-D.1/97
Birleştirilmiş
Yargıtay/Ceza: 47/95 ve 49/95
(Ağır Ceza Dava No: 1126/95; Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda
Mahkeme Heyeti: Taner Erginel, Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen
-
Yargıtay/Ceza: 47/95
İstinaf eden: Fatma Kulucan, Kaleburnu
ile
Aleyhine istinaf edilen: K.K.T.C. Başsavcılığı
A r a s ı n d a
İstinaf eden namına: Avukat Altan Erdağ
Al-eyhine istinaf edilen namına: Savcı Güven Silman
Yargıtay/Ceza: 49/95
İstinaf eden: K.K.T.C. Başsavcılığı
ile
Aleyhine istinaf edilen: Fatma Kulucan, Kaleburnu
A r a s -ı n d a
İstinaf eden namına: Savcı Güven Silman
Aleyhine istinaf edilen namına: Avukat Altan Erdağ
------------
H Ü K Ü M
Taner Erginel: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç Mustafa H. Özkök okuyacaktır.
-
Mustafa H. Özkök: 47/95 sayılı istinafta istinaf eden Sanık, Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aleyhine getirilen 1126/95 sayılı davada itham edildiği 3/62 sayılı Yasa ile tadil edilen Fasıl 154 madde 205'e aykırı olarak 20.11.1994 tarihinde Kaleburnu-'nda kanuna aykırı bir fiille yani A 19553 fabrika ve M.4552 kayıt numaralı Baikal marka Rus imâli çift kırma 12'lik av tüfeği ile başından vurmak suretiyle Kaleburnu'nda sakin Ecevit Kulucan'ın ölümüne sebep olma suçundan mahkûm edilmesi ve 12 yıllık hapi-slik cezasına çarptırılması hükmüne karşı hem mahkûmiyetine hem de 12 yıllık hapislik cezasına karşı istinaf etmiş bulunmaktadır.
49/95 sayılı istinaf ise Başsavcılık tarafından Sanık aleyhine verilen 12 yıllık hapislik cezasının alenen az olduğu i-leri sürülerek yapılmış bulunmaktadır.
İstinafların duruşmasına geçileceği sırada Sanık Avukatı, mahkûmiyet aleyhine bulunan 1'den 10'a kadar olan istinaf sebeplerini geri çekmek için izin istemiş ve Mahkemenin izni ile mahkûmiyet aleyhi-ndeki 1'den 10'a kadar olan istinaf sebepleri geri çekilmiştir. Bu işlemden sonra Sanığın dosyalamış olduğu 47/95 sayılı istinaf ile Başsavcılığın dosyalamış olduğu 49/95 sayılı karşı istinaf birleştirilerek dinlenmiştir. Bu meselenin olguları Mağusa Ağı-r Ceza Mahkemesinin olgularına göre özetle şöyledir:
Sanık ile maktül karı-koca olup olaydan takriben 3 ay önce evlenip Kaleburnu Köyünde aile yuvalarını kurup birlikte yaşamaya başlamışlar, olay günü olan 20.11.1994 tarihinden takriben 15 gün önce- birlikte yaşadıkları eve 2 adet imzasız mektup atılmış ve bu mektuplardan dolayı yeni evli çiftin arasında bir huzursuzluk başlamıştır. 20.11.1994 tarihinde öğleden sonra Sanık ile maktül birlikte misafirliğe gitmişler ve saat 19:00 raddelerinde birlikte- evlerine dönmüşlerdir. Dönerlerken maktülün babasının evine uğramışlar ve maktül eve girip çıkmıştır. Aynı günün gündüzü maktülün isteği üzerine olayda kullanılan A 19553 fabrika numaralı M.4552 kayıt numaralı av tüfeği maktülün babasının evinden Sanık -tarafından alınarak maktülle birlikte yaşadıkları eve getirilmiştir. Saat 19:00 raddelerinde evlerine gelen Sanık ile maktül yattıktan sonra cinsel ilişkide bulunmuşlar