-D.6/2006 Yargıtay/Ceza 51/2006
(Ceza Dava No:1094/2004;Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Mustafa H. Özkök, Gönül Erönen, Necmettin Bostancı.
İstinaf eden: Ali Riza Görgün, Merkezi C-ezaevi, Lefkoşa
(Sanık)
ile -
Aleyhine istinaf edilen: KKTC Başsavcılığı, Lefkoşa
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Rifat Reis
Aleyhine istinaf edile-n namına: Savcı Cemaliye Usanmaz.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Yargıcı Ömer Güran'ın 1094/2004 sayılı davada 5.7.2006 tarihinde verdiği karara karşı Sanık tarafından yapılan istinaftır.
-----------------
H Ü K Ü M
Mustafa H. Özkök: 10.5.2004 tarihinde dos-yalanan 1904/2004
sayılı dava ile İstinaf Eden (Sanık) aşağıdaki suçlarla itham
edilmiştir.
"İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Dava.
64/89 sayılı Yasa ile tadil olunan Fasıl 154
Ceza Yasasının 99. maddesine aykırı İtale-i
L-isan.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık, 7/4/2004 tarihinde Lefkoşa'da, Umumi bir
yer olan Metehan kara giriş kapısına giden yol
içerisinde, Çiftçiler Birliğinin düzenlediği
protesto eylemi esnasında, herhangi b-ir kişinin
darp etmesine sebep olabilecek şekilde Türkiye
Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan'a tahrik edici
itale-i lisanda bulundu yani 'Rize'nin Bodamya
köyünde doğmuş olan nesebi gayri sahih,
-Türkiye'nin başbakanlık makamına gelmiş olan
kasımpaşa züppesi, Bodamya köyünde pontus
rumcası ile konuşan dolayısı ile nesebi Rum
olan Tayyip Erdoğan bizi asla satamaz' dedi.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Dava.
- 64/89 sayılı Yasa ile tadil olunan Fasıl 154
Ceza Yasasının 188(d) maddesine aykırı sulhu
bozması muhtemel davranışta bulunma.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık, birinci davada belirtilen tarih ve
ma-halde, Umumi bir yerde, sulh ve sükunu
bozması muhtemel davranışta bulundu, yani
Çiftçiler Birliğinin düzenlediği protesto
eylemine katılan kişilere hitaben huzursuzluk
çıkaracak biçimde Türkiye Başbakanı Recep
-Tayyip Erdoğan'a 'Biz bu toprakları kanla
aldık canla aldık, ancak kanla ve canla
veririz Rize'nin Bodamya köyünde doğmuş olan
nesebi gayri sahih, Türkiye'nin başbakanlık
makamına gelmiş olan kasımpaşa züppesi
-sesimizi duy biz bu toprakları kanla aldık
ne buradan ne de Türkiye'den bir karış toprak
vermeyiz, Bodamya köyünde pontus rumcası ile
konuşan dolayısı ile nesebi Rum olan Tayyip
Erdoğan bizi asla satamaz' dedi."
D-ava, uzunca tehirlerden sonra son olarak 30.6.2006
tarihinde ele alınmış, o gün İddia Makamı 2. dava ile ilgili takipsizlik kararı dosyalamıştır. Sanık, 1. davayı kabul
etmiş ve İddia Makamı olguları izah ettikten sonra Sanık
Avukatı hafifletici sebeple-ri belirtmiş ve dava karar
için 5.7.2006 tarihine ertelenmişti. 5.7.2006 tarihinde
okunan kararda Sanık, mahkûm olduğu 1. davadan 5 gün hapis cezasına çarptırılmış keza 2 yıl süre ile 50,000YTL şahsi
kefalete bağlanmıştır.
İstinaf, bu karara kar-şı yapılmıştır. İstinaf ihbarna-
mesi 5 sebep içermekte ise de İstinaf Eden Avukatı bunları
tek bir başlık altında birleştirerek Mahkemeye hitap etmiştir. Şöyle ki;
Muhterem Mahkeme meselenin kendine has olguları ve suçun işlendiği koşullar dikkate- alındığında Sanığı hapse göndermekle
ve keza iddia edilmeyen hususları dikkate almakla hatalı hareket etmiştir.
