D.9/2008 Yargıtay/Ceza 56/2005
(Ağır Ceza Dava No:4/2005;G.Mağusa)
Yüksek Mahkeme Huzurunda.
Mahkeme Heyeti:Mustafa H. Özkök Gönül Erönen Seyit A. Bensen.
İstinaf Eden: İbrahim Ülgener Merkezi Cezaevi Lefkoşa
(Sanık)
ile
Aleyhine İstinaf Edilen: KKTC Başsavcılığı Lefkoşa
(Davayı İkame Eden)
Arasında.
İstinaf Eden namına: Avukat Gürsel Kadri ve Avukat Tarık Kadri
Aleyhine İstinaf Edilen namına: Kıdemli Savcı Gülser Akanyeti
ve Savcı Ergül Kızılokgil.
Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Narin F. Şefik Kıdemli Yargıç Çetin Veziroğlu ve Yargıç Ömer Güran’ın 4/2005 sayılı davada 5.8.2005 tarihinde verdiği karara karşı İstinaf Eden (Sanık) tarafından yapılan istinaftır.
Maktülün İskele-Ardahan yolunun 8-9. kilometrelerinde TEF 500 plakalı taksi aracı ile kaza yapmış görünümünde yol içerisinde yaralı olarak yerde yattığı görüldü – Olay polise bildirildi ve maktül hastahaneye kaldırıldı – Kaza tahkikatına başlandı ancak maktülün ölmesiyle emniyet tahkikatına başlandı – Sanığın eniştesi polisle anlaşarak Sanığı ve silahı polise teslim edeceğini polise bildirdi – Sanık ve eniştesi olay yerine gitti ve poliste onları takip etti – Olay yerinde silah ve mermiler bulundu ve Sanık Gazimağusa Karakoluna götürülerek gönüllü ifadesi alındı – Sanığın aleyhine taammüden adam öldürme adam vurma ve diğer davalar getirildi – Sanık suçları kabul etmedi ve duruşma yapıldı – Ağır Ceza Mahkemesi sunulan şahadet ve ibraz olunan emareleri inceleyerek taammüden adam öldürme suçundan müebbet adam öldürme suçundan 18 yıl hapis cezası verdi – Sanık Ağır Ceza Mahkemesinin taammüden adam öldürme suçundan kendisini mahkum etmekle hata ettiğini ve cezanın alenen fahiş olduğunu ileri sürerek kararı istinaf etti – Yargıtay Sanığın olayla ilgili anlattığı birçok hususun şahadet ile teyit edildiğini Sanığın söylediklerinin doğru olmadığını ve doğru olma ihtimali olmadığı gibi şüphede yaratmadığını belirterek Sanığın maktülü öldürdüğü bulgusuna varmakla Ağır Ceza Mahkemesinin hata etmediği sonucuna vardı – Yargıtay taammüt unsurunun ispatı için Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda yeterli şahadet veya çevre şahadetin mevcut olmadığını Sanığın fiili gerçekleştirmesi için ne zaman harekete geçtiği ve niyet ile fiili gerçekleştirmesi arasında ne kadar zaman geçtiği hususunda şahadet olmadığını belirterek taammüden adam öldürme suçundan verilen cezayı iptal etti – Yargıtay Ağır Ceza Mahkemesinin ceza takdir ederken tüm faktörleri dikkate aldığını belirterek Sanığa verilen 18 yıl hapislik cezasını onayladı.
Adam öldürme – Fasıl 154 Ceza Yasasının 205(1)(3) maddesi
Taammüden adam öldürme – Fasıl 154 Ceza Yasasının 203 ve 204. maddeleri.
