unsurlarının makul şüphenin ötesinde kanıtlandığı kararına vardı. İstinaf eden/sanık, Ağır Ceza M-ahkemesinin, paraların sanık tarafından alındığı, paraların sirkat edilmiş olduğu, sanığın dolandırma niyeti olduğu bulgularının hatalı olduğu, Ağır Ceza Mahkemesinin ihtimallere ve faraziyelere dayanarak bu bulgulara vardığı iddiasındadır.
Kasa kayıt def-terine kayıtlı F122 makbuzlarla tahsil edilmiş paralar sanığın sorumluluğunda ve anahtarı sadece sanıkta olan kasada muhafaza edilir ve belli aralıklarla Maliye Dairesine yatırılır. Her yatırımda, Maliye Dairesine yatırımı yapılacak paralara karşılık kesil-en ilgili F122 makbuz suretleri ve bunlardan yararlanılarak yazıcılar tarafından bilgisayarda hazırlanan F12 makbuz dökümü sanığa getirilir, sanık F12 makbuz dökümünde gösterilen yatırılacak parayı kasadan hazırlar, parayı F122 makbuz suretleri ve F12 makb-uz dökümü ile birlikte yatırım için Maliye Dairesine yollar. Maliye Dairesine yatırılmış gösterilen ancak yatırılmayan paraların, Maliye Dairesine eksik yatırılan paraların kasada fazlalık olarak görülmeleri gerekir, ancak kasada fazlalık görülmemektedir; -bu paralar kasada yok. Ağır Ceza Mahkemesi bu olgulara önem vermiştir. Ağır Ceza Mahkemesinin, paraların sanık tarafından sirkat edildiği, sanığın dolandırma niyeti ile resmi evrak sahtelediği bulguları, Ağır Ceza Mahkemesinin değer verdiği, itibar ettiği -şahadetten kaynaklanan, mantığa dayalı, sağlıklı çıkarımlardır.
Belirttiklerimizin tümü ışığında Ağır Ceza Mahkemesinin mahkumiyet kararına müdahale etmek için bir neden görmeyiz ve sanığın mahkumiyet aleyhine yaptığı istinafı reddederiz.
Sanık, yukarı-da da verildiği gibi, Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kendisine takdir edilen hapislik cezalarının alenen fahiş oldukları iddiası ile cezaya karşı da istinaf etmiştir. Ağır Ceza Mahkemesi sanığa, birlikte çekilmeleri kaydı ile, mahkum olduğu resmi evrak sah-teleme ve sahtelenmiş resmi evrağı tedavüle sürme suçlarının her birinden 5 yıl, kamu görevlisi tarafından kamu görevinde sirkat suçlarının her birinden 3 yıl hapis cezası takdir etmiştir.
Cezaya karşı yapılan istinaflarda, Alt Mahkemeler tarafından sanı-klara takdir edilen cezalara Yargıtayın yaklaşımını ve uyguladığı ilkeleri açıklayan birçok Yargıtay kararı vardır. Bir sanığa ceza takdir etmek öncelikle sanığı yargılayan Alt Mahkemenin sorumluluğunda olan bir husustur ve Alt Mahkeme bu görevini çok cidd-i bir şekilde yerine getirmekle yükümlüdür. Alt Mahkeme cezayı takdir ederken, dikkate alması gereken tüm hususları dikkate almış, dikkate almaması gereken hususları dikkate almamışsa, Alt Mahkemenin takdirine müdahale edilmemesi gerekir; ancak Alt Mahkeme- tüm hususları doğru bir şekilde dikkate almış ve doğru değerlendirmiş olmasına rağmen, yine de, Mahkemenin takdir ettiği cezanın alenen yetersiz veya alenen fahiş olduğu görülürse, böyle bir durumda Yargıtay Alt Mahkemenin saptadığı cezaya müdahale edebil-ir. Burada Yargıtayın kaçınması gereken bir husus vardır, şöyle ki, Yargıtay kendi takdirini, sanığı yargılayan ve sanığa cezayı saptayan Alt Mahkemenin takdiri yerine koymaktan olabildiğince kaçınmalıdır. Davanın tüm olgularından, işlenen suçun ağırlığı i-le saptanan cezanın orantılı olmadığı, cezanın suça ve suçluya uymadığı açıkça görülmedikçe, saptanan ceza aşikar surette, müdahaleyi gerektirecek kadar ağır veya yetersiz olmadıkça, Yargıtay Alt Mahkemenin ceza takdirine müdahale etmemelidir. (Bak: Yargıt-ay/Ceza 69/04, D.1/06)
İstinaf eden/sanığın mahkum olduğu resmi evrak sahteleme ve sahtelenmiş resmi evrağı tedavüle sürme suçları 10 yıla, kamu görevlisi tarafından kamu görevinde sirkat suçu ise 7 yıla kadar hapis cezası taşımaktadır. Ağır Ceza Mahkemes-i bir taraftan sanığın mahkum olduğu suçların, Ceza Yasasında bu suçlar için öngörülen azami hapis sürelerinden görülebileceği gibi, ciddi suçlar olduklarını, suçların işlendiği dönemde sanığın polis memuru olduğunu ve suçları görevini ifa ederken işlediği-ni, Ocak - Haziran 2001 tarihleri arasında işlenen suçlara konu toplam meblağı, ki bu meblağ 21 Milyar Türk Lirası civarındadır, öte taraftan sanığın 32 yaşında, evli ve bir çocuk babası olduğunu dikkate alarak, sanığa süreleri yukarıda verilen hapis ceza-larını takdir etmiştir.
Kamu görevinde olanların bulundukları konumu kullanarak halk tabiri ile Devletten götürmeleri hafife alınacak bir bozukluk değildir, bunun önünün alınması gerekir ve önünün alınabilmesi için uygulanacak önlemler arasında cezaların -caydırıcı niteliğinin görülmesi de mutlaka olmalıdır. Kamu görevinde olan kişiler görevlerinin ifasında, bu görevlerinin gerektirdiği ve kendilerinden beklenen, ülkenin kendilerinden beklediği, doğruluğu, dürüstlüğü sergilemelidirler. Devlet tarafından ken-dilerine duyulan güveninin kötüye kullanıldığı, suistimal edildiği görülen suçlarda, suçlu kamu görevlilerine verilmesi gereken ceza ibret verici, başkalarını bu tür suçlar işlemekten caydırıcı nitelikli olmalıdır. Kamu yararı, bu tür suçlarda cezanın ibre-t verici, caydırıcı özelliğinin, ceza saptanırken dikkate alınan diğer cezalandırma ilkelerine önceliğini ve üstünlüğünü gerektirir. İstinaf eden/sanığa takdir edilen hapis cezalarının sürelerine baktığımızda, cezaların, Yargıtayın Ağır Ceza Mahkemesinin t-akdirine müdahalesini gerektirecek kadar ağır, fahiş olduklarını söyleyemeyiz.
Sonuç olarak gerek mahkumiyet gerekse ceza aleyhine yapılan istinaf reddedilir. Hapis cezalarının Ağır Ceza Mahkemesi tarafından saptandıkları tarihten başlamasına emir verilir-.
Nevvar Nolan Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç Yargıç
2 Mart, 2007
15
Full & Egal Universal Law Academy