Sanığın itham edildiği suçla ilgili 30.6.2006 tarihinde
izah edilen olgular kısaca şöyledir:
7.4.2004 tarihinde Çiftçiler Birliğ-inin Metehan Anayol
üzerinde düzenlemiş olduğu yürüyüşte konuşma yapan Milliyetçi
Adalet Partisi Genel Başkanı Ali Riza Görgün, ithamnamede
belirtilen sözleri söylemek suretiyle itale-i lisanda bulun-
duğunun tespit edilmesi üzerine 15.4.2004 tarihinde me-sele ile
görevli olan Hasan Dağsever ve Aygün Maraşlı yapılan soruş-
turmada Sanığın 7.4.2004 tarihinde 13:45 ile 13:55 saatleri arasında konuşma yaptığı ve konuşmasında itham edildiği
sözleri sarfettiğinin anlaşılması üzerine 7.5.2004 tarihinde
Tanık 4-, Sanığa işlemiş olduğu suçu izah edip kanuni ihtarda bulunduğunda, Sanık cevap olarak "ne zamandan beri yurt dışına dosya yaparsınız" diye cevap verdiği bilâhare; aynı tarihte
Tanık 4 tarafından Sanığa yazılı dava tebliğ edildiği beyan edilmiştir. Yazılı- dava tebliği emare olarak Mahkemeye ibraz edilmiştir. İddia Makamının izah ettiği olgular kısaca
bunlardan ibarettir.
Sanık Avukatı ise yapmış olduğu hitabesinde, Sanığın
meslekten avukat olduğunu, suçun işlenildiği tarihte Milliyetçi Adalet Pa-rtisi Genel Başkanı olduğu ve o günün siyasi çalkan-
tılar içerisinde düzenlenen mitingte siyasi sıfatıyle yapmış olduğu konuşmada bu sözleri sarfettiğini ve o günün heyecanı
içerisinde bu sözleri sarfederek dava konusu suçu işlemiş
olduğunu, bilâhare si-yasi parti başkanlığından ve siyasetten
ayrıldığını, bu suçu işlemeden kısa bir süre önce kalp
ameliyatı geçirdiği ve kalp ameliyatı geçiren kişilerin fazla
duygusal olduğunu ve bu suçu o duygusal haletiruhiye içinde işlemiş olduğunu, Sanığın ilk davası ol-duğunu ve Muhterem Mahkemeden özür dilediğini, sabıkası olmadığının da dikkate
alınarak bir cezaya hükmedilmemesi gerektiğini ileri
sürmüştür. Takdir Mahkemenindir demiştir.
Huzurumuzdaki istinafta İstinaf Eden Avukatı yapmış
olduğu beyanında -kısaca, yine Sanığın meslekten avukat oldu-
ğunu ve bu suçu takriben 2 seneden fazla bir süre önce
işlediğini, suçun işlendiği zamandaki koşullar içerisinde
Sanığın siyasi kimliği olduğu şu anda ise siyasetten
uzaklaştığını ve mesleğini icra ettiğini, 5-4 yaşında olan
Sanığın benzeri sabıkası olmadığı halde Alt Mahkemenin hapislik cezası takdir ederken önünde olmayan olgulara dayandığını
ile sürmüştür. Keza olgulara bakıldığı zaman İddia Makamı
Sanığın sabıkası ile ilgili herhangi birşey söylememiş
o-lmasına rağmen adli ihbar olarak Sanığın Mahkeme huzurunda
itale-i lisanda bulunduğu ve Mahkemeye saygısızlıktan dolayı
hapse çarptırıldığı hususlarını ağırlaştırıcı sebepler olarak dikkate alarak Sanığa hapis cezası vermekle Alt Mahkemenin
hatalı hareke-t ettiğini beyan ederek istinafın kabul edilmesini talep etmiştir. Keza ithamnamede belirtilen suça bugüne kadar hapislik cezası da uygulanmadığını belirtmiştir.
Müdafaa Avukatından sonra söz alan İddia Makamını temsil
eden Savcı yapmış olduğu hit-abesinde özetle, Bidayet Mahkeme-
sinin kararını verirken bütün hususları dikkate aldığını
ve ceza takdir ederken hatalı davranmadığını beyan etmiştir. İddia Makamı da sorulan bir soru üzerine ithamnamede belirtilen suça bugüne kadar hapislik cezası uygu-lanmadığını beyan etmiştir.