Taammüt – Tasarlayarak planlayarak bir insan öldürme – Taammüdün bir olgu meselesi olup şahadet veya çevre şahadetle ispatlanması gereği – Sanığın suçu neden işlediği suçu işlemeye ne zaman karar verdiği öldürme fiilini gerçekleştirmek için ne zaman harekete geçtiği harekete geçtikten ne kadar zaman sonra fiili gerçekleştirdiği niyet ettiği zaman ile öldürme fiilini gerçekleştirdiği zaman arasında düşünüp niyetinden vazgeçecek kadar zaman geçtimi v.b. hususların şahadetle ispat edilmesi gereği – Sanığın niyeti ile fiili gerçekleştirmesi arasında ne kadar zaman geçtiği hususunda Mahkeme huzurunda yeterince şahadet veya çevre şahadet bulunmaması nedeniyle taammüden adam öldürme suçunun ispatlanamaması.
Şahadet – Sanığın olayla ilgili anlattığı hususların şahadetle teyit edilmesi.
Ceza takdiri – Sanığın 19 yaşında genç suçlu olduğu iddiası – Ağır Ceza Mahkemesinin Sanığa taammüden adam öldürme suçundan müebbet adam öldürme suçundan 18 yıl hapislik cezası vermesi – Yargıtayın taammüt unsurunun ispat edilmemesi nedeniyle taammüden adam öldürme suçundan verilen müebbet hapis cezasını iptal etmesi adam öldürme suçundan verilen 18 yıl hapislik cezasını onaylaması.
HÜKÜM
Mustafa H. Özkök: İstinaf Eden Sanık aleyhine Gazi Mağusa Ağır Ceza Mahkemesinde dosyalanmış olan 4/2005 sayılı davada aşağıdaki suçlarla itham edilmiştir:
“İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Birinci Dava
22/89 sayılı Yasa ile tadil edilen Fasıl 154 Ceza Yasası’nın 203 ve 204. maddelerine aykırı taammüden adam öldürme.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık 23.9.2004 tarihinde İskele-Ardahan anayolunun 8-9. kilomet-releri arasında Gazimağusa’da sakin Sıtkı Armutçu’nun kulla-nımındaki TEF.500 plakalı araç içerisinde yolcu olarak seyahat ettiği esnada kanuna aykırı bir fiil ile 175890 seri numaralı vzor marka 7.65 mm çapındaki tabanca ile başının arka kısmına yakın mesafeden bir el ateş etmek suretiyle Sıtkı Armutçu’yu taammüden öldürdü.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
İkinci Dava
Fasıl 154 Ceza Yasası’nın 205(1)(3). maddesine aykırı adam öldürme.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık birinci davada belirtilen ayni tarih ve yerde Gazimağusa’da sakin Sıtkı Armutçu’nun kullanımındaki TEF.500 plakalı araç içerisinde yolcu olarak seyahat ettiği esnada kanuna aykırı bir fiil ile tasarrufundaki 175890 seri numaralı vzor marka 7.65 mm çapındaki tabanca ile başının arka kısmına yakın mesafeden bir el ateş etmek suretiyle Sıtkı Armutçu’yu öldürdü.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Üçüncü Dava
15/92 2/96 ve 2/2000 sayılı Yasalarla tadiledilen Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasası’nın 2 4(1)(3)(A) 26 ve 27. maddelerine aykırı kanunsuz tabanca kullanmak.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık birinci davada belirtilen ayni tarih ve yerde kanuna aykırı olarak dava 1. suçun tafsilatında belirtilen tabancayı kullandı.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Dördüncü Dava
11/59 15/92 ve 2/96 sayılı Yasalarla tadil edilen Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasası’nın 24(1)(3)(A) 26 ve 27. maddelerine aykırı kanunsuz tabanca taşımak.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık birinci davada belirtilen ayni tarih ve yerde KKTC yetkili makamından özel izni olmaksızın dava 1. suçun tafsilatında belirtilen tabanca ile şarjörü taşıdı.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Beşinci Dava
15/96 ve 2/96 sayılı Yasalar ile tadil edilen Fasıl 57 Ateşli Silahlar Yasası’nın 2 4(1)(3)(B) 26 ve 27. maddelerine aykırı kanunsuz tabanca tasarrufu.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık birinci davada belirtilen ayni tarih ve yerde yetkili makamdan izni olmaksızın dava 1. suçun tafsilatında belirtilen tabanca ile şarjörü tasarrufunda bulundurdu.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Altıncı Dava
55/88 sayılı Yasa ile tadil edilen Fasıl 54 Patlayıcı Maddeler Yasası’nın 2 4(1)(a)(4)(d) maddelerine aykırı izinsiz patlayıcı madde taşımak.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık birinci davada belirtilen ayni tarih ve yerde KKTC Patlayıcı Maddeler Müfettişinden izni olmaksızın 8 adet 7.65 mm çapındaki mermileri taşıdı.