ve ikinci kez cinsel ilişkide bulundukları sırada "Yavaş yap kasıklarım ağrır" demesi -üzerine maktül tarafından yüzüne 2 tokat vurulmuş ve bilâhare mutfağa giden maktülü Sanık takip etmiş ve Sanığı mutfakta masa üzerine savurması sonucu masa üzerindeki vazo düşüp kırılmış ve olayın bitmesini isteyen Sanık yatak odasına gidip yatmak istediği- sırada bu kez maktül tarafından dışa açılan kapı üzerine savrulmuş ve kapının camı kırılarak Sanığın yüzü yaralanmıştır. Bilâhare yatak odasına gireceği sırada maktül tarafından başına tabakla vurulması sonucu yere düşmüş ve bir müddet baygın yattıktan s-onra kendine geldiği zaman evde ütü tahtası üzerinde bulunan ve içinde fişenk olduğunu bilmediği av tüfeğini alıp yatak odasına giderek yatmakta olan maktülün üzerine doğrultup maktüle hitaben "Başıma bir daha vurursan seni öldürürüm" dediği sırada elinin -yanlışlıkla tetiğe gitmesi sonucu patlayan tüfekten çıkan fişeğin maktülün başına isabet ederek yaralanıp ölmesine sebep olmuştur. Bilâhare tüfeği dışarıya atan Sanık, evin dışına çıkıp çığlık atması sonucu duyanlar oraya toplanmışlardır. Bilâhare mesele- polise intikal ettirildikten sonra gerekli soruşturma yapılmış ve Sanık 21.11.1994 tarihinde verdiği ifadesinde suçun yukarıda izah edildiği şekilde işlendiğini izah etmiş ve Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi de bu şekilde bulgu yapmıştır. Meselenin görgü tanığ-ı yoktur. Sanığın gönüllü ifadesinde anlattığı hususlar çevre şahadetle de uyum içinde bulunmaktadır.
İstinafın duruşması sırasında Sanık Avukatı, olayın oluş şeklini izah ettikten sonra özetle; 18-19 yaşlarında hayat tecrübesi olmayan, tahsil açı-sından cahil sayılabilen Sanığın, olay gecesi olan 20.11.1994 tarihinde kocası olan maktül tarafından yukarıda izah edildiği şekilde darp edildikten sonra korkutmak amacı ile evdeki tüfeği alıp maktüle doğrulttuğunu ve boş olduğunu zannettiği tüfeğin tetiğ-ine elinin yanlışlıkla gittiğini ve hataen patlayan tüfekten çıkan fişenkle yaralanan maktülün ölümüne sebep olduğunu, olayın cereyan ediş biçimi dikkate alındığında olayın meydana gelmesinde maktülün büyük katkısı olduğunu ve ağır bir tahrik altında kalan- Sanığı korkutmak isterken hataen ölümüne sebep olduğu dikkate alındığında genç yaşta suç işleyen, hapiste iken doğum yapan ve şu anda bir çocuk sahibi olan Sanığa verilen 12 yıllık hapislik cezasının alenen fahiş olduğunu ve daha önce bu tür suçlara veril-en hapislik cezalarında bir nispetsizlik arzettiğini ileri sürerek verilen cezanın azaltılmasını talep etmiştir.
Başsavcılık adına istinafı yürüten Kıdemli Savcı ise yaptığı hitabesinde olayın yukarıda izah edildiği şekilde cereyan ettiğini, olayın -cereyan ediş biçimi hakkında Sanık Avukatı ile aralarında bir ihtilâf olmadığını, ancak Sanığın bu suçu işlediği akşam intikam alma niyeti ile hareket edip 3 aylık evli olup karnında çocuğunu taşıdığı kocasını acımadan öldürdüğünü ve bu şartlar altında işl-enen suça kesilen cezanın alenen az olduğunu ileri sürmüştür.