Mesele ile ilgili olgular ve yapılan hitaplar değerlen-
dirilmiştir. İlk Mahkemede suçunu kabul eden Sanığa ceza
takdir etme yetkisi Bidayet Mahkemesine aittir. Bidayet Mahkemesinin takdir ettiği cezaya müdahale etmek i-çin Yargıtay çekingen davranmakta ve Bidayet Mahkemesi önündeki olgular
ve tüm faktörleri dikkate alarak ceza takdir ettiği takdirde kararlarına müdahale edilmemektedir. Bu prensip çerçevesinde
Alt Mahkeme kararı incelendiği zaman suçun işlendiği koşulla-r
ve Sanığın siyasi kimliği dikkate alındığında, siyasi söylem-
lerin önem arzettiği bir mitingde ithamnamede belirtilen
sözlerin o miting heyecanı içerisinde söylendiği ve daha sonra pişman olduğu ve siyasi hayattan çekildiği, suçunu kabul ederek
Mahke-meye yardımcı olduğu ve Muhterem Mahkemeden özür dilediği
Mahkeme huzurundaki gerçeklerdir. Bu hususları, keza 54
yaşında meslekten avukat olan Sanığın suçu işlediği koşulları
da dikkate aldığımız zaman keza müdafaa avukatının da belirttiği
gibi Alt Mahk-eme kararının 3. sayfasında olgularda yer almayan
hususların dikkate alındığı görülmektedir. Alt Mahkeme
kararının 3. sayfasında şöyle denmektedir:
"hiç toloresi olmayan ve daha önceden sarf
edeceği sözleri düşünerek ve hazırlığını
- yaparak konu suçu işlemiştir. Sanık,
meslekten Avukattır. Ve mahkûm edildiği
suçu işlemek için ön hazırlığını yaptığı
alenen ortadadır. Görüleceği üzere söylenen
sözler bir anlık ağızdan çıkan sözler-
olmadığı da apaçık görülmektedir."
Mahkeme bu hususları dikkate aldığı keza sabıkası ile
ilgili herhangi bir beyan olmamasına rağmen bu hususta İddia Makamından sabıkası ile ilgili herhangi bir soru sorup sabıkası
ile ilgili izahat is-temediği görülmektedir. Yine kararın bir kısmında şöyle denmektedir:
"Her ne kadar da Sanığın benzeri sabıkası
mevcut olmasa da..."
ifadesini kullandıktan sonra Sanığın Mahkeme huzurunda suç işlediği ve Mahkemeye saygısızlıktan hapsedi-ldiği hususunu
da adli ihbar olarak dikkate almıştır. Her ne kadar
da siyasi söylemlerde veya siyasi kimliği olan kişilerin
yaptığı beyanlar hakkında daha fazla tolerans gösterilmesi gerektiği görüşünde olmamıza rağmen sarfedilen sözlerin bir kişinin şer-ef ve haysiyetini zedeleyici ve özel hayatına
müdahale niteliği taşımaması gerektiği konusunda daha titiz davranılması gerektiği kanaatindeyiz. Görüleceği üzere
Bidayet Mahkemesi ilk defa böyle bir suç işleyen Sanığa fazla tolerans göstermemiştir ve hap-se göndermiştir. Bu gibi
durumlarda hapislik cezası vermeden önce bir şans tanınması
ve bu suçları işlemeye devam etmesi halinde hapislik cezasının düşünülmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bir kez böyle bir suç işleyen kişilere daha toleranslı davranılması v-e hapislik
dışında bir cezanın verilmesinin daha uygun ve adil olacağı kanaatindeyiz. Tüm bu hususlara dayanarak Sanığı hapse göndermekle Alt mahkemenin hatalı davrandığı kanaatine varmış bulunmaktayız. Ancak Sanığın hapislik cezasının bir bölümünü
şu a-na kadar çektiğini dikkate alarak Sanığa hapislik dışında
yeni bir ceza vermenin adaletsiz olacağı kanısındayız ve
bugüne kadar çektiği hapislik cezası ile yetinerek kararın okunduğu gün serbest kalacak şekilde cezanın indirilmesi
gerektiği görüşündeyiz. - Sanık karar okunduğu gün tahliye
edilmiştir.
Diğer bir husus ise yukarıda izah edildiği gibi Sanık
itham edilen suçları 7.4.2004 tarihinde işlediği görülmek-
tedir. Yargılama tarihi ise 30.6.2006 tarihidir. Bundan
da görüleceği gibi 2 yılı aşkı-n bir süre geçmiştir. Ceza
davasında 2 yılı aşan bir sürenin geçmesi tasvip edilecek
bir husus değildir. Keza Sanığın itham edildiği suça
öngörülen ceza 1 aya kadar hapislik veya 100,000TL para
cezasıdır. 100,000TL bugün değerini tamamen yitirmiştir
v-e Yeni Türk Lirası olarak 10 Yeni Kuruşa tekabül etmektedir
ve tamamen sembolik bir ceza haline gelmiştir. Bu cezanın da günün koşullarına göre düzenlenmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Mustafa H. Özkök Gönül Erönen Necmettin Bostancı
-Yargıç Yargıç Yargıç
17 Temmuz, 2006
-
7
Full & Egal Universal Law Academy