İTHAM OLUNDUĞU SUÇ
Yedinci Dava
55/88 sayılı Yasa ile tadil edilen Fasıl 54 Patlayıcı Maddeler Yasası’nın 2 4(1)(e)(4)(d) (5)(a) maddelerine aykırı izinsiz patlayıcı madde tasarrufu.
SUÇUN TAFSİLATI
Sanık 1. davada belirtilen ayni tarihte ve yerde KKTC Patlayıcı Maddeler Müfettişinden izni olmaksızın 8 adet 7.65 mm çapındaki mermileri tasarrufunda bulundurdu.”
Sanık itham olduğu suçları kabul etmemiş ve davanın duruşması yapılmıştır. Duruşma sırasında sunulan şahadet ile ibraz olunan emareleri inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi Sanığı aleyhine getirilen tüm davalardan suçlu bulup mahkûm etmiş sırası ile taammüden adam öldürme suçundan müebbet hapis adam öldürme suçundan 18 yıl hapislik ve diğer suçlara ise daha hafif hapislik cezaları vermiştir.
Sanığın mahkûmiyete ve verilen cezalara karşı 10.8.2005 tarihinde şahsen dosyalamış olduğu istinaf ithamların “hatalı ve baskı altında kabul ettirildiğini ve dolayısıyle haksız yere verilen bir cezaya istinaf ettiğini bildirir” şeklinde idi ve avukat tutma hakkını mahfuz tutmuştur. Bilâhare Sanığa Mahkeme vasıtasıyle tayin edilen avukat tarafından 5.10.2007 tarihinde ek istinaf sebeplerini içeren yeni bir istinaf dosyalanmıştır.
İstinafın duruşması yapılmıştır. İstinaf Eden Sanık Avukatı istinaf sebeplerini birleştirerek Mahkemeye hitap etmiştir. Yaptığı hitabında istinafını 3 başlık altında toplamıştır. Şöyle ki;
1. Ağır Ceza Mahkemesinin Sanığı mahkûm etmekle hata ettiği
2. Sanığı taammüden adam öldürme suçundan mahkûm etmekle hata ettiği
3. Sanığa verilen 1. ve 2. davadaki cezaların alenen fahiş olduğunu ileri sürerek aşağıdaki hususlara değinmiştir.
Sanığın bu suçu işlemediğini Sanığın maktülü öldürmesi için bir sebebi olmadığını Sanığın iddiasına göre suçu eniştesinin işlediğini ve suçu üstlenmesi için Sanığı ikna ettiğini Ağır Ceza Mahkemesinin Sanığı mahkûm ederken bu hususları yeterince değerlendirmediğini Sanığın taammüden adam öldürme suçu işlediği sonucuna vardıktan sonra kararında Sanığı adam öldürme suçu ile de mahkûm etmekle hata ettiğini bu durumda Ağır Ceza Mahkemesinin de tereddütte olduğunu çünkü hem taammüden hem de adam öldürme suçlarından Sanığı mahkûm ettiğini taammüden adam öldürme suçunu işlediği sonucuna varmakla da Ağır Ceza Mahkemesinin hata ettiğini keza gerek taammüden adam öldürme suçundan verilen müebbet hapis cezasının gerekse adam öldürme suçundan verilen 18 yıl hapislik cezasının Sanığın 19 yaşında olduğu genç bir suçlu olduğu ve ilk kez Mahkemeye geldiği dikkate alındığında alenen fahiş olduğunu ileri sürerek istinafın kabul edilmesini talep etmiştir.
