-D. 10/2010 Yargıtay/Ceza 55/2010
(Ağır Ceza Dava No:2713/2009;Lefkoşa)
YÜKSEK MAHKEME HUZURUNDA.
Mahkeme Heyeti:Mustafa H.Özkök, Narin F.Şefik, Hüseyin Besimoğlu.
İstinaf eden: İrfan Gargınsu, Lefkoşa
-
ile -
Aleyhine istinaf edilen: K.K.T.C. Başsavcısı - Lefkoşa
-
A r a s ı n d a.
İstinaf eden namına: Avukat Enver Öztürk
Aleyhine istinaf edilen namına: Savcı Emine Taşkın.
Lefkoşa Kaza Mahkemesi Yargıcı Fügen Ulutekin'in 2713/2009
sayılı davada 5.8.2010 tarih-inde verdiği karara karşı, Sanık tarafından yapılan istinaftır.
------------------
H Ü K Ü M
Mustafa H. Özkök: Bu istinafta Mahkemenin hükmünü Sayın Yargıç -Narin Ferdi Şefik okuyacaktır.
Narin F. Şefik: Sanık aleyhine Lefkoşa Kaza Mahkemesinde dosyalanan 2713/2009 sayılı davada Sanık aşağıdaki suçlarla itham edilmiştir:
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Dava
29/89 ve 34/2006 sayılı Yas-alar ile tadil olunan
Fasıl 262 Poliçeler (Değişiklik) Yasasının 74,
74.A ve 75(4). maddelerine aykırı karşılıksız
çek keşide etme.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık, 22/4/2008 tarihinde Lefkoşa'da, Creditwe-st
Bank Ltd. şubesine ibraz edildiğinde karşılığı
bulunmadığı nedeni ile ödenmeyen R-190031 seri
numaralı Hamiline olarak yazılı 5,000. TL'lik
çek keşide etti.
İTHAM OLUNDU-ĞU SUÇ
2. Dava
29/89 ve 34/2006 sayılı Yasalar ile tadil olunan
Fasıl 262 Poliçeler (Değişiklik) Yasasının 74,
74.B ve 75(1). maddelerine aykırı karşılıksız
çek kesip düzeltme işlemlerini yerin-e getirmeme.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık, birinci davada tafsilatı verilen çek ile
ilgili olarak Bankanın kendisine yapmış olduğu
22/4/2008 tarihli bildirimi almış olduğu halde
Yasanın öngördüğü 10 iş- günü içinde düzeltme
işlemlerini yerine getirmedi."
Ağır Ceza Mahkemesi yetkisine giren bu davaların Lefkoşa Kaza Mahkemesinde görülmesi için Başsavcının müsaade belgesinin ibrazından sonra itham edilen Sanık aleyhine getirilen her iki d-avayı da kabul etti.
Davanın dinlendiği 5.8.2010 tarihinde İddia Makamı Mahkemeye olguların ithamnamedeki gibi olduğunu, "çek ve posta gönderi kartlarının polisin tasarrufunda emare olduğunu" belirttikten sonra Sanığın sabıkası olmadığını ifade etm-ekle yetinmiştir.
Bidayet Mahkemesi tahsilat makbuzunu Emare 2 olarak kaydettikten sonra kararını vermiştir. Matbu form kullanarak kaydedilen davada Sanık veya avukatının hiçbir beyanı olduğunu gösteren bir ibare yoktur. Tüm dava safahatı tek sayf-a üzerinde yer almaktadır. Bu sayfada Sanık ve avukatı hazır olarak gösterilmekle birlikte herhangi bir beyan yaptıkları veya söz hakkı verildiği görülmemektedir. Gerek bu konuda gerekse davaya konu çekin emare olarak Mahkemeye ibraz edilmemiş olması k-onusunda Sanığın istinafı olmadığı için bu hususlarla ilgili bu davada görüş belirtmeyiz. Bu davanın olgularında matbu form kullanılmasının yanlış olduğunu belirtmekle yetiniriz.