Yukarıda izah edilen şartlar altında işlenen suça Sanık Avukatı ile İddia Makamını temsilen bulunan Savcının söyledikleri dikkate alındığında verilen cezanın aşikâr surette fazla veya az o-lup olmadığının incelenmesi gerekir. Prensip olarak ceza takdir etme yetkisi davayı gören Bidayet Mahkemesine aittir. Yargıtay'ın ise ceza takdir edilirken hata yapılıp yapılmadığını incelemesi gerekir. İstinaf Mahkemesinin cezaya müdahale edebilmesi içi-n Bidayet Mahkemesinin ceza takdir ederken nazarı dikkate alması gereken hususları dikkate almaması veya dikkate almaması gereken hususları dikkate almış olması ya da dikkate alınması gereken tüm hususları dikkate almış olmasına rağmen kesmiş olduğu cezanı-n alenen fahiş veya alenen az olması gerekmektedir. Bu ilkeler ışığında huzurumuzda görülmekte olan istinafta müstenife verilen cezanın aşikâr surette fazla veya az olup olmadığını incelemek gerekir. Bidayet Mahkemesinin verdiği karara göz atıldığında ge-nel olarak dikkate alması gereken hususları dikkate aldığı görülmektedir. Sanık Avukatı özellikle suçun maktülün tahriki sonucu işlendiğinin dikkate alınmadığını ileri sürmüştür. Bidayet Mahkemesi kararı incelendiğinde tahrikten bahsedilmediği görülmekle- beraber suçun işleniş tarzını dikkate aldığı görülmekte, bu durumda suçun hangi şartlarda işlendiği hususu ağırlıklı bir şekilde incelendiği anlaşılmaktadır. Suçun hangi koşullarda işlendiği hususunda taraflar arasında bir ihtilâf yoktur. Taraflar maktü-lün Sanığı darp etmesinden sonra ve son olarak başına tabakla vurulması sonucu baygınlık geçirdiğini, kendine geldiğinde bu suçu işlediği tüfeği aldığı sırada içinde fişenk olduğunu bilmediğini ve korkutma niyeti ile tüfeği maktüle çevirdiği sırada elinin -yanlışlıkla tetiğe değmesi sonucu tüfeğin patladığını ve tüfekten çıkan fişenkin maktülün yaralanıp ölümüne neden olduğu taraflarca kabul edilmektedir ve olayın bu şekilde meydana geldiği Ağır Ceza Mahkemesinin bulgularından da anlaşılmaktadır. Bu durumda- suçun işlenmesinden hemen önce maktülün Sanığı itip kaktığı, darp ettiği ve son olarak başına tabakla vurup baygınlık geçirmesine neden olduğu tüfeğin boş olduğunu zannederek korkutmak için maktüle çevirdiği ve elinin tetiğe yanlışlıkla dokunması sonucu t-üfeğin patladığı hususlarının ceza takdir edilirken ağırlıklı şekilde dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır.
Tüm bu söylenenler dikkate alındığı zaman genç suçlu sayılan 19 yaşındaki Sanığa meselenin kendine has olguları dikkate alındığında keza bu tü-r suçlara verilen cezaların 5 yıl ile 17 yıl arasında değiştiği de göz önünde bulundurulduğu zaman ve Sanığın mahkûmiyetinden önce 1 yıl süre ile tutuklu kaldığı hususları da göz önünde bulundurulduğunda Sanığa mahkûm olduğu davadan kesilen 12 yıllık hapis-lik cezasının alenen fahiş olduğu ve müdahalemizi gerektirdiği kanaatine varmış bulunmaktayız. Bu bulguya vardıktan sonra müstenif Sanığın yapmış olduğu 47/95 sayılı istinafın kabul edilerek cezanın indirilmesi gerekir kanaatindeyiz. Keza Savcılık tarafı-ndan yapılan 49/95 sayılı istinafın başarılı olmadığı ve bu nedenle reddedilmesi gerekir.
Yukarıda söylenenler ışığında Sanığın 1 yıl süreyle Merkezi Cezaevinde hükümsüz tutuklu olarak kaldığı, hapishanede iken doğum yaptığı ve halen küçük bir çocu-k annesi olduğu, sabıkasız ve genç yaşta ilk kez suç işleyen birisi olduğu ve suçun yukarıda arzedildiği şekilde bir hata sonucu işlendiği ve meselenin tüm ahval ve şeraiti dikkate alındıktan sonra Sanığa kesilecek cezanın 5 yıl hapislik cezası olması gere-ktiği sonucuna varmış bulunmaktayız.
Netice itibarıyle 47/95 sayılı istinaf kabul edilir ve Ağır Ceza Mahkemesinin 1126/95 sayılı davada Sanığın itham edildiği 2. davada vermiş olduğu 12 yıl hapislik cezasının iptal edilerek yerine mahkûmiyet tarihin-den başlamak üzere 5 yıl hapislik cezasına indirilmesine karar verilir.
Başsavcılık tarafından yapılan 49/95 sayılı istinaf ise reddolunur.
(Taner Erginel) (Mustafa H. Özkök) (Gönül Erönen)
Yargıç Yargıç Yar-gıç
28 Şubat 1997
-
5
-
Full & Egal Universal Law Academy