Aleyhine İstinaf Edilen Başsavcılık adına bulunan Savcı ise yaptığı hitabında özetle Ağır Ceza Mahkemesinin Sanığı mahkûm etmekle hata etmediğini suç aleti tabancanın Sanığa ait olduğunun şahadetle ispat edildiğini suç aletini Sanığın polise teslim ettiğini yapılan balistik incelemede maktülün başından çıkan çekirdek ile maktülün arabasında bulunan boş kovanın Sanığa ait emare silahla atıldığının kanıtlandığını olay günü yani 23.9.2004 tarihinde Sanığın olay mahallinde görüldüğünü otostop yaparak Tanık 70 tarafından Doğu Akdeniz Üniversitesi çemberine kadar getirildiğini Tanık 70’in telefonu ile konuştuğunu ve bu konuşmayı Harun Abiç’le yaptığının telefon kayıtları ile de kanıtlandığını Sanığın gerek gönüllü ifadesinde gerekse kendine okunan ceza davalarında suçunu kabul ettiğini ayrıca poliste avukatları babası ve amcasının da hazır olduğu bir ortamda suçunu itiraf ettiğini ve tanıkların özellikle eniştesinin verdiği şahadette sarsılmadığını ve tüm şahadeti değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesinin Sanığın yeminsiz beyanında yaptığı iddiaların doğru olmadığı sonucuna vararak Sanığı aleyhine getirilen tüm davalardan mahkûm etmekle herhangi bir hata işlemediğini verilen cezaların ise suçun vahameti ile orantılı olduğu cihetle Yargıtay’ın müdahalesini gerektirecek derecede fahiş olmadığını ileri sürerek istinafın reddini talep etmiştir.
Meselenin olguları kısaca şöyledir;
23.9.2004 tarihinde saat 12.30 raddelerinde maktül Sıtkı Armutçu’nun TEF 500 plakalı Mercedes taksi aracı ile İskele-Ardahan yolunun 8-9. kilometrelerinde kaza yapmış görünümünde ve yol içinde yaralı bir şekilde yattığının görülmesi üzerine durum polise intikal ettirilmiştir. Polis tanığı 11 Müfettiş Gökay Karagil olay mahalline gitmiş Sıtkı Armutçu ambulâns vasıtası ile Lefkoşa Devlet Hastahanesine gönderilmiş ve kaza tahkikatına başlanmıştır. Akşam üzeri ise Hastahaneye gönderilen Sıtkı Armutçu’nun başından 1 adet mermi çıktığının öğrenilmesi üzerine tahkikatın yönü değişmiş ertesi gün yani 24.9.2004 tarihinde Sıtkı Armutçu’nun yapılan bütün tıbbi müdahalelere rağmen Hastahanede vefat ettiğinin öğrenilmesi üzerine cinayet tahkikatına başlanmıştır. 26.9.2004 tarihinde ise Sanığın Akdoğan’da eniştesi Tünay Korcan’a Kıbrıs Gazetesinde yayımlanan maktülün resmini göstererek Sıtkı Armutçu’yu kendisinin öldürdüğünü itiraf etmesi üzerine Tünay Korcan önce Lefkoşa’da Yenişehir Karakoluna bilâhare Gazi Mağusa Polis Karakoluna giderek durumu bildirmiş ve Gazi Mağusa Karakolunda ifade vermiştir. Ancak Sanığı silahı sakladığı yerden çıkarıp kendine vereceği yönünde ikna edeceğini belirtip polisin harekete geçmemesini istemiş ve polis ile yapmış olduğu anlaşma sonucunda 27.9.2004 tarihinde Sanığı silahı sakladığı yerden çıkarıp kendisine teslim etmeye ikna edince