Bidayet Mahkemesi matbu formda yazılandan ibaret olan kararında S-anığı mahkûm ederek aleyhine getirilen her iki davadan 150 TL'şer para cezası takdir etmiştir. Bu hususta sanığın istinafı yoktur.
Bidayet Mahkemesi kararının sonuna;
"Sanığa ayrıca 1 yıl süre ile çek hesabı açmasından ve çek keşide etmesinde-n men edilmesine ve bu men emrinin KKTC Merkez Bankasına tebliğ edilmesine emir verilir."
cümlesini eklemiştir.
Sanığın istinaf sebepleri incelendiği zaman esasen Sanığın birtek verilen bu çek keşide etme ve çek hesabı açmadan 1 yıl süre ile -men edilme cezasını istinaf konusu yaptığı görülür.
Sanık avukatı sanığın Lefkoşa Kaza Mahkemesi huzurunda olan 2714/2009 ve 2716/2009 sayılı dosyalarda dava konusu miktarları yatırarak aleyhine getirilen davaları kabul ettiğini ve o davalarda kendi-sine Bidayet Mahkemesinin para cezası verdiğini; bu davada ise Bidayet Mahkemesinin, Sanık dava konusu meblağı ödediği halde, gerekçe vermeden, para cezasına ilâveten Sanığa 1 yıl çek keşide etmekten men cezası da verdiğini; Sanığın 3 çocuk babası ve tica-ret ile uğraştığının bu dosyada görülmediğini ancak Sanığın diğer dosyalarında görüldüğünü; Sanığa 1 yıl men cezası verilmesinin cezalar arasında nispetsizliğe neden olduğunu; Sanığın kendisinin şikâyetçi konumda olduğu 637/2007 sayılı davadaki Sanığın ş-ikâyetçiyi ödemediği halde o davada Sanığa bir tek para cezası takdir edildiğini; Mahkemenin farklı bir ceza takdir ederken bununla ilgili bulgu yapması gerekirken bunu yapmadığını; ceza verirken hangi olguya dayanarak o cezayı öngördüğünü Mahkemenin beli-rtmiş olması gerekirken bunu yapmadığını; ticaretle uğraşan ve bu davaya konu meblağı ödediği için Bidayet Mahkemesi tarafından takdir edilen cezayı Sanık öngörmediğinden Sanığın ileri tarihli çekler yazdığını ve bu çekler nedeniyle yeniden suç işler k-onuma girdiğini belirterek 1 yıllık çek yasağı cezasının iptal edilmesini talep etmiştir.
Başsavcılığı temsil eden Savcı ise Mahkemenin karar verirken huzurundaki olgular ve şahadeti dikkate alarak karar verdiğini, Mahkeme huzurunda yapılmayan beyanl-ara göre karar veremeyeceği gibi Bidayet Mahkemesi huzurunda ileri sürülmeyen beyanlara dayanarak istinaf gerekçesi ileri sürülemeyeceğini ileri sürmüştür. Sanığın halen devam eden benzeri davaları bulunduğunu ifade eden Savcı, çek kullanmaktan men cezası-nın birçok davada birçok Sanığa verildiğini ve bu cezayı vermenin Mahkemenin yetkisinde olduğunu ifade ederek verilen men cezasının uygun ve adil olduğunu belirterek, istinafın reddedilmesini talep etmiştir.
Sanığın mahkûm edildiği Fasıl 262 madde 75-(4) aynen şöyledir:
(4) İbraz edildiğinde, karşılığı bulunmaması nedeniyle ödenmeyen çeki keşide eden kişiler bir suç işlemiş olurlar ve mahkumiyetleri halinde 6.000 YTL (Altı Bin Yeni Türk Lirası)'na kadar para cezasına veya altı yıla kadar hapis cez-asına veya her iki cezaya birden çarptırılabilirler.
Mahkeme ayrıca işlenen suçun niteliğine göre üç yıla kadar bankalarda çek hesabı açmasının ve çek keşide etmesinin yasaklanmasına karar verebilir. Yasaklama kararı bütün bankalara duyurulmak üzer-e Merkez Bankasına bildirilir.