durumu polise bildirmiştir. Aynı gün yani 27.9.2004 tarihinde 11.30 – 12.00 raddelerinde Sanığı Doğu Akdeniz Üniversitesi çemberinde arabasına alıp olay yerine hareket etmiş ve polis de kendilerini takip etmiştir. Olay yerine gittiklerinde Sanığın bir ağacın altında tor havluya sarılmış olarak bir taşın altında sakladığı silahı çıkarıp eniştesine teslim ettiği eniştesinin silahı kontrol edip içerisinde 7 adet mermi olduğunu tespit ettiği ve silah ile mermileri arabanın bagajına koyduğu bilâhare polisin yanlarına gelip ağacı yoklayıp bagajdaki silahla mermileri emare olarak alıp Sanıkla birlikte Gazi Mağusa Karakoluna gittikleri Tanık 11’in Sanığa emare silahı gösterip kanuni ihtar yaptığı ve Sanığın “bakın size ne oldu anlatayım” dediği ikinci defa ihtarda bulunulduğunda Sanığın “madem tabancayı buldunuz konuşacağım” diyerek saat 11.30 – 18.30 arası gönüllü bir ifade verdiği Tanık Gökay Karagil’in şahadeti ile teyit edilmektedir. Sanık ifadesinde olayı anlatmakta bilâhare ikinci bir gönüllü ifade vererek suç aleti silahı nasıl ve kimden temin ettiğini izah etmektedir. Sıtkı Armutçu’ya yapılan otopside başından bir mermi çekirdeği çıkarılmış ve olay günü yani 23.9.2004 tarihinde TEF 500 plakalı aracının içinde 1 adet boş kovan bulunup emare olarak alınmıştır. Gerek kovanda gerekse Sıtkı Armutçu’nun başından çıkarılan çekirdekte yapılan balistik muayenede kurşunun suç aleti silahtan atıldığı saptanmıştır. Sanığın olay günü Karpaz yolunda otostop yapıp Doğu Akdeniz Üniversitesi çemberine Tanık 70 Davut Karaoğlan tarafından getirildiği bu Tanığın şahadeti ile keza Sanığın Tanığın telefonundan Harun Abiç’le konuştuğu da telefon kayıtları ile teyit edilmiştir.
Sanığın verdiği gönüllü ifade teyit edilmeye çalışılmış ve birçok husus teyit edilmiştir. Ancak Sanığın anlattığı yani 3 yıl önce Lefkoşa’da Terminal önünde okul çıkışı kız arkadaşı ile yürüdüğü bir sırada yanından geçen bir taksinin kendisine çarptığı taksicinin durup kendine hakaret ettiği ve tutup araba üzerine yatırıp ensesine bir tokat attığı ifadesinde ise aynı olayı bir aracın yanına yaklaşıp ayağına çarptığı sürücünün kendisine bir tokat attığı ve tanımadığı bir kadının olayı görüp güldüğü şeklinde anlatmış olduğu olayın teyit edilmediği aksine Sanığın 1999 – 2000 ders yılında tasdikname aldığı ve bu nedenle Akdoğan’daki okula devam ettiği dolayısıyle 3 yıl önce yani takriben 2001 yılında Akdoğan’da okuduğu 3 yıl önce 17 yaşında olan maktülün ise 20.5.2002 - 19.2.2003 tarihleri arasında askerlik yaptığı askere gitmeden önce sadece geceleri takside babasına yardım ettiği askerden çıktıktan sonra ise tüm zamanlarını taksicilik yaparak geçirdiği hususları şahadetle teyit edilmiştir. Maktülün belirtilen tarihlerde askerlik yaptığı Asal Şube görevlisi tanık tarafından da teyit edilmiştir.