Bu maddeye göre Mahkeme Sanığı çek keşide etmekten 3 yıl süre ile men edebilir. Bidayet Mahkemesi bu Sanığa 1 yıl çek keşide etmesini yasaklamıştır. Böyle bir cezanın "işlenen suçun niteliğine göre " verilebileceği ya-sada yer almaktadır.
Bidayet Mahkemesinin kararına bakıldığı zaman Sanığın işlediği suçun hangi niteliği nedeniyle 1 yıl men cezası takdir edildiğini anlamak mümkün değildir. Kararda bu ifade edilmiş değildir.
Mahkeme kararlarının gerekçeli o-lması gerektiği Fasıl 155 madde 113(1)'de ve birçok içtihat kararında vurgulanmıştır. Gerekçeden ne kastedildiği Ceza İstinaf 27/73'te şu şekilde izah edilmiştir.
"İstinafın duruşması esnasında istinaf edenin avukatı Ağır Ceza Mahkemesinin hükmünün -gerek mahkûmiyet ve gerekse ceza hususundaki kararının gerekçesiz olduğunu ileri sürmüştür. Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasının 30(2) maddesi gereğince mahkemelerin kararlarının gerekçeli olması şarttır. Fasıl 155, Ceza Usulü Kanununun 113(1) maddesi de mahk-eme kararlarının gerekçeli olmasını öngörmektedir. Acaba gerekçe denildiğinde ne kastolunur? Kanaatımızca gerekçe, mahkeme bir karar verirken veya bulgu yaparken karar veya bulgusunu nereye istinad ettiğini belirtmesi demektir. Bu istinad noktaları Mahk-emenin kararında yer aldığında o zaman mahkemenin kararları gerekçeli olmuş olur. Bu meselede istinaf eden Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda itham olduğu suçu işlediğini kabul etmiştir. İstinaf eden suçunu kabul ettikten sonra İddia Makamı suçun nasıl ve ner-ede, hangi zaman işlendiği hususunda Mahkemeye izahat vermiştir. Mahkeme de hükmünde anlatılanları ve istinaf edenin aleyhine getirilen davayı kabul ettiğini göz önünde tutarak istinaf edeni suçlu bulduğunu belirtmiştir. Mahkemenin bu kararı yani istinaf- edeni niçin suçlu bulduğu kararı kâfi derecede gerekçelidir. Bidayet Mahkemesi istinaf edene kesilecek olan cezayı tesbit ederken kararında işlenen suçun mahiyetini ve istinaf edenin avukatının söylediklerini nazarı itibara aldığını belirtmiştir. Bu da -açıkça gösteriyor ki mahkeme cezayı tesbit ederken, nazarı itibara alması gereken hususları nazarı itibara almıştır ve hangi hususları nazarı itibara aldığını da hükmünde belirtmiştir. Bunları Mahkeme hükmünde belirtmekle ceza hususundaki kararının gerekç-elerini de vermiş olur. Kanaatımızca ceza hususundaki karar da kâfi derecede gerekçelidir. Bu nedenle kararın gerekçesiz olduğu hususunda yapılan istinaf reddolunur."
Yine Ceza İstinaf 24/70'te Yüksek Mahkeme hangi koşullarda Bidayet Mahkemesi kar-arlarına müdahale edilmesi gerektiğini belirtmiştir.
Genellikle uygun hapislik cezasının tesbiti Bidayet Mahkemesinin takdirine bırakılmış bir husustur. Ancak Bidayet Mahkemesi uygun cezanın ne olacağını tesbit ederken yukarıda belirttiğimiz prensipler- dahilinde hareket etmesi gerekir. Yüksek Mahkeme, İstinaf Mahkemesi olarak, alt kademedeki mahkemenin verdiği cezayı genellikle tadil etmez ancak bazı prensipler dahilinde hareket ederek cezayı tadil edebilir. Bu prensipler genellikle şunlardır :
l.- İstinaf Mahkemesi davaya direkt olarak kendisi bakmış olsaydı, sanıklara Bidayet Mahkemesinin verdiği cezadan farklı bir ceza vermek temayülünde olsa dahi, yalnız bu sebepten Bidayet Mahkemesi'nin, kestiği cezaya müdahale etmez.