Sanığın olayla ilgili ifadesinde anlattığı birçok husus ise şahadet ile teyit edilmektedir. Şöyle ki Sanık ilk ifadesinde silahı Lefkoşa’da tanımadığı birinden aldığını ileri sürmüş ise de ikinci ifadesinde Korkuteli’li Harun Abiç’den 1250000 TL’ye satın aldığını ve ilk taksidi öderken Harun Abiç’e 500000 TL ve 1 adet kolye verdiğini söylemiştir. Harun Abiç de şahadetinde bu hususları yani silahı Sanığa Korkuteli’nde 1250000 TL’ye sattığını ve ilk taksit olarak 500000 TL ve 1 adet kolye aldığını teyit etmiştir. Bu durumda emare suç aletinin Sanığa ait olduğu ispatlanmıştır. Yine Sanığın olay günü yani 23.9.2004 tarihinde Harun Abiç’i telefonla arayıp “Ardahan’dayım adam vurdum” şeklinde itirafta bulunduğu ve yine aynı gün Tanık 70’in telefonu ile de Harun Abiç’i aradığı keza kendi telefonundan geceleyin de Harun Abiç’le konuştuğu gerek Harun Abiç’in şahadeti gerekse telefon kayıtları ile teyit edilmiştir. Emare silah Mahkeme huzurunda Harun Abiç’e gösterilmiş ve Sanığa sattığı silahın emare silah olduğu şahadet ile de teyit edilmiştir. Keza Harun Abiç satış bedelini Şubat 2004 ile Mart 2004 tarihleri arasında Sanıktan tahsil ettiğini ifade etmiştir. Sanığın 23.9.2004 tarihinde olay mahallinden otostop yaparak Doğu Akdeniz Üniversitesi çemberine geldiği Tanık 70’in şahadeti ile ve yine Tanık 70’in telefonu ile konuştuğu gerek Tanık 70’in şahadeti gerekse telefon kayıtları ile teyit edilmiştir. Yine maktülün başından çıkan mermi çekirdeği ile maktülün arabasında bulunan boş kovanın Sanığa ait emare silahtan çıktığı balistik raporu ile de teyit edilmiştir. Keza Sanığın 28.9.2004 tarihinde remanda çıkılacağı sırada Adli Şube Amiri Refik Öztümen ile Kubilay Çavuşoğlu’nun huzurunda Avukatı Menteş Aziz Süleyman Özsoylular ve esmer bir bayan avukat ile Sanığın babası ve amcasının da hazır olduğu bir ortamda amcasının Sanığa hitaben “o olay nedir?” sorması üzerine Sanığın cevaben “bu suçu ben işledim başka suçlu aramayın” dediği ve devamla “ben içeride tutuklu olduğum süre içinde gazetelerde haber çıkarsa bana da bildirin haberim olsun” dediği Avukat Menteş Aziz’in ise “keşke bunları ben duymasaydım bana yapacak birşey bırakmadın” dediği Refik Öztümen ve Kubilay Çavuşoğlu’nun şahadeti ile teyit edilmiştir. Sanık Avukatı Menteş Aziz ise remandın 28.9.2004’te değil 29.4.2004 tarihinde yapıldığını ileri sürmüş ise de polis tutanaklarında tutukluların giriş-çıkışını gösteren defterin ve Mahkeme tutanaklarındaki zabıtların ibrazında remandın 28.9.2004 tarihinde gerçekleştiği ve Sanığın 28.9.2004 tarihinde saat 12.18’de Avukat Menteş Aziz ile görüşmek üzere hücreden çıkarıldığı ispat edilmiştir. Bu hususların aksini ispat için gerek Sanık Avukatları gerekse amca ve babası gelip şahadet vermemişlerdir. Sanığı muayene eden Tanık 55 Doktor Tijen Sökmez de Psikoloji Uzmanı olduğunu belirterek yaptığı muayenede Sanığın cezai mesuliyeti olduğuna dair şahadet vermiş muayenesi esnasında Doktor İnci Taşyürek ve Doktor Abidin Akbirdim ile Psikolog Doktor Ece’nin de hazır olduğunu ve birlikte muayene ettiklerini bu kişilerin huzurunda da Sanığın olayı anlattığını ve gerekirse tekrar yapabileceğini söylediği şahadet ile teyit edilmiştir.