2. Bidayet Mahkeme-sinin ceza kesmek hususunda takdir hakkına İstinaf Mahkemesinin müdahale etmesi için Bidayet Mahkemesinin ceza keserken bazı yanlış prensiplere dayanarak hareket ettiğine veya bazı mühim faktörleri nazarı itibara almadığına İstinaf Mahkemesinin kanaat g-etirmesi ve ikna olunması gerekir.
3. Davanın bütün ahval ve şeraitini göz önünde tutarak kesilen cezanın aşikâr bir surette fahiş (manifestly excessive) veya çok az olduğu halde İstinaf Mahkemesi Bidayet Mahkemesinin kestiği cezayı değiştirebilir.
- (Bak Ceza İstinaf No. 7/69 ve R. v. Kenneth John Ball 35 Cr. App. R. 164 ve Regina v. Sofoclis Georghiou 22 C.L.R. 147).
Bidayet Mahkemesi bu davada 6 ay hapislik cezasını keserken hangi faktörleri nazarı itibara aldığını hükmünde söylememiş, a-ncak cezayı keserken meselenin bütün ahval ve şeraitini nazarı itibara aldığını söylemekle iktifa etmiştir. Bir Mahkeme herhangi bir sanığı hapse göndermek niyetinde ise hangi faktörleri nazarı itibara alarak sanığı hapse göndermeye karar verdiğini hükmünd-e sarahaten belirtmesi gerektiği kanaatindeyiz. Bidayet Mahkemesi yukarıda iktibas ettiğimiz prensipler dahilinde hareket etmiş olsaydı ve meselenin bütün ahval ve şeraitini, mühim faktörlerini, sanığın hiç sabıkası olmadağını, sanığın evli ve 5 çocuk baba-sı olduğunu, suçun işleniş tarzını ve müştekinin yaralarının durumunu nazarı itibara almış olsaydı 6 ay hapislik cezası kesmemesi icab ederdi kanaatindeyiz. Şayet Bidayet Mahkemesi yukarıda söylediğimiz bütün faktörleri nazarı itibara almış ise ve yine- buna rağmen 6 ay hapislik cezası kesmiş ise, kanaatimizce hiç şüphe yoktur ki kesilen ceza aşikâr bir surette fahiştir."
Bidayet Mahkemesi Sanığın 1 yıl süre ile çek hesabı açmak ve çek keşide etmekten men -edilmesine emir verirken kararının bu kısmı için hangi faktörleri nazarı itibare aldığını belirtmemiştir. Bidayet Mahkemesinin bu davada karar verirken huzurunda olmayan hususları değerlendirmesi mümkün değildir. Bidayet Mahkemesinin huzurunda Sanığın şahs-i durumu ile ilgili herhangi bir beyan olmamakla beraber, Bidayet Mahkemesinin bu men cezasını niçin takdir ettiğini ifade etmesi gerekirdi. Ceza İstinaf 24/70'te ifade edildiği şekilde meselenin tüm ahval ve şeraitini bir bütün olarak nazarı itibare aldı-ğını belirtmiş olması yeterli kabul edilemez. Bidayet Mahkemesi Sanığa para cezasına ilaveten çek keşide etmekten men cezası takdir edecekse bunu hangi nedenlerden dolayı yaptığını açıkça belirtmesi gerekirdi. Bidayet Mahkemesinin kararında bu nedenleri- belirtmeden Sanığa 1 yıl süre ile çek keşide etmekten men cezası vermesi hatalı olmuştur.
Bidayet Mahkemesinin Sanığa takdir ettiği 1 yıl çek hesabı açmaktan ve çek keşide etmekten men cezasının iptal edilmesi gerekir.
Sonuç olarak- istinaf kabul edilir. Sanığa takdir edilen 1 yıl çek hesabı açmak ve çek keşide etmekten men cezası iptal edilir.
Mustafa H. Özkök Narin F. Şefik Hüseyin Besimoğlu
Yargıç Yargıç Yargıç
8 Kasım 2010
-
8
-
Full & Egal Universal Law Academy