Sanık yeminsiz beyanında 23.9.2004 tarihinin kendisi için normal bir gün olduğunu gününü Doğu Akdeniz Üniversitesi’nde geçirdiğini Ardahan’a hiç gitmediğini emare silahı eniştesine temin ettiğini silahın kendisine ait olmadığını eniştesine ait olduğunu suçu eniştesi Tünay Korcan’ın işlediğini ve Tünay Korcan’ın kendisini ikna ettiği için suçu üstlendiğini söylemiştir.
Sanığın söylediklerini değerlendiren Ağır Ceza Mahkemesi İddia Makamının sunduğu şahadet ve emareler ışığında söylediklerinin doğru olmadığı ve doğru olma ihtimali olmadığı gibi herhangi bir şüphe yaratmadığı sonucuna varmıştır.
İddia Makamının sunduğu tüm şahadet ve ibraz olunan emareleri titiz bir şekilde inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi Sanığın kanunsuz bir fiil sonucu yani emare silah ile maktül Sıtkı Armutçu’nun başına bir el ateş etmek suretiyle ölümüne neden olduğu sonucuna varmış ve Sanığı taammüden adam öldürme ve adam öldürme fiilinden suçlu bularak mahkûm etmiş; taammüden adam öldürme suçundan müebbet hapis; adam öldürme suçundan ise 18 yıl hapislik cezası vermiştir.
Sanığın kanunsuz bir fiil sonucu yani tabanca ile Sıtkı Armutçu’nun başına bir el ateş etmek suretiyle ölümüne neden olduğu İddia Makamınca makul şüpheden ari olarak ispatlanmış bulunmaktadır. Bu nedenle Sanığın Sıtkı Armutçu’yu öldürmekten suçlu bulunarak mahkûm edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda incelenmesi gereken husus Sanığın bu suçu taammüden işleyip işlemediğidir. Taammüt “tasarlayıp planlayarak bir insan öldürme” olarak tarif edilmektedir. Taamüdün kanıtlanması için ise öldürme fiili anı ile öldürme niyeti arasında üzerinde düşünüp vazgeçecek kadar vakit geçmesi ve buna rağmen Sanığın vazgeçmeyip planını tatbik etmesidir. Taammüt bir olgu meselesidir ve şahadet ve/veya çevre şahadet ile kanıtlanması gerekir. Bu prensip ışığında meselemizde taammüt unsuru makul şüpheden ari olarak İddia Makamı tarafından ispatlandı mı? Bu soruya cevap ararken Sanığın bu suçu neden işlediği suçu işlemeye ne zaman karar verdiği öldürme fiilini gerçekleştirmek için ne zaman harekete geçtiği harekete geçtikten ne kadar zaman sonra fiili gerçekleştirdiği niyet ettiği zaman ile öldürme fiilini gerçekleştirdiği zaman arasında düşünüp niyetinden vazgeçecek kadar zaman geçti mi? Bu hususlarla ilgili Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda yeterli şahadet ve/veya çevre şahadet mevcut değildir. Ağır Ceza Mahkemesi kararında öldürme fiilinin 23.9.2004 tarihinde saat 11.45 – 12.30 arasında gerçekleştiğini suçun işlendiği sürenin 16. ile 46. dakika arasında bir zaman dilimi olduğu ve bu zaman dilimi içerisinde Sanığın niyetinden vazgeçecek kadar bir süre olduğu halde niyetinden vazgeçmeyerek suçu işlemesi nedeniyle taammüt unsurunun gerçekleştiği sonucuna varmıştır. Halbuki sunulan şahadetin tümü incelendiği zaman Sanığın suçu işlemeye ne zaman niyet ettiği ve bu fiili gerçekleştirmek için ne zaman harekete geçtiği ve niyet ile fiili gerçekleştirmesi arasında ne kadar zaman geçtiği hususunda Mahkeme huzurunda yeterince şahadet ve/veya çevre şahadet olmadığı kanaatindeyiz. Şöyle ki Sanığın silahında 8 adet mermi olduğu maktüle sadece bir el ateş ettiği maktülü yaralı bir şekilde arabadan çıkardığı aracı hareket ettirip kaza süsü vermeye çalıştığı maktülün aldığı yara nedeniyle tıbbi müdahale yapılmasına rağmen ertesi gün yani 24.9.2004 tarihinde vefat ettiği olay mahalline gelen polis müfettişinin önce kaza tahkikatına başladığı bilahare maktülün başında silahtan çıkan mermi çekirdeği tespit edilmesi üzerine tahkikatın yönünün değiştiği ve 24.9.2004 tarihinde Sıtkı Armutçu’nun vefat etmesi nedeniyle cinayet tahkikatına başlandığı dikkate alındığı zaman taammüt unsurunun makul şüpheden ari olarak İddia Makamı tarafından ispatlanmadığı kanaatindeyiz ve bu hususta bulgu yaparız. Varılan bu bulgu ışığında Ağır Ceza Mahkemesinin Sanığı taammüden adam öldürme ile itham edildiği 1. suçtan mahkûm etmekle hata ettiği ve 1. davadaki mahkûmiyet ile cezanın iptal edilmesi gerektiği kanaatindeyiz.
Sanığın aleyhine getirilen 2. davada kanunsuz bir fiil sonucu Sıtkı Armutçu’yu öldürme suçunu işlediği yukarıda yapmış olduğumuz bulgu ışığında ispatlanmıştır. Sanığı 2. davadan adam öldürme suçu ile mahkûm etmekle Ağır Ceza Mahkemesinin hata etmediği kanaatindeyiz. Bu nedenle 2. davada verilen mahkûmiyetin onaylanması gerekir.
Mahkûm olduğu 2. davadan Sanığa ne tür bir ceza verilmesi gerektiği diğer bir deyişle Ağır Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu 18 yıl hapislik cezasının alenen fahiş olup olmadığı incelendiği zaman ise ceza takdir etme yetkisi İlk Mahkemeye yani meselemizde Ağır Ceza Mahkemesine aittir. Yargıtay olarak Ağır Ceza Mahkemesinin ceza takdir ederken dikkate alması gereken faktörleri dikkate alıp almadığı ve takdir edilen cezanın müdahalemizi gerektirecek derecede fahiş olup olmadığı incelenmektedir. Ağır Ceza Mahkemesi ceza takdir ederken tüm faktörleri dikkate almış ise cezaya genellikle müdahale edilmez. Bu prensip ışığında İstinaf Eden Sanığa 2. davadan takdir edilen ceza incelendiği zaman Ağır Ceza Mahkemesinin cezayı takdir ederken dikkate alması gereken tüm faktörleri dikkate alarak ceza takdir ettiği anlaşılmaktadır. Cezanın alenen fahiş olduğu hususunda İstinaf Eden Sanık Avukatı Mahkememizi ikna etmiş değildir. Bu nedenle Ağır Ceza Mahkemesinin 2. dava için takdir etmiş olduğu cezanın onaylanması gerektiği kanaatindeyiz.
Netice itibarıyle yukarıda varılan bulgular ışığında istinaf kısmen kabul edilir; Birinci davadan verilen mahkûmiyet ve müebbet hapis cezası iptal edilir. İkinci davadan verilen mahkûmiyet ve ceza onaylanır. Cezanın mahkûmiyet tarihinden başlayıp diğer küçük davalara verilen hapislik cezalarıyla birlikte çekilmesine emir verilir.
Mustafa H. Özkök Gönül Erönen Seyit A. Bensen
Yargıç Yargıç Yargıç
12 Kasım 2008
Full & Egal Universal